WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

İSTANBUL 17. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO :2023/69 Esas
KARAR NO :2024/269

DAVA :Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :04/11/2022
KARAR TARİHİ :11/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin dünyanın birçok ülkesine ticari malların nakliyesini yaptığını, müvekkilinin büyük bir ticari hacme sahip olduğunu, özellikle denizaşırı teslimatlarda aracı firmalarla çalıştığını, davacı şirketin de müvekkili Şirketin özellikle Mısır ülkesine yaptığı teslimatlarda rol aldığını, müvekkili şirketin kendisine ait veya müvekkilinin nakliyesini üstlendiği şirketlere dair malların taşıma ve nakliye işlerini "anahtar teslimi" şeklinde tabir edilebilecek bir şekilde davacı şirkete bıraktığını ve ücretini ödediğini, ancak davacı şirketin taşıma ve nakliye işlerini düzgün bir şekilde yürütemediğini ve edimini yerine getiremediğini, davalı şirketin yurt dışına yapacağı teslimatlarda nakliye ve taşıma işlemlerini "anahtar teslim" şeklinde adlandırılabilecek şekilde taahhüt altına girdiğini ancak bu taahhüdünü yerine getiremediğini, müvekkili şirketin, transferini talep ettiği malları davalı şirkete teslim ettiğini, davalı Şirketin söz konusu malları Türkiye'de teslim alıp hedef ülkedeki müşteri firmaya teslimi konusunda bir edim borcu altına girdiğini ancak süreçleri doğru yönetemediğini ve yükümlülüğü altında olan işleri kotaramadığını, müvekkili şirketin mallarının transferi ile ilgili tüm sorumluluğun davalı Şirkete ait olduğunu, ancak davalı Şirketin kusurlu hareketleri nedeniyle teslimatların zamanında ulaşamadığını ve müvekkilinin büyük oranda ticari itibar kaybı yaşadığını ve müşteri portföyünü kaybettiğini, müvekkili şirketin güven esasına dayalı bir sistem ile müşterilerine hizmet verdiğini, davacı tarafın yanlış konşimento hazırlaması, işini özenle yapan taşıma firmalarıyla çalışmaması, nakliye işlerini zamanında tamamlayamaması, ihmalkar ve özensiz davranması ve müvekkili şirkete taahhüt ettiği tarihte teslimatları gerçekleştirememesi nedeniyle müvekkilinin müşteri kaybına uğradığını, örneğin "...","..." ve "...LİMİTED ŞİRKETİ" gibi şirketlerin artık müvekkili şirket ile çalışmadığını, müvekkili şirketin ticari defterleri incelendiğinde söz konusu şirketler ile büyük çaplı ticari işler yapıldığının ortaya konacağını, müvekkili şirketin davalı şirketin ayıplı ifası nedeniyle depolama, ekipman işletim, konteyner cezası, arziye ve demuraj bedellerini ödemek zorunda kaldığını, müvekkili şirketin ayrıca söz konusu malların gümrükte beklediği süre boyunca yukarıda ticari unvanları yazan şirketler adına yaklaşık 90.000 USD tutarında "demuraj ve arziye bedeli" ödemek zorunda kaldığını,davalı tarafın hatalı eylemleri nedeniyle müvekkilinin sadece ticari hacim ve kar payı kaybı yaşamayıp bu şekilde ayrıca maddi zarara da uğradığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile, belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Zaman aşımı ve hak düşürücü süresinin geçtiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ancak dilekçenin son paragrafında 90.000 USD zarardan bahsedildiğini, hukuki yarar yokluğundan dolayı davanın reddinin gerektiğini, ileri sürülen iddiaların tümünün haksız kazanç elde etmeye yönelik, mesnetsiz ve soyut ifadeler olduğunu, forwarder olarak hizmet verdiklerini, taşıma işini fiili taşıyanların yürüttüğü, davacı tarafı zarar uğratmalarının fiilen söz konusu olamayacağını, bahsedilen olayların davacı tarafın veya müşterisinin kusurundan kaynaklı hatalar ve gecikmeler sonucu oluşan olaylar olduğuNU, varsa kusurlarının somut deliller ile ispatının gerektiğini belirterek davanın reddini talep edilmiştir.
Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/11/2022 tarih, ... Esas, ... karar sayılı görevsizlik kararı ile davacı vekilinin talebi üzerine dosya mahkememize gönderilmiş ve yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.
16/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Tarafların davada aktif ve pasif husumet ehliyeti bulunduğu, davacının talebe hak kazandığını iddia ettiği alacakları, BK.md.146'daki 10 yıllık genel alacak zamanaşımı süresine tabi olduğundan, davacının dava hakkı, davanın açıldığı tarihte iddia ettiği alacaklarının henüz zamanaşımına uğramadığı, davacının davalıdan borca aykırılık nedeniyle uğradığını iddia ettiği zarar kalemlerini ispat etmekle yükümlü olduğu, dosyadaki mevcut belge ve bilgiler kapsamında, iddi edilen gümrük gecikmelerinin ve buna bağlı olarak oluştuğu iddia edilen ardiye, ceza ve demurajın kimin kusurundan kaynaklandığının tespit edilemediği belirtilmiştir.
Dava; Taraflar arasında yapıldığı ileri sürülen navlun sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili müvekkili şirketin kendisine ait veya müvekkilinin nakliyesini üstlendiği şirketlere ait malların taşıma ve nakliye işlerini davalının üstlendiğini, ancak davacı şirketin taşıma ve nakliye işlerini düzgün bir şekilde yürütemediğini ve edimini yerine getiremediğini, süreçleri doğru yönetemediğini, kusurlu hareketleri nedeniyle teslimatların zamanında ulaşamadığını ve müvekkilinin büyük oranda ticari itibar kaybı yaşadığını ve müşteri portföyünü kaybettiğini, nakliye işlerini zamanında tamamlayamaması, ihmalkar ve özensiz davranması ve müvekkili şirkete taahhüt ettiği tarihte teslimatları gerçekleştirememesi nedeniyle müvekkilinin müşteri kaybına uğradığını, ayrıca 90.000,00 USD tatarında demuraj ve ardiye ücreti ödendiğini ileri sürerek meydana gelen zararın zararın tazminini talep etmiştir.
Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda dosyaya dökme halde bir çok ceza, ardiye (depolama), demuraj konulu faturalar sunulduğu, zararın tespit edilebilmesi, bu faturaların hangi taşımalara ait olduğu konusunun davacı vekili tarafından; her bir taşımaya ait konşimento, demuraj tarifesi ve konşimento ekinde her bir konşimentoya ait zararın meydana geldiği iddia edilen faturanın/faturaların dosyaya açıklamalı olarak sunulması ile mümkün olabileceği, iddia olunan gümrük gecikmelerinin ve buna bağlı olarak oluştuğu iddia edilen ardiye, ceza ve demurajın kimin kusurundan kaynaklandığının da dosya kapsamından tespit edilemediği, emtianın gönderilene ulaşıp ulaşmadığı, kesilen bu faturaların davacı tarafından ödenip ödenmediğinin anlaşılamadığı, davacının davalıdan borca aykırılık nedeniyle uğradığını iddia ettiği zarar kalemlerini ispat etmekle yükümlü olduğu, dosyadaki mevcut belge ve bilgiler kapsamında, iddi edilen gümrük gecikmelerinin ve buna bağlı olarak oluştuğu iddia edilen ardiye, ceza ve demurajın kimin kusurundan kaynaklandığının tespit edilemediği belirtilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde davaya konu edilen taşımaları açıklamadığından 09/03/2023 tarihli tensip tutanağı ile davacı vekilene " dava konusu taşımayı açıklamak, her bir taşımaya konu kalemlerini bildirerek zararın ne şekilde oluştuğu hususunda beyanda bulunmak, dava konusu taşımaya ilişkin konişmento, mal faturası, navlun faturası, masraflara ilişkin faturalar ile ödeme dekontlarını sunmak üzere" süre verildiği, davacı vekili 04/04/2023 tarihli beyan dilekçesi ile müşterileri olan, ...Limited Şirketi firmalarına ait yüklerin gecikmeli olarak teslim edildiğini, bu taşımalara ilişkin depolama, ekipman işletim, konteyner cezası, arziye ve demuraj bedellerini gösteren belgeler, davacı ile davalı şirket arasındaki mail yazışmaları, gümrük beyannameleri, davalı şirket tarafından düzenlenen faturalar ile dava dışı şirketler ... Tekstil'e ait ihracat evrakları sunduğunu belirtmiştir. Davacı vekilinin 30/05/2023 tarihli beyan dilekçesinde ise taşımalara açıklamalara ilişkin dosya no, sevkiyat yeri, gemi adı , referans no ve konteyner bilgileri sıralanmış, konişmento bilgilerine yer verilmemiştir. Dilekçe ekinde sunulan navlun faturalarında ise referans numaraları ve konteyner numaraları kayıtlı olup konişmento bilgileri bulunmamaktadır. Buna göre uyuşmazlığın hangi taşıma ya da taşımalardan kaynaklandığı anlaşılamamaktadır.
HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, HMK'nun somutlaştırma yükü ve delilerin gösterilmesi başlıklı 194. Maddesinde ise, "(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. (2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur." düzenlemeleri mevcuttur. Davacı vekili tarafından dava konusu edilen taşımalara ilişkin olarak bir kısım belgeler sunmuş olmakla birlikte; dava konusu taşımanın hangi taşıma olduğu, bu taşımaların ve taşıma koşullarının hangi konişmento veya navlun sözleşmeleri ile ispat edileceği, taşımaların tesliminde gecikme ileri sürülmekle, her taşıma bakımından gecikmenin ne şekilde meydana geldiği, anlaşmaya göre teslimi gereken tarihlerin, gecikme nedeniyle meydana gelen zararların HMK nun 194. Maddesi uyarınca somutlaştırılmadığı, sunulan delillerin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğinin belirtilmediği anlaşılmaktadır.
HMK'nun 119.maddesinde, dava dilekçesinin içeriği başlığı ile dava dilekçesinde hangi hususların bulunacağına yer verilmiştir. HMK. 119/1-e bendinde davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri, aynı maddenin (f) bendinde ise iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği bu hususlar arasında sayılmıştır. HMK 119/2 maddesinde; Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır” düzenlemesine yer verilmiştir. Madde metninde de görüldüğü gibi davacı ve davalının ad, soyad veya unvanları, davacının T.C. kimlik numarası, varsa yasal temsilcinin veya vekilin adı, talep sonucu ve davacı veya vekilinin imzası dava dilekçesinde bulunmuyorsa hâkimin davacıya vereceği kesin süre içinde tamamlamasının isteneceği, tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar vereceği düzenlenmiştir. Ancak mahkemenin adı, davanın konusu veya değeri, vakıaların özetleri ve bunların ne şekilde ispatlanacağı hususları ile dayanılan hukuki sebepler dava dilekçesinde belirtilmemiş ise davacıya kesin süre verileceğine ve bunların tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına dair bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Böyle bir durumda Hâkim yargılamayı yapmak ve eğer tamamlanmamışsa dilekçe kapsamı ve yargılamada varacağı sonuca göre bir karar vermekle yükümlüdür (Pekcanıtez/Atalay/Özekes: Medenî Usûl Hukuku, 14. b., Ankara 2013, s.511-512). Vakıaları ve delilleri göstermeyen bir dava dilekçesi ile ispat yükü gereğinin yerine getirilmesi güçleşecek ya da mümkün olmayacaktır. Dava dilekçesinde bulunmadığı kabul edilen unsurların, yani vakıaların ve delillerin eksikliği yargılamanın uygun aşamalarında tamamlanmamaları halinde talebe ve ispata yönelik sonuçlar doğuracak maddi hukuk kapsamındaki hususlardır. (Yargıtay HGK’nun 20/01/2016 Tarih 2014/23-350 Esas 2016/24 Karar sayılı ilamı). Eldeki davada dava dilekçesinde iddianın dayanağı olan bütün vakaların sıra numarası adı altında açık özetleri, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin gösterilmediği, bu haliyle dava dilekçesinin yasada sayılan unsurları taşımadığı, sunulan beyan dilekçeleri ile de eksikliğin tamamlanmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda da zararın tespit edilebilmesinin, sunulan faturaların hangi taşımalara ait olduğu konusunun davacı vekili tarafından; her bir taşımaya ait konşimento, demuraj tarifesi ve her bir konşimentoya ait zararın meydana geldiği iddia edilen faturaların dosyaya açıklamalı olarak sunulması ile mümkün olabileceği belirtilmiş olup açıklanan nedenlerle; navlun sözleşmelerinin gereği gibi yerine getirilmediği ve davalının kusurlu davranışı nedeniyle davacının zarara uğradığı ispatlanamadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalı vekili için takdir edilen 100,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/06/2024

Katip .
¸e-imzalıdır

Hakim .
¸e-imzalıdır