T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO : 2022/217 Esas
KARAR NO : 2024/32
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 18/05/2022
İSTANBUL... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN...TARİH VE...ESAS-2023/318 KARAR SAYILI BİRLEŞME KARARINA KONU DOSYASI
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 10/08/2023
KARAR TARİHİ : 31/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Teks. San ve Tic. A.Ş'nin, Çin'de mukim... Ltd şirketine ürettirmiş olduğu polyester iplikleri dava dışı...şirketine satışı ve satış bedelinin akreditif aracılığıyla ödenmesi konusunda anlaştığını, satış bedelinin... A.Ş'nin amir banka olduğu... numaralı 540.000.- Usd 'lik akreditif; ... A.Ş'nin amir banka olduğu ... numaralı akreditif...taşıma 570.720.-Usd'lik akreditif; ... Bankası A.Ş'nin amir banka olduğu... numaralı 523.440.- Usd 'lik akreditif aracılığıyla ödenmesi hususunda anlaşıldığını, akreditif anlaşmasına göre emtialar alıcıya ulaştığında konişmentolar bankaya ibraz edilecek ve emtia bedelleri satıcı tarafından tahsil edileceğini, ... A.Ş yetkililerinin, müvekkili şirkete 20.02.2019 tarihinde ulaşarak uzak doğudan Türkiye’ye denizyolu ile taşınacak yüklerle ilgili navlun teklifi yapmalarını talep ettiğini, 21.02.2019 tarihinde müvekkili şirketin pazarlama bölümündeki çalışanlar... ve..., ... A.Ş.’nin ..., ...ç ve ... ile görüşüp ... A.Ş.’ye navlun teklifi verilmesi konusunda anlaştıklarını, 25.02.2019 tarihinde müvekkili şirket tarafından navlun teklifi verildiğini ve ... A.Ş tarafından bu teklif ...yapılması şartıyla kabul edildiğini, ilk taşıma işi ... A.Ş tarafından müvekkili şirkete Mart 2019 tarihinde verildiğini, davalı ... Teks. San ve Tic. A.Ş müvekkili şirkete ithalatı yapılacak bu 33 konteynerin Çin’den Bursa’ya denizyolu ile taşınması konusunda ...şartıyla görevi verdiğini, alıcı Bursa’da mukim dava dışı ... Tekstil San ve Tic. A.Ş olduğunu, davalı ... A.Ş.’nin talimatı ile konişmento ve navlun faturaları müvekkili şirket tarafından İsviçre’de mukim şirket İnter .... adına düzenlendiğini, bu nedenle dava ...... adına izafeten ... A.Ş'ye açıldığını, ancak taşıma anlaşması aslen ... A.Ş ile kurulduğunu, 27.03.2019 tarihinde ve devam eden e-postalarda ... A.Ş yetkilisi ... ve... konişmentoların nasıl düzenlenmesi gerektiği konusunda müvekkili şirket çalışanı...’ye, konişmentoda gönderici olarak ...’nın, alıcı olarak...Bankası A.Ş.’nin notify party olarak...olarak belirtilmesi konusunda kesin talimat verdiğini, taşıma sürecinin tamamı ... A.Ş yetkilileri ..., ... ve... tarafından yönetildiğini, tüm konşimentolar ... A.Ş yetkililerine teslim edildiğini, sözleşme kapsamında yapılan ilk taşımalar sorunsuz tamamlandığını ve ... A.Ş yetkilileri ... ve... müvekkili şirket personelinin güvenini kazandığını, ancak davalılar bu güveni kötüye kullanarak ...konşimentoları, müvekkili şirket personelini kandırarak aldıklarını, toplamda 9 adet konşimentoyu moto kurye yollayarak müvekkili şirketten aldırdığını, fatura, sahte çeki listeleri düzenlediğini ve akredifleri 3.bir bankaya kırdırarak toplamda 936.000,-USD parayı tahsil ettiğini, ancak malları teslim etmediklerini, davalıların yaptıkları tüm bu işlemler aslında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmakta olup, bu nedenle Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, malın alıcısı ..., malları almadığını ve davalıların malı göndermemelerine rağmen mal bedelini kırdırılan akreditifler nedeniyle ödemek zorunda kaldığını söyleyerek müvekkili şirkete ihtarname gönderdiğini ve mal bedelini talep ettiklerini, bu aşamada davalılar müvekkili şirketçe arandığında gönderici ile alıcı arasında ticari anlaşmazlık olduğunu beyan ederek müvekkili şirketi oyaladıklarını, müvekkili şirketin ticari itibarını korumak ve şirketinin ihtiyati haciz - ihtiyati tedbirli davalarla muhatap olmaması ve ayakta kalabilmesi için alıcı...şirketi ile bir protokol yapmak zorunda kaldığını, bu protokol kapsamında müvekkili şirket malların alıcısı olan dava dışı...şirketi ile toplam çekilen akreditif bedelinin 969.058,44.-USD olduğu ve bu bedelin müvekkili şirket tarafından protokolde gösterilen tarihlerde taksitle ödenmesi hususunda anlaştıklarını, protokol kapsamında müvekkili şirket dava dışı ...Karesinin zararını taksitle ödemeye başladığını ve bu zarara sebep olan 3.kişilere karşı dava hakkını temlik aldığını, sözleşme kapsamında bu güne kadar toplam 503.900,00-USD müvekkili şirketçe ödendiğini, ödenen kısım için ibraname ve temlikname alınmış olup, kalan taksitler ise halen ödendiğini, ... A.Ş.’nin ticari ilişkilerde ödeme ve ticari sorumluluktan kurtulmak amacıyla ... ...’yı bu şekilde ticari ilişkilerinde kullandığının öğrenilmesi üzerine ... ... araştırıldığını ve hakim ortağının ... ve Tic. A.Ş aracılığı ile ... olduğunun öğrenildiğini, ..., İstanbul merkezli bir şirket olup ortaklık yapısı incelendiğinde bu kişilerin ..., ..., ... ve ... Teks. San ve Tic. A.Ş olduğu, yönetim kurulu üyelerinin de ..., ... ve...olduğunun görüldüğünü, davalılar ile yapılan anlaşma gereğince yapılan ilk taşımalar alıcıya ulaştırıldığını ancak müvekkili şirketin navlun alacağı ödenmediğini, bu nedenle kendileri aleyhine İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi ...esas sayılı dosya ile 56.350.- Dolar navlun alacağı için dava açıldığını ve bu navlun alacağının tüm davalılarca müştereken ve müteselsilen müvekkili şirkete ödenmesine karar verildiğini, davalılar ile yapılan anlaşma gereğince yapılan ilk taşımalar alıcıya ulaştırıldığını, ancak davalılar malların bedelini üreticiye ödemediklerini, üretic...Ltd, müvekkili şirketin Çin’de ki acentesine...Denizcilik mahkemesinde dava açmış ve banka hesapları üzerine tedbir koydurduğunu, acente ise müvekkilinin taşımalarını durdurduğunu, müvekkili şirket yetkilileri Çin'e giderek acente ve üretici ile anlaşmak zorunda kalmış ve toplamda 147.005,14.-USD ödemek zorunda kaldığını, müvekkili şirketçe ödenen para toplam 201.355,14.-USD olduğunu, ödenmek zorunda 147.005,14.- USD için İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas ayılı dosyası ile davalılar aleyhine tazminat davası açılmış olup, bu davada taraflar arasında organik bağ olduğu ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak tüm ortakların tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu olmalarına mahkemece karar verildiğini beyanla fazlaya dair tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 503.900,00-USD’nin ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işletilecek dövizli mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu alım-satım sözleşmesinin tarafı ...... firması olduğunu, müvekkili şirket ... ise diğer ...... firmasının Türkiye tekstil temsilcisi olup, husumet konusu malların alım-satımına aracılık ettiğini, dolayısıyla müvekkili şirket ...'ın huzurdaki davanın muhatabı olmadığını, ... ve ...... arasında 18.01.2000 tarihinde imzalanan "acentelik" sözleşmesi ile görüleceği üzere müvekkili şirket ... acente olarak hizmet verdiğini, yine bu kapsamda husumet konusu alım-satıma ilişkin müvekkili şirket ... acentelik hizmeti vermiş olup üzerine düşen tüm sorumluluğu eksiksiz ifa ettiğini, acente olan müvekkili şirket ...'a karşı şirket borcu nedeniyle talepte bulunulamayacağını, hiç bir hukuk sisteminde asıl varken vekil sorumlu olmayacağını, huzurdaki husumetin muhatabı müvekkili şirket ... değil, İntersa olduğunu, malların taşınması işlemine müvekkili ... şirketinin aracılık ettiğini ve hiçbir zaman farklı bir tutum sergilemediğini, davacının da ikrar ettiği üzere malların göndericisi ...... olduğunu, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davacının söz konusu iddiaları salt olarak Türkiye'de muhatap bulma çabasından olduğunu, davacı tarafından gönderilen faturalarda müvekkili ..., muhatabın İsviçre menşeili ...... firması olduğu ve bu hususların doğrudan onunla görüşülmesi gerektiği şeklinde karşılık verilerek iade edildiğini, ibraz edecekleri e-posta çıktılarında davacıların husumet konusu taşıma işine dair navlun bedelleri ve sair hususlarda ......'nın verdiği talimatlara göre hareket ettiğinin görüleceğini, dava konusu malların taşıması multimodal konşimento türünde yapıldığını, dolayısıyla davacının iddia ettiği gibi bir durum söz konusu olmadığını, kaldı ki ...konşimentoda iki amaçta yapıldığını, ......'nın kuruluş sözleşmesinin "...” bölümünde yani “Sermaye Payları/Hisseleri” bölümünde 1.000 adet hamiline hisseye ayrıldığını, dolayısıyla hamiline senetleri elinde tutan kişi ......'nın ortağı pozisyonunda olup şuan ne davacı tarafın ne de taraflarınca böyle bir şeyin bilinmesi mümkün olmadığını, bu nedenle ......'nın hakim ortağının ... olduğunu iddia edilemeyeceğini, ...... tamamen ticari saiklerle ...'nın hisselerinin bir kısmını satın aldığını, iddia edildiği gibi bir bilgi, belge yokken davacı taraf hangi gerekçe ile bu iddialarını ortaya koyduğunun izahı gerektiğini, davacı her ne kadar kandırıldığını iddia ederek konşimento düzenlendiğini iddia etmişse de, böyle bir durumun kabul etmediklerini, konşimento ancak malın teslim alınması ile düzenleneceğini, gerçekten de somut olayda malı teslim alan davacı ilgili konşimentoyu düzenlediğini, davacı şirket bir haksızlığa ve bir zarara uğradığı iddiasındaysa, bu taleplerini İnter... firmasına karşı İsviçre Mahkemelerinde dile getirmek durumunda olduğunu, müvekkilinin aracılık ettiği şikayet konusu alım-satım nedeniyle zaten malların %80’ini tedarik ettiğini, davacı tarafından iddia edilen suç duyurularına "Kovuşturmaya Yer Olmadığına" dair karar verildiğini, dolayısıyla davacının iş bu husustaki iddiaları da haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafından haksız ve mesnetsiz olarak ikame edilen İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas ve ... esas sayılı dosyaları istinafta olup, henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadığını, davacı müvekkili ..., ... ve ...'ü de huzurdaki davada muhatap gösterdiğini, lakin davacı neden müvekkilere husumet yönelttiğini izah etmediğini, anonim ortaklıkta yönetim kurulunun sorumluluğu kusura dayanan bir sorumluluk olduğunu, bununla birlikte yönetim kurulu üyesinin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu bir hareketin o üyeye izafe edilmesi de gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin şirket nam ve hesabına yapmış oldukları işlem ve sözleşmeler nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri, ancak kendilerine kusurlu bir eylemin yüklenmesi durumunda mümkün olduğunu, böyle bir kusur durumu da mevcut olmadığından davacının müvekkillere sorumluluk izafe etmesi mümkün olmadığını, müvekkili ...'ün eğitimi nedeniyle yıllardır yurtdışında yaşamakta ve yaşanan bu ticari ilişkilerde en ufak bir dahili olmadığını, müvekkil ...'nun da şirkette ufak bir hissesi olup, verilen kararlarda pek bir dahli olmadığını, davacı şirket ile diğer davalı ... arasında akdedilen sözleşmede ortaya çıkan uyuşmazlıklarda İsviçre Kanunlarının uygulanacağı ve İsviçre Mahkemelerinin yetkili olduğu düzenlendiğini, davalı İnter ... davacı şirket ile husumet konusu malların alım-satımı hususunda anlaştığını, bu malların ise CIF taşıma şekliyle partiler halinde taşınacağı yine taraflarca kabul edildiğini, bu nedenle husumet konusu mallara ilişkin yüklemeler yapıldığını ve mallar ilgili limanlara davacı aracılığıyla getirildiğini, İntersa'nın yükümlülüğü malların teslimi olduğunu, bunu da yerine getirdiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Teks. San.ve Tic.A.Ş'nin Çin'de mukim ... Ltd şirketine ürettirmiş olduğu polyester iplikleri dava dışı...şirketine satışı ve satış bedelinin akreditif aracılığıyla ödenmesi konusunda anlaştığını, satış bedelinin üç farklı bankanın akreditifi aracılığıyla ödenmesi hususunda anlaştıklarını, akreditif anlaşmasına göre emtialar alıcıya ulaştığında konişmentolar bankaya ibraz edilecek ve emtia bedelleri satıcı tarafından tahsil edileceğini, iş bu ticari ilişkide ibraz edilmesi gereken konşimentolar malların alış bedelleri üreticiye ödendiğini ve taşımayı üstlenen taşıma şirketine teslim edildiğini ihtiva ettiğini, müvekkili şirketin taşıma şirketi olduğunu, taşıma anlaşmasını davalı ... A.Ş ile yaptığını, ... A.Ş yetkilileri, müvekkili şirkete 20.02.2019 tarihinde ulaşmış olup uzak doğudan Türkiye’ye denizyolu ile taşınacak yüklerle ilgili navlun teklifi yapmalarını talep ettiklerini, 01.02.2019 tarihinde müvekkili şirketin pazarlama bölümündeki çalışanları ... ve..., ... A.Ş.’nin ...,... ve... ile görüşüp ... A.Ş.’ye navlun teklifi verilmesi konusunda anlaştıklarını, 25.02.2019 tarihinde müvekkili şirket tarafından navlun teklifi verildiğini ve ... A.Ş tarafından bu teklif... yapılması şartıyla kabul edildiğini, bunun üzerine ilk taşıma işi ... A.Ş tarafından müvekkili şirkete Mart 2019 tarihinde verildiğini, davalı ... Teks. San ve Tic. A.Ş müvekkili şirkete ithalatı yapılacak bu 33 konteynerin Çin’den Bursa’ya denizyolu ile taşınması konusunda ...şartıyla görevi verdiğini, alıcı Bursa’da mukim dava dışı ...A.Ş olduğunu, davalı ... A.Ş.’nin talimatı ile konişmento ve navlun faturaları müvekkili şirket tarafından İsviçre’de mukim şirket İnter ... adına düzenlendiğini, bu nedenle davanın ...... adına izafeten ... A.Ş'ye açıldığını, ancak taşıma anlaşması aslen ... A.Ş ile kurulduğunu, bu nedenle ... A.Ş'ye de dava açıldığını, ...işlemleri piyasada satıcıların üretim ilişkilerini gizlemek amacıyla sıkça kullanılan bir yöntem olarak bilidiğini, taşıma anlaşması ... A.Ş ile yapılmasına rağmen gönderici olarak İnter ....'nın gözüktüğünü, böylelikle ... A.Ş mal tedarikçisi/gönderici olarak konişmentolarda gözükmediğini, tüm konşimentolar ... A.Ş yetkililerine teslim edildiğini, toplamda 9 adet konşimentoyu moto kurye yollayarak müvekkili şirketten aldırdığını, sahte fatura, sahte çeki listeleri düzenlemiş ve akredifleri 3. bir bankaya kırdırarak toplamda 969.058,44,- USD parayı tahsil ettiğini ancak malları teslim etmediğini, davalıların yaptıkları tüm bu işlemler aslında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmakta olduğunu bu nedenle taraflarınca Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, ...... ve ... A.Ş arasında organik bağ olduğunu ortaklarının aynı olduğunu, beyanla fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle alacağın dava sonunda imkânsız hale gelmemesi için dava miktarı kadar davalıların banka hesaplarına, gayrimenkul ve araçları üzerine teminatlı veya teminatsız tedbir / haciz konulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 465.158,44.-Doların ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işletilecek dövizli mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu sözleşmenin tarafı ...... firması olduğunu, ... A.Ş davanın muhatabı olmadığını, yalnızca temsilci konumunda olduğunu, müvekkili şirket ..., uzun yıllar ...... şirketin Türkiye'de alım-satımlarına aracılık ettiğini, dosyaya ibraz edecekleri müvekkili ... ve ...... arasında 18.01.2000 tarihinde imzalanan "acentelik" sözleşmesi ile görüleceği üzere müvekkil ... acente olarak hizmet verdiğini, TTK 119 uyarınca ... A.Ş.'ye sorumluluk yüklenemeyeceğini, müvekkili sadece acentelik hizmeti vermiş olup üzerine düşen tüm sorumluluğu eksiksiz ifa ettiğini, malların taşınması işlemine müvekkili ... aracılık ettiğini, konişmento ve navlun faturaları ...... adına düzenlendiğini, yani davacı taraf, gönderici firmanın ...... olduğunu ikrar ettiğini, navlun faturalarında görüleceği üzere işbu faturalar ...... adına düzenlendiğini, davacı taraf tüm emir ve talimatları ......'dan aldığını, müvekkilinin dolandırıcı olduğuna ilişkin iddiaların asılsız olduğunu, zira müvekkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, davacı taraf soyut isnatlar ile müvekkili şirket ile ...... arasında organik bağ olduğunu iddia ettiğini, bu iddiaların hiçbir mesnedi ve haklı tarafı olmadığını, sadece şirket kurucularının aynı olması, şirketlerin aynı gruba ait olması veya aynı grup şirketlerinin yalnızca faaliyet konularının aynı olmasının yeterli olmayacağı organik bağın varlığının tespiti için yeterli olmadığını, dava konusu olayda swıtch bl konşimento düzenlemesi bulunmadığını, malların taşıması multimodal konşimento türünde yapıldığını, dolayısıyla davacının iddia ettiği gibi bir durum söz konusu olmadığını, davaya konu olayda ...... yahut müvekkili şirket üretici olmadığından bu konşimento türüne zaten ihtiyaç olmadığını, malları teslim almadan konşimento düzenleyen davacı, somut olayda kusurlu olan tek taraf olduğunu, kendi kusuru sonucu zarara uğrayan davacının tazminat talebinde bulunma hakkı olmadığını, davacının delil olarak gösterdiği mahkeme kararları henüz kesinleşmemiş olup taraflarınca istinaf edildiğini, davacı müvekkili ..., ... ve ...'ü de huzurdaki davada muhatap gösterdiğini, müvekkillerinin husumet konusu olayda hiçbir kusuru bulunmadığını, yönetim kurulu üyelerinin şirket nam ve hesabına yapmış oldukları işlem ve sözleşmeler nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri, ancak kendilerine kusurlu bir eylemin yüklenmesi durumunda mümkün olduğunu, bu durumda müvekkillerine sorumluluk izafe edilmesi için kusurlu davranmaları gerektiğini, ancak somut olayda böyle bir durum söz konusu olmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasına sunulan 24/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı ... AŞ ile ...... arasında organik bağın meydana geldiği, davalı ... AŞ ile ...... için tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanmasının mümkün olduğu, davacı şirketin taleplerinden dolayı ... AŞ ile ......’nın birlikte sorumlu tutulabileceği, davalılardan ..., ... ve ...’ün haksız fiil hükümleri uyarınca sorumlu tutulabileceği, ... AŞ ile diğer davalılar ..., ... ve ... için tüzel kişilik perdesinin aralanmasının mümkün olduğu, dava konusu yükün taşınmasının gerçekleştirilmediği, dolayısıyla dava dışı ...Karesi’ye teslim edilmediği, malın teslim edilmemesinde davalı satıcı ......’nın kusurunun bulunduğu, öte yandan taşımak üzere teslim almadığı yüke ilişkin olarak tesellüm konişmentosu düzenleyen davacı taşıyanın da, yanlış konişmento düzenlemiş olması sebebiyle, zararın meydana gelmesinde kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Asıl dava; Davacının taşınmasını üstlendiği malların satış bedelinin yükleten/ satıcı-üretici firmaya ödenmemiş olmasından dolayı davacıya yansıtılan bedelin davalılara rücu edilmesi istemine ilişkin olup, birleşen davanın ise; ek dava niteliğindedir.
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan belge ve bilgilerden; davalı ...'ın, ...... adına Çin'deki üretici/tedarikçi firma Çin'de mukim... Ltd şirketine ürettirmiş olduğu polyester iplikleri dava dışı...şirketine satışı ve satış bedelinin akreditif aracılığıyla ödenmesi konusunda anlaşma yaptığı, ... A.Ş yetkililerinin, yükün denizyolu ile Gemlik Limanına taşınması ile ilgili davacıdan navlun teklifi talep ettikleri, davacının 25.02.2019 tarihli navlun teklifinin ... A.Ş tarafından konişmentoların İsviçre’de mukim şirket İnter .... adına düzenlenmesi şartı ile kabul edildiği, bu şekilde 33 konteynerin Çin’den Bursa/Gemlik'e denizyolu ile taşınması konusunda anlaşma sağlanarak, davalı ... A.Ş.’nin talimatı ile konişmento ve navlun faturalarının davacı şirket tarafından İnter .... adına düzenlendiği, konişmentolarda alıcı olarak Bursa’da mukim dava dışı ... A.Ş'nin gösterildiği tespit edilmiştir.
TTK m. 1238/1 uyarınca konişmentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan veya konişmento kendi ad ve hesabına imzalanan kişi, taşıyan sayılır. Dosyaya sunulan IST.SI.19.00240, 241, 244, 245, 213, 215, 217, 359, 358 numaralı konişmentolar, Kıta Ulaştırma Hizmetleri tarafından taşıyan sıfatıyla düzenlenmiş ve imzalanmıştır. Şu halde Kıta Ulaştırma Hizmetleri taşıyan sıfatını haizdir. Söz konusu konişmentolarda gönderen “......”, gönderilen akreditif bankası (Türkiye...Bankası T.A.O. veya ... Bankası A.Ş. veya ...A.Ş. ) emrine; ihbar adresi “... Karesi”; teslim alma yeri “Çin” (... veya ... şehirleri); yükleme limanı “... Limanı–Çin”; boşaltma limanı “Gemlik-Türkiye”; düzenlenme yeri “İstanbul” olarak gösterilmiştir. Konişmentolarda gemi adı hanesi boş bırakılmış; planlanan geminin (...) adı gösterilmiştir. Esasen gemi adı konişmentonun zorunlu unsurlarından değildir. Nitekim TTK 1229/2 uyarınca, düzenlemenin birinci fıkrasında sayılan ve aralarında gemi adının da bulunduğu unsurlardan bir veya birkaçının konişmentoda bulunmaması senedin hukuken konişmento sayılmasını engellemez; yeter ki, senet 1228 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı unsurları taşımakta olsun. TTK m. 1228/1’de konişmento “bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senet” olarak tanımlanmıştır. Konişmentolarda ayrıca, tanımlanan yükün “Çin’in Hangzhou/ Tongxiang şehrinde, belirtilen tarihte (her bir konişmentoda, konişmentonun düzenlenme tarihi ile aynı tarih belirtilmiştir), yükleme limanı ...’ya kamyonla ve oradan da boşaltma limanı Gemlik’e gemi ile taşınmak üzere teslim alındığı” kaydı yer almaktadır.
Konişmentolar, yükün gemiye yüklenmesinden önce, üzerindeki kayda göre eşyanın taşıyan tarafından teslim alınması akabinde düzenlendiğinden, yükleme konişmentosu niteliğindedir. Ancak tüm dosya içeriğinden, taşıyanın konişmentoyu eşyayı teslim almadan önce düzenlediği anlaşılmaktadır. Şöyle ki, davacının 23.06.2022 tarihli dilekçesinde dava konusunun “henüz taşıması yapılmayan, ancak davalıların taslak konişmentoları alarak akreditifleri kırdırarak mal bedelini çekmesi nedeniyle dava dışı alıcı...şirketine ödemek zorunda kaldığı akreditif bedellerine ilişkin olduğu” açıklaması yapılmıştır. Buna göre dava konusu malı taşımayı üstlenen davacı taşıyan, malın taşınmadığını ikrar etmektedir.
Dosyaya sunulan “Protokol” başlıklı belgeden, taşıyan Kıta Ulaştırma Hizmetleri’nin, yukarıda numaraları belirtilen ve içerikleri açıklanan konişmentolar muhteviyatı yüklerin teslim edilmemiş olmaları nedeniyle ...Karesi’nin uğradığı zararın tazmini için ...Karesi’ye 969.058,44 USD’yi ödemeyi üstlendiği anlaşılmaktadır. Ödemeye ilişkin olarak (13.04.2022 tarihli) Temlikname ile (...’ya ait, 03.01.2020, 20.02.2020, 20.05.2020, 24.07.2020, 14.08.2020, 21.08.2020, 07.09.2020, 22.09.2020, 28.10.2020, 25.11.2020, 30.12.2020, 21.01.2021, 09.03.2021, 09.04.2021, 04.05.2021, 24.05.2021, 05.07.2021, 03.08.2021, 23.08.2021, 05.10.2021, 03.11.2021, 17.12.2021, 29.12.2021, 25.01.2022, 14.03.2022, 01.04.2022 işlem tarihli ve ...’e ait 20.01.2020 işlem tarihli) dekontlar dosyaya sunulmuştur. Davacı tarafından davalılara hitaben düzenlenen İzmir ... Noterliği’nin ... numaralı ihtarnamesinde, “eşyanın teslimi henüz gerçekleşmeden şirket personeli tarafından tesellüm konişmentoları düzenlendiği” ikrar edilmiş; “akreditiflere konu emtianın henüz teslim ve yüklemesinin yapılmamış olması karşısında konişmentoların akreditiflere esas alınmaması” ihtar edilmiştir. Dosya içeriğindeki tüm bu bilgi ve belgeler ışığında, aksinin iddia ve ispat edilmemiş olması karşısında, özellikle de yükün gemiye yüklendiği kaydını içeren bir konişmento ve/veya teslim edildiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmamış olması dikkate alındığında, dava konusu yükün taşınmasının gerçekleştirilmediği, dolayısıyla dava dışı ...Karesi’ye teslim edilmediği kanaatine ulaşılmıştır.
... A.Ş’nin 03.11.2022 tarihli cevabi yazısında; malın alıcısı...Karesi ile ...... arasındaki satım sözleşmesi çerçevesinde, bankalarınca...lehine 15.05.2019 tarihinde 00160MC014083 numaralı 570.720 USD (4/- %10) tutarlı akreditif açıldığını, ... (...) ... tarafından bankalarına ibraz edilen toplam 584.191,44 USD tutarlı vesaik dokümanlarının akreditif şartlarına uygun olduğundan bankalarının vadede teyit bankasına karşı ödeme yükümlülüğüne girdiğini,18.11.2019 vade tarihli 584.191,44 USD tutarlı vesaikin 200.143,44 USD kısmının bankaları aracılığıyla...firması hesabından yapılığını, 17.11.2019 tarihinde ise 384.048, USD ...Karesi’ye ait hesaptan yapıldığı, dolaysıyla ilgili bankadan ......’ya ... nolu akreditif tutarı 584.191,44 USD’nin ödenmiş olduğu bildirilmiştir.
... genel Müdürlüğü’nün 08.11.2022 tarihli cevabi yazısında; ...Karesi A.Ş adına ... numaralı akreditif 19.04.2019 tarihinde ... Bank’a teyit eklenebilir talebiyle açıldığını,02.05.2019 tarihinde teyit bankasından şifreli ...mesajı alındığını, mesajda kendilerine ihracatçı tarafından 527.310 USD tutarında vesaik ibraz yapıldığı, vesaikin incelenip akreditif şartlarına uygun olduğunun tespit edildiği, ilgili vesaikin Bankalarına gönderildiğini ve işlemin vadesinin 28.10.2019 olduğunun belirtildiği, Akreditifin tabi olduğu uluslararası broşür (UCP600) kuralları gereği amir bankanın, uygun bulunan vesaik bedelini teyit bankasına ödemekle yükümlü olduğunu, vesaikin ödeme vadesi olan 28.10.2019 tarihinde teyit bankasına ödeme, ithalatçı firmanın talimatıyla uluslararası para transferi yöntemi ile gerçekleştirildiği bildirilerek, akreditif tutarı olan 527.310 USD’nin 28.10.2019 tarihinde ödendiğine ilişkin swift mesajı ve akreditife konu ... ....'nin mal satış faturaları dosyaya ibraz edilmiştir.
Dosyaya sunulan 01.04.2019 tarihli, “...” (sipariş onayı) başlıklı belgeden, dava dışı ...Karesi’nin (alıcı), davalı ......’dan (satıcı) “30 Mayıs 2019’a kadar Çin’in herhangi bir yerinden Gemlik’e sevk edilmek üzere 408.000 kg polyester poy final 150D/96F RW AA grade, 168.000 kg polyester poy final 150D/144F RW AA grade, 288.000 kg polyester poy final ... grade iplik emtiasını, toplam 1.101.120 USD bedel üzerinden, CIF Gemlik teslim şartı” ile satın aldığı anlaşılmaktadır. Davalı satıcı ......, satım konusu emtianın teslim edildiğini yahut teslim edilmemesinde kusurunun bulunmadığını ortaya koyan bir belge ya da bilgi sunmamış; malın neden teslim edilmediğine, mal teslim edilmeden akreditif bedellerinin neden tahsil edildiğine ilişkin olarak herhangi bir açıklama getirmemiştir. Somut olayda davalı ... ile Dava dışı alıcı...arasındaki akreditif anlaşmasına göre emtialar alıcıya ulaştığında konişmentolar bankaya ibraz edilecek ve emtia bedelleri satıcı tarafından tahsil edilmesi gerektiği halde, ...'ın malı teslim etmeden bedelini tahsil ettiği, daha sonradan da malın alıcısına teslim edilmediği dosya kapsamına göre sabittir. Davalılar vekili, konişmentonun teslim alınmayan mallar için düzenlenmiş olması nedeniyle davacının kusurlu olduğunu, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğini savunmuş ise de, ... konişmento konusu malların bedelini haksız şekilde kendi uhdesinde tuttuğundan, bu bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmekle yükümlüdür. Alıcı ...Karesi, karşılıksız kalan mal bedelini davacı Kıta Ulaştırma Hizmetlerinden tahsil ettiğinden, davacı ödediği tutarı sebepsiz zenginleşme hükümlerine gereğince davalı ... ile onunla birlikte sorumlu olanlara karşı rücu etme hakkına sahiptir.
Malın Çin'den Türkiye'ye taşınması konusunda, davacı ile davalı ... arasında navlun sözleşmesi ilişkisi kurulduğu dosyaya sunulan e-posta yazışmalarından anlaşılmaktadır. Davalılar vekili, malın alıcısının yurt dışında mukim ...... olduğunu, ...'ın ise bu şirketin acenteliğini yaptığını ileri sürerek ... ve ortakları olan diğer davalılar bakımından husumet itirazında bulunmuştur. Buna karşılık davacı taraf ise, bu şirketler arasında gerçek bir acentelik ilişkisinin olmadığını, ......'nın esasen ... ve ortaklarını üçüncü şahıslara karşı sorumluluktan kurtarmak maksadıyla kurulduğunu iddia ettiğinden, davalıların pasif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığının tespiti açısından öncelikle ileri sürülen organik bağ ilişkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
TTK'nın 124. maddesinde, ticaret şirketlerinin tüzel kişiliğe haiz olduğu hükme bağlanmıştır. Bir şirketin, başka bir şirket ya da gerçek kişinin borcundan sorumlu olmamasını sağlayan yegâne husus, tüzel kişiliğe sahip olmasıdır.Bu bakımdan şirketlerin ayrı birer tüzel kişiliği ve hak ve borçları bulunmaktadır. Bir şirketin borcundan kural olarak başka bir şirket sorumlu olmadığı gibi şirketin pay sahipleri de sorumlu değildir. Dolayısıyla şirketler hukukunda hâkim olan ilkeler, malvarlığının ayrılığı ve bağımsızlıktır. Bununla birlikte, bu kuralların istisnaları da mevcut olabilmekteder. "Şirket" kurumunun kötüye kullanıldığı, bir hile aracı olarak işlev gördüğü durumlarda, şirketi bağımsız kılan "tüzel kişiliğin" göz ardı edildiği ortaya çıkmaktadır.
Dürüstlük kuralına aykırı olarak şirket kurumunun alacaklıların zararına olacak şekilde kötüye kullanıldığı durumlarda "tüzel kişiliğin" göz ardı edilmesi hususu, mahkeme kararları ve yargıtay uygulamaları ile ortaya çıkmış olup bu konuda özel bir kanun hükmü bulunmamaktadır. O nedenle de bu kuruma "tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi" denilmektedir. Yine bir şirketin borcundan başka bir şirketin ya da şirket pay sahiplerinin sorumlu tutulduğu durumlar için kullanılan diğer bir kavram ise "organik bağ" kavramıdır. İki şirket arasındaki "organik bağ"dan yola çıkılarak borçlu şirketin tüzel kişiliği göz ardı edilmekte ve ikinci şirket ya da bu şirketin pay sahibi veya yöneticisi olan gerçek kişiler borçtan sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla "organik bağ" bir anlamda, "tüzel kişilik perdesinin aralanması"nın şartlarını ifade etmektedir.
Somut olayda davacı vekili tarafından; ...... ve ... AŞ Arasında organik bağ bulunduğu, ortaklarının aynı olduğu, ......'nın hakim ortağının ... Eastern Yün San. Ve Tic. A.Ş. aracılığı ile ... olduğu, ... İstanbul merkezli bir şirket olduğu, ortaklık yapısının incelendiğinde bu kişilerin ..., ..., ... ve ... Teks. San. Ve Tic. A.Ş. olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ..., ... ve Sinan Akyüz olduğunun görüldüğü, ...'ün yönetim kurulu başkam ve münferiden şirketi temsile yetkilisi olduğu, ...'nm sermaye katkı payı olan % 49'un ... ....'ya ödendiği ticaret sicil gazeteleri ile tespit edildiği, bu katkı karşılığında tek hissedar olan ...'e ... S A şirketinin bin frank değerinde hamiline 1.400 adet hissesi verildiğini, ...'ün ... ....'nın bizzat ve ... aracılığıyla hakim ortağı durumunda olduğu, ... A.Ş.'nin talimatı üzerine faturalar ve konşimentolar ... .... adına düzenlendiğini, bazı faturalarda alıcı olarak ... A.Ş.'nin gösterildiği ileri sürülmektedir.
Organik bağın temelini TMK m. 2 hükmü oluşturmaktadır. Bu bağ ile bir şirketin borçlarından diğer bir şirket sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla, organik bağ ile birbirinden ayrı birer tüzel kişilik olan şirketlerin birlikte sorumlu tutulması mümkün hale gelmektedir. Organik bağın mevcudiyetinin kabulü için evvela borçlu şirketin, diğer tüzel kişiliği, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanma niyetinin varlığı aranmaktadır.
Şirketler arasında bu şekilde organik bağın bulunması halinde, birden fazla şirket tek bir şirketmiş gibi kabul edilmektedir. Bu şekilde özellikle iki farklı şirket kurularak birinden yapılan borçlanmaların diğerine aktarılması veya bazı şirketlerin paravan olarak kullanılması şeklindeki kötü niyetli girişimlerden dolayı şirketlerin dâhil oldukları ilişkiler bakımından sorumlu tutulmaları sağlanmaktadır.
Organik bağın varlığı için iki ayrı tüzel kişilik arasında bir şekilde oluşmuş bir ilişkinin mevcudiyeti aranmaktadır. Bu ilişki bazen iktisadî/ekonomik, bazen ticarî bir bağımlılık veya birliktelik , bazen de birlikte hareket olgusu şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bu durumlar borçlu şirket ile davalı şirket arasında devir ilişkisinin olması, iki şirketin aynı merkezden idare edilmesi, iki şirketin faaliyet alanlarının ve müşteri çevrelerinin aynı olması, ortaklar arasındaki akrabalık ilişkisi, iki şirketin çalışanlarının önemli ölçüde aynı olması, şirketler arasındaki iktisadi bütünlük, tüzel kişi ile ortakların alanlarının, organizasyon ve malvarlıklann birbirine karışması şeklinde olabilmektedir.
Davanın izafeten ... Tekstil’e yöneltildiği şirket olan ......’e ait Şirket Tüzüğü’den Şirketin İsviçre’de kurulu olduğu görülmektedir. “Tüzük” olarak ifade edilen belgenin şirket ana sözleşmesine eş değer olduğu anlaşılmaktadır.) “Ayni Katkı” başlıklı 5. maddesinde ...’ün şirketin sermayesine olan katkısına, merkezi Türkiye’de bulunan ... Easteren Yün San. ve Tic. A.Ş.’nin (kısaca “... A.Ş.) % 49 pay sahipliğine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Bu bilgiler dikkate alındığında, öncelikle davalı taraflar ve ....... arasındaki ilişkinin tespit edilebilmesi için adı geçen üç şirkete ait bilgilerin aktarılmasının ve değerlendirilmesinin gerekli olduğu görülmektedir. Dosyaya sunulan İTO kayıtlarından ... Tekstil’in iş konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olduğu ve ... A.Ş.’nin iş konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olduğu tespit edilmiştir. Davalı ... Tekstil’e ait ticaret sicili bilgilerinde şirketin 16.04.1998 tarihinde İstanbul Ticaret Odası’na kayıt edildiği ve şirketin yönetim kurulu üyeleri arasında diğer davalılardan ... (YK başkanı), ..., ... ile ...’ın yer aldığı görülmektedir. ... A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanının da ... olduğu belirlenmektedir. Ayrıca ... ile beraber ... ve ...’ün yönetim kurulunda yer aldıkları belirlenmektedir. ... Tekstil’in ve ... A.Ş.’nin adreslerinin aynı ve “... Mh. ... Sk... B Blk. N:1/1/1908 Şişli/İstanbul” olduğu da görülmektedir. dosyadan anlaşılan hususlar arasındadır. Görüldüğü üzere, ... Tekstil ile ... A.Ş.’nin faaliyet konuları, şirket merkezleri (adresleri), yönetim kurulu üyeleri aynıdır. ......’e ait Şirket Tüzüğü’nden ... A.Ş.’nin ......’nin %49’luk hisselerinin sahibi olduğu görülmektedir. %49’luk hisselere karşılık, 1.400 hisse senedi tek hissedar olan ...’e verilmiştir. Anonim şirket olarak kurulmuş olan ......’in faaliyet konusu “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olarak belirlenmiştir [......’e ait Tüzük’ün 2. ve 3 maddeleri]. Dolayısıyla, ... AŞ ile ...'nın faaliyet konuları, şirket merkezleri (adresleri), pay sahipleri, yönetim kurulu üyeleri aynı olduğu görülmektedir.
... AŞ ile ......'nin arasındaki bağlantı, ... AŞ'nin ......'deki paylarının %49'unun sahibi olmasıdır.... AŞ ile ...... arasında bir ticari ilişki mevcut olup, ... AŞ tarafından ...... adına faturalar düzenlenmiştir. Bu bakımdan ... AŞ ve ......'nin birbirlerinden bağımsız şirketler olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu iki şirket dışardan görünüşleri itibariyle ayrı ayrı tüzel kişilikler olsada ortaklık yapıları itibariyle aralarında sıkı organik bağın olduğu açıktır.
Tüzel kişi, kendini oluşturan kişilerden ve organlarının üyelerinden bağımsız bir kişiliğe sahip olduğu gibi ayrı bir malvarlığına da sahiptir. Tüm tüzel kişiler bakımından kabul gören bu ilkeye "ayrılık ilkesi" denilmektedir. Bununla birlikte bu ana kural, çok istisnaî olarak bertaraf edilebilmekte, mahkemeler tarafından geliştirilmiş tüzel kişilik perdesinin aralanması yöntemine başvurularak bir tüzel kişinin borcundan diğer şirketler sorumlu tutulabilmektedir.
TTK'da "şirketler topluluğu" hükümleri TTK m. 195 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup topluluk içindeki hâkim şirket ve bağlı şirketler açısından dahi ayrılık ilkesi muhafaza edilmiştir. Ayrıca her bir şirketin farklı tüzel kişiliği haiz olduğu, bu şirketlerin birbirinin borcundan sorumlu olmadığı esası kabul edilmiştir. Dayanağı TMK m. 2'de düzenlenen "dürüstlük kuralına aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması yasağı" olan tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi, ancak istisnai hallerde ve belirli koşulların varlığı halinde uygulanabilen ve dar yorum kuralına tabi olan bir kuramdır. Bu halde alacaklıların menfaati daha ağır bastığı için aslında hak ve borçların sahibi olan tüzel kişiye ait perde kaldırılmakta, böylelikle arka planda yer almakla birlikte bu kişiliği kötüye kullanan kişi ya da kişilere müracaat imkânı doğmaktadır'. Farklı tasnifler eşliğinde ele alınmakla beraber, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması halinde ortaklığın borcundan ortakların sorumlu olduğu haller kastedilmektedir. Bu yönüyle perdenin kaldırılması kuramına ancak tüzel kişinin borçlu olduğu, olağan dışı ve kötü niyetli girişim ve işlemlerde başvurulmaktadır. Bu kapsamda, tüzel kişilik adeta bir "koruma kalkanı" olarak kullanılarak alacaklıların zarara uğratılması hedeflenmişse, hileli veya kötü niyetli şekilde perdenin ardına gizlenilmişse, sorumlular çevresinin genişletilmesi söz konusu olur.
Doktrinde, tüzel kişilik perdesinin aralanması için üç temel koşul olduğu kabul edilmektedir. Bunlardan ilki, ortaklık malvarlığı ile pay sahiplerinin kişisel malvarlığının birbirine karıştırılması, diğer bir ifadeyle ortaklığın malvarlığının pay sahipleri tarafından kendi malvarlığı gibi yönetilmesidir. İkinci, üçüncü kişilerle yapılan işlemlerde ortaklık ile pay sahiplerinin özdeş olarak gösterilmesi, ancak işlemin sonuçlarından faydalanılmasının ardından yükümlülüklerin ortaklığa ait olduğunun ileri sürülmesidir. Üçüncüsü husus ise, özkaynak yetersizliğidir.Yani pay sahiplerinin özkaynak yetersizliğini üçüncü kişilerden bilinçli olarak saklamaları, üçüncü kişilerin zarar görmesine neden olmaları ve bundan kişisel menfaat elde etmeleri durumudur.
Bu noktada çapraz olarak perdenin kaldırılması üzerinde de durmak gerekir. Bir ticaret şirketinin borçlarından, başka bir tüzel kişinin sorumlu tutulmasına, çapraz olarak perdeyi kaldırma denilmektedir. Bu durum özellikle aynı şirketler topluluğu içinde yer alan kardeş şirketler bakımından söz konusu olmaktadır.
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ilkesince sorumluluğun doğabilmesi için her şeyden önce her iki şirket arasında iktisadi özdeşliğin bulunması gerekir. İktisadi özdeşlik, birbirinden farklı şirketlerin oluşturduğu topluluğun, ekonomik anlamda tek işletme kişiliğini oluşturmasıdır. İşte tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanılması hallerinde, birden fazla şirketin oluşturduğu iktisadi bütünlük, hukuki açıdan tek bir işletme kabul edilerek, söz konusu şirketlerin aynı sorumluluk rejimine tâbi tutulması olanaklıdır. Ancak perdenin kaldırılması ilkesince sorumluluk için sadece iktisadi özdeşliğin varlığı yeterli olmayıp, bundan başka sorumluluk hallerinden birinin de varit olması gerekir. Bunlar temel olarak üç tane olup; özkaynak (sermaye) yetersizliği, malvarlıklarının (tüzel kişilik alanlarının) birleşmesi ve yabancı yönetim hallerinden ibarettir. Belirtilen üç halin hepsinin birden gerçekleşmesi şart olmayıp, en azından birinin mevcut olması yeterlidir. Ancak her halükârda iktisadi özdeşliğin varlığı aranmalıdır.
Somut olay bakımından gündeme gelebilecek ihtimaller; üçüncü kişilerle yapılan işlemlerde ortaklık ile pay sahibinin özdeş olarak gösterilmesi veya çapraz olarak perdenin kaldırılmasıdır. Davalı ... AŞ ile ...... arasında bir ticari ilişi bulunmaktadır. Bunun yanı sıra ayrıca ... AŞ'nin pay sahiplerinin tamamı ve ... AŞ'nin kendisi ... AŞ'nin pay sahipleri olduğu ve ... AŞ'nin ......'nın %49'luk hisselerinin sahip olduğu tespit edilmiştir. ... AŞ yetkilileri tarafından gönderilen e-postalarda işlemlerin ... S A adına yapılmasının talep edildiği görülmektedir. Bu bağlamda, davacı şirket tarafından faturalar ...... adına düzenlenmiştir. Yine, konşimentolarda ... AŞ'nin talebi doğrultusunda gönderici olarak ...... gösterilmiştir.
Dosyada alınan Bilirkişi raporunda bu konuya ilişkin olarak yapılan değerlendirmede, ... Tekstil ile ......’in dış görünüşleri itibariyle tek bir şirket görünümü verdiği, dolayısıyla bu şirketler arasında organik bağın meydana geldiğinin kabul edilebileceği, davalı ... Tekstil ile ...... için tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanmasının mümkün olduğu ve birlikte sorumlu tutulabilecekleri; tüzel kişilik perdesi kaldırılarak davalı pay sahiplerinin sorumluluğuna gidilebilmesinin mümkün görüldüğü, davacı şirketin ... Tekstil ve ......’den talep edebileceği alacağının davalı pay sahiplerinden talep edebilmesinin mümkün olduğu, ... Tekstil ile diğer davalılar ..., ... ve ... için tüzel kişilik perdesinin aralanması sonucunda bu kişileri ... Tekstil ile birlikte sorumlu tutmanın mümkün olduğu belirtilmiştir.
Davalı ... AŞ, ...... ile aralarında acentelik ilişkisinin olduğunu beyan ederek acentelik sözleşmesi fotokopisini delil olarak dosyaya ibraz etmiş ise de; aralarında sıkı organik bağ bulunduğu tespit edilen bu şirketlerin, üçüncü şahıslara karşı acentelik ilişkisi görüntüsü yaratmak amacıyla böyle bir sözleşme düzenledikleri, dolayısıyla acentelik sözleşmenin ... ile ...... arasındaki ilişkisinin gerçek hukuki temelini yansıtmadığı kanaatine varılmış olduğundan, dava konusu haksız fiil tazminatından ... AŞ ile ......'nın birlikte sorumlu olmaları gerektiği değerlendirilmiştir.
Davalı ... AŞ'nin Yönetim Kurulu üyesi ve pay sahipleri olan diğer davalıların davacının talepleri bakımından sorumlu tutulmasının mümkün olup olmadığına bakıldığında ise; taşınacak yüklere ilişkin bütün iş ve işlemler, yönetim kurulu üyeleri vasıtasıyla yapılmış olmakla birlikte davacı şirket ile davalı ... AŞ arasında gerçekleşmiştir. Dolayısıyla davacı şirket ile ... AŞ'nin yönetim kurulu arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır.Sözleşme ilişkisinin nisbiliği ilkesi de göz önüne alındığında bu davalıların, taşıma ile ilgili iş ve işlemlerin tarafı olmadığı dikkate alındığında sözleşmesel temelde organsal sorumlulukları sözkonusu olamayacaktır. Ancak, TTK m. 553 ile özel bir düzenleme yapılmış yönetim kurulu üyelerinin alacaklılara karşı, şirkete verdikleri zarardan sorumlu oldukları hükme bağlanmış; TTK m. 556'da alacaklılara, yönetim kurulu üyelerine karşı dava açma hakkı tanınmıştır. Bu hükümlere göre dava açılabilmesi için şirketin iflas etmiş olması ve davanın da öncelikle iflas idaresi tarafından açılması gerekir. (TTK m. 556/1). İflas idaresi davayı açmadığı takdirde şirket alacaklısı da açabilir. (TK m. 556/2); açılan davada tazminatın şirkete ödenmesi istenmelidir. (TTK m. 556/1) Şirket alacaklısının bu davası "dolaylı zarar"lar bakımındandır; "doğrudan zarar" söz konusu olduğunda alacaklı, bu hükümlere bağlı olmaksızın genel hükümler çerçevesinde tazminatın bizzat kendisine ödenmesini talep edebilir. Bu durumda genel hüküm sıfatıyla TBK m. 49/1 uygulanma kabiliyeti kazanacaktır.
Yönetim kurulu üyeleri açısından haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin tatbik kabiliyeti kazanacağı noktasında herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Zira TMK m. 50/3 uyarınca "organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar." Öte yandan haksız fiilin gerçekleştiği durumlarda bahsi geçen fiili gerçekleştiren kişiler, haksız fiilin doğrudanlığı ilkesinin bir sonucu olarak, zararın giderilmesinden şahsen sorumlu olur. Yönetim kurulu üyelerinin haksız fiil teşkil eden eylemleri dolayısıyla sorumluluğu TMK m. 50 zemininde ele alınabilir. HMK m. 35 uyarınca talebin hukuki tavsifi mahkemeye ait olduğundan uyuşmazlığın haksız fiil hükümlerine göre çözülmesinde usul yönünden bir engel bulunmamaktadır.
Fiil ehliyetinin kullanılması ile ilgili TMK m. 50/3 uyarınca organların, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olduğu hükme bağlanmıştır. Buna göre organlar; dış ilişkide yetkileri içinde olan görevlerini organ olarak yerine getirirken gerçekleştirdikleri fiillerden sorumlu oldukları gibi eylemi yapan kişiler de tüzel kişiyle birlikte müteselsilen şahsen sorumlu olmaktadır.Dolayısıyla, yönetim kurulu üyesinin organ sıfatını icra ederken işlediği haksız fiilden zarar gören kişi, anonim ortaklık yanında haksız fiili ika eden organa da başvurabilecektir. Diğer bir ifadeyle ortaklık alacaklılarının doğrudan zarar görmeleri halinde tazminatın doğrudan kendilerine ödenmesi için talepte bulunabilmeleri mümkündür. Alacaklıların dava hakkının anonim ortaklığın dava hakkından bağımsız olmasının bir sonucu olarak, bu gibi bir durumda genel kurul karan gerekliliği tartışmasına gerek olmaksızın sorumluluk davası açılabilir. ( TK 408, 479/3-c). Bununla birlikte, alacaklının uğradığı zararın doğrudan zarar niteliğinde olması ve TTK'da düzenlenenin ortaklığın doğrudan; pay sahipleri ve ortaklık alacaklılarının ise dolayısıyla zararının tazmin olması nedeniyle zararın tazmini açısından TTK m. 553 vd. değil, TBK m. 49 vd. hükümleri tatbik kabiliyeti kazanacaktır. TBK m. 49/1 uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Haksız fiilin varlığından söz edilebilmesi için varlığı zorunlu olan kurucu unsurların dava konusu uyuşmazlıkta mevcut olup olmadığı değerlendirilirken, davalı yönetim kurulu üyelerinin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği irdelenmelidir. Somut olayda haksız fiil niteliğindeki davranışlardan ilki yönetim kurulu üyelerinin haksız menfaat elde etmek kastıyla hareket etmeleri, bunu yaparken ......'nin yapılan iş ve işlemlerin muhatabı olduklarını belirtmeleri ancak yurtdışı menşeli bu firma adma yerine getirilmemiş taahhütlerde bulunmaları, ......'yı ayrı bağımsız bir firma olarak göstermeleri ve ...... adına tahsilat yapılmasını sağlamalarıdır. Bu durum ortaklık menfaatine aykırı olduğu gibi kanundan kaynaklanan özen yükümlülüğünün de ihlalidir (TTK m. 369). Zira tüm bu işlemler yapılırken ortaklık alacaklılarının davalı ... AŞ'den ve ......'dan olan alacaklarını tahsil etmelerinin de önü kapatılmıştır.
Davalının usulüne uygun olmayan yasal ticari defterlerinde; davacı firma adına herhangi bir hesaba rastlanılmadığı, davalının Ba/Bs formlarında da davacı şirket adına ilişkin bağlı bulunduğu vergi dairesine herhangi bir bildirimin yapılmamış olduğu, davalı şirket tarafından ibraz edilen dava dışı ......’ya ait muavin kayıtlarında; davalının dava dışı İnter...’dan 31.12.2019 tarihi itibarıyla 650.903,69 TL. alacaklı gözüktüğü, Davalının 2019 yılı Ba/Bs formlarının tetkikinde; davalı ... tarafından, diğer davalı şirket ortağı ...’e 2019/Mart ve 2019/Eylül döneminde toplam 115.083,00 TL. tutarında Mal/Hizmet satışı yapılmış ve vergi dairesine Bs formu ile bildiriminin yapılmış olduğu, davalı tarafından ......’ya 2019/Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında toplam 10 adet fatura karşılığında 2.856.408,00 TL. Mal/Hizmet satışı yapılmış ve bağlı bulunduğu vergi dairesine Bs formu ile bildiriminin yapılmış olduğu, davacı şirket vekili tarafından, ... ....’nın hakim ortağı olduğu beyan edilen ... Eastern Yün San. ve Tic. A.Ş.’den ise; davalının 2019/Mayıs döneminde, 318.359 TL. tutarında Mal/Hizmet alımı yaptığı, bağlı bulunduğu vergi dairesine Ba formu ile bildiriminin yapılmış olduğu, tespit edilmiştir.
Benzer bir uyuşmazlığa konu olan mahkememizin... E.sayılı dava dosyasında ... AŞ'nin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ... AŞ'nin dahil olduğu bazı para transferleri şu şekildedir. Davalının 2019 yılı Ba/Bs formlarının tetkikinde; Davalı tarafından diğer davalı ...'e 2019/Mart ve 2019/Eylül döneminde toplam 115.083,00 TL. tutarında Mal/Hizmet satışı yapılmış ve vergi dairesine Bs formu ile bildiriminin yapılmış olduğu, davacı şirket vekili tarafından, ... ....'nın hakim ortağı olduğu beyan edilen ... Eastern Yün San. Ve Tic. A.Ş.'den ise, davalının 2019/Mayıs döneminde, 318.359 TL. tutarında Mal/Hizmet alımı yaptığı, bağlı bulunduğu vergi dairesine Ba formu ile bildiriminin yapılmış olduğu, davalı tarafından ......'ya 2019/Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında toplam 10 adet fatura karşılığında 2.856.408,00 TL. Mal/Hizmet satışı yapılmış ve bağlı bulunduğu vergi dairesine Bs formu ile bildiriminin yapılmış olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, ... AŞ ile ..., dava dışı ... AŞ ve ...... arasında para transferlerinin yapıldığı görülmektedir. Bu durumda dava dışı ... AŞ'nin malvarlığının içeriğinin bu şekilde ..., ... AŞ ve İnter...'ya aktarıldığı tespit edilmiştir. Tüm bunlar kanun tarafından yönetim kuruluna tanınan devredilmez görev ve yetkilerin ağır bir şekilde ihlali anlamına gelmektedir. Üstelik zikredilen tüm yükümlülük ihlalleri birbiriyle bağlantılıdır. Bu yönüyle davalı ... AŞ'de yönetim kurulu üyesi olmanın beraberinde getireceği yükümlülüklerin yerine getirilmemesi suretiyle yurt dışı menşeli ......'den bir talepte bulunmasının zorluğu veya imkânsızlığı göz önünde bulundurularak (yahut ... AŞ'nin %49 pay sahibi olduğu ......'nın yapılan işlemlerde muhatap gösterilmiş olması), bundan yararlanıldığı, üçüncü kişilerle yapılan işlemlerde ortaklık ile pay sahiplerinin özdeş olarak gösterildiği değerlendirildiğinden, ... AŞ'nin %49 pay sahibi olduğu ......'nın, devamlı muhatap olarak gösterilme sebebinin, üçüncü kişilerle yapılacak iş ve işlemler açısından sorumluluğun doğmamasını sağlamak olduğu değerlendirilmiştir.
Yine, davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından ... AŞ adına yapılan iş ve işlemlerin, ...... adına yapılması talep edilerek, ... AŞ'nin pay sahiplerine müracaat edilmesinin de önüne geçilmiştir. Bu şekilde, üçüncü kişilerin ... AŞ ile yapacağı iş ve işlemlerden dolayı, kendi sorumluluklarını ortadan kaldırma gayretinin olduğuna işaret etmektedir. Bu davranışlar, dürüstlük kuralına uygun olmayan girişimler olduğundan haksız fiil sorumluluğu için gerekli olan tüm unsurların, bu kapsamda hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve nedensellik bağı somut olay özelinde eksiksiz olarak gerçekleştiği görülmektedir. Zira yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkilerinin ağır bir şekilde ihlali ekseninde tüm hukuka aykırı eylemlerin ortaya konulması, somut olayda hukuka aykırılık ile kusurun iç içe geçmesi dolayısıyla kusurun da ispatı anlamına gelmektedir (TBK m. 50/1). Bu sebeple yönetim kurulu üyesi ve pay sahipleri olan davalılar ..., ... ve ...'ün davacıya karşı müteselsilen sorumlu olması dolayısıyla bu konuda kusurun varlığı ve nitelendirilmesi açısından herhangi bir ayrım yapılmasına gerek de bulunmamaktadır. (TBK m. 61). Bu kapsamda, ..., ..., ... ve ...'ün haksız fiil hükümleri uyarınca sorumlu tutulabileceği kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, ... AŞ 'nin hem pay sahipleri hem de yöneticileri olan bu davalıların, şirketin davacı şirkete karşı sorulu olup olmadığı açısından tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanma şartlarına bakıldığında ise; ortaklığın malvarlığının pay sahipleri (ve aynı zamanda yöneticiler) tarafından kendi malvarlıklan gibi yönetildiği, ... AŞ ve pay sahiplerinin malvarlıklarının ve organizasyon yapılarının birbirlerine karıştığı; buna karşılık, üçüncü kişilerle yapılan iş ve işlemlerde yükümlülüğün tek muhatabının ... AŞ olarak gösterildiği görülmektedir. Nitekim ... AŞ'den davalı ...'e sebepsiz yapılan para transferi, malvarlıklarının ve organizasyonun birbirine karıştığı muhasip bilirkişi tarafından saptanan bir durumdur. Davalı ... AŞ, ... AŞ ve ......'nın sorumluluğu, anonim ortaklığın muvazaalı işlemlerde kötü niyetli olarak kullanılması ve bu sayede hileli birtakım işlemlerle pay sahiplerinin kendi sorumluluklarını bertaraf etme amacından ileri gelmektedir. ( bkz. Yargıtay 11. HD'nin 12.09.2014 tarih ve 2013/8411 E. 2014/13676 K. sayılı kararı). Ortaklık alacaklılarının yegane güvencesinin ortaklığın malvarlığı olduğu; ancak somut olayda ......'nın yurtdışı menşeli bir firma olması durumunun kullanıldığı, ortaklık mal varlığından ......'ya para transferlerinin yapıldığı ve bu yönüyle ortaklık malvarlığının amacına uygun olmayan bir şekilde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim olayların oluş şekli ve bütün işlemlerin muhatabının ... AŞ olmasına rağmen, ......'nın muhatap olarak gösterilmeye çalışılması bu durumu desteklemektedir. Bununla beraber üçüncü kişileri yanıltacak şekilde özkaynak yetersizliği bakımından değerlendirilmesi gereken husus, ... AŞ tarafından yapılan para transferleridir. ... AŞ tarafından yapılan para transferleri sonucunda, ... AŞ'nin malvarlığının azalması söz konusudur. Bu şekilde, bir özkaynak yetersizliği durumunun olması pekâlâ mümkündür. Bu yönüyle tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davalı pay sahiplerinin sorumluluğuna gidilebilmesi mümkün görünmektedir. Bu kapsamda davacı şirketin, ... AŞ ve ......'den talep edebileceği alacağının, davalı pay sahiplerinden talep edebilmesinin mümkün olduğu kanaati hasıl olmuştur.
Sonuç itibariyle; tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanması açısından Doktrin ve Yargıtay görüşleri doğrultusunda belirlenmiş olan kriterler göz önünde bulundurularak somut olay incelendiğinde; ... AŞ, ... AŞ ve ......'nın ortak ve yönetimlerinin büyük ölçüde aynı kişilerden oluştuğu, bu şirketlerin büyük oranda aynı alanda faaliyet gösterdiği, bu çerçevede davalı ... AŞ'nin ortak ve yöneticilerinin dava dışı ... AŞ ve davalı ...... ile ortak malvarlığı anlayışıyla hareket ettiği, bu şirketler arasında herhangi bir hukuki ilişki sebebi gösterilmeden ciddi para transferlerinin yapıldığı, davalı şirketlerin faaliyetlerine devam etmesine karşın ......'nın yurt dışı menşeli bir firma olma durumunun kullanıldığı dolayısıyla ... A.Ş. İle ...... arasında tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek sıkı organik bağın mevcut olduğu kanaatine varıldığından, bu çerçevede davalı ...... ile ... A.Ş.'nin, alıcı ...Karesine teslim edilmeyen mal için tahsil edilen bedel yönünden davacıya yansıtılan asıl ve birleşen dava konusu 503.900 USD + 465.158,44 USD = 969.058,44 USD' den sorumlu tutulabileceği kanaatine varılmıştır. Diğer yandan, davalılardan ..., ..., ... ile ...'ün yukarıda açıklanan gerekçelerle haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının doğduğu gibi, bunun yanı sıra ... AŞ ile bu davalılar arasındaki ilişkiler bakımından da tüzel kişilik perdesinin aralanması mümkün olduğundan her iki hukuki nedene bağlı olarak davalılar ..., ..., ...'ün davalı ... A.Ş. ve ...... ile birlikte müteselsilen sorumlu oldukları kanaatine varılmış olduğundan, açıklanan tüm bu nedenlerle Asıl ve Birleşen davanın kabulü ile, Asıl dava konusu 503.900 USD ile Birleşen dava konusu 465.158,44 USD'nin ödeme tarihlerinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince işleyecek dolar faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Asıl davanın KABULÜ ile; 503.900 USD'nin, bu tutar içerisindeki;
25.000 USD'ye 03/01/2020 tarihinden,
25.000 USD'ye 30/01/2020 tarihinden,
25.000 USD'ye 20/02/2020 tarihinden,
25.000 USD'ye 20/05/2020 tarihinden,
7.500 USD'ye 24/07/2020 tarihinden,
10.000 USD'ye 14/08/2020 tarihinden,
12.500 USD'ye 21/08/2020 tarihinden,
12.000 USD'ye 07/09/2020 tarihinden,
13.000 USD'ye 22/09/2020 tarihinden,
11.400 USD'ye 28/10/2020 tarihinden,
14.000 USD'ye 25/11/2020 tarihinden,
13.000 USD'ye 30/12/2020 tarihinden,
13.000 USD'ye 21/01/2021 tarihinden,
12.500 USD'ye 09/03/2021 tarihinden,
15.000 USD'ye 09/04/2021 tarihinden,
15.000 USD'ye 04/05/2021 tarihinden,
15.000 USD'ye 24/05/2021 tarihinden,
15.000 USD'ye 05/07/2021 tarihinden,
15.000 USD'ye 03/08/2021 tarihinden,
15.000 USD'ye 23/08/2021 tarihinden,
30.000 USD'ye 05/10/2021 tarihinden,
30.000 USD'ye 03/11/2021 tarihinden,
20.000 USD'ye 07/12/2021 tarihinden,
25.000 USD'ye 29/12/2021 tarihinden,
30.000 USD'ye 25/01/2022 tarihinden,
40.000 USD'ye 14/03/2022 tarihinden,
20.000 USD'ye 01/04/2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince yıllık dolar faizi yürütülmek suretiyle davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİNE,
2-Birleşen davanın KABULÜ ile; 465.158,44 USD'nin, bu tutar içerisindeki;
30.000 USD'ye 21/04/2022 tarihinden,
50.000 USD''ye 30/05/2022 tarihinden,
50.000 USD'ye 25/07/2022 tarihinden,
60.000 USD'ye 08/09/2022 tarihinden,
40.000 USD'ye 13/10/2022 tarihinden,
70.000 USD'ye 20/12/2022 tarihinden,
40.000 USD'ye 01/02/2023 tarihinden,
125.158,44 USD'ye 02/03/2023 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince yıllık dolar faizi işletilmek suretiyle davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİNE,
3-Asıl davada; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince tayin olunan 555.482,33 TL karar harcından 133.204,50 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 422.277,83 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
4-Asıl davada; Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 385.317,86 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
5- Asıl davada; Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 133.296,70 TL ilk harç, 2.377,75 TL posta gideri ile 24.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 159.674,45 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Asıl davada; Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.400,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Birleşen davada; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince tayin olunan 860.415,42 TL karar harcından 215.037,14 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 645.378,28 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
8-Birleşen davada; Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 429.957,46 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Birleşen davada; Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 215.345,39 TL ilk harç giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Birleşen davada; Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3280 -TL Arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
11-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.31/01/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!