WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

İSTANBUL 17. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)

ESAS NO : 2019/347 Esas
KARAR NO : 2024/17

DAVA : Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/10/2019
KARAR TARİHİ : 17/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile karşı taraf ... arasında "28,05.2018 tarihinde Gemi Alım- Satım Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin d-c maddesi uyarınca 549.350,00-Euro tutarında peşinat, 30/04/2018 tarihinde 50.000,00-Euro, 31/05/2018 tarihinde 499 350,00-Euro olmak üzere, müvekkili şirket tarafından karşı tarafa ödendiğini, İskenderun Limanına gelen gemide teslim öncesi gerekli incelemelerin yapılması teslime hazır hale getirilmesi ve ondan sonra geminin teslim edilmesi kararlaştırılmış olduğu halde geminin sözleşme şartlarına uygun olarak teslim edilmediğini, taraflar arasındaki sözleşme konusu gemi üzerinde taraflarca yapılan survey neticesinde tanzim edilen 17.12.2018 tarihli Türk Loydu "... Durum ...” raporu uyarınca sözleşme konusu gemideki kusur, aksaklık ve hataların tespiti neticesinde geminin sözleşme şartlarına ve seyrüsefere uygun olmadığının tespit edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından İskenderun Asliye ... Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası ile delil tespit talebinde bulunulduğunu, ancak davalının sözleşme konusu gemideki kusurların ve geminin Türk Loydu raporundan sonraki mevcut durumunun anlaşılabilmesini adeta engellemek adına mahkemece re'sen belirlenen bilirkişilerin gemi üzerinde keşfen inceleme yapmasına türlü girişimlerle engel olduğunu, geminin İskenderun Limanından kaçırılarak römorkörlerle çekilmek sureti ile İskenderun Liman Sahası içerisindeki Y...Tersanesine götürüldüğünü, böylece geminin taraflarınca teslim alınmadığı ve gemideki ağır kusur ve arıza nedeni ile davalı tarafça teslimin yapılamadığı hususunun sabit olduğunu, davalı taraf müvekkili şirketten tahsil etmiş olduğu 549.350-Euro'yu haksız ve hukuka aykırı olarak uhdesinde tututuğunu, geminin kusurlu olması, sözleşme hüküm ve şartlarına uygun olmadığı hususu sabit hale gelmiş olmakla müvekkili şirket tarafından ödenen 549.350,00-Euro tutarında peşinatın müvekkili şirkete iade edilmesi talebiyle İskenderun ... Noterliği vasıtasıyla 22.07.2019 tarihli ihtarname gönderildiğini, ancak müvekkili tarafından gönderilen söz konusu ihtarnameye ilişkin olarak da karşı tarafça herhangi bir olumlu yaklaşımda bulunulmadığını, davalıdan alacaklarının ödenmesi sair defalar talep edilmiş olmasına rağmen, 549.350,00-Euro tutarındaki müvekkili alacağı bugüne kadar davalı tarafça ödenmediğini, taraflarınca iş bu kez İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesinden... nolu ... gemisi üzerine ihtiyati haciz konulması ve seferden men edilmesi talep edilmiş olup, mahkemenin 2019/135 d.iş-2019/135 karar sayılı 18/09/2019 tarihli ihtiyati haciz kararı ile "..." gemisinin ihtiyaten haczine karar verildiğini fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 549.350,00-Euro tutarındaki haklı alacağımızın fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının davalı şirketten ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi (3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca açılmış 1 yıl vadeli Euro mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranında) ile tazmin ve tahsiline karar verilmesini, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18/09/2019 tarihli ...D.iş sayılı ...gemisi hakkında verilen ihtiyati haciz kararının aynen devamına karar verilmesini, davanın kabulü ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının husumetini kime yönelttiğinin anlaşılamadığını, davacı hem ... hem de ... adına vekaletname sunduğunu, müvekkilinin Yunan bandıralı ...numaralı ... isimli geminin maliki olduğunu, 29/05/2018 tarihinde davacı ile gemiye ilişkin olarak alım-satım sözleşmesi imzalandığını, dava dışı ...'ın bu sözleşmeye alıcının garantörü olarak imza attığını, davacı ve ihbar olunması istenen ... ile...Büyükşehir Belediyesi arasında bahsi geçen geminin kiralanması ve ...Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı olarak ... ismi ile Samandağ ve İskenderun'dan Mersin, ... ve Beyrut'a kadar uzanan bir güzergahta deniz otobüsü seferleri başlatmak üzere anlaşma sağlandığını, geminin satış bedelinin ...'ın ... Büyükşehir Beledisinden temin edememesi neticesinde müvekkiline ödenmediğinin de taraflarca bilindiğini, davacı şirketin varsa uğramış olduğu bu zararların asıl muhatabı, destek ve isteği üzerine yatırımına sebebiyet vermiş olan...Büyükşehir Belediyesi olduğunu, davacının ödediği peşinatı iadeyi talep hakkı olmadığını, alım-satım sözleşmesi davacı ile müvekkili arasında imza edilmiş iken, ...-... A.Ş'nin gemi üzerinde inceleme yapılmasını talep etmesi makul şüphe oluşturduğunu, müvekkili ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin imzalanmasını müteakip bir banka günü içerisinde 555.000 Euro peşinatın müvekkilinin banka hesabına ödenmesi gerektiğini, müvekkiline ödemenin iki banka günü içerisinde ve 499.350 Euro olarak yapıldığını, 30/04/2018 tarihinde 50.000 Euro ödeme yapıldığını ve bu peşinat olarak kabul edildiği ihtimalde bile toplam yapılan ödeme 549.350 Euro olduğunu, davacı peşinatı hem geç hem de eksik yatırdığını, müvekkilinin eksik kalan meblağ yatırılmadan geminin sözleşme uyarınca teslimi için gereken işlemleri gerçekleştirmeye başladığını, öncelikle Yunanistan'dan Antalya'ya oradan da İskenderun Limanı'na getirildiğini, gemi Antalya'da iken yola ve denize elverişli olarak geminin yük altında ana makinelerinin seyir tecrübesine çıkacağı müvekkili tarafından taahhüt edildiğini, ... Büyükşehir Belediyesi yetkilileri gemiye binerek motor hız testinde hazır bulunduklarını, sözleşmede açıkça hüküm altına alındığı üzere davacı Türk Loydu tarafından hazırlanan rapor doğrultusunda gemiyi kabul ettiğini, 26/05/2018 tarihli Iris Jet Rapor düzenlenmesinden önce Türk Loydu, gemi Yunanistan-Kos Adasında ve Türkiye-Bodrum Limanında iken gemiye çıkarak sörvey yaptığını ve davacı tarafa bilgi verdiğini, bunun üzerine 26/05/2018 tarihli rapor düzenlediğini ve geminin kesin kabulü yapıldığını, geminin kabul edilmesi "..." ismi ile reklam çalışmalarına başlanmış olmasına rağmen satış bedelinin ödenmeyip, sözleşmede belirlenen sürede teslim alınmadığını, sözleşmenin 3.maddesi uyarınca müvekkili tarafından geminin İskenderun Limanı'na getirilmesi ve hazırlık ihbarlarının yapılması ile davacı tarafından en geç 30 gün içerisinde satış bedelinin yatırılması gerektiğini, Haziran 2018 tarihinden itibaren muhtelif defalar e-posta ile satış bedelinin ödenmesi ve geminin teslim alınması ihtar edildiğini, 15/10/2018 tarihinde gönderilen e-posta ile nihayetinde sözleşme müvekkili tarafından haklı nedenle tek taraflı olarak feshedildiğini, müvekkilinin davacı tarafa feshi ihbar ettiğini, davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini kendi kusuru ile yerine getirmediğini, geminin delil tespitinden kaçırıldığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu beyanla ihtiyati haciz kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasına sunulan 22/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Davalının gemiyi sözleşmede belirlenen şartlara uygun olarak hazır ettiği, teslim için hazırlık ihbarında bulunduğu ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, davacının ödemeyi yapmadığı ve gemiyi teslim almadığı, kurulda bulunan sektör bilirkişisinin görüşüne göre geminin “fizli satışına/ teslimine mani kusurlu bir durumun olmadığı”, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin 13. maddesinde düzenlenen satıcının kusurlu eylemi gerçekleşmediğinden, sözleşmenin 4 c maddesi çerçevesinde davacının ödediği ve taraflarca cayma parası olarak kararlaştırıldığı anlaşılan peşinatın iadesinin istenemeyeceği kanaatine varılmıştır.
31/01/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; TTK m. 1001 hükmü uyarınca gemi siciline kayıtlı olan bir geminin devri için, malik ile iktisap edenin, mülkiyetin iktisap edene devri hususunda anlaşmaları ve geminin zilyetliğinin geçirilmesi şart olduğunu, mülkiyetin devrine ilişkin anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve imzaların noterce onaylı olması gerektiğini, bu anlaşma gemi sicil müdürlüğünde de yapılabileceğini, gemi satış sözleşmesi şekle tâbi olmadığını, 29 Mayıs 2019 tarihli, Gemi Alım Satım Sözleşmesi başlıklı belge, taraflar arasındaki gemi satış sözleşmesini tevsik ettiğini, Bill of Sale başlıklı belge ise, mülkiyetin devrine ilişkin ayni sözleşme olduğunu, ancak bu belgede yalnızca satıcının imzası bulunduğunu, belge gemi sicil müdürlüğünde düzenlenmediği gibi, imzalarında Noterce onaylanmadığını, dolayısıyla anılan belge, TTK m. 1001'de öngörülen şartları taşımadığından, bu belge çerçevesinde Türk hukuku uyarınca geminin mülkiyetinin intikali söz konusu olamayacağını, davacının 16.10.2019 havale tarihli dava dilekçesinde, davalı “...gemisi donatanı (Yunan bandralı) ....” olarak ifade edildiğini, 17.12.2018 tarihli ...Tespit Sörvey Raporu'nda, gemi bilgileri “bayrak: Yunanistan; bağlama limanı: Kos; armatör:...” olarak gösterildiğini, dosyada bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'ne hitaben yazdığı yazıda “Yunanistan bayraklı... isimli gemi” ifadesi yer aldığını, İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin İskenderun Liman Başkanlığı'na hitaben düzenlenmiş 17/07/2019 tarihli yazısında da “... gemisinin Yunan bandıralı olduğu” ifade edildiğini, taraflarca geminin sicil kaydı dosyaya sunulmadığını, dosyaya sunulan belgelerde ise geminin Yunan bayraklı olduğu bilgisi yer aldığı, bir ân için gemi satış sözleşmesinin şekle aykırılık sebebiyle geçersiz olduğunun kabul edilmesi ihtimalinde dahi, taraflar arasındaki ilişkinin gelişme tarzı ile geldiği aşama dikkate alındığında “şekle aykırılığın ileri sürülmesi açıkça hakkın kötüye kullanılması” niteliği taşıyacağını, davacı, şekle aykırı bir satış sözlemesi yapmış olmasına rağmen satış bedelinin bir kısmını ödediği, satış sözleşmesinde öngörülen şekilde “geminin sözleşmede öngörülen özelliklere sahip olup olmadığının belirlenmesi” amacıyla deneme seferi yapılmasını ve akabinde geminin sözleşmeye uygun olduğuna ilişkin denetleme raporunun düzenlenmesini sağladığı, satıcı, usulüne uygun olarak gemiyi teslim almasını ihtar ettiği ve borcunu ifaya hazır olduğunu bildirdiği halde gemiyi teslim atma borcunu ifaya yanaşmadığı, ilk raporuda varılan sonuçların değiştirilmesini gerektiren bir husus tespit edilemediği kanaatine varılmıştır.
20/10/2023 tarihli 2.bilirkişi raporunda; Davalının, ... isimli gemiyi, sözleşmede belirtilen şartlara uygun olarak hazır edip davacıya teslime arz etmemiş olduğu, geminin fiili satışına/teslimine ve klas kuruluşu ve bayrak idaresi tarafından kabul edilmesine mâni pek çok eksiklik ve kusurlarının bulunduğu; bu bakımdan ilk bilirkişi raporunda varılan aksi yöndeki kanaatin doğru olmadığı, önceki heyette yer alan sektör bilirkişisi tarafından yapılmış hatalı değerlendirmelere dayanarak hazırlanmış olan bilirkişi kök ve ek raporlarında da bu
nedenle yanlış sonuçlara ulaşıldığı, dosyada mevcut bilirkişi raporundan farklı olarak, dava konusu gemi satışının geçerli olduğu ve mülkiyetinin davacı taraf geçtiği,
huzurdaki uyuşmazlığın, gemi mülkiyetinin devrinin geçerliğinden ziyade, taşınır satışının ayıplı ifası hükümlerine göre tetkik edilmesi gerektiği; bu kapsamda
konunun TBK m. 219 uyarınca değerlendirilmek suretiyle, davalı satıcının davacı alıcıya karşı satıma konu gemideki ayıplardan sorumlu olacağı,
takdiri ve hukuki yorumu mahkemeye ait olmak üzere, kabul tutanağının sözleşmede yer alan hükümlerde gösterilen zaman ve yöntemle (tüm tetkiklerin tamamlanması ve hız motor testinin tamamlanması) yapılmamış olması sebebiyle ayıplı ifanın kabulü iradesi taşıdığını söylemenin güç olduğu, tutanak sonrasındaki tetkikler ve testlerin, tarafların kanaat verici davranışlarının da ayıplı ifanın kabul edilmiş olduğu şeklinde bir çıkarımda bulunmayı güçleştirdiği, ayrıca söz konusu tutanak maddi ayıplara ilişkin olmakla hukuki ayıpların da bu tutanakla kabul edilmiş olduğunu söylemenin güç olduğu, bu sebeple olayda sözleşmeden cayma ve peşinatın cayma parası olarak alıkoyulması şartlarının bulunmadığı sonucuna varılması gerekeceği, mahkemenin, söz konusu kabul tutanağını; maddi, ekonomik ve hukuki ayıpların kabul edildiği şeklinde yorumlaması halinde ise, ayıptan doğan
sorumluluğun söz konusu olmayacağı ve cayma parasının iadesinin gerekmeyeceği sonucuna varılması gerekeceği yönünde
görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Dava; taraflar arasında düzenlenmiş olan 29 Mayıs 2018 tarihli "Gemi Alım-Satım Sözleşmesi” kapsamında davacının davalı/ satıcı tarafa ödediği bedelin faizi ile birlikte iadesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki ihtilaf, sicile tescilli bir geminin satışından kaynaklanmakta olup, taraflararasındaki temel uyuşmazlık ise işbu satışın geçerli olup olmadığı ve buna bağlı olarak satış bedeli olarak ödenen miktarın iadesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı taraf sözleşmeye aykırılık sebebiyle devrin geçerli olmadığını iddia etmekte iken, davalı taraf ise, 11 Haziran 2018 tarihli “... Gemisi Kabul Tutanağı” ile geminin mülkiyetinin sözleşmeye uygun bir şekilde devrinin gerçekleştiğini savunmaktadır.
TTK'nın 1001. maddesinde; "Gemi siciline kayıtlı olan bir geminin devri için, malik ile iktisap edenin, mülkiyetin iktisap edene devri hususunda anlaşmaları ve geminin zilyetliğinin geçirilmesinin şart olduğu, devri anlaşmasının yazılı şekilde yapılması ve imzaların noterce onaylı olması gerektiği veya bu anlaşmanın gemi sicil müdürlüğünde de yapılabileceği" hükmü düzenlenmiştir. Hükmün gerekçesinde de ifade edildiği üzere, kanunun bu bölümünde Türk Medeni Kanunu hükümleri ile uyumun sağlanması amaçlanarak bu kapsamda, eski düzenlemeden farklı ve önemli bir değişiklik olarak sicile kayıtlı bir geminin devren iktisabında malik ile iktisap edenin mülkiyetin iktisap edene devri hususunda anlaşmaları ve geminin zilyetliğinin geçirilmesi şart koşulmuştur. Şu halde, 2. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere devir anlaşmasının tek başına mülkiyetin devrine ilişkin tasarruf işlemi olarak değerlendirilmesi kanun koyucunun açık iradesinin aksine bir yorum olacaktır. Bu sebeple devre yönelik tasarruf işleminin (Türk Medeni Kanunu’nun m. 763 hükmüne paralel olarak) zilyetliğin devri olduğu değerlendirilmiştir. Somut olayda, 29 Mayıs 2019 tarihli Gemi Alım Satım Sözleşmesi başlıklı belge taraflar arasındaki gemi satış sözleşmesini tevsik eder niteliktedir. Dosya kapsamından taraflar arasında gemi satımına ilişkin bir anlaşmanın yapıldığı ve geminin zilyetliğinin de davacı tarafa geçirildiği anlaşıldığından, dava konusu gemi satışının geçerli olduğu ve mülkiyetinin davacı tarafa geçtiği kabul edilmiştir.
Dosyaya sunulan Gemi alım-satım sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmede davacı ...'nin “Alıcı”, davalı ... .’nun “Satıcı” sıfatı ile yer aldığı, işbu sözleşme ile ... isimli, Yunanistan bayrağına sahip, Rus klasına kayıtlı, 2001 yılı yapımı, ... numaralı geminin, 3.750.000,00 Euro bedel mukabilinde davacıya satışının Kararlaştırıldığı görülmektedir.
Sözleşme'nin “2. Peşinat” başlıklı maddesinde; sözleşmenin imzalanmasını müteakiben bir banka günü içerisinde toplam 550.000 Euro peşinat Satıcılara ait banka
hesabına ödeneceği, peşinatın ödenmesinin ardından en geç 04 Haziran 2018 de yola ve denize elverişli olarak, Geminin yük altında ana makinalarının seyir tecrübesinin (bundan sonra”
Motor-Hız Testi” olarak anılacaktır) Türk Loydu ve... Servis sörveyörleri (bu sörveyörlerin ve Alıcıların temsilcilerinin Antalya Limanı’nda gemiye biniş izni ve gerekli diğer tüm izinler
Alıcılar tarafından sağlanacaktır) ile birlikte çıkarılacağı, satıcı tarafından taahhüt edilmiştir.
Motor-Hız testi sonuçlarının 24 saat içinde tatmin edici bulunmaması halinde Alıcılar, sözleşmeyi feshetme ve yatırılan peşinatın iadesini talep etme hakkına sahiptir. Peşinatın
iadesinin bu sebeple Alıcılar tarafından yazılı olarak istenmesine müteakip satıcının peşinatı en geç 24 saat içerisinde Alıcıların belirteceği banka hesabına nakden ve defaten iade edeceği kararlaştırılmıştır.
Sözleşme’nin “3. Ödeme” başlıklı maddesinde; “Geminin sözleşme hüküm ve şartları doğrultusunda her yönüyle fiziki olarak teslimata hazır bir biçimde Antakya-
İskenderun Limanına ulaşması, teslime hazır edilmesi ve 5 nolu maddeye uygun olarak hazırlık ihbarının verilmesinden sonra Sözleşmede belirtilen Satış Bedelinin en geç 30 gün
içerisinde eksiksiz olarak Satıcının bildirdiği banka hesabına ödeneceği kabul edilmiştir.
Sözleşme’nin “4. İncelemeler” başlıklı maddesinde; “Alıcılar, klasman kayıtlarına ve Satıcıların mürettebatı tarafından gerçekleştirilecek olan deneme seferi raporuna göre
Gemiyi incelerler ve söz konusu muayene işlemleri tamamlandıktan ve Hız-Motor Testinin gerçekleşmesinden sonra en geç 24 saat içerisinde Geminin kabul edilip edilmediğini yazılı
olarak beyan ederler,25 Mayıs 2018 tarihinde Türk Loydu tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde düzenlenen rapor taraflarca kabul edilmiş olup, geminin Alıcılar
tarafından kesin kabulünden önce gerçekleştirilmesi gereken sadece Hız-Motor Testi kaldığı kabul ve beyan edilir, Geminin Antakya-İskenderun Limanı’na vardığı tarihten itibaren 30
gün içerisinde alıcılar tarafından teslim alınmaması halinde bu sözleşme hükümsüz ve geçersiz sayılarak (i) satıcılar kendilerine ödenen avansı iade etmez (ii) alıcı da avans
ödemesinin iadesi talebinde bulunamaz.” hükmü yer almaktadır.
Sözleşmede kararlaştırılan bedel 550.000,00 Euro olmasına karşılık, davalının davacıya peşinat olarak toplam 549.350,00 Euro ödeme yaptığı hususu, tarafların ortak
beyanıdır. Aradaki 650 Euro farkın banka havale masrafı olabileceği değerlendirilmiştir.
Sözleşmenin düzenlenmesinden sonra Satıcı adına ..., alıcı adına ..., 11 Haziran 2018 tarihinde biraraya gelerek, “... GEMİSİNİN KABUL TUTANAĞI” başlıklı bir yazıyı müştereken düzenleyip imzalamışlardır. Bu yazıda
“İşbu kabul tutanağı ile ... adresinde mukim... Vergi Dairesi: ... vergi numaralı ... .’nun maliki olduğu,...numaralı Kos, Yunanistan tescilli ... isimli gemi, ...Mah... caddesi No:
... Kat: 7 Daire:.. Etiler/İstanbul adresinde mukim, ... Vergi Dairesi: ... vergi numaralı ...A.Ş. tarafından Antakya-İskenderun Limanı’nda aralarında bulunan alım-satım sözleşmesi uyarınca kabul edilmiştir.” yazılıdır.
Sözleşme’nin “2. Peşinat” başlıklı maddesinde, peşinatın ödenmesinin ardından en geç 04 Haziran 2018 de yola ve denize elverişli olarak ve gemi yük altında iken, ana
makinalarının seyir tecrübesine çıkarılacağının Satıcı tarafından taahhüt edildiği görülmektedir.
Ancak, bahsedilen bu hız-motor testlerinin yapılacağı seyir tecrübesi 13 Haziran 2018 tarihinde gerçekleşmiş olup Kabul Tutanağı ise, seyir tecrübesine çıkılmadan
2 gün önce 11 Haziran 2018 tarihinde düzenlenmiştir. Bu durumda, kabule ilişkin yazılı belgenin düzenlenmesinden iki gün sonra geminin hız-motor testlerinin yapıldığı açıktır. İkinci Bilirkişi raporunda söz konusu testte görülecek performansın herhangi bir ticari geminin kabulünde en
önemli kriterlerden biri olduğu belirtildiğinden, geminin teknik yönden kabulünün
testlerin sonucuna göre yapılacağı anlaşılmaktadır.

... isimli geminin satış öncesi durum sörveyinin yapılması için 19 Mart 2018 tarihinde gemi karada iken Muğla-Bodrum’da, ardından 26 Mayıs 2018 tarihinde
Yunanistan’ın Kos Adası limanında ve sonuncusu ise seyir tecrübesini gerçekleştirmek amacı ile 13 Haziran 2018 tarihinde Antalya Limanı’nda olmak üzere 3 kez Türk Loydu Klas
Kuruluşu tarafından gemiye çıkılmış ve incelemelerin sonuçlarını içeren 17 Aralık 2018 tarihli “... DURUM TESPİT SÖRVEY RAPORU” düzenlenmiştir. Rapor’da
gemide tespit edilen kusurlar/ aksaklıklar/ ve kural hataları tek kek gösterilmiştir. Loydu Klas Kuruluşu Sörveyörü,17 Aralık 2018 tarihli raporunda, geminin uluslararası sefer yapan
bir yolcu gemisi olabilmesinin koşulları 29 madde halinde sayılmıştır. Bu gerekler, ... (...), ... (...) ve... Konvansiyonlarında (bunlar Ülkemizin de taraf olduğu B.M. Uluslararası Denizcilik Örgütü IMO’nun yayınladığı kurallardır) yazılı olan gerekliliklerdir. Raporda, Antalya’da yapılan deneme seyri esnasında, Sancak ana makine çalışır
iken egzos devresinden yoğun duman geldiğinin farkedildiği; egzos soğutma devresinde bir kaçak ihtimali bulunduğu; İskele Ana Makinenin 1967 devre çıkartıldığı, ancak yukarıda
belirtilen nedenden ötürü sancak ana makinenin 1809 devrin üzerine çıkartılamadığı; her iki makine 1800 devirde iken, geminin sakin suda 32 deniz mili hızla gittiği; 1800 devirde
iken sadece 5 dakika deneme seyri yapılabildiği; kaptanın liman otoritelerinin telsizden yaptıkları çağrıyı yakıtın az oluşunu öne sürerek armatörün isteği ile deneme seyrini
sonlandırdığı; ... servis firmasından yetkili kişinin ana makinelerin durumu hakkında yazılı rapor sunduğu, rapora göre makinelerin W6 olarak adlandırılan komple bakıma girmesi
gerektiği, hususları ayrıca kayıt altına alınmıştır.
Mahkememiz tarafından İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat ile,“Geminin İskenderun Liman başkanlığında bulunan tüm kayıtları ve sertifikaları, Akdeniz
Tersanesindeki kayıtları, dosyada bulunan 11.06.2018 tarihli kabul tutanağı, 17.12.2018 tarihli Türk Loydu sörvey raporu, 14.06.2018 tarihli İskenderun Limanına geliş kaydı,
26.05.2018 tarihli sörvey raporu ile alım satım sözleşmesi incelenip, gemi üzerinde keşif yapılarak, geminin teslim edilmesi gereken tarihte seyri sefere uygun olup olmadığı, Türk
Loyduna tescili için gerekli koşulları taşıyıp taşımadığı, sözleşmenin 7. maddesinde belirtilen belgelerin mevcut olup olmadığı, sözkonusu belgelerin alıcıya tesliminin yapılıp yapılmadığı,
sözleşmenin 10. maddesinde düzenlenen teslim şartı ile sertifikaların bulunup bulunmadığı konusunda gemi makine mühendisi, gemi makine inşa mühendisi ve kaptan bilirkişiden
oluşan bilirkişi heyetinden, bilirkişilere gerekirse yerinde inceleme yetkisi verilerek mahallinde keşif yapılmasını müteakip rapor alınması”na karar verilmiştir.
İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Tal. sayılı dosyası tahtında, ... isimli gemi üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra düzenlenen 17.12.2020 tarihli Bilirkişi
Raporunda özetle; Geminin bulunduğu ...Tersanesi’ne gidilerek incelemelerin yapıldığı,1. Geminin halihazırda Yumurtalık Serbest Bölgesi içerinde faaliyet gösteren ...Tersanesinde karaya çekilmiş vaziyette olduğu, tersane Imkanları ile Üzerinde hiçbir bakım-onarım işlemi yapılmadığı, fakat gemi sahibi veya temsilcilerinin temin ettiği kişi yada firmalarca gemi bünyesindeki bazı ekipmanların kontrollerinin yapıldığı, tarafımızca yapılar keşif esnasında geminin içi kısımlarına erişimin kilit altına alınmasından dolayı herhangi bir iç kontrol yapılamadığı, Gemi Alım-Satım sözleşmesinde; geminin teslim yeri ve şartlarına yönelik belirlenen durumun oluşmadığı, alıcı adına teslim almaya yetkili olarak belirlenen ...' in 11.06.2018 tarihli kabul tutanağının gemi Antalya Limanında iken imzalardığı, dolayısıyla teslim şartı olan yer olmadığından dolayı dikkate alınmaması gerektiği, asıl teslim yerinin 14.06.2018 sonrasında İskenderun Limanında yapılması gerektiği, sözleşmede belirtildiği üzere satış esnasında teslim edilmesi gereken resmi kurumlardan alınmış belgelerin mevcut olduğu, fakat satış sürecinin aksamasından dolayı plan, proje gemi sertifikaları gibi seyrüseferi ilgilendiren belgelerin mevcut olmadığı, gemi içerisinde keşif yaptlamadığı için gemi üzerinde olup olmadığının da tespitinin yapılamadığı, Rus Klası tarafından hazırlanması gereken ve germinin Rus Klas kuruluşundan Türk Loydu klas kuruluşuna transferinin ön koşulu olan *“...” hazırlandığı ve dosya muhteviyatında mevcut olduğu, Türk Loydu klas kuruluşu tarafından 25.06.2018 tarihinde ilk kontrollerin yapılarak rapor hazırlandığı, bu raporun içerdiği eksikliklere rağmen alım-satım sözleşmesinde kabul edildiğine dair ifadenin tutarlı almadığı, sözleşme üzerinde teknik olarak bir uygunsuzluk olduğu, Alımm-satım sözleşmesinin 4-b maddesinde belirtildiği üzere ... firmasının 14.06.2018 tarihli gemi ana makinaları üzerinde yapmış olduğu testlere dair düzenlenen raporun ciddi uygunsuzluklar içerdiği, bu haliyle geminin teslim şartlarının sağlanmadığı, Türk Loydu klas kuruluşu tarafından 17.12.2018 tarihinde düzenlenen İkinci raporun birinci raporu teyit ettiğini, ek olarak... firması tarafından yapılan Hız-Motor test raporundaki eksikliklere vurgu yapıldığı, geminin ana makinelerinin mevcut haliyle ciddi kusurlar içerdiğini ve uluslararası sefer yapabilmesi için gerekli olan ... sertifikasını almasının neredeyse mümkün olmayacağı, bu haliyle seyrüsefere uygun olmadığı, alım-satım sözleşmesinin 10. Maddesi kapsamında belirlenen “makul yıpranma ve esklme oramı” ifadesinin ortaya konular eksiklikleri karşılamadığı, majör olarak değerlendirilebilecek kusurların daha çok bakım-tutum kaynaklı ciddi eksiklikler olduğu, hususlarının tespit edilmiş olduğu belirtilmiştir.
Dosyadaki bilgilerinden, ... isimli yolcu gemisinin, davacı tarafından satın alınması sonrasında, ... Büyükşehir Belediyesi’ne satılacağı veya kiralanacağı; adı geçen Belediye tarafından da "..." ismi ile Samandağ ve İskenderun’dan Mersin, Gazimağusa ve Beyrut’a kadar uzanan bir güzergâhta yolcu taşımacılığında kullanılacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla geminin iki Türk Limanı arasında ve ayrıca bir Türk limanı ile yabancı limanlar arasında çalıştırılacağı göz önüne alındığında, öncelikle Kabotaj Kanunu gereğince Türk Bayraklı olması zorunluluğunun bulunduğu ortaya çıkmaktadır. Nitekim, böyle bir yol haritası belirlenmiş olduğu; gemiye Türk Bayrağı çekilmesi ve bunun için de öncelikle Türk Bayrak Otoritesinin yetkilendirdiği bir klas kuruluşuna kayıt edilmesinin amaçlandığı, taraf anlatımları ve dosya bilgilerinden anlaşılmaktadır. Gemiye Türk Bayrağı çekilebilmesi, yani Türk Gemi Siciline kaydedilebilmesi için, Ulusal Denizcilik Mevzuatımız gereği, Türk Bayrak İdaresinin yetkilendirdiği ve onun adına hizmet veren bir klas kuruluşuna kayıtlı olması gerekmektedir. Türk Loydu klas kuruluşu, İdaremizin yetkilendirdiği klas kuruluşları arasında yer almaktadır. Gerek davacı gerekse ... Büyükşehir Belediyesi’nin, geminin klas kaydını Türk Loydu’na yaptırma konusunda istekli oldukları, gemi üzerindeki denetimleri bu kuruluşa yaptırmış olduklarından anlaşılmaktadır.

17 Aralık 2018 tarihli Türk Loydu Raporu’nda, Taraflar arasında henüz 29 Mayıs 2018 tarihli alım satım sözleşmesi düzenlenmeden önce, gemi üzerinde 19 Mart 2018 ve 26 Mayıs 2018 tarihlerinde denetimler yapılmış ve bu denetimler sonucunda toplam 29 madde halinde sıralanmış olan kusurlar ve uygunsuzluk tespit edilmiştir. Bu kusur ve uygunsuzlukların, 13Haziran 2018 tarihinde Antalya’da yapılan denetimlerde de mevcut bulunduğu raporlanmıştır.
Bayrak Devleti tarafından yetkilendirilmiş klas kuruluşu olan Türk Loydu’nun, gemi üzerinde tespit ettiği eksiklik, uygunsuzluk ve kusurların giderilmesi için isteklerinin ne anlama geldiğinin izahı yapıldıktan sonra, bu kusurların ortadan kaldırılmamasının sonuçları üzerinde durulmalıdır.
04.07.2022 tarihli ilk Bilirkişi Raporunda, Türk Loydu’nun, tespit ettiği bu uygunsuzlukların “tavsiye” niteliğinde bulunduğu hususu, Heyette yer alan sektör bilirkişinin görüşü olarak belirtilmiştir. 2. Bilirkişi Raporunda ise bu konu; "İngilizce dilinde “...” kelimesinin Türkçemizdeki karşılığı olan “tavsiye” sözcüğü, klas kuruluşlarının raporlarında kullandığı bir terimdir. Klas kuruluşu, bir deniz aracını klasına kabul ederken veya klası altındaki bir deniz aracının herhangi bir sörveyini yaparken, bulduğu/tespit ettiği uygunsuzlukları “recommendation/tavsiye” olarak gemi yetkililerine bildirir. Bunun uygulamadaki anlamı: “Seni klasıma almam için veya klasını sürdürebilmem için bu kusurları gidermen gerekir”. Dolayısıyla, bu bir “tavsiye”nin ötesinde, gemi yetkililerinin yerine getirmesi “zorunlu” olan bir klas kuruluşu isteği olduğu" şeklinde değerlendirilmiştir.
Türk Loydu tarafından tespit edilen uygunsuzluklar içinde en önemlisi ve giderilmesi gereken kusur, “Şubat 2000 tarihinde üretildiği belirlenen iskele ve sancak ana makinelerin ... sertifikası ve onaylı ...’ları gemide olmalıdır. Makinelerin ... sertifikasyonu yok ise sertifikalandırılmalıdır.” olarak belirtilen uygunsuzluktur. Bu sertifikanın ne anlama geldiği hususu, bilirkişi raporlarında açıklanmıştır. Geminin kızağa konduğu tarihte bu kuralın henüz yayınlanmamış olması, yayınlandığı 2000 yılı Ocak ayından sonra imal edilmiş makinelere otomatikman bir muafiyet getirmemiştir. Burada Bayrak Devletinin davranışı, yani uygun bulması halinde bir Muafiyet Belgesi yayınlayarak, dünyadaki tüm taraf devletlere, bu gemide bu sertifikanın aranmamasını duyurmuş olması gerekmektedir. ... sertifikası bulunmayan bir gemi, yabancı ülke limanlarına ancak bu Muafiyet Belgesi ile girebilecektir. İlk bilirkişi heyetinde yer alan sektör bilirkişisi, aralarında ... sertifikasının da bulunduğu gemi sertifikalarının 30 gün sonra satış aşamasına gelinmediği için ibraz edilmediğini belirtmiştir. Bu belge var olsa idi elbette öncesinde ibraz edilir ve geminin uluslararası çalışmasının önünde bir engel bulunmadığı hususu, geminin satıcısı davalı tarafça ispat edilme yoluna gidilirdi. Keza bu sertifikanın yanı sıra, gemide mevcut diğer eksiklik ve kusurların varlığı, geminin zorunlu olan Türk Bayrağı çekebilmesi için, yine zorunlu olan Türk Bayrak İdaresinin yetki verdiği bir klas kuruluşu tarafından klaslanmış olma şartının önünde engel teşkil etmektedir. Ocak 2000 tarihinden sonra üretilen makinelerin sahip olması gereken ... Sertifikasının bulunmaması veya gemininBayrak İdaresi tarafından bu sertifikadan muaf tutulduğunu Dünyaya ilan eden bir “Muafiyet Belgesi”nin yayınlanmaması durumunda, bu makineler ile donatılmış gemilerin uluslararası sefer yapması mümkün olamamaktadır. ... gemisinde bulunması gereken bu Sertifikanın veya Muafiyet Belgesi’nin, sörveyör denetimleri sırasında gemide mevcut olmadığı görülmüştür. Öyleyse bu durumda, bunlardan herhangi birisi, olayda Davalı tarafından temin edilip Davacıya verilmedikçe, geminin uluslararası sefer yapması mümkün olamayacaktır. Ancak gemi teslime hazır dendiğinde, bu belgenin hiçbir şekilde temin edilip davacıya verilmediği de bellidir. Geminin satın alınması sonrasında, ... Büyükşehir Belediyesi’ne kiralanması ve Belediye tarafından da yolcu taşımacılığında kullanılmasının amaçlandığı bilindiğine göre, bu uygunsuzluğun varlığı, davalı adına Sözleşme’ye aykırılık teşkil etmektedir. Dolayısıyla, ilk bilirkişi raporunda, Sektör bilirkişinin yapmış olduğu, “Türk Loydu’nun talep ettiği tavsiye niteliğindeki eksiklik aksaklık listesinin, özellikle tartışmaya konu olan ... Sertifikasının gemide bulunması meselesinin, mukavelenin imza tarihi olan 29 Mayıs 2018 tarihinden önce Türk Loydu tarafından yapılan 25 Mayıs 2018 tarihli sörvey raporunda belirtildiği ve alıcı tarafından kabul edildiği, bunun ise geminin ...-Karşılıksız Kabul Edilmiş hükmünü doğurduğu; bu durumun gemiye Türk Bayrağı çekilmesine ve Türk Loydu’na klaslanmasına mani bir durum olmadığı, Türk Loydu’nun bunları tavsiye ettiği” şeklindeki değerlendirmeye itibar edilmemiştir.
Bu doğrultuda davacı alıcının, sözleşmenin imza tarihinden önce bu belgelerin eksik olduğunu bildiği ve buna rağmen bu belgeler olmadan gemiyi satın almayı kabul ettiği sonucuna varılması da mümkün değildir. Keza bu eksikliklerin Türk Loydu’nun gemiyi klaslamasına mani bir durum yaratmadığını söylemek doğru değildir. Nitekim Türk Loydu raporunda, geminin uluslararası sefer yapan bir yolcu gemisi olabilmesi için, listelenen 29 maddenin gereklerinin tamamını yerine getirmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu gerekler ise, dava konusu gemi bakımından, Ülkemizin de taraf olduğu, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü ...’nun yayınladığı konvansiyonlar (kurallar) olan... (...), ... (...), ... I (...) ve ... Konvansiyonlarında yazılı olan gerekliliklerdir. Bu eksiklik ve kusurların varlığı, şayet gemi Türk Loydu’na değil de başka bir klas kuruluşuna kayıt ettirilmek istense dahi o kuruluşlar için de klas altına alınmasına bir engel olarak ortada durmaktadır. Zira, 2. bilirkişi raporunda belirtildiği üzere geminin Türk Loydu’na değil de başka bir klas kuruluşuna kayıt ettirilmesinin istenmesi durumunda, o klas kuruluşu da aynı taleplerde bulunacak ve gemiyi klasına alması için bu uygunsuzlukların giderilmesini isteyecektir. Başka bir anlatımla, gemi Türk Bayrak İdaresinin yetkilendirdiği hangi klas kuruluşuna müracaat ederse etsin, Türk Loydu’nun 17 Aralık 2018 tarihli raporunda tespiti yapılmış olan eksiklikler, kusurlar ve mevcut bulunmayan sertifikaları nedeniyle, klasa alınma başvurusu kabul edilmeyecek ve klaslanamayacak; dolayısıyla da Türk Bayrağı çekemeyecektir. Bu durum ise geminin Türk karasularında çalışamayacağı ve ... Sertifikası veya Muafiyet Yazısı bulunmadığı için yabancı ülke limanlarına sefer yapamayacağı sonucunu doğuracaktır.
Yine aynı bilirkişi raporunda belirtilmiş olduğu şekilde, ... (...) sertifikasının alınması veya bu mümkün olamıyorsa Türk Bayrak İdaresinden Muafiyet Yazısının alınması için yapılması gereken işlemler bulunmaktadır. Bunun için Bayrak Devletinin kabul ettiği/yetkilendirdiği klas kuruluşunun gözetiminde test ve ölçüm ekipmanları gemiye takılıp, ölçümler ve testler yapıldıktan sonra, şayet makineler ... emisyon kurallarına uygun ise teknik dosya ile birlikte belgelendirilmesi yapılacak veya Bayrak Devletinin uygun bulması halinde, kendisi veya yetkilendirdiği klas kuruluşu tarafından bir Muafiyet Yazısı yayınlanacaktır. Ancak, bu zorunlu işlemler yapılmamış ve sözleşme şartı yerine getirilmemiştir. Bu bakımdan, ilk bilirkişi raporunda, gemide bulunan eksikliklerin bu yaşta her gemide olabilecek ve giderilebilecek küçük eksiklikler olduğu, ...Loydu’nun raporunda belirttiği tüm bulguların “tavsiye” niteliğinde olup, klaslama öncesi halledilmesi gereken unsurlar olduğu yönündeki değerlendirmeler yerinde görülmemiştir.
... gemisine, Sözleşme gereği, Antalya’da yapılan deneme seyri esnasında, motor- hız testi yapılmıştır. ..., ... sörveyörü ve taraf ilgililerinin katılımıyla yapıldığı anlaşılan bu testler sırasında, Sancak Ana Makine çalışır iken egzoz devresinden yoğun duman gelmiş, egzoz soğutma devresinde bir kaçak ihtimali bulunduğu düşünülmüş, İskele Ana Makine 1967 devire kadar çıkartılmış, ancak Sancak Ana Makine 1809 devrin üzerine çıkartılamamış, her iki makine 1800 devirde iken, gemi sakin suda 32 deniz mili hıza ulaşmış, Sancak Ana Makine 1800 devirde iken sadece 5 dakika deneme seyri yapılabilmiş, gemi kaptanı yakıtın az olduğunu öne sürerek, armatörün isteği ile deneme seyrini sonlandırmıştır. Bu durumda, Sözleşme’nin 2. maddesinde belirtilen, en geç 04 Haziran 2018’de, geminin yola ve denize elverişli olarak yük altında ana makinalarının seyir tecrübesine Türk Loydu ve... servis sörveyörleri ile birlikte çıkarılacağı yönündeki satıcı (davalı) taahhüdünün yerine getirilememiş olduğu anlaşılmaktadır. Zira, makinesinden yoğun duman gelen bir gemi denize elverişli kabul edilemeyeceği gibi, sadece 5 dakika sürebilen bir hız testinin, sağlıklı bir test sonucu vereceği de kabul edilemez. Kurallar, rüzgâr ve akıntı nedeniyle hız ölçümünün, gemi önce bir yöne doğru hareket ederken yapılması, daha sonra gemi tam ters yönde hareket ettirilerek yeni bir hızın ölçülmesi ve bu iki hızın aritmetik ortalamasının alınmasını, böylelikle rüzgâr ve akıntı etkenlerinden arındırılmış gerçek gemi hızının bulunmasını istemektedir. İncelenen olayda, yakıt yetersizliği gerekçe gösterilerek, hız testinin sadece 5 dakika yapılabilmiş olması, gemi hızının gerçek değerinin tespit edilemediğini akla getirmektedir. Öte yandan, ... servis firmasından yetkili kişinin ana makinelerin durumu hakkında yazılı rapor sunduğu, rapora göre makinelerin W6 olarak adlandırılan komple bakıma girmesi gerektiği hususları da ayrıca kayıt altına alınmıştır.
Geminin Motor-Hız testlerinin yapıldığı 13 Haziran 2018 tarihinden 2 gün önce, 11 Haziran 2018 tarihinde, taraf yetkilileri bir araya gelerek, “... GEMİSİNİN KABUL TUTANAĞI” başlıklı bir yazıyı müştereken kaleme alıp imzalamışlardır. Bu yazıda, ... isimli geminin, ...A.Ş. (Davacı) tarafından Antakya-İskenderun Limanı’nda, alım-satım sözleşmesi uyarınca kabul edildiği yazılmıştır. Henüz seyir tecrübesi yapılmamış ve hız-motor test sonuçları görülmeden/bilinmeden geminin davacı tarafından kabul edilmesinin nedenini dosya içeriğinden anlayabilmek mümkün olamamıştır. Sözleşme’nin 4. maddesinde, muayene işlemleri ve hız-motor testi yapıldıktan sonra en geç 24 saat içinde alıcının geminin kabul edilip edilmediğini bildirmesi gerektiği yazılıdır. Hız ve motor testi 13 Haziran 2018 tarihinde tamamlandığına göre ve geminin sancak ana makinesi arızalı iken ve keza Türk Loydu tarafından yapılan sörveyde toplam 29 adet kusur/eksiklik/kural hataları bulunmuş iken ve ayrıca başta ... sertifikasının temini olmak üzere, bu eksiklik ve kusurların tamamı giderilmeden geminin klaslanması, dolayısıyla da Türk Bayrak Siciline kaydedilmesi mümkün olmadığına göre bu Tutanağın, henüz tam ve sözleşmeye uygun teslim şartları gerçekleşmeden tanzim ve imza edilmiş olduğu sonucuna varılmalıdır.
Sözleşmenin, teslim şartını düzenleyen 10. Maddesine göre, geminin alıcıya teslim edilmeye hazır olması için hiçbir eksiğinin olmaması gerekmektedir. Türk Loydu’nun 17 Aralık 2018 tarihli raporunda tespiti yapılmış olan eksiklikler, kusurlar ve mevcut bulunmayan sertifikaları nedeniyle, klasa alınma başvurusu kabul edilmeyecek ve klaslanamayacak; dolayısıyla da Türk Bayrağı çekemeyecektir. Bu durum ise geminin Türk karasularında çalışamayacağı ve ... Sertifikası veya Muafiyet Yazısı bulunmadığı için yabancı ülke limanlarına sefer yapamayacağı sonucunu doğuracağından, söz konusu eksiklikler ve kusurlar nedeniyle geminin devir için hazır olmadığı kabul edilmelidir.
Bununla birlikte satışa konu geminin, yukarıda açıklandığı üzere, devri borcunun gereği gibi ifa edilmediği, diğer bir ifade ile ayıplı ifa edildiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple uyuşmazlığın da, gemi mülkiyetinin devrinin geçerliğinden ziyade, taşınır satışının ayıplı ifası hükümlerine göre tetkik edilmesi gerekir. Bu kapsamda konunun TBK m. 219 uyarınca değerlendirilmek suretiyle, davalı satıcının davacı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle ve keza nitelik veya niteliği etkileyen, niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından; bu ayıpların varlığını bilmese bile sorumlu olacağı değerlendirilmiştir.
Bu noktada maddi, ekonomik ya da hukuki ayıplar ile ilgili olarak; gerek sözleşmede yer alan hükümlerin, gerek taraflar arasında düzenlenen tutanakların gerekse yasal hükümlerin bir arada ele alınması gerekmektedir.
Taşınır satışlarında muayene ve ayıp ihbar külfeti, TBK m.223’te “imkan bulur bulmaz” muayene edilerek en kısa süre içerisinde bildirilmesi şeklinde düzenlenmiş iken; ticari satışlarda ayıp ihbar süreleri, açık ayıplar bakımından 2 ve 8 gün olarak düzenlenmiştir. 2 günlük süre teslim sırasında açıkça anlaşılan ayıplara dair süre iken, 8 günlük süre ise inceleme ile anlaşılan açık ayıplardır. Dolayısıyla 2 ve 8 günlük süreler, açık ayıpları düzenlemektedir. Buna karşılık gizli ayıplar için Türk Ticaret Kanununda bir düzenleme bulunmamakta olup, bu sebeple de Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulama alanı bulur. Nitekim TBK m.223/II gereğince, “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır”. Ancak söz konusu düzenlemeler, yedek hukuk kuralı mahiyetindedir; muayene ve ihbar külfetine dair kanundaki düzenlemeden farklı şekilde sözleşme hükümleri kararlaştırılması mümkündür. Nitekim dava konusu satış sözleşmesinin 4., 7., yine bağlantılı olarak 10.maddesinde survey raporlarının, hız motor testinin, gerekli bir takım belgelerin teslim edilmesi gerekliliğinin sonucuna bağlı olarak, detaylı inceleme-gözden geçirme hükümlerine yer verildiği görülmektedir.
TBK m.222 gereğince ise, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur. Şu halde anılan hükme göre, açık ayıplar ya da inceleme sonucunda ortaya çıkan ayıplar bakımından, sözleşmede kararlaştırılan ya da sözleşmede hüküm olmayan hallerde kanunda öngörülen süre içinde ayıp ihbarının yapılmaması ya da satım konusunun ayıplı olarak kabul edilmesi şeklinde irade beyanında bulunulması ya da kanaat verici davranışta bulunulması halinde, satıcıya karşı ayıptan doğan seçimlik hakların ileri sürülmesi mümkün olmaz.
TBK m.225 gereğince, “Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir”. Sözleşmede düzenlenen ya da sözleşmede hüküm olmayan hallerde ise kanunda düzenlenen ayıp ihbar süresine uyulmamış olması halinde, alıcı kural olarak ayıptan doğan seçimlik haklarını satıcıya karşı ileri süremeyecek ise de, bu kurala TBK m.225 hükmü ile satıcının “ağır kusurlu” olduğu ya da “satıcılığı meslek edindiği” haller bakımından istisna getirilmektedir.
Dava konusu olayda, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporları ile geminin fiili satışına/teslimine ve klas kuruluşu ve bayrak idaresi tarafından kabul edilmesine mâni pek çok eksiklik ve kusurlarının bulunduğu tespit edilmiş olduğundan, satıcının(davalının) söz konusu maddi, ekonomik ve hukuki ayıplar sebebiyle ağır kusurlu olarak kabulü gerektiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle de ayıp ihbar süresinin geçirildiği savunmasında bulunulmasının söz konusu olamayacağı sonucuna varılmıştır.
Taraflar arasında çekişme konusu olan temel hususlardan birisi, Sözleşmenin 4.maddesinde ifade edilen 25 Mayıs 2018 tarihli Türk loydu tarafından gerçekleştirilen inceleme sonucunda düzenlenen raporun taraflarca kabul edilmiş olması hususu ile sonradan düzenlenen 11.06.2018 tarihli kabul tutanağıdır. Bu belgelere “ayıbın kabulü” olarak bakılıp bakılamayacağı hususu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın en temel konusudur.
Sözleşmenin 4.maddesinde yer alan 25 Mayıs 2018 tarihli Türk loydu incelemesine dair raporda yukarıda açıklanan eksiklikler tespit edilmiştir. Hız motor testleri sonucunda, motorlardan birisinin istenen hıza ulaşamadığı, duman çıkardığı vd. tespitler olduğu görülmekte olup bunlar maddi ayıp niteliğidedir. Bütün bunların yanında 19 Mart 2018 ve 26 Mayıs 2018 tarihlerinde yapılan denetimler sonucunda toplam 29 madde halinde sıralanmış olan ayıplar ve eksiklikler tespit edilmiş olmasına rağmen, bu ayıp ve eksikliklerin de tamamıyla giderilmediği anlaşılmaktadır. Yine, 14 Haziran tarihinde İskenderun Limanı’na varan geminin 17.07.2018 tarihine kadar İskenderun’da kaldıktan sonra, gemi sualtı kontrolleri için Yumurtalık Serbest Bölgesi’ndeki Akdeniz Tersanesi’ne çekilerek götürüldüğü, teknenin burada kuru havuza alınarak dip kontrollerinin yapılmış olduğu dosya kapsamına göre belirlidir.
Sözleşmenin 5-a maddesi, “Gemi satıcılarının tercihine göre Antakya-İskenderun Limanındaki güvenli ve ulaşılabilir bir iskele ya da rıhtımda, güvenli bir biçimde yüzer şekilde teslim edilir ve teslim alınır” hükmünü içermektedir. Dosya kapsamından Geminin İskenderun limanına 14.06.2018 tarihinde varmış olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında uyuşmazlığa konu olan kabul tutanağının düzenleme tarihi, limana varma tarihinden daha önceki 11.06.2018 tarihidir. Buna göre henüz hız motor testi yapılmadan ve gemi İskenderun limanına ulaşmadan önce böyle bir kabul tutanağının düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu tespitler karşısında 11.06.2018 tarihli kabul tutanağının “ayıbın kabulü” niteliğinde bir belge sayılamayacağı kanaatine varılmıştır.
Yapılan tüm bu tespit ve değerlendirmelerin sonucunda; Davalının, ... isimli gemiyi, sözleşmede belirtilen şartlara uygun olarak hazır edip davacıya teslime arz etmemiş olduğu, Geminin fiili satışına/teslimine ve klas kuruluşu ve bayrak idaresi tarafından kabul edilmesine mâni pek çok eksiklik ve kusurlarının bulunduğu, kabul tutanağının sözleşmede yer alan hükümlerde gösterilen zaman ve yöntemle (tüm tetkiklerin tamamlanması ve hız motor testinin tamamlanması) yapılmamış olması sebebiyle ayıplı ifanın kabulü iradesi taşıdığının söylenemeyeceği, ayrıca söz konusu tutanak maddi ayıplara ilişkin olmakla, gemideki hukuki ayıpların da bu tutanakla kabul edilmiş olduğu sonucuna varılmasınında hukuken mümkün olmadığı, olayda sözleşmeden cayma ve peşinatın cayma parası olarak alıkonulması şartları oluşmasa da, sözleşme sona erdiğinden davacının yatırdığı 549.350,00 Euro peşinatın satıcıda kalmasının hukuken geçerli bir sebebinin bulunmadığı, bu nedenle 549.350,00 Euro'nun alıcıya- davacıya iadesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış olduğundan, bu kanaat ışığında davanın kabulü yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜ ile 549.350,00 Euronun 31.07.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca işleyecek Euro faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİNE,
2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince tayin olunan 310.064,60 TL karar harcından 61.075,61 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 248.988,99 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
3-Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 336.781,61 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4- Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 61.126,41 TL ilk harç, 33.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 7.612,25 TL posta gideri-talimat gideri olmak üzere toplam 101.738,66 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6- Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/01/2024

Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır