WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

İSTANBUL 16. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/606 Esas
KARAR NO : 2024/89

DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 22/09/2023
KARAR TARİHİ : 14/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1985 yılında kurulmuş olup, is¸ kazalarını önlemeye yönelik faaliyetlerde bulunmayı, kazazede ve ailelerine destek olmayı, is¸ sağlığı ve güvenliği kültürünü¨ işletmelerde yerleştirmeyi, ... başta olmak üzere tıp alanında Türkiyede gerçekleştirebilecek bilimsel araştırmalarla, uygulama ve eğitim çalışmalarını yapmayı ve desteklemeyi ana amacı olarak belirlediğini, iş kazalarının önlenmesine yönelik ulusal ve uluslararası eğitimler düzenlenmekte, iş kazasında yaralanan veya vefat eden işçilerin kendilerine ve ailelerine sosyal yardımları sağlanmakta, bu konuda faaliyet gösteren kamu ve kamu Üniversiteleri hastanelerine tıbbi cihaz, alet ve donanım bağışı yapılmakta ve genç cerrahlara mesleki eğitim konusunda destek sağladığını, müvekkil ... hastanelere yaptığı tıbbi cihaz bağışı kapsamında ...Ortopedi Anabilim Dalı hocalarından Prof Dr. ...ile iletişime geçilmiş ve gerekli yasal prosedürlerden tamamlandıktan sonra ...setinin bağışlanmasına karar verildiğini, ... markalı 1 adet mikrocerrahi seti ... teslim edilmek üzere davalı kargoya 01.03.2023 tarihinde ... fatura ve... gönderi numarasıyla teslim edildiğini, davalı kargoya alıcı bilgisi olarak Prof Dr. ..., alıcı adresi olarak da ... Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji ABD ... Kat Uncubozköy- Manisa" bildirildiğini, davalı kargo şirketine tesliminden birkaç gün sonra, gönderi numarasından kargonun teslim edilip edilmediğini kontrol eden müvekkil vakıf, mikrocerrahi setinin 03.03.2023 tarihinde ... isimli kişiye teslim edildiğini tespit ettiğini, ...ile kargonun teslim edilip edilmediği konusunda iletişime geçilmiş, ancak kargonun teslim edilmediği bilgisine ulaştığını, müvekkil vakıf, davalıya kargonun alıcıya teslim edilmediğini bildirerek bir an önce kargonun alıcısına teslim edilmesini talep ettiğini, ancak gelinen aşamada davalı kargo kargoyu bulamadığı ve alıcısına teslim edemediği gibi, kargonun içerisinde yer alan mikrocerrahi setinin bedelini de müvekkil şirkete ödemediğini beyanla davalı ağır kusuruyla müvekkil vakfa ait mikrocerrahi setinin kaybolmasına neden olduğundan, fazlaya dair talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik kısmi dava olarak 50,00-eurnin (sonradan artırmak kaydıyla) aynen veya ödeme günündeki kur üzerinden tl karşılığının, haksız fiilin işlendiği tarih olan 03.03.2023 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte müvekkil şirkete ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmadığını, müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını beyan etmekle birlikte zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkil şirket tarafından üzerine düşen edimler gereği gibi yerine getirdiğini, huzurdaki davada müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, ..., davaya konu gönderinin teslimatını gerçekleştiren personel olduğunu, teslimatın neden ...'e gerçekleştirilemediğini açıklama zarureti hasıl olduğunu, davaya konu gönderinin alıcısının adresi, mahkemenizin de malumları olduğu üzere... Hastanesi olduğunu, müvekkil şirket personelleri kargo teslimatını, hastanedeki katları gezmek suretiyle gerçekleştiremediğini, zira bu duruma hastane müsaade etmediklerini, teslimatın gerçekleştirildiği gün müvekkil şirket personeli hastaneye gitmiş ancak kargonun alıcısı ...'e ulaşma imkanı olmadığından hastanenin katlarına da giriş izni bulunmadığından alıcıya ulaşamadığını,...'in ortopedi bölümünde olması nedeniyle müvekkil şirket personeli kargoyu ortopedi muayene servisine götürmüş ve gönderiyi; aynı hastanede, ortopedi muayene servisinde bulunan ve hastanede uzun yıllardır çalışmakta olan ...'ya teslim ettiğini, gönderinin teslim edildiği ..., haricen edindiğimiz bilgilere göre yaklaşık on iki yıldır ilgili hastanede çalışmakta olup kadrolu personel olduğunu, davacı, gönderi içeriğini, müvekkil şirkete teslim esnasında ''1 paket'' olarak bildirildiğini, beyanla davada mahkemenin görevsiz olması nedeniyle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve mesnetsiz iddialarla kötü niyetli olarak ikame edilen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmaması nedeniyle esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizdeki dava; davacı vakıf tarafından vakıf hastanelerine yapılan tıbbi cihaz yardımı kapsamında Prof. Dr. ...'e teslim edilmek üzere davalı kargo şirketine verilen mikrocerrahi setinin doğru kişiye teslim edilmemesi iddiasına dayalı olarak açılan ayıplı taşıma hizmetine dayalı kısmi dava olarak açılan zararın tazmininin istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince yargı yolu ve görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle bu noktalarda irdelenmiştir.
Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 Sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4. ve 5. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 Sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 Sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde ise Kanunun kapsamı; “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” yine 3. Maddesinin (k) bendinde de ''Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi'' şeklinde tanımlanmıştır.
TKHK'nın 73. maddesinde ise; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." ifadesi ile tüketici mahkemelerinin görev alanı tüketici işlemleri ile sınırlandırılmış, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemin tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır.
Kanunda yapılan bu düzenleme ile tüketici işleminin daha özel bir işlem olarak nitelendirildiği, diğer kanunlarda düzenleme yapılsa dahi tüketici işlemi olduğu taktirde Tüketici Kanununa göre uyuşmazlığın ele alınması gerektiği ve tüketici işleminin korunduğu görülmektedir. TTK'da düzenlenen taşıma hukukuna ilişkin uyuşmazlık kapsamında değerlendirilemeyeceği bu hali ile kanunda sayılan mutlak ticari davalardan olarak nitelendirilemeyeceği aksine davacının tüketici sıfatıyla yaptığı işlemin tüketici kanunu kapsamında değerlendirilmesinin ilgili kanun gereği zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim İstanbul 12. Hukuk Dairesi 2023-131 Esas, 2023-94 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi ''Davacının tüketici olması ve 6502 sayılı kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasının (k)bendindeki diğer koşulların bulunması sebebi ile dava konusu işlem tüketici işlemi niteliğindedir ve aynı yasanın 73/1.maddesi uyarınca görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir. Zira 6502 sayılı kanunun 83. maddesinde, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği düzenlenmiştir. ''
Somut olayda; davacı ticari amaçla kurulmayan vakıf tüzel kişisidir. Vakıfların tacir sıfatı bulunmamakla birlikte ticari amaçla kurulmayan dernekler, vakıflar tüketici olarak kabul edilirler. Davacı vakfın kuruluş amacı; Türkiye'de gerçekleştirebilecek bilimsel araştırmalarla, uygulama ve eğitim çalışmalarını yapmayı ve desteklemeyi ana amacı olarak belirlemiştir. Bu kapsamda iş kazalarının önlenmesine yönelik ulusal ve uluslararası eğitimler düzenlenmekte, iş kazasında yaralanan veya vefat eden işçilerin kendilerine ve ailelerine sosyal yardımları sağlanmakta, bu konuda faaliyet gösteren kamu ve kamu Üniversiteleri hastanelerine tıbbi cihaz, alet ve donanım bağışı yapılmakta ve genç cerrahlara mesleki eğitim konusunda destek sağlanması olarak belirlenmiştir. Davacının ticari amaç gütmeyen vakıf tüzel kişisi olması nedeniyle 6502 sayılı yasanın 3. Maddesi k bendinde tanımlanan tüketici sıfatını taşıdığı anlaşılmıştır. Davalı ise tacir olmakla, kargo paketinin gerçek alıcısına teslim edilmemesinden kaynaklanan tazminat isteğine ilişkin olarak 6502 sayılı yasanan 3/l kapsamında Tüketici vasfındaki vakıf tüzel kişisi ile şirket tüzel kişisi arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici işlemi olarak kabul edildiği ve tüketici işleminden kaynaklanan davaların 6502 sayılı yasanan 3/l maddesi kapsamında olduğu anlaşılmakla ve taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği anlaşıldığından yukarıda aktarılan 6502 Sayılı Yasanın 73. maddesine göre Tüketici Kanunun'dan kaynaklannan uyuşmazlıklarda Tüketici Mahkemeleri görevli olmakla Tüketici Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden, davanın HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı Kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince görev dava şartı noksanlığından DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-6502 sayılı yasanın 3/k ve 73/1 maddeleri gereğince MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, görevli Mahkemenin TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNA, HMK'nun 20. Maddesindeki yasal şartlar yerine getirildiğinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK 20.maddesi uyarınca süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak karar kesinleşmişse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflardan birinin Mahkememize başvurarak dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi aksi takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
4-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra davaya devam edecek olan İstanbul Tüketici Mahkemesince hükmedilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmez ise talep halinde yargılama giderleri hakkında Mahkememizce karar verilmesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 345/1. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/02/2024
Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır