WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 02 Temmuz 2026

İSTANBUL 16. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/202 Esas
KARAR NO : 2024/339
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/03/2023
KARAR TARİHİ : 28/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin her türlü plastik, metal, elektrik, elektronik, ahşap, cam ve kimyasallardan mamul, hammaddeler ile yarı mamullerin ithali, ihracı ticaretiyle iştigal eden bir şirket olduğunu, davalının üstlendiği ... İhalesi kapsamında, müvekkili firmadan birtakım malzemelerin imalatına ilişkin teklif talebinde bulunduğunu, teklifin kabulü üzerine müvekkilinin 09/10/2017 tarihli imalatları gerçekleştirerek teslim ettiğini, toplam fatura bedelinin 85.001,28-TL olduğunu, davalının işin başında 22/09/2017 tarihinde 25.000-TL ön ödeme yaptığını , bakiye kalan 60.001,28-TL yi ise işin teslimini takiben ödeyeceğini taahhüt ettiğini, davalının bakiye alacağın ödenmesi sırasında yersiz ve kötü niyetle iskonto taleplerinde bulunduğunu ve ödemeden imtina ettiğini, alacağın tahsili amacı ile ....İcra Müdürlüğü'nün 2017/... takip sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/... esas sayılı dosyasının açıldığını, yargılama sonucunda "davalı yanın teklif formunda mutabık kalındıktan sonra iş teslim edilip ödeme aşamasına gelindiğinde benzer uygulama tekliflerini gerekçe göstererek iade faturası kesmesinin TMK'nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı anlaşıldığından, davanın kabulü ile alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının ödenmesine'' yönelik karar verildiğini, davalının kararı istinaf ettiğini, ... BAM ...Hukuk Dairesi'nin 2020/... esas 2021/... karar sayılı ilamı ile davalının istinaf başvurusunun reddine karar verildiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 122.maddesine göre "Alacaklı , temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temürrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekle olan davada belirlenebiliyorsa , davacının istemi üzerine hakim esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." maddenin lafzında geçen "temerrüt faizini aşan zarar miktarı" ifadesinin "munzam zarar" kavramını karşıladığını, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarından açıkça anlaşılacağı üzere davalı tarafça bakiye borç miktarı olan 60.001,28-TLnin ödenmemiş olduğunu , tahsili amacı ile açılan icra takibine haksız ve hukuka aykırı şekilde itiraz edildiğini ve alacağın tazmin edilmesinin geciktirildiğini, ayrıca munzam zarar talebi için alacaklının temerrüt faizi ile karşılanamayan bir zararının bulunması gerektiği, yine bahsi geçen zararın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğunun açıkça ortada olduğunu, müvekkilinin faizi ile karşılanamayan zararının döviz bazında 8.969,71-Euro olduğunu belirterek munzam zararın tespiti ile dava tarihinden itibaren işleyecek bankalar tarafından ticari alacaklara uygulanan en yüksek temerrüt faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana hükmedilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası şekilde açılabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davanın esasa dahi girilmeden usulden reddi gerektiğini, davacı yanın munzam zarar talebini müvekkilinden olan alacağının zamanında ödenmediği ve bu doğrultuda müvekkilinin kusurlu davranışta bulunduğu iddiasına dayandırdığını, ancak bu iddianın doğru olmadığını, taraflar arasında imza edilen yazılı bir sözleşme yada mutabakat olmadığını belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana hükmedilmesini arz ve talep etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle ;bilirkişilerce 134.310,71-TL belirlenen munzam zararın, dava tarihinden itibaren ticari kredilere uygulanan en yüksek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana hükmedilmesini arz ve talep etmiştir.
TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava; munzam zarar istemine ilişkindir.
Mahkememizce, taraf delilleri toplanarak var ise munzam zarar miktarının tespiti amacıyla bilirkişi raporu alınmıştır.
Bilirkişi ... ve ... tarafından düzenlenen 03/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
''..Belgeler üzerinde yapılan incelemelerde;
1.TBK m.122 uyarınca munzam zararın tazmin edilebilmesi için gereken şartların somut olayda bulunduğuna, özellikle davalının TBK m.112 uyarınca kusur karinesine çürütmediğine kanaat getirilmesi durumunda alacaklının talepte bulunabileceği,
2.Munzam zararın ispatı konusunda benimsenecek yaklaşımın Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğuna,
3.Sayın Mahkemenin verdiği görev çerçevesinde heyetimizce fatura tarihi 09/10/2017 tarihi ve ilk takip tarihi 12/12/2017 tarihi baz alınmak sureti ile iki ayrı hesaplama yapılmış olup, yapılan hesaplamada Sayın Mahkemeniz tarafından;
-Fatura tarihi 09/10/2017 tarihinin kabul edilmesi halinde davalının temerrüt tarihi ile davacıya ödeme yapılan tarih arasındaki enflasyon verilerini gösterir altın ve döviz kurları, TÜFE - ÜFE oranları, banka vadeli mevzuat faiz oranları , asgari ücrete ilişkin değişim verileri dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu ortalama 235.752,81-TL olarak hesaplandığı,
Bu tutarın davacı tarafından icra dosyasından tahsil edilmiş 60.001,28-TL asıl alacak ve 34.900,52-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 94.901,80-TL'nin düşülmesi neticesinde davacının talep edebileceği munzam zarar tutarının 140.851,01-TL olduğu ,
-İlk takip tarihi 12/12/2017 tarihinin kabul edilmesi halinde davalının temerrüt tarihi ile davacıya ödeme yapılan tarih arasındaki enflasyon verilerini gösterir altın ve döviz kurları, TÜFE-ÜFE oranları, banka vadeli mevzuat faiz oranları, asgari ücrete ilişkin değişim verileri dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu ortalama 229.212,51-TL olarak hesaplandığı,
Bu tutardan davacı tarafından icra dosyasından tahsil edilmiş 60.001,28-TL asıl alacak ve 34.900,52-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 94.901,80-TL'nin düşülmesi neticesinde davacının talep edebileceği munzam zarar tutarının 134.310,71-TL olduğu, takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere arz ederiz. "şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Davacı yanın, davalı ile ticari ilişkisi nedeniyle 2017 yılında sunduğu hizmet karşılığı alacağını ancak itirazın iptali davası sonrası 25.10.22 tarihinde kesinleşen ilam sonrasında tahsil ettiğini ve temerrüde düşen davalının bu sürede paranın değerinde meydana gelen düşüşlerden sorumlu olacağını iddia ederek munzam zarar istemli eldeki davayı ikame ettiği görülmüştür.
TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır.
Davaya ilişkin Yargıtay 3. H.D nin 2022/8303 esas, 2023/1313 karar sayılı ilamında belirtildiği şekliyle ''..Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 10.03.2022 tarihli ve 2022/691 E., 2022/2136 K. sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir: "... Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm, kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut değildir. İkinci bölüm, temerrüt faizini aşan (munzam) zarara ilişkin olup; temerrüt faizini aşan bir zararı olduğunu iddia eden, bu iddiasını somut delillerle ispat etmek zorundadır.
Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Zira davacı, para alacağını zamanında alması halinde bu parayı ne şekilde kullanacağını ispatlayamamıştır. Ayrıca alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu da ispat etmek zorundadır. Soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve ispatlandığı anlamına gelmez. Davacı tarafından ispatlanması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Örneğin; alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını veya alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde geçekleşen kur farkı sebebiyle daha yüksek miktardan ödemek zorunda kalmayacağı gibi olguları kanıtlamak durumundadır. Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. İstikrar bulmuş Yargıtay uygulamasına göre, davacı faizi aşan (munzam) zararını yukarıda açıklanan şekilde ispat etmeden bu yöndeki talebin kabul edilmesi mümkün değildir..." denilmektedir.
Davacının soyut olarak sadece tahsil tarihinde alım gücünün düştüğünden bahisle eldeki davayı ikame ettiği ve yukarıdaki emsal kararda belirtildiği şekliyle kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı uğradığı zararın ne olduğunu, zamanında tahsil etmiş olsa idi parayı ne şeklide kullanacağını ortaya koyamadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kuruluştur.( Emsal Kararlar : Yargıtay 3. H.D. 2022/8303 esas, 2023/1313 karar sayılı ilamı, Yargıtay 9. H.D. 2023/11296 esas, 2023/16397 karar sayılı ilamı, İstanbul 27. H.D 2023/421 esas, 2023/932 karar sayılı ilamı)
H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60-TL harçtan peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile arda kalan 247,70-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 21.489,71-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Devletçe karşılanan 3.120-TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle ...Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/05/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır