T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/417 Esas
KARAR NO : 2024/208
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 14/02/2017
KARAR TARİHİ : 27/03/2024
Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının mahkememizde yapılan
yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacılarının, müteveffa ... ...’ün ölümü nedeniyle, destekten yoksun kalma biçiminde ortaya çıkan zararın tazmini için fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla, yargılama sürecinde bilirkişi marifetiyle gerçekleştirilecek inceleme sonrası netleştirmek üzere, her bir davacı için 5.000 TL den toplam 10.000 TL destekten yoksun kalma alacağı ile, manevi acıyı azaltmak amacı için her bir davacı İçin 50.000 TL manevi tazminat toplam, 100.000 TL manevi tazminat alacaklarının tespiti ile kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet itirazlarının bulunduğunu, dava konusu aracın dava konusu kazanın meydana geldiği tarihi de kapsar şekilde kiralandığını, müvekkilinin kaza tarihinde araç işleteni olmadığını, öncelikle müvekkilinin araç işleteni sıfatına sahip olmadığını, dava konusu olayda herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, zira müvekkilinin her ne kadar kaza tarihinde kayıt maliki olsa da kazaya karışan aracın işleteni olmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, dava konusu kaza, davacıların çocuğunun ağır kusuru ile meydana gelmiş olup müvekkilinin hiçbir kusurunun olmadığını, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın açılmamış sayılmasına, davanın zamanaşımı yönünden reddine, davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini bildirmiştir.
Davalı ... ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacıların manevi tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini, manevi tazminat talebinde bulunulabilmesi için kusurlu fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunması gerektiğini, davacıların çocuğunun ağır kusuru ile kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, olayda davacıların çocuğunun ağır kusurlu olup davalı müvekkilinin kusursuz olduğundan davacıların manevi tazminat talebinin de reddinin gerektiğini, kazaya karışan aracın diğer davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından motorlu kara taşıtlarının zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, yine aynı davalı sigorta şirketi tarafından genişletilmiş kasko poliçesi ve manevi tazminat taleplerini de kapsayan ihtiyari mali mesuliyet sigortası ve ferdi kaza sigortası ile sigortalı olduğunu, davacıların tazminat taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olmakla birlikte bir an için ortada talep edilebilir bir zarar olduğu varsayılsa bile bu zarardan davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde sorumlu olduğunu, davanın açılmamış sayılmasına, davanın zamanaşımı yönünden reddine, davanın usul ve esastan reddine, davanın dava dışı ... A.Ş'ye ihbarına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini bildirmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava şartı gerçekleşmediğinden davanın usulden reddi gerektiği, mahkeme aksi kanaatte ise poliçede kişi başına 310.000 TL ölüm teminatının bulunduğu, manevi tazminat talebinin sorumlulukları dışında olduğu, kusur oranının tespitinin gerektiği, tazminat hesaplamasının hazine müsteşarlığında kayıtlı aktüer tarafından yapılmasının gerektiği, kaza tarihinden itibaren faiz talebinin haksız olduğunu beyanla davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde esastan reddine, yargılama gideriyle vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesi gerektiğini bildirmiştir.
TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Bilirkişi Sezgin Saraçoğlu ile bilirkişi ... ... ... tarafından düzenlenen 05/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda; "davalı sürücü ... ... ... %25 (yüzdeyirmibeş) oranında kusurlu olduğu, yaşı küçük olan müteveffa yaya ... ...’ün bilinçsiz davranışının olayda asli oranda ve %75 (yüzdeyetmişbeş) etkili olduğunu, davacıların zararlarından yetiştirme giderlerinin tenzil edildiğini, davacı Baba ...’un talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı tutarının 5.764,93 TL olduğunu, davacı Anne ...’ın talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı tutarının 9.764,42 TL olduğunu, sigortacılık tekniği açısından; davalılardan sürücü ... ... ...’ın kusuru oranında hesaplanan tazminatın %25’inin davalılardan ... ... ... ve ... Sigorta’nın müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunduğunu, diğer davalı ...’ın sorumluluğu bakımından takdirin Yüce Mahkeme’de olduğu," şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
İTÜ Makine Mühendisliği Kürsüsünden seçilen trafik bilirkişileri ... , ... ve ...tarafından düzenlenen 13/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda; itirazlar, savunma, iddia ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, görüşümüz aşağıdaki şekilde oluşmuştur. "Dosyada bulunan Emekli polis memuru ...’a ve Dr.Y.Müh. ... ve ... ... ...’a ait olan bilirkişi raporlarında, sürücü ... ... ...’ın olayda tali kusurlu sayılmasının gerekçelerinden birisi olarak, olay sırasında süratli araç kullanmakta olduğu ifade edilmiştir. Ancak, ATK raporunda da ifade edilmiş olduğu üzere, olay sırasında sürücünün, hız sınırının üzerinde bir hıza sahip olduğuna ilişkin bir veri mevcut değildir. Dolayısıyla, bu yönden bu iki rapora katılmamız mümkün olmamıştır. Dr.Y.Müh. ... ve ... ... ...’a ait olan bilirkişi raporunda, bilirkişiler, ... ... ...’a tali kusur verilmesinin diğer bir gerekçesi olarak, sürücünün dosyada bulunan ifadesinden yola çıkarak sağ ön tarafında seyreden aracın önü boşken fren lambalarının yandığını görmesine rağmen bu aracın önünde yaya bulanabileceğim dikkate alıp tedbirli bir davranışla etkin fren yapmadığı verisini göstermişlerdir. Ancak, yandaki aracın fren yaptığını görmek, kendi aracının kullananı her ne kadar bir miktar daha duyarlı hale getirse de, kendi aracında da fren yapmayı gerektirmez. Böyle bir trafik kuralı mevcut değildir. Bu sebeple, bu yönde bilirkişi raporuna katılmamız mümkün olmamıştır. Kaldı ki, çok şeritli yollarda seyreden araçlar, birbirlerinin görüş yönüne doğal olarak kısıtlamaktadırlar. Dosyadaki ifadesine göre, olay esnasında sol şeritte seyretmekte olan ... ... ..., orta şeritte seyretmekte olan aracın bir miktar gerisinde bulunduğu için, görüşü, orta şeritteki araçtan dolayı kısıtlanmış durumdadır. Dosyada da, silik olsa da, bilirkişi keşfinde çekilmiş olan fotoğraflar olsa da, olayın yaklaşık olarak meydana gelmiş olduğu yer, google’dan alınan fotoğrafta gösterilmiştir. Dosyadaki fotoğraflarda, yoldaki şerit çizgileri net bir şekilde görülmektedir. ... gümrük yolu (... bulvarı), 3 şeritli bir yoldur. Olaydan önce ailesi ile çimlik alanda piknik yapmakta olan müteveffa’ntn, olayda ailesinin kontrolünden kurtularak, yaşının küçük olması sebebi ile ilgili bilince sahip olmadığı için, sağ taraftaki çim araziden aşağıya koşarak karşıdan karşıya geçmek istemiş olduğu anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre yayaların uyacakları kurallar: Madde 68 - Yayaların uyacakları kurallar aşağıda belirtilmiştir, b) Taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayaların taşıt yolunu, yaya ve okul geçidi ile kavşak giriş ve çıkışları dışında herhangi bir yerden geçmeleri yasaktır.Yayalar, bu yerlerden geçerken;
1. Yaya ve okul geçitlerinin bulunduğu yerlerde, geçitte yayalar için ışıklı işaret varsa bu işaretlere uymak,
2. Geçitte yayalar için ışıklı işaret yoksa ve geçit sadece taşıt trafiği ışıklı işareti veya yetkili kişi tarafından yönetiliyorsa geçecekleri doğrultu açıldıktan sonra taşıt yoluna girmek zorundadırlar.
Müteveffa ... ..., olay sırasında, yaşının küçük olmasından ve bu sebeple trafik ile ilgili yeterli bilince sahip olmamasında dolayı, yukarıda belirtilen kanun maddesine uymamış, bundan dolayı kendisini tehlikeye atacak şekilde karşıdan karşıya geçmeye çalışmış olup, bu sebeple olayda asli derece ve % 100 oranda kusurludur. Sürücü ... ... ...’a ise atfı kabil kusur görülmemiştir.
SONUÇ: Yapılan değerlendirme sonucu:
1) Müteveffa ... ..., olayda % 100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu,
2) Sürücü ... ... ...’m olayda kusuru bulunmadığı," şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Dava, 6098 sayılı TBK'nun 53/3 maddesi gereğince destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Öncelikle davalıların usul yönünden itirazları incelenmiştir. Davalı ... Sigorta, başvuru yapılırken genel şartlarda belirlenen belgelerin ibraz edilmediği, bu nedenle başvuru şartının gerçekleşmediğini ileri sürmüştür. Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile sigorta şirketine başvuru, dava şartı olarak getirilmiş olmakla birlikte anılı madde;
"Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." düzenlemesini ithiva etmektedir.
Davalının dayandığı genel şartlar düzenlemesi ise sigorta tazminatının ödenmesi için getirilen 8 iş gününün başlangıç anına ilişkin olduğundan eldeki davada sigorta şirketine yapılan başvurunun geçerli olduğu kabul edilerek dava şartının yerine getirildiği düşünülmüştür.
Davalı ... Turizm pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini talep etmiştir. KTK'nun 3. maddesinde işleten tanımı aşağıdaki gibidir.
"Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır."
KTK'nun 85. maddesinde ise aracın işletilmesi sırasında ortaya çıkan zarardan işletenin sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Davalı ... davaya konu aracın ihbar olunan ... A.Ş.'ye uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralandığını ileri sürmüş olup, kaza tarihi olan 20/11/2016 tarihi itibarıyla ihbar olunan ile aralarında 27/11/2014 tarihli sözleşmenin geçerli olduğu anlaşıldığından uzun süreli araç kiralama sözleşmesi gereğince davanın kiracı ihbar olunana ileri sürülebileceği ancak davalı ... Turizm'e husumet yokluğu nedeniyle yöneltilemeyeceği görülmüştür. Nitekim Yargıtay'ın yerleşik içtihatları bu şekilde olup, 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/18246 Esas, 2019/9514 Karar sayılı ilamı emsal teşkil etmektedir.
Davalı ... ... ... zamanaşımı definde bulunmuştur. Ancak kaza tarihi itibarıyla davanın KTK'nun 109. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşıldığından bu defi mahkememizce kabul görmemiştir.
Esas yargılamaya ilişkin olarak; kusur durumu hakkında alınan 13/09/2019 tarihli ... heyet raporu ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olmakla mahkememizce itibar edilir bulunmuştur. Davalı sürücü ... ... ...'ın süratli olmaması nedeniyle kazada kusursuz olduğu, müteveffa ... ...'ün yaşının küçük olması nedeniyle yeterli bilinçte olmadığı bu nedenle yaya geçidi yahut trafik ışıklarını kullanmayıp trafik yoğunluğunu kontrol etmeden akan trafikte karşıdan karşıya geçmeye çalışırken meydana gelen kazada %100 kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesine göre; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Somut olayda davalının kusuru ile zararın meydana gelmediği, haksız fiilin 'kusur' unsurunun gerçekleşmediği anlaşıldığından TBK'nun haksız fiil hükümleri gereğince davanın esastan reddi gerekmiş olup, TBK'nun 74. maddesine göre; hukuk hakimi zarar verenin kusuru olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa dair hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, kusurun takdiri ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda da ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığından, ayrıca her ne kadar Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar ise de taraflar arasında kazanın oluş şekline ilişkin uyuşmazlık bulunmadığından, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ceza davasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerekli görülmemiş, esasa ilişkin yargılama yapılan davalılar hakkında maddi ve manevi tazminat taleplerinin tamamı yönünden davanın reddine dair hüküm davacılar vekilinin İstinaf talebi üzerine ... Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'nin 30/05/2022 tarih, 2020/... Esas, 2022/... karar sayılı ilamı ile;
"Kazaya ilişkin kaza tespit tutanağının düzenlenmemiş olduğu görülmektedir.
Ceza yargılamasının yapıldığı ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/... esas sayılı dosyası kapsamında mahallinde yapılan keşif doğrultusunda aldırılan bilirkişi raporunda sanık sürücü ... ... ... 'ın tali kusurlu olduğu, müteveffa yaya ... ... 'ün ise asli kusurlu olduğu belirtilmiş, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 03/05/2019 tarihli raporunda sanık ... ... ...’ın kusursuz, müteveffa ... ...’ün davranış faktörlerinin asli derecede etken olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece aldırılan 05/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda; davalı sürücü ... ... ... %25 (yüzdeyirmibeş) oranında kusurlu olduğu, yaşı küçük olan müteveffa yaya ... ...’ün bilinçsiz davranışının olayda %75 oranında olduğunu belirtilmiştir.
... Makine Mühendisliği Kürsüsünden seçilen trafik bilirkişilerinden oluşturulan bilirkişi heyeti 13/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalı ... ... ...’ın kusursuz, Müteveffa ... ...’ün olayda % 100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu olduğu belirtilmiştir.
Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen 6098 sayılı TBK'nun 74 maddesinde "Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hakimini bağlamaz." hüküm yer almaktadır. Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet ve suçun sanık tarafından işlenmediğine dair beraat kararları ile eylemin hukuka aykırılığını ve nedensellik bağını saptayan maddi olgular hukuk hakimini bağlar.
Somut uyuşmazlıkta ceza dosyası kapsamında alınan kusur raporu ile mahkemece alınan kusur raporları arasında çelişki bulunduğundan İlk Derece Mahkemesince ceza dosyasının bekletici mesele yapılarak soncuna göre kusur durumunun netleştirilerek karar verilmesi gerekmektedir.
2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Davalı ... Turizm şirketi vekilince dosyaya sunulan araç kiralama sözleşmesinde ... şirketi kiralayan ve ... A.Ş. kiralayan durumundadır. Sözleşme tarihinin 27/11/2014 olduğu, sözleşme süresinin açıkça yazılmadığı, şipariş fişinde 24 ay olarak gösterildiği, plaka belirtilmediği görülmüştür.
Mahkemece taraflar arasında tanzim edilen adi yazılı sözleşmenin uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir sözleşme olup olmadığı, sözleşme süresinin bitiminden önce sözleşmenin feshedilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, sözleşmenin ve kira bedelinin maliye ve vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği,gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, sözleşme içeriğine göre davalı şirketin işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması doğru olmamıştır. " gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılarak, dosya yeniden mahkememize tevzi olmuş, mahkememizin 2022/417 esasına kaydedilmiş ve yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce istinaf ilamı doğrultusunda davalılar ... ve ... ticari defter ve belgeleri üzerinde mali müşavir bilirkişi ... marifetiyle inceleme icra edilerek, dosyada mevcut istinaf ilamı uyarınca kira sözleşmesinin fatura, ruhsat, cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, sözleşme içeriğine göre davalı yanın işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususlarında denetime elverişli gerekçeli rapor hazırlanması istenilmiş ve konuya ilişkin 22/05/2023 tarihli rapor teminle dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişi anılı raporunda özetle;
"Davalı ... Tic. A.Ş. ile ... A.Ş. Arasında 27.11.2014 tarihinde ... nolu uzun süreli Araç Kiralama Sözleşmesi ve 03.07.2015 tarihli Sipariş Formu imzalandığı, Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3 yıllık UZun Dönemli Araç Kiralama Sözleşmesi olduğu, ... plakalı aracın Uzun Dönemli Araç Kiralama Sözleşmesi ile kiralandığı, ... plakalı aracın da içerisinde olduğu 12 adet kiralama faturasının birbirini takip eden aylara ait olduğu ve davalı ... A.Ş. Kanuni defterlerinde kayıtlı olduğu,
Dosyadaki kaza tarihinde, ... plakalı aracın malikinin davalı ... A.Ş. olmasına karşın işleteninin ... A.Ş. Olduğu" şeklinde mütaalada bulunduğu görülmüştür.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar doğrultusunda ... Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'nin 30/05/2022 tarih, 2020/... Esas, 2022/... karar sayılı ilamı doğrultusunda somut olay ele alındığında; yaşanan kaza olayında uyuşmazlığın, çelişkiye yer vermeyecek şekilde kusur durumunun tespit edilmesi ve davalıların işletenlik sıfatlarının olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
İşletenlik sıfatının tespiti yönünden yapılan değerlendirmede; mahkememizce kaldırma ilamı doğrultusunda davalılara dava konusu araca ilişkin ihbar olunan ile yapılan kira sözleşmelerini sunmak üzere süre verilmiş, BA-BS kayıtları celp edilmiş ve akabinde dosya kira sözleşmesinin fatura, ruhsat, cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, sözleşme içeriğine göre davalı yanın işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususlarında ticari kayıt ve defterlerin incelenmesi suretiyle rapor hazırlanması için bilirkişiye tevdii edilmiş ve alınan raporda "... plakalı aracın malikinin davalı ... Tic. A.Ş. olmasına karşın işleteninin ... A.Ş. Olduğu" tespit edilmiştir. Mahkememizce alınan denetime elverişli, gerekçeli raporun ve diğer delillerin bir bütün olarak incelenmesi sonucunda dava konusu kazaya karışan aracın malikinin davalı ... turizm olduğu ancak ihbar olunan ile davalı arasında araca ilişkin yapılan sözleşmenin uzun süreli kira sözleşmesi olduğu, kaza tarihinde fiili hakimiyetin ihbar olunan ... .. Şirketinde olduğu, incelenen kayıtlarda da bu durumun tespit edildiği bu nedenle 2898 sayılı KTK'nın 85. Maddesi işletenlik sıfatının ihbar olunana ait olduğu, davacının davalı ... 'e husumet yöneltemeyeceği anlaşılmış olup davanın bu davalı yönünden usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Kusur durumunun tespiti yönünden yapılan değerlendirmede; mahkememizce dava konusu olaya ilişkin ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/... Esas sayılı dosyasının kesinleşmesi beklenmiş ve kesinleşen dosyada alınan bilirkişi raporu incelindiğinde 21/12/2017 tarihli adli tıp raporunda davalı ... ... ...'ın yaşanan azda kusursuz olduğu, müteveffanın ise asli kusurlu olduğunun tespit edildiği ve mahkemece bu rapor esas alınarak davalı ... ... hakkında beraat kararı verildiği, kararın kesinleştiği görülmüştür. İlgili kesinleşen ceza mahkemesi dosyasında alınan kusur raporu ile mahkememizce alınan 13/09/2019 tarihli ... heyet raporunun birbiriyle uyumlu olduğu anlaşılmakla usul ekonomisi gereği yeniden rapor alma yoluna gidilmemiş ve davalı ...'in kusursuz olduğu kabul edilerek davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... ... ... hakkında açılan maddi ve manevi tazminat davalarının reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın davalı ... . A.Ş. Yönünden pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Davanın diğer davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... ... ... yönünden maddi ve manevi tazminat taleplerinin tamamı yönünden ESASTAN REDDİNE,
3-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 375,71 TL peşin harcın mahsubu ile arda kalan 51,89 TL harcın davacıdan mahsubu ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... Turizm şirketi tarafından yapılan 2.050 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... şirketine ödenmesine,
6-Davanın usulden reddedilmiş olması nedeniyle davalı ... Turizm kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 7/2. maddesine göre hesaplanan 17.900 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,
7-Maddi tazminat yönünden davalı ... Sigorta ve ... ... ... kendilerini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 17.900 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile bu davalılara verilmesine,
8-Manevi tazminat yönünden davalı ... Sigorta ve ... ... ... kendilerini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 17.900 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile bu davalılara verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ve ihbar olunan ... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!