T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/316 Esas
KARAR NO : 2024/151
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA DEĞERİ : 780.128,00(111.446,75 USD KARŞILIĞI)
DAVA TARİHİ : 11/05/2022
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı alacaklının davalı borçlu aleyhine aralarında düzenlenen 2.11.2020 tarihli ticari satım sözleşmesinin kısmen ifa edilmemesi nedeniyle uğradığı zararın tazmini için başlattığı ... 14. İcra Dairesi ... esas sayılı icra dosyasına vaki haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline takibin aynen devamına ve davalı borçlunun takip konusu alacağın asgari %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde ; davacının iddia ettiği tarihlerde teslimat yapılacağına dair müvekkili şirketin imzaya yetkili yöneticilerinin herhangi bir sözleşme veya taahhüdü bulunmadığını, 2020 yılı kışında davacı tarafın müvekkili şirketten 300 ton ... (...) isimli hammadde siparişinde bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından ...tarih ve ... nolu proforma fatura düzenlenerek davacıya gönderildiğini, COVİD-19 pandemisinin yoğun olarak etkisini devam ettirmesi ve hammaddenin uzakdoğudan ... gelecek olması da dikkate alınarak davacı tarafa hammaddenin ne zaman teslim edileceği konusunda herhangi bir sözleşme yapılmadığı gibi proforma fatura içeriğinde de teslimat şartlarında kesin bir teslim tarihi verilmediğini, nitekim hammaddenin peyderpey geldikçe teslim edileceği hususu davacının da kabulünde olduğunu, davacıya teslim edilen 100 ton hammaddenin de parça parça sevk edilerek davacı tarafa teslim edildiğini, davacının sunmuş olduğu elekronik yazışmalarda ismi geçen personelin müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkisi bulunmadığı gibi personelinin de hammadde temini konusundaki uluslararası sorunlar nedeniyle net bir tarih vermediğini, keza proforma faturada teslim tarihinin ucunun açık bırakıldığını, kesin bir teslim tarihi (vade) belirlenmediğini, davacı tarafın haksız şekilde müvekkili şirketten para koparmaya çalışmakta olup kötü niyetli olduğunu, müvekkili tarafından, davacının teslimini talep etmiş olduğu 200 ton hammaddenin kesin olarak hangi tarihte teslim edileceği konusunda bir taahhütleri olmamasına rağmen davacı tarafın sürekli olarak müvekkilini rahatsız etmeye başladığını, dava açacağı tehdidinde bulunduğunu, müvekkili şirketin imzaya yetkili yöneticileri tarafından davacıya taahhüt edilmiş kesin bir teslim tarihi bulunmadığını, davacının dosyaya sunmuş olduğu elektronik posta yazışmasını yapan şirket çalışanlarının şirketin yetkili temsilcisi olmadıkları gibi esasen onlar da teslim için net bir tarih veremeyeceklerini davacıya bildirdiğini, kesin olarak şu tarihte teslim edeceğiz şeklinde bir taahhütte bulunmadıklarını, haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizde açılan işbu dava, davalının ... 14. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takibe yaptığı itirazın İİK 67. Md. Gereğince iptali istemine ilişkin olup, dosya kapsamına göre davanın 1 yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı mahkememizce tespit edilmiştir.
... 14. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında; alacaklı ...Şirketi tarafından, davalı borçlu ...Şirketi aleyhine yapılan icra takibinde , 110.706,66 USD ile 740,07 USD olmak üzere toplam 111.446,73 USD alacağın tahsilinin talep edildiği, davalı borçlu tarafından takibe itiraz edildiği , işbu takibin durdurulmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce dosya inceleme yapılmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş,
a-Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından hazırlanan raporda özetle;
"Proforma faturayı, bir mal veya hizmetin satış fiyatının, şartlarının vb. Detayların gösterildiği icap niteliğindeki ticari mektup olarak tanımlayabiliriz. Karşı (alıcı) tarafın kabulüyle taraflar arasında sözleşme inikad eder.
Proforma fatura, satıcı ile alıcı arasında yapılan anlaşma ile ilgili her türlü detayı gösterebilen bir belgedir. Malın cinsi, miktarı, birim fiyatı, toplam tutarı, döviz cinsi, son yükleme tarihi, teslim şekli, ödeme şekli gibi her türlü detayı gösterebilir. Alıcının ön hazırlık yapabilmesi için önemli olan bu faturalar, yukarıda da ifade edildiği üzere taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kurucusu olur.
Derdest davada gönderilen proforma üzerine bir satım sözleşmesi kurulmuştur. Bu sözleşmeye göre satıcı belli bir fiyattan belli tutarda SM satmak ve alıcı da bu SM'yi satın almak hususunda anlaşmışlardır. Davalı taraf proformayı gönderen kişinin temsil yetkisinin olmadığını ifade etmiştir. Bununla birlikte davalının iddiası mucibince yetkisiz kişinin yolladığı proforma faturaya (diğer bir ifadeyle icaba) binaen satın alanın kabulüyle sözleşmenin inikad ettiği, hatta bununla da kalınmayıp taraflarca sözleşmenin ifası aşamasına geçildiği ve bu çerçevede davacının (alıcı) ödeme yaptığı, davalının (satıcı) ise mal teslim ettiği vakıası karşısında artık davalının yetkisiz temsil kurumuna istinat etmesi mümkün değildir.
Zira davalı mal bedelini kabul ve sevkiyat ile (eğer yetkisiz ise) yetkisiz temsilci konumunda olan çalışanının eylemine icazet vermiş ve sözleşmeyle bağlı hale gelmiştir. Binaenaleyh, davalının bu yöndeki itirazına hukuken kesin olarak itibar edilemez.
Bu çerçevede sözleşme ilişkisinin taraflar bakımından bağlayıcı olduğu tespit edilmesi neticesinde değerlendirilmesi gereken ikinci mesele davalı tarafından dile getirilen force majeure halinin varlığıdır. Ancak bun ilmeden önce tespit edilmesi gereken husus davalının malı teslimde temerrüde düştüğüdür. TBK m. 125 gereğince bu halde alacaklının (davacı) borcun ifasından vazgeçmiş olduğu ve borcun ifa edilmemesinden doğan zararın tazminini istediği anlaşılmaktadır. Davacının zararı yukarıda hesaplanmıştır. Buna göre davacının zararı, davalından alacağı mal için ödeyeceği tutarla, aynı miktarda malı piyasadan alması halinde ödediği tutar arasındaki farktır ki, bu da 110.353,95 USD olarak hesaplanmıştır.
İkinci olarak değerlendirilmesi gereken husus bir force majeure halinin olup olmadığıdır. Dava dosyasından anlaşıldığı üzere pandemi sebebiyle davalının tedarik zincirinde bazı bozulmalar yaşanmış olmakla birlikte satım sözleşmesine konu malın hiç bulunamaması gibi bir durum söz konusu değildir. Nitekim, davacı taraf bu malı piyasadaki başka bir satıcıdan satın almış, ancak daha fazla bir bedel ödemiştir. " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
b-Bilirkişiler ..., ...ve .... tarafından hazırlanan ek raporda özetle;
"Davalı mücbir sebebi (force majeure) ileri sürmüştür. Mücbir sebep, teori ve uygulamada genel olarak “borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun ya da borcun ihlaline, kaçınılmaz ve mutlak şekilde neden olan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olay” olarak tanımlanmaktadır. Bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için zorunlu veya zorlayıcı bir olay gerçekleşmiş olmalıdır. Bu olay, doğal, sosyal ve hukuki bir olay olabilir, insana bağlı bir davranış da olabilir. Deprem, kasırga bunlardan birincisine örnek verilebilirken, savaş, darbe gibi olaylar ikincisine örnek olabilir.
Bundan başka, mücbir sebep, borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında kalan harici bir olay olmalıdır. Diğer bir ifadeyle zarar veren olay ile olayın meydana geldiği işletme arasında bir bağlantı olmamalıdır. Bundan başka mücbir sebep kaçınılmaz olay olmalıdır.
Kaçınılmazlık kavramı aynı zamanda önlenemezlik kavramını da içerir. Mücbir sebebin diğer bir unsuru öngörülemezlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Önceden öngörülemeyen husus, olayın doğuracağı sonuçlar olarak algılanmalıdır. Mücbir sebep ile normun veya sözleşmenin ihlali arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.
Mücbir sebep illiyet bağını keser, borçluyu sorumluluktan kurtarır. Bundan dolayıdır ki, mücbir sebeplerle sözleşmeye aykırı davranan borçlu, bu aykırılığın olumsuz sonuçlarından sorumlu tutulamaz. Kural olarak mücbir sebep sorumlu kişinin kusurunu ortadan kaldırır, zira kusur kavramı ile mücbir sebebin üç unsuru, haricilik, öngörülmezlik ve kaçınılmazlık bağdaşmaz.
Mücbir sebep sonucunda borçlu kusuru olmadan sözleşmeye aykırı davranabilir, edimi hiç ifa edemeyebilir (imkânsızlık), zamanında ifa edemeyebilir, yani temerrüde düşebilir veya gereği gibi ifa edemeyebilir. Somut olayda tedarik zincirindeki aksamanın mücbir sebep teşkil edip etmediğinin yorumlanması gerekir.
Sözleşmeye konu SM ürünü pandemi sebebiyle hiçbir şekilde üretilemeyen bir ürün ise davalının itirazları haklı olabilir. Ancak buna ilişkin bir ispat vesikasına dava dosyasında rastlanılamamıştır. Diğer taraftan SM'nin piyasadan tedarik edilebildiği de ayrı bir vaktadır ki, davacı da bu ürünü satın alabilmiştir. Dolayısıyla burada bir öznellik vardır ve bunun da mücbir sebebin doğasıyla uyuşup uyuşmadığı mahkemenin takdirindedir.
İfası mümkün bir borcun mücbir sebeplerin etkisiyle zamanında ifa edilmemesi durumunda kural olarak borçlu temerrüdü hükümleri uygulanır (TBK 117 vd.). Uyuşmazlığa konu satım gibi sinallagmatik akitlerde borçlunun temerrüdünün hüküm ve sonuçları TBK md. 123-125'de düzenlenmiştir. Nitekim davacının da bu hükümlerden yararlandığı görülmektedir.
Ezcümle, davalının itirazlarının hiçbirinin kök rapordaki değerlendirmelerin değiştirilmesini gerektirir içerik ve mahiyette olmadığı kanaati hasıl olmuştur." şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Mahkememizde açılmış bulunan işbu davacı, davalı ile arasında yapılmış olan 02/11/2021 tarihli ticaret alım satım sözleşmesi gereğince kimyasal Polyester Reçine satım sözleşmesini, davalı tarafından kısmen ifa edilmediği, davalının teslimini taahhüt ettiği ve teslim edilmeyen polyester reçine için, davacının daha çok para ödemek suretiyle 3. Şahıstan temin etmek zorunda kaldığını belirterek, davacı davalının alım satım sözleşmesindeki taahhüdünü eksik yerine getirmesi sebebi ile, aynı malın başka birinden daha fazla fiyatla elde etmesinden kaynaklanan 3. Şahısa fazla ödediğini iddia ettiği zararın tazmini için yapılan icra takibine davalı yanın yaptığı itirazın, iptalini talep etmektedir.
Mahkememiz dosyasına sunulan, sözleşme ve delillerden davalının davacıya 02/11/2020 tarihli alım satım sözleşmesi gereğince, 300 ton(300 bin KG) polyester reçinenin 100 bin KG'nı teslim ettiği 200 bin KG(200 ton)'luk bölümünü teslim etmediği sözleşmenin kısmen ifası nedeni ile davacının işbu ifa edilmeyen mal için sunulun delillere göre 110.353,95 USD fazla ödeme yaptığı tespit edilmiştir. Davacı ile davalı arasında alım satıma konu ham maddenin 200 bin KG'nı teslim etmediği ve açıkça davacı yana pandemi nedeni ile teslim edemeyeceğini yazdığı mail ile bildirdiği tartışmasızdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığı, davacının davalıdan satın aldığı malı teslim edilmemesinin, davalı tarafından pandemi sebebine dayandırıldığı , dava konusu teslimin yapılmamasının, pandemiden kaynaklandığı ve mücbir sebep niteliğinde olup-olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davalı tarafından, dava konusu malın pandemi nedeni ile temin edilemediği ve bunun mücbir sebeple kaynaklandığı iddiasını, TMK 6 ve hukuk usulü mh. Kanunu 190 ve devamı maddeler gereğince iddia ve ispat edilmesi gerekir.
Taraflar tacir olup, ihtiyati tacir sözleşmenin yapıldığı tarihte, satımını taahhüt ettiği malın bağlantısını yapmak ve satış bedeli olarak belirlenen bedeli ödeyerek, malı teslim etmek zorundadır. Davalının mücbir sebep iddiasının, aynı dönemde, aynı nitelikteki malı temin eden davacının malı temin etmiş olması ve piyasada malın bulunduğu halde, davalının malı temin ederek, davacıya teslim etmediği anlaşılmış olup, bilirkişilerce de tespit edildiği gibi bu durumda davalı, malın mücbir sebeple temin edilemediğine ilişkin davalı iddiasının ispat edemediği sonucuna varmamıza sebebiyet vermiştir.
Yargı uygulamalarında yapılan ihalede, 1. Olarak peysürenle 2. Olarak peysürenin bulunması halinde, birincinin bedeli yatırmaması durumunda 2.nin teklif ettiği bedel ile 1.nin teklif ettiği bedel arasında ya da ihalenin haklı sebeple feshi durumunda iadeler arasındaki farkın, ihaleyi yapan tarafından haksız olarak ihalenin feshine sebebiyet verenden talep edilebileceği, benimsendiği bilinen bir gerçektir.
Dava konusu, davacının davalının taahhüt ettiği bedelden daha fazla bedel ödemek suretiyle, aldığı ham maddenin fiyat farkından kaynaklanan davacı zararını davalıdan talep edebileceği ve dava konusu zararın tazminin istemekte hak ve nefessat kuralı gereği davacının haklı olduğu, mahkememizce benimsenmiş davadan önce temerrüd koşulları oluşmadığı, anlaşılmakta asıl alacak üzerinden davanın kısmen kabulü ile; davalının ... 14. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibe yaptığı itirazın 110.353,95 USD üzerinden iptali ile takibin işbu miktar üzerinden, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince işleyecek yıllık USD faizi ve takip talepnamesindeki koşullarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu talep davacının davalı tarafından teslim edilmeyen mal nedeniyle fazla ödeme yaptığından bahisle açılan tazminat istemine ilişkin olup , tazminatın varlık ve miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminat isteminin reddine dair karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir;
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1-Davalının ... 14. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takibe yaptığı itirazın 110.353,95 USD üzerinden iptali ile takibin işbu miktar üzerinden, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince işleyecek yıllık USD faizi ve takip talepnamesindeki koşullarla devamına,
Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Dava konusu talep davacının davalı tarafından teslim edilmeyen mal nedeniyle fazla ödeme yaptığından bahisle açılan tazminat istemine ilişkin olup , tazminatın varlık ve miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminat isteminin REDDİNE,
3- Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 52.767,95 TL karar-ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 29.005,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 23.762,70 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
3- Davacı tarafça yapılan 9.907,00 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesaplanan 9.809,85 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4- Davalı tarafça yapılan 9.000,00 TL yargılama giderinden davanın red oranına göre hesaplanan 88,26 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
5- Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 114.146,87 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,
6- Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen talep üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 7.650,35 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
7- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine,
8- Davacı tarafça peşin yatırılan 9.406,85 TL peşin harç, 19.598,40,00 TL tamamlama harcı ve 80,70 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 29.085,95 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
9- Devletçe karşılanan 1320 TL arabuluculuk ücretinin, davanın kabul oranına göre (% 99,02) hesaplanan 1307,06 TL 'sinin davalı taraftan, bakiye 12,94 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.07/03/2024
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!