WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

İSTANBUL 16. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/288 Esas
KARAR NO : 2024/146

DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 19/08/2011
KARAR TARİHİ : 06/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 07/04/2006 tarihinde ... bağlantı yolunda meydana gelen trafik kazasında yaralandığı, taza tespit tutanağında ...'in %70 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği diğer davalı ...'in kazada meynada gelen hasarladan müteselsilen ve müştereken sorumlu olduğu, müvekkilinin kazadan sonra uzun süre tedavi görerek iş ve güçten mahrum kaldığı ve hastaneye ödenilen masrafların karşılanmadığı, neticeden şimdilik müvekkili ... için 37.362.TL maddi 10.000.TL manevi, diğer müvekilli ... için 3.698,15.TL maddi ve 5.000.TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen ve sigorta şirketlerinin maddi tazminattan ve poliçe limitleriyle bağlı olmak üzere tahsiline,masraf ve ücreti vekalete karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... AŞ vekilinin cevap dileçesinde özetle; Müvekkilinin kazaya karışan ve davalılardan ...'in maliki olduğu ... plakalı araca trafik poliçesi düzenlediği, davalıların özel bir hastaneye ait faturaları talep ettiklerinden öncelikle Sağlık Bakanlığı tarifesine göre ücretlendirilmiş olması gerektiği, talep edilen meblağın yüksek olduğu, ZMMS poliçesine göre yalnızca sorumluluklarının porliçe limiti ile değil aynı zamanda gerçek zararla ve sigrotalı sürücünün kusuru oranında sınırlı olduğu, faiz isteminin haksız olduğu, neticeden tedavi giderlerinin Sağlık Bakanlığı tarifesi üzerinden ücretlendirilerek sürücü kusuru oranında hesaplanacak tazminatın fazlasının reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... AŞ vekilinin cevap dilekçesinde özetle;Müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti, sürücü kusuru ve gerçek zararla sınırlı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin KTK 92/f maddesi kapsamında teminatdışı olduğu, faiz açısından müvekkilinin sorumluluğunun dava tarihinden itibaren olabileceği, neticeden açılan davanın reddine, masraf ve ücreti vekaletin davacılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Diğer davalılar ... ve ... hakkında açılan dava atiye terk edildiği görülmüştür.
Dahili davalı ... vekili 18/05/2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacılara ödemekle yükümlü olduğu herhangi bir tutar olmadığını, bilirkişi raporunda sigortalının SGK tarafından sevk edilmeden, kendi isteği ile sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucusunda tedavi gördüğü tespit edildiğini, ... Sağlık Uygulama Tebliği'ne göre; Acil hal; (Değişik:RG-9/4/2020-31094) ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlarda olayın meydana gelmesini takip eden ilk 24 saat içinde tıbbi müdahale gerektiren durumlar ile ivedilikle tıbbi müdahale yapılmadığı veya başka bir sağlık kuruluşuna nakli halinde hayatın ve/veya sağlık bütünlüğünün kaybedilme riskinin doğacağı kabul edilen durumlar ile pandemi süresince pandemi olgularına yönelik tanı ve tedavileri kapsadığını, sağlanan sağlık hizmetleri acil sağlık hizmeti olarak kabul edilir. Yine SUT; 1.5.1 - Özel sevk kurallarına tabi olan kişilerin sağlık hizmeti sunucularına müracaat işlemleri (3) (Değişik:RG-18/1/2016-29597)(45) Acil haller dışında sözleşmesiz özel sağlık hizmeti sunucularından alınan sağlık hizmeti bedelleri Kurumca ödenmediğini, davaya konu taleplerin kurumumuz tarafından karşılanması mümkün olmadığını, dava konusu trafik kazası nedeniyle yapılan tedavi masraflarının rücuan tahsiline ilişkin olup rücuan alacaklar yönünden hem 2918 sayılı yasa hem de TBK hükümleri gereği zamanaşımı süresi 2 yıl olduğunu, KTK 109. Md. yalnızca ilgili kanun kapsamında sorumlu olan kişiler için süreler öngörmüş, 109/2. Maddesindeki ceza zamanaşımı düzenlemesi de yine yalnızca KTK kapsamında sorumlu olan kişiler bakımından getirilmiştir, dolayısıyla araç işleteni ve onun sigortacısının sorumluluğu bakımından bu sürenin uygulanması mümkün olduğunu, bunun dışında kalan kişiler bakımından ise KTK’daki zamanaşımı düzenlemesi uygulanamayacağını, müvekkilinin trafik kazası yani haksız fiilden değil, KTK kapsamı dışındaki bir kanuni düzenleme uyarınca SGK’ya yüklenen tedavi giderleri ödeme yükümlülüğü dolayısıyla icra takibi başlatıldığını, müvekkili kurum bakımından uzatılmış zamanaşımının uygulanmaması gerektiğini, bu nedenle KTK 109/3. Maddesinde yer alan rücuya ilişkin 2 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş bulunduğundan davacıların müvekkil Kurumdan olan talepleri zamanaşımına uğradığını, uzatılmış zamanaşımının kurumumuz açısından da uygulanabileceği kabul edilse bile davaya konu kaza 07.04.2006 tarihinde meydana geldiğini, müvekkili kurumun davaya dahil edilmesine ise Mahkemenin 30.04.2014 tarihli celsesinde karar verildiğini, Uzatılmış zamanaşımı süresinin de dolduğunu, zamanaşımı itirazımızı tekrar ettiklerini 5510 sayılı kanunun 97. Maddesine göre Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin alacakları, hakkı doğuran olayın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren ise beş yıl sonunda düştüğünü, davaya konu tedavi giderlerine dair kesilen fatuaralar 2006 yılına aittir, Kurumumuza yönetilen davanın tarihi ise 2014 yılıdır. Bu sebeple kazanın öğrenildiği ve fatura ödemesinin yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde tedavi masraflarının ödenmesi için Kurumumuza başvurulmadığından davacının talepleri zamanaşımına uğradığını, beyanla cevap dilekçesinin ıslahı, talebin kabulü ile davacıların kurumla sözleşmeli olmayan sağlık kuruluşundan aldığı tedaviye ilişkin giderler, mevzuat hükümleri uyarınca Müvekkil kurumun sorumluluğu kapsamında olmadığından ve davacıların talepleri zamanaşımına uğradığından açılan davanın müvekkil Kurum yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava; davacıların meydana gelen kaza nedeniyle yaralanmalarına bağlı olarak yapmış oldukları tedavi masraflarının davalılardan talep ettiği anlaşılmıştır.
Trafik tazası tespit tutanağı, trafik kayıtları, hastahane faturaları, sigota poliçeleri dosyaya celp edilmiş, bilirkişi raporları tanzim edilmiştir.
Mahkememizin 2011/25 esas 2012/22 karar sayılı ilamı ile, "davalı ... Sigorta AŞ'nin kusur oranları ve poliçe limileri çerçevesinde yapılan hesaplama sonucu, davacı ... için tazminat ödeme sorumlulukmiktarının (her ne kadar 02/02/2010 tarihli ropada maddi hata ile oranlama yapılırken tedavi giderleri tutarı 37.693,00-TL yapılmış ise de, 37.672,00-TL üzerinden %70 kusur oranı ile, 26.370,40-TL olacağı, davalı ... Sigorta AŞ şirketinin ödeme sorumluluğunun ise aynı şekilde yapılan hesaplamada 11.301,60-TL olacağı anlaşılmıştır. Aynı şekilde davacı ... yönünden yapılan hesaplamada ise, davalı ... Sigota AŞ'nin 2.588,60-TL, davalı ... Sigorta AŞ 1.109,00-TL tazminat sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davalılar ... ve ...hakkındaki dava geri alınmış olmakla karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... için 26.370,40-TL., davacı ... için 2.588,60-TL. olmak üzere toplam 28.959,00-TL. maddi tazminatın davalı ... Sigorta'dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, davacıTunahan için 11.301,60-TL., davacı ... için 1.109,40-TL. olmak üzere toplam 12.411,00-TL. maddi tazminatın da davalı ... Sigorta'dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline" karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile, verilen karar Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2012/7930 Esas- 2013/1315 Karar ve 11.2.2013 tarihli ilamı ile;
"Dava, trafik kazasından kaynaklanan tedavi masraflarının ZMSS poliçesi nedeniyle sigortacıdan tazmini istemine ilişkindir.
1-Yargılama sırasında yürürlüğe giren ve 2918 sayılı yasanın 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Yasanın 59. maddesinde, “trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın "... tarafından karşılanacağı",
Yasanın geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin ... tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ... Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1.maddesinde, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir.. Karayolları Trafik Kanuna göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur.
Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. ...'nun, yasa kapsamı dışında kalan giderlerden ise davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesine dayanılarak bozulmakla dosya mahkememize tevzi edilmiştir.
Bozma ilamından sonra yapılan yargılamada uzman Dr. Bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi 26/05/2015 tarihli raporunda özetle; 07/04/2006 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacılar ... ve ...'in dosya içeriğinde yeralan tüm tedavi evraklarının incelenmesi neticesinde gerek ...Hastanesi gerekse ... Hastanesinde görmüş oldukları tetkik ve tedavi uygulamalarının 6111 sayılı kanun kapsamında 2006 yılı sağlık uygulama tebliği resmi fiyat tarifesine göre değerlendirildiğinde; ... toplam tedavi tutarı 3.651,20 YTL, ... toplam tedavisi tutarı 325,80 YTL olmak üzere toplam tutar 3.977,00 YTL olarak hesaplandığını, davacıların tedavi masraflarının karşılığı olarak hesaplanan 3.977,00 YTL'nin 6111 sayılı yasa gereğince ... karşılanması gerektiğini, davacıların özel sağlık kuruluşlarında görmüş oldukları toplam tedavi gideri olan ... için 37.672,00 YTL, ... için 3.698,15 YTL toplam 41.370,15 YTL - 3.977,00 YTL, kalan 37.393,15 YTL üzerinden diğer davalıların sorumluluklarının devam ettiği düşünüldüğünü mütalaa etmiştir.
Davacıların 7/04/2006 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle çeşitli hastanelerden görmüş oldukları tedavi gördükleri davacı ...'ın 37.672,00 TL, davacı ...'in ise 3.698,15 TL tedavi masrafı yaptığı, 6111 sayılı kanunu 2006 yılı için uygulanması gereken Sağlık Uygulaması Tebliği Resmi Fiyat Tarifesine göre, davacı ...'ın yapmış olduğu tedavi masraflarının 3.651,20 TL, ...'in ise 325,80 TL'lik tedavi gelirlerinin SGK tarafından karşılanmasının gerektiği, önceki mahkeme kararında belirtildiği kusur durumuna göre yapılan oranlama neticesinde davacıların SGK tarafından karşılanması gereken tedavi giderleri oranlanarak indirilmek suretiyle davalı sigorta şirketlerinden ayrı ayrı tahsiline dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Mahkememizin Yargıtay 4. HD'nin 24/02/2022 tarihli, 2021/17612 Esas, 2022/3324 K. bozma ilamından önce Mahkememizin 27/04/2016 tarihli, 2013/363Esas, 2016/332 sayılı kararında; Davanın KISMEN KABULÜ ile;
"Davalılar ... ve ... aleyhinde açılan dava, geri alınmış (... terk edilmiş) olmakla bu davalılar yönünden esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına," şeklindeki kararının kesinleşmesi nedeni ile bu davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına,Davacı ... için 23.814,56-TL, davacı ... için 2.360,64-TL olmak üzere toplam 26.175,20-TL nin davalı ... Sigorta A.Ş.den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte TAHSİLİNE, Davacı ... için 10.206,24-TL, davacı ... için 1.011,71-TL olmak üzere toplam 11.217,95-TL nin davalı ... Sigorta A.Ş.den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, " yönünde karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 02/12/2019 tarih, 2017/4260 Esas 2019/11400 sayılı kararı ile;
"1-Taraflar arasındaki davada, mahkemece verilen karar davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş, temyiz karar harcının verilen ek süreye rağmen süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle temyiz istemi ek karar ile reddedilmiştir. Ancak, davalıya verilen ek süre mahkeme hakimi tarafından verilmediğinden tebligata yazılan şerh ile kesin süre verilip başlamayacağından anılan ek kararın HUMK’nun 432/son maddesi (HMK.'nın 366. maddesi) uyarınca ortadan kaldırılmasına karar vermek gerektirmiştir.
2-Dosyanın esasına yönelik olarak davalı ... sigorta vekili tarafından yapılan temyiz incelemesinde;
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılmış olmasına; davacı tarafın daha önceki kararı temyiz etmemesiyle, lehine oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle, davalı ... Sigorta vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dosyanın esasına yönelik olarak davacılar vekili tarafından yapılan temyiz incelemesinde;
Bozma ilamı ile Yargılama sırasında yürürlüğe giren ve 2918 sayılı yasanın 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Yasanın 59. Maddesinde, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanacağı belirtilmesine, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda tedavi giderleri hususunda bilirkişi raporu alınarak SGK'nun sorumlu olduğu miktar belirlenmesi karşısında SGK yönünden olumlu olumsuz bir karar verilmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
4-Kabule göre de;
Danıştay Onbeşinci Dairesinin önce 14.11.2013 tarihinde yürütülmesinin durdurulması kararı ve 16.03.2016 tarih, 2013/7713 E ve 2016/1779 sayılı kararı ile trafik kazaları nedeniyle ilgililere sunulan sağlık hizmet bedellerinin tahsiline ilişkin usul ve esaslara ilişkin Yönetmeliğin 4'üncü maddesinin 1'inci bendinde yer alan "...Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.
Davanın 23.12.2013 tarihinde açıldığı gözetildiğinde, mahkemece hükme esas alınan raporda adli tıp uzmanı bilirkişi tarafından Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğu yönünden SUT kapsamında değerlendirmeye gidilmesi de doğru görülmemiştir.
(1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, 07.07.2017 tarihli ek kararın ortadan kaldırılmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) ve (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin ve davalı ... Sigorta vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulması" yönünde karar verildiği, dosyanın yeniden esas alarak mahkememizin 2022/288 Esasına kaydedilmiş ve yargılamaya bu dosya üzerinden devam edilmiştir.
Mahkememizin 2 nolu celse ara kararı gereğince, bozma ilamı gereğince tedavi gideri talepleri yönünden; Danıştay 10. Dairesinin ve 15. Dairesi'nin ... Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğde yer alan trafik kazası tedavi giderlerine yönelik Sağlık Uygulama Tebliği’ne ilişkin uygulamanın ve Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. bendinde yer alan "Kurum tarafından Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda" ibaresinin yürütmesinin durdurulması ve iptal edilmesi kapsamında tedavi giderlerinden özel veya devlet hastanesi ayrımına gidilmeksizin ve SUT konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, 2918 sayılı Kanun'un 98.maddesi uyarınca, talep edilen belgeli ve belgesiz tedavi giderlerinin delilleri ile birlikte ayrıştırılarak ayrıntılı, gerekçeli, mahkememiz ve kanun yolu denetimine olanak verecek şekilde inceleme icrası amacı ile hesaplama yapılarak SGK'nın ve 2 ayrı davalı sigorta şirketinin mevcut ise sorumlu olduğu tedavi giderlerinin ayrıştırılarak ayrıntılı, gerekçeli tespit edilmesi amacı ile dosyanın hekim bilirkişisi Dr. Ömer Selçuk'a tevdi edilmiştir.
Bilirkişi 26/12/2022 tarihli raporunda özetle; davacı ... yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kişinin dava konusu yaralanmasına bağlı olarak endikasyon dahilinde yaralanmayla illiyetli yapılmış olduğu değerlendirilen 37.672,00 TL tutarlı belgelendirilmiş muayene ve tedavi giderlerinin ...'nun sorumluluğunda olduğu, Kişinin dava konusu yaralanmasına bağlı yapılmış olduğu değerlendirilen ve yukarıda sıralanan ... sorumluluğu dışında kalan belgelendirilmemiş harcamalarının tedavi giderleri kapsamında oldukları, davacının dava konusu yaralanması nedeniyle; Bakıcı giderleri : 1.593,00 TL, Belgelendirilmemiş olası giderler (takdiren): 4.000,00 TL, Toplam: 5.593,00 TL hesaplandığı, ... Sigorta Anonim Şirketi'nin sorumlu olduğu tutarın: 5.593,00 x 9470: 3.915,1 TL olduğu,d)...Anonim Şirketi'nin sorumlu olduğu tutarın : 5.593,00 x 9430: 1.677,9 TL olduğu,Davacı ... yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kişinin dava konusu yaralanmasına bağlı olarak endikasyon dahilinde yaralanmayla illiyetli yapılmış olduğu değerlendirilen 3.698.15 TL tutarlı belgelendirilmiş muayene ve tedavi giderlerinin ...'nun sorumluluğunda olduğu, Kişinin dava konusu yaralanmasına bağlı yapılmış olduğu değerlendirilen ve yukarıda sıralanan ... sorumluluğu dışında kalan belgelendirilmemiş harcamalarının tedavi giderleri kapsamında oldukları, davacının dava konusu yaralanması nedeniyle belgelendirilmemiş olası giderlerin (takdiren): 1.000,00 YTL hesaplandığı, ... Sigorta Anonim Şirketi'nin sorumlu olduğu tutarın : 1.000,00 x 9470: 700,00 TL olduğu, ... Şirketi'nin sorumlu olduğu tutarın : 1.000,00 x 9430: 300,00 TL olduğu, Hesaplanan tutarların yaralanma tarihindeki şartlar göz önünde bulundurularak yapıldığı, olay tarihi üzerinden geçen süre göz önünde bulundurularak yapılacak faiz hesabının Mahkemenizin takdirinde olduğu" yönünde mütalaada bulunduğu görülmüştür.
Mahkememizin 15/06/2023 tarihli ara kararı gereğince, Dosyanın taraf talepleri ve dosya kapsamı çerçevesinde, tüm kayıtlar incelenmek suretiyle, kazanın meydana gelmesindeki kusur durumunun tetkiki ile maluliyet tespitleri ve davacı yanın mevcut ise talep edebileceği maddi tazminat miktarının tespiti suretiyle ayrıntılı ve denetime elverişli rapor aldırılmak üzere dosyanın aktüerya bilirkişisi ...'a tevdine, karar verilmiş olup, bilirkişi aktüerya uzmanı...21/08/2023 tarihli raporunda özetle; 07.04.2006 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, Hekim bilirkişi tarafından düzenlenmiş 26.12.2022 tarihli rapor ile kusur bilirkişi tarafından düzenlenmiş 30.10.2008 tarihli rapordaki tespitlere göre;
A)... BAKIMINDAN; Davacının belgeli tedavi gideri zararı = 37.672,00 TL olup, bu tutarın tamamından davalı SGK'nın sorumlu olacağı,
b)Davacının belgesiz tedavi gideri zararı = 4.000,00 TL olup, Bunun %70 kusura isabet eden 2.800,00 TL.sından davalı ... Sigortanın, Bunun %30 kusura isabet eden 1.200,00 TL.sından davalı ... Sigortanın sorumlu olacağı,
c)Davacının bakıcı gideri zararı 1.593,00 TL olup, Bunun %70 kusura isabet eden 1.115,10 TL.sından davalı ... Sigortanın, Bunun %30 kusura isabet eden 477,90 TL.sından davalı ... Sigortanın sorumlu olacağı,
B)... BAKIMINDAN;
a)Davacının belgeli tedavi gideri zararı SGK'nın sorumlu olacağı,3.698,15 TL olup, bu tutarın tamamından davalı
b)Davacının belgesiz tedavi gideri zararı = 1.000,00 TL olup, Bunun %70 kusura isabet eden 700,00 TL.sından davalı ... Sigortanın, Bunun %30 kusura isabet eden 300,00 TL.sından davalı ... Sigortanın sorumlu olacağı,
c)Dava dilekçesinde sadece belgeli tedavi giderlerine dayalı talepte bulunulmuş olup, bakıcı gideri ile belgesiz tedavi giderleri yönünden bir talep bulunmadığı, Sayın Mahkemece daha önce ... bakımından 37.672,00 TL üzerinden, ... bakımından 3. 698,15 TL üzerinden hüküm kurulmuş ve bu husus Yargıtay bozma ilamı dışında kalmış olup, buna göre; 26.12.2022 tarihli raporda belirlenen bakıcı giderleri ile belgesiz tedavi giderleri yönünden hüküm kurulup kurulmayacağı hususundaki hukuki durumun takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
D)Yukarıda belirlenen zarar tutarları poliçe limitleri içinde kalmakta olup,Davalı sigorta şirketleri bakımından temerrüt tarihinin kesinleşen karar göre 25.05.2006 dava tarihi, SGK bakımından ihbarın tebliği edildiği 15.05.2013 olarak belirlendiği, " yönünde mütalaada bulunduğu görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun, 13/2/2011 tarihinde 6111 sayılı yasanın 59. Maddesiyle 98. Maddesinde yapılan değişiklik ile ''Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde ... tarafından karşılanır'' düzenlemesi getirilmiştir. Anılan yasanın geçiçi 1. Maddesi ile ''Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri ... tarafından karşılanır'' şeklinde belirtilmek suretiyle yasanın yürürlüğünden önce meydana gelen kazalara ilişkin olarak da SGK'nın belgelenmiş tedavi giderleri kapsamında sorumluluğunun bulunduğu yasal düzenleme altına alınmıştır.
Eldeki yargılamada kaza 07.04.2006 tarihinde gerçekleşmiş, davacılar bu kaza nedeniyle meydana gelen belgelenmiş tedavi giderlerini talep etmiştir. Davacı ... bakımından 37.672,00-TL maddi tazminat 10.000,00-TL manevi tazminat, davacı ... bakımından 3.698,15-TL tedavi giderleri ile 5.000-TL manevi tazminat isteminde bulunulmuştur. Mahkememizce 15/02/2012 tarihli verilen kararda davalılar Dedo Demir ve ... aleyhinde açılan dava, geri alınmış (... terk edilmiş) olması nedeniyle bu davalılar yönünden esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, davalı sigorta şirketleri bakımından sigortalıların kusurları oranında davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2012/7930 E.,2013/1315 Karar sayılı ilamında ''Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. Yasal düzenlemelere göre, 2918 sayılı Yasanın 98.maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk "...'na" geçtiğinden eldeki davada yasal hasmın "..." olması gerekir'' gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmesi üzerine mahkememizce 2013/363 esas numarası alarak yargılamaya devam olunmuştur. Yasadan kaynaklanan nedenlerle Sigorta Güvenlik Kurumu davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunmuş, Mahkememizce 2013/363 E.,2016/332K. Sayılı kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2017/4260E., 2019/11400K. Sayılı ilamı ile ''Bozma ilamı ile Yargılama sırasında yürürlüğe giren ve 2918 sayılı yasanın 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Yasanın 59. Maddesinde, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanacağı belirtilmesine, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda tedavi giderleri hususunda bilirkişi raporu alınarak SGK'nun sorumlu olduğu miktar belirlenmesi karşısında SGK yönünden olumlu olumsuz bir karar verilmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir'' şeklinde verilen bozma ilamı sonrasında mahkememizce yapılan yargılamada; Talep edilen maddi tazminat kalemleri bakımından sigorta şirketlerinin ve SGK'nın sorumlu olduğu tedavi giderlerinin kapsamınınn belirlenebilmesi hususunda 2918 sayılı Kanunun 98.maddesi uyarınca, talep edilen belgeli ve belgesiz tedavi giderlerinin delilleri ile birlikte ayrıştırılarak rapor tanzimi için bilirkişiye tevdii edilmiştir. Bilirkişi tarafından tanzim edilen 26.12.2022 tarihli raporda davacı ... bakımından 37.672,00-TL tutarlı belgelendirilmiş tedavi ve muayene giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğu, davacı ... bakımından ise 3.698,15-TL bakımından ise belgelendirilmiş tedavi ve muayene giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğu tespiti yapılmıştır. Belgesiz tedavi giderleri bakımından yapılan tespitler hususunda yargılamanın konusu olmadığı, dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat kalemlerinin belgeli tedavi giderleri olduğu anlaşılmakla dava konusu yapılmayan zarar kalemleri tetkikinin gerekmediği, dosyada davacı vekilince belgeli tedavi giderleri bakımından talepte bulunulduğu, Yargıtay incelemeleri, bozma ilamları, ıslah dilekçesi bulunmaması ve taleple bağlılık ilkesi gereğince her ne kadar 26.12.2022 tarihli raporda bakıcı giderleri ve belgesiz tedavi giderleri kapsamında değerlendirme yapılmış olsa da bu hususlar dava konusu olmadığından inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Dahili davalı ...'nın sorumluluğu bakımından yapılan itirazlar bakımından ise 6111 sayılı yasanın 59. Maddesi ile değişik KTK 98. Maddesine ilişkin olarak bu kanun yürürlüğe girmeden önce açılan davalara ilişkin olarak geçici madde ile; yayınlandığı tarihten önce meydana gelen kazalara ilişkin olarak da açılan davalarla ilgili SGK'nın sorumlu olacağını düzenlemekle, bu kanun ile sigorta şirketlerinin sorumluluğu kalmamıştır. ...vekilince zamanaşımına yönelik iddialar bakımından da ...'nın sorumluluğu doğrudan yasadan kaynaklandığı ve geçmişe etkili olarak da yasadan kaynaklanan sorumluluk ön görüldüğü ve bu kapsamda zamanaşımı süresinin dolmadığından zamanaşımına yönelik itirazlara itibar edilmemiştir. Temerrüt tarihi bakımından yapılan değerlendirmede; 6100 sayılı TBK'nın 117. Maddesinde borçlunun temerrüdünün şartları düzenlenmiş ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.'' denilmiştir. ...'nın haksız eylemi gerçekleştiren olmadığı anılı yasa değişikliği ile ve geçici madde ile yasa değişikliğinden önce meydana gelen kazalarda sigorta şirketinin sorumluluğu bulunsa da temerrüdün oluşması bakımından sorumluluk doğuran vakıadan haberdar olması gerektiği kanaatine varıldığından davanın ...'ya ihbar edildiği 15.05.2013 tarihinde temerrüt koşullarının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Dava dilekçesinde yer alan maddi tazminat taleplerinin belgelenmiş tedavi giderleri olduğu sabit olduğundan ve anılan yasa değişikliği ile sigorta şirketlerinin sorumluluğu bulunmadığından sigorta şirketleri aleyhine açılan davanın reddine, SGK aleyhine yapılan yargılama bakımından ise davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilince munzam zarar istemlerinde bulunmuş ise de Yargıtay 3. H.D nin 2022/8303 esas, 2023/1313 karar sayılı ilamında belirtildiği şekliyle ''..Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 10.03.2022 tarihli ve 2022/691 E., 2022/2136 K. sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir: "... Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm, kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut değildir. İkinci bölüm, temerrüt faizini aşan (munzam) zarara ilişkin olup; temerrüt faizini aşan bir zararı olduğunu iddia eden, bu iddiasını somut delillerle ispat etmek zorundadır.
Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Zira davacı, para alacağını zamanında alması halinde bu parayı ne şekilde kullanacağını ispatlayamamıştır. Ayrıca alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu da ispat etmek zorundadır. Soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve ispatlandığı anlamına gelmez. Davacı tarafından ispatlanması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Örneğin; alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını veya alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde geçekleşen kur farkı sebebiyle daha yüksek miktardan ödemek zorunda kalmayacağı gibi olguları kanıtlamak durumundadır. Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. İstikrar bulmuş Yargıtay uygulamasına göre, davacı faizi aşan (munzam) zararını yukarıda açıklanan şekilde ispat etmeden bu yöndeki talebin kabul edilmesi mümkün değildir..." denilmektedir.
''Munzam zarar alacaklısı, 818 sayılı BK’nın 105. maddesine dayalı tazminat isteminde bulunabilmesi için, kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu ve illiyet bağını, eş söyleyişle bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.
Alacaklının, borcun yerine getirilmemesinden, kısmen yerine getirilmesinden veya geç ifadan maddi bir zarar veya kazanç yoksunluğuna uğradığını ispat etmiş sayılması için, borçlunun borcunu zamanında gereği gibi yerine getirse idi, zarar ve kar yoksunluğunun önleneceğini kanıtlaması başka bir anlatımla illiyet bağını da kurması zorunludur.
Hemen ifade etmek gerekir ki faiz oranları 818 sayılı BK ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile düzenlenmiştir.
Kanun koyucu, bir para borcunun gününde ödenmemesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağını kabul edip, bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik konjonktürü dikkate alarak belli bir oranda olacağını benimsemiştir. Nitekim 818 sayılı BK’nın 103. maddesine göre temerrüt faizi oranı %5 iken, 04.12.1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanun ile bu oranın %30’a çıkarılması ve yine 3095 sayılı Kanunda 15.12.1999 tarihli ve 4489 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont faiz oranı esas alınarak, değişen faiz oranlarının benimsenmesi bunun kanıtıdır.
Bu noktada ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar (enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki devamlı düşüş) dikkate alınarak, kanun hükmüyle geçmiş günler faizine ilişkin düzenleme yapılmış iken, aynı olguların 818 sayılı BK’nın 105. Maddesinde (6098 Sayılı TBK'nun 122. Maddesinde) öngörülen munzam zararın bilinen kanıtları olarak gösterilip, bunların doğurduğu olumsuzluklar gerçek zarar olarak gösterilemez.
Kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını Anayasa’dan aldığı yasa yapma yetkisine dayanarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp, aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.
Uğranılan zarar, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle 105. maddeye dayanılarak munzam zarar istenecek ise, artık o merciin, zararın oranını belirlemek için kullandığı/dikkate aldığı/değerlendirdiği ölçülere ve bunların “maruf ve meşhur” oldukları olgusuna değil, davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da, elverişli ve geçerli delillerle kanıtlanmalıdır.
Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır. Örneğin, alacağını gününde alamayan alacaklının, aynı gün vadesi gelmiş bir borcunu ödemek için, borçlunun ödediği geçmiş günler faizi yerine bunun üzerindeki bir faizle borçlanması, ya da alacaklısına daha yüksek oranda faiz ödemek durumunda kalması; dövizle ödemeyi kabul ettiği borcu için, alacağını gününde tahsil edememesi nedeniyle sonraki günlerde daha yüksek kurdan döviz satın almak zorunda kalması gibi maddi olgularla kanıtlanan zarar söz konusudur.
818 sayılı BK’nın 105. Maddesinde (6098 Sayılı TBK'nun 122. Maddesinde) öngörülen munzam zararın, aynı Kanun’un 103. maddesi ve 3095 sayılı Kanun ile saptanan faiz oranının dayanağı olan ekonomik olumsuzluklara dayandırılması ve herkesçe bilinenin kanıtlanmasına gerek olmadığı sonucuna varılması mümkün değildir. Bu itibarla 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde (6098 Sayılı TBK'nun 122. Maddesinde) karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Aksinin kabulü hâlinde 3095 sayılı Kanun ile diğer Kanunlardaki faizle ilgili hükümlerin uygulanması sonuçsuz kalacak, her olayda munzam zarara hükmedilmesi sonucunu doğuracaktır ki, kanun koyucunun 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde (6098 Sayılı TBK'nun 122. Maddesinde) yaptığı düzenlemenin amacının da bu olmadığı anlaşılmaktadır.'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09/12/2021 tarih ve 2017/(18)5/2800 Esas, 2021/1629 Karar Sayılı İlam)
Davacılar vekilince TBK'nın 122. Maddesi gereğince munzam zararının karşılanması hususunda istemde bulunulmuş ise de; TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında talep edenin durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacıların kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Davacı tarafından munzam zararının hesaplanması talep edilmiş ise de bu hususa ilişkin somut herhangi bir vakıa ileri sürülmediği, salt enflasyon değişimlerinin munzam zararın doğumu için yeterli kabul edilemeyeceği anlaşıldığından bu husustaki istemlerinin de reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla; Yargıtay bozma ilamına uyulmakla, Davalı ... Sigorta Anonim şirketi ve ... Sigorta Anonim Şirketi aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile; Davacı ... bakımından 37.672,00-TL'nin 15.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... tahsiline, davacı ... bakımından 3.698,15,-TL'nin 15.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... tahsiline dair, aşağıdaki şekilde karar verilerek hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-A)2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun, 6111 sayılı yasanın 59. Maddesiyle değişik 98. Maddesi uyarınca;
2-Davalı ... Sigorta Anonim şirketi ve ... Şirketi aleyhine açılan davanın REDDİNE,
3-Davalı ... aleyhine açılan DAVANIN KABULÜ İLE;
a-Davacı ... bakımından 37.672,00-TL'nin 15.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... tahsiline,
b-Davacı ... bakımın dan 3.698,15,-TL'nin 15.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... tahsiline,
4-Alınması gerekli 2.825,99TL peşin harçtan, davacı tarafça yatırılan 761,10TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.064,89TL harcın davalılar ... Sigorta A.Ş. ile ... Sigorta A.Ş.den müteselsilen ve müştereken tahsiline;
5-Davalı ... Sigorta Anonim şirketi ve ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden;
a-Yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre 17.900TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalılar ... Sigorta A.Ş. ile ... Sigorta A.Ş.'ne verilmesine;
6-Yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre 17.900TL vekalet ücretinin davalı ... tahsili ile davacılara verilmesine;
7-Davalı ... Sigorta tarafça yapılan 250TL yargılama giderinin davacılardan tahsili ile iş bu davalıya ödenmesine,
8-Davacılar tarafından yapılan 5.427,4TL yargılama giderinin, davalı ... tahsili ile davacılara ödenmesine,
9-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, davalı ... sigorta vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK nın geçici 3. Maddesi uyarınca 15 günlük süre içinde mahkememize verilecek ya da gönderilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/03/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır