T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/39 Esas
KARAR NO : 2024/402
DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/07/2018
KARAR TARİHİ : 13/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... A.Ş. grup şirketleri arasında 11.03.2016 tarihinde kurumsal bayilik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin, 4/2. maddesi gereğince 1 yıl süre ile uzatıldığını, daha sonra davalıların aynı hüküm gereğince 13.12.2017 tarihli bildirimle sözleşme süresinin uzatılmayacağını, sözleşmenin 11.03.2018 tarihinde sona ereceğini bildirdiklerini, davalı şirketler her ne kadar sözleşmenin 4/2. maddesine dayanarak süre uzatmama bildiriminde bulunmuş olsalar da ihtarın gerekçesiz olmak yanında dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu, hakkın kötüye kullanılması yasağının bütün hakların kullanılmasında uyulması gereken emredici bir kural olduğunu, bu nedenle bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğindeki fesih hakkının da öncelikle dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılması gerektiğini, sözleşmede herhangi bir sebep göstermeksizin fesih hakkının bulunduğuna dair bir hüküm olması halinde dahi sözleşmenin feshi için haklı bir sebebin bulunması ve sözleşme ile taraflara tanınan bu hakkın da yasaya ve iyiniyet kurallarına uygun bir şekilde kullanılması gerektiğini, bu hususun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.05.2017 tarih ve... E. ve ... K. sayılı kararı gibi içtihatları ile sabit olduğunu, müvekkili kurumsal bayinin, bayilik sözleşmesi 1 yıl süre ile uzatıldığından arada oluşan güven ve istikrar gereği sözleşmenin 5 yıl süreceğine olan inançla bu süreçte uzun süreli kontratla iş yeri kiraladığını, sözleşme hükümlerine göre iş yerinin donanımını tesis ve 50 civarında işçi istihdam ettiğini, sözleşmeden doğan ticari yükümlülüklerini ifa edebilmek için kredi çektiğini, yükümlülüklerini yerine getirmesine karşın davalı şirketlerin haksız ve dürüstlük kuralına aykırı feshi sonucunda müvekkili şirketin işçi istihdamını azaltmaya gittiğini, bu nedenle yüklü miktarda kıdem tazminatı ödediğini ve yüklendiği büyük çaptaki giderlerin ekonomik bakımdan mahvına yol açtığını beyanla; sözleşmenin sona erdirilmesinden dolayı müvekkil kurumsal bayiinin,185.000,00 TL yoksun kalınan karının ve söz konusu yoksun kalınan kara dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizinin, davalı şirketler tarafından müvekkil kurumsal bayiiye ödenmeyen 120.000,00 TL'lik alacağının ve söz konusu alacağa işleyecek avans faizinin, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle usulü ilişkin olarak davacı tarafça ikame edilen belirsiz alacak davasının HMK 107 maddesindeki şartları taşımadığını, basiretli bir tacir olarak alacağını bilebilecek durumda olan davacının belirsiz alacak davasının bu hükme aykırı düştüğünü, hem menfi, hem de müsbet zararların aynı davada bir arada talep edilemeyeceğini, davacının talebinin netleştirilmesi gerektiğini, yoksun kalınan karın dava dilekçesinin açıklamalar kısmında 200.000,00, sonuç kısmında ise 185.000,00 TL. olarak gösterildiğini, davacının talepleri arasındaki çelişkiyi gidermesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise; taraflar arasındaki sözleşmenin belirli süreli bir sözleşme olduğunu ve hukuka uygun şekilde, 14.12.2017 tarihli ihtarname ile bildirimde bulunularak 11.03.2018 tarihi itibariyle feshedildiğini, feshin haksız olmadığını, taraflar arasındaki sözleşme hukuka uygun şekilde, önceden bildirimde bulunularak feshedildiği için davacının yoksun kalınan kar kaybı talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacının iş ilişkisinin en az 5 yıl süreceğine dair kendisine güven verildiği iddiasının gerçek olmadığını ve somut verilerle ispatlanamadığını, davacının her hangi bir prim alacağı bulunmadığını beyan ederek; davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizde açılan işbu dava; taraflar arasında akdedilen Kurumsal Bayilik Sözleşmesinin davalı tarafça haksız nedenle feshedilmesi iddiası sebebiyle davacının yoksun kaldığı karın tazmini ve sözleşme süresinde oluşan ve ödenmeyen hak ediş alacağının tahsili talebine ilişkindir.
Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı 07/11/2019 tarihli kararı ile ; davanın reddine dair karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiş olup,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 'nin 2020/938 Esas 2020/1428 Karar sayılı ilamı ile;
"Taraflar arasında 11.03.2016 tarihli kurumsal bayilik sözleşmesi düzenlenmiş olup sözleşmenin madde numaralarını teselsül ettiği ve her bir sayfanın ayrı ayrı davacı tarafından imzalandığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin 4/2.maddesi; "İşbu sözleşmenin süresi, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 1 yıldır. Sözleşme, taraflardan herhangi birinin sözleşme süresinin sona ermesinden 1 ay önce yazılı bildirimde bulunmadığı takdirde 1 yıl uzamış sayılacaktır. İşbu sözleşmenin süresinin bu şekilde ve devam eden yıllarda uzaması halinde sözleşme süresi hiçbir şekilde 5 yıldan fazla olamayacak ve taraflar 5 yılın sonunda sözleşme konusu işe devam etmek istedikleri takdirde aralarında anlaşarak yeni bir sözleşme imzalayacaklardır..." hükmünü taşımaktadır. Belirtilen madde gereğince sözleşmenin süresi bir yıl olarak belirlenmiş olup, sürenin sona ermesinden bir ay önce yazılı bildirimde bulunulmadığı takdirde sözleşme bir yıl süreyle uzamış sayılacak ancak her halükarda sözleşmenin süresi 5 yıldan fazla olmayacaktır. Beş yılın sonunda taraflar bir araya gelerek yeniden sözleşme imzalayacaklardır.
Davacı vekili, bayilik sözleşmesinin süresinden önce feshi nedeniyle davacının uğradığı kazanç kaybını talep etmiş, bu kapsamda davalının fesih hakkını, dürüstlük kuralına aykırı şekilde herhangi bir sebep gösterilmeksizin kullanılması nedeniyle müvekkilinin sözleşmenin 5 yıl uzatılacağına olan inancı nedeniyle yaptığı masraflar nedeniyle zarara uğradığını, masrafların sözleşmenin süresine güvenilerek yapıldığını beyan etmiştir. Dava dilekçesinde yoksun kalınan karın yanı sıra davacının sözleşme gereklerini yerine getirmesine rağmen ödenmeyen 120.000,00 TL bedelindeki prim ve alacaklarında tahsili talep edilmiştir. Mahkemece sözleşmenin feshinin yerinde olup olmadığı, erken feshedilip edilmediği konusunda bilirkişi incelemesi yapılmış, taraflarca düzenlenen faturalar incelenerek erken fesih nedeniyle yoksun kalınan kar hesaplanmıştır. Bilirkişi raporunda, davacının diğer istek kalemi olan prim ve diğer alacaklar yönünden herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Tarafların itirazı üzerine mahkemece alınan ek raporda da bu istek kalemine ilişkin herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Mahkeme gerekçesinde isabetli bir şekilde sözleşmenin uygulandığı döneme ilişkin hak kazanılan prim veya alacakların sözleşmenin feshinden bağımsız olarak kanıtlanması halinde talep edileceği ancak raporda değerlendirilen faturaların kar mahrumiyeti hesabına yönelik olduğu, davacının sözleşme gereğine prim ve diğer alacaklarının bulunduğunu kanıtlamadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme belirtilen sonuca varılması için yeterli olmayıp bilirkişi kurulu tarafından tarafların defterleri incelenmesine rağmen inceleme sözleşmenin erken feshi ve bu feshe yönelik kazanç kaybına yönelik olarak yapıldığı, bu cari döneme ilişkin olarak davacı tarafından hak edilmiş prim veya başka bir alacak bulunup bulunmadığı incelenmemiştir. Ek raporda da sözleşmenin yürürlükte kaldığı döneme ilişkin, davacının prim veya diğer bir alacağının bulunup bulunmadığı konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece tarafların her bir istek kalemlerine yönelik olarak delillerin toplanması, değerlendirilmesi ve bu kapsamda her bir istek kalemi yönünden delillere ve dosya kapsamına uygun şekilde bir gerekçe oluşturularak karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, tarafların kar mahrumiyetine yönelik faturaların incelendiği, ancak prim ve cari hesap alacağına ilişkin herhangi bir inceleme yapılarak alacağın varlığı veya yokluğu noktasında bir değerlendirme yapılmamıştır. Bilirkişi kök raporunun 12. sayfasında davalının, davacı şirkete 2017 yılında düzenlediği faturaların yoksun kalınan kar hesabından düşüldüğü belirtildiği halde, davacının sözleşmenin feshinden önceki döneme ilişkin tahakkuk etmiş ve tahsil edilmeyen bakiye bir alacağı bulunup bulunmadığı konusunda denetime elverişli bir tespit bulunmamaktadır. Bu durumda, davacının cari hesap (prim) alacağı konusunda yeterli bir inceleme yapıldığından söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir." gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılmış olup, dosya mahkememize gönderilmiş ve yukarıdaki esasa kaydı yapılmıştır.
Mahkememiz dosyası kapsamına bilirkişi heyetinden rapor aldırılmış olup,
Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından hazırlanan raporda özetle;
"Mali Değerlendirme;
10.10.2021 bilirkişi ek raporumuzda;
“Dava dosyası incelendiğinde bu kapsamda davacı kayıtlarına ilişkin dosyada herhangi bir cari hesap ekstresine/muavin defter kayıtlarına rastlanılmadığından davacı avukatı ile irtibata geçilmiş ve davacı nezdindeki davalılara ait cari hesap dökümleri talep edilmiştir.
Ancak e-mail olarak incelemeye ibraz edilen davacı nezdindeki davalılara ait cari hesap dökümlerinin sadece davacı tarafça davalılara düzenlenen faturaları içerdiği taraflar arasındaki tüm ticari ilişkiyi içermediği anlaşıldığından incelemeler davalılarca dosyaya CD olarak sunulan davalılar nezdindeki davacı cari hesapları üzerinden yapılmıştır.
Belirtilmiş olup davacı vekilinin davalı ile yasal defter kayıtlarının örtüşmediği iddiası yukarıda yapılan tespitler kapsamında bu aşamada ispata muhtaç kalmıştır.
Sayın mahkemece verilen görev çerçevesinde Davalı şirketlerden 2016, 2017 ve 2018 yılları yasal defter ve kayıtlarının incelemeye ibraz edilmesi 04.03.2023 tarihli e-mail ile talep edilmiştir.
Ancak Davalı çalışanı “...” tarafından 14.02.2023 tarihinde gönderilen e-mailde * ... halka arz olunmuş bir şirket olduğu için tüm yasal kayıtların paylaşılması bizim açımızdan uygun değil. Ayrıca ... — ... ve ...'in tüm yasal kayıtlarının paylaşılması demek milyonlarca belgenin kopyasının size iletilmesi demek ki bu da teknik olarak da çok zor bir süreç * ... ve grup şirketlerinde yıl sonu kapanış kayıtları ana hesaplar bazında toplu olarak yapıldığı için müşteri, satıcı, bayi, vs. bazında kayıt görmek mümkün değildir. 320* hesabın bakiyesi toplu bir şekilde tek fişle kapatılır.
Ekli dosyada ..., ... ve ... için istemiş olduğunuz belgeleri görebilirsiniz. Ekli dosyada sadece...'in yevmiye kayıtlarının “ PDF * görüntüleri bulunmuyor. Bunların toparlanması biraz daha zaman alacak. ...'in yevmiye görüntüleri de önümüzdeki günler içinde size iletilecektir. Bilgilerinize.”
Hususları belirtilerek sonraki maillerde davalı nezdindeki davacı cari hesap ekstresine dayanak Yevmiye defter kayıtları PDF olarak e-mail ortamında gönderilmiştir.
Davalılar tarafından e-mail ortamında gönderilen PDF Yevmiye kayıtları incelendiğinde davalılar tarafından dosyaya sunulan kayıtlarla uyumlu olduğu ve davacının;
Fesih tarihi olan 11.03.2018 tarihi itibariyle ;
- Davalı ... Şirketine 107.820,89 TL Borçlu
- Davalı ... Şirketine 52.145,42 TL Borçlu
- Davalı ... Şirketine 10.080,13 TL Alacaklı
19.07.2018 Dava Tarihi itibariyle ;
Davalı ... Şirketine 54.832,47 TL Borçlu
- Davalı ... Şirketine 27.746,97 TL Borçlu
- Davalı ... Şirketine 282.666,54 TL Borçlu olarak göründüğü tespit edilmiş olup söz konusu PDF Yevmiye kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sayın mahkemenin takdirindedir.
Davacı Vekili
Cari hesap kayıtlarının da mali inceleme başlığı altında belirtilen huşularda sektör bilirkişisi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
-Sektörel Değerlendirme:
Sayın Mahkemece sonradan ek rapor düzenlemek üzere bilirkişi heyetine ek olarak atanmış olduğum dosya için 29-06-2022 tarihli ek raporda sektör açısından belirtmiş olduğum görüşler için ; aşağıda sözleşme maddeleri incelenmiş ve sektör açısından görüşlerim belirtilmiştir. Bu değerlendirmeler hukuki uzmanlık ve Mali uzmanlık gerektiren görüşler için bu konuda uzmanlık alanı içerisinde olan diğer heyet üyelerine bırakılmıştır.
1- Sektörel Teknik yönden; 11/03/2016 Tarihli ana sözleşme ve Ek-i olarak Ceza sistematiği içerikleri detaylı olarak incelenmiş olup, 8 nolu maddede iş yeri açmak için ... A.Ş. ... A.Ş- ... AŞ. şirketlerinin belirlemiş olduğu standartlara göre yatırım yapmak gereği olduğundan, Bayi kurmak için ... şirketlerinin öngördüğü standartlarda yatırım yapıldığı görülmüştür.
2- Ana sözleşmede feshi gerektirecek durumlar 25.1 ile ....25.6 arasındaki maddelerinde açıkça ifade edildiğinden ve bu şartların ihlalinde ve aksine durum yaratacak faaliyet sonucunda haklı fesih uygulanacağı belirtilmiş olduğundan,
3- “Kurumsal bayiyi kontrol etmek maksadıyla , ana sözleşmede 16 nolu madde olarak, Denetim ve cezai şartlar maddesinin detaylı olarak yazılı olduğu , haklı fesih durumu için var ise ihlal ve cezai işlem gerektirecek durumlar için denetim , uyarı ve düzeltici yaptırım yazışmaları ve cezai dürüm uyarı yazışmaları dosyada görülmediğinden, Hukuki görüş olmamak ile beraber , Fesih şartlarının oluşmadığı ,
4-13 nolu maddede,Sözleşme gereği, İşe uygun personel ve sayısına göre personel istihdam etmek gereği olduğundan , Sektör açısından kurumsal bayiye aylık yıllık kotalar konulduğu ve bu kotaların gerçekleştirilmesi için ... şirketlerinin uygun göreceği yeterli sayıda ve uygun nitelikte personel yatırımı yapılması zorunluluğu olduğu görüşü ile , bayinin yeterli sayıda personel ve araç yatırımı yapmak zorunda kaldığı , Fesih tarihi itibari ile bu personeller için işten çıkartılmış ise yasal hakların ödenmesi sebebi ile bayinin ilaveten yapmak zorunda kalacağı tazminat vb. ödemeler sebebi ile mağdur olacağı ve bu personel bayii açısından değerlendirilme imkanı yok ise , ... şirketleri bayisi olması sebebi ile ve ... şirketleri ürünlerinin satış ve pazarlaması maksadı ile değerlendirilmesi sebebi ile bu personellerin değerlendirme imkanı olmaması durumu var ise tazminat vb. Ödemelerin ... şirketleri tarafından karşılanmasının uygun olacağı,
5- Kurumsal Bayi Ceza Sistematiği sözleşmesinde 1.5 maddesinde ilaveten ihlal sonucu haklı gerekçe ile fesih edilir ibaresi olması görüldüğünden,ancak ihtarnamede ceza stematiğinde açıkça fesihi gerektiren haklı ihlal ile ilgili bir gerekçe bulunmadığı görüldüğünden , Hukuki görüş dışarıda bırakılarak Lana sözleşme madde 25 ve alt maddeleri, Kurumsal bayi ceza sistematiği m.1.5 olarak feshi gerektirecek maddeler açıklanmıştır ve kurumsal olarak uyarı ve düzeltici yazışmalar uygulandıktan sonra ana sözleşmenin 4.2 maddesine göre feshedilmesinin uygun olacağı, Ancak fesih işleminde bu maddelerin gerçekleştiğine dair bir ibare olmadığından ana sözleşmenin 4.2 maddesi özellikle 25.nolu fesih maddesi gerçekleşmiş ise beraber kullanılması, aksi takdirde sektör açısından firmanın faaliyetlerinin devam etmesi esas olduğundan “Yalnızca 4.2 madeye göre fesih işleminin yapılmasının bayiye zarar vereceği ve Hukuki görüş olmamak ile beraber haklı sebep doğurmayacağı kanaati ile sektör ve teknik açıdan uygun olurdu .görüş ve kanaatine varılmıştır.
6- Davacı vekili tarafından“Cari hesap kayıtlarının da mali inceleme başlığı altında belirtilen huşularda sektör bilirkişisi tarafından değerlendirilmesi gerektiği.” Yönündeki beyanı için ; Mali inceleme ve Hukuki inceleme uzmanlık alanım dışında olması sebebi ile değerlendirilememiştir. Bu konuda Sayın Mali bilirkişi daha önceki kök ve ek bilirkişi raporlarında cari hesap dökümlerini rapora sunarak değerlendirme yapmıştır." şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
Bilirkişiler ... ,..., ..., ... ve ... tarafından hazırlanan raporda özetle;
"1. Taraflar arasındakı ilişkinin acentelik olarak nitelendirilebileceği, somut olayda 11.03.2016 tarihli sözleşmenin, 4.2. maddesine uygun bir şekilde sona ermesinden dolayı yoksun kalınan kar talebinden bahsedilemeyeceği;
2. Sayın mahkeme dava konusu sözleşmenin nitelendirilmesinde aksi kanaatte ise, ilgili sözleşmenin bayilik sözleşmesi olarak kabulü gerektiği; 11.03.2016 tarihli sözleşmenin, 4.2. maddesine uygun bir şekilde sona ermesinden dolayı yoksun kalınan kar talebinden bahsedilemeyeceği;
3. Sözleşme ileriye doğru sona ereceğinden sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar doğan borçlardan taraflar sorumlu olmaya devam edeceğinden davacının;
Fesih tarihi olan 11.03.2018 tarihi itibariyle ;
- Davalı ... Şirketine — 107.820,89 TL Borçlu
- Davalı ... Şirketine 52.145,42 TL Borçlu
- Davalı ... Şirketine 10.080,13 TL Alacaklı
19.07.2018 Dava Tarihi itibariyle ;
«Davalı ... Şirketine 54.832,47 TL Borçlu
- Davalı ... Şirketine 27.746,97 TL Borçlu
- Davalı ... Şirketine 282.666,54 TL Borçlu olarak göründüğü, söz konusu tespitler çerçevesinde davacının dava tarihi itibariyle davalılardan herhangi bir cari hesap/prim alacağı bulunmadığı,
4.Sayın mahkemece davalı tarafın sözleşmeyi haklı olmayan nedenlerle sona erdirildiğinin kabulü halinde, davacı taraf bu sebeple uğradığı zararını talep etme imkanına sahip olacağı, bu noktada davacının sözleşmeye aykırılık, kusur, zarar ve illiyet bağının varlığını ispat etmesi gerektiği,
5. Davacı tarafın iddia ettiği alacak hakkının değerlendirilmesi hususunda, sözleşmenin yürürlük süresi içerisinde taraf defterlerinin hesap incelenmesi neticesinde alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının belirleneceği, bu hususta nihai takdirin sayın mahkemenizde olduğu,
6. Her ne kadar dosyaya sunulan ilk bilirkişi kök raporunda mali bilirkişi... tarafından mahrum kalınan aylık Faaliyet karlılığı 61.722,05 TL 36 aylık mahrum kalınan kar 2.196.401,81 TL olarak hesaplanmış ise de yukarıdaki tablo incelendiğinde davacının sadece 2016 yılında esas faaliyet yönünden karlı olduğu 2017 ve 2018 yıllarında ise esas faaliyet yönünden zarar ettiğinin görüldüğü, Sayın bilirkişi ... tarafından yapılan hesaplamada davacı tarafça davalılara düzenlenen faturalardan sadece faaliyet giderlerinden pay verilmiş ve bu giderler düşülmek suretiyle faaliyet karı hesaplanarak mahrum kalının kara ulaşıldığı, ancak bilindiği üzere faaliyet karına ulaşılabilmesi için satış tutarından satılan malın maliyeti ve faaliyet giderlerinin toplamının tenzil edilmesi gerektiği, çıklamalar çerçevesinde ilk düzenlenen bilirkişi raporunda hesaplanan mahrum kalınan kar tutarına mali yönden katılmadığımızı, Taraflar arasındaki sözleşmenin 11.03.2018 tarihinde fesh edildiği dikkate alındığında davacının 2016 ve 2017 yılları birlikte değerlendirildiğinde davacının 2 yılın ortalaması olarak esas faaliyet yönünden zarar ettiği dolayısıyla bu veriler ışığında gelecekte de kar edip etmeyeceği hususu sayın mahkemenin takdirinde olduğu, ancak sayın mahkemece davacının 2016 yılı karlılık oranları çerçevesinde bir hesaplama yapılması veya ilk sunulan rapordaki mahrum kalınan karın kabul edileceği kanaatine varılması durumunda hem karlılık tutarı bakımından hem de hukuki değerlendirmeler bakımında mahrum kalınan karın alternatifli olarak hesaplandığı,
Sözleşmenin 11.03.2018 itibariyle haksız feshedildiği kabul edildiğinde takdir Sayın Mahkemede olduğundan taleple bağlılık kuralı çerçevesinde;
1.Alternatif: Sözleşme haksız feshedilmemiş olsaydı sözleşmenin | yıl daha uzayacağı kanaatine varılmış ise 11.03.2018-10.03.2019 tarihleri bakımından yoksun kalınan kar;
- 2016 karlılık oranları çerçevesinde;
68.925,22 * 12 AY = 827.102.64 TL * %12= 99.252,32 TL olarak
- İlk olarak mali bilirkişi .... tarafından yapılan hesaplama çerçevesinde ;
Aylık Faaliyet karı 61.011,16 * 12 AY = 732.133,94 TL olarak hesaplandığı,
2.Alternatif: Sözleşme haksız feshedilmemiş olsaydı 4.2.madde gereğince 5.yılın sonu itibariyle sona erebileceği nazara alındığında 11.03.2018-10.03.2021 tarihleri bakımından yoksun kalınan kar:
- 2016 karlılık oranları çerçevesinde;
68.925.22 * 36 AY = 2.481.307,92 TL *% 12 = 297.756,95 TL olarak
- İlk olarak mali bilirkişi ... tarafından yapılan hesaplama çerçevesinde ;
Aylık Faaliyet karı 61.011,16 * 36 AY = 2.196.401,81 TL olarak hesaplandığı " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce verilen davanın reddine ilişkin kararımız İstanbul BAM 14.HD'nin ... sayılı kararı ile " mahkemece yapılan incelemenin yeterli olmadığı, bilirkişinin yaptığı incelemede sözleşmenin erken feshi ve bu feshe yönelik kazanç kaybına ilişkin olarak yapıldığı, bu cari döneme ilişkin olarak davacı tarafından hak edilmiş prim veya başka bir alacak bulunup bulunmadığının incelenmediği, ek raporda sözleşmenin yürürlükte kaldığı döneme ilişkin davacının prim veya başka bir alacağının bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılmadığı tespit edilerek davacının istek ve taleplerine uygun delillerin toplanması ve değerlendirilmesi, özellikle tarafların kar mahrumiyetine yönelik faturalarının incelendiği, ancak prim ve cari hesap alacağına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, alacağın varlığı veya yokluğu noktasında bir değerlendirmenin mevcut olmadığı, özellikle kök raporun 12.sayfasına göre davalının davacı şirkete 2017 yılında düzenlediği faturaların yoksun kalınan kar hesabından düşüldüğü belirtildiği halde, davacının sözleşmenin feshinden önceki döneme ilişkin tahakkuk etmiş ve tahsil edilmeyen bakiye bir alacağı bulunup bulunmadığı noktasında denetime elverişli bir tespit bulunmadığı bu durumda davacının cari hesap prim alacağı konusunda yeterli bir inceleme yapılmadığı " gerekçesiyle kaldırılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememiz tarafından, mahkememiz kararının kaldırılmasına ilişkin gerekçe kapsamı dikkate alınarak dosyamızda alınan bilirkişi raporları ile, heyete kaldırma kararındaki incelemenin yapılabilmesi bakımından özellikle ek rapor alınmadan önce ...ve ...eklenmek suretiyle, davacının cari hesap ve prim alacağının bulunup bulunmadığının tespiti istenilmiştir.
Mahkememize sunulan 22/04/2024 günlü bilirkişi raporunda; davacı şirket ile davalılar arasında 11/03/2016 tarihinde bayilik sözleşmesinin imzalandığı, imzalanan bayilik sözleşmesinin 4.2.mad göre sözleşmenin 1'er yıl süre ile uzatıldığı sözkonusu sözleşmenin davalılar tarafından 13/12/2017 tarihli bildirimi ile yeniden uzatılmayacağı ve 11/03/2018 tarihinde sona ereceğine ilişkin bildirimin davacı yana yapıldığı, davacı yan yapılan bildirimin gerekçesiz ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının sözleşmenin devam edeceğine dair güven duyduğunu iddia ettiği ve buna dayalı olarak kurumsal bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız nedenle fesh edildiği iddiasıyla yoksun kalınan karın tazmini ve sözleşme süresince oluşan ve ödenmeyen hakedişlerin tahsilinin talep edildiği belirlendikten sonra, taraflar arasındaki sözleşmenin fesih maddesi olarak düzenlenen 25.madde de sözleşmenin hangi hallerde fesh edilebileceği ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup, sözleşmede 25/1.maddesinde, davalı tarafın haklı nedenle sözleşmeyi fesh etme hakkına sahip olduğu haller, sözleşmenin 25/2.maddesinde her iki tarafın sözleşmeyi ihlal eden tarafa verilen sürede bu ihlali gidermemesi halinde sözleşmeyi fesh etme hakkı ve sözleşmenin 25/3 mad. Her iki tarafın önceden bildirimde bulunmak kaydıyla haklı sebep göstermek için önceden süresinin dolmasından önce sözleşmeyi fesh etme hakkı ve 25/4 maddesinde ayrı fesih ve sona erme halleri düzenlendiği sözleşmenin incelenmesinden anlaşılmaktadır.
Mahkememizce sözleşme kapsamının değerlendirilmesinde, dava konusu sözleşmenin bir bayilik sözleşmesi olduğu, Borçlar Hukuku prensiplerine göre bayilik sözleşmelerinin belirli süreli olarak yapılması halinde, sözleşmenin kendiliğinden sonra ermesi sözkonusu olmaktadır. Yargılamada bayilik söz belirli süreli olarak düzenlendiği ve taraflar ihbar süresi içinde sözleşmeyi fesh etmediği veya açık şekilde sözleşmeyi yenileyemeyeceklerini belirtmiş olmaları halinde sözleşmenin uzayacağı kararlaştırılmaktadır.
Somut olayda sözleşmenin 4.2. Mad.gereğince, sözleşmenin süresine ilişkin düzenlemeler bulunmakta olup, sözleşmenin imza tarihinden itibaren 1 yıl süre ile geçerli olduğu sözleşme süresinin bitiminden önce 1 ay öncesinde yazılı bildirimlerde bulunmadığı hallerde, sözleşmenin 1 yıl süre ile uzatılacağını, sözleşme süresinin her halükarda 5 yıldan fazla olamayacağının düzenlendiği tespit edilmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin uzatma hükmü içerdiği ve bu uzatma hükmünün belirli süreye bağlı olduğunun kabulü gerekir.
Davalı şirketler tarafından, sözleşme 14/12/2017 tarihli yazılı bildirim ile sözleşmenin uzama süresi olan 11/03/2018 tarihinden itibaren sözleşmenin sona ereceğini ve uzama taleplerinin bulunmadığı ihbar etmişlerdir. Sözkonusu ihbarın sayın mahkememiz tarafından hukuka uygun olduğu benimsenmiş olup davalı şirketlerin sözleşmeye uygun olarak sözleşmeyi fesh ettikleri mahkememizce benimsendiğinden, davacı şirketin fesih hükümleri çerçevesinde yoksun kalınan kar talebinde bulunamayacağı, sözleşmede yapılan açık düzenleme karşısında, TTK 121/2 mad. davamıza konu işbu olayda uygulanamayacağı mahkememizce benimsenmiş ve davalı şirketlerin sözleşme hükümlerine uygun olarak yaptığı fesih nedeniyle davacı taraf, davalı şirketlerden yoksun kalınan kar talebinde bulunamayacağı mahkememizce benimsenmiş olduğundan bilirkişilerin takdiri mahkememize ait olmak üzere yaptıkları yoksun kalınan kara ilişkin hesaplamanın bu aşamada değerlendirilmesine gerek duyulmamıştır.
Ancak davacının sözleşmenin feshi tarihine kadar varsa doğmuş alacaklarının tespit ve ödenip ödenmediğinin belirlenmesi gerekir. Bu nedenle davacı ve davalıların incelemeye ibraz edilen bilgi ve belgelere göre cari hesap alacağı ve primden kaynaklanan alacağının 19/07/2018 dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketlere borçlu olduğu ve herhangi bir cari hesap alacağı bulunmadığı tespit edilmekle cari hesap ve prim alacağının da bulunmadığı düzenlenen bilirkişi raporları ile belirlenmiş bulunmaktadır.
Bu nedenlerle mahkememizce itibar edilen 24/04/2024 günlü bilirkişi raporları ile yapılan tespitlerin dosya kapsamıyla uyumlu olduğu ve sözleşmenin bayilik sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerektiği mahkememizce benimsenmiş olup, sonuç itibariyle davalı şirketlerin sözleşmeyi ve sözleşmenin 25/1 ve ..25/6.mad arasında düzenlenen sözleşme şartlarına uygun olarak fesih hakkını kullandıkları mahkememizce kabul edilmiş olduğundan, sözleşmenin fesih edildiği tarihten sonraya yönelik yoksun kalınan kar mahrumiyeti tazminatı talep hakkı bulunmadığı, tarafların cari hesap ilişkisinden kaynaklanan sözleşmenin devam ettiği süreye yönelik alacağın olup olmadığı, mahkememizce dava tarihi 19/07/2018 tarihi itibariyle inceletilen bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davalı şirketlerin davacıdan alacağının bulunduğu tespit edilmekle davacının dava tarihi itibariyle davalılardan cari hesap ve prim alacağı talebinde bulunamayacağı tespit edilmekle açılan davanın reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm tesis etmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davalılar aleyhine açtığı davada; subuta ermeyen davacı taleplerinin REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan (5.208,64 TL peşin harç + 32.300,42 TL ıslah harcı olmak üzere) 37.509,06 TL harçtan, alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının düşümü sonucu başkaca harç alınmasına yer olmadığına, kalan 37.081,46 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, -tahsilde tekerrür etmemek üzere-
3- Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen talep üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 247.712,14 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ÖDENMESİNE, -tahsilde tekerrür etmemek üzere-
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -tahsilde tekerrür etmemek üzere-
5- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından İADESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı , kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/06/2024
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!