WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

İSTANBUL 16. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/318 Esas
KARAR NO : 2024/127
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/04/2021
KARAR TARİHİ : 28/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı tarafından alacaklı olduğundan bahisle 15.07.2018 vade, 25.06.2018 tanzim tarihli 335.000 TL bedelli senede dayalı ... İcra Müd. 2020/... E. sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, icra mahkemesi nezdinde itiraz edilmiş ise de itiraz genel mahkemelerde ileri sürülmesi nedeniyle reddedildiğini, takibe konu senedin zorla baskı altında tehdit edilerek alındığını, tanıklarının dinlenilmesini talep ettiklerini, davalı ve iş ortaklarının şahıslarının ... Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasında senedi teminat amaçlı aldıklarını senedin teminat senedi olduğunu ,ifadelerinde müvekkilden bu senedi kendisine devretmesi gereken arazilere karşılık aldıklarını kabul ve ikrar ettiklerini, bu nedenle iş bu senedin cebri icra yoluyla tahsilinin mümkün olmadığını, müvekkilinin iş bu ilişkin bakımından üzerine düşen edimlerini kat be kat hizmet karşılığı ve malen ödediğini, müvekkili ile davalı arasındaki iş ilişkisinin, ... ,... ,... isimli şahsılara ... olarak, ... , ... isimli şahıslar ... Emlak, ... ve ... ... isimli şahıslar ... olarak ortak ticaret yapmak için bir araya geldiklerini, şahısların ... İlçesi ve ... Mahallelerinde Gayrimenkul Alım Satım işi yapmak için iş ilişkisine girdiklerini, bahse konu iş ilişkisi kapsamında ... ilçesi ... Mah. ... Parseli satın almak için anlaştıklarını, ... parseldeki hisselerin müvekkili tarafından davalı ve arkadaşları adına kendilerine devredilmek üzere toplanmaya başlandığını, Bu sırada dava dışı ... tarafından ... ... ... parseldeki hisseleri de davalı ve arkadaşlarına devredilmesi için işlemlere başlandığını, ... ve ... parseldeki mal sahiplerine ve taşınmaz üzerine haciz konulduğunu, müvekkili tarafından ... parsel işlemleri bitirildikten ve davalı ve arkadaşlarına devredildikten sonra alınan paralar ile ... ... ... parsel için verilen paralar hesaplanıp, ... parsel devredilmediğinden müvekkiline 285.000 TL'lik bakiye borcu kaldığı buna istinaden teminat olması için 335.000 TL'lik senedin cebren imzalattırıldığını, davalı ve arkadaşları savcılık dosyasında da kabul ve ikrar ettikleri üzere dava dışı ... Sütlü'den 285.000 TL'lik borcu ödemek için teminat olarak ... sütlü'nün kayınvalidesi ... ... adına ... Mah. ... sayılı parselde bulunan 3 .Kat 1.numaralı Banka kredili o günkü şartıyla 400.000 TL'lik Dublex daireyi borca karşılık 300 aldıklarını, davalı ve arkadaşlarının taşınmazın devri için ... Noterliğinden vekalet aldığını ve 29.11.2018 tarihinde ... ... adına 128.000 TL kapanışlı kredili daireyi devraldıklarını, müvekkilinin senet bedeli olarak ... ... Parsel (devri tarihindeki değeri 2300 m2 575.000,00 TL +% 3 emlak komisyonu) , ... Mah. Dublex Darie (devir tarihindeki değeri 400.000 TL +% 3 emlak komisyonu (128.000 TL Banka Kredi Kapanış Bedeli) ... ... Parsel 220 m2 hisse 10 adet vekalet (devir tarihindeki değeri 66.000 TL+%3 emlak komisyonu(vekaletler elbirliği halinde olup izale-i şüyu davası açması için ... ...'e teslim edildiği)) ... ada ... Parsel (devir tarihindeki değeri 15.000 TL+% 3 emlak komisyonu) devredildiği ,elbirliği mükellefiyet olup devredilmeyeneler için ise vekaletnamelerin davalı ve arkadaşlarına teslim edildiği ve senet bedelinin fazlasıyla ödendiği, Senede dayalı hiçbir borcunun olmadığı, senet bedellerinin ödendiğine tapu kayıtları, müvekkile ait banka kayıtları ve noter vekaletnamelerinin celbinin talep ettiklerini, ve tazminat taleplerinin bildirerek senet bakımından borçlu olmadığının tespitini, %100'ün den aşağı olmamakla üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davacı tarafından tanzim edilen ve dava dışı ... 'nün kefil olduğu bonoyu icra takibine koyduğunu, ödeme emri tebliğ edildikten sonra ... İcra Hukuk Mah. 2020/ ... E. dosyasında itiraz edilmiş ise de davanın reddedildiğini, Davacı tarafın senedin cebren ve tehdit ile alındığını iddia etmiş ,varlığını tanıkla ispat edeceğine ilişkin Yargıtay kararı kurulmuş ise de tanık isminin belirtilmediğini, her ne kadar tanıklara ilişkin bilgiler daha sonra mahkemeye sunulabilecek ise de somut olayın gerekleri açısından bu hususta tanıklık yapacak kişinin hali hazırda belli olmaması ve dava dilekçesinde deliller kısmında yer almamasının mugayir beyanlar verildiğinin gösterdiğini, davacının hazırlamış olduğu ifadeler ile tanık dinletmesinin hukuka ve üsüle aykırı olup, tanık dinlenmesine muvafakatleri olmadığını, dava dilekçesi ekinde herhangi bir belge ve delil bulunmadığını, sunulan ve sunulacak tüm belgelere karşı delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, davacı taraf tehdit ve cebren kendisinden alındığının iddia ettiği senedin aslında teminat için verildiğinin iddia ettiğini, söz konusu iddiasının önceki beyanı ile çeliştiğini, gerçeği yansıtmadığının açıkça ortada olduğunu, tehdit ve cebrin ispatlanamaması ihtimalinde teminat olarak verildiğine ilişkin beyanıyla devam etme planı ile hareket edildiğini, ancak teminat senedi olduğuna dair hiçbir ispat vesikası bulunmamakla birlikte bir an için böyle bir belgenin bulunduğu varsayılsa bile bu hususun önemli olmadığının açık olduğunu TTK 646/2 gereği davacının iddiası kabul anlamına gelmemekle birlikte ,bu iddialara ilişkin hususların madde metninde yer almadığından senet borçlusu olmaya devam edeceğini, dava dilekçesinde da taraflar ve üçüncü kişiler arasında geçen ve verilen senetle herhangi bir ilgisi bulunmayan olayların anlatıldığını, ancak TTK md 688/2 ,md 583/2 ve md 692/2 maddelerinde yazılı kambiyo senetlerindeki kayıtsız şartsız olma özelliği ,bu senetlerin mücerretlik niteliğini ifade ettiğini, söz konusu maddelerden de anlaşılacağı üzere kambiyo senetleri sebepten mücerret olup davacının dilekçesinde bahsettiği sosyal ilişkilerin bu kapsamda anlamsız kaldığını, dava dilekçesinden de anlaşıldığı üzere senedin imzaya, senedin sıhhatine ve borç miktarına ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığını, davacının cebir ve tehdit ile verilen kambiyo evrakının teminat senedi olduğuna ilişkin iddialardan sonra bu senette yazan bedelin ödendiğini iddia ederek çelişki yarattığını, davacının bu bor ödemediğini ,buna ilişkin hiçbir evrak da sunamadığını, dava dilekçesinde bevanlardan baska hiçbir ispat vasıtasına yer vermediğini, mezkur davanın borcu ödemekten kaçınma için ikame edilmiş olup açıkça kötü niyetli olduğunu, kötü niyet tazminatın hükmedilmesi gerektiğini bildirerek davanın reddine , masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dosyanın delillerini .... icra müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı dosyası örneği, ... İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/... Esas sayılı dosyası örneği , ... Tapu müdürlüğünün 17/12/2021 müzekkere cevabı, ... CBS'nın 2021/50962 soruşturma sayılı dosyası örneği , ... CBS'nın 2016/... soruşturma sayılı dosyası örneği , ... CBS'nın 2018/... soruşturma sayılı dosyası örneği , ... Tapu müdürlüğünün 23/12/2021 tarihli müzekkere cevabı, ... Bankasının 18/01/2022 tarihli müzekkere cevabı, bilirkişi mali müşavir ... ... tarafından hazırlanan 31/08/2022 tarihli bilirkişi raporu, ... CBS'nin 2020/... soruşturma sayılı dosyası örneği oluşturmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava; .... icra müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı dosyasında davacı aleyhine başlatılan icra takibi sebebiyle davacı yanın davalı yana borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkememizce örneği celp edilen .... icra müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı dosyası örneğinin yapılan tetkikinde; takibin davalı tarafça davacı aleyhine toplam 435.162,70TL alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibinden ibaret bulunup davacının yasal süre içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile; ödeme emrine, borca, ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu ve davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi mali müşavir ... ... tarafından hazırlanan 31/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dosya, gelen banka yazı cevabı, tapu kayıtları, iddia ve savunma kapsamında ; gelen banka cevabı incelendiğinde, davalı tarafından davacıya 190.500TL, 07.07.2017 ve Haziran 2018 tarihlerinde toplam ödeme yapıldığı, tapudan gelen yazı cevapları incelendiğinde, 25.06.2018 senet düzenleme tarihinden sonra ... parsel için davacı tarafından 09.11.2018 tarihinde vekaletname ile tapuda davalıya satış yapıldığı, davaya konu senet incelendiğinde senedin düzenlenme sebebinin yer aldığı hususunun tespit edilemediği, dolayısıyla senet düzenlenmesine ilişkin borçlu ve alacaklı arasındaki temel ilişkinin yukarıda tespit edilenler kapsamında davacı beyanı esas alındığında davalıya gayrimenkul devri yapılacak taşınmazlar ile ilgili ... ... ... parsel satışının gerçekleşmemesinden kaynaklı borç kaldığı kabulü sebebiyle her ne kadar kabul edilen bu hususa ilişkin kefilin kayınvalidesi ... ... tarafından taşınmaz devri yapıldığına ilişkin dosyada beyan mevcut ise de iddianın tevsiki kapsamında belgeye rastlanmamış olup ... parselin değerinin senet düzenleme tarihinde 335.000 TL içerisindeki kısmına ilişkin tutarın belirlenmesinin dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden mümkün olmadığı, bu kapsamda Borç Alacak hususundaki nihai takdirin Mahkemeye ait olacağı," yönünde mütalaada bulunduğu görülmüştür.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (mesela borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.370 ilâ 372).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça TBK’nin 133/2 maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı TBK) 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir.
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir.
Dava; İİK'nun 72 maddesi kapsamında, kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibine konu bonodan dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davacı 335.000,00-TL bedelli bononun tehdit ve baskı altında imzalatıldığı ve senedin teminat senedi niteliğinde olduğundan bahisle borçlu olmadığı iddia etmiştir. Dava dilekçesinde hile ve tehdit yoluyla alındığı iddia edilmiş ise de bu iddiasına yönelik somut vakıaların dava dilekçesinde ileri sürülmediği, nitekim savcılığa yapılan şikayet neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığında da alınan beyanlarda taraflar arasındaki hukuki ilişki nedeniyle senedin verildiğine yönelik kabul ve tespit yapıldığı görülmüştür. Davacı tarafça senedin cebir ve tehdit ile alındığı ve teminat senedi olduğuna yönelik iddiaları mevcuttur. Senedin hem tehdit ile alınması hem de teminat senedi olması hayatın olağan akışına aykırı olmakla birlikte korkutma iddialarına ilişkin olarak da mahkememizce hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin resen incelenmesi gerekmiştir. Yerleşik içtihatlarda da belirtildiği gibi (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 2020/1421 E., 2023/171 K) 6098 sayılı Yasanın 39. maddesindeki, (B.K.nun 31.maddesindeki) sürenin hesabında senetlerin gerçekte tanzim tarihi değil ikrahın önemini yitirdiği an, iradesi sakatlanan için, korkunun silindiği, diğer bir deyişle korkutan kişi ve korkutmanın mahiyetine göre zarar görebileceği yönündeki endişenin ortadan kalktığı, kendisini psikolojik açıdan güven içerisinde hissettiği andır. Senedin tanzim tarihi 2018 olup icra takibi 29/01/2020'de başlatılmıştır. İcra takibi sonrasında davacı tarafça 07/04/2020 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuş, senetler nedeniyle borçsuzluğun tespiti davası ise 30/04/2021'de açılmıştır. Tanzim tarihi 2018 olan senetlerin davalının tehdidi ve psikolojik baskısı ile imzalanıp verildiği iddiasında bulunulduğu, davacı yanın dava dilekçesinde belirttiği vakalarla bağlı olduğu, BK'nun 31. maddesi gereğince korkutma sonucunda senedin alındığını iddia eden davacının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davasını açmadığı anlaşılmıştır. Davaya konu 15.07.2018 vade tarihli keşidecisi ..., ..., lehtarı ... olan 335.000,00-TL bedelli bononun üzerinde teminat için verildiği hususunda herhangi bir kayıt bulunmadığı, bononun bağımsız borç ikrarı içeren senet olduğu, illiyet bağının iddia eden tarafça kesin delillerle ispatlanması gerektiği ancak davacının iddiasını ispata yönelik delil ibraz edemediği ve yemin delili hakkını da kullanmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarında açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükteki harç tarifesi gereği alınması gereken 427,60-TL harçtan, davacı vekilince peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Dava ret ile sonuçlandığından, davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4- Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen talep üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 52.250TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
5- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/02/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır