T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/660 Esas
KARAR NO : 2024/187
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 19/11/2020
KARAR TARİHİ : 19/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş'nce ... numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı , ... plakalı , davalı ... kontrolündeki aracın 10/06/2013 tarihinde müvekkili ...'e çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin tamamen kusursuz olduğunu, araç sürücüsü ...'ın oluşan zarardan sigorta şirketi ile birlikte sorumlu olduğunu, kaza sonrası müvekkilinin hastaneye yatırıldığını ve tedavisine başlanıldığını, birden fazla hastanede muayene ve tedavi olmasına rağmen ayağında oluşan ağrıya bir türlü çare bulamadığını ve müvekkilinde kalıcı hasarların meydana geldiğini, taraflarınca ... plakalı aracın ZMMS sigortasının yapıldığı sigortaya 07/05/2020 tarihinde başvuru yapıldığını, yapılan görüşmeler sonucunda hesaplarına bir miktar para yatırıldığını, ancak müvekkilinin zararı daha yüksek olduğunundan işbu davanın açıldığını beyanla davanın kabulünü yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana hükmedilmesini arz ve dava etmiştir.
Davacı vekili 26/01/2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Müvekkili ...adına tahakkuk eden 311.679,63-TL maddi tazminatın kaza tarihi 10/06/2013 itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesini, müvekkili ... için 50.000-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara hükmedilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili tarafından davacı ...adına vekili ...'a 04/11/2020 tarihinde 11.382,26-TL ödendiğini, yargılama kapsamında da söz konusu ödemenin toplam hesaplanan tazminat tutarından mahsul edilmesinin gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek ile birlikte müvekkilinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, öncelikle davanın bu yönden reddi gerektiğini, müvekkili şirket sigortalısının dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, davacının maluliyeti ile kaza arasında illiyet bağının adli tıp kurumu tarafından tespit edilmesinin gerektiğini, geçici maluliyetten kaynaklı maddi tazminat talepleri ve tedavi masrafları bakımından müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, yaralanan veya maluliyetinin olduğunu iddia eden davacının müterafik kusurunun olup olmadığının tespit edilmesi dolayısı ile ortaya çıkan sonuçta müterafık kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının mahkemece tespitinin gerektiğini, davacı yanın manevi tazminat talepleri sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığından reddi gerektiğini belirterek haksız ve hukuku mesnetten yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana hükmedilmesini arz ve beyan etmiştir.
TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava; trafik kazasından kaynaklı maluliyete dayalı maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış ve tarafların delilleri toplanmıştır.
Davalı sigorta şirketinden poliçe ile kazaya konu hasar dosyaları celp ve tetkik edilmiştir.
SGK'ya yazı yazılmış ve davacıya herhangi bir ödemenin yapılmadığının bildirildiği görülmüştür.
... CBS'nin... soruşturma sayılı dosyası celbedilmiş, incelenmesinde davacının şikayetçi olmaması nedeniyle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
Davalı sigorta zamanaşımı definde bulunmuş olup irdelenmesinde, olaya konu kazanın 10.06.2013 yılında gerçekleştiği, işbu davanın ise 19.11.2020 tarihinde açıldığı görülmüştür. 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesi gereğince, haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. Ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için, eylemin aynı zamanda bir suç oluşturması yeterli olup bunun dışında fail hakkında ceza davasının açılması ya da mahkumiyet kararı verilmesi gibi bir koşul aranmamaktadır. Davaya konu eylem yönünden kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK gereğince öngörülen 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihi itibari ile zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davaya devam olunmuştur.
Adil Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 04/08/2023 tarihli ATK raporunda sonuç olarak;
''..1)... ve ... kızı, 01.08.1992 doğumlu ...'in 10.06.2013 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında yapılan değerlendirme ile ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak:
Gr1 XII (32a……….1)A %5,
E cetveline göre %3.3(yüzdeüçnoktaüç) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı,
2)İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3(üç) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur."şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Bilirkişiler ... ve ...tarafından düzenlenen 16/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda;
''..Delillerin ve hukuki durumların takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere 10/06/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında;
1-Davalı sürücü ... olayda %100 oranında kusurlu ,
2-Davacı yaya ... olayda kusursuz olduğu,
3-Davalıların %100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre davacı ...'in ;
A)Ödeme Tarihindeki Verilere Göre;
a)Geçici iş göremezlik dönemine ait maddi zararının = 2.390,59-TL
b)Sürekli iş göremezlik dönemine ait
%3,3 maluliyet oranı ile ilgili maddi zararının =48.110,95-TL olduğu,
TOPLAM =50.501,54-TL
c)Davalı sigorta şirketi tarafından ise 11.382,26-TL ödeme yapıldığı, buna göre de ödeme ile ödeme tarihindeki verilere göre belirlenen zarar arasında fark bulunması nedeniyle ödeme ile borcun sona erip ermediği hususundaki nihai Sayın Mahkemeye ait bulunduğu,
B)Sayın Mahkemece ödeme borcun sona ermediğinin ve ödemenin kısmı ifayı içerir makbuz kabul edilmesi halinde;
Günümüze kadar bilinen verilere göre belirlenen zarar tutarından, ödemenin güncel tutarın tenzili sonucu davacının;
a)Geçici iş göremezlik dönemine ait maddi zararının = 2.390,59-TL
b)Sürekli (daimi) iş göremezlik dönemine ait
%3,3 maluliyet oranı ile ilgili bakiye maddi zararının = 309.289,04-TL
TOPLAM = 311.679,63-TL
d)Davacının yukarıda belirlenen maddi tazminat toplamı, kaza tarihinde geçerli olan tarifeye göre davalı sigorta şirketinin sakatlık teminat limiti kapsamında sorumlu olduğu 250.00,00-TL'lik limitten daha önce yapılan ödeme tenzil edildikten sonra geriye kalan 238.617,74-TL'lik bakiye poliçe limiti aşması nedeniyle;
Davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun = 238.617,74-TL ile sınırlı olacağı,
Zorunlu trafik sigorta poliçesinin manevi tazminatları kapsamaması nedeniyle , Sayın Mahkemece takdir edilecek manevi tazminattan sadece davalı araç sürücüsünün sorumlu olacağı,
e)Başvuru tarihine göre sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi 21/05/2020 olarak belirlenmiş olup,
Araç sürücüsü bakımından her hangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın temerrüdün 10/06/2013 olay tarihinde gerçekleşmiş olacağı,
f)Sigortalı aracın kullanım şeklinin hususi gözükmesi nedeniyle ticari faiz talebine ilişkin takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
Sonuç ve kanaati ile tarafınca tanzim olunan işbu raporu saygı ile arz ederiz. "şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Huzurdaki davada davacının 10.06.2013 tarihli kazada malul kaldığından bahisle ileri sürülen talepler yönünden tedavi evraklarının celbine müteakip kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan yönetmelik hükümleri "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" kapsamında ATK raporu temin edilmiş, davacının son haline ilişkin güncel raporlar da incelenerek hazırlanan raporda % 3.3 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, geçici iş göremezlik süresinin 3 ay olduğunun tespit edildiği görülmüştür. ATK raporunun, dosyada mevcut tedavi evrakları/raporları incelenmek sureti ile güncel durum raporları da dikkate alınarak ayrıntılı ve gerekçeli olarak hazırlandığı, yine kaza tarihinde uygulanan yönetmelik uyarınca hesaplamalar yapıldığı, anlaşılmakla hükme esas alınmıştır.
Ayrıntılı, gerekçeli ve dosya kapsamına uygun tanzim edilmekle mahkememizce itibar edilir bulunan kusur raporu içeriği ışığında; davacı tarafın kusursuz davalı sürücünün, % 100 oranında kusurlu olduğu , anılı tespitlerin dosya kapsamında çelişeceği kusura ilişkin başkaca bir değerlendirme unsuru bulunmadığı, zira raporun kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olduğu ve aksi yönde delil ibraz edilmediği anlaşılmakla, usul ekonomisi ilkesi ışığında kusur yönünden yeniden inceleme yapılması yoluna gidilmemiştir.
2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki; “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarihli, 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...Ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…Ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmekle ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi ile birlikte uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasına yönelik içtihat geliştirildiği ancak hesaplamalarda pregresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ve kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre tespit edilen maluliyet raporuna göre hesaplama yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Anılı kriterler uyarınca; ayrıntılı, gerekçeli, dosya kapsamına ve kaza tarihindeki yönetmelik hükümleri ile içtihatlara uygun, güncel asgari ücret hesaplamalarına göre hazırlanmakla itibar edilir bulunan aktüer bilirkişi raporu kapsamında; davacı yanın talep miktarı, talep arttırım dilekçesi, tarafların kusur oranı ve poliçe limiti, davalı sigorta tarafından yapılan ödemelerin ödeme tarihinde oluşan zararı karşılamaktan uzak olması nedeniyle güncellenmiş ve mahsup edilen değeri uyarınca bakiye geçici iş göremezlik tazminatı 2.390,59 TL ve sürekli iş göremezlik tazminatı 309.289,04 TL hesaplanmakla anılı tazminat bedeli yönünden davalıların müşetereken sorumluluğunun mevcut olduğu, zira kazaya sebep olan aracın sürücüsünün davalı şahıs ve ZMMS sigortacısının davalı sigorta olduğu, yine davacı tarafa olaya ilişkin olarak SGK tarafından rücuya tabi bir ödemenin de yapılmadığı anlaşılmış ve anılan tutarlar yönünden , davalı sigorta kalana poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere maddi tazminat talepli davanın kabulüne karar verilmiştir.
Manevi tazminat talebi yönünden ;6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, Hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakim manevi tazminat yönünde takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerekmektedir. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.
Anılı düzenlemeler ve içtihatlar ışığında somut olaya bakıldığında; olayın ağırlığı ve verdiği üzüntünün bir nebze olsun telafisi bakımından meydana gelen olayın oluş şekli, maluliyet oranı, iş göremezlik süresi, kusur oranları, tarafların mali ve sosyal durumları, dikkate alınarak yalnızca davalı sürücüye yöneltilen manevi tazminata ilişkin isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Son olarak temerrüt tarihinin tespiti ve faiz türü noktasında inceleme yapılmış olup rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihte davalı sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta olup buna göre davalı sigortanın 21.05.2020 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Diğer davalı yönünden TBK 117 uyarınca haksız fiilin gerçekleştiği kaza tarihi itibari ile temerrüt gerçekleşmiştir. Ayrıca talep arttırım dilekçesi ile arttırılan tazminat talepleri yönünden de HMK'nın 26. maddesi uyarınca haksız eyleme dayalı talebin tümü yönünden temerrüt tarihinden itibaren ve davalı aracı hususi olduğundan yasal faiz işletilmesinin gerektiği anlaşılmakla; davanın maddi tazminat istemleri yönünden kabulüne, manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
2.390,59-TL geçici maluliyet, 309.289,04-TL sürekli maluliyet olmak üzere 311.679,63 TL maddi tazminatın, davalı sigorta 238.617,74-TL kalan poliçe bedeli ile sorumlu olmak kaydıyla, davalı sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 21.05.2020 tarihinden, davalı sürücü şahıs yönünden 10.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ,
15.000-TL manevi tazminatın 10.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte yalnızca davalı sürücüden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Alınması gerekli 22.315,49- TL karar harcından davacının peşin yatırdığı ve ıslah harcı 1.239,20 TL'nin mahsubu ile 21.076,29-TL ilam harcının davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, ( Davalı sigorta 15.060,78-TL ile sorumlu olmak kaydıyla)
3-Davacı tarafından yatırılan peşin harç, başvurma harcı ve ıslah harcı olmak üzere toplam 1.293,60 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Maddi tazminat yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre davanın kabul kısmı üzerinden hesaplanan 48.751,94 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, ( Davalı sigorta 37.792,66 TL ile sorumlu olmak kaydıyla)
Manevi tazminat yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre davanın kabul kısmı üzerinden hesaplanan 15.000 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,
5- Davacı tarafça yapılan 4.753-TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesaplanan 4.292,91-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Yargılama giderlerinden sayılan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/03/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!