T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/644 Esas
KARAR NO : 2024/159
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/09/2022
KARAR TARİHİ : 12/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, ... /...`nün ... ihale kayıt numaralı ihalesini üstlenerek personel istihdam ederek işi ifa ettiğini, yasa koyucu tarafından işverenlerin rekabet gücünün artırılması ve kayıtlı istihdamın teşviki, asgari ücretle çalışanların yoğunlukta olduğu küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi amaçlanarak; 6661 sayılı Yasa'nın 17. Maddesi ile 5510 Sayılı Yasaya Geçici 68. Madde eklendiğini, Daha sonraki yıllarda da farklı kanun numaraları ile aynı teşvikin devam ettirildiğini, davacı şirketin de anılan teşvikten yararlanma hakkının bulunduğunu, davacı şirketin dava konusu edilen tüm hakedişlerinden davacı şirketin faydalanmış olduğu asgari ücret destek tutarlarının davalı tarafça kesildiğini ve davacı şirkete iade edilmediğini, asgari ücret desteklerinin davacı şirkete iade edilmesi gerektiğini, kanunda ihale üstlenmek suretiyle personel çalıştıran şirketlerin teşvikten faydalanamayacağına dair bir hüküm bulunmadığını, emsal Bölge Adliye Mahkemesi ve yerel mahkeme kararları gereğince de davalı idarenin; davacı şirket hakedişlerinden yararlanılan teşviki kesme hakkı olmadığına karar verildiğini, açıklanan bu nedenlerle; Davacı şirketin ... / ...`nün ... ihale kayıt numarası ile üstlenmiş olduğu ihalede, usul ve yasaya aykırı olarak 2017 Yılı Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık ayı hakedişlerinden kesilen asgari ücret destek tutarlarının fazlaya ilişkin talep, dava ve ıslah hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00TL'sinin her bir kesinti tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu talebin idari işleme ilişkin olduğunu, İdari sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm mercinin de İdari Yargı olduğunu, davanın idare mahkemesinde açılması gerektiğini, İşbu davanın niteliği gereği ticari bir ilişki olduğunu, ...'nin ... Ticaret Odasına kayıtlı bir tacir olduğu dikkate alındığında, firma tarafından açılan bu davanın görev bakımından TTK hükümleri uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, Davanın göreve ilişkin itirazları dikkate alınarak HMK m.114 1/c hükmü uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle usülden reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi durumda, dava konusu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununa göre dava konusunun SGK mevzuatına ilişkin, personel çalıştırmaya dayalı ihale ile yükümlenilen işten kaynaklanan alacağa ilişkin davaların Kurum tarafından yapılan tüm iş ve işlemlere karşı İş Mahkemesi'nde dava açılması gerektiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle de reddi gerektiğini, husumet itirazlarının da bulunduğunu, husumetin hazineye yöneltilmesi gerektiğini, davanın pasif hükümet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, Kamu İhale Kurumunun, çalışan kişilerin ücret ve sigorta primlerini asıl olarak üstlenenin İhale Makamı olan idareler olduğu fiili durumunu göz önüne aldıklarını, ihale ile belli sayıda personel ile hizmet sunma işini üstlenen özel sektör işverenin çalışanlarının sigorta primlerini ödeme konusunda gerçekte üstlendiği bir yükümlülük bulunmadığını, davacı firmanın esasen üstlenmediği bir miktarın kendisine ödenmesini istemesinin hukuki bir dayanağı olmadığını, açıklanan bu nedenlerde; yargı yolu itirazlarının kabulüne diğer durumda ise göreve ilişkin itirazlarının kabulüne, HMK m. 114 uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle davanın esasına girilmeksizin Usul Yönünden davanın reddine, Aksi durumda; zaman aşımı itirazlarının kabulüne, husumet Yönünden davanın reddine, aksi halde esas yönünden davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; Davacı şirketin, ...`nün ...ihale kayıt numaralı ihalesini üstlenerek personel istihdam ederek işi ifa ettiğini, yasa koyucu tarafından işverenlerin rekabet gücünün artırılması ve kayıtlı istihdamın teşviki, asgari ücretle çalışanların yoğunlukta olduğu küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi amaçlanarak; 6661 sayılı Yasa'nın 17. Maddesi ile 5510 Sayılı Yasaya Geçici 68. Madde eklendiğini, Daha sonraki yıllarda da farklı kanun numaraları ile aynı teşvikin devam ettirildiğini, davacı şirketin de anılan teşvikten yararlanma hakkının bulunduğunu, davacı şirketin dava konusu edilen tüm hakedişlerinden davacı şirketin faydalanmış olduğu asgari ücret destek tutarlarının davalı tarafça kesildiğini ve davacı şirkete iade edilmediğini, asgari ücret desteklerinin davacı şirkete iade edilmesi gerektiğini, kanunda ihale üstlenmek suretiyle personel çalıştıran şirketlerin teşvikten faydalanamayacağına dair bir hüküm bulunmadığını, emsal Bölge Adliye Mahkemesi ve yerel mahkeme kararları gereğince de davalı idarenin; davacı şirket hakedişlerinden yararlanılan teşviki kesme hakkı olmadığına karar verildiğini, açıklanan bu nedenlerle; Davacı şirketin ... / ...`nün... ihale kayıt numarası ile üstlenmiş olduğu ihalede, usul ve yasaya aykırı olarak 2018 Yılı hakedişlerinden kesilen asgari ücret destek tutarlarının fazlaya ilişkin talep, dava ve ıslah hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00TL'sinin her bir kesinti tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; Dava konusu talebin idari işleme ilişkin olduğunu, İdari sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm mercinin de İdari Yargı olduğunu, davanın idare mahkemesinde açılması gerektiğini, İşbu davanın niteliği gereği ticari bir ilişki olduğunu, ...'nin ... Ticaret Odasına kayıtlı bir tacir olduğu dikkate alındığında, firma tarafından açılan bu davanın görev bakımından TTK hükümleri uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, Davanın göreve ilişkin itirazları dikkate alınarak HMK m.114 1/c hükmü uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle usülden reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi durumda, dava konusu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununa göre dava konusunun SGK mevzuatına ilişkin, personel çalıştırmaya dayalı ihale ile yükümlenilen işten kaynaklanan alacağa ilişkin davaların Kurum tarafından yapılan tüm iş ve işlemlere karşı İş Mahkemesi'nde dava açılması gerektiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle de reddi gerektiğini, husumet itirazlarının da bulunduğunu, husumetin hazineye yöneltilmesi gerektiğini, davanın pasif hükümet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, Kamu İhale Kurumunun, çalışan kişilerin ücret ve sigorta primlerini asıl olarak üstlenenin İhale Makamı olan idareler olduğu fiili durumunu göz önüne aldıklarını, ihale ile belli sayıda personel ile hizmet sunma işini üstlenen özel sektör işverenin çalışanlarının sigorta primlerini ödeme konusunda gerçekte üstlendiği bir yükümlülük bulunmadığını, davacı firmanın esasen üstlenmediği bir miktarın kendisine ödenmesini istemesinin hukuki bir dayanağı olmadığını, açıklanan bu nedenlerde; yargı yolu itirazlarının kabulüne diğer durumda ise göreve ilişkin itirazlarının kabulüne, HMK m. 114 uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle davanın esasına girilmeksizin Usul Yönünden davanın reddine, Aksi durumda; zaman aşımı itirazlarının kabulüne, husumet Yönünden davanın reddine, aksi halde esas yönünden davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Eldeki dava asgari ücret destek tutarlarının iadesi talebine ilişkindir.
Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grup halinde düzenlenmiştir.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Aynı Kanun’un “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlıklı 5/A maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” düzenlemesi ile alacak ve tazminat taleplerini içeren ticari davaların açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının bir dava şartı olduğu hükme bağlanmıştır.
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesinde;
“(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” hükmü düzenlenmiştir. (EMSAL İSTANBUL BAM 4. H.D. 2023/2097E., 2023/2063K. SAYILI İLAMI)
6102 sayılı TTK' nın 11/1 maddesi gereğince ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
TTK' nın 12/1. maddesinde ise bir ticari işletmeyi kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi tacir olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda; ALACAK istemine dayalı iş bu dava açılmakla her iki tarafın tacir olması ve davanın ticari işletmeyi ilgilendirmesi sebebi ile görevli mahkeme Ticaret Mahkemesi olup, davanın mahiyeti itibari ile zorunlu arabuluculuk dava şartıdır. İş bu dava şartı noksanlığının dava açıldıktan sonra giderilmesi mümkün değildir. Buna göre dava tarihinden önce usulüne uygun olarak arabuluculuk sürecinin tamamlanmadığı görülmekle davalı yönünden zorunlu dava şartı arabuluculuk koşulu yerine getirilmediğinden ve 6325 sayılı Kanun'un ek 18/A/2. fıkrası gereğince arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşıldığından, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın arabuluculuğa ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince peşin alınan 170,78-TL ve 170.78 TL (birleşen dava) nin 427,60-TL nispi karar harcından mahsubu ile 86,04-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalı vekili lehine karar tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden hesap olunan 10.000-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
Birleşen dava bakımından Davalı vekili lehine karar tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden hesap olunan 10.000-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair karar verildi.12/03/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
*Bu evrak 5070 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!