T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/436 Esas
KARAR NO : 2024/245
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 18/09/2014
KARAR TARİHİ : 07/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; davacının davalı bankanın ... Şubesi müşterisi olduğunu, banka müdürünün banka hesaplarında bulunan yüklü miktarda parayı zimmete geçirdiğinin ortaya çıkması üzerine kendi hesap hareketlerini inceleyen davacının 01/11/2007 tarihinde hesabından para çekildiğini öğrendiğini, ancak bankanın başvuruya rağmen ödemede bulunmadığını 10.000,00 TL nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVA CEVAP
Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; davanın niteliğinin anlaşılamadığını, davacının 25.000,00 TL kredi kullandığını, ancak ödemede mütemerrüt olduğunu, bu krediden dolayı borçlu olmadığı iddiasında ise buna göre harç yatırması gerektiğini, 01/11/2007 tarihinde imza karşılığında 25.000,00 TL lik işlek kredinin davacıya kullandırıldığını, dekonttaki imzanın davacıya ait olduğunun anlaşıldığını, davacının her iki işlek krediye ait Aralık 2007 ve Mart 2008 devre sonu faizlerini nakden ve kasadan ödediğini, böylece 25.000,00 TL lik krediyi kullandığından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının kredi ödemede temerrüde düşmesi üzerine borç ikrarı ve ödeme taahhüdünde bulunduğunu, davanın kötü niyetle açıldığını beyanla davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
( Kapatılan ... Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/... Esas 2014/ ... Karar)
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; davacının davalı bankanın ... Şubesi müşterisi olduğunu, banka müdürünün banka hesaplarında bulunan yüklü miktarda parayı zimmete geçirdiğinin ortaya çıkması üzerine kendi hesap hareketlerini inceleyen davacının 01/11/2007 tarihinde hesabından 25.000,00 TL para çekildiğini öğrendiğini, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/... Esas sayılı dosyasından alacak davası açtıklarını ve davanın lehlerine sonuçlandığını, davalı bankanın başvuruya rağmen ödemede bulunmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL nin 01/11/2007 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş 10.760,00 TL avans faizi ile birlikte toplam 25.760,00 TL'nin davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA CEVAP
Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; Davacının dava konusu zararının haksız fiile dayandırdığını, haksız fiilde zamanaşımı süresinin bir yıl olduğunu ve davanın zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkil bankanın ... Şubesinden 01/11/2007 tarihinde 78.000,00 TL tutarlı ve yine aynı tarihte 25.000,00 TL tutarlı işlek kredi kullandığını, kullandırılan kredilerin 01/11/2007 tarihinde davacının imzası karşılığında ödendiğini ancak davacının 25.000,00 TL'lik tediye fişindeki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/... Esas sayılı dosyasından dava açtığını ve imzanın kendisine ait olduğunun tespit edildiğini, davacıya kullandırılan kredilere istinaden 150.000,00 TL bedelli 19/02/2008 tarih ve ... yevmiye numaralı ipotek tesis edildiğini, davanın kötü niyetle açıldığını beyanla davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Asıl ve birleşen dava, banka hesabındaki paranın usulsüz olarak çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Taraflarca delil olarak; banka müfettiş raporu, dava dışı ... ... 'in bankaya ödeme taahhüdü örneği, dava dışı banka müdürü ve banka görevlileri ile kredileri kullandıkları iddia edilen ... ... hakkında açılan ceza davasına ilişkin tutanak örnekleri, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/... Esas 2013/... Karar sayılı dosyası, iddialar, savunmalar, bilgi ve belgeler ile bilirkişi incelemesine dayanılmış olup gösterilen deliller toplanarak dosya arasına konulmuştur.
... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/... Esas 2013/... Karar sayılı dosyasıyla, davacı ... ...'in suçtan doğrudan zarar görmediğinden davaya katılma ve temyiz hakkı olmadığından temyiz talebi reddedilmiş ancak banka müdürü ... ile banka çalışanı ... hakkında zimmet suçundan mahkumiyet kararı verildiği, kararın Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin 2019/... Esas 2019/... Karar sayılı ilamıyla bazı usulü eksiklikler ve banka müdürü ... hakkında basit zimmetten kurulan hükmün aleyhine olarak nitelikli zimmet suçundan hüküm kurulması gerektiğinden bahisle bozulduğu, bu suretle bankada kredi kullanımlarında usulsüzlük yapıldığının kesin olarak tespit edildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili 30/06/2020 tarihli dilekçesiyle, faiz talebine ilişkin ıslahta bulunduğu, 25.000,00.-TL'nin 01/11/2007 tarihinden itibaren işletilecek avans (ticari) faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle davalıdan tahsilini talep etmiş ancak ıslah harcını yatırmamıştır.
... Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda belirtilen ikinci kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
... Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 08.03.2021 tarihli ve 2020/ ... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı ile; “…1- Asıl ve birleşen dava, banka hesabındaki paranın usulsüz olarak çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Asıl ve birleşen davada davacı, kendi adına kredi kullandırıldığını ve paranın hesabından çekildiğini, bu işlemlere ilişkin bilgisi ve talimatı olmadığını ileri sürerek 25.000.-TL'nin iadesini talep etmiş, davalı paranın hesaptan çekildiğine ilişkin dekontta davacı imzası bulunduğunu savunmuş, mahkemece, kredi kullandırma fişinde davacının imzasının bulunmadığı, davacının istemi yönünden şartları oluşmadığından zimmet suçu oluşmamış ise de, onbir dakika arayla kredi kullandırılmasının hayatın olağan akışına aykırı oluşu ve banka görevlilerinin bir kısım müştekiler yönünden cezalandırılmalarına karar verilmesi de bir bütün olarak göz önünde bulundurulduğundan davanın haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar, davacının davalı bankadan 0111.2007 tarihinde kullandığı 25.000.-TL'lik kredi sözleşmesinde davacının imzasının bulunmadığı sabit ise de, kredi kullanılması nedeniyle davacının hesabına geçen 25.000.-TL'nin aynı gün tarihli dekont ile davacının hesabından çekildiği anlaşılmış olup, dekontta davacıya ait olan imzanın davacı tarafından inkar edilmediği ve banka görevlileri ile hesaplardan usulsüz çekilen parayı mal edindiği iddia edilen diğer şahıslar hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda; davacının hesabından usulsüz para çekilmesine yönelik eylem yönünden sanıkların beraatine karar verildiği ve beraat kararının Yargıtay incelenmesinden geçerek kesinleştiği dikkate alındığında, davacının, hesabındaki paranın kendi rızası ve talimatı dışında banka görevlilerince çekilip, dava dışı şahıslara verildiği iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmış olup, bu durumda mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davaların kabulüne karar verilmesi isabetli olmadığından,…” gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuş, bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının hesabındaki paranın kendi rızası ve talimatı dışında banka görevlilerince çekilip, dava dışı kişilere verildiğine ilişkin iddiasını ispatlayıp ispatlayamadığı, buradan varılacak sonuca göre davalı bankanın davacı tarafça doğduğu iddia edilen zarardan dolayı sorumlu tutulup tutulamayacağı ve mahkemece asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia savunmaları ile toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları, Yargıtay HUKUK Genel Kurul kararı ve asıl ile birleşen dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda; asıl ve birleşen davalar, banka hesabındaki paranın usulsüz olarak çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davacının davalı bankanın ... Şubesinde ticari hesabı bulunduğu, 01.11.2007 tarihinde 145.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesini imzalayarak 78.000,00 TL tutarında nakit kredi kullandığı, kredinin nakit olarak davacıya ödendiği, bu işlemden sonra 25.000,00 TL tutarında ikinci bir kredi kullandırılarak aynı gün davacının ticari hesabına yatırıldığı, bu kredinin iki dakika sonra nakit olarak çekildiği, kredi kullandırma fişinde davacının imzasının bulunmadığı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin...Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda; davacı adına kullandırılan kredi kapsamında imzası bulunan dekont ile nakit olarak faiz ödemesinin yapıldığı, ... adına kullanılan kredinin faiz ödemesi ile birlikte yapıldığı, kullandırılan kredilerin firmanın bilgisi dahilinde gerçekleştiği, zimmet eyleminin gerçekleşmediği, davacının hesabından usulsüz para çekilmesine yönelik eylem yönünden sanıkların beraatine karar verildiği ve beraat kararının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, Bu itibarla ceza mahkemesinde yapılan tespitler karşısında davacı hesabındaki paranın kendi rızası ve talimatı dışında banka görevlilerince çekilip, dava dışı kişilere verildiği iddiasını ispatlayamadığı, güven sorumluluğunun ihlâli iddiasıyla açılan eldeki davada, olay tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK’nın 98/2 nci maddesi gereğince haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanacak olup, 25.000,00 TL tediye fişindeki imzanın davalı banka tarafından yaptırılan inceleme sonucunda davacıya ait olduğu anlaşılmış, davacı vekili asıl ve birleşen davalarda bu paranın müvekkilinin rızası dışında hile ve desise ile müvekkilinin hesabından çekildiğini ve dolayısıyla zararın doğduğunu ispat edemediği, başka bir ifadeyle; taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan davalı banka 818 sayılı BK’nın 100 üncü (6098 sayılı TBK md. 116) maddesi gereğince ifa yardımcısının (banka müdürü) eyleminden doğan zarardan tamamen sorumlu ise de, somut olayda davacı tarafça zarar ispat edilemediğinden davalı bankanın sorumluluğundan söz edilemeyeceği, ayrıca davacı tarafın yazılı delil niteliğinde olan dekontun aksini ancak yazılı bir delil ile ispat edebileceği, bu nedenle somut olayda hayatın olağan akışı kavramı esas alınarak bir sonuca varmanın mümkün olmayacağı çünkü 145.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesini imzalayan davacının bu sözleşme kapsamında 78.000,00 TL'yi kullandıktan sonra ayrı bir işlemle dava konusu 25.000,00 TL için kredi kullanması hayatın olağan akışına aykırı olmadığı gibi, davacı taraf bu kredinin kullanılmasından sonra 19.02.2008 tarihli resmî senet ile kullandığı ve kullanacağı kredilerin teminatı olmak üzere taşınmazı üzerine davalı banka lehine ipotek tesis ettirerek davalı bankaya borcun ödenmesi için yapılandırma talebinde bulunduğu ve 03.02.2009 tarihinde ise dava konusu krediyi de içerecek şekilde borç ikrarı ve ödeme taahhüdünde bulunduğu, diğer taraftan dava dışı banka müdürünün banka müfettişine verdiği ifadesinde bu kredinin dava dışı ... ... 'in dolaylı finansmanında kullanıldığını ifade etmiş olması ve dava dışı ... ... 'in de 02.07.2008 tarihinde ... A.Ş. Genel Müdürlüğüne verdiği dilekçeyle davacı adına kullanılan 25.000,00 TL tutarlı krediyi taksitle ödemeyi kabul ettiğini bildirmiş olmasının da davalı banka bakımından bağlayıcı olmadığı gibi kredi kullandırma fişinde davacının imzasının bulunmaması somut olaya bakımından önem taşımadığı, Zira kredinin verilmesini sağlayan 145.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinde davacı asılın borçlu olduğu, sonuç olarak Yargıtay hukuk genel kurul kararı gereğince davacının hesabından usulsüz para çekilmesine yönelik eylem yönünden sanıkların beraatine karar verildiği ve beraat kararının Yargıtay incelenmesinden geçerek kesinleştiği dikkate alındığında, davacının, hesabındaki paranın kendi rızası ve talimatı dışında banka görevlilerince çekilip, dava dışı şahıslara verildiği iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmış olup, bu durumda mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Açılan davanın ve birleşen davanın REDDİNE,
2-asıl dava Alınması gereken harç 427,60 TL olmakla peşin alınan harcın mahsubu ile 292,60 TL nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Birleşen dava bakımından Alınması gereken harç 427,60 TL olmakla peşin alınan harcın mahsubu ile 12,35 TL nin davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarifeye göre hesaplanan 10.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
Birleşen dava bakımından Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarifeye göre hesaplanan 15.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-davalı tarafından yapılan toplam 50,80 tl yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtay ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere temyiz yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair karar verildi. 07/05/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu evrak 5070 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!