T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/703
KARAR NO : 2024/588
DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
DAVA TARİHİ : 25/10/2023
KARAR TARİHİ : 19/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan iflas davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile davalı şirketin ödemeleri tatil ettiğini, davalı borçlunun alacaklı üçüncü kişilere büyük miktarda borcu bulunduğunu, ödemelerin tatilinin doğrudan iflas sebebi olduğunu, ödemelerin tatilinin, genellik arz eder hale geldiğinin kabulü için, borçların mutlaka tümünün ödenmiyor olması zorunlu olmayıp, bir kısmının ödenmemesi de “genellik” kavramının oluşması için yeterli olduğunu, ödemelerin tatilinde, yani borçlunun muaccel olan borçlarını ödememesi konusunda, az çok bir sürekliliğin olması gerektiğini, sürekliliğin ise, borç ödenmeyerek geçirilen zamanın uzunluğu ile ilgili bir kavram olduğunu, muaccel olan alacakların ödenmemesinde, sürekliliğin varlığından bahsetmek için, vâde ya da muacceliyet tarihi üzerinden, durumun gereklerine göre makul sürenin geçmiş olmasının yeterli olduğunu, bu sürenin tayini için o bölgedeki veya meslekteki uygulamalar, örf ve adetler ve taraflar arasındaki anlaşmalardan faydalanılabileceğini, ödemelerin tatilinin koşullarının oluştuğunu, İİK.37 ve İİK.1777/2.mad.gereğince iflasa tabi tacir olan tüzel kişi borçlu ...TİC A.Ş.doğrudan iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin sahibi konumundaki ...'nın kimlik ve kişiliği ile davalı ... A.Ş.'nin, şirketin diğer hissedarları ile olan ailevi ilişkileri ve sahibi olduğu şirketlerin, davalı şirketin mahvına sebep olan ve bu uğurda plan ve tertibini pervasızca devam ettiren tutum ve davranışları hakkında sayın mahkemeye bilgi verme gereği hasıl olduğunu, ...'nın davalı ...A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı olduğu 2012-2015 yılları arasındaki kötü yönetimi nedeniyle şirketi 30.000.000,00 TL zarara uğratması sebebiyle, şirketin diğer hissedarı Şeyhmus Tatlıcı tarafından tazminat davası açıldığını, davanın hali hazırda derdest olduğunu, şirketi ilk olarak borç batağına sürükleyenin, şirket aleyhine ama kendi şirketleri lehine işlem ve tasarrufta bulunanın davacı şirketin maliki ve tek yetkilisi ... olduğunu, hiç kimsenin kendisinin sebep olduğu bir durumdan kendi lehine sonuç çıkartamayacağını, iddiaların aksine ödemelerin tatil edilmediğini, gerek davacının dahil olduğu grup şirketlere, gerek kamu borçlarının ödenmiş ve ödenmeye devam edilmekte olmasının ve sıra cetveline itiraz nedeniyle hali hazırda ... 2. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına yatan toplam 36.039.524,79 TL olduğu dikkate alındığında davacının huzurdaki davasının sırf gayrı ızrar maksadıyla açılmış olduğunu, TMK 'nın 2.maddesine de aykırı ve haksız olduğunu, ödemelerin tatil yapılmadığının açıkça ortaya konulduğunu, İİK. 177'2 maddesinde yer alan koşulları oluşmayan, ayrıca MK. 2.maddesine de aykırı, haksız, hukuka aykırı, kötüniyetli davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının İİK m.177/2 madde hükümleri çerçevesinde iflas kararı verilmesi noktasında somut koşul vakıaların davacı lehine ve davalı şirket aleyhine oluşup oluşmadığı, davacının dayanak icra dosyasına istinaden davalı aleyhine yapmış olduğu icra takibi sonucunda davalıdan cari hesaba dayalı olarak alacağı olup olmadığı, bu noktada takibin davacı aleyhine veya davalı lehine kesinleşip kesinleşmediği, davacının takip konusu alacak nedeniyle yaklaşık ispat ölçüleri çerçevesinde muhasebesel olarak alacaklı gözüküp gözükmediği, ne şekilde gözüktüğü, bu noktada davacı lehine yaklaşık olarak ispat durumunun olup olmadığı, davacının dayanmış olduğu deliller, özellikle davalı şirketin ticari defter kayıtları, celbedilen tüm icra dosyalarının içerikleri ve davacının dava dilekçesinde dayandığı deliller ve somutlaştırmış olduğu vakıalar dikkate alındığında davalı şirketin kesinleşmiş takipler nedeniyle temerrüt durumunda olup olmadığı, ödenmeyen banka borçları olup olmadığı, dava tarihi öncesi itibariyle yapılacak araştırmada davalı şirketin işletmesel ve muhasebesel açıdan ekonomik faaliyetini durdurmuş olup olmadığı, somutlaştırılan deliller ve icra takip dosya içerikleri dikkate alındığında, davalının para borçlarını ödeme kabiliyetini kaybedip kaybetmediği, buna göre davalı şirketin davanın açılmış olduğu tarih itibariyle muaccel ve çekişmesiz olan, talep etmesi mümkün olan ve yaklaşık ispat çerçevesinde muhasebesel olarak varlığı anlaşılabilen alacak miktarının ne olduğu, bu miktarların davalı şirket tarafından ödenip ödenmediği, ödenmesinin muhasebesel olarak şartlarının oluşup oluşmadığı, dava tarihi itibariyle ödeme yapılmayan miktar var ise muhasebesel olarak varlığının yaklaşık ispat seviyesinde anlaşılır olup olmadığı, dava tarihi itibariyle muaccel ve çekişmesiz borç miktarı dikkate alındığında davalının dava tarihi itibariyle ödeme yapmadığı iddiasının, yukarıda açıklanan durum da gözetildiğinde geçici nitelikte ve nakit sıkışıklığından doğan bir durum olup olmadığı, buna göre davalı şirketin dava tarihi itibariyle ve halen ticari faaliyetini finansal, işletmesel ve muhasebesel açıdan devam edip etmediği, muhasebesel olarak borcun doğduğu tarih tespit olunabildiği taktirde borcun doğduğu tarih ile bu davanın açıldığı 25/10/2023 tarihleri arasında ödenen toplam borç miktarının ve ödenmeyen çekişmeli olan muaccel borç toplamına oranının ne olduğu, bu çerçevede davalının ödemeleri tatil ettiği iddiası karşısında yapılacak tüm incelemeler gözetildiğinde bu durumun genel bir durum olup olmadığı ve süreklilik arz edip etmediği hususunun muhasebesel ve finansal açıdan kabul edilebilir olup olmadığı, buna göre davalı borçlunun ödemelerini tatil etmesi nedeni ile iflas şartlarının muhasebesel ve finansal açıdan oluşup oluşmadığı, buna göre dayanılan vakıalar dikkate alındığında muhasebesel, finansal,işletmesel açıdan davalı hakkında iflas kararı verilmesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacının dayanmış olduğu vakıalar ile davacının alacaklı olduğu iddiasında bulunduğu, sebebini açıkladığı, bu çerçevede davacının doğrudan doğruya iflas sebebi olarak kanunda öngörülen şekilde davalı borçlunun ödemelerini tatil etmesi nedenine dayandığı, mahkememizin yetkili ve görevli olduğu, davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu, kural olarak dava ve cevap dilekçesi ile bu aşamada sunulan delillerle bağlılığın ise esas olduğu tartışmasızdır.
22/02/2024 tarihli tutanağın 16 numaralı ara kararını içeren tensip tutanağının davacı vekiline 03/03/2024 tarihi itibariyle tebliğ olunduğu, verilen kesin süreye rağmen iflas avansının depo edilmediği görülmekle, yeniden bu durumun davacı vekiline hatırlatıldığı, davacı vekilinin avansın depo edilme süresi ve bilirkişi ücretinin yatırılmasına dair ara karardan dönülmesini talep ettiği, ancak bu yöne ilişkin ara karardan dönülmesi talebinin de ayrıca 25/04/2024 tarihi itibariyle red olduğu, tensip tutanağının tebliğ olunduğu tarihten itibaren altı (6) ayı geçen süreye rağmen iflas avansının depo olunmadığı, ayrıca kalemce yapılan denetimde bilirkişi ücretinin depo olunmadığı, ayrıca inceleme tutanağında da bu hususa işaret olunduğu kayden sabittir.
Yargıtay 23.HD'nin yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere İİK.m.160 hükmüne göre iflas isteyen alacaklının ilk alacaklılar toplantısına kadar olan masraflarla birlikte iflas kararının kanun yolları için gerekli bütün tebliğ masraflarını peşin vermesi zorunludur. İflas Müdürlüklerinin muhabere numarası ile Mahkememize 2024 yılında gönderdikleri yazılardan anlaşılacağı üzere İstanbul İflas Dairelerinin 2024 yılı itibariyle 50.000,00TL'den aşağı olmamak üzere iflas avansına ihtiyaç duyduğu bilinmektedir. Esasen Yargıtay uygulaması gereği bu husus dava şartı olarak kabul edildiğinden öncelikle bu konu üzerinde durulmalıdır.
Davacı vekiline, Yargıtay uygulamasına uygun şekilde iflas müdürlüğünden bildirilen ve depo edilmesi gereken en az iflas avansı yönünden ihtaratlı kesin süre verilmiş, verilen kesin süreye rağmen davalı şirket yönünden iflas avansı depo edilmemiş, hatta davacı vekili bu konuda herhangi bir yasal mazeret dahi sunmamıştır.
Bilindiği üzere iflas avansının depo olunması İİK m.160 hükmü gereği zorunludur. "Bu avansın depo edilmesinin amacı, birinci alacaklılar toplantısına kadar iflas müdürlüğü tarafından yapılacak ilan, defter tutma, muhafaza tedbirleri ve tasfiyenin yürütülmesine ilişkin ilk aşamadaki işlemlerin gerektirdiği masrafları karşılamaya yöneliktir. Bu giderleri, iflastan sonra masa alacağı olarak geri alacak olan ve iflası talep eden davacının ödemesi gayet tabidir. (Sümer Altay, Türk İflas Hukuku, İstanbul, 2004, Sayfa 140) Bir başka deyişle, davacının açıklanan ihtiyaçlar için ve Yargıtay'ın da benimsediği üzere iflas müdürlüğünün bildirdiği rakam çerçevesinde, kanun gereği ödenmesi zorunlu iflas avansını davalı şirket yönünden depo etmediği ve etmeyeceği sabittir.
Oysa bilindiği üzere Yargıtay 23.HD, somut iflas davası açısından iflas avansının depo edilmesini dava şartı olarak benimsemekte, bu şart yerine getirilmediği takdirde davanın usulden reddi gerektiğini istikrarlı şekilde açıklamaktadır. (Yargıtay 23.HD ...E. ...K., ...E....K.sayılı vb.ilamları) Ne var ki davacı vekili dava şartına ilişkin eksikliği, verilen kesin süreye rağmen gidermemiştir.
6100 sayılı HMK.m.115/f.2 hükmü uyarınca dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise de verilen kesin süreye rağmen davacı vekili tarafından bu eksiklik tamamlanmadığından davanın adı geçen yasal düzenleme uyarınca usulden reddi yasal zorunluluk arz etmektedir
Yapılan açıklamalar karşısında davacı tarafından açılan davanın, iflas avansının depo olunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK m.114 hükmüne atfen HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca ve usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı tarafından açılan davanın, iflas avansının depo olunmaması karşısında dava şartı yokluğundan HMK m.114 hükmüne atfen HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca ve usulden reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85TL harcın mahsup edilerek 157,75TL bakiye ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı, vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davalı vekilinin huzurunda davacı vekilinin yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!