T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/423 Esas
KARAR NO : 2024/74
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 23/09/2011
KARAR TARİHİ : 12/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdolunan bayilik sözleşmesi ve ek sözleşmenin davalı yanca başka firmaya ait ürünlerin satıldığının değişik iş raporuyla tespit edilmesi üzerine müvekkilince feshedildiğini, davalı tarafın akde aykırı davranışı nedeniyle gerek ana sözleşme gerekse ek sözleşmenin ilgili maddeleri uyarınca müvekkili yararına bir takım alacak kalemlerinin oluştuğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00TL mahrum kalınan kâr bedeliyle, sözleşmenin 21. maddesi uyarınca 1.000,00 USD cezai şart tutarının tahsil tarihindeki Merkez Bankası Satış Kuru üzerinden hesaplanacak tutarı, davalıda kalan malzeme bedellerine karşılık şimdilik 5.000,00USD'nin ve ek sözleşmenin 4. maddesi gereğince 1.000,00USD cezai şartın ayrı ayrı tahsil tarihindeki Merkez Bankası Satış Kuru üzerinden hesaplanacak tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilince sözleşme ve ek sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükler yerine getirildiği halde davacı yanın taahhütlerine uymayarak sözleşmeyi haksız şekilde feshetiğini, fesihten sonra davacı yanın ekonomik gücünü kullanarak müvekkilince kendisine teminat olarak verilen 75.000,00TL tutarındaki banka teminat mektubunun nakde çevirdiğini ve bir takım alacak kalemlerini bu tutardan tahsil ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuş ve karşı dava ile de davacı yanın haksız şekilde 75.000,00TL teminat mektubu bedelini nakde çevirerek bu tutarı 10.187,00TL kâr mahrumiyeti 44.812,00TL cezai şart alacağı, 20.000,00TL finansal destek bedeli olarak mahsup etmesi nedeniyle toplam 75.000,00TL'nin nakde çevrilme tarihi olan 22.08.2011 tarihinden itibaren fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00TL tüp depozito bedelinin ve ek sözleşme ile kararlaştırılan ancak müvekkiline ödenmeyen prim tutarına karşılık şimdilik 4.000,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davacıdan tahsilini istemiştir.
Karşı davada davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davacı-karşı davalının haksız şekilde 75.000TL teminat mektubu bedelini nakde çevirerek bu tutarın 10.187TL’sini kâr kaybı, 44.812TL’sini cezai şart alacağı ve 20.000TL’sini finansal destek bedeli olarak mahsup ettiğini ileri sürerek toplam teminat mektubu bedeli 75.000TL ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000TL tüp depozito bedelinin ve ek sözleşme ile kararlaştırılan ancak müvekkiline ödenmeyen prim tutarına karşılık şimdilik 4.000TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karşı davada davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Sözleşmenin 22. maddesinde bayinin, sözleşmede düzenlenen cezai şart ile kâr kaybının teminat mektubu ve/veya ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla tahsil edilmesine açıkça muvafakat ettiğini, teminat mektubunda “borcun mevcut olup olmadığı ve miktarı araştırılmaksızın, bu hususta mahkeme kararı aranmaksızın” şeklinde ifadelere yer verildiğini, bayinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlâl ettiğini, bu nedenle teminat mektubunun paraya çevrilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek karşı davanın reddini savunmuştur.
Mahkememizin 2011/... Esas, 2012/249 Kararı sayılı ve 31/10/2012 tarihli kararının, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2014/1188 Esas, 2014/6463 Karar ve 02/04/2014 tarihli ilamı ile bozularak dosyanın Mahkememize iade edildiği ve Mahkememizin 2015/... Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce 2015/... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada 23/10/2017 tarihli ve 2015/... Esas, 2017/829 Karar sayılı kısmi direnme kararı verildiği, direnme kararının taraf vekillerince temyiz edildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/(19)11-842 Esas, 2022/211 Karar sayılı ve 24/02/2022 tarihli kararı ile, ''Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294. maddesinin 3.fıkrasında ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca, bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden ona atıf suretiyle hüküm tesisinin yukarıda açıklanan kurallara uygun düşmeyeceği de aşikardır. Somut olaya gelince; mahkemece verilen birinci kararda, asıl davada davacı-karşı davalının kâr kaybı talebinin reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Özel Dairece bozma kararının 2-a) bendinde, asıl davada davacı-karşı davalının kâr kaybı tutarının saptanması gerekirken bu alacak kaleminin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, mahkemece Özel Dairenin davacı-karşı davalıya kâr kaybı ödenmesi gerektiği yönündeki bozma kararına direnilmesine karar verildikten sonra 23.10.2017 tarihli kısa kararda, “…C)Bozma ilamının 2/a bendinde belirlenen ve davada kar mahrumiyetinin ödenmesine ilişkin, bozma ilamına karşı mahkememizin önceki hükmünde direnilmesine,…” denilmiş, aynı şekilde direnmeye ilişkin gerekçeli kararında da “…C)Bozma ilamının 2/a bendinde belirlenen ve davada kar mahrumiyetinin ödenmesine ilişkin, bozma ilamına karşı mahkememizin önceki hükmünde direnilmesine,…” şeklinde hüküm kurulmuştur. Mahkemece verilen direnme kararında yukarıda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış, sadece “…bozma ilamına karşı mahkememizin önceki hükmünde direnilmesine,…” denilerek önceki karara atıf yapılmakla yetinilmiş, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz karar kurulmamıştır. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır. Şu durumda mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasıdır. Direnme kararının bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.'' denilerek mahkememizin kısmi direnme kararının kaldırılarak dosyanın mahkememize iade edildiği ve Mahkememizin 2022/... Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Bozma ilamı sonrasında mali bilirkişinin 11/07/2023 tarihli ek raporunda özetle; Davacının talep ettiği kar mahrumiyetine ilişkin kök raporda kar mahrumiyetine ilişkin hesap ve tespitler yapılmış olup, Sayın Mahkemece verilen görevlendirme kapsamında tekrar aşağıda kök raporda yer alan hesaplama ve tespitlere yer verilmiştir. Taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşme tarihi 21.03.2008 olup, sözleşmenin sona ermesi süresi 21.03.2013 tarihidir. ... firması tarafından ... Noterliği 06.07.2011 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile sözleşme feshedilmiştir. Sözleşmenin 22.B. maddesi kök raporda yer almakta olup, hesaplamaya ilişkin kısım “..Bayi ... Gazın 1 aylık kar mahrumiyetinin bir önceki yıl, aylık LPG satış ortalaması esas alınarak ve her ton için asgari 500 USD'nin M.B. Efektif Satış kuru karşılığı TL tutarında hesaplanacağının kabul ve beyan etmiştir. “şeklindedir. Yine davacının kayıtları kapsamında son bir yıl içerisinde ortalama 31 ton aylık alım gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Sözleşmenin 22.B kar mahrumiyeti hesabına ilişkin maddesi ve davacının aylık satış tonajları kapsamında kar mahrumiyeti fesih tarihinden sözleşmenin bitiş tarihine kadar 532.355,25TL olarak hesaplanmıştır. 3 aylık kar mahrumiyeti ise 76.050,75TL olarak hesaplanmıştır. Davalının faaliyet adresine yakın yerde kurulan ve davacı ile 03.06.2011 tarihinde sözleşme akdedilen ... ... - ... Ticaret ile ticari ilişkinin 09.06.2011 tarihinde başlamış olduğu ve 3.şahıs dava dışı bayinin Haziran 2011 tarihinden itibaren aylık ortalama 22 ton mal alımı gerçekleştirdiği yine kök raporda davacı kayıtları kapsamında tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalı bayiye 06.07.2011 tarihinde feshi ihtarında bulunduğu, 3. şahıs bayinin ise feshi tarihinden 1 ay önce mal alım ve ticari ilişkisinin başladığı tespit edilmiştir. Bu sebeple yeniden bayilik tesisi yukarıdaki şekilde gerçekleşmiştir, davacının yeni bayilik tesis etmesi sebebiyle bir kar kaybı yine de hesaplanması beklendiği durumda takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere genel olarak kabul gören 3 aylık makul süre için 3.olarak bayilik tesis edilen ile sözleşmesi fesih edilen davalı bayi arasındaki davacıdan alım yapılan ürün için tonaj farkı sebebiyle kar kaybı hesabı da aşağıda yapılmıştır. Kar mahrumiyetine ilişkin talebin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, davacıdan ortalama aylık 31 ton üzerinden sözleşmenin kar kaybı maddesine göre aylık 15.500 USD kar kaybı, 3 ay için 46.500 USD kar kaybı malen yapılan hesabın yeni bayiden karşılanan kısmı 22 ton aylık ortalama sağlanan kısmın düşülmesi sonrası 9 ton fark için aylık 4.500 USD, 3 ay için 13.500 USD hesaplanmıştır. Fesih tarihi itibariyle TL karşılıkları 1 ay için 7.359,75TL, 3 ay için 22.079,25TL sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür.
Bozma ilamı sonrasında mali bilirkişinin 04/12/2023 tarihli 2. ek raporunda özetle; a) 3. bir bayi açılmasının davalı bayinin satışlarına etki edip etmediğinin, önceki satış dönemine göre satışlarının azalıp azalmadığının değerlendirilmesi, özellikle her iki bayinin bir arada çalıştığı fesihten önceki 1 aylık süre içindeki ticari hacmin gözetilmesi hususunda; Kök Raporun 3.sayfasında yer aldığı üzere davalının mal alımlarının 2011 yılında Mayıs ayına kadar olduğu, Davacı ile Dava dışı ... ... - ... Ticaret ile 03.06.2011 tarihinde sözleşme yapılarak mal alımlarının 09.06.2011 tarihinde başladığı tespitlerimiz mevcut olup, 3. bir bayi açılmasının davalı bayinin satışlarına etki edip etmediğinin, önceki satış dönemine göre satışlarının azalıp azalmadığı, 3.Bayinin sözleşmesinin yapıldığı 03.06.2011 tarihinden sonra yeni bayisine Haziran ayında davacının 20.621 kg satış yaptığı, davalı bayiye satış mevcut olmadığı, özellikle her iki bayinin bir arada çalıştığı fesihten önceki 1 aylık süre içindeki ticari hacmin gözetilmesi, davacının yeni bayisi ile gerçekleşen satışı Haziran 2011 itibariyle 20.621 kg olup, 10 aylık dönemde yeni bayisine satış ortalamasının 22.060,90 kg olduğu, (kök rapor tablo 11) davalı bayi ile ise son 1 yıllık ortalamasının 31 ton/aylık olduğu raporun tablo 2 ve açıklamasında yer alanlar tespitlerimiz mevcuttur. Aynı yerde 3. bir bayilik verilmesinden davalı karşı davacı satışlarının etkilenmiş olması halinde etki derecesine göre asıl davada davacının kar kaybının 3 aylık süre için hesaplanması hususunda; Aynı yerde 3. bir bayilik verilmesinden davalı karşı davacı satışlarının etkilenmiş olması halinde etki derecesine göre yapılması istenilen değerlendirme hususunda, davalı bayinin yeni bayinin 22 ton aylık ortalama alımlarından etkileneceği değerlendirilmiş olup, davalının 30 ton ortalamasına ilave 22 ton hacim dava dışı bayi tarafından kullanıldığı durumda davalı bayinin satışlarının düşeceğinin muhakkak olduğu, ancak davalı bayinin yeni bayiden sonra karşılaştırma yapılabilecek alımları olmamakla birlikte yeni bayinin eski bayinin yaklaşık 2/3 alım yaptığı, bu oranın da ciddi bir oran olduğunun söylenebileceği, Sayın Mahkeme tarafından sektörel olarak ayrıca etki derecesine ilişkin değerlendirme beklendiği durumda uzmanlık alanımızı kapsamında olmamakla takdir Sayın Mahkemeye aittir. Kar mahrumiyetine ilişkin daha önce sunulan raporumuzda salt davacı ve davalı Aarasında sözleşme maddeleri kapsamında hesaplama yapılmış ve arz edilmiş idi buna göre, davacıdan ortalama aylık 31 ton üzerinden sözleşmenin kar kaybı maddesine göre aylık 15.500 USD kar kaybı, 3 ay için 46.500 USD kar kaybı malen yapılan hesaplama Bozmadan önceki raporda mevcuttur. Ek raporda ise önce yeni bayilik tesis edilmesi ve sonrasında sözleşmenin feshi sebebiyle yeni bayiden karşılanan kısmı 22 ton aylık ortalama belirlendiğinde, davacının ortalaması 31 ton ile aradaki 9 ton fark için aylık 4.500 USD, 3 ay için 13.500 USD hesaplanmıştır. (ek raporun 3. Sayfası ve devamında yer almıştır. İş bu görevlendirmede belirtilen hususlarda yapılan ek incelemeleri takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl dava da, TBK 179. Maddesine dayalı cezai şartlar ve sözleşmeye dayalı olarak talep ettiği kar kaybı ve iade edilmeyen ürün bedellerinin tahsili istemine yöneliktir. Karşı dava ise, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle paraya çevrilen teminat mektup bedelinin iadesine ve davacı tarafından ödenmediği iddia olunan bir kısım alacak kalemlerinin tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında mevcut davaya dayanak 21.3.2008 tarihli sözleşmenin incelenmesinde, 5 yıllık süre ile, davalının ... nin tüplü lpg bayiliğini ve davacıya ait markalar altında davacının lpg ürünlerinin satış yetkisinin davalı şirkete verildiği, 9. maddede bayininin 5 yıl süre ile doğrudan veya dolaylı olarak başka gaz firmalarının satıcılığını, komisyonculuğunu, acentalığını vb. İşlemleri yapamayacağı, 21/II madde de sözleşme hükümlerinden herhangi birisini yerine getirmemesi halinde ... nin sözleşmeyi tek yanlı olarak feshe yetkili bulunduğu, bu sebeble sözleşmenin feshi halin de sözleşmede yazılı cezai şart tutarının ve kar kaybı ile zarar ve ziyanlarını da derhal tazmin edeceği 21/III madde de sözleşmenin feshi ve sona ermesi halin de elinde veya tali bayilerinde bulunan boş ve dolu tüpleri 5 gün içinde iade etmek ,etmediği takdirde 2 kg lik tüp için 5 usd,12 kg lik tüpler için 30 usd, 24 kg tüpler için 45 usd, 45 kg lik tüpler için 85 usd tüp bedellerini ve 5 katından az olmamak üzere cezai şart ödeneceği, yine elinde bulunan ...'ye ait ariyet malzemelerini nakliye ve demontaj bedeli kendisine ait olmak üzere iade etmeyi, iade etmediği takdirde diğer cezai şart istemlerine halel gelmemek üzere 3.000 usd cezai şart ödeneceği sözleşminin 22. maddesinin kar mahrumiyeti ve cezai şarta ilişkin bulunduğu 22.A maddesinde anlaşmanın herhangi bir maddesinin ihlali halinde 25.000 usd cezai şart ödeyeceği, fesih tarihiyle anlaşmanın bitiş tarihi arasında kalan süre ye ait mahrum kalınan kar tazminatının ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Yine taraflar arasında imzalanan 21.3.2008 tarihli bayilik anlaşmasına ek anlaşmanın karşılıklı taahhütler ve şartlar başlıklı A. maddesinde ek anlaşmanın bayi tarafından imzalanmasını müteakip 75.000 TL tutarında teminat mektubu vermesini müteakip 50.000 TL finansal destek vermeyi taahhüt IV. maddesinde bayiinin bayilik sözleşmesinin veya ek anlaşmanın hükümlerinden herhangibirine aykırı davranarak sözleşmenin feshine sebebiyet verilmesi halin de diğer cezai şart hükümlerine halel gelmemek kaydıyla 100.000 usd cezai şartın ödeneceği kararlaştırılmıştır.
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011-... D.İş sayılı dosyası getirtilmiş davacı vekili tarafından 8.6.2011 tarihinde ,davalı aleyhinde ... ile imzalanan ... standart tüplü bayilik sözleşmesi yürürlükte iken davalının rakip firma ile anlaşma sağladığı ve rakip firmanın ürünlerini sattığını öğrendikleri, sözleşmeyi ihlalinin işyerinde delil tesbiti yapılması suretiyle tesbitini talep etmiş, 10.6.2011 tarihinde ... Caddesi No: ... adresine gelindiği, işyerinde ... tabelası altında, ... marka tüplerin satışa sunulduğunun anlaşıldığı, 14.5.2008 tarihinde ... bayii olarak ruhsat alındığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından keşide edilen 5.7.2011 tarihli ihtarname ile, davalıya bayilik anlaşmasının tek taraflı olarak feshedildiği, bayinin elinde, müşterilerinde, tali bayilerinde bulunan dolu ve boş tüplerin tebliğden itibaren 5 gün içinde iadesi, sözleşme gereği muaccel hale gelen 25.000 usd cezai şart ile 2,23 TL cari hesap borcunun ve bayiye sağlanmış bulunan uzun vadeli finansal desteğin 20.000 TL'sinin ve tüpler iade edilmediği takdirde 37.435 usd bedelin 7 gün içerisinde ödenmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili tarafından keşide edilen 18 temmuz 2011 tarihli cevabi ihtarda talep olunan cezai şartın müvekkilinin iktisaden mahvına sebeb olacak tutarda bulunduğu, müvekkiline finansal destek sağlanmadığını, teminat mektubunun iadesi ihtar edilmiştir
Talep olunan ve teminat mektubundan tahsil edilen cezai şartların davalının iktisaden mahvına sebep olacak nitelikte bulunup bulunmadığının takdiri için vergi dairesinden davalının vergi kayıtları istenmiş, ... Vergi Dairesinin 13 Nisan 2012 tarihli yazısında davalı şahıs firmasının 2008, 2009, 2010, 2011 yıllarına ait vermiş olduğu kurumlar vergisi beyannamesinin birer suretini göndermiş, ilk 3 yıl 12.000, 13.000 TL vergiye esas matrah, 2011 yılında ise 36.000 TL matrah bildirildiği anlaşılmıştır.
Taraf vekilleri 5.12.2011 tarihli oturumda teminat mektubunun tazmin olduğu tarih ve miktarı hususunda mutabık olduklarını herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmadığını beyan etmişlerdir
Davalının davacı tarafından işyerine çok yakın mesafede yeni bayilik ihdas edildiğini satışlarını olumsuz etkilemesi nedeniyle akde devam olunamadığını savunması karşısında davacı vekilinden ... Bayileri hakkında bilgi verilmesi istenmiş, davacı vekili 19.12.2011 tarihli dilekçesinde davalı ve bir başka eski bayii dışında ... ... Ticaretin 3.6.2011 tarihinde sözleşme imzalayarak 9.6.2011 tarihinde bayilik faaliyete başladığını bildirmiştir.
Davalıya teslim edilen tüp depozito makbuzları davacı vekili tarafından sunulmuş, davalı vekili yargılamanın ilerleyen aşamalarında tüp depozito makbuzlarındaki inkar etmişse de bayilik ilişkisinin uzun bir süre devam ettiği, tüp teslim almaksızın bu ilişkinin devamı da mümkün olmamasına ve inkar edilen makbuzlardaki tüplerin büyük bir kısmının iade edilmesine göre alımlar olmadan iade de olmayacağı iadeleri ileri süren davalının depozito makbuzlarına itiraz etmesi samimi bir savunma olarak görülmemiş depozito makbuzları üzerinde herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
Mahkememizce verilen ilk karar; Taraflar arasında akdolunan 21.03.2008 tarihli ... Gaz Standart Tüplü Bayilik Anlaşmasının 2/1. maddesinde “... Gaz Bayinin faaliyet gösterdiği yerlerde dilediği kişileri bayi olarak yetkilendirmek ve dilediği müşteriye doğrudan tüp ve emtia satışı yapmak hakkına haizdir. Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde bayi, ... Gaz'dan herhangi bir hak talep etmemeyi kabul eder...” denilmektedir. Somut olayda davacı (karşı davalı) yanca bayilik sözleşmesi haklı sebeple feshedilmiş olup, belirtilen bu sözleşme hükmü de birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın aynı bölgede dava dışı kişiye bayilik verme hakkı bulunduğu gözetilerek mahrum kalınan kâr tutarının saptanması gerekirken yanılgılı gerekçeyle bu kalem istemin reddinde isabet görülmemiştir. Davalı (karşı davacı) tarafın cezai şartı tutarının tenkisi istemiyle ilgili olarak ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak sonucuna göre bir yargıya varılması gerekirken davalı yanca vergi dairesine sunulan vergi beyannameleri esas alınarak cezai şart tutarından tenkis yapılması doğru görülmemiştir. Kısmen kabulüne karar verilen karşı dava yönünden reddedilen bölümle ilgili olarak davacı (karşı davalı) yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 5.957,62 TL vekalet ücretinin davalı (karşı davacı) taraftan tahsili yerine davacıdan (karşı davalı) tahsiline dair karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.
Yargıtay 19. Dairesinin 26/01/2015 tarih 2014/18346 Esas 2015/960 Karar sayılı ilamı ile ''davalı (karşı davacı) vekilinin hükmü temyiz ettiği görülmekle karar düzeltme isteminin kabulüne, yasal süre geçirildikten sonra yapılan temyiz isteminin reddine, davalı (karşı davacı) vekilinin temyiz isteminin reddine dair kararının 02/04/2014 günü 2014/1188 Esas - 2014/6463 Karar sayılı kararının (1) nolu bendine ilave edilmesine ve yerel mahkeme hükmünün ilave edilen kısmı ile birlikte ilamda açıklanan nedenlerle davacı yararının bozulmasına, davalı vekilin 02/04/2014 tarihli dairemiz bozma kararına karşı yapmış olduğu karar düzeltme isteminin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davalı (karşı davacı) vekilinin temyiz istemine karşı isteminin reddine kararın tebliği ve yasal süreler beklendikten sonra dosyanın diğer karar düzeltme istemleri yönünden incelenmesi için dairemize gönderilmesine'' karar verilmiş olup, davalı (karşı davacının) karar düzeltme talebi Yargıtay 19. Dairesinin 06/10/2015 tarih 2015/8262 Esas 2015/12115 Karar sayılı ilamı ile reddine karar vermiştir.
Yargıtay 2-b maddesinde belirtilen bozma uyarınca ... AHM'ye talimat yazılarak cezai şart alacağına karar verilmesi halinde davalının mahfına sebebiyet verilip verilmeyeceğine ilişkin olmak üzere davalı defterleri üzerinde yapılan inceleme ile bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememizce verilen ikinci karar kapsamında bozma kararı verilmiş ise de kısmi direnme kararı üzerine dosya Hukuk Genel Kuruluna gitmiş ancak direnmenin usulü yönünden hata görülerek esasa ilişkin karar verilmemiş, dosya Mahkememize geri gönderilmiştir.
Aşamalarda alınan beyan ve yapılan incelemeler ile Mahkememizce verilen kararlar, Yargıtay ilamlarının içeriği gözetildiğinde;
Asıl davada davacının mahrum kalınan kar, 21. madde kapsamında cezai şart, iade olunmayan tüp bedelleri ve ek sözleşme 4. madde kapsamında cezai şart talebinin bulunduğu, karşı davacının ise teminat mektubunun nakde çevrilmesinin haksız olduğu belirtilerek bir kısım alacağın ödenmesi talep edilmiştir.
Davalı bayinin sözleşme hilafına başka marka ürünleri satması nedeniyle davacı feshinin haklı nedene dayalı olduğu, 75.000,00TL'lik teminat mektubunun davacı tarafından nakde çevrilerek sözleşmenin 22. maddesi gereği 25.000 usd (karşılığı 44.812,50 TL) cezai şarta ve 10.187,50 TL kar kaybına ve 20.000 TL'sinin de iade prim alacağına mahsup edildiği, asıl sözleşmeye ek sözleşme ile kararlaştırılan cezai şart hükmünün mükerrer olduğu, mükerrer cezai şartın talep edilemeyeceği, tüp teslim ve iade makbuzlarına göre davalı uhdesinde kalan tüplerin sözleşmede yazılı bedellerinden kaynaklanan alacağın tahsili gerektiği, peşin primlerin davacıya ödendiği, bakiye 20.000 TL lik kısmını teminat mektubundan mahsup etmeye yetkili bulunduğu, karşı davacıya ödenmemiş prim alacağı bulunmadığı ve ödenmeyen depozito alacağının bulunmadığının dosya kapsamından alınan raporlar ve verilip Yargıtay denetiminden geçen kararlara göre, davalı karşı davacının süresinden sonraki temyiz isteminin reddedildiği de gözetildiğinde, kesinleşmiştir. Dolayısıyla direnme kararının kaldırılmasından sonra uyulmasına karar verilen 02/04/2014 tarihli Yargıtay ilamı kapsamında asıl ve karşı dava yönünden iç içe geçen kar mahrumiyeti talebi ve cezai şartın tenkisi devam eden yargılamanın konusunu oluşturmaktadır.
Bu kapsamda davalı defterleri de incelenmek suretiyle 25.000 usd cezai şart tutarının davalının ekonomik durumuna göre fahiş olduğu, davalının iktisaden mahvına sebebiyet verecek ölçüde olup celp edilen vergi kayıtları ve bozmadan sonra alınan bilirkişi raporuna göre cezai şarttan %40 oranında bir tenkisatın adil olacağının bilirkişi incelemesi neticesinde anlaşılmıştır. Uyulmasına karar verilen Yargıtay ilamı ile davacının üçüncü bir bayilik vermesinin kar mahrumiyeti talebine engel olmayacağı belirlenmekle bu yönde de rapor alınmıştır. Ancak 11/07/2023 tarihli ek raporda her ne kadar üçüncü bayinin karşıladığı miktar tenzil olunacak şekilde terditli hesap yapılmış ise de bu ihtimalde de davacının bayilik vermek hakkının ortadan kalkacağı, ilamda belirtilen gerekçe karşısında hesap yöntemine uygun olmadığı anlaşılmakla bozma ilamı öncesi ve sonrasındaki hesaplar da gözetilerek haklı fesih kapsamında yeni bir bayinin kurulmasına kadar geçecek 3 aylık makul süreye göre 46.500 Dolar üzerinden ve fesih tarihindeki kur karşılığı hesaplanan (3 aylık 46.500 dolar * 1.6355) 76.050,75 TL'lik miktarın esas alınması gerektiği anlaşılmıştır.
75.000,00-TL'lik teminat mektubunu paraya çevirerek tahsil etmesinde sözleşme kapsamı uyarınca yetkili bulunan davacı tarafından yine sözleşme uyarınca peşin primlerden bakiye 20.000,00-TL'lik kısım ile sözleşmenin 22.A maddesi uyarınca tahsil edilen 25.000,00-USD cezai şartın %40 indirim yapılmak suretiyle 15.000,00-USD (paraya çevirme tarihi itibariyle 15.000,00 X 1,792,50) 26.887,50 TL'lik kısım ile bakiye 22.112,50 TL kaldığı, bu miktarın da 10.187,50 TL'sinin kar mahrumiyeti olarak tahsil edildiği, bakiye 17.925,00 TL'sinin ise 10.000 Dolarlık tenkis edilen cezai şart bedeli olduğu, Mahkememiz önceki kararlarında karşı davanın bu yönüyle kabul edildiği, ancak kar mahrumiyetini talep etmekte haklı olan davacının tahsil ettiği bu miktarı 76.050,75 TL'den mahsup ederek (76.050,75 TL -10.187,50 TL) bakiyesinin 65.863,25 TL olarak tespit edilip kar mahrumiyetinin hesap edilmesi gerekmiş ancak taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL'ye hükmedilmiştir. Bu miktar yönünden dava dilekçesinde bildirilen açık bir faiz talebi bulunmadığından hükümde faiz işletilmemiştir. Hükmedilen bu miktar uyarınca kesinleşen karşı davadan bakiye bedel (tenkisine karar verilen 10.000,00 Dolar karşılığı) 17.925,00 TL olarak kalmıştır. Bu bedele karşılık davadaki talepler için davadan evvel keşide edilmiş bir temerrüt ihtarı bulunmadığı, karşı dava ile davacı-karşı davalının temerrüde düştüğü asıl davada ise fesih ihtarına verilen davalının cevabi ihtar tarihi olan 15.8.2011 tarihinden itibaren davalının temerrüde düştüğü anlaşılmakla temerrüt faizi işletilerek tahsiline karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Asıl davada;
a)Sözleşmenin 21. maddesi uyarınca talep olunan cezai şart, ek sözleşmenin 4. maddesi uyarınca talep olunan cezai şart istemlerinin Reddine,
b)Davacının davalıdan talep edebileceği bakiye mahrum kalınan kar bedelinin 65.863,25TL olduğunun tespiti ile taleple bağlı kalınarak 10.000,00TL'nin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine,
c)İade olunmayan tüp bedelleri yönünden davanın kısmen kabulü ile 3.265 Usd alacağın 15.08.2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca 1 yıllık vadeli Usd Mevduata uygulanan en yüksek oranda döviz faizi işletilerek davalı-karşı davacıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
d)Fazlaya dair istemin Reddine,
2-Karşı davada; Tazmin olunan teminat mektup bedelinden tahsil olunan 25.000 Usd cezai şart bedelinden cezai şarta takdiren %40 oranında tenkis yapılarak 10.000 Usd cezai şart bedeli karşılığı 17.925 TL'nin karşı dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilerek davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemlerinin Reddine,
3-Asıl dava yönünden;
a)Karar tarihi itibari ile alınması gereken 1.090,60-TL karar ve ilam harcından 338,45-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 752,15-TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
b)Davacı tarafından yatırılan 18,40-TL başvuru harcı, 338,45-TL peşin harç olmak üzere toplam 356,85-TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine,
c)Davacı-karşı davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 15.965,48-TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan tahsili ile davacı-karşı davalıya verilmesine,
ç)Davalı-karşı davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 6.824,22-TL (red miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya verilmesine,
d)Davacı-karşı davalı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.068,50-TL yargılama gideri kabul ve red durumuna göre takdiren oranlayarak 2.850,22-TL'lik kısmının davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacı-karşı davalıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı-karşı davalı üzerinde bırakılmasına,
4-Karşı dava yönünden;
a)Karar tarihi itibari ile alınması gereken 1.224,46-TL karar ve ilam harcından 1.188,00-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 36,46-TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
b)Davacı tarafından yatırılan 1.188,00-TL peşin harcın davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine,
c)Davacı-karşı davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan tahsili ile davacı-karşı davalıya verilmesine,
ç)Davalı-karşı davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00-TL (red miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya verilmesine,
d)Davacı-karşı davalı tarafından yapılan tebligat, müzekkere olmak üzere toplam 320,00-TL yargılama giderinin kabul ve red durumuna göre takdiren oranlayarak 71,70-TL'lik kısmının davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacı-karşı davalıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı-karşı davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı-karşı davalı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.12/02/2024
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!