WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Temmuz 2026

İSTANBUL 14. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/194 Esas
KARAR NO : 2023/694
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/04/2018
KARAR TARİHİ : 14/09/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi ile davalı kredi lehtarı ... Ürünleri arasında 3 adet Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığı, işbu sözleşmeleri davalı/kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, anılan sözleşmeye istinaden döviz kredisi, taksitli kredisi, artı para kredisi ve doğrudan borçlandırma kredisi kullandırıldığını, kredinin sözleşme hükümlerine aykırı kullanılması ... Noterliğinin 07.03.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek nakdi alacağın muaccel hale getirildiğini,borcun ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğünün 2018/... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalı/borçluların asıl borca, işlemiş faize, faiz oranına ve ferilerine itirazları üzerine takibin durduğunu, Genel kredi sözleşmesinin 2. 6. M. ile 2.7 m. temerrüt faizi talep edildiğini, TTK'nun 8 ve 9 m. göre faizin serbestçe belirlendiğinden sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, itirazın takibi sürünceme bırakmaya yönelik olduğu beyan edilerek; takip talebinin 2. sırasındaki taksitli kredi alacağı için 1.893.448,11 TL üzerinden, takip talebinin 3. sırasındaki işlek kredi alacağı için 983.500,96 TL üzerinden, takip talebinin 4. sırasındaki işlek kredi alacağı için 1.187.297,38 TL nakdi alacaklar üzerinden, takip talebinin (B) bendi altındaki 766.600,00 TL Akreditif bedelinin DEPO edilmesinin kabulüne, davalıların itirazının iptaline, takibin devamına ve % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmeleri talep edilmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı bankanın keşide ettiği hesap kat ihtarnamesine ... .Noterliğinin 12.03.2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile itiraz edildiğini, dolayısıyla kat ihtarnamesiyle talep edilen alacağın kesinleşmediğini, müvekkil şirketin borçlu olduğuna dair hesap kat ihtarının tebliğ edilmediğini, bu nedenle müvekkil şirket bakımından temerrüdün gerçekleşmediğini, icra takibinde talep edilen alacakla mutabık olunmadığını, diğer taraftan 3,90 TL faizin neye göre hesaplandığının belli olmadığını, alacaklı tarafından müvekkili şirkete gönderilen ihtarnamede müvekkilinin müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunun belirtildiğini, davacı banka müvekkili şirketi temerrüde düşürmeksizin haksız olarak başlattığı icra takibi ile bankalar ve kredi kuruluşları nezdinde müvekkili şirketin iş yapma imkânını ortadan kaldırarak müvekkili şirketi ekonomik olarak çıkmaza soktuğunu,bu nedenle müvekkili şirketin maruz kaldığı zararları davacıdan talep hakkı saklı kalmak kaydı ile takipte istenen asıl alacağın %20 sinden az olmamak kaydı ile tazminat ödemeye mahkûm edilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle davanın reddine, icra takibinde haksız ve kötüniyetli olan davacının %20 den az olmayan uygun bir tazminatla mahkumiyetine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhinde kefil olduğu gerekçesiyle takip başlatıldığı, ancak müvekkili ile davacı banka arasında geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunmadığını, TBK’nun 583 m. uyarınca kefaletin şekli unsurlarının ifa edilmediğini, TBK’nın 587 m. göre kefaletin düşmüş bulunduğunu, TBK'nın 396 m. uyarınca anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin kendileri ile işlem yapma yasağı getirildiğini, bu nedenle kefaletin geçersiz olduğunu, davacı banka alacağı ... Fonunun garantisi altında olduğunu,müvekkilinin sorumluluğu ... Fonu tarafından karşılanmayan miktarla sınırlı olduğunu, işte bu nedenle asıl borçlu hakkında aciz vesikası alınıncaya kadar müvekkili kefil hakkında takip yapılamayacağını, bu nedenlerle, hukuksal dayanaktan yoksun davanın reddini, TBK.m.590/2 hükmü gereğince takip ve talebin durdurulmasını, haksız ve kötü niyetli takip ve dava sebebiyle davacının %20 oranında tazminat ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep edilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesi nedeniyle yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizin 2018/... Esas 2020/... Karar sayılı dosyası ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olup ... Hukuk Dairesinin 2020/... Esas 2023/... Karar sayılı kararı ile kaldırılarak Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedilmiştir.
... BAM ... . Hukuk Dairesinin 2020/... Esas 2023/... Karar sayılı kararının kaldırma gerekçesinde "...dayanak kredi sözleşmelerinde ayrıca bir akdi veya temerrüt faiz oranı belirlenmemiş olup, davacı tarafça fiilen uygulanan faiz oranlarına ilişkin bir belge de sunulmamıştır. Bu durumda davacı bankanın uyuşmazlık konusu kredilere uyguladığı akdi faiz oranlarının tespiti gerekmektedir. Bu kapsamda davacı bankaca davalıya kullandırılan ve takip talebinin 2. sırasında yer alan taksitli ticari krediye fiilen uygulanan faiz oranlarını açıklaması ve bu krediye fiilen uygulanan faiz oranlarını gösterir belgeleri ibraz etmesi için davacı vekiline süre verilmesi, ayrıca bilirkişi tarafından tahakkuk eden faiz oranının tesbiti mümkün olduğundan bankacı bilirkişiden ek rapor alınarak, bankaca davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz oranı ve sözleşme hükmü doğrultusunda temerrüt faizi oranı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi; ayrıca ayrıca davacı bankaca kat tarihi ile temerrüt tarihi arasında hesaplanan akdi faizin asıl alacağa ilave edilmediği ,bu durumun borçlu lehine bir durum olup, temerrüt tarihine kadar işleyen akdi faizin işlemiş temerrüt faizine ilave edilmesi gerektiğinden, anılan ilkelere göre yapılan hesaplama yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir." şeklinde karar verilmiştir.
Kaldırma üzerine Mahkememizce yeniden oturum günü tayin edilmiş, taraflara tebliğ edilmiş, tayin edilen gün, kaldırma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devamla esas hakkında hüküm tesis edilmiştir.
Kaldırma sonrası alınan Bankacı bilirkişinin 04.07.2023 tarihli 12 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; kök raporun revize edilmiş son halinin aşağıdaki tabloda verildiğini;
¸¸
¸¸
¸¸
Gayrinakdi akreditif taahhüt bedelinin Deposu yönünden;
Davacı banka tarafından davalı kredi lehtarı şirket lehine 17.01.2017 tarihli ve ... no.lu 200.000,00 USD'lık ithalat akreditifi açılmıştır. Takip tarihi itibariyle anılan akreditif taahhüt bedeli mer'i ve muteberdir. Sözleşmenin 5.14 m. ile 5.15 m. hükmü uyarıca davalıların akreditif bedelinin DEPO edilmesinden müteselsilen sorumlu oldukları kanaati edinilmiştir.
Mahkemenin ara kararı Uyarınca, takip talebinin (6.) sırasındaki kredi alacağı (teminat mektubu tazmin bedeli) yönünden dava tarihi itibariyle hesaplama yapılmıştır. anılan kredi bakımından dava tarihi itibariyle yapılan hesaplama sonuçları aşağıda arz edilmiştir.
¸Mahkemece raporun benimsenmesi halinde, DAVA TARİHİNDEN başlamak üzere 88.290,12 TL asıl alacak tutarı tamamen ödeninceye kadar yıllık %28,56 oranında temerrüt faizi ve bunun %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte istenilebileceği, takip talebinin 1. 2. 3. 4. ve 5. sırasındaki alacak kalemleri bakımından, dava tarihinden önce herhangi bir kısmi tahsilat sağlanmadığı için, dava tarihi itibariyle bu krediler bakımından (1.2. 3.4. ve 5) her hangi bir hesaplama yapılamadığını,
Dava tarihinden sonraki kredi süreçlerinin sonuçları;
Dava tarihinden sonra, yukarıda (3.A) bendi altındaki 1. 5. ve 6. Sıradaki kredilerin TAMAMI tahsil edilip kapatılmıştır. 3. Sıradaki kredi alacağı yapılan kısmi tahsilat sonucunda bakiye 983.500,96 TL'na düşmüştür
(3.A-b) bendi altındaki akreditif taahhüt bedeli Dava tarihinden sonra 25.05.2018 tarihinde 888.500,00 TL (200.000 Usd x C.kur 4,4425 - TL) bedel üzerinden TAZMİN edilip banka kaynağına dönüşmüştür.
Dava tarihinden sonra olmak üzere ftoplam 2.132.009,56 TL'lık TAHSİLAT sağlanmıştır. İşbu tahsilatın dosyanın kesin infazı sırasında nazara alınması gerektiği" belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre;
Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kullandırılan kredilerin kat'ı sonrası açılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
GKS, ihtar, ihtarın tebliğine ilişkin evraklar, ticari defterler, ticaret sicil kaydı ve tüm dosya içeriği ile bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğine;
Davacı banka defterleri usulüne uygun tutulmuş olup, sahibinin lehine delil olarak kullanılabilecek niteliği taşımaktadır.
09.02.2016, 24.03.2017 ve 25.09.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri ile davalı ... şirketinin kullandığı kredilere diğer davalının toplamda 7.250.000 TL kefalet limiti ile müteselsil kefil oldukları anlaşılmıştır.
Davaya konu alacağın dayanağı krediler, taksitli ticari kredi, işlek kredi, takipten sonra ödenen gayri nakdi kredilerdir.
TBK’nun 589 ve 590. maddesine göre; “Kefil her durumda, kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumludur.
Kefilin/lerin sözleşmede gösterilen azami kefalet limiti aşılmamak üzere, temerrüt tarihine kadar işlemiş olan akdi faiz ve ferilerinden dolayı da ayrıca sorumludurlar.
26 Kasım 2013 tarihinde yürürlükte bulunan, 6102 sayılı TTK'nun 7. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde: “Ancak, kefil ve kefillere, tahahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez. hükmüne yer verilmiştir.
TTK yasa tasarısının 7. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 2. cümle ilgili olarak kanunlaşma sürecinde verilen önerge ve kanunun gerekçesinde kefile alacağın ve borcun yerine getirilmediğinin ihbarı gerektiği, ihbar edilmeden asıl borçlunun temerrüdü yönünden kefillerden temerrüt faizi istenemeyeceği belirtilmiştir. Eklenen bu fıkra 6762 sayılı Eski TTK'nunda bulunmayan yeni bir hükümdür.
6102 sayılı TTK'nun yürürlükte olduğu dönem içerisindeki kefillere yönelik alacağın tahsili yönündeki hukuki işlemlerde bu hükmün uygulanması gerekir. Buna göre asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe asıl borçlunun temerrüdü nedeniyle oluşan temerrüt faizinden müteselsil kefil sorumlu tutulamaz.
Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı yeni TBK’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra tanzim edilmiştir. Davalı kefil açısından kefalet limitlerinin sözleşmede açıkça gösterilmiş olduğu ve TBK.’nun 582. 583. ve 584 m. öngörülen kefalet sözleşmesinin yazılı yapılması, kefaletin türü, sorumlu olunacak azami kefalet limiti, kefaletin tarihi ve yasada şartların bizzat kefillerin kendi el yazıları ile yazılmış olduğu kefalette bulunduğu, tüm bunlara göre geçerli bir kefalet akdinin kurulmuş olduğu, TBK'nun 598/3. maddesindeki 10 yıllık sürenin henüz dolmadığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen sözleşmeler yasal değişiklik tarihi 28.03.2013'den sonra akdedilmiş olması nedeniyle, davalı/kefilin şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu anlaşıldığından, eş muvafakati belgesine gerek olmadığı kanısına varılmıştır.
Davalı kefil ... TBK 587. maddesindeki "Alacaklı, kefilin aynı alacak için başka kişilerin de kefil olduğunu veya olacağını varsayarak kefalet ettiğini biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu varsayımın sonradan gerçekleşmemesi veya kefillerden birinin alacaklı tarafından kefalet borcundan kurtarılması ya da kefaletinin hükümsüz olduğuna karar verilmesi durumunda kefil, kefalet borcundan kurtulur." hükmüne dayalı olarak savunmada bulunmuş ise de buna ilişkin bir delil sunulmadığı gibi, GKS'ne kefil olan tek kişinin kendisi olduğu, Banka kayıtlarının bilirkişice incelenmesi sırasında buna ilişkin bir tespitin de yapılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Öncelikle asıl borçluya bu sıfatla bir hesap kat ihtarın tebliğ edilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı taraf savunmada bulunmuş ise de; asıl borçlu davalı ...'e hesap kat ihtarının tebliğ edilmiş olduğu, hesap kat ihtarında kredi hesapları tür ve hesap no olarak ayrı ayrı belirtilmiş olmakla ...'in kefil olarak ihtarnamede yazılı olmasının asıl borçluya hesap kat ihtarı gönderilmesi zorunluluğunun yerine getirildiği olgusunu ortadan kaldırmayacağı anlaşılmıştır.
GKS gereğince düzenlenen hesap kat ihtarı 07.03.2018 tarihi itibariyle davalılara tebliğ edilmiş olup, verilen 1 günlük sürenin sonu olan 09.03.20188 tarihi itibariyle davalılar temerrüde düşmüştür.
Davalı/kefilin, Genel Kredi Sözleşmesinde kefilin sorumluluğunu düzenleyen çek kredisi ile ilgili depo yükümlülüğüne ilişkin açık bir düzenlemenin bulunması nedeni ile davalı kefilin depo sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmıştır.
Genel kredi sözleşmelerinde temerrüt faizi oranın belirleme yetkisinin bankanın keyfine bırakılmasında doktrinde eskiden beri çok kuvvetli bir şekilde ileri sürülen görüşleri "Ticari Kredilerde Temerrüt Faizi oranının Sözleşme Eliyle Bankaların inisiyatifine Bırakılması Sorunu" ( Barış Bahçeci - http://... org.tr/m2017-128-1632) isimli makaleden aynen aktarmak gerekir ise:
"Öğretide özellikle ekonomik özgürlükleri sınırlandıran sözleşmelerin sözleşme ile taahhütte bulunan kişinin ekonomik özgürlüğünü yok etmesi veya ağır şekilde kısıtlaması halinde ahlaka aykırı kabul edildiği dikkat çekmektedir.
Konumuzla ilgisi nedeniyle ...’in genel kredi sözleşmelerinde yer verilen kurallarla, bankalara faiz oranlarını tek taraflı artırma yetkisi hakkındaki görüşlerini burada özellikle zikretmek gerekmektedir. Yazara göre bu hükümler, bankaya tek yanlı olarak, diledikleri kadar artırma yetkisi vererek, banka müşterisi sanayici ve tüccarın iktisadi varlığının yok olması tehlikesi yaratacak biçimde mutlak surette bankaların keyfine bağlı tutmakta, tüccar ve sanayicileri bankaların vesayetine sokmakta ve iktisadi faaliyet hürriyetinin kullanılmasını felce uğratan bir nitelik taşımaktadır. Bu hükümler, BK md 19 ve 20 gereğince hem kişilik haklarına hem de ahlaka aykırı olduğundan batıldır.
... daha dar bir çerçevede, sözleşmenin taraflarından birinin hukuki veya fiili tekel durumunda bulunması halinde, güçlü ve üstün durumunu kullanarak edimler arasında büyük oransızlığa sebep olmasının gabin dışında bir olgu sayılarak ahlaka aykırı olarak nitelendirilmesi gerektiği görüşündedir.62 Kocayusufaşaoğlu, ise “Türk hukukunda banka kredi sözleşmelerinde bankalara sözleşmede yer alan faiz oranlarını sonradan herhangi bir sınıra bağlı olmaksızın tek taraflı olarak istedikleri kadar artırma” yetkilerinin tanınmasının ahlaka aykırı olduğu BK md 19 ve 20 gereğince hükümsüz sayılması gerektiğini belirtmektedir.
Ticari kredi ilişkisinin doğumunda öncelikle bir temel ve çerçeve sözleşmesi olan genel kredi sözleşmesi (GKS) yapılmaktadır. GKS ile kredi kuruluşu kredi limiti çerçevesinde belirli bir miktara kadar nakdi veya gayrı bir nakdi bir kredi sağlama borcu altına girmektedir. GKS Borçlar Kanunu md 306 vd’da düzenlenen karz sözleşmesi niteliği taşır (Canaris, Bankvertragsrecht, Rn. 1206). Yüksek Yargıtay kararlarında da bu görüş savunulmaktadır."
GKS'de her ne kadar TCMB'na bildirilen en yüksek faiz temerrüt faizinin belirlenmesinde ölçü olarak alınmış ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-1650 esas, 2019/507 karar sayılı ilamındaki "Ne var ki Yargıtay uygulamasında bankaların Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmekte olup sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranı da belirlenmemiştir. O hâlde, davacı bankanın kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 45. maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin %50 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmeli ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkân sağlanması gerekmektedir. " şeklindeki gerekçe mahkememizce de kabul temerrüt faizinin tespitinde fiilen uygulanan akdi faiz baz alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Kredilere fiilen uygulanan akdi faiz yönünden: mahkememizce27.03.2023 tarihli celse tutanağının 2. Ara kararı gereğince “ Davacı bankaca davalıya kullandırılan — ve takip talebinin 2.sırasında yer alan taksitli - ticari krediye fiilen uygulanan faiz oranlarını açıklamak ve bu krediye fiilen uygulanan faiz oranlarını gösterir — belgeleri ibraz etmek üzere davacı vekiline 2 hafta süre verilmesine." üzerine , davacı vekili bila tarihli beyan dilekçesi ekinde sunmuş olduğu sistem faporuna göre aylık 41,19 yıllık ise Y.14,28 oranında akdi faiz uygulanmış olduğu görülmüştür.
GKS'nin temerrüt hükmünü düzenleyen 2.7.1/1l. M. Uyarınca akdi faizin 2 katı mertebesinde taksitli ticari kredide % 28,56 (14,28 x 25); ... no.lu işlek kredi yönünden % 7,5 (3,75x2), ...... no.lu işlek kredi yönünden % 7,80 (3,90x2) oranında temerrüt faizi belirlenmiştir. Takip talebinin 2. Sırasındaki taksitli ticari krediden dolayı % 28,32 oranında temerrüt faizi talep edilmiştir. Bu nedenle bu kredide temerrüt faizi yönünden taleple bağlı kalınmıştır.
Depo talebine konu miktar dava tarihinden sonra tazmin edilmiş olup, ödeme emrinde takip sırasında tazmin halinde depo talebinin tazmin tarihinden itibaren işleyecek faizi ile alacak talebine dönüştürülmesi talebi olup, her ne kadar bu olgu dava tarihinden sonra olsa da ödeme emrindeki bu kayıt da dikkate alınarak dava tarihinden sonra gerçekleşen bu durum dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiği anlaşılmıştır.
... Fonu ödemesi nedeniyle bu miktarca takip ve dava konusu yapılamayacağı iddia edilse de; ... ile yapılan sözleşme ve “... Kurumlarına Sağlanacak Hazine Desteğine ilişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki” 2009/15197; 2015/73317; 2016/9538 ve 2017/9969 sayılı Bakanlar Kurulu Kararlarında;özellikle, 31.10.2016 tarih ve 2016/9538 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 6/4. Maddesine göre “ Kanuni Takibe ilişkin işlemler kredi verenler tarafından yürütülür. Ve kredi verenlerin nakde çevrilen teminatlar ve takip neticesinde elde edecekleri tahsilatlar, tazmin edilen kefalet oranında kuruma aktarılır. Kanuni takip masrafları kredi veren ile kurum arasında sağlanan kefalet oranında paylaşılır." hükmü bulunmakta olup Neticeten ... A.Ş. adına davacı bankanın bu bedeli davalılardan tahsil etmekle yetkili ve yükümlü olduğu anlaşıldığından bu savunma da yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle ... A.Ş kaynaklı 1.751.870,74 TL dava sonrası yapılan tahsilat miktarı açısından davacının takip yetkisi bulunduğundan bu miktarın kapak hesabında dikkate alınmamasına karar verilmiştir.
..... no.lu Kredili Mevduat Hesabı,...... no.lu ... kredisi ve ...... no.lu teminat mektubu tazmin bedeli kredisi kalemlerine itiraz açısından takip sonrası ve dava tarihi öncesi tahsil edildiği belirtilerek, davacı tarafça dava konusu edilmediğinden bu kalemlere ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dava tarihinden önce yapılan tahsilatın dava konumuz olmayan ...... no.lu teminat mektubu tazmin bedeli kredisi kaleminden davacı tarafça mahsubu yapılmış olup dava konumuzu ilgilendirmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Takip talebinde ve ödeme emrinde davacı alacaklı, işlemiş temerrüt faizi miktarını, işlemiş akdi faiz miktarı içinde birlikte "akdi faizi" başlığı altında istemiş olduğu anlaşılmıştır. Bu hususa ilişkin "ayrıca ayrıca davacı bankaca kat tarihi ile temerrüt tarihi arasında hesaplanan akdi faizin asıl alacağa ilave edilmediği ,bu durumun borçlu lehine bir durum olup, temerrüt tarihine kadar işleyen akdi faizin işlemiş temerrüt faizine ilave edilmesi gerektiğinden, anılan ilkelere göre yapılan hesaplama yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir." şeklindeki BAM kararı gereğince takip sonrası işleyecek faizin kat sonrası temerrüt tarihine kadar işleyen akdi faiz miktarı hariç sadece asıl alacak üzerinden işletecek şekilde hüküm kurulmuştur.
Teknik ayrıntısı en son ek raporda yukarıda özetlenmeye çalışıldığı ve bilirkişi raporunda tam detayı olduğu üzere bilirkişi tarafından hesap kat tarihinde, takip tarihinde ve hukuki menfaatin tespiti açısından dava tarihinde asıl alacak ve temerrüt tarihi ve temerrüt faiz oranına göre fer'ileri hesaplanmıştır.
İcra inkar tazminatı yönünden;dava konusu alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kötü niyet sabit olmadığından kısmen reddedilen miktarlar açısından kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle, teknik hesaplama ayrıntısı bilirkişi raporunda anlaşıldığı üzere sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-A-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, Davalıların .... İcra Dairesini 2018/... sayılı takip dosyasındaki itirazlarının aşağıdaki şekilde iptaline,
aa-...... no.lu Taksitli Ticari Kredi yönünden, 1.879.972,04 TL asıl alacak, 8.880,71 TL işlemiş temerrüt faizi, 444,03 TL % 5 Gider vergisi (BSMV) olmak üzere toplam 1.889.296,78 TL üzerinden iptaline,
-4.151,33 TL fazla talebin reddine,
-İşleyecek temerrüdü faizi oranına itirazın %28,32 yıllık sözleşmesel temerrüt faizi üzerinden iptaline,
ab-... ... no.lu işlek kredi yönünden, 1.047.764,89 TL asıl alacak, 1.309,70 TL işlemiş temerrüt faiz, 65,48TL işlemiş faizin % 5 Gider vergisi (BSMV) olmak üzere toplam 1.049.140,07 TL üzerinden iptaline,
-7.609,79 TL fazla talebin reddine,
-İşleyecek temerrüdü faizi oranına itirazın % 7,5 üzerinden iptaline,
ac)...... no.lu işlek kredi yönünden, 1.179.250,00 TL asıl alacak, 1.533,02 TL işlemiş temerrüt , 76,65 TL işlemiş faizin % 5 Gider vergisi (BSMV) olmak üzere toplam 1.180.859,67 TL üzerinden iptaline,
-6.437,71 TL fazla talebin reddine,
-İşleyecek temerrüdü faizi oranına itirazın % 7,80 üzerinden iptaline,
b-Takipten sonra ödenen gayri nakdi kredi bedeli olan 766.600 TL'ye itirazın iptali ile 766.600TL'ye 25.052018 tarihli bankanın ödeme tarihlerinden itibaren ticari reeskont faizi ve ve BSMV'si uygulanmasına,
c)Başlangıçta depo olarak talep edilen alacak hariç diğer alacaklarda asil alacak miktarının toplamı olan 4.119.296,52-TL'nin %20 olan 823.859,30 TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-Kötü niyet sabit olmadığından kısmen reddedilen miktarlar açısından kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,
d)..... no.lu Kredili Mevduat Hesabı,...... no.lu DBS kredisi ve ...... no.lu teminat mektubu tazmin bedeli kredisi kalemlerine itiraz açısından takip sonrası ve dava tarihi öncesi tahsil edildiği belirtilerek, davacı tarafça dava konusu edilmediğinden bu kalemlere ilişkin karar verilmesine yer olmadığına,
e)... A.Ş kaynaklı 1.751.870,74 TL dava sonrası yapılan tahsilat miktarı açısından davacının takip yetkisi bulunduğundan bu miktarın kapak hesabında dikkate alınmamasına
f) Dava tarihinden önce yapılan tahsilatın dava konumuz olmayan ...... no.lu teminat mektubu tazmin bedeli kredisi kaleminden davacı tarafça mahsubu yapılmış olup dava konumuzu ilgilendirmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 281.389,15 TL karar ve ilam harcından 47.669,76 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 233.719,39 TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan35,90 TL başvuru harcı, 47.669,76 TL peşin harç olmak üzere toplam 47.705,66 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 318.385,93-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalı, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 228.184,90-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 5.061,30 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 4.795,65 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan 197,90-TL yargılama giderinin, red / talep oranına göre hesaplanan 10,39TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14.09.2023

Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır

Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”