WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

İSTANBUL 14. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/170 Esas
KARAR NO :2024/179

DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:13/03/2023
KARAR TARİHİ:21/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine 750.000,00-TL tutarındaki bono ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, ancak söz konusu icra takibine dayanak bono üzerinde bulunan imzalar ve yazılar müvekkiline ait olmadığını ve alacaklıya böyle bir borcu bulunmadığını, her ne kadar davacı, aynı zamanda akrabası da olan davalıdan daha önceden borç almış ve davalı lehine muhtelif zamanlarda senetler düzenlemiş olsa da icra takibine konu senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, icra takibine konu senet, davalı tarafından davacının daha önce verdiği senetlerdeki imzası taklit edilerek/ettirilerek düzenlenmiş sahte senettir, senetteki imza ile müvekkilinin imzası benzerlik taşıdığı ancak davalıya daha önceden 750.000,00 TL bedelli bono vermediğini, davalı verdiği borcu kat be kat fazlasıyla tahsil etmek, müvekkilini sömürmek amacıyla sahte senet tanzim ederek/ettirerek müvekkil hakkında kambiyo takibi başlatma yoluna gittiğini, davalı hakkında hem bu davanın konusu senetle hem de diğer senetlerle ilgili ...Cumhuriyet Başsavcılığına "Resmi belgede sahtecilik suçu"ndan suç duyurusunda bulunulduğunu, Davalı bu tarihe kadar davacı aleyhine başlattığı takiplerde müvekkiline borç olarak verdiği parayı elden ödediği iddiasında bulunduuğunu, 750.000,00 TL’nin elden ödenerek senet alınması hayatın olağan akışına ve yasalara aykırı olup davalı ..., dilekçenin 3. maddesinde dosya numaraları bildirilen icra dosyaları ile ayrıca toplam 7 adet 408.700,00 TL miktarda sahte senetlerle icra takibi başlattığını, davalı aleyhine başlattığı takiplere konu alacak miktarı dava konusu senetle birlikte toplamda 1.158.000,00 TL olup, davacının, davalı ...'dan 20.01.2022 tarihinde 2000 $, 04.02.2022 tarihinde 1100 $, 14.12.2021 tarihinde 4600 $ borç almış ve karşılığında senet vermiş, davalı ..., müvekkiline verdiği borçları bu banka kanalıyla gönderdiğini, davacı davalıya davalının talebi üzerine 4600 $ borcunu 5530 $ olarak, 1100 $ borcunu 1250 $ ödediğini, bu fazladan yapılan ödemelerle ilgili banka kayıtları davalı aleyhine açılan .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında mevcut olduğunu, görüldüğü gibi davalı bulduğu her fırsatta müvekkili sömürme peşinde olup
davacı müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davaya konu senedin icra takibinin iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedelinin % 20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı/borçlu tamamen kötü niyetli olarak, sırf haksız yere, borçlu olduğu borcundan kurtulmak için ve uzatabilirse ödeme süresini uzatıp paranın enflasyon karşısında değer kaybetmesini ve borcunun dolaylı olarak azalmasını sağlamak için eldeki davayı açtığını, davacının davalıya eldeki borcu da dahil olmak üzere birçok borcu bulunduğunu, zaten davacı borçlarının bir kısmını da eldeki davaya ait dava dilekçesinde ve başka çeşitli davalarda ikrar ettiğini, eldeki davaya konu 750.000-TL bedelli bonoya ilişkin olan borç da imza da davacı/borçlu olan ...'ya ait olduğunu, davacının dava dilekçesinin 3. ve 9. Maddesinde değindiği icra dosyalarından çoğunda davacı borcuna karşılık inkarlarda bulunsa da daha sonra borcunu ödeme yoluna gitmiş ancak işbu borçlar için de süreci uzatmak için davalar açmıştır ve aynı eldeki davada olduğu gibi itirazlarda bulunmuş olduğunu, şu ana kadar hazırlanan tüm bilirkişi raporları davacı borçlu aleyhine olup davacı borçlu daha önce aynı senede (Bono) ve mezkur senedin dayanak olarak icra takibine konu olduğu .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibine karşı borcu olmadığı ve imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla dava açmış işbu dava .... İcra Hukuk Mahkemesi'nde görülmekte olup halihazırda ... Esas numarasına kayıtlı olarak derdest olduğunu, davacı yukarıdaki imza ve borca itiraz davasında da aynı haksız ve mesnetsiz iddialarda bulunduğunu, haksız, kötü niyetli ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden, mümkün olmaması halinde esastan reddine,
tamamen kötü niyetle hareket eden davacının her biri %20'den az olmamak üzere kötü niyet ve icra inkar tazminatına, para cezasına ve Kanun'dan kaynaklanan diğer tazminatlarla para cezalarına mahkum edilmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava konusu icra takip dosyasının incelenmesinde, davacı aleyhine .... İcra Dairesinin esas sayılı takip dosyasında 750.000,00-TL bedelli senetten kaynaklanan 750.000,00-TL asıl alacak, 337,58-TL protesto masrafı, 6.148,97-TL işlemiş faiz, 2.250,00-TL komisyon olmak üzere toplam 758.736,55-TL takip yapıldığı, ödeme emrinin 16.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, borca itirazda bulunulmadığı, takibin kesinleştirildiği görülmüştür.
Üç kişilik Grafolog bilirkişi heyetinin 11.02.2024 tarihli 11 sayfadan ibaret raporunda özetle; inceleme konusunu oluşturan 23.11.2021 düzenleme tarihli, 23.11.2022 vade tarihli, borçlu “...”, alacaklısı “...” olan, bedeli nakden karşılanmış, anlaşmazlık halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkisi kabul edilmiş 750.000 TL meblağlı senet ön yüzde ve arka yüzde yer alan borçlu imzaları ile Davacı ...'ya ait medarı tatbik örnek imzaların göstermiş oldukları işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet, tazyik gibi grafolojik ve grafometrik özellikleri bakımından mevcut imza örneklerine kıyasen benzer yapı ve görünümde imza olmaları nedeniyle 750.000 TL meblağlı senet ön yüzde ve arka yüzde yer alan borçlu imzalarının davacı ...'nın eli ürünü olduğu sonucuna varıldığını belirtmişlerdir.
Dava, .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibine dayanak 23.11.2021 düzenleme tarihli, 23.11.2022 vade tarihli, borçlu “...”, alacaklısı “...” olan 750.000,00-TL bedelli senetteki borçlu imzasının davacıya ait olmadığı iddiasından kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra menfi tespit davası açmıştır.
İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/... Esas 2014/... Karar sayılı ilamında da belirttiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Sözkonusu ispat yükünün kime ait olduğunu belirleme görevi, davanın taraflarına değil, mahkemeye aittir.
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşmekte ise de;. kambiyo senedi niteliğinde bulunan bonolardan kaynaklanan alacaklarda ispat yükü borçlu bulunmadığını iddia eden davacı borçluya düşer. Borçlu imza inkarında bulunduğu takdirde ise imzanın aidiyetine iliştin ispat yükü alacaklı olan davalıya düşmektedir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davalı tarafından davacı aleyhine .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyası ile 23.11.2021 düzenleme tarihli, 23.11.2022 vade tarihli, 750.000,00-TL bedelli senet yönünden toplamda 758.736,55-TL tutarında icra takibi yapılmış olup, davacı tarafından bono üzerinde bulunan imza ve yazıların da kendisine ait olmadığını, davacının davalıya dava konusu senede ilişkin borcu bulunmadığı iddiası iş bu dava açılmıştır.
Davacı ile davalı arasında iş bu dava konusu icra takibi dışında ....İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyada 34.500,00-TL miktarlı senet, .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 40.000,00-TL miktarlı senet, .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 129.000,00-TL miktarlı senet, .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 125.000,00-TL miktarlı senet alacakları için, .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ....İcra Hukuk Mahkemesi ... karar sayılı dosyasında verilen ilam uyarınca 3.585,00-TL bedelli alacak için icra takipleri yapıldığı görülmekle, sık sık borç alma-ödeme durumları yaşandığı anlaşılmıştır. Zaten taraflar arasında borç verme ilişkisi ihtilaf konusu değildir.
Mahkememiz dava konusu 23.11.2021 düzenleme tarihli, 23.11.2022 vade tarihli, 750.000,00-TL bedelli senede ilişkin .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile yapılan imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporunda her ne kadar tek kişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile imzanın davacı ...'ın eli ürünü olmadığı netice kısmında belirtilmiş ise de; söz konusu rapor incelendiğinde raporun netice kısmı hariç tamamının imzaların "önemli derecede benzerlikler olduğu" tespiti ile dolu olup, benzemezliğe ilişkin tek bir tespitin olmadığı, buna göre rapordaki "sonuç" kısmının maddi hataya dayalı olduğu, bu maddi hataya dayalı raporun icra hukuk mahkemesi kararına dayanak olsa dahi, bu raporun bu nedenlerle mahkememizce aldırılan heyet raporu ile çelişki oluşturmasının söz konusu olamayacağından raporlar arasındaki çelişkinin oluşması durumunun söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce dava konusu edilen senet aslı ile birlikte, medar-ı tatbik evrak asılları imza incelemesi için bu alanda doktor ve profesör doktor da içeren üç kişilik Grafoloji uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetine gönderilmiş ve ... optik altler yardımı ile grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılan karşılaştırmalarla hazırlanan bilirkişi heyeti raporunda; inceleme konusu senette ön ve arka yüzde yer alan borçlu imzaları ile davacıya ait medarı tatbik imzaların göstermiş oldukları işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet, tazyik gibi grafolojik ve grafometrik özellikleri bakımından mevcut imza örneklerine kıyasen benzer yapı ve görünümde imza olmaları nedeniyle davacı ...'nın eli ürünü olduğu yönünde görüş belirtmişlerdir. Mahkememizce alınan iş bu ayrıntılı raporda açıkça benzerlikleri tespit etmiş olması hususları dikkate alındığında raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatiyle hükme esas alınmıştır.
Davacı taraf, elden 750.000,00-TL ödenmesinin hayatın akışına aykırı olduğu, bu miktarda borç vermeye maddi imkanın olup olmadığı araştırılması gerektiği, diğer verdiği borçları banka aracılığıyla gönderdiği gerekçeleri de menfi tespit kapsamında ileri sürülmüş ise de; imzanın kendisine ait olmadığı iddiasına çelişir şekilde imzanın kendisine ait olduğunun tespit edilmesi, yazılı bu delile karşı davacı tarafın bu iddialarının -taraflar arasında borç alma- verme ilişkisinin de bulunduğu dikkate alındığında- somut olayımızda bu yazılı ispatı çürütecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Tüm bu bilgiler ışığında mahkememizce alınan bilirkişi raporunun hiç bir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde açık ve net olduğu değerlendirildiğinde açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargılama aşamasında icra takibi durdurulmadığından davalı-alacaklının alacağına geç kavuşmadan kaynaklı bir zararından bahsedilemeyeceğinden, şartları oluşmayan davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE
-Davalı alacaklının tazminat talebinin İİK 72/4 maddesindeki takibin tedbiren durdurulması şartı oluşmadığından reddine,
2-Alınması gereken maktu 427,60-TL harcın, peşin alınan 12.808,13-TL harçtan mahsubu ile bakiye 12.380,53-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 111.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.21/03/2024

Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
(Muhalif)
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

MUHALEFET ŞERHİ

Dosyada aynı çekle ilgili daha öncesinde .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından alınan imza incelemesine ilişkin raporda çekteki imzanın davacı eli ürünü olmadığı yönünde raporun mahkememizde alınan imza incelemesi raporu ile çelişmesi nedeniyle mevcut haliyle karar verilmesine muhalifim.
Üye ...
¸e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”