T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/126 Esas
KARAR NO : 2024/310
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/01/2020
KARAR TARİHİ : 07/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'ın köşe yazılarında, sosyal medya hesaplarında diğer davalı ... aracılığıyla ... isimli kitabı yayımlayacağını ilan ettiğini, gerçeklerle bağdaşmayan iftira mahiyetindeki mesnetsiz iddialarla doğrudan davacıyı hedef alan davacının kişilik haklarını ihlal eden ve haksız rekabet teşkil eden ... isimli kitabının yayınlaması halinde davacının telafisi imkansız zararlara uğrayacağını, davacı şirketin kişilik haklarına saldırıda bulunulacağı davacı şirket hakkında söylenen ve mezkur kitaba salt karalama amaçlı derç edilen "... " gibi ifadeler sebebiyle itibar ve repütasyon kaybı yaşayacağını ve bu şekilde davacının ticari irtifa kaybedeceğini, davacı şirketin kuruluşunun 1944 yılına dayandığını, modern tekniklerle elde edilmiş bilimsel verilere dayalı olarak akredite ve yetkili bilim insanları tarafından oluşturulan gıda mevzuatına uygun üretim yaptığını, davanın kabulüne, davacının kişilik haklarına saldırı tehlikesinin önlenmesine, davalı ...'ın diğer davalı ... unvanlı yayınevi vasıtasıyla yayımlayacağını duyurduğu ... isimli kitabının davacının kişilik haklarına telafisi imkansız şekilde ihlal edeceği açık olduğundan Türkiye genelindeki basımevi, yayınevi, kitapçılar ve internet sitelerinde basım, yayım, dağıtım, satım ve aynı nitelikte yayın yapılmasının önlenmesine, haksız rekabet niteliğindeki davranışlara son verilmesine, kararın tirajı en yüksek beş gazeteden birinde yayımlanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle görev itirazlarının olduğunu, basılmamış ve dağıtımı yapılmamış ve içeriği bilinmeyen bir kitaptan dolayı, saldırı tehlikesinin önlenmesinin istenemeyeceği, bir saldırının varlığından ve var olmayan bir saldırıya veya haksız rekabete son verilmesinden de bahsedilemeyeceğini, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/ ... D.İş ve .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/... D.İş sayılı ihtiyati tedbir kararlarının yasal olmadığını, henüz basımı ve dağıtımı yapılmamış ve yayımlanmamış kitabın içeriği bilinmeksizin davacının kişilik haklarına saldırı gerçekleştiğinin anlaşılamayacağını, davacı hakkındaki her bir satır hakkında maddi gerçekliğin somutlanması gerektiğini, ilk itirazların kabulünü ve davanın reddine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
... Asliye Hukuk Mahkemesince tüm deliller toplandıktan sonra ; " davalı ... köşe yazılarında, sosyal medya hesaplarında diğer davalı ... aracılığıyla ... isimli bir kitap yayımlayacağı ilan edildiği, kitap tanıtımlarında " ... " gibi ifadeler kullanıldığı, bu ifadelerine göre kitap içeriğinin davacının kişilik haklarını ihlal niteliğinde olduğu, kitabın doğrudan davacı ... hedef aldığı, kitabının yayınlanması halinde davacının telafisi imkansız zararlara uğrayacağı, itibar ve repütasyon kaybı yaşayacağı, davaya konu kitabın yayımlanması halinde davacı şirketin kişilik haklarına saldırıda bulunulacağı ve haksız rekabet oluşturacağı anlaşıldığından davanın kabulüne " şeklinde karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
... Mahkemesinin ... Hukuk Dairesinin 2021/... E, 2022/ ... K sayılı ilamı ile anılan karar kaldırılmıştır. Kaldırma ilamında özetle; "Davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişki haksız fiil iddiasından doğmuştur. Bu durum karşısında, her iki taraf da tacir olduğundan, tacirler arasındaki haksız fiilden doğan davada Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu, davacının açtığı davada da Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gözetilerek; mahkemenin görevsizliği nedeniyle HMK.nun 114-115 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı olduğu biçimde işin esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Esas No: 2019/4704 Karar No: 2020/4632) Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf talebinin usulen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-3 uyarınca kaldırılmasına karar verilerek dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine" gerekçesi ile mahkeme hükmünü kaldırmıştır. Mahkemece kaldırma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 04/01/2023 tarih, 2023/... Esas, 2023/... Karar sayılı kararı ile somut olayda dava konusu olayın tacirler arası haksız fiilden doğduğu anlaşıldığından TTK 4.md. gereğince ticari dava olup bu davaya bakma görevi TTK'nun 5. maddesi kapsamında Ticaret Mahkemelerine ait olduğu, Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı değerlendirilerek HMK'nın 114/1-c ve 115. Maddeleri gereğince açılan davanın görevsizlik nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerektiği yönünde görevsizlik kararı verilerek, dosya mahkememize intikal etmiş olup, mahkememizin esas sırasına kaydı yapılmıştır.
Dava; haksız rekabet iddiasına dayalı kişilik haklarının korunması talebine ilişkindir.
Mahkememizce dosya bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişinin düzenlediği 21/11/2023 tarihli 24 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davalı ... ...ın 28.12.2019 tarihli twitter isimli sosyal medya hesabında yapmış olduğu paylaşımda yer verdiği ifadelerin ve paylaştığı “... ” isimli kitap kapağında yer verilen ifade ve beyanların; 10.01.2020 tarihinde, “ ...” başlıklı twitter paylaşımları ve 14.01.2020 tarihinde @ ... uzantılı ... kullanıcı isimli şahsi twitter hesabından “ ... ” isimli internet gazetesinde yayımlanan bir köşe yazısını alıntı yaptığı yazısındaki ifadelerin ölçüsüz ve eleştiri sınırını aşan “gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme” olarak nitelendirilebileceği, gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemenin Türk Ticaret Kanunu madde 55/1 anlamında bir haksız rekabet hali olarak düzenlendiği, 10.12.2019 tarihinde https: //www. ... html uzantılı internet sitesinde yazılan yazı içeriğinde ve 11.01.2020 tarihinde ... isimli internet sayfasında yayımlanan “...in ...” başlıklı yazı içeriğinde TTK 56 vd maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hallerinden birine rastlanmadığı, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Dava konusuna ilişkin mevzuat ve içtihatlar incelendiğinde; Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanununun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, ... ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ... başvuru no lu kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan «bilgi» ya da «düşünceler» için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, «demokratik toplumun» onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğini,...” ifade etmektedir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı tarafından, davalılardan ...'ın, diğer davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. (... Yayıncılık) unvanlı yayın evi vasıtasıyla yayımlayacağını duyurduğu “...” isimli kitabının, kişilik haklarına doğrudan ve açıkça saldırı teşkil edecek olması sebebiyle saldırı tehlikesinin önlenmesi ile haksız rekabet niteliğindeki davranışlara son verilmesini ve bu kapsamda kitabın yayımının, dağıtım ve satımının önlenmesine ve kararın tirajı en yüksek beş gazeteden birinde yayımlanmasına karar verilmesinin talep edildiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davalı ... ...ın twitter isimli sosyal medya hesabında yapmış olduğu paylaşımların ölçüsüz ve eleştiri sınırını aşan gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme olarak nitelendirilebileceği ve haksız rekabet teşkil edeceği, 10.12.2019 tarihinde https://www.....com.tr/ ... html uzantılı internet sitesinde yazılan yazı içeriğinde ve 11.01.2020 tarihinde ... isimli internet sayfasında yayımlanan “...in ...” başlıklı yazı içeriğinde TTK 56 vd maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hallerinden birine rastlanmadığı" hususlarına yer verilmiş olmakla iş bu dava konusunun henüz yayımlanmamış "..." isimli kitabın kişilik haklarına saldırı teşkil edecek nitelikte olması nedeniyle yayımının, dağıtım ve satımının önlenmesine ilişkin olduğu, her ne kadar davalı ... ...ın sosyal medya paylaşımları, ölçüsüz ve eleştiri sınırını aşan “gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme” olarak nitelendirilebilecek ise de; belirtilen paylaşımların davamızın konusunu teşkil etmediği, ayrıca bu paylaşımlar sebebiyle davacı lehine manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmış olup iş bu davaya konu "..." isimli kitabın davacının kişilik haklarına doğrudan ve açıkça saldırı teşkil edecek nitelikte olduğu veya haksız rekabet teşkil edecek ifadelere yer verildiği hususunda mahkememizde kanaat oluşmadığı, kitabın bir bütün olarak değerlendirilmesinin gerektiği, davacı tarafından yapılan sosyal medya paylaşımları sebebiyle kitabın yayımlanmamasına karar verilemeyeceği, aksi kanaate varılabilmesi için kitabın içeriğinin değerlendirilmesinin gerektiği, kitaplarda yazılı ifadelerin maddi gerçeğe, görünür gerçeğe uygun bilgilerden ibaret olup olmadığının, yazarın yorumlarını içerip içermediğinin, anlatılan konuların toplumsal ilgiye haiz olup olmamasına göre tartışılmasında kamu yararı, toplumun bilgi edinme, basının da haber verme hakkı kapsamında olup olmadığının tartışılmasının gerektiği, bu hali ile yayımlanmamış eserin haksız rekabet teşkil edip etmediğinin bu aşamada anlaşılmaması nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken maktu 427,60-TL harcın, peşin alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile 373,20-TL bakiye ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddeleri uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.200,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4-Davalı tarafından yapılan 234,20-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalılar kendilerini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!