WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

İSTANBUL 14. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/865 Esas
KARAR NO : 2024/250
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/12/2022
KARAR TARİHİ : 18/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının özel güvenlik sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı ... firmasına da, geçmişten günümüze güvenlik hizmeti vermiş olup, taraflar arasında akdedilen Özel Güvenlik Hizmet Sözleşmesi gereği ticari ilişki bulunduğunu, ... Güvenlik ile davalı şirketin arasında imzalanan 01.05.2011 yürürlük tarihli Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi kapsamında, davalıya ait "..." isimli işyerinde özel güvenlik hizmeti vermeyi taahhüt ettiğini, davacı şirket anılan sözleşmeden doğan yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmiş, devam eden yıllarda yenilenmiş ve 2020 yılına dek devam etmiş olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sürekliliği nedeniyle, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, ancak davalı yan 2018, 2019 ve 2020 yıllarında verilen hizmetlerin karşılığı faturalardan doğan açık hesap borcunu davacı şirkete ödemekten imtina ettiğini, işbu nedenle davalının davacı şirkete açık hesap borcu bulunduğunu, davalıya, ... Noterliği'nin 25/11/2020 tarihli ... Yevmiye No' lu ihtarnamesini keşide etmiş ve 2018, 2019 ve 2020 yıllarında verilen hizmetlerin karşılığı faturalardan doğan açık hesap borcunun ödenmesi gerektiği hususunda davalı firmayı ihtar ettiğini, davalı firmanın açık hesap borcunu ödememesi üzerine, davacı şirketin alacağının tespiti ile şimdilik 50.000 TL alacağının, ihtarname tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığına dair davacıya ait bir beyan bulunmadığını, sözleşmeye dayandırılan cari hesap ve fatura ilişkisinden dolayı ticari defter kayıtları ile alacaklı olduğu rakamı bilmesi gereken ve dava tarihinden önce davalı şirkete gönderdiği noter ihtarnamesinde alacaklı olduğu rakamı açıkça zikreden Davacının, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi mümkün olduğundan, davacının zaten huzurdaki davayı HMK 107. maddesine dayandırarak belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuka uygunluk bulunmadığını, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar yoksa, dava reddedilmesi gerektiğini, 2017 yılı sonunda davacının davalıya hizmet vermesi son bulduğunu, davalı müvekkil şirket, 2018 - 2019 - 2020 yıllarında davacı şirketten güvenlik hizmeti almamasına rağmen, davacı kötü niyetli olarak hizmete ilişkin fatura düzenleyerek ücret talebinde bulunduğunu, davacı, taraflar arasında 2011 yılında akdedilen sözleşmeyi öne sürerek, 2018 - 2019 - 2020 yıllarında güvenlik hizmeti verdiğini ve bu hizmet karşılığında her ne hikmetse 2020 yılı sonuna kadar fatura düzenlememişken, birden vermediği hizmetin faturalarını aynı tarihte yani 2020 yılı sonunda düzenleyerek alacak ihdas etmeye çalışmış olsa da, Davalı, Davacının hizmet vermediği halde fatura düzenlemesini kabul etmeyerek davacının hizmet faturası adı altında kestiği faturaları, iade faturaları ile davacı şirkete geri gönderdiğini,
nitekim ilgili vergi dairelerinden celp edilen BA - BS formları incelendiğinde, Davacı tarafından, davalıya 2018 - 2019 yıllarında kesilen herhangi bir hizmet faturası bulunmadığı açıkça görüleceği gibi, ayrıca davacının, davalıya 19.10.2020 tarihinde kestiği 32 adet hizmet faturası da, davalı şirket tarafından itiraz edilerek 31.10.2020 tarihinde iade edildiğini, davacı şirketin, müvekkili şirketten ücret talep ettiği yıllar aralığında, müvekkili şirketin sahibi olduğu ... Ve Tesisleri, kiralama sözleşmesi ile bir başka şirket tarafından işletilmekte olduğundan, verildiği iddia adilen hizmet ücretinden müvekkili şirket sorumlu tutulamayacağını, davacı şirketin temel borç ilişkisini ve özel güvenlik hizmetinin davalı şirkete verildiğini hukuka uygun yazılı deliller ile ispat etmeden aynı günde ve farklı tutarlarda fatura düzenleyerek alacak doğurma gayretinden ibaret eylemlerinin ve hukuka uygun olmayan bu iddialarının kabul edilebilir olmadığının tespiti ile hukuki dayanaktan yoksun ve ispattan uzak alacak iddiaları ile ikame edilmiş davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir.
Mali bilirkişinin 19/09/2023 tarihli 23 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacı taraf, 25.08.2023 tarihinde şirket merkezinde ticari defterlerini ibraz ettiği, davacının ibraz edilen ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdikleri yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu görülmüş olup, mevcut tespitlere göre davacının ibraz edilen ticari defterlerinin TTK 64 ve HMK 222 maddelerine göre kendi lehine delil vasfı taşımakla birlikte nihai karar mahkemeye ait olduğu,
Davalı taraf, flaş bellek içinde 2018-2019-2020 yılı yevmiye kebir defteri pdf formunda ibraz edildiği ibraz edilen ticari defterlerde muhasebe kayıtlarına ilişkin olarak herhangi bir kayıt belgesi ( fatura, çek dekont,makbuz,vb.) ibraz edilmediği 2016-2017-2021 -2022 yılı ticari defter ve belgelerde ibraz edilmediği, kağıt ortamında tutulması ve ibraz zorunlu olan envanter defterleri ibraz edilmediği, 2020 yılı yevmiye defteri dönem sonu bilanço kapanış kayıtları yapılmadığının tespit edildiği, yapılan tespitlere göre davalının ibraz edilen ticari defterinin delil olarak değerlendirilmesi hakkında nihai karar mahkemeye ait olduğu,
Davacının ibraz edilen bilgi ve belgelerine göre dava tarihi itibariyle davalıdan 1.573.822,52.-TI. alacağı olduğu , Beyoğlu 10 noterliğinin 25.11.2020 tarih ve 12928 Nolu ihtarname tebliğ tarihi itibariyle davalından 1.289.034,71.-TL alacağı olduğu tespit edildiği, davalının ibraz edilen ticari defterlerinde 31.12.2020 tarihi itibariyle davacıya 1.181.499,63 .TL borcu olması gerektiği yönünde hesaplama yapıldığı,
İbraz edilen bilgi ve belgeler ile yapılan tespit ve incelemeler neticesinde davacının davalından dava tarihi itibariyle 1.573.822,52.-TL alacağı olduğu değerlendirildiği, ancak davacının dava dilekçesinde talebinin 50.000,00-TL olduğu , talebe bağlılık ilkesi gereğince davacı talebine bağlı kalınarak dava tarihine kadar T.C. merkez bankası avans faiz hesabı üzerinden faiz hesaplaması yapılması sonucunda davacının dava tarihi itibarıyla davalıdan asıl alacak+ faiz olmak üzere toplamda 66.616,78.-TL alacağı olduğu değerlendirildiğini belirtmiştir.
Mali bilirkişinin 25/03/2024 tarihli 4 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Kök raporda ifade edilen görüş ve tespitlerimizin aynen devam ettiği,Davacının kök rapordan sonra sayın mahkemeye ibraz ettiği 17.10.2023 tarihli ıslah dilekçesinde talebini 50.000,00-TL den 1.523.822,52-TL attırarak 1.573.822,52.TL tutarına yükseltmiş olduğu, davacının ıslah talebi ile ilgili olarak takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Islah; davacı vekili 17.10.2023 tarihli dilekçesi ile talep sonucunu 1.573.822,52-TL'ye artırdığını bildirmiş, dilekçesi davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Dava, davacı ile davalı şirketin arasında imzalanan 01.05.2011 yürürlük tarihli, 2020 yılına dek devam ettiği iddia edilen Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi kapsamında, taraflar arasındaki (açık) cari hesapta 2018, 2019 ve 2020 yıllarında VERİLEN hizmetlerin karşılığı faturalardan doğan açık hesap alacağına hükmedilmesi talebidir.
İncelenen tarafların defterlerine göre tarafların defterleri arasında 392.322,89 TL fark bulunmaktadır. Bu farkın 284.787,81 TL'lik kısmı fatura adat faiz gelirine ilişkin faturaya ilişkindir. Bu fatura, e-fatura ile davalıya tebliğ edilmiş ve itiraz edildiğine / iade edildiğine ilişkin delil yok ise de aynı zamanda bu fatura davalı defterlerinde de kayıtlı değildir. Faturaya itiraz edilmemiş olması ancak ilişkinin varlığını ispatlar ise de malın teslim edildiğini / işin görüldüğünü veya menfaatin sağlandığını / alacak hakkını ve miktarını ispatlamaz, bunun için faturanın borçlu defterine kaydedilmiş olması gerekir. Bu nedenlerle bilirkişi raporundaki hesaplamanın aksine 284.787,81 TL'lik kısmın alacak hesaplamasına dahil edilmemesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Tarafların defterleri arasında 392.322,89 TL farkın bir diğer nedeni 107.535,08 TL davalının düzenlediği iade faturasıdır. Ancak bu iade faturasının, iadenin, iade belge türü niteliği, bu belgeler hakkında somut bilgi ve belge verilmediğinden iade faturasının hangi fatura ilişkin olduğunun anlaşılamamaktadır. Süresinde iade faturası ile faturanın borçlu defterine kaydedilmiş olması ile fiile karine oluşması önlenebilir ise de, iadenin ne için yapıldığı ispatlanamamakla fiili karinenin oluşmasının engellenmesi fonksiyonu, bu iade fatura açından hayatiyet bulmamıştır.
İade faturası, davalının defterine zaten kaydettiği faturalar için düzenlenmiş olmasına göre deftere kayıt edilen bu faturalar açısından alacak miktarında davacı alacaklı lehine fiile karine oluştuğu, bu karinenin de aksinin ispat edilemediği anlaşılmış ve bu nedenle zaten davalının defterlerine kaydedilen faturalara dayalı alacak miktarından, iade faturası miktarının düşülmesinin gerekmediği anlaşılmıştır.
Bilirkişi alacak miktarının hesaplanmasında 2017 yılından 2018 yılına devir bakiyesinin da alacak miktarına eklenmesi yönünde görüş bildirmiş ise de, davamız açık cari hesapta bakiyenin istenmesine yönelik olmayıp, açık) cari hesapta 2018, 2019 ve 2020 yıllarında VERİLEN hizmetlerin karşılığı faturalardan doğan alacak davası olup, 2017'den 2018'e devir bakiyesi, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında VERİLEN hizmetler dava kapsamında kalmamakla hesaplamaya dahil edilmemesi gerektiği anlaşılmıştır.
İspat edilen alacak Davalının defterinde kayıtlı olan ve davacı lehine -alacak miktarı açısından- karine olan 1.181.499,63 TL + bilirkişi tarafından hatalı olarak bu borçtan düşülen ne için iade yapıldığı belli olmayan 107.535,08 TL eklenmesi ve de bilirkişinin hatalı olarak eklediği 2017'den 2018'e devir bakiyesi olan 229.866,89'nin çıkartılması ile bulunan 1.059.167,82-TL'nin tebliğ edilen ihtarnameye göre verilen 3 günlük sürenin bitimi ile temerrüde düşülmekle, 30.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı taraf hizmet ilişkisinin 2017 yılı sonu itibariyle sonlandığını iddia etse de yukarıda açıklandığı üzere faturaların ticari deftere işlenmesi nedeniyle oluşan fiili karinenin aksi geçerli bir delil ile ispatlanmadığından bu savunmaya itibar edilmemiştir.
Hizmet verilen otelin, kiralama sözleşmesi ile bir başkasına kiraya verilmesi, taraflar arasındaki sözleşmesinin sona erme veya sözleşme tarafının değişmesine neden olmayacağından bu savunmaya da itibar edilmemiştir. Davalı bunun gibi sair savunmalarda bulunsa da fiili karinin aksini ispatlar bir delil sunulmamıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜYLE 1.059.167,82-TL'nin 30.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 72.351,75 TL karar ve ilam harcından 853,88 TL peşin harç, 26.024,00 TL ıslah harcı toplamı 26.877,88 TL harcın düşümü ile eksik kalan 45.473,87 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvuru harcı, 853,88 TL peşin harç, 26.024,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 26.958,58 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 5.692,50-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 3.831,00-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin Kabul-red oranına göre 888,35-TL'nin davalıdan, 431,65-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 146.508,46 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden takdir edilen 78.051,66 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oyçokluğu ile karar verildi.18/04/2024

Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
(M)
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır

MUHALEFET ŞERHİ:
Bilirkişinin dosyaya sunduğu raporda 2017'den devreden alacaklar olduğu, davalı tarafından devre ilişkin herhangi bir itiraz bulunmaması ve davacının ıslahı devir dahil yapılan hesaplamaya göre yapmış olması gözetildiğinde davacının davasının 2017'den 2018'e devreden alacaklar dahil kabul edilmesi gerekirken, devir dikkate alınmadan kabul edilen miktar yönünden sayın çoğunluğun kanaatine muhalifim.
Üye ...
¸e-imzalıdır

Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”