WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

İSTANBUL 14. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/701 Esas
KARAR NO : 2024/90

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/10/2022
KARAR TARİHİ : 19/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket, mutfak ekipmanları başta olmak üzere her çeşit zücaciye ürünleri ve turistlik eşya ürünlerin ihracatı ve ithalatı ile iştigal etmekte olduğunu, davalı ile yıllara sâri cari hesap ilişkisi kapsamında Euro üzerinden ürün satışı yaptığını, davalı ile süre gelen ticari ilişki kapsamında yıllar içerisinde oluşan ve ödenmeyen 22.108,66Euro toplamlı borçlardan oluşmakta olduğunu, davalının müvekkili yıllar boyu oyalamaları ve müvekkili de ticari hayatının sekteye uğramaması için uzlaşmacı tavır ile yaklaşımı sonucu biriktiğini, Ağustos ayında başlatılan işbu davaya konu takipten 5 ay önce, 17.03.2022 tarihinde davalının yetkililerine gönderilen mail ihtarı ile bu tutarın güncel TL karşılığının ödenmesi müvekkilinin fazlaya dair hakları saklı tutularak ihtar edildiğini ve söz konusu mail ihtarı davalı tarafından okunmasına rağmen borç sayısız girişimlerde olduğu gibi bu sefer de tahsil edilemediğini, Euro bedelli faturaların Türk Lirası olarak düzenlenmesini gerekli kılan yasal düzenleme uyarınca, fatura keşide tarihindeki TCMB satış kurunu esas almak suretiyle düzenleyerek her biri davalıya tebliğ edildiğini ve satışa konu ürünlerin de teslim edildiğini, menkul satışına konu ürünlerin bedeli Euro üzerinden gerçekleştiğinden ve ödemenin fiili ödeme tarihinde Euro veya aynı tarihteki TCMB satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası olarak gerçekleştirilmesi gerektiğinden, 03.08.2022 tarihinde ikame edilen işbu davaya konu takip bakımından 02.08.2022 tarihli TCMB döviz satış kuru tahtında 22.108,66 Euro karşılığı 406.430,13TL harca esas tutarlı ... 25. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası için icra takibi başlattığını, ilgili icra dosyasına davalı tarafından borcu bulunmadığı gerekçesi ile itiraz edildiğini ve bu itiraz sonucunda takibin durduğunu beyan ederek, tüm bu açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, müvekkili şirket 2013 yılından itibaren süregelen ticari ilişkisi sürecinde bazı fatura bedellerinin ödenmediği iddiasında ise de, faturalandırılan ürünlere ait bedellerin tamamı davacı firmaya süresinde ve kararlaştırılan şekilde ödendiğini, davacı şirketin, dilekçesinde bahsettiği yazışmayı delil olarak sunmaktaysa da, taraflar arasında borcun kabul edildiğine, borcun ikrar edildiğine dair bir yazışma olmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın ödenmesini talep ettiği ve 22.108,66Euro'luk bedelin kur farkı sebebiyle talep edildiğinin düşünüldüğünü, davacı taraf dilekçesinde, Euro faturalarını, fatura tarihindeki kur esas alınarak yasal düzenleme gereği TL para biriminde düzenlendiğini, “fatura üzerinde satış bedellerinin Euro üzerinden yapılması gerektiğinin açıkça belirtildiği," buna rağmen ödemelerin fatura tarihindeki kur dikkate alınarak yapıldığı ve bu nedenle arada cari hesap farkı olduğunu iddia edildiğini, ancak taraflar arasında kur farkı ödeneceğine dair herhangi bir anlaşma bulunmadığını, davacı tarafından kesilen tüm faturalar Türk Lirası olarak kesildiğini, yapılan ödemelerin de Türk Lirası olarak yapıldığını, davacıya yapılan ödemelerin bir kısmı süreli çekler ile yapıldığını, bu nedenle de kur farkı talep edilemeyeceğini beyan ederek, tüm bu açıklanan nedenlerle davanın reddini, davacının 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce ... 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasının UYAP üzerinden celp edilerek dosya kapsamına alınmıştır.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının ... 25. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında cari hesaptan kaynaklanan 22.108,66 EUR alacak üzerinden takip yapıldığı, ödeme emrinin 03/08/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 09/08/2022 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Mali Müşavir bilirkişinin 15/08/2023 tarihli raporunda özetle; Davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin eksiksiz, usulüne uygun ve birbirlerinin doğrulayan surette tutulduğundan sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davalının ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin eksiksiz, usulüne uygun ve birbirlerinin doğrulayan surette tutulduğundan sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davacının ticari defterlerine göre 03.08.2022 takip tarihi itibariyle 397.204,18TL karşılığı 22.108,714€ davalıdan kayden alacaklı göründüğü, söz konusu 397.204,18TL cinsinden alacağın 293.752,12TL'lik kısmının “kur değerleme” açıklaması ile girilen borç/alacak kayıtlarından kaynaklandığı, davalının ticari defterlerine göre davalının 03.08.2022 takip tarihi itibariyle 166.864,86TL davacıdan kayden alacaklı göründüğü, davalının defterlerinde kur değerlemesine ilişkin kayıt olmadığı, Davacının ticari defterlerindeki kaydi verilere göre 03.08.2022 takip tarihi itibariyle 397.204,18TL karşılığı 22.108,714€ davalıdan kayden alacaklı görünmekle birlikte, söz konusu 397.204,18TL cinsinden alacağın 293.752,12TL'lik kısmının “kur değerleme” açıklaması ile girilen borç/alacak kayıtlarından kaynaklandığı, ancak, taraflar arasındaki ticari ilişki 2013 yılının öncesinden başlamakla birlikte ilk defa kur değerlemesi kaydına 30.06.2017 tarihinde rastlanıldığı, gerek ticari teamül gereği, gerekse de 213 sayılı V.U.K hükümleri gereği varsa bir kur farkı alacağının kur farkı faturası ile talep edilmesinin gerektiği, davacının 2013 yılı öncesinden başlayarak 2018 yılına kadar fiilen alım satım ilişkisi içinde devam eden tüm ticari ilişki boyunca davalı adına düzenlediği bir kur farkı faturasının olmadığı gibi davalının yaptığı tüm ödemelerin Türk Lirası cinsinden olduğu ve davalının davacıya kur farkı adı altında yaptığı bir ödemenin de mevcut olmadığı, ayrıca davacının ticari defter kayıtlarında yukarıda arz edilen davacının davalı tarafından yapılan ödemelere ilişkin 6 adet kaydın açıklamaları nazara alındığında, 29.034,77€ Davalı hesabına Euro alacak olarak kaydedilmesi gerekirken kaydedilmemiş olduğu, söz konusu tutarların Euro olarak davalı hesabına alacak kaydedilmiş olması durumunda davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre bile davalıdan alacaklı olmak bir tarafa davalıya Euro bazında borçlu olduğu sonucu ortaya çıkabileceği, davacının ticari defter kayıtlarının müphem olduğu ve takip ve dava konusu alacak iddiasını tereddüte mahal vermeyecek durumda ispata yeterli olmadığı, Taraflarca dosyaya sunulu Türk Lirası ya da Euro cinsinden borç/alacak miktarına dair herhangi bir mutabakat mektubu da olmadığı, Tarafların ticari defterlerindeki kaydi veriler kapsamında taraflar arasındaki ticari ilişkide kur farkı uygulaması olduğuna dair bir veril olmadığı, bu durumda davacının faturalarında yazılı olan Euro kurunun satış tarihindeki fiyatı belirlemekten başkaca bir anlamda değerlendirebilecek bir elde edilemediği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mali Müşavir bilirkişinin 36/01/2024 tarihli ek raporunda özetle; Dava ve icra takip dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan gerekçelerle yüce mahkemenin kabulü halinde, davacının itirazlarına ilişkin hususlara kök rapor'da değinildiği gibi ek rapor aşamasında da izaha çalışıldığı ve ek rapor aşamasında da davalının sunduğu uzman mütalaasının kök raporda arz ve izah oluna görüş ve kanaatleri değiştirecek mahiyette olmadığı, kök rapor aşmasında sunulan kayıtlar ile ek rapor aşamasında sunulan kayıtların çelişkili olduğu gözetilerek, bu aşamada da, aynı perspektif ile Kök Rapor'daki görüşün özünün muhafaza edildiği, ancak Sayın Mahkemenin HMK 282 gereği bilirkişi görüşü ile bağlı olmadığı gözetilerek, Sayın Mahkemenin davacı savları yönünde hüküm kurmakta muhtar olduğu mütalaa edildiği bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kur farkı alacağına ilişkin yapılan icra takibine davalının itirazı sonucu takibin durması ve mahkememize açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca; ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç ödeme günündeki rayiç değer üzerinden ülke parası ile ödenebilir. Vergi mevzuatı gereği faturalarda yabancı para cinsinden bedel yanında, faturanın tanzim tarihindeki TL cinsinden bedelinin de yazılması zorunlu olduğundan, bu yazım biçimi döviz alacağını TL alacağına çevirmez. Yine aynı hüküm çerçevesinde kur farkı alacağının talep edilebilmesi için; satış sözleşmesinde satış bedelinin yabancı para cinsinden kararlaştırılması veya faturaya konu malların yabancı para karşılığı satımının yapılmış olması yeterli olup, kur farkında vade farkından farklı olarak teamül aranmaz. Dolayısıyla yabancı para borçlusu borcunu vade/fiili ödeme tarihindeki rayiç değer üzerinden TL olarak ödemiş ise ve fiili ödeme/vade tarihindeki kur borcun doğduğu tarihteki kurdan yüksek ise, yabancı para alacaklısı, TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca borcun doğumu tarihi ile fiili ödeme/vade tarihi arasındaki kur farkını talep edebilir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde;
Taraflar arasındaki ihtilafın; yıllara sari olacak şeklide devam eden açık cari hesap ilişkisinde kur farkından kaynaklı olarak davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, var ise miktarı noktalarında toplandığı görülmüştür.
Taraflar arasındaki açık cari hesap ilişkisinde satış sözleşmesine konu faturaların Euro döviz cinsi karşılığı Türk Lirası (TL) olarak belirlenmiş olup ödemenin aynen döviz cinsinden mi, ödeme tarihindeki kur üzerinden mi yapılacağı kararlaştırılmamış olup, davalı tarafından borcun ödeme günündeki rayiç değer üzerinden TL karşılığının ödenmesi zorunludur. Bunun yanında davacı cari hesabını Euro üzerinden değil çoğunlukla TL hesabından takip etmiştir. İncelenen davacı defterleri kapsamında birçok çek ödemesi de bulunmaktadır.
Davacının TBK 99 maddesindeki yasal hakkı gözetilerek davalının ödemelerde temerrüdü bulunup bulunmadığının ve ödeme tarihindeki verilere göre kur farkı talep edilip edilemeyeceğinin tespiti için taraflar arasındaki 2013 yılından itibaren devam eden cari ilişki de gözetilerek hangi faturanın tam veya kısmi ödendiğinin, hangi tarihte ödendiğinin, alacağın doğum tarihi ile ödeme tarihi arasında fark olup olmadığının tespiti için davacı yana 2 nolu celse de süre verilmiş, bu süre karşısında davacı yan uzman görüşü sunmuştur. Ancak sunulan uzman görüşünde başlangıçta talep edilenden de daha yüksek bir rakam Mahkememiz ara kararına rağmen yeterli ve gerekli izahat yapılmadan bildirilmiştir. Bu sunulu rapor detayında da davalı yanın birçok ödemesini çek ile yaptığı anlaşılmaktadır. Davacı yanın defter kayıtlarının da bu anlamda açık ve şeffaf olmadığı, ileri sürülen talep ve miktarların bilirkişi tarafından teyit edilmesi mümkün olmamıştır. Dolayısıyla yıllara sari ticari ilişki kapsamında hangi faturanın süresinden sonra ödendiği, ödeme tarihi itibariyle kur farkı oluşup oluşmadığı belirlenememektedir. Bu kapsamda ara karar ile verilen sürede Mahkemeye açıklayıcı bilgi vermek ve ticari defterlerini tam, açık ve şeffaf şekilde denetime uygun tutmak davacının yükümlülüğü altındadır. Bu yönde farklı usulle bir tespit mümkün olmadığından davacının ileri sürdüğü alacak iddiası kapsamında kur farkı alacağının varlığı ve miktarı ile haklılığı sübut bulmamıştır.
TBK 85 maddesine göre alacaklı kısmi ifayı kabule zorlanamaz. Ancak alacaklının kabul etmesi halinde de borçlu kısmi bedel yönünden ifadan kaçınamaz. Somut olayda davacı alacaklı kısmi ifayı yıllara sari olacak şekilde TL cinsinden ödeme ile kabul etmiştir. Davacının TBK 99. maddesi uyarınca ödemeleri TL olarak kabul ettiği, seçimlik hakkını TL'den yana kullandığı, bir kısım ödemeleri de TL bedelli çekler ile kabul ettiği, çekin ödeme aracı olup zaten kur farkına konu edilemeyeceği, (Sakarya BAM 7. HD., 2022/2203E., 2023/2184K.), borcun doğum tarihi ile fatura tarihi arasındaki kur farkını teyit edecek somut bilgilerin davacı yanca açıklanmadığı ve dosyaya sunulmadığı, davacının yabancı para alacağı için ancak TL cinsinden kur farkı talep edebileceği (İstanbul BAM, 13. HD., 2021/1622E., 2024/118K), oysa dosyamız ile mündemiç olan itirazın iptaline konu ilamsız takibin yabancı para üzerinden başlatıldığı nazara alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Kötü Niyet Tazminatı ile HMK 329 talebi yönünden; Kötüniyet tazminatı İİK 67/2 maddesinde düzenlenmiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Bu yönde tespit veya ispat bulunmadığından, çözümü noktasında hukuki ihtilaf içeren uyuşmazlık kapsamında HMK 329 gündeme gelmeyeceğinden yasal şartları oluşmayan tazminat taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının yasal şartları oluşmayan tazminat taleplerinin reddine,
3-Alınması gereken 427,60-TL maktu harcın 4.820,29-TL peşin harçtan düşümü ile artan 4.392,69-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 62.200,70-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
6-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 1.560,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.19/02/2024

Katip Hakim
e-imza e-imza