T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/333 Esas
KARAR NO : 2024/43
DAVA : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 18/05/2022
KARAR TARİHİ : 22/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; 10/12/2021 tarihinde müvekkil ... ... kaldırımda yürümekteyken yola ineceği esnada sürücü ... ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla dikkatsiz bir şekilde geri geri gelerek müvekkile çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde yaya konumunda olan müvekkil ağır şekilde yaralandığını, geçici ve sürekli iş göremezliği meydana geldiğini, müvekkil dava konusu kaza sebebiyle malul kalmış olup çalışamadığını, davacının başka bir gelir kaynağı da olmadığından dava masraflarını karşılayabilecek ekonomik güce sahip olmadığını, müvekkilin geçirdiği trafik kazası sonucu yaralanması sebebiyle maddi zararlarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik 200,00-TL maddi tazminat bedelinin diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61, 2918 sayılı KTK'nın 88. ve Türk Borçlar Kanunu'nun 163. maddeleri gereği teselsül hükümleri uyarınca kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsilini , adli yardım talebinin kabulünü ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davadan önce müvekkili sigorta şirketine usulüne ve mevzuata uygun başvuru yapılmamış olup, dava şartı noksanlığı nedeniyle dava usulden reddedilmesini, ... plaka sayılı araç müvekkil şirket nezdinde ... no.lu, 20.05.2021-2022 vadeli Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, kaza tarihi itibariyle azami sakatlık teminatı kişi başına; 430.000,00-TL olduğunu, davacıların iddia edildiği gibi işgücü ve vücut fonksiyon kaybına uğradığı sabit olmadığını ve ayrıca tespite muhtaç olduğunu, somut olay bakımından; davacının Adli Tıp Kurumu ... htisas Dairesi’ne sevkinin sağlanarak, kazadan sonra gördüğü tedavilere ilişkin, teşhis ve tedavi dosyalarının da ikmal edilmek suretiyle; muayenesinin yapılması ve dava konusu trafik kazasına bağlı yaralanması nedeni ile malul kalıp kalmadığının ve 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik‘e göre maluliyet oranının tespiti için heyet raporu alınmasını geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderleri trafik sigortası genel şartları ve karayolları trafik kanunu gereği trafik poliçesi teminatı kapsamı dışında olup SGK tarafından ödenmesi gerektiğini,
davacı tarafın var olduğunu iddia ettiği maluliyet sebebiyle SGK’dan herhangi bir ödeme alıp almadığı / kendisine maaş bağlanıp bağlanmadığı belirlenmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığı, var ise kusur oranı ADli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nce belirlenmesi gerektiğini, davanın usulden,
esastan reddine,
yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tedavi evraklarının, trafik tescil kayıtlarının, sosyal ve ekonomik durum araştırmasının, SGK kayıtlarının, hasar dosyasının, .... Asliye Ceza Mahkemesi dosyası celp edilerek dosya kapsamına alınmıştır.
Adli Yardım; Dava her ne kadar adli yardım talepli açılmış ise de mahkememizin 31.05.2022 tarihli ara kararı ile davacının iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin dayanak belgeleri sunmadığı ve davacı tarafça özel sözleşmeli vekil tutulacak ekonomik güce sahip olması bu hali ile adli yardımdan yararlandırılması gerektiği yönünde Mahkememizde kanaat oluşmadığından adli yardım talebinin reddine karar verilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 17/03/2023 tarihli maluliyet raporunda özetle; ... ve ... kızı, 15.05.1978 doğumlu, ... ...’ün 10.12.2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla;
1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu,
2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunduğu bildirilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 12/06/2023 tarihli maluliyet raporunda özetle; ... ve ... kızı, 15.05.1978 doğumlu, ... ...’ün 10.12.2021 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle başka birinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile ek mütalaa olunduğu bildirilmiştir.
Makine Mühendisi ve Aktüer bilirkişi heyetinin 13.11.2023 tarihli raporunda özetle; ... plakalı araç sürücüsü Muhammed ... ... kazanın meydana gelmesinde olayda asli derecede ve %75 oranında kusurlu, Davacı yaya ... ... kazanın meydana gelmesinde tali derecede %25 oranında kusurlu olduğu hesaplanmış olup, kusur durumu %25 mahsup edildiğinde iş göremezlik tazminatı 11.933,83-TL olacağının tespit edildiği belirtilmiştir.
Islah; davacı vekili 18.11.2023 tarihli dilekçesi ile talep sonucunu artırdığını bildirmiş, dilekçesi davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davalının sigorta şirketi olarak sorumluluğu bulunduğu aracın kusuru ile neden olduğu kazada davacının yaralanması nedeni ile geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri zararının tazmini istemini konu alıp davacının geçici, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri zararı taleplerine ilişkindir.
Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali 6098 sayılı TBK m. 54 de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir.
Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 713).
Bununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. Bunun gibi çalışma yaşına gelmemiş küçükler yönünden de bedensel zarar sonucu oluşan maluliyet nedeni ile evde ya da dışarıda aileye yardımcı olma, eğitim alma, yeme, içme vb gibi tüm yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinde emsallerine göre sarfetmesi gereken fazla çaba veya güç (efor) bir ekonomik değer olarak gürülmeli ve bu nedenle bir zarar oluştuğunun kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 17. H.D. 2016/10015 Esas 2019/4332 Karar sayılı emsal ilamı)
Sigorta şirketi kazaya karışan sigortalı aracın trafik sigortacısı (ZMSS) sıfatıyla, bu aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda oluşan zarardan, kendisine sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacaktır.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; 10.12.2021 günü saat 17.30 sıralarında dava dışı sürücü ... ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla geri manevra ile park ettği yerden çıkmakta iken yaya kaldırımının üzerine kesilmiş ağaç dalları ile kapalı olması sebebiyle yolda yürüyen yaya Ayşegül ...'e çarpması nedeniyle yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, mahkememizce Adli Tıp Kurumu'ndan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine uygun olarak aldırılan maluliyet raporu ile, maluliyet oranının %0 olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin geçici veya sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığının tespit edildiği, aktüerya ve kusur oranlarının tespiti için bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı, aldırılan bilirkişi heyet raporu ile davacının tali ve %25 kusurlu olduğu, dava dışı sigortalı araç sürücüsü ... ... ...'ın %75 kusurlu olduğu, olay kapsamında kaza raporu tanzim edilmediği, davacı ve sürücünün birlikte emniyette ifade verdikleri, mahkememizce alınan raporun davacı ve dava dışı sigortalının ifadeleri ile uyumlu olduğu, savcılık aşamasında alınan ve davacı yayanın kusursuz olduğunu tespit eden raporun oluşa uygun olmadığı, bu yönüyle dosyamız kapsamında tespit edilen davacının yaya yolundaki ağaç dallarını farkettiğinde kendi can güvenliği açısından yolun karşısına geçerek yaya kaldırımını kullanması gerekirken kaplama üzerine inerek dikkatsiz davranışta bulunmak suretiyle kendi can güvenliği açısından gerekli koruma tedbirlerine başvurmadığı nazara alınarak %25 kusurlu, dava dışı sürücünün ise geri manevra yaparken aynalarının yardımıyla aracın arkasını sürekli kontrol altında bulundurması, yayayı fark ederek erken tedbir alması gerekirken buna riayet etmemesi nedeniyle asli ve %75 kusurlu oranlarının yerinde ve oluşa uygun olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmıştır.
Aynı olay kapsamında hakkında ceza yargılaması yapılan dava dışı sürücü ... ... ...'a .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/... Esas 2022/... Karar sayılı ilamı ile taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan dava açılmış ise de müştekinin şikayetinden vazgeçmesi nedeni ile davasının düşürülmesine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili 18.11.2023 tarihli dilekçesi ile talep sonucunu iş göremezlik zararı için 11.933,83-TL'ye artırdığını bildirmiş, tamamlama harcı yatırılmış, dilekçesi davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Karar tarihindeki verilere göre davacıya, 10.12.2021 tarihinde meydana gelen kaza kapsamında davalı sigorta şirketi nezdinde açılan hasar dosyasından ve SGK'dan herhangi bir ödeme yapılmadığı, dava dışı sigortalı sürücünün %75 kusurluluğuna göre davacının 11.933,83-TL geçici iş göremezlik ödemesi alması gerektiği, davalıya başvuru tarihi olan 24/02/2022 tarihinden 8 iş günü sonrasında temerrüdün doğduğu, alınan ATK raporu doğrultusunda davacının sürekli maluliyeti bulunmadığından talep edebileceği sürekli iş göremezlik alacağının bulunmadığı, davacının bakıcı ihtiyacı bulunmadığının da ATK raporu ile tespit edildiği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın Kısmen Kabulü ile, 11.933,83-TL geçici iş göremezlik bedelinin 09/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin Reddine,
2-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 815,19-TL harçtan, 80,70-TL peşin harç ve 203,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 283,70-TL harçtan mahsup edilerek kalan 531,49-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvuru harcı, 203,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 364,40-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti, müzekkere ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.047,50-TL yargılama giderinin kabul (%98,75) durumuna göre 2.022,08-TL'lik kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00-TL'nin davanın kabul-red oranına göre 1.540,64-TL'sinin davalıdan, 19,36-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 11.933,83-TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 150,00-TL (red miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgilisine iadesine,
Dair, kabul edilen miktar itibariyle kesin; reddedilen miktar itibariyle gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.22/01/2024
Katip ... Hakim ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!