T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/443 Esas
KARAR NO : 2024/97
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 05/07/2021
KARAR TARİHİ : 19/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; Davacının, davalı aracı kurumun müşterisi olduğu, davacı ile sözleşmeler imzalanmadan önceki görüşmelerde davacının, davalı tarafından yanlış yönlendirildiği ve eksik bilgilendirildiğini, davalının sözleşme öncesi görüşmelerden doğan sorumluluğunun (...) ortaya çıktığını, davacının hesabında 2019 sonundan başlayarak yapılan ... işlemleri ile davalının yönlendirmeleri ile davacının bir aylık sürede çok ciddi zarara uğradığını, davacının dava konusu işlemler bakımından herhangi bir finansal tecrübesi ve bilgisinin bulunmadığını, davalı şirketin gerek sözleşmenin kurulmasından önce ve gerekse de sözleşme süresinde davacıyı aydınlatmadığını, riskler ile ilgili bilgi vermediği ve sonuçları bakımından uyarmadığını, ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü olduğu kabul edilen davalının sözleşmenin kurulmasından sona ermesine kadar her aşamada müşterisini aydınlatma, bilgi verme ve uyarma yükümlülüğünün bulunduğunu, davalının ne sözleşme öncesinde ne de sözleşme ifası aşamasında işlemlerin barındırdığı risklere dair somut, reel ve anlaşılır bir biçimde uyarılmadığını, bu hususta bilgi vermediğini, davalının davacıyı aydınlatmak şöyle dursun adeta finansal konulardaki bilgisizliğinden yararlanma yolunu seçtiğini, gerek sözleşme aşamasında, gerekse işlemler yapılırken davacı aleyhine olan bilgi asitmetrisinin suistimal edildiğini, bu hususun telefon kayıtlarından açıkça görüldüğünü, dava konusu işlemlere dair sözleşmelerin davalı aracı kurum çalışanının yönlendirmesi ile internet üzerinden onaylandığını, söz konusu sözleşmelerin internet üzerinden onaylanmasının hukuken mümkün olmadığını, bu hususun dahi tek başına davalının mevzuatın emredici normlarına uymadığını gösterdiğini, dava konusu işlemlerin spesifik özellikleri, büyük riskler barındırması gibi hususlar birlikte ele alındığında, tek başına ve sadece internet üzerinden sözleşmelerin onaylanmış olmasının yeterli olmadığını, müşteriyi tanımlayan, onu aydınlatan, riskler ile ilgili bilgi veren ve bu hususlarda uyaran bir takım ek belgelerin düzenlenmesi ve süreçlerin öngörülmesi gerektiğini, dava konusu işleme ait bilgi ve belgelerin huzurdaki dava öncesinde davalıdan talep edildiğini, ancak belge ve bilgilerin davacı tarafa verilmediğini, bu kapsamda davalının hem BDDK ve hem de SPK mevzuatına aykırı davrandığını, hem de davaya konu işlemlerin denetlenmesini engellediğini, dava konusu işlemlerin tamamının “yatırım danışmanlarının” verdiği teknik analiz ve öneriler çerçevesinde gerçekleştirildiğini, yatırım işlemler ile ilgili herhangi bir tecrübesi olmayan davacının yatırım danışmanının verdiği öneriye göre işlem onayladığını, dava konusu zararın yatırım danışmanının eksik ve hatalı bilgilendirmesi ile oluştuğunu, davalının basiretli bir tacir ve güven kuruluşu olarak davacının dava konusu işlemlere uygun olup olmadığının gerek sözleşme öncesinde gerek sözleşme sonrasında incelemesi ve denetlemesi gerektiğini, ses kayıtlarının bu denetimin hiçbir zaman yapılmadığını, sınırlı bilgi ile hareket eden davacının bu nedenler ciddi bir zarara uğradığını göstereceğini, davalı tarafından hem mevzuata hem de sözleşmeye aykırı işlemler ile müvekkili nezdinde doğan zararın fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak şimdilik 20.000TL'sinin davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının sözleşmeleri incelemeden onay verdiğini beyan etmesinin doğru olmadığını, davacının tüm sözleşmelerin bir nüshasını “okudum anladım bir nüshasını teslim aldım” ibaresini okuyarak ve onaylayarak teslim aldığını, davacının sözleşmeleri okumadan onayladığı iddiasının mahkemede hiçbir şeyden anlamayan, iradesini aracı kuruma teslim etmiş bir müşteri algısı yaratmaya yönelik olduğunu, davacıya risklerini anlaması için risk bildirim formlarının ve sözleşmelerin imzalatıldığını, risk bildirim formları yoluyla aydınlatmanın yeterli olduğuna dair üst yargı kararlarının bulunduğunu, dava dilekçesinde, temelinde hiçbir somut veri olmaksızın, hesabında zarar eden tüm yatırımcılar tarafından teknik olarak ileri sürülebilecek bir varsayım/akıl yürütme ile davalı şirket çalışanlarının prim almasından yola çıkarak prim almak için davacıyı yanılttıklarını iddia ettiğini, davacıya yatırım danışmanlığı hizmeti verilmediğini, ayrıca dinlenen ses kayıtlarına göre, davacıya hiçbir kâr veya getiri veya kazanç taahhüdü verilmediğini, davacının bu iddiasını da ispatlar mükellef olduğunu, hangi işlem için ne tür vaad veya kâr garantisi verildiğini somut bir şekilde ispatlamakla yükümlü olduğunu, dava dilekçesinin ilk 6 sayfasının bu genel yorum ve şirket çalışanlarının aldığı prim oluşturulan hayali bir varsayım üzerine kurulu olduğunu, kendisine risk bildirimi yapılmadığını iddia eden davacının, dilekçesinde, sunulan formları ve sözleşmeleri onayladığını kabul ettiği ancak bunların laf olsun diye, zarar olursa karışmama mantığı ile imzalatılmış olduğunu beyan ettiğini, inşaat ile uğraşan davacının sözleşmeleri okumuş ve içeriğini anlamış olmasını bekleneceğini, davacının yapılan tüm işlemlere onay verdiğini, davacının onayı alınmaksızın yapılmış hiçbir işlem bulunmadığını, dosyaya sunacakları görüşme kayıtları ile de bu durumun ispatlanacağını, kaldı ki davacıya hesabında gerçekleşen tüm işlemler için ekstre ve işlem sonuç formu gönderildiğini, davacının hiçbir itirazda bulunmadığını ve işlemlere ayrıca icazet de verdiğini, davacı ile işlemler ve bakiyesi üzerinde farklı tarihlerde mutabakata varıldığını, davacının zararını bilerek işlemlere devam ettiğini, işlemlere icazet verdiğini, uzun bir süre hesabında gerçekleşen işlemlere karşı çıkmayan, kendisine gönderilen ekstre ve işlem sonuç formlarına da itiraz etmeyerek bu işlemlere icazet vermiş olan ve üstelik hesabı ve bakiyesi üzerinde itirazsız birçok kez mutabakata varılan davacının sonradan bu işlemlere yönelik haberinin veya onayının olmadığı itirazının dinlenmeyeceğinin Yargıtay kararları ile sabit olduğu, tüm bu açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin dosyasına görüşme kayıtları ve dava konusu sözleşmelerin sunulduğu ve dosya kapsamına alındığı görülmüştür.
Adli bilirkişinin 26/02/2022 tarihli raporunda özetle; İncelemeye konu taşınabilir CD içerisindeki 182 adet ses kaydı kaydının incelemesinin yapıldığı ve dökümünün yukarıda arz ve izahı yapıldığı şekilde olduğu, CD içerisinde bulunan toplam ses kaydı uzunluğunun 6 saat 27 dakika 34 saniye olduğu sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
Adli bilirkişinin 12/06/2022 tarihli ek raporunda özetle; İncelemeye konu kök rapora baskı sırasında aktarılmamış CD içerisindeki 31 adet ses kaydı kaydının incelemesinin yapıldığı ve dökümünün yukarıda arz ve izahı yapıldığı şekilde olduğu sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
SPK uzmanı bilirkişinin 14/12/2022 tarihli raporunda özetle; Davacı tarafça talep edilen zararın hesaplanmasının davalı aracı kurum nezdindeki davacının bütün hesaplarındaki tüm işlemlerin hareketli dökümlerinin (hesap ekstrelerinin) *Davacı hesabında işlem zararı şeklinde gerçekleşen zararın
-İşlem yapılan piyasalar (..., pay piyasası gibi) için ayrı olarak, hesap açılışından 26.02.2020 tarihine kadar ve 27.02.2020 tarihinden hesap kapanışına kadar ayrı şekilde hesaplanarak ve hesaplama detayı açıklanarak
-Davacı hesabına borç kaydedilen işlem komisyon (kurtaj) bedelleri hesap açılışından 26.02.2020 tarihine kadar ve 27.02.2020 tarihinden hesap kapanışına kadar ayrı şekilde hesaplanarak dosyaya ibrazı halinde bilirkişiliğimizce davacının gerçek zararının tespit edilebileceği,
-Taraflar arasında bir sorumluluk derecelendirmesi yapılmasının gerekip gerekmediğinin Mahkemenin takdirinde olduğu, Mahkemece bu yönde bilirkişiliğimize bir görev verilmesi halinde gerekçeleriyle birlikte konuyu Mahkemeye denetime elverişli olarak sunabilecekleri kanaatine varılmıştır.
Bankacı ve SPK uzmanı bilirkişilerin 12/01/2024 tarihli raporunda özetle; 1-Davalı kurum çalışanlarının işlemlerin şekli ve riski konusunda davacıyı sözleşme görüşmeleri öncesi ve devamında yeterince bilgilendirilip bilgilendirilmediği, yönünden değerlendirilmesi; Davacı ile müvekkil şirket arasındaki tüm sözleşmelere, 12.12.2019 tarihinde SPK mevzuatına uygun olarak, davacı tarafından internet üzerinden onay verilerek sözleşme ilişkisinin kurulduğunu, tüm sözleşmelerin bir nüshasını "Okudum Anladım Bir Nüshasını Teslim Aldım" ibaresini okuyarak ve onaylayarak teslim aldığı,
2-İşlemlerin davacının onay ve mutabakatı ile gerçekleşip gerçekleşmediği, Davacının bilgisizliğinden, davacı vekili deyimi ile bilgi asimetrisinden yararlanıp yararlanmadığı, bu kapsamda zarara sebep olup olmadığı, yönünden değerlendirilmesi; Dosyaya sunulan telefon görüşmelerine ait ses kayıtlarında; Davacının yatırım hesabında yapılan ... işlemlerine onay verdiği, herhangi bir itirazının bulunmadığı, 01.01.2020-30.11.2020 Dönemine ait Aylık Hesap Durum Belgeleri, Aylık Hesap Ekstreleri ve Aylık Menkul Kıymet Hareket Listelerinin e-mail adresine gönderildiği ve herhangi bir itirazının görülmediği, Davalı ..., Davacının bilgisizliğinden yararlanıp yararlanmadığının tespit edilebilmesi için davacının somut bir talebinin bulunmadığı, diğer bir ifade ile hangi işlemden ne kadar zararının olduğunu belirtmesi gerektiği, zararlı işlemlerin yanında karlı işlemler de bulunduğu, aksi takdirde taraflarca dosyaya sunulan belgeler üzerinde davacının bilgisizliği ve davalının bu durumdan yararlanıp yaralanmadığı, herhangi bir zarara sebep olup olmadığının tespitine ilişkin dosyaya sunulan herhangi bir belge bulunmadığı,
3-Davacının bilgisizliği karşısında mevzuat uyarınca davalının ayrı bir işlem yapması gerekip gerekmediği, davacının istemsiz yönlendirilip yönlendirilmediği, yönünden değerlendirilmesi; Yatırım Kuruluşları, müşteri işlemleri konusunda gerekli mesleki özen ve titizliği göstermek zorundadır. Gerekli özen ve titizliğin asgari düzeyi, müşteriyle imzalanmış olan çerçeve sözleşmeye, bu Tebliğe ve Kurulun yatırım hizmetleri ve faaliyetleri ile yan hizmetlere ilişkin esaslar ile ilgili düzenlemelerinde yer alan hizmet ve faaliyet ilke ve esaslarına, Birliğin düzenlemeleri ile aracı kurumun iç düzenlemeleri ile belirlediği standartlara tamamen uyulmasıdır. İlgili düzenleme kapsamında Aracı kurum personeli, çalışmalarında ve karar almada Özen ve titizlik, dikkatli ve basiretli bir personelin aynı koşullar altında ayrıntılara vereci göstereceği dikkat ve gayreti ifade eder. Aracı kurumlar ve personeli, faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında, mesleki faaliyetin dürüst ve tarafsız yürütülmesini sağlayacak bir anlayış ve davranışlar bütünü içinde hareket etmek zorundadır. Aracı kurum personelinin çalışmaları sırasında ortaya çıkabilecek çıkar çatışmalarından uzak kalması, dürüstlük ve tarafsızlıklarını etkileyebilecek hiç bir müdahaleye imkân vermemesi gerekir. Dava konusu olayda; İşlemlerin, lisanslı müşteri temsilcileri tarafından davacının bilgisi dahilinde onayının alınarak yapıldığı, görülmektedir.
4-Sözleşmelerin usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği, eksik ve hatalı bilgilendirme yapılıp yapılmadığı, davalı kurumun bundan menfaat elde edip etmediği, kar ve zarar durumunun tespiti, zarar oluşumunda tarafların kusuru bulunup bulunmadığı; Sermaye Piyasası Mevzuatı uyarınca Yatırım kuruluşları müşterileriyle işlem yapmaya başlamadan önce, sunulacak faaliyet ve hizmete ilişkin yazılı bir sözleşme yapmak zorundadır. Bu sözleşme, yatırım kuruluşuyla müşterisi arasındaki ilişkiyi genel olarak düzenleyen, başlangıçta bir kez akdedilen ve münferit işlemlerin esasını oluşturan bir çerçeve anlaşmadır. Elektronik ortamda kurulan sözleşmelerin bir suretinin müşteriye verilmesi veya müşteri tarafından beyan edilecek elektronik posta adresine iletilmesi veya müşteriye bilgisi verilmek suretiyle sözleşmenin elektronik ortamda erişiminin ve görüntülenebilirliğinin sağlanması zorunludur. Dava konusu olayda taraflar arasında aşağıda belirtilen el yazısı ile imzalanan Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi ve eki dışındaki sözleşmeler elektronik ortamda kurulmuşlardır. Davacı müşterinin, 76.12.2019 tarihinde ... işlemlerine başladığı ... numaralı hesabını, 21.02.2020 tarihinde sonlandırmış olduğu, ... işlemleri için ... numaralı hesabının aktif olduğunu, Türev Araçlar Alım Satım İşlem Aracılık Sözleşmesinin ... üzerinden 26.02.2020 tarihinde düzenlenmiş olduğu, ... işlemlerinin çerçeve sözleşme düzenleme tarihinden önce yapılmaya başlandığı, dosyaya sunulan sözleşme nüshası üzerinde görüldüğü, Sözleşme ekleri olarak ... Pozisyon Kapama Taahhütnamesi,.. Erişim Tercih Talimatı ve ...Piyasasına İlişkin Risk Ve Fiyat Bilgilendirme Formunu, 26.02.2020 ... Mobil üzerinden imzaladığı, Davalı ..., müşteri adına yapmış olduğu ... ve Hisse Senedi işlemlerinden dolayı toplam 149.053,81 TL komisyon geliri elde ettiği, Davacı ...'ın, ... işlemlerinden dolayı toplam 604.446 TL pozisyon zararının bulunduğu, dosyaya sunulan delil belgeler üzerinde görülmektedir. Dava konusu olay ile ilgili tarafların kusurunun bulunup bulunmadığı hususundaki takdir, yukarıda arz ve izah edilen tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde Sayın Mahkemeye aittir. İlgili mevzuatı uyarınca taraflar arasında leşmeler aşağıda belirtilmiş olup,
12.12.2019 tarihinde ... İnternet kanalı üzerinden imzalanan sözleşmeler ve ekleri
-Sermaye Piyasası Araçları Alım Satım Aracılığı Çerçeve Sözleşmesi,
-Pay Piyasası Araçları Alım Satım İşlem Aracılık Sözleşmesi,
-Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri Genel Risk Bildirim Formu,
-Pay ve Pay Benzeri Diğer Menkul Kıymetlere İlişkin Risk ve Fiyat Bilgilendirme Formu
-...
12.12.2019 tarihinde ... el yazısı ile imzalanan sözleşmeler ve ekleri
-Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi, “işbu sözleşmeyi okudum, anladım ve bir nüshasını teslim aldım.” ibareli ve imzalı,
-Yatırım Danışmanlığı Tanıtım Formu “işbu sözleşmeyi okudum, anladım ve bir nüshasını teslim aldım.” ibareli ve imzalı,
26.02.2020 tarihinde ... kanal üzerinden imzalanmış sözleşmeler ve ekleri,
-Türev Araçlar Alım Satım İşlem Aracılık Sözleşmesi,
-... İlişkin Risk Ve Fiyat Bilgilendirme Formu,
-... İşlemleri Ekstre ve İşlem Sonuç Formu Erişim Tercih Talimatı
-... bir nüshaları dosyaya sunulmuştur.
Nihai takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, huzurda bulunan dava konusu olay ile ilgili inceleme ve değerlendirmeleri içeren bilirkişi raporunun sunulduğu bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında imzalanan yatırım danışmanlığı sözleşmesi uyarınca davalının yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve davacının maddi zararından davalının sorumlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Taraflar arasında 12/12/2019 tarihinde sermaye piyasası araçları alım satım çerçeve, aracılık, yatırım danışmanlığı sözleşmeleri imzalanmış, 26/02/2020 tarihinde de türev araçlar ve Viop işlemleri için alım, satım, aracılık sözleşmeleri imzalanmıştır.
Davacı, herhangi bir finansal tecrübesi ve bilgisinin bulunmadığı halde davalının kendisini yanlış yönlendirildiği ve eksik bilgilendirildiğini, riskler ve sonuçları bakımından somut, reel ve anlaşılır bir biçimde uyarılmadığını, davalı yönlendirmesi ile gerçekleştirilen işlemler ve suistimal nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek alacak talebinde bulunmuştur. Davalı ise işlemlerin davacı bilgisi ve onayı ile yapıldığını, gerekli ve yeterli mutabakatların alındığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkememizce tüm deliller toplanmış, hesap ekstre ve durum belgeleri celp edilmiş, alanında uzman adli bilirkişiden ses kayıtlarının çözümü yaptırılmış, alanında uzman bankacı ve sermaye piyasası uzmanı bilirkişi heyetinden raporlar aldırılmıştır.
Taraflar arasındaki görüşmeler çoğunlukla telefon üzerinden gerçekleşmiş ve bu ses kayıtları çözümlenmiştir. Görüşme kayıtlarına göre davacının bahsi geçen sözleşmeler kapsamında sermaye piyasası araçları, türev araçlar ve sair finans konularında yeterli bilgisinin bulunmadığı, bunun kendisinin de farkında olduğu sabittir. Davacı, bu durumun davalı yanca suistimal edildiğini ve kötüniyetli olarak artırılan işlem sayısına göre komisyon üzerinden kazanç sağlandığını iddia ederken davalı yan gerekli ve yeterli bilgilendirme yapılarak onayların alındığını savunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşme ve bilgilendirme formları eksik olmayıp meri mevzuata uygun olduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Bunun yanında 12/12/2019 tarihli sözleşmenin başından beri türev araçlarda da işlem yapılmasına rağmen bu sözleşmenin sonradan 26/02/2020 tarihinde imzalandığı, dolayısıyla risklerden davacının haberdar olmayıp yeterince aydınlatılmadığı ve sözlşemelerin genel işlem şartı niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir.
Taraflar arasındaki telefon görüşmelerinden genel olarak davalı müşteri temsilcisinin davacıya yatırım teklif ve önerilerde bulunduğu, bilmediği konularda aydınlattığı, sorularını cevapladığı, ancak davacının bilgi yetersizliği nedeniyle anlayabileceği şekilde açıklamalar yaptığı, davacının da kendi bilgisizliğini sürekli dile getirdiği, dosya kapsamına da yansıdığı şekilde davacının eşi ve kardeşinin de aynı zamanlarda aynı hizmeti aldığı, davacının kimi konularda hareket etmeden, karar vermeden önce eşine danışıp öyle karar verdiği, davalının işlemlerin şekli ve riskleri konusunda uyarıldığı, kimi zaman davacının kendi önerdiği işlemlere olumsuz görüş bildirilirken kimi zaman da müşteri temsilcisinin yönlendirmesi ve teklifi ile işlem yapıldığı, davacının kendi onayı olmadan işlem yapılmadığı, aksinin de davacı yanca ispat olunmadığı görülmüştür. Davacı yan her ne kadar bilgisizliğinin suistimal edilerek kazanç sağlandığını oysa riskler hakkında daha çok bilgilendirilmesi gerektiğini, sözleşmelerin internet üzerinden imzalandığını, türev işlemlere dair sözleşmenin de sonraki tarihli olduğunu iddia etse de davacının kendi tecrübe ve bilgisizliğinin başından beri farkında olup, bunu dile getirip, işin riskli olmasına, özellikle bir dönem pandemiden dolayı piyasaların fazlasıyla etkilenebileceğinin, belirsizlik ortamının halim olduğunun bilincinde olmasına rağmen kazanç ihtimaline odaklanarak hareket ettiği görüşmelerin bütününden anlaşılmaktadır.
Kişinin kendi tecrübe ve bilgisizliğinden yararlanmak kastıyla hareket eden kimsenin sömürülmesi hukukumuzda bir irade sakatlığı hali olan gabin ile vücut bulmuş ise de davacının içinde bulunduğu durum bir zorunluluk halinden ziyade bilgisizliğe, tecrübesizliğie ve zarar etme ihtimalinin de bilincinde olarak kazanç odaklı olduğundan davalının salt komisyon geliri elde etmek için kendi lehine hareket ettiği sonucuna ulaşılamayacaktır. Neticede davacının kazancının ve dolayısıyla yatırımın pozitif manada artması aynı zamanda davalı lehinedir. Bunun yanında davacının bireysel ve somut bir yönlendirmeye dayalı zarardan ziyade tüm sözleşme ilişkisinin başından beri kötüniyetli addedilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Dolayısıyla davalının sunulan sözleşme ve bilgilendirme formlarına rağmen doğrudan kötüniyetli kabul edilmesi mümkün görülmemiş, işin niteliği ve davalının tacir sıfatı karşısında ücret almasına dair yazılı kaydın sözleşmesel hak ve yükümlülüklere de yabancı olmadığı, devam eden ilişkide kesintilerin davacı bilgisinde olduğu, genel işlem şartının yazılmamış sayılması yaptırımının gündeme gelmeyeceği anlaşılmıştır. Davacının aile içi danışma sonrası onay veya red durumları ile hesap mutabakatları, onayı dışında iş yapıldığına dair tespit bulunmaması hususları da bir arada değerlendirildiğinde davacının yatırımlarından doğan zarardan davalının sorumlu olmasını gerektirir bir kusur veya eksiklik bulunmadığı, davacının yatırım riskinden kendisinin sorumlu olduğu, davalı çalışanı müşteri temsilcisinin teklif veya tavsiyelerinin kazanç taahhüdü niteliğinde olmayıp görüşme kayıtlarında da buna rastlanmadığı, salt ... işlemlerine dair bir kısım sözleşmenin sonradan imzalanmasının davalının sorumluğunu doğuracak derecede zarar ile uygun illiyeti ortaya çıkarmayacağı, nitekim işlemler devam ederken aynı sözleşme gereklerine icazet verenin yine davacı olduğu, davacının verdiği icazet ile sakatlığın ortadan kalktığı ve daha önceden diğer sözleşmeler kapsamında da bilinen risk ve ihtimallerin aynen devam edeceğinin kabul edilerek rıza gösterildiği anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL maktu harçtan 341,55-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 86,05-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
5-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 1.320,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.19/02/2024
Katip Hakim
e-imza e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!