WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

İSTANBUL 14. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/609 Esas
KARAR NO : 2024/182
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/11/2019
KARAR TARİHİ : 21/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların ...nin ... sicil numarasında kayıtlı olan ... Anonim Şirketinin birlikte %33,33334 hissesine sahip ortakları olduğunu, davacıların bilgi alma talepleri kullanılmasına rağmen, genel kurul toplantı tutanağında da belirtildiği üzere, yönetim kurulu üyeleri dilekçede yer alan tüm bilgi ve belge talepleri reddedilmiş ve bu bilgi ve belgeyi vermeyeceğini beyan etmiş olduklarını, ayrıca özel denetçi atanması talebi de reddedildiğini, Davalılar şirketin özvarlıklarını, kendi menfaatlerine kullanmakta; şirketin banka hesaplarından para çekerek, mali kaynaklarını kendilerine aktarmakta; daha sonra usulsüz olarak, yine şirkete vergi ve sair giderleri ödetmek suretiyle şirketin alacaklarını sıfırladıklarını, davalılar ... ve ... ile oğulları, genel kurulda çoğunluk ortak olmalarından yararlanarak, şirketin malvarlığını kendi malvarlığı gibi kullanmakta; kar dağıtmamakta, usulsüz işlemleri ile şirketi ya zararda göstermekte yahut cüzi bir kar tahakkukuna izin vermekte; böylece müvekkillerinin şirketteki yatırımlarını gasp ettiklerini, davalıların bu davranış ve işlemleri sebebiyle davacılar ve şirket büyük zarar görmüş ve görmeye devam ettiğini, bu sebeple, davacıların hisseleri neredeyse değersiz; şirket gerçekte zarar ettiğinden herhangi bir kar payı dağıtılamaz duruma geldiğini, ayrıca dürüst resim ilkesi çerçevesinde finansal tabloların oluşturulması durumunda, şirketin borca batık hale getirildiği de ortaya çıkacağını, ... Anonim Şirketinin yönetim kurulu üyesi olan davalıların, müvekkillerine verdiği zararın tespit edilerek işbu belirsiz alacak davası kapsamında yapılacak bilirkişi incelemesinden sonra müddeabihi arttırmak üzere 500.000,00 TL zararın, zararın verildiği tarih itibariyle işletilecek olan avans faiz oranı ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsil edilerek müvekkillerine ödenmesine,
bu mümkün olmadığı ve mahkemenin dolaylı zarar bulunduğu kanaatine ulaşması halinde, şirkete verilen zararın, zararın verildiği tarih itibariyle işletilecek olan avans faiz oranı birlikte davalılardan müteselsilen tahsil edilerek ... Anonim Şirketine ödenmesine ve TTK 555/2 uyarınca dava giderleriyle avukatlık ücretinin hakkaniyet uyarınca şirkete yükletilmesine, davalılar hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesine, şirkete kayyım atanmasına ve
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalıların ... ilçesindeki ... ... unvanlı otelin mülkiyetine sahip ve otel işletmeciliğini yapan şirketin yönetim kurulu üyeleri olduğunu, davacılardan ..., yaptığı bir takım suni girişimlerle görünürde Türk Ticaret Kanunu’ndan doğan haklarını kullanma gayreti içinde olduğu izlenimi için delil yaratmaya çalışarak şirkette mağdur edildiği algısının oluşmasını sağlamanın peşinde olup aslında davalılardan ...’ın yapmaya çalıştığının davalılardan ağabeyleri ... ve ... ile olan şahsi husumetlerini onlarla yolunun kesiştiği her platforma taşıma ve bu şekilde onları ve şirketlerin diğer ortaklarını rahatsız etme gayretinden başka bir şey olmadığını, davacılardan ...’ın dava dışı ... dahil ağabeyleri ile beraber ortak olduğu dava dışı 5 şirketin 4'ünün 2011 yılından itibaren her genel kurul toplantısı sonrasında Genel Kurul Toplantısında alınan kararların iptali davaları, Özel Denetçi atanması talepli davalar, Yönetim Kurulu Sorumluluk davaları ikame etmiş olup, açılan dava sayısını hesaplamak dahi mümkün olmamakla beraber 50'nin üzerinde olduğunu, açılmış olan bu dava somut olaylara dayanmayan haksız ve mesnetsiz önceki davaların bir devamı mahiyetinde olup Davacı hiç bir somut olay ileri sürmeden mahkemeden, şirket yönetim kurulunun zarar doğurucu işlemlerini ve oluşan zararları tespit etmesini ve buna göre hüküm tesis etmesini talep ettiğini, davacı 12.04.2019 tarihinde gerçekleştirilen Genel Kurul Toplantısı sonrasında huzurda görüşülen davanın dışında 22.04.2019 tarihli .... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2019/ ... E. sayılı bilgi alma ve inceleme davası ve 04.09.2019 tarihli .... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2019/...E. sayılı genel kurul kararlarının iptali davası ikame ettiğini, yani tek bir dilekçe ile üç ayrı mahkemede, konuları farklı üç ayrı dava açılınca ortaya garip bir durum çıkmış, örneğin huzurda görülen davada; Davacı bir yandan dayanağı olmadan sübjektif ifadelerle şirketin ve kendisinin zarara uğratıldığını iddia ederken diğer taraftan da şu bilgileri istiyorum, bu bilgileri istiyorum gibi sorumluluk davasına konu olamayacak taleplerde bulunduğunu, davacının iş bu dava ile ileri sürdüğü taleplerinin büyük bir kısmı, yukarıda zikredilen davalardaki talepleri ile aynı olduğunu, ayrıca davacı ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/... Esas sayılı dosyası ile sorumluluk davası açmış, dava ret olunduğunu, derdest olan bu davalar sebebiyle derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının “Doğrudan Zarar” talepleri bakımından müvekkillere husumet yöneltilemeyeceği gibi bu taleplerin “belirsiz alacak davası” çerçevesinde ileri sürülmesi mümkün olmadığını, şirketin 2017 yılı bilanço hesaplarında toplam 2.176.392,36 TL tutarında ortaklardan alacak gözüktüğünü, bu alacağın 5.130,79 TL tutarındaki kısmı ... isimli ortaktan olup, 2.171.261,57 tutarındaki kısmı ise davacılardan olan şirket alacağı olduğunu, 2.171.261,57 TL tutarındaki şirket alacağı, davacılardan ...’ın bizzat katılarak herhangi muhalefet şerhi koymadığı, şirketin 07.01.2011 tarihinde yapılan Genel Kurulunda alınan Sermaye Artırımı kararı sonrası halen daha davacılar tarafından ifa edilmemiş sermaye koyma borcu ve işlemiş faizleri olduğunu, konu yargıya yansıtılmış olup, ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/... E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda dava ret olduğunu,
5.130,79-TL tutarındaki şirket alacağı ... isimli ortak adına ödenmiş ... sigorta primleri ve bu borca ilişkin faizden ibaret olup davacı açmış olduğu bir çok davada haksız, müvekkilleri ise haklı çıktığını, taraflar arasında davaların olması kayyum atanması için yeterli bir neden olmadığını, şirket genel kurulunu yeni yapmış olup yönetim organı mevcut olduğunu, kayyum atamasını haklı kılacak bir neden bulunmadığını, Davacının alacağının ne olduğu ve nereden kaynaklandığına dair somut iddialar olmadığı gibi alacağını ispata yarayacak somut deliller de sunulmadığını, davacının İhtiyati haciz talebinin reddine,
davacının kayyum atanması talebinin reddine
, zamanaşımı yönünden davanın reddine,
davanın doğrudan zarar bakımından husumet yönünden reddine,
davacının “Doğrudan Zarar ve Dolaylı Zarar” talebi bakımından belirsiz alacak davası şartları oluşmadığından davanın reddine, “Dolaylı Zarar” adı altında ileri sürülen talepler yönünden müvekkilleri ... A.Ş’yi zarara uğratıcı herhangi bir eylemleri olmadığından bu yönüyle de davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin tensip zaptı 10 no.lu ara kararı ile davacı tarafa dava konusu yapılan iddialara ilişin sıra numarası altında açık özetleri ile davasını somutlaştırmak üzere süre verilmiş olup, davacı tarafın 23.12.2019 tarihli dilekçesi ile davalılar tarafından ne kadar zarar verici bir sözleşme yapıldığının tespiti şu an mümkün olmamakla davacı tarafça yapılan harici araştırmada %10 'luk puan değerinin 300.000,00-TL olduğunun tespit edilebildiği, anılan miktarın harç için bu dava ikame edilirken yatırıldığını beyan etmiştir.
Mali müşavir ve konu uzmanı bilirkişi heyetinin 24/05/2021 tarihli 21 sayfadan ibaret raporunda özetle; yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ...'ın, 12.04.2019 tarihli dava dışı şirket genel kurulunda ibra edildikleri, anılan sebeple bu üyelere karşı yöneltilebilecek sorumluluk davası ikame hakkının ibra kararının verildiği tarihten itibaren 6 ay geçmekle sona ereceği,şu halde 27.11.2019 tarihinde açılan işbu davada anılan üyeler bakımından 6 aylık zamanaşımı süresinin dolduğu, dolayısıyla bu üyeler bakımından işbu davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiği, yönetim kurulu üyesi ... bakımından ise genel kurulda ibra edilmemesi nedeniyle TTK m.560'daki 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin uygulanacağı, 2 yıllık süreye ilişkin öğrenme tarihinin genel kurul toplantı tarihi 12.04.2019 olabileceği, dolayısıyla 27.11.2019 tarihinde açılan işbu davada 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı için davalı yanın bu kapsamdaki zamanaşımı savunmasına itibar edilmemesi gerektiği, davacı tarafın, dava dışı şirketin 12.04.2019 tarihli genel kurul toplantısında ibra kararı da dâhil olmak üzere alınan kararlar aleyhine bir iptal davası ikame ettiğinin görüldüğü, anılan davanın halen derdest olduğunun anlaşıldığı, bu davada ibra kararı için verilebilecek bir iptal kararının ibrayı geçmişe etkili olarak ortadan kaldıracağı, böyle bir durumda yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ... bakımından da artık 6 aylık sürenin değil; 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçerli olacağı, zararın öğrenilme anı olarak da yine genel kurul tarihi 12.04.2019'un dikkate alınabileceği, şu halde 27.11.2019 tarihinde açılan işbu davada 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmayacağı, anılan sebeple davalı yanın bu kapsamdaki zamanaşımı savunmasına artık itibar edilmeyeceği, bu itibarla davalılardan ..., ... ve ... bakımından zamanaşımı defiinin değerlendirilmesi noktasında ibra kararı aleyhine açılan davanın akıbetinin beklenmesi gerektiği, diğer davalı ... bakımından ise ibra kararı bulunmaması nedeniyle zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşıldığı, ... isimli otelin faaliyetleri yönünden yönetim kurulunun, maliyet kalemlerini şişirmek, başka bir ifade ile defter ve belgelerde oynama yapmak gibi şirketi zarara sokacak hukuka aykırı bir fiilinin dosya kapsamında sabit olmadığı, dolayısıyla somut olayda bu bağlamda yönetim kurulunun sorumluluğuna sebebiyet verecek şartların gerçekleşmediği, 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılan düzeltme işlemlerinin hukuka aykırılığı nedeniyle yönetim kurulunun sorumluluğuna yönelik iddia bakımından; pay sahiplerinin şirkete olan borçlarının 6736 sayılı Kanun'a dayanarak silinip silinmediğine ilişkin işbu raporun mali inceleme bahsinde kesin bir tespitte bulunulamadığı, aynı şekilde mübrez dosyada davacı yanın da söz konusu iddiasını ispat eder bir bilgi veya belgeye de rastlanılmadığı, anılan sebeplerle işbu iddia kapsamında yönetim kurulunun sorumluluğuna ilişkin bir belirlemede/tespitte bulunulmasının olanaklı olmadığı, dava dışı şirketin iştiraki olan ... İnş. Ltd. Şti.'nin, şirketi zarara uğratacak iş ve işlemler gerçekleştirdiği, bu iş ve işlemlere şirket yönetim kurulu tarafından müdahale edilmediği bu sebeple yönetim kurulunun sorumluluğunun gündeme geleceği iddiası kapsamında da mübrez dosyada ... Ltd. Şti'nin iş ve işlemlerine ilişkin hiçbir bilgi ve belgeye ulaşılamadığından bir sonuca varılmasının olanaklı olmadığı, davacı yanın, yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ın şirkete karşı rekabet yasağını ihlal ettiğine yönelik iddiası bağlamında da aynı şekilde mübrez dosyada bu kapsamda yapılabilecek bir inceleme için taraf beyanları dışında gerekli bilgi ve belgenin olmaması dolayısıyla bir sonuca varılamadığı, ancak burada da TTK m. 396/son hükmü kapsamında sorumluluğa yönelik tespitlerin dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkememizin 18.11.2021 tarihli celse 2 no.lu ara kararı uyarınca bilirkişi heyetine inşaat mühendisi/gayrimenkul değerleme uzmanı da eklenmek sureti ile ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Mali müşavir, inşaat mühendisi/gayrimenkul değerleme uzmanı ve konu uzmanı bilirkişi heyetinin 28.09.2022 tarihli 22 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; İstanbul İli, ... İlçesi ... Mahallesi, eski ... parsellerde yapılan uygulama sonucu oluşan ... Ada 1 ve 6 parsel, ... ada 6 parsel ve ... ada 3 parseller için 08/12/2010 tarihli Meskon İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti adına ... ile ... Tic. Ltd. Şti. adına ... arasında imzalan Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile 17/03/2015 tarihli ... adına ... ve ... ile ... İnşaat ve San. Tic. Ltd. Şti. adına ... ... arasında imzalan Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi İstanbul İli ... İlçesi ... Mahallesi eski ... ada 2 ve 5 parsel, ... ada 4 ve 5 parsel, 1242 ada 2 parsel ve ... ada 1 parsellerde yapılan tevhit, ifraz ve 18. Madde uygulaması sonucu oluşan ... Ada 3, 9 ve 10 parsel, ... ada 4, 8 ve 9 parsel, 1681 ada 2 parsel ve 1682 ada 4 parseller için imzalanan kat karşılığı sözleşmelerin mukayesesi için dosyada mevcut veriler ışığında yapılan incelemede;
... Tic. Ltd. Şti %30 + 700.000 USD arsa sahibi payı ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, ... arsa sahibi payı ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, ... Tic. Ltd. Şti.'nin malik olduğu arsaların tamamının 08/12/2010 tarihindeki değeri 8.912.492 TL olup %10'a denk gelen değeri ise 891.249 TL olarak hesap edildiğini, aynı tarihteki TCMB Efektif Dolar Satış kuruna göre 700.000 USD'nin Türk Lirası karşılığı 1.044.610 TL, tüm bu veriler ışığında ... Ltd. Şti. ile ... İnşaat ve San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi ... ... Kooperatifi ile ... ve San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesine oranla yaklaşık %2 daha avantajlı olduğunu, mali yönden davacılar vekili itirazları kapsamında yapılan ek değerlendirmeler neticesinde, kök raporda yer verilen tespit ve değerlendirmelerde değişiklik yapılmadığını, tarafların diğer taleplerinin yüksek mahkemenin takdirleri içinde bulunduğu kanaat ve sonucuna varıldığını;
Hukuki yönden ise; yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ...'ın, 12.04.2019 tarihli dava dışı şirket genel kurulunda ibra edildikleri, anılan sebeple bu üyelere karşı yöneltilebilecek sorumluluk davası ikame hakkının ibra kararının verildiği tarihten itibaren 6 ay geçmekle sona ereceği, şu halde 27.11.2019 tarihinde açılan işbu davada anılan üyeler bakımından 6 aylık zamanaşımı süresinin dolduğu, dolayısıyla bu üyeler bakımından işbu davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiği, yönetim kurulu üyesi ... bakımından ise genel kurulda ibra edilmemesi nedeniyle TTK m.560'daki 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin uygulanacağı, 2 yıllık süreye ilişkin öğrenme tarihinin genel kurul toplantı tarihi 12.04.2019 olabileceği, dolayısıyla 27.11.2019 tarihinde açılan işbu davada 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı için davalı yanın bu kapsamdaki zamanaşımı savunmasına itibar edilmemesi gerektiği, davacı tarafın, dava dışı şirketin 12.04.2019 tarihli genel kurul toplantısında ibra kararı da dâhil olmak üzere alınan kararlar aleyhine bir iptal davası ikame ettiğinin görüldüğü, anıl n davanın halen derdest olduğunun anlaşıldığı, bu davada ibra kararı için verilebilecek bir iptal kararının ibrayı geçmişe etkili olarak ortadan kaldıracağı, böyle bir durumda yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ... bakımından (da) artık 6 aylık sürenin değil; 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçerli olacağı, zararın öğrenilme anı olarak da yine genel kurul tarihi 12.04.2019'un dikkate alınabileceği, şu halde 27.11.2019 tarihinde açılan işbu davada 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmayacağı, anılan sebeple davalı yanın bu kapsamdaki zamanaşımı savunmasına artık itibar edilmeyeceği, bu itibarla davalılardan ..., ... ve ... bakımından zamanaşımı defiinin değerlendirilmesi noktasında ibra kararı aleyhine açılan davanın akıbetinin beklenmesi gerektiği, diğer davalı ... bakımından ise ibra kararı bulunmaması nedeniyle zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşıldığı, diğer taraftan davacı yanca ileri sürülen; dava dışı ... AŞ tarafından işletilmekte olan ... ... adlı işletmenin 2017 yılını 23.571,78 TL zarar ile kapatmasının sebebinin otelinin işletilmesinde maliyet kalemlerinin şişirilmesi olduğu bu suretle şirket defter ve belgelerinde oynama yapıldığı, davalıların şirkete olan borçlarının hukuka aykırı olarak silindiği ve dava dışı şirketin iştiraki olan ... Ltd. Şti.'nin, şirketi zarara uğratacak iş ve işlemler gerçekleştirdiği yönündeki iddiaların işbu ek raporun mali inceleme bahsinde ayrı ayrı yerinde olmadığı tespit olunduğundan somut olayda davalı yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna sebebiyet verecek şartların gerçekleşmediğinin mütalaa edildiği, sonuç olarak; davacı ve davalı tarafların heyetimizce hazırlanan 24.05.2021 tarihli kök rapora karşı yönelttiği tüm itirazlar incelendiğinde kök rapordaki görüşten ayrılmayı gerektirir bir durumun bulunmadığı belirtilmiştir.
Mali müşavir, inşaat mühendisi/gayrimenkul değerleme uzmanı ve konu uzmanı bilirkişi heyetinin 20.07.2023 tarihli 18 sayfadan ibaret 2.ek raporunda özetle;
Mahkemece, 6136 SK ve 7143 SK kapsamında dava tarihinden itibaren geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde verilen düzeltme beyanlarının birer suretlerinin gönderilmesi için talep edilmiş ise de mahkemece talep edilen beyannamelerin, vergi dairelerinin sorguladığı beyanlar olmadığını, bu nedenle tekrar süre kaybına mahal vermemek adına dava dışı şirket vekilinden, yerinde inceleme yetkisi kapsamında şirket muhasebe sorumlusunun iletişim bilgileri talep edilmiş, tarafıma iletilen iletişim bilgisi vasıtası ile de şirket muhasebe sorumlusu ile iletişime geçilerek, 2014-2015-2016-2017-2018-2019 dönem aralığında 11.09.2014 tarihli 6552, 03.08.2016 tarihli 6736, 11.05.2018 tarihli 7143 ve 17.07.2019 tarihli 7186 sayılı yasa kapsamında, ortaklar cari hesabının düzeltilmesine yönelik herhangi bir beyanname verilip verilmediğinin bildirilmesi istenmiş, bu doğrultuda 13.02.2011 tarihli 6111 sayılı yasada bu yönde bir düzeltme yapıldığı, sonrasında ise bu yönde başkaca bir düzeltme yapılmadığı beyan edilmiş, 6736 sayılı yasa kapsamında ticari defterler üzerinde yapılan incelemelerde sadece belediyeye müracaatla emlak vergisi yapılandırması yapıldığının müşahede edildiğini, dava dönemi olan 2019 yılsonu itibarıyla dava dışı şirketin hissedarlarından alacaklı olduğu tutarın mizan verileri aşağıdaki gibi olduğunu;
¸Yukarıda her bir ortağa ait hesap bazında yer verilen detaylı muavin hesap ekstrelerinden görüldüğü üzere, dava tarihinden geriye dönük son 5 yıl içerisinde hiçbir ortağın hiçbir miktarda borcunun hiçbir gerekçe ve dayanak ile sona erdirilmediği belirtilmiştir.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ..., davalı ... A.Ş, dava tarihinin 12.10.2016 olduğu, davanın davalı şirketin 27.09.2016 tarihli olağan genel kurul kararlarının 4-6-9 no.lu maddelerinin iptaline ilişkin olup, davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/ ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ..., ..., ..., ..., davalı ..., ..., dava tarihinin 06/06/2014 olduğu, davanın şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/ ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ..., davalı ... İnş ve Tic A.Ş, dava tarihinin 22/04/2019 olduğu, davanın bilgi alma ve inceleme yapma hakkı verilmesine ilişkin olduğu görülmüştür.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ..., ..., davalı ... İnş ve Tic A.Ş, dava tarihinin 08/07/2019 olduğu, davanın davalı şirketin 12.04.2019 tarihinde yapılan 2017 yılına ait genel kurul toplantısında alınan 3-4-5-6-7 no.lu kararların iptali istemine ilişkin olduğu, 3-6-7 no.lu kararlar yönünden davanın reddine, 4 no.lu finansal tabloların onaylanması ve 5 no.lu yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararların iptaline karar verildiği, dosyanın istinaf aşamasında olduğu görülmüştür.
Dava, şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Ortakların dava açma hakları da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları ile ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararıdır. Ancak, ortak, dolaylı zarar dolayısıyla açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. Bu tür zarar, şirket bakımından doğrudan, davacılar bakımından dolaylı zarar olup, hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise doğrudan zarar halidir. Bu halde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. Bu dava türünde ise ortaklar talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isteyebilirler. Her iki davada da husumet yöneticilere ve/veya denetçilere yöneltilmektedir.
Mülga 6762 sayılı Kanundan farklı olarak 6102 sayılı Kanunda anonim şirketler hukuku sorumluluk hükümleri toplu bir şekilde hükme bağlanmıştır. TTK m. 553 hükmü, 6762 sayılı Kanunun 309. maddesinin aksine hem doğrudan hem de dolayısıyla zarara uygulanabilecek şekilde kaleme alınmış; madde metninde bu yönden herhangi bir ayrım yapılmamıştır. Buna göre TTK m. 553’te, yönetim kurulu üyelerinin kanun veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmeleri sebebiyle şirket, pay sahibi ve şirket alacaklılarının doğrudan zarara uğraması halinde, bu kişilere dava hakkı tanınmıştır. Nitekim TTK m. 553’ün pay sahiplerinin doğrudan doğruya uğradıkları zararlar bakımından da dava hakkını düzenlediği hem hükmün gerekçesinde hem de öğretide kabul edilmektedir. Dolayısıyla TTK m. 553’ün gerek şirketin gerek pay sahipleri ve alacaklıların doğrudan zararları bakımından açılacak davalarda kanuni dayanak teşkil edeceğinde şüphe yoktur. (Pay Sahiplerinin Veya Alacaklıların Doğrudan Zararlarının Tazmini Amacıyla İkame Edilen Sorumluluk Davalarında TTK M. 1534’ün Etkisi - ... Çelebi Can)
Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu TTK 553.maddede düzenlenmiş olup;
"Madde 553-(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
(2)Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.
(3)Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz." şeklindedir.
TTK’nun 553. maddesi uyarınca kasıt ve ihmallerinden doğan zararlardan dahi ortaklara ve şirkete karşı sorumludurlar. Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için de öncelikle bir zararın doğması şarttır.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeleri olan davalıların, aynı şirkette %33,33334 hisseye sahip ortaklar olan davacılara, şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı verdikleri maddi zararın tespiti ve tahsili ile davacılara ödenmesi, dolaylı zarar bulunduğu kanaatine ulaşması halinde şirkete ödenmesi talep edilmektedir.
Dava dilekçesinde iddialara ilişkin sadece 2 somutlaştırma mevcut olup bunlar; 3.279.125,98-TL şirket varlığının ortaklara aktarılması ve ... ve ...'in taraf olduğu sözleşmede %10 az pay verilmesi olup, bu iki iddia dışındaki diğer iddilara ilişkin vakıaları sıra numarası altında açık özetleri ile bildirmek üzere HMK. 119/2 mad. gereğince tebliğden itibaren bir haftalık kesin süre davacı tarafa verilmiştir.
Davacı taraf zarar iddiasını, ... ... isimli otelin faaliyetleri yönünden yönetim kurulunun defter ve belgelerde oynama yaparak maliyet kalemlerini şişirmesi, pay sahiplerinin şirkete olan borçlarının silinmesi, ... A.Ş.'nin iştiraki olan ... İnş Ltd Şti'nin şirketi zarar uğratacak eylemlerine yönetim kurulu tarafından müdahale edilmediği, yönetim kurulu üyelerinden ... ve ...'ın şirkete karşı rekabet yasağını ihlal ettiği iddialarına dayandırmıştır.
Davacılar tarafından ... Ticaret A.Ş.'nin 12.04.2019 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısına ilişkin .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/... Esas sayılı dosyasıyla 3-4-5-6-7 no.lu kararların iptali için açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiği dosyanın istinaf aşamasında olduğu, yine aynı genel kurula ilişkin davacıların bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmaması sebebi ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/... Esas sayılı dosyasıyla Davacı ... yönünden TTK 437 koşulları oluşmadığından istemin reddine, Davacı ... yönünden davanın ... noterliğinin 04/04/2019 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesinde açıklanan 2 numaradaki bilgi ve belge edinme istemleri yönünden kabulüne, bu istemler dışındaki taleplerin reddine karar verilmiştir.
Şirketin zarara uğratıldığı iddialarının incelenmesinde; ... ... otelin faaliyetleri yönünden dava dışı şirketin tek faaliyetinin otelcilik olmadığı, şirketin inşaat imalat faaliyetlerinde de bulunduğu, bununla birlikte gelir tablosundaki satış hasılatlarının salt otel hizmetlerinden elde edilen gelirlerden ibaret olduğu, inşaat faaliyetleri devam ettiğinden henüz teslime dayalı bir gelirin oluşmadığı anlaşılmıştır. Şirketin diğer faaliyetlerinden kaynaklı birçok giderinin bulunduğu, 2017 yılı için salt otel faaliyetlerinden 2017 sonunda 1.105.623,17-TL kar elde edildiği ancak diğer faaliyetler ve bunlara bağlı gider kalemlerinin de eklenmesi sonucu şirketin 2017 yılını 23.571,78-TL zararla kapattığı, bu anlamda otelin işletilmesinde maliyet kalemlerinin şişirilmesinden bahsedilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
Dava dışı şirketin ortaklardan olan alacaklarının vergi mevzuatı ve 6736 sayılı kanunun hukuka aykırı uygulanması suretiyle defter ve kayıtlar üzerinde silinmesi sebebi ile zarara uğratıldığı iddia edilmiş ise de 6736 sayılı yasa 23.08.2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir ve dava konusu edilen dönemde(2017) uygulama alanı bulunmamaktadır. Keza şirketin 31.12.2017 itibari ile mizan verilerinin incelenmesinde 131 numaralı "ortaklardan alacaklar" hesabına göre davacıların dava dışı şirkete toplam 2.172.897,07-TL borçlu oldukları, iddia konusu bir yasayla kayıtların düzeltilmesi sureti ile ortadan kaldırılmış olsa dahi bunun davacılar lehine sonuç doğuracağı aşikardır. Mahkememizce yaptırılan mali incelemede her ne kadar bazı ortakların şirkete borçlu oldukları tespit edilmiş ise de söz konusu borçların 6736 sayılı kanuna dayanarak silinip silinmediğinin tespiti için vergi dairelerine müzekkereler yazılmakla ... Vergi Dairesi'nin 28.09.2023 tarih ... sayılı cevabi yazısı ile 2014-2019 önem aralığı kurumlar vergisi beyannamelerinin gönderildiği, ortaklar cari hesabının düzeltilmesine düzeltme beyanı verilmediği bildirilmiştir. Mahkememizce bilirkişilere verilen yerinde inceleme yetkisi ile dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık düzeltme beyanları inceletilmiş olup, 6736 sayılı yasa kapsamında sadece belediyeye müracaatla emlak vergisi yapılandırması yapıldığı tespit edilmiştir. Detaylı muavin hesap ekstrelerinden de anlaşıldığı üzere dava tarihinden geriye dönük 5 yıl içinde hiçbir ortağın hiçbir miktarda borcunun hiçbir gerekçe ve dayanak ile sona erdirilmediği tespit edilmekle bu iddia da ispat edilememiştir.
Dava dışı şirketin iştiraki olan ... İnş Ltd Şti'nin şirketi zarara uğratacak iş ve işlemler gerçekleştirdiği ve yönetim kurulunun müdahale etmediği dolayısıyla ihmali davranışlarla şirketin zarara uğratıldığı iddiasına ilişkin, ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti %30 + 700.000 USD arsa sahibi payı ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, ... ı Kooperatifi 40 arsa sahibi payı ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, ... Ltd. Şti.'nin malik olduğu arsaların tamamının 08/12/2010 tarihindeki değeri 8.912.492 TL olup %10'a denk gelen değeri ise 891.249 TL olarak hesap edildiğini, aynı tarihteki TCMB Efektif Dolar Satış kuruna göre 700.000 USD'nin Türk Lirası karşılığı 1.044.610 TL, tüm bu veriler ışığında ... San. ve Tic, Ltd. Şti. ile ... Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi ... Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesine oranla yaklaşık %2 daha avantajlı olduğu anlaşılmakla bu kapsamda bu iddianın sübut bulmadığı görülmüştür.
Davacı tarafça yönetim kurulu üyelerinden ... ve ...'ın aynı konuda faaliyet gösteren ... A.Ş., ... A.Ş. Ve ...A.Ş. olmak üzere 3 şirkette daha yönetim kurulu üyesi oldukları ve bu sebeple rekabet yasağına aykırı davrandıkları, böylece de şirketi zarara uğrattıkları ileri sürülmüş ise de TTK 396/1 md 'ne göre yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremeyeceği hükmüne amirdir. Somut olay kapsamında rekabet teşkil eden fiillerden biri üyelerin şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi ya da başkası hesabına yapması olup, hükümdeki "işletme konusu" ifadesinden şirketin bilfiil/fiilen uğraştığı işler anlaşılmalıdır. Bundan hareketle bu şirketlerin bilfiil uğraştığı işlerin aynı olup olmadığının belirlenmesi gerekmekte ise de, bu hususta ispat külfeti davacıda olup, davacı beyanları dışında delil sunumu, belge ve bilgi bulunmadığından yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ın şirkete karşı rekabet yasağını ihlal ettiğine yönelik iddialar sübut bulmadığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafın zaman aşımı savunmalarının incelenmesinde; hukuki sorumluluk davalarında zamanaşımı TTK 560/1'de düzenlenmiş olup sorumlu olanlara karşı tazminat isteme hakkı davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden 5 yıl geçmekle zamana aşımına uğrayacaktır.
Davalılar ... 'ın 12.04.2019 tarihli 2017 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında ... dışındaki yönetim kurulu üyeleri ibra edilmiş olup , sorumluluk davası ikame etme hakkı 6 ay geçmekle zaman aşımına girdiği anlaşılmıştır.
İbra edilmeyen ... bakımından TTK 560'daki 2 yıllık zaman aşımı süreleri uygulanacak olup, davacı tarafça açılan .... ATM 2019/... Esas sayılı dosyası ile yargılama devam etmekte olup davanın kabulü ile ibra kararların iptali halinde ibra edilen diğer davalılar yönünden de 6 aylık değil 2 ve 5 yıllık zaman aşımı süreleri uygulanacağından ve yine genel kurul tarihi olan 12.04.2019 olarak zararın öğrenilme tarihi alınacağından 27.11.2019 tarihinde açılan bu davada da 2 yıllık süre dolmayacağı için zamanaşımı süresinin dolmayacağı anlaşılmıştır. Buna göre .... ATM 2019/... Esas sayılı dosyasında ibra kararların iptali talebinin reddi kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde Hızır dışındaki ibra edilen diğer davalılar hakkında açılan sorumluluk davasının öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerekmekte ise de; söz konusu dava dosyasının beklenilmesi, işin esasına girilmesi halinde de sonuçta davanın reddine kararı verilmesi gerekmekle, adalete erişim hakkı kapsamında bu davalılar lehine olmakla beklenilmemiştir.
Bilgi edinme hakkı ve GKK'nın iptali davaları neticei talep açısından dosyamızdan , ... ATM'nin 2014/... esas sayılı dosyasındaki sorumluluk davası ise tarih, vakıların farklı olması nedeniyle farklı bir konu ile ilgili olmakla derdestlik itirazının reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf bilirkişi raporlarına karşı, "davalıların şirkete olan borçlarının neden hali hazırda görünmediği" , "5 yıllık zamanaşımı süresi göz önünde bulundurularak geriye dönük...5 yıllık ...inceleme yapılması gerektiği", 708.190 TL için hiç bir tespit yapılmadığı" , "maliyet kalemlerinin incelenmediği", gibi itirazlarda bulunmuş ise de; şirket yöneticilerinin sorumluluğunu doğuran vakıa ve delilleri davacının ileri sürmesi gerektiği ve bunun da dava dilekçesi ile ileri sürülmesi gerektiği, dava dilekçesinde kasadaki naktin yokluğuna ve bu nedenle tazmin istemine ilişkin iddia bulunmadığı, sadece bilgi alma hakkı kapsamında "Kasada mevcut görünen 708.190 TL için kasa sayım tutanaklarının verilmesi talep etmekteyiz." talebinin açıklamalarda yer aldığı, 5 yıllık zamanaşımı süresi göz önünde bulundurularak geriye dönük inceleme elbette mahkememizce yapılması gerekmekte ise de bunun ancak dava dilekçesnide somutlaştırılan vakıalar için söz konusu olabileceği, mahkememizin veya bilirkişilerin davacı/dava dilekçesi yerine geçerek 5 yıllık süre içinde sorumluluğa ve tazmine neden olabilecek/olacak işlemleri/fiilleri tespiti ile bunu davaya katmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
Tüm bu nedenlerle davalı yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğun sebebiyet verecek şartların gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken maktu 427,60-TL harcın, peşin alınan 8.538,75-TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.111,15-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 76.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılardan ... tarafından yapılan 100,00-TL yargılama giderinin, davacıdan tahsili ile davalı ... tarafına verilmesine,
6-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davacılardan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/03/2024

Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”