WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

İSTANBUL 14. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2019/434 Esas
KARAR NO : 2024/252
DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 19/07/2019
KARAR TARİHİ : 18/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerin murisi ...’nın kurucusu ve hissedarı bulunduğu... San. A.Ş.’nin hisselerine ilişkin olarak yapılan muvazaalı devir işleminin iptali ile bu hisselerin miras payları oranında paylaştırılmasına ve yasal miras payları oranında müvekkiller adına pay defterine işlenmesine, mümkün olmadığı takdirde bedelinin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Tefrik; mahkememizin 09.12.2021 tarihli celsesinde, dava iki ana nedene dayalı olup, birincisi 1989 yılındaki hisse devri sözleşmesinin kurucu unsur taşımaması nedeniyle yoklukla sakat olduğu, diğer nedenin ise hisse devirlerinin muvazaalı devrine ilişkin olduğu anlaşılmakla, tüm davalılar hakkındaki muvaza iddiası açısından davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına, işbu davamızın 1989 yılındaki hisse devri sözleşmesinin tarafı olan ... ve ... açısından sözleşmenin kurucu unsurlarının bulunmaması iddiası açısından devamına oyçokluğuyla karar verilerek, tüm davalılar açısından dosyanın tefrik edilerek 2021/784 Esasına kaydedildiği, davalılardan ... ve ... ... açısından ise iş bu davada yargılamaya devam edildiği görülmüştür.
Davacılar vekilinin 20.01.2022 tarihli tam ıslah dilekçesinde özetle; Muvazaa yönünden dava dilekçesindeki iddia ve talepler aynı olmak üzere, tefrik sonucu görülmekte olan huzurdaki dava yönünden görülen lüzum üzerine davayı ıslah ettiklerini, ... San. A.Ş. kuruluş sözleşmesine göre ortaklık payları nama yazılı olarak düzenlenmiş olup bu husustaki ana sözleşme değişikliği, 2001 yılında yapıldığını dolayısı ile iddia edilen davalılara devir tarihlerinde şirket hisseleri nama yazılı çıplak pay niteliğinde olup devrinin alacağın temliki hükümleri gereği yazılı olarak yapılması gerekeceğini,... San. A.Ş. hisseleri, ana sözleşmeye göre nama yazılı iken 16.07.2001 tarihli Olağanüstü Genel Kurul'da sözleşme değişikliğine gidilmiş ve akabinde 06.08.2001 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile şirket hisselerinin hamiline düzenlenerek ortaklara dağıtılmasına karar verildiğin, dolayısı ileiddia edilen Hisse Devir Sözleşmesi'nin düzenlendiği 29.03.1989 tarihinde ortaklık payları hamiline yazılı hisse senedine bağlanmamış çıplak pay niteliğinde olduğunu, muris ile davalılar arasında düzenlenen 29.03.1989 tarihli "hisse devir sözleşmesi" başlıklı belge, hisselerin devir edileceğine dair taahhüt içermekte olup devrin belirsiz/ileri bir tarihte aşama aşama yapılacağı sözleşmeden anlaşılmaktadır. Bu taahhüt kapsamında devrin yapıldığına dair yazılı bir devir sözleşmesi bulunmamakta, davanın kabulü gerekeceğini,
dava dışı... San. A.Ş. tarafından mahkeme dosyasına sunulan müzekkere cevabında şirketin kuruluştan itibaren ortaklık yapısı ve sermaye artışları listelenerek dayanak belgeler gönderilmiş olup davalılar ... ve ... ...'ya yapılan hisse devirlerine ilişkin ne bir yazılı belge, ne bir YK kararı ya da şirkete bildirim belgesi olmadığı, dolayısı ile hisse devirlerinin dayanaksız olduğu, ispat edilemediği ve neticede hükümsüzlüğü ortaya çıktığını, 29.03.1989 tarihli "hisse devir sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin, hisselerin devrine dair taahhüt değil, hisselerin satışı amacıyla düzenlenen bir sözleşme olduğunun kabulü halinde dahi; bu sözleşme, satış sözleşmesinin kurucu unsurlarını içermediğini, yine devre ilişkin YK onay kararı bulunmadığını, işbu nedenlerle hisse devri en başından geçersiz olduğunu,
her ne kadar davaların ayrılması yönünde karar verilmiş ise de muris ile davalılar arasında yapılan pek çok muvazaalı işlem, dava konusu hisse devri sözleşmesinin gerçek bir satış sözleşmesi olmadığını ortaya koymakta olup satış bedelinin belirli olup olmadığı değerlendirilirken, davalılar ile muris arasındaki tüm muvazaalı işlemler ve murisin hisse devrinden sonra yapılan sermaye artışlarına bizzat katılması dikkate alınması gerektiğini, huzurdaki davaya konu hisse devir sözleşmesinde (kabul anlamına gelmemek üzere) hisselerin devir bedelinin belirlenmemiş olması; bunun yanı sıra belirsiz bedelin, muris hisseleri satmadığı takdirde zaten hak kazanacağı kâr payından ödenmesine dair hükümler, ortada ihtiyaç sebebine bağlı bir devir olmadığının en açık göstergesi olup tüm bu muvazaalı işlemler yumağının işaret ettiği gerçek şudur ki, davamıza konu şirket hisse devrini ortaya koyan ne bir yazılı sözleşme, ne bir ödeme dekontu ne bir şirket YK kararı; hiçbir yazılı sözleme, belge ya da ödeme dekontu bulunmadığını, 29.03.1989 tarihli sözleşme, devre dair yazılı bir sözleşme olarak kabul edilemeyeceğini, zira devir yapılmamış, devir taahhüt edilmiştir ve sözleşmede devir bedeli belirlenmemiştir. İddia edilen hisse devirleri hükümsüzdür ve ortada gerçek bir satış bulunmadığını, bu nedenlerle davamızın kabulü gerekeceğini,
tefrik kararı ile huzurdaki davaya konu talep yönünden davanın, davalılar ... ve ... adına devamına karar verilmiş ise de ... ... ve ... şirketinin de işbu davada taraf olması gerekeceğini, bu davalılar yönünden ilk dava dilekçemizdeki, hisse devirlerinin kötü niyetli ve muvazaalı olduğuna dair iddia ve talepler de aynen geçerli olduğunu, neticeten; muvazaalı devirler yönünden dava ve taleplerinin aynen saklı olup tefrik edilerek yeni esasa kaydedilen muvazaalı devre dayalı davanın ıslah kapsamında değildir ve yeni esasa kaydedilen davadaki talepleri aynen geçerli olmak kaydıyla ıslah yolu ile sunulan yeni dava dilekçesinin kabulü ile;
dava konusu hisselerin devrine ilişkin muris ile davalılar arasında düzenlenen 29.03.1989 tarihli hisse devir sözleşmesi başlıklı belgenin; hisse devrini taahhüt eden bir sözleşme olması, devir sözleşmesi olarak kabulü halinde dahi belirli ya da belirlenebilir bir devir bedeli içermemesi, devre konu hisse adedini bile göstermemesi, kurucu unsurlar yönünden eksik olması ve Türk Ticaret Kanununda belirtilen hisse devir şartlarını taşımaması nedenleri ile yoklukla malul olduğu kabul edilerek muris ...'dan ... ve ...'ya yapılmış görünen ve akabinde bu kişiler tarafından diğer davalılara yapılmış olan hisse devir işlemlerinin yoklukla malul olduklarının/geçersizliğinin tespitine, 29.03.1989 tarihli sözleşme dışında davalılar tarafından ... hisselerinin davalılara devrine ilişkin temlik sözleşmeleri olmadığı gibi Yönetim Kurulu onayı da olmadığından hisse devri sadece hazirun cetvellerine dayanarak ileri sürüldüğünden, herhangi bir yazılı temlik sözleşmesine dayanmayan ve türk ticaret kanununda belirtilen diğer şartları taşımayan tüm hisse devirlerinin yoklukla malul olduklarının - geçersizliğinin tespitine,
...'nın vefatından önce şirkette sahip olduğu gerçek paylarının tespitine,
tespit edilen ...'ya ait şirket hisselerinin müvekkilleri adına yasal miras payları oranında devir olduğunun kabulü ile hisselerin müvekkiller adına yasal miras payları oranında şirket defterlerine kaydına; bu mümkün olmadığı takdirde hisselerin güncel değerinin tespiti ile anılan bedelin yasal miras payları oranında dava tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte müvekkillere ödenmesine,
Davalıların dava konusu şirket hisselerinden elde ettikleri menfaatlerin yani kâr paylarının ve anapara faizlerinin, yasal miras payları oranında dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte müvekkillere ödenmesine,
vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın aynı nedenlere dayalı olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2019/... Esas nolu dosyasında derdest dava var iken iş bu davayı açması usule aykırı olduğunu, bu sebeple derdestlik itirazında bulunduğundan davanın bu sebeple müvekkili hakkında reddini, davacıların istemlerinin nispi harca tabii olduğunu,... sanayi A.Ş.’nin sermayesi sicil kaydında kayıtlı olduğundan öncelikli olarak davacı yanın talepleri doğrultusunda muris ...‘nın ölmeden önceki payı ve sermaye miktarını tespit edebilecek durumda olduğundan davacıların öncelikli olarak kayıtlı sermaye miktarı üzerinden nispi harcı tamamlamalarını, olayda sebepsiz zenginleşmeye ilişkin zamanaşımı süreleri yönünde talebin reddi gerektiğini, dava konusu olayda miras bırakan ... şirket hisselerini 29.03.1989 tarihinde yapılan "hisse devir sözleşmesi" ile devrettiğini, bu sözleşmenin 3. maddesi "devir koşulları ve devir bedeli"ni düzenlemekle bu devir sözleşmesinin baba-oğul arasında olduğu tartışma dışı olduğunu, bu devirlere ilişkin kayıtların sicilde ve şirket pay defterinde yazılı olması gerektiği açık olduğundan öncelikle pay devrine ilişkin kayıtların sicilden celp edilmesi gerektiğini, devir bedelleri muris ...’ya müvekkili tarafından ödendiğini, tarafların baba-oğul oldukları göz önünde tutulduğunda bu ödemelerin yazılı delil ile ispatı da yasal olarak zorunlu olmadığını, devir sözleşmesinin yapıldığı tarihten bu güne kadar geçen süre göz önünde tutulduğunda bu ödemelere ilişkin belgelerin saklanması ve an itibarı ile müvekkilinden istenmesi de uygun olmadığını, müvekkilin şirketteki hisseleri devir aldığı tarihte şirketin borç yükü altında olduğu o tarih itibarı ile çalışan sayısının 30 kişi olduğu, müvekkilin hisseleri devir aldığı tarihte müvekkilin öz annesinin muris ...’dan boşanma tazminatı aldığını ve bu tazminat ile murisin yurtdışında çalıştığı dönemlerde kazandığı paraları da hisselerin satın alınmasında kullandığı sabittir.murisin şirket hisselerini müvekkile devretmesinin diğer bir nedeni devir tarihi itibarı ile şirketin nakit ihtiyacı içerisinde olması ve süre gelen ticari rekabette murisin eğitiminin yetersiz kalmasıdır. Murisin sağlığında kendi rızası ile ve ihtiyacına binaen şirket hisselerini bedel karşılığında müvekkile devir ettiğini davacılar bildiğini, muris sağlığında davacı kız evlatlarına ekonomik katkı ve yardımlarda bulunmuş özellikle davacılardan ... şirket borca batık olduğunda kendisi "ben riske giremem çocuklarımın eğitimini yapın yeter" diye beyanda bulunduğunu, müvekkiline hisse satışı yapıldığı dönemde ...’e ... ’te ev, ... ’de ev ve ...’da da mülk alındığını, o dönemde ...’e babası tarafından ciddi bir kaynak aktarılmıştır. Diğer davalı ... ...’dan 2005 yılında ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/... Esas sayılı dosyasında verilen karar ile boşandığını, bu boşanma davasında mahkemeye sunulan boşanma protokolünde müvekkilinin... A.Ş.’deki hisseleri de tazminat olarak ... ...’ya devredildiğini, müvekkilinin ... ... şirketi ile ilgisi olmadığı gibi muvazaalı olarak yapmış olduğu herhangi bir iş ve işlem de bulunmadığını, davacılar bu tedbir istemlerini dava dilekçelerinde beyan ettikleri bir çok davada ileri sürmüşler, mahkemelerce tedbir istemleri yerinde görülmemesi üzerine bu kez bu davada tekrarlama yoluna gittiklerini, hukuka uyarlı olmayan bu istemlerin de reddi gerektiğini, usule yönelik itirazımızı tekrarla öncelikli olarak davanın, derdestlik, nispi harç, zaman aşımı yönünde yapmış olduğu itirazların incelenerek bu itirazların giderilmesi ve derdestlik ve zaman aşımı itirazlar yönünden davanın usulen reddine, esasa ilişkin taleplerimiz yönünde davanın reddine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ... ... ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/... Esas sayılı dosyası ile derdestlik itirazında bulunduklarını,... A.Ş hakkında dava açılmadan bu davanın görülemeyeceğinden pasif husumet itirazında bulunduklarını, davacı tarafça dava dışı şirketin hisse devirlerine yönelik 18.08.2002 tarih ve 3 ve 4 sayılı 05.09.2002 tarih ve 5 sayılı kararlarının iptali ve hisselerin muris adına kaydının talep edilmesi karşısında husumetin dava dışı şirkete de yöneltilmesi, bu itibarla davacı tarafa dava dışı şirkete husumet yöneltmek sureti ile dava açmak üzere süre verilmesi ve açılan davanın da birleştirilmesi gerektiğini, davacıların iddialarının zaman aşımına uğradığını, hak düşürücü sürelerde de dava ikame edilmediğini, murisin davacılarla husumeti bulunmadığını, davacıların ketm eyledikleri bir çok husus bulunduğunu, davacıların dava dışı... San A.Ş.'nin 07.09.2018 tarihli genel kurulunda alınan sermaye artırımının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, E grubu hissedar olduklarını belirterek ... ATM 2018/... Esas sayılı dosyasından dava açtıklarını, bu davayla alakalı mahkemeye bilgi verilmediğini, ortaklar arasında ihtilafların hak düşürücü sürelerinin açıklandığı, satışın bedel karşılığında olup karşılıksız kazandırma kapsamında olmadığını, davalının şirketin %0 sahibi olduğunu diğer davalı ... ve şirkete yönelik dava açıldığını ve %50 hissesini talep ettiğini, ... ATM 2018/... Esas sayılı dava dosyasında yargılama devam etmekte olup davanın miras hukukundan kaynaklı olmadığını, hamiline yazılı hisse senetlerinin devri için senedin zilyetliğinin devri yeterli olup hisse senetleri anonim şirketlerdeki hissedarlığı tevsik etmek ve hisseler üzerinde yapılan hukuki işlemleri kolaylaştırmak amacıyla çıkarılan ve hisseleri temsil eden senetler olduğunu, bu senetlerin sahibi açısından sağladıkları hakların bir kısmı mameleki mahiyette bir kısmı ise idari mahiyette haklar olduğunu, bu hakların kullanılması için senedin ibrazı yeterli olup, senedin tamamen geri verilmesi söz konusu olmadığını, nama yazılı senetlerin devri olgusunun hukuka uygun olduğunu, dava dilekçesindeki devir hususunun doğru olup 1989 yılında müvekkilinin bedeli mukabilinde hisseleri sözleşme kapsamına uygun olarak süreç içinde satın aldığını, davanın konusu sözleşmenin iptali ve şirketin yarısına sahip olma isteği olduğunu, muvazaalı olduğu ileri sürülen gizli işlemler şekil şartı yönünden geçerli ise, söz konusu işlemlerin muris muvazası sebebiyle iptalinin talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, hisse devri karşılıksız olmayıp davacının ispatla yükümlü olduğunu, şekil şartı bulunmadığını, müteveffa ...'nın 2017 yılında vefatında 92 yaşında olup yaşlılık döneminde aktiflerinde var olduğunu değerlendirdikleri mameleki konusunda vasi tayini davası açmadıklarını, hayatın olağan akışında 64 yaşında sözde mal kaçıran kişinin 90'lı yaşlarda da buna benzer işlemler yapabileceği ancak davacıların herhangi bir hukuksal işlem yapmadıklarını, müteveffanın kız evlatlarını ayırma gibi bir gayesi olmadığını, davacıların tüm talepler k ayrı ayrı nispi harç ödemesini, derdestlik itirazının kabulünü, davalının dava dışı şirkete ortak olduğu ilk andan itibaren tüm haklarının tahsili ile tazminat isteminin kabulünü, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, görevsizlik itirazı konusunda mahkemenin değerlendirmesini, terek dosyalarının sonucunun beklenmesini, zaman aşımı itirazının kabulünü, davanın reddini talep etmiştir.
Tanık beyanları:
Mahkememizin 25.06.2020 tarihli celsesinde dinlenen tanık ...'nın beyanında;"...ların yeğenine ait ... Kozmetik'te çalışmakta idim, 2002 yılında kendi isteğimle bu şirketten ayrıldım. Bu nedenle taraflar arasındaki ilişkiyi biliyorum. Davalılar ... ... ... ile ... 1988 yılında Amerika'dan yeni gelmişlerdi. Babalarının kurduğu firmanın hisselerini babalarından devraldılar. Devir alma gerekçesi ... davalıların annelerinden ayrıldığı sırada boşanma tazminatı olarak bu hisseleri boşandığı eşinin çocuklarına devrettiğini ...'nın kendi ağzından duydum. Davalılar bu hisseler karşılığında ...'ya bir bedel almış değillerdir. Davalılar ...'nın ilk eşinden çocukları olup, davacılarda daha sonraki eşlerinden birisinin çocuklarıdır. Davacı vekilinin talebi doğrultusunda tanıktan soruldu:Ben çocuklarımı Amerika'da okutacağım. Geldiklerinde de hisseleri onlara devredeceğim şekilde ... bana beyanda bulundu, davalıların o tarihte bir apartman dairesinde oturan insanlardı ekonomik durumları da ona göreydi...Benim ... ile herhangi bir sorunum olmadı. ... çalıştığı 1988-1993 yılları arasında nakit para kullanmakta, bankalardan kredi kullanmamaktaydı. Ben taraflar arasında herhangi bir sorun hatırlamıyorum...ben taraflar arasındaki yapılan sözleşmeyi bilmiyorum. Ben ...'ya girdiğimde mal sevkiyatı ve tahsilatları ben yapıyordum. 1995 yılında tekrar işe girdiğimde firmanın ithalat ve ihracat işlerini ben yaptım. Daha sonra da ... Kozmetiği geçtim. Ben ... hanımın Türkiye'de üniversitesi eğitimi için sürekli harçlığını yatırırdı. Söz konusu firmada hem davacılar hem davalılar bu firmalarda çalışıyor idiler.'' beyanında bulunduğu görüldü.
Mahkememizin 25.06.2020 tarihli celsesinde dinlenen tanık ...'ın beyanında; "Ben ... firmasının sahibi olan ve davacıların ve davalıların babası olan ...'yı çok iyi tanırım. Tarafları da bu nedenle tanıyorum, bu firma da çalıştım ve 5 önce de daha sonra girdiğim işyerinden ayrıldım, şu anda emekliyim. Davalı ... ve ... ... Amerika'dan eğitimden döndükten sonra ... ben yoruldum. Firmayı siz çalıştıracaksanız çalıştırın, borcumuz çok çalıştırmazsanız da ben firmayı satacağım dediğini bizzat duydum ancak taraflar arasında yapılan sözleşmenin içeriğini bilmiyorum. Ancak ...'nın eski eşi olan ve davalıların annesi olan ... ...'nın oğluna para gönderdiği ve hatta parayı ben getirdim teslim ettim. Bu paraları ... Bankası ve ... Bankasındaki ... hesaplarından çekerek bana verdi. Ben de ... beylere paraları getirdim...Ben ... beyin ekonomik durumu iyi olmadığı için şirketi ...ya yorulduğunu da belirterek şirket hisselerini devrettiğini biliyorum. Önce ...'dayken sonra ... ve ... ...'ya devrettiğini biliyorum, firmada davacıların da yakınları çalışıyorlardı...... 1989 yılında şirketi ...'ya devrettiğini biliyorum ancak daha sonra da firma yetkilisinin babası sıfatıyla zaman zaman şirkete gelirdi, ben ... hanımın ekonomik durumu hakkında pek bilgiye sahip değilim, ancak emekli maaşı olduğunu biliyorum, ...'da zaman zaman eşine her ay destek olurdu, ayrıca ... hanımın kira gelirleri de vardı." beyanında bulunduğu görüldü.
Mahkememizin 28.01.2021 tarihli celsesinde dinlenen tanık ...'ın beyanında;"Ben şirkette 1982-2004 yılları arasında ön muhasebe departmanında çalıştım, daha sonra idari işlere geçtim, yanlış hatırlamıyorsam 1989 yılında muris ... boşanmıştır, eşine de boşanma nedeniyle tazminat ödemişti, eşine ödenen bu tazminatla yani annelerine ödenen bu tazminatla ... ve ...'dan şirketin hissesini satın aldılar, 1985-1986 yılları arasında Bursa Bayimiz bize olan borçlarını ödeyememiştir, bu nedenle şirket zor duruma düşmüştü ya fabrikayı satacak ya da hal çaresine bakacaktı, hisse satışı bundan dolayı oldu, ayrıca ... ve ... beylerin anneleri de varlıklı bir insandı, 2005 yılındaki ... ve ... Şirketine yapılan satışlara ilişkin bilgim yoktur...Ödemenin boşanma tazminatından karşılandığı şirkette o tarihlerde konuşuluyordu...... Hanım bildiğim kadarıyla anne tarafında Erdek'te yerleri vardı, ... Bey 1990lı yıllara kadar aktif olarak çalıştı, satıştan sonra da hafta da bir iki sefer fabrikaya uğruyordu, ancak satıştan önce her gün fabrikaya geliyordu, davacı ... 1980lerde zaten gençti, zaten okuyordu, kendisine havale ile para gönderiliyordu, ... ise yurt dışındaydı, ... ile ...'in aralarının kötü olduğunu biliyordum ancak boşandıklarını bilmiyorum...... 1985 yılında ... ise 1986 yılında yurt dışından Türkiye'ye geldiler, ... bir ara askere gidip geldi, her ikisi de fabrikanın başında durdular, ... Hanım fabrikada değildi, ...'da yurt dışındaydı, ...'ya Bodrumda yazlık ve Altunizade de evlerinin olduğunu biliyorum, ...'nın çocukları da çeşitli departmanlarda çalıştılar, bu çalıştırmaya ilişkin bir ihtilaf olmadı, şirketin başında hisse satın almasından sonra ağırlıklı ... Bey vardı, şirket ondan soruluyordu, satın alma tarihinde banka ipotekleri var mıdır bilmiyorum, ... ...nın şöforüdür, ... şirketin kalorifersici olarak, daha sonra da eşinin şoförü olarak çalıştı, ... 'i hatırlamıyorum...fabrika ile ...nın evi arasında yürüme ile 2 dk lık mesafe vardır."beyanında bulunduğu görüldü.
... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/... Talimatı yoluyla 17.03.2021 tarihli celsesinde dinlenen tanık ...'in beyanında; "Tarafların murisi ... annemin kuzeni olur. Bu sebeple her iki tarafı da tanıyorum. Murisin davalı oğulları ... ve ... yurt dışında eğitimlerini gördüler. Türkiye'ye döndükten sonra babalarının yanında çalışmaya başladılar. Takip eden bir kaç yıl içerisinde benim bildiğim kadarıyla muris mal varlıklarını ve hisselerinin devrini oğullarına gerçekleştirdi. Karşılığında murisin bir bedel aldığını düşünmüyorum. Zira davalı oğulları döndüklerinde çok gençlerdi böyle bir birikimlerinin olması mümkün değildi. Ben davacıların şirketteki ortaklıklarının çok küçük bir hisse olduğunu biliyorum. Davacı ... yurt dışında yaşıyordu. Bu sebeple vekaletle işlemleri yürüttüklerini, toplantılara vekaletle katıldığını biliyorum. Ben ...'nın şirkette bir çalıştığını biliyorum. Ancak tam olarak ne kadar çalıştığını bilmiyorum. Şirket bir aile şirketi idi. Ancak dağılımını bilemiyorum. ...'nın çocukları ... ve ... yurt dışında eğitimlerini tamamladıktan sonra ülkeye döndüler. Ve hatırladığım kadarıyla ... iki yıl, ... ise dört yıl şirkette çalıştı. Çocukların hatırladığım kadarıyla yalnızca orta ve lise boyunca yalnızca okul taksitini muris gönderiyordu. Bunun dışında kalan ihtiyaç ve giderlerini ise anneleri ... ve babaları karşılıyordu. Ben davacıların murisle aralarında şirket hisseleri konusunda bir husumet olup olmadığını bilmiyorum. Daha doğrusu aralarında şirket hisselerinin devri nedeniyle davacıların kırgınlıkları vardı. Ancak boyutu hakkında bilgim yoktur. Davacıların iş kadını kimlikleri vardır. ... de büyük bir kozmetik firmasında uzun yıllar boyunca çalışıp bu sene emekli oldu. ... ise dava konusu şirkette çalışmıştır. Şirketin uluslararası işlerini kimin yürüttüğü hakkında bilgim yoktur. Ben ...'nın eşi ...'nun şirkette çalıştığını biliyorum. Ancak hangi pozisyonda çalıştığını bilmiyorum. Bildiğim kadarıyla az önceki okul taksiti dışında murisin ya da diğer kardeşlerinin davacılara bir maddi desteği yoktu. Ben davalı ...'in davacı ...'ya ...'da bir ev aldığını biliyorum. Bunun dışında başka bir ev alıp almadığını bilmiyorum. Benim bildiğim kadarıyla şirket ... tarafından aktif olarak yönetilmektedir. Başka bir yönetici olup olmadığını bilmiyorum. Ben dava konusu şirkette hiç çalışmadım. Şirket hisselerinin satıldığı dönemde şirkette değildim. Ancak İstanbul'da idim. Davacılardan ... ile çocukluğumuz birlikte geçti, aynı zamanda bende Üniversiteyi ... de okudum ve okul hayatım boyunca birlikte kaldık. Bu sebeple tüm bu süreçleri davacı ...'nın anlatmasından yakından biliyorum. 1987 yılında ... de yaşıyordu. ...'nın şirket toplantılarında katiplik yapıp yapmadığını bilmiyorum. Ben davalıların üniversitelerini bitirip Türkiye'ye geldikten sonra yalnızca babalarının yanında çalıştıklarını biliyorum. ... geldiğinde genç bir çocuk olarak şirketinbüyümesini katkıda bulunacak bir şeyler yaptığını düşünüyorum. Babalarının yanında işi öğrendiler. Babaları çok başarılı bir iş adamı idi. Gelinen bu noktaya babaları getirdi. Ama 90 yıllardan itibaren de davalı oğulları aktif olarak devam ettirdiler." beyanında bulunduğu görüldü.
Hisse Devir Sözleşmesi; Müteveffa ... ile davalılar ... ... ... ve ... arasında akdedilen 29/03/1989 tarihli hisse devir sözleşmesinin aşağıdaki şekilde olduğu görülmüştür.
HİSSE DEVİR SÖZLEŞMESİ
MADDE I - TARAFLAR
İşbu sözleşmenin:
Bir tarafında ... yolu no: ... İstanbul adresinde mukim ...,
Diğer tarafında ise yine aynı adreste mukim ... ve ... olmak üzere aşağıdaki konuda ve aşağıdaki koşullarda anlaşmışlardır.
MADDE 2- SÖZLEŞMENİN KONUSU
İşbu sözleşmenin konusu, ...'nın "... San A.Ş.'de sahibi bulunduğu hisselerin aşama aşama oğulları ... ve ...'ya devridir.
MADDE 3- DEVİR KOŞULLARI VE DEVİR BEDELİ
İş bu sözleşme ile ..., "... San A.Ş."de sahibi bulunduğu hisselerin tamamını ili yıl içinde ve eşit miktarlarda olmak üzere oğulları ... ve ...'ya devretmeyi taahhüt etmektedir.
... ve ... devraldıkları hisselerin toplam bedelinin %10'unu hisselerin kendilerini devri tarihinde ve geri kalan bedeli ise her yıl eşit taksitler halinde 9 yıl içinde tamamen ödeyeceklerini kabul ve taahhüt etmektedirler. Ayrıca, ... ve ... 1991 mali yılı sonundan itibaren beş yıl süre ile, şirket karından kendi hsselerine düşen kar payının %25'ini ...'ya ödeyeceklerdir. Şu kadar ki, bu ödeme yükümlülüğü şirketin kar etmesine ve kar dağıtmasına bağlıdır.
Hisse devirleri ...'nın belirlediği takvim içinde ve belirlediği oranlarda yapılacak ve en geç 31.10.1991 tarihinde tamamlanacaktır.
Hisselerin devri öncesinde ya da hemen sonrasında şirket faaliyetleri bakımından gerekli görülen sermaye artışları yapılacak, ancak bu sermaye artışları nedeniyle doğan sermaye taahhütleri öncelikle hisselere düşen kar paylarından karşılanacaktır.
MADDE 4 - ŞİRKETİN YÖNETİMİ
Şirketin çoğunluk hisselerinin ... ve ...'ya devri sonrasındaki ilk bir yıl ... Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine devam edecek; daha sonra en az beş yıl süre ile Yönetim Kurulu Başkanlık görevini ..., başkan vekilliğini ise ... yürütecektir. Ancak, bu beş yıllık süre içinde ... da yetkili imza sahibi olarak Yönetim Kurulunda yer alacaktır.
İşbu sözleşme sona erinceye kadar ... ve ... hisselerini üçüncü kişilere ve hatta birbirlerine dahi ...'nın yazılı onayı olmaksızın devredemeyecektir.
MADDE 5 - GEÇERLİLİK VE YÜRÜRLÜK
İşbu sözleşme 29.03.1989'da imzalanmış olup, bu tarih itibariyle yürürlüğe girer ve yukarıda belirtilen hisse devir bedelinin tamamı ödeninceye kadar yürürlükte kalır. Bu sözleşmedeki her türlü değişiklik taraflar arasında ayrı bir yazılı sözleşme ile mümkün olur.
İşbu sözleşme hisse devir bedelinin tamamının ödendiği tarihte kendiliğinden sona erer.
Tam ıslah ile Dava; Dava konusu hisselerin devrine ilişkin muris ile davalılar arasında düzenlenen 29.03.1989 tarihli hisse devir sözleşmesi başlıklı belgenin; hisse devrini taahhüt eden bir sözleşme olması, devir sözleşmesi olarak kabulü halinde dahi belirli ya da belirlenebilir bir devir bedeli içermemesi, devre konu hisse adedini bile göstermemesi, kurucu unsurlar yönünden eksik olması ve Türk Ticaret Kanununda belirtilen hisse devir şartlarını taşımaması nedenleri ile yoklukla malul olduğunun tespiti ile Yönetim Kurulu onayı da olmadığından muris ...'dan ... ve ...'ya yapılmış görünen ve akabinde bu kişiler tarafından diğer davalılara yapılmış olan hisse devir işlemlerinin yoklukla malul olduklarının/geçersizliğinin tespiti ile davalıların dava konusu şirket hisselerinden elde ettikleri menfaatlerin yani kâr paylarının ve anapara faizlerinin, yasal miras payları oranında dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte tahsili taleplerine ilişkindir.
Tam ıslah öncesi; dava iki ana nedene dayalı olup, birincisi 1989 yılındaki hisse devri sözleşmesinin kurucu unsuru taşımaması, diğeri de muvazaa olup; TÜM davalılar hakkındaki MUVAZAA iddiası açısından davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verilerek 2021/784 esasa söz konusu muvazaa davası kayıt edilmiş ve "Muris muvazaası nedeniyle şirket hisse devrinin iptalinde görevli mahkemenin ticaret mi asliye hukuk mu olduğu konusunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin çelişkili kararları bulunmakta ise de; muvazaalı olarak devredildiği öne sürülen malvarlığı haklarının (ticari şirket hisseleri) 6102 sayılı TTKda tanımlanmış olması, davayı ticari dava kılmayacağı, davanın (iddianın) temelinin muris muvazaası olduğu, genel bir ilke olarak görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ölçüt, muris muvazaasına konu malvarlığı haklarını oluşturan unsurların niteliği olmayıp, murisin mirasçılarının hukukunu zedeleyen malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığı, bunu değerlendirme görevinin de 6100 sayılı HMKnın 2. Maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmış ve bu nedenlerle görevsizlik kararı verilmiştir. (Yargıtay 11.H.D. 2016/3771 E. 2016/5972 K., Yargıtay 1. H.D. 2014/11204 E., 2015/14214 K. - İBAM 12. H.D. 2020/230 E., 2020/835 K.)" gerekçeleri ile görevsizlik kararı verilmiştir.
Tam ıslah sonrasında da, ... ... ve ... ... Şirketinin halen davamızda taraf olduğu davacı tarafça iddia edilmiş ise de; TÜM davalılar hakkındaki MUVAZAA iddiası açısından davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına mahkememizce karar verilmiş olup, tam ıslah dilekçesinde dahi davalı olarak sadece ... ve ... gösterilmişte olmakla bu iddia yersizdir.
Taraflar arasında ve bilirkişi raporunda temel ihtilaf hisse senetlerinin devrine ilişkin 29.03.1989 tarihli sözleşmenin, -çıplak pay olmakla, BK kapsamında alacağın devri kapsamında yapılan yazılı- alacağın devri sözleşmesi mi yoksa temlik vaadi mi olduğu konusunda toplanmaktadır.
Mahkememiz bu sözleşmenin, belirli ya da belirlenebilir bir devir bedeli içermemesi, devre konu hisse adedini göstermemesiyle alacağın devri açısından kurucu unsurları taşımadığının açık olduğu, ancak bu haliyle alacağın devrinin vaadi niteliğinde sözleşme olduğunun da açık olduğu, devir için alacağın devri hükümlerine uygun yazılı devir sözleşmesinin bulunması gerektiği kanaatine varmıştır. Ancak, -devir eden muris, alıcı davalılar ve ilgili şirket, murisin sağlığında murisin halen ortaklığının ve yöneticiliğinin devam ettiği dönemlerde- hisselerin parça parça devirleri, vaad doğrultusunda gerçekleştirmiş olması, temlikin ilgili tüm taraflarca -(ikinci klasördeki) dosyaya ibraz edilen 1989 yılından itibaren yapılan genel kurullara tüm hissedarların da toplantılarda hazır olmalarından ortaya çıkan bu durumun- kabul edilmiş olması / benimsenmesi / icazet vermesi / itiraz edilmemesi ve pay defterine kaydedilmiş olması, bu hususun murisin yaşamda iken ileri sürmemiş olması, uzunca bir süre sonra dava konusu yapılmaması, hukuk güvenliği ilkesi dikkate alındığında temlik işlemine ilişkin yazılılık kuralının yerine getirilmemiş olmasının ileri sürülmesinin mümkün olmayacağı, tüm ilgililerin zamanında ve de uzunca bir süre kabullendikleri -kurucu da olsa da- şekil şartına aykırılığın iddia edilmesinin ilgililerin/tarafların iradesine, hukuk güvenliği ilkesine aykırı olmakla bu devirlerin bu nedenle geçerli kılınamayacağı anlaşımıştır.
Vaatte pay miktarı ve pay değerinin yazılı olmaması da, vaat sözleşmesi olması ve devirlerin yukarıdaki şekilde gerçekleşmiş olmasına göre varılan bu sonuca etkili değildir.
Tüm hisseler bu vaat sözleşme ile devir işlemleri yapılmadığı için "murisin tüm hisseleri bu sözleşme ile devredi ise, sonraki sermaye artışlarına katılmasının anlamı neden?" itirazı de bu nedenle yersiz olduğu gibi vaat sözleşmesinde sonraki sermaye artışlarına katılıma ilişkin hüküm de bulunmaktadır.
Anonim şirketlerde hisse devri tescile tabi değildir, yönetim kurulu kararı da kurucu unsur değildir. Hisse devir işlemleri tescil edilmeksizin ilan edilebilmektedir. Hisse devrinin tescil ile ilan edilmek isteniyorsa şu belgelerin hazırlanması gerekmektedir: Noterlik tarafından düzenlenmiş hisse devir sözleşmesi, Hisse devrinin pay defterine işlendiğine gösterir belge, Noter onaylı yönetim kurulu kararı.
Pay defterine kayıt ise TTK 417/4 gereğince dava konusu uyuşmazlıkta fonksiyon ifa etmesi temlikin yazılı temlik sözleşmesi olmaksızın ilgili şirket dahil tüm taraflarca kabul edilmiş olmasını ispatlamaya yeterlidir.
İtiraz olarak ileri sürülen Uzman Görüşünün; muvazaadan arilik unsuru davamız konusu olmayıp, tefrik edilen davanın konusu olup; vaat sözleşmesinin borçlandırıcı işlem olup tasarruf işlemi olmadığı savı doğru ise de mahkememiz vardığı sonuca göre yazılı şekle uymadan yapılan temlik işlemi yukarıda sayılan nedenlerle sonuçta geçerli sayılması gerekmekle sonucu etkili olmadığı; ödeme yapıldığının ispatlanamadığı iddiasının ise muvazaa davasının konusu olup, dava konumuz ilgilendirmediği; vaat sözleşmesinde devir edilen hisse miktarı ve bedelinin gösterilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı görüşünün, şekle uyulmadan yapılan temlik işlemi yukarıda sayılan nedenlerle sonuçta geçerli sayılması gerekmekle taraflarça bedeli ve hisse miktarı bilinen bu işlemlerin geçerliliğine etkisinin olmadığı, kaldı ki bu son sava ilişkin olarak da vaat sözleşmesinde devir edilecek hisse bedellerinin ileri dönemdeki kar miktarına bağlı tutulduğu gibi, hisse bedellerinin tahsilini garanti altına alabilmek adına devir eden murisin yönetimde bulunmaya devam etmesinin de sözleşmede yer aldığı görüşünün ileri sürülebileceği anlaşılmıştır.
Tüm bu nedenlerle asıl talep ve sonuçta da bu talebe bağlı talepleri içeren davanın reddine karar verilerek sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken maktu 427,60-TL harcın, peşin yatırılan 1.724,83-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.297,23‬-TL peşin harç ve 215.754,00-TL tamamlama harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılar tarafına iadesine,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava konusu hisselerin değeri olarak bildirilen 12.734.769,00‬-TL üzerinden takdir edilen) 431.347,69-TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalılara verilmesine,
4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılardan ... ... ... tarafından yapılan 1.239,60-TL, diğer davalı ... tarafından yapılan 38,00-TL yargılama giderinin, davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile iş bu davalılara verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/04/2024

Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır

Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”