T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/108 Esas
KARAR NO:2024/8
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:21/10/2013
KARAR TARİHİ:12/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin bir alman sigorta kuruluşu olduğunu, dava dışı ... ve ... ...'ın müvekkili şirkete sağlık sigortası ile sigorta ettirildiğini, davalılardan ...'in maliki ve sürücüsü olduğunu ... plakalı aracın, müvekkili şirkete sigortalı dava dışı ... ...'ın kullandığı ... plakalı araca çarptığını, kazada davalı sürücü ...'in %100 kusurlu olduğunu, kazada sigortalı ... ...'ın ağır yaralandığını, eşi ... ...'ın de yaralandığını ancak daha sonra vefat ettiğini, ... ...'ın kurtarılabilmesi için yapılan tedavi masraflarının 56.279,59 Euro olduğunu, ... ...'ın gelir kaybı sosyal hizmetler prim ödemesi ve sigorta primi dahil olmak üzere 13.268,83 Euro tuttuğunu, bütün bu masrafların müvekkili şirket tarafından karşılandığını, oluşan zarardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, belirtilen bu zarar bedellerinin ödenmesinden sonra halefiyet ilkesi gereğine davalılara rücu edilerek ödenen bedellerin tazmininin istendiğini ancak her iki davalının da herhangi bir ödeme yapmadığını, bu arada SGK'na da başvuru yapıldığını ancak henüz bir yanıt alınamadığını, ödeme yapılmaması üzerine davalılar aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığını ancak itiraz üzerine takibin durduğunu, SGK'na yapılan başvuruya karşılık bir ödeme yapılması halinde tahsilde tekerrür oluşmaması koşuluyla .... İcra Müd. ... esas sayılı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde; Tedavi giderlerinin 6111 sayılı kanun hükümleri gereğince SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, davacı şirketin sigortalısı ... ...'ın mirasçıları tarafından müvekkili şirkete başvuruda bulunulduğunu, bu dosya kapsamından mirasçılara 118.677.29 TL ödeme yapıldığını, bakiye 81.322,71 TL teminat kaldığını, ancak buna rağmen mirasçıların Mersin ... Asliye Ticaret Mahkemesinde ilave dava açtığını, davanın sonucunun beklendiğini, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, icra inkar tazminatı istenemeyeceğini, dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden faiz ve masraf istenemeyeceğinden belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde ; Müvekkilinin 6111 sayılı kanun kapsamında tedavi giderlerini üstlendiğini, üstlenilmiş olan bu tedavi gider talep haklarının bir başkasına devredilemeyeceğini, özel sağlık sigortalarının bu hakkı kazanamayacağını, yalnızca Sağlık Uygulama Tebliği kapsamındaki giderlerin karşılanabileceğini, işgörmezlik, maddi manevi tazminat ve bakıcı giderlerinin sigorta şirketlerince karşılanması gerektiğini, yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizce 13/02/2017 tarihli 6 nolu celsede birleşen .... ATM'nin ... (davacısının ... ..., davalısının SGK olduğu) nolu dosya yönünden mahkememizce tefrik kararı verildiği, mahkememizin ... esasına kayıt olunduğu görevsizlik nedeniyle usulden reddolunduğu anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava; trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkin, rücuen tazminat davasıdır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 28.12.2016 tarih 2015/... esas 2018/... karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiği, verilen kararı davacı tarafın istinaf etmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45.Hukuk Dairesinin 28.12.2022 tarih 2020/... esas 2023/... karar sayılı ilamı ile "....Dava, trafik kazasından kaynaklı, sağlık sigorta poliçesi kapsamında ödendiği iddia olunan bedelin, kazaya sebebiyet veren davalı araç sürücüsü ile zorunlu trafik sigortacısından rücuen tazmini amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya sunulan tercüme ettirilmiş sadece poliçenin ilk nüshasına göre dava dışı ... ... ile 01.11.2008 başlangıç tarihli ve süresiz, eşi ... ... ise 01.11.2008-15.09.2011 vade tarihlerini kapsamak üzere ... numaralı ... ... İşletme Sağlık Sigortası düzenlenmiştir. Her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dosyaya sadece poliçenin ilk nüshası ibraz edildiği ve başkaca hiçbir ek konmamış olduğundan, sunulan bu poliçenin kapsamı, teminat limitleri ve diğer özellikleri konusunda hiçbir fikir edinme imkanı bulunamadığı, dolayısıyla akdedildiği iddia edilen bu poliçenin gerçekten istenilen tazminatları kapsayıp kapsamadığı, belirli rahatsızlıklar için istisnalarının bulunup bulunmadığı, limit mevcut olup olmadığı, limitin aşılmış otup olmadığı, muafiyetlerin bulunup bulunmadığı gibi hususlar belli olmadığı, herhangi bir özel sigortacının halefiyet hakkından veya rücu inıkanından söz edilebilmesi için iki ana unsurun mevcudiyetitin ispatı gerektiği, ilk unsur, yapılan ödemenin sigortacılık mevzuatına ve tekniğine uygun bir ödeme olup olmadığının belirlenmesi, ikinci unsur ise halefiyet hakkının mevcut olup olmadığının belirlenmesi olduğu, ancak bu iki unsurun mevcudiyetinin kanıtlanması halinde sigortacının yaptığı ödemeden dolayı halefiyetinden ve rücu hakkından söz edilebileceği, ancak dosyaya sunulan bu sözleşme ile bunun tespiti mümkün olmadığından davacının rücu hakkının tam olarak kanıtlamadığı sonucuna varılmış ise de söz poliçenin ve tüm eklerinin apostil şerhli ve tercümesini sunması için davacıya süre verilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde, davaya konu sağlık sigorta poliçesinin ve tüm eklerinin apostil şerhli ve tercümesini sunması için davacı vekiline, söz konusu belgelerin yurt dışından getirtilecek olması da göz önüne alınarak makul süre verilerek belgelerinin ibrazı halinde, davacı tarafça yapılan ödemenin sigorta limiti dahilinde poliçe kapsamında bir ödeme olup olmadığı, halefiyet şartları gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına" karar verilerek dosya mahkememize iade edilmiştir.
Davacı vekiline 03/03/2023 tarihli BAM kaldırma kararına istinaden tensiple beraber davaya konu poliçe ve tüm eklerinin apostil şerhli tercümesini sunması için süre verildiği, ilk duruşmanın 02/06/2023 tarihinde olduğu, bu tarihli celsede davaya konu poliçenin ve tüm eklerinin apostil şerhli ve tercümesini sunması için süre verilmesine rağmen sunmadığı, 03/11/2023 tarihli celsede son kez süre verilerek davaya konu poliçenin ve tüm eklerinin apostil şerhli ve tercümesini sunması için süre verilmesine, bu süreye kadar sunmadığı takdirde dosyanın mevcut şekli ile karar bağlanacağının ihtarına ( iş bu duruşma zaptının davacı vekiline tebliğine) karar verilmiş ancak davacı vekili tarafından apostil şerhli ve tercümeli olarak poliçe ve tüm ekleri ibraz edilmediği,
Dosyaya sadece poliçenin ilk nüshası ibraz edildiği ve başkaca hiçbir ek konmamış olduğundan, sunulan bu poliçenin kapsamı, teminat limitleri ve diğer özellikleri konusunda hiçbir fikir edinme imkanı bulunamadığı, dolayısıyla akdedildiği iddia edilen bu poliçenin gerçekten istenilen tazminatları kapsayıp kapsamadığı, belirli rahatsızlıklar için istisnalarının bulunup bulunmadığı, limit mevcut olup olmadığı, limitin aşılmış otup olmadığı, muafiyetlerin bulunup bulunmadığı gibi hususlar belli olmadığı, herhangi bir özel sigortacının halefiyet hakkından veya rücu inıkanından söz edilebilmesi için iki ana unsurun mevcudiyetitin ispatı gerektiği, ilk unsur, yapılan ödemenin sigortacılık mevzuatına ve tekniğine uygun bir ödeme olup olmadığının belirlenmesi, ikinci unsur ise halefiyet hakkının mevcut olup olmadığının belirlenmesi olduğu, ancak bu iki unsurun mevcudiyetinin kanıtlanması halinde sigortacının yaptığı ödemeden dolayı halefiyetinden ve rücu hakkından söz edilebileceği, ancak dosyaya sunulan bu sözleşme ile bunun tespiti mümkün olmadığından davacının rücu hakkının tam olarak kanıtlamadığı, söz poliçenin ve tüm eklerinin apostil şerhli ve tercümesini sunması için davacıya süre verilmesine rağmen davacı vekilinin bu belgeyi sunamadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 427,60 -TL harcın, peşin alınan 2.187,00-TL harçtan mahsubu ile fazla 1.759,40-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
4-Davalı ... Sigorta A.Ş duruşmalarda kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 26.141,32-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Sigorta A.Ş'ye verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı gider avansından artan bakiyenin davacıya/vekiline iadesine,
Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı, Davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/01/2024
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!