WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

İSTANBUL 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/521 Esas
KARAR NO:2023/616

DAVA:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:10/08/2023
KARAR TARİHİ:22/09/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır araba alım satımı işi yaptığını, müvekkil davalı tarafa ait ''...'' isimli İnternet sayfasında ... plakalı ... Marka, ... Model, ... şasi no’lu aracın satılık olduğunu gördüğünü, satılık ilanında ‘’Araç Ekspertiz Raporu’’ bölümü yer almakta ve bu bölümde de aracın ön kısmında ve arka kısmında toplam dört parçada sadece boyanın mevcut olduğunu, aracın herhangi bir değişeninin mevcut olmadığı bilgisine yer verilmediğini, müvekkili de ilan içerisinde yer alan ekspert raporunu göz önünde bulundurarak verilen ilan doğrultusunda 314.350,00 TL'ye bahse konu aracı satın aldığını, akabinde davaya konu aracı, üçüncü kişi olan tüketici ... isimli şahsa aracı 06.04.2022 tarihinde 315.000 TL tutara sattığını, satış aşamasında müvekkili davalı tarafın ekspert raporunu üçüncü kişi olan ... beyan etmiş ve taraflar arasında önceden oluşan güven ilişkisiyle ... isimli tüketici tekrar rapor almamış ve aracı belirtilen tutar üzerinden satın aldığını, ... isimli şahıs yaklaşık 4-5 ay sonra aracı satmak niyetiyle ... isimli firmadan 28/10/2022 tarihinde ekspert raporu almış ve davalı şirketin sitesinde yer alan ekspertiz raporunun gerçeği yansıtmadığı ve araçta gizli ayıpların bulunduğu tespit edildiğini, nitekim müvekkilinin aracı davalı taraftan alım sırasında ve öncesinde bildirilmeyen, başka araçtan kesim yapılarak çıkma değişen olarak ekleme yapıldığını, boyalı olarak gösterilen bölümlerin esasen çıkma/değişen olduğunu, hatta ve hatta davalı şirketin vermiş olduğu ilan üzerinde bulunan raporda belirtilmeyen kusurların da dahi olduğu yapılan eksper incelemesi neticesinde tespit edildiğini, kısacası davalı şirketin ilanda belirtmiş olduğu eksper raporunun yanıltıcı olduğu ve gerçeği yansıtmadığı yapılan ekspertiz raporunda ortaya çıktığını, ...'ın bu durumu müvekkiline bildirdiğini, müvekkili ticari itibarının daha fazla zarara uğramaması adına aracın davalı taraf tarafından belirtilen durumu göz önüne alarak o dönem ki piyasa değeri üzerinden (460.000 TL) 31/10/2022 tarihinde 3.şahsın da zararını karşılayarak sattığı bedelden daha fazla bir miktar ödeyerek aracı geri aldığını, akabinde müvekkili araçtan daha fazla zarar etmemek adına elinden çıkararak bir başka kişiye sattığını, ayrıca bu durumu müvekkili davalı tarafa ayrıca bildirdiğini, müvekkili tarafından uğranılan zararların tazmini için ... 10.Noterliği 27.12.2022 tarihli ... Yevmiye No'lu ihtarname ile durum davalı şirkete ihtar edilmiş ancak herhangi bir netice alınamadığını, müvekkili davalı şirketin sayfasında bulunan ilana ve ilanda yer alan ekspertiz raporuna güvenerek aldığı araçtan gerek maddi gerekse ticari itibarı gereği manevi zarara uğradığını, zira davalı şirket ... sayfasında vermiş olduğu ilanda dürüstlük kuralına uygun bir şekilde davranarak aracın ayıplarını gizlemeden gerçekleri yansıtan bir rapor koymuş olsaydı, müvekkilinin zarara uğramayacağını, bu aşamaya kadar müvekkilinin dava konusu aracın ayıplarının gizlenmesinden dolayı ilk alımda uğradığı zarar ifade etmeye çalışıldığını, halbuki müvekkili aracı aldıktan sonra uğradığı zararlar da söz konusu olduğunu, zira müvekkili aracı üçüncü kişilere satması ve tekrar almak zorunda kalması nedeniyle ciddi anlamda maddi ve manevi zarara uğradığını, dolayısıyla ortada gizli ayıp olup müvekkili de ayıbın tespiti sonrası davalı tarafa durumu derhal bildirmiş ve aracın geri alınması veya zararının karşılanmasını talep ettiğini, ancak davalı taraf müvekkilinin tüm iyiniyetli yaklaşımına kayıtsız kalarak taleplerin tümünü reddettiğini, bu durumda davalı şirketin sözleşmeye uygun olarak ifa edilmesine ilişkin menfaatinin gerçekleşmemesi sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu zararların tazmini hedeflendiğini, bu nedenle işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, izah edilen nedenlerle, dava konusu aracın ayıplı çıkması ve hileli, yanıltıcı satış sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu şimdilik 1000 TL maddi zararın davalıdan tahsil edilerek müvekkiline verilmesine, müvekkilinin uğramış olduğu 10.000 TL manevi zararın davalıdan tahsil edilerek müvekkiline verilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; davalı taraftan satın alınan aracın ayıplı olması nedeni iddiasına dayalı maddi manevi tazminat davası olduğu anlaşılmıştır.
Görev, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınmalıdır . 28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabında davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı bildirilmiştir.
Dosya kapsamı incelendiğinde; aracın ruhsatında; "Kullanım amacı:Yolcu nakli HUSUSİ" olarak belirtilmiş,
Aracın kullanım amacına yönelik yukarıda yapılan tespitler ve emsal kararlar kapsamında yapılan araştırma neticesinde aracın hususi araç olduğu belirlendiğinden ve ayrıca davacının tacir kaydı da bulunmadığından taraflar arasında ticari ilişki bulunmamaktadır. Bu sebeple iş bu dava mutlak ve gerekse nispi ticari nitelikte bir dava değildir. davanın tüketici mahkemesinde çözümlenmesi gerektiğinden Mahkememizin görevli olmadığı, araç hususi nitelikte olduğundan Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla karşı görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-)HMK'nun 114/(1)-c ile 115/(2) madde uyarınca Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-)HMK 20 madde uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın GÖREVLİ VE YETKİLİ İSTANBUL TÜKETİCİ HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-)H.M.K.'nun 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten itibaren, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dosyanın görevli ve yetkili Mahkemesine gönderilmesini talep ettikler takdirde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, süresi içerisinde talep olmaması halinde dosyanın Mahkememizce re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılacağı hususunda karar verileceğinin ihtarına,
4-)Yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hususunun H.M.K'nun 331. maddesi uyarınca davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmesi halinde o mahkemede, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde dosya ele alındığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde mahkememizce değerlendirilmesine
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/09/2023

Katip ...
(E-İmzalı)

Hakim ...
(E-İmzalı)