WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

İSTANBUL 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/334 Esas
KARAR NO :2024/148

DAVA:İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:03/02/2023
KARAR TARİHİ:27/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...' ün davalının halasının eşi olduğunu, davalının halası ...ten işlerinin bozulması sebebiyle borç istemesi üzerine kendisine 11.08.2014 tarihinde 5 adet senet düzenlemek suretiyle 30.03.2015 vade tarihli 12.000 USD, 30.04.2015 vade tarihli 13.000 USD, 30.05.2015 vade tarihli 13.000 EUR, 30.06.2015 vade tarihli 14.980 EUR ve 31.10.2015 vade tarihli 4.660 EUR olmak üzere toplam 25.000 USD ve 44.640 EURO borç verildiğini, davalının bu borcu ödemeyerek halasını ve müvekkili davacıyı oyaladığını, aradan çok uzun zaman geçmesi ve davalının aldığı borcu ödememesi üzerine davacının eşi ...kendi aralarındaki bir alacak ilişkisi nedeniyle senetleri müvekkile ciro etttiğini, davalı tüm etrafa borcu ödemeyeceğini, uğraştıracağını açıkça söylediğini, davalının akrabalık ilişkisi sebebiyle devamlı oyalaması ve bekletmesi sebebi ile, senetlerin kambiyo senedine ilişkin takip yapılabilme kabiliyeti yasal sürenin geçmiş olması nedeniyle müvekkili tarafından icra takibi yapılmış fakat borçlunun takibe itirazı ve itiraz süreci sonrasında takibin durduğunu, borçlu olan davalının takibe itirazı ile takibin devamı için dava açma zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı bilerek ve kasten icra dosyasına itiraz etmiş olup müvekkilin zararına sebebiyet verdiğini, takip borçlunun haksız itirazı üzerine durduğunu, bu sebeple %25 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle itirazın iptali davası niteliği gereği arabuluculuk şartına tabi olup, arabuluculuk şartı yerine getirilmeden dava açılmış olması sebebiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği, belirtilen senetlerdeki imzanın müvekkiline ait olmayıp müvekkilinin davacı yana böyle bir borcu bulunmadığı, davanın esastan da reddedilmesi gerektiği, davacı yanın müvekkiline karşı kötü niyetli icra takibi başlatarak haksız bir şekilde bu bedeli müvekkilinden tahsil etmeye çalışmakta olup, kötü niyetli olduğu; bu nedenlerle öncelikle arabuluculuk şartı yerine getirilmemiş olduğundan davanın dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, aksi kanaatin hasıl olması halinde imzanın müvekkile ait olmaması ve de davacı yana müvekkilin herhangi bir borcunun bulunmaması sebebiyle esastan reddine, davacı yanın kötü niyeti göz önüne alınarak icra takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; kambiyo senedinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibene itirazın iptaline ilişkindir.
.... Asliye Hukuk Mahkemesinin 03/02/2023 tarih ve 2023/36 Esas - 2023/40 Karar sayılı ilamı ile dosya üzerinden görevsizlik kararı verildiği, dosyanın mahkememize tevzi edilerek işbu esasa kaydedildiği anlaşılmıştır.
Tarafların gerçek kişi tacir kaydı olup olmadığı ile ilgili İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, müzekkere cevapları incelendiğinde tarafların gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı bildirilmiştir.
Tarafların hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir(esnaf) olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir(esnaf) ise ve işletme defteri tutuyor ise; VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, davalı faaliyetinin esnaf faaliyet sınırını aşıp aşmadığının tespiti bakımından;
Davacı ... için ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, gelen müzekkere cevabı incelendiğinde, mükellefler grubunda yer almadığı;
Davalı ... için ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, gelen müzekkere cevabı incelendiğinde, son 3 yıla ait G.M.S.İ. beyannamesi bulunmadığı bildirilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen nazara alınır.
Somut olayda, uyuşmazlığın dayanağı, Türk Borçlar Kanununun 386 ve devamı maddelerinde düzenlenen tüketim ödüncü kapsamında kalan alacağa ilişkin 11.08.2014 tarihinde düzenlenen 5 adet senede istinaden ilamsız takip sebebi ile açılan itirazın iptali davasından ibaret olduğu anlaşılmıştır. TTK'nun 4. Maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na atıfla mutlak ticari dava konusu kabul ettiği sözleşmelerden de değildir.
Somut olayda dosyada yer alan belgelere ve yapılan araştırmalara göre tarafların gerçek kişi tacir kaydının olmadığı, davanın mutlak ve nispi ticari dava olmadığı, bir alacağın kambiyo senedine bağlanmasının o alacağı ticari iş haline getirmeyeceği, davacnın istemin Türk Borçlar Kanununun 386 ve devamı maddelerinde düzenlenen tüketim ödüncü kapsamında kaldığı, uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmakla mahkememizin karşı görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, verilecek görevsizlik kararı ile mahkememiz ve .... Asliye Hukuk Mahkemesi arasında görev uyuşmazlığı oluştuğundan, merci tayini için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-İş bu davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 'nun 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna,
2-Mahkememiz kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde daha önce .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/36 Esas - 2023/40 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının halli merci tayini için dosyanın HMK 22/2 maddesi uyarınca İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-Merci tayini sonrasında verilen kararda mahkememizin görevli bulunmaması halinde dosyanın re'sen görevli .... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-6100 sayılı HMK 331/2 madde ve bendi uyarınca yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda; taraflara gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/02/2024

Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır