T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/73 Esas
KARAR NO :2024/425
DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:16/09/2014
BİRLEŞEN ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ...ESAS
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:30/09/2014
KARAR TARİHİ:06/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Vekiledeni ile davalı arasında 07.01.2014 tarihli Varlık Devir Sözleşmesi bağıtlandığını, vekiledeninin sözleşme kapsamında tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ödemeleri yaptığını, ancak davalı tarafından üzerine düşen yükümlülüklerin bazılarının yerine getirilmemiş olduğunun tespit edildiğini, bu kapsamda davalıya .... Noterliğinden 07/07/2014 tarihli ihtarname gönderildiğini, davalının 500.000-Euro tutarındaki son ödemeye hak kazanmadığının belirtildiğini, davalı yanın bu ihtarnameden sonra ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile vekiledeni aleyhine icra takibine giriştiğini, bu sebeple işbu menfi tespit davasının açıldığını, Varlık Devir Sözleşmesi'nin Ek 8/2,6 ve 7.maddeleri kapsamında tekeffüllerde bulunularak, vekiledenine güvence verildiğini, ancak, tamamlama sonrası son inceleme boyunca, ... Şubesi'nin ... Ofis Otomasyon Sistemleri Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi adı ile ayrı bir tüzel kişilik olarak kurulduğunun ortaya çıktığını, ki bu durumun tekeffülün açık bir ihlali olduğunu, ayrıca ...'ın Varlık Devir Sözleşmesi tarihi itibariyle ... Ofis'in maliki olmadığının anlaşıldığını, sözleşmenin 8.2.1 (i) maddesinde ...'ın ne şekilde hareket edeceğinin öngörüldüğünü, müşterinin resmi devri tamamlanana kadar, sözleşmeler tahtındaki menfaatlerin davacı şirket adına tutulması ve kazanılan tutarların şirkete ödenmesi gerektiğini, bu durumun da gerektiği şekilde gerçekleşmediğini, satıcı tarafından ürünlerin ve hizmetlerin teminine ilişkin olarak ... ile ...'da bulunan devlet kurumları arasında akdedilen sözleşmelere ... Devlet Sözleşmeleri 'ne, davacı ve davalı arasındaki devir ilişkisine özel bir önem verildiğini, ... Devlet Sözleşmeleri miktarının 1.130.000-Avro olarak hesaplandığını ve bu miktarın satın alım bedeli içine dahil edildiğini, ancak bu işleminde davalı tarafından gerçekleştirilmediğini, MIF (varlıkların devrinin bir kısmını oluşturan) 'in bir kısmının malikinin aslında ... olmadığını, müşteriler olduğunu, diğer MIF'in hesabının verilemediğini, bir takım MIF'lere ilişkin olarak değerleme ve yaş konularında sözleşmeye aykırılıklar olduğunu, MIF'lerin değerinin Varlık Devir Sözleşmesinde belirtilenden yaklaşık olarak 227.000-Avro daha az olduğunu, ... Ofis'in ...'daki mülkünde bulunan fiziksel varlıklar ile sözleşmenin EK 2.2 maddesinde belirtilen varlıklar arasında uyuşmazlıklar bulunduğunu, söz konusu varlıkların kayıtlı değerinin netleştirilmesi, devredilen varlıkların 9k TL tutarında aşırı değerlemesini ortaya koyduğunu, davalının ihtarnamede bildirilen hususların hiçbirini yerine getirmediğini, kendi edimlerini yerine getirmemesine rağmen 500.000-Euro için icra takibi başlattığını, sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmediğini beyanla, davacının davalıya 500.000-Euro borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı yanın davasını dayandırdığı vakıaların ve hukuki nedenlerin açıklattırılarak, delil, iddia ve taleplerini somutlaştırması gerektiğini, davacı asilin basiretli bir tacire yakışan davranışlar sergilemediğini, huzurdaki davanın ödeme yapmamak için kötüniyetle açılmış olduğunu, vekiledeninin sözleşmeyi hiçbir şekilde ihlal etmediğini, sözleşmeye aykırı davranmadığını, davacı tarafından gönderilmiş olan ihtarnameye vekiledeni tarafından cevabi ihtarname gönderildiğini, varsayım, hissiyat ve kaygılara dayalı olarak ödemeden imtina edilemeyeceğini, ödememe halinde yasal işlemlerin başlatılacağının iş bu cevabi ihtar ile bildirildiğini, buna rağmen ödeme yapılmaması üzerine davacı yan aleyhine icra takibine girişildiğini beyanla, haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
BİRLEŞEN ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ...ESAS SAYILI DOSYASINDA;
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Vekiledeni ... ...Ltd. Şti. ile davalılar ... Ltd. Şti, ... ve ... arasında 07.01.2014 tarihinde Varlık Satış ve Devir Sözleşmesi'nin imzalandığını, sözleşme gereği davacının tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen davalı tarafça yerine getirilmeyen hususların tespit edilmesini müteakip davalı adına ....Noterliği'nce 7 Temmuz 2014 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, ... Hükümet Sözleşmesi'nde düzenlenen uygulamaların bu güne kadar gerçekleşmediğini beyanla davalı şirket ve davalı garantörler ... ve ...'dan ... Hükümet Sözleşmesi için ödenen 1.130.000 -Avro ödeme tarihinden itibaren tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Öncelikle dava dilekçesinin soyut, belirsiz, olayların ve hukuki sebeplerin anlaşılmadığı iddialardan ibaret bulunduğunu, dava dilekçesi ekinde sözleşme metni olarak ekli olan evraklarda davalının imzasının bulunmadığını ve bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yanın davasını dayandırdığı vaka ve hukuki nedenleri açıklayarak talebini somutlaştırması gerektiğini, davacı yanın basiretli bir tacire yakışan tutum ve davranış içinde olmayıp, kötüniyetli olarak borcunu ödememek istediğini, sözleşmeden önce davacı taraf sözleşme konusu işlemleri ile ilgili iki kez denetim ve inceleme yapmasına rağmen sözleşmenin imzalanması ile işleri teslim alarak herhangi bir ihtarda bulunmadığını, vekiledeni tarafından davacı aleyhine vaki alacak için icra takibine girişildiğini ve takibin itiraz edilmediğinden kesinleşmesi sonucu davacı yanın kesinleşen davaya karşı İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açtığını, davanın derdest olduğunu beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
GEREKÇE:
Asıl dava, davalı tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemiyle İİK'nın 72.maddesi uyarınca menfi tespit davası; birleşen dava ise taraflar arasındaki sözleşmenin eksik ifa edilmesi nedeniyle davacı tarafından fazladan yapılan ödemenin sözleşme borçlusu ve garanti verenlerden tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır.
Mahkememizin 28/11/2019 tarih ve ... E.K sayılı kararı ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği, verilen bu kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine dosyanın İstanbul BAM'a gönderildiği,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 30/12/2021 tarih 2020/1289 - 2021/1704 E.K.sayılı ilamı ile; "...Davacı ile davalı şirket arasında 07.07.2014 tarihinde "Varlık satışı ve devir sözleşmesi" başlıklı belge düzenlenmiştir. Anılan sözleşmedeki gerçek kişi davalılar garantör olarak yer almaktadır. Sözleşmenin tanımlardan önceki (a) maddesinde, satıcının, Türkiye'de ofis malzemeleri satış işini icra ettiği, (b) maddesinde ise satıcının aşağıda tanımlanacak aktifleri ve sözleşmeleri mülkiyetini ve menfaatini teslim ve devir edeceği, alıcının ise tüm aktif ve sözleşmeleri devir ve temlik almayı kabul ettiği belirlenmiştir. Sözleşmenin ikinci maddesinde devir tarihi itibariyle ve bu tarihten itibaren geçerli olmak üzere "ek-2'de ve eklerde listelenen aktifleri tüm hak, mülkiyet ve menfaatlerini alıcıya satar ve devreder" düzenlemesi bulunmaktadır. Devir edilen varlıklara ilişkin ek-2 kısmında MIF (ek-2.3) müşteri stoku, satıcı tarafından kiralanan her türlü motorlu taşıt dışındaki motorlu taşıtlar (ek-2.4), ofis varlıkları ve işletme ile bağlantılı olan istisna varlıklar haricindeki herhangi diğer önemsiz varlıkların devir edileceği belirlenmiştir. Sözleşmenin ek-5 maddesinde devir edilecek her bir sözleşme ve varlık kaleminin değeri ayrı ayrı belirlenerek ... Hükumet Sözleşmeleri için 1.130.000 Euro değer belirlenmiştir. Sözleşmenin ek-8. maddesinde satıcı ve garantörlerin düzenlendiği, 8.2.a maddesinde devredilen aktiflerin tamamına sahip olunması ve şu anda yürütüldüğü şekilde işletmenin devam ettirilmesi konularında satıcı ve garantörlerin tam bireysel güce ve yetkiye sahip oldukları anlaşılmıştır. Bunun dışında alıcıya devir edilecek satım bedelinin ne şekilde ödeneceği sözleşmenin 4 vd. maddelerinde düzenmiştir. Sözleşmenin 4.2.5 maddesinde ... Hükumet Sözleşmeleri olarak nitelendirilen sözleşmelerin devrine onay verilmemesi halinde yada alıcının ek -5'te yer alan miktarı eşit bir miktara indirebileceği durumlarda ne şekilde işlem yapılacağı belirtilmiş ve sözleşmenin 8.2.1.i maddesine atıf yapılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen stok sözleşmesinin 6. maddesinde devir edilen sözleşmeler, 7. maddesinde devir edilen varlıklar, 8. maddesinde devir edilen davalar düzenlenmiştir.
Davacı tarafından keşide edilen 07.07.2014 tarihli .... Noterliğinin ihtarında, sözleşme ve eklerinde devir edilecek hak ve varlıkların belirlendiği, varlıkların işletmenin aktifinde bulunduğuna ilişkin davalılarca garanti verildiği, ancak devir sırasında ...'daki faaliyetlerin ayrı bir tüzel kişi tarafından takip edildiğinin belirlendiği, devir edilecek varlıklar ile sözleşmedeki varlıklar arasında eksiklik tespit edildiği, bu nedenle kalan 500.000 Euro'nun eksiklikler tamamlanana kadar davacı uhdesinde tutulacağı bildirilmiştir. 27.06.2014 tarihli Beyoğlu 37.Noterliğinin ihtarında, davacı şirkete devir edilen çalışanların sözleşme tarihinde ...'da faaliyet gösteren şirkete ortak olmasına rağmen bu hususun beyan edilmemesi nedeniyle, sözleşmesinin fesih edildiği bildirilmiştir.
Davacı taraf sözleşmeden önceki aşamada taraflar arasında yapılan yazışmaları sunmuştur. Belirtilen yazışmalarda ... Hükumet Sözleşmeleri, stok ve diğer varlıklara ilişkin yazışmaların yapıldığı ileri sürülmüştür. İlk derece mahkemesince talebin açıklattırılması için davacıya süre verilmiş, davacı tarafından ibraz edilen 27.04.2015 tarihli dilekçede, sözleşmenin görüşmelerinin davalılarla yürütüldüğü, varlık devir sözleşmesinin ek-1 tanımlar başlıklı kısmında devir edilecek sözleşmelerin ... Hükumet Sözleşmeleri olarak belirlendiğini, ayrıca MIF varlık devir sözleşmeleri ek-2.3, motorlu taşıtlar ek-2.4, stoklar 9.1, devir edilen varlıkların 2.1 maddesinde düzenlendiğini, davalıların dilekçesinde Kopi Teknik şirketinin sözleşmeden doğan edimleri yerine getirdiğinin, davalılarca savunulduğunu, ancak devir borcunun yerine getirilmediğini beyan ettiği görülmüştür. Davalılar vekili ise 04.02.2016 tarihli dilekçesinde, Kopi Teknik Ofis Ltd. Şti.'nin sözleşmeden doğan menfaatleri davacıya aktarması nedeniyle, davacı tarafından fatura düzenlendiğini, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi halinde müvekkillerinin edimini yerine getirdiğinin anlaşılacağını beyan ettiği görülmüştür.
Taraflar arasında düzenlendiği ihtilafsız olan sözleşme ile devri özel şekil şartlarına bağlı olan davalı şirkete ait stok, araç, sözleşme ve mal varlığının devrine ilişkin çerçeve sözleşme düzenlenmiştir. Bu kapsamda, devir edilecek araçlar yönünden resmi şekilde devir sözleşmeleri düzenlenmesi gerekeceği gibi, TBK'nın 205. maddesi gereğince sözleşmelerin devri için de sözleşmeyi devir alan ve devir eden ve sözleşmede kalan taraf arasında ayrı bir sözleşme düzenlenmesi gerekmektedir. Satım sözleşmesinde (varlık devri) satım konusu emtianın alıcıya devir edildiğini kanıtlama yükümlülüğü satıcıdadır. Satıcı edimini yerine getirdiğini usulüne uygun delilerle kanıtlamalıdır. HMK'nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut olayda, davalı satım ve devir sözleşmesinde edimlerini yerine getirdiğini iddia etmiş, dosya kapsamında bulunan 24.02.2016 tarihli dilekçenin 12. sayfasında da edimini yerine getirdiğini savunmuştur. Bu durumda, devir sözleşmesi kapsamında özellikle birleşen dava konusu edilen ... Hükumet Sözleşmeleri olarak adlandırılan sözleşmelerin nelerden ibaret olduğu konusunda hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında taraflardan açıklama istenmesi, devir sözleşmesinde, devir edilecek bu sözleşmelere ilişkin özel olarak devir bedeli belirlenmiş olması nedeniyle, sözleşme hükümleri özellikle ek-1 tanımlar, ek-2 varlıklar, ek-5 ödenecek bedeller ve davalıların devir sözleşmesine konu bu sözleşmelerin varlığına ilişkin davalıların taahhütleri dikkate alınarak, davalıların devir yükümlülüklerini yerine getirilip getirilmediği değerlendirilerek, asıl ve birleşen dava yönünden bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün tayininde hataya düşülerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, ilk derece mahkemesince davacının ihtar ve dava dilekçesindeki taleplerinin çelişkili olduğu belirtilmiş ise de bu tür bir davanın açılmış olması için ihtar gönderilmesi şart olmadığı gibi, az yukarıda belirtildiği üzere devir sözleşmesi bedeline hak kazandığını savunan davalının, sözleşmede belirtilen varlıklar, taşıtlar, sözleşmeler ve diğer devir edilecek mal varlıkları konusunda devir yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispatlaması gerekir. Bu hususta, sözleşme bedeli üzerinden düzenlenen faturanın davacı defterinde kayıtlı olması, sözleşmeden sonra özel şekil yükümlülüğüne uyularak devri gereken edimlerin, davalılar tarafından yerine getirildiğini kanıtlamaz. İlk derece mahkemesince, davacının TTK'nın 23. maddesi gereğince süresinde ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği kabul edilmiş ise de somut olayda dava konusunun ayıplı ifa olmadığı, eksik ifa bulunduğunu ileri sürülmesi nedeniyle ayıp ihbarının gerekmediği açıktır.
Bu durumda mahkemece, devir sözleşmesine konu olan mal varlığı, sözleşme ve diğer devir edilecek unsurların nelerden ibaret olduğu konusunda taraflardan açıklama istenerek, hangi varlıklarının devir edildiğinin davalılar tarafından kanıtlanması suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükümlülüğü ve delillerin takdirinde hataya düşülerek karar verilmesi yerinde görülmediğinden, ilk derece mahkemesince belirlenen esaslar çerçevesinde yargılama yapılarak karar verilmesi için ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılması gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçeyle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyadrınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, tarafların esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına...." karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği ve işbu esasa kaydedildiği anlaşılmıştır.
Öncelikle taraflar arasındaki sözleşmeler incelenecek olursa; davanın tarafları arasında, Varlık Satış ve Devir Sözleşmesi (...) ile Stok Satış ve Devir Sözleşmesi (Stock Sale and Transfer Agreement) başlıklı iki ayrı sözleşme akdedilmiş bulunmaktadır. Sözleşmeler, satıcı sıfatıyla Davalı ... Büro Pazarlama Ltd. Şti ile alıcı sıfatıyla Davacı ... ...Ltd. Şti. arasında akdedilmiş olup davalılar ... ve ... da sözleşmelere taraftır.
Sözleşmeler asıl olarak İngilizce dilinde hazırlanmış olup; yalnızca son sayfalarında tarafların imzalarını barındırdığı anlaşılmıştır. Bu durum karşısında davalılar, İngilizce asıl sözleşme metnini kabul ettikleri ve Türkçe tercümenin İngilizce aslını yansıttığı konusunda davacı ile mutabık kalmıştır. Ancak Ek (Annex) olarak sunulan belgelerde imzaları bulunmadığından, davalılar bu belgeleri kabul etmemiştir. Buna karşılık davacı, söz konusu eklerde ayrıca imza bulunmasa dahi bunların taraflar için bağlayıcı olduğunu; zira sözleşmenin bir parçası olduğunun taraflarca kabul edildiğini ve bu eklerin e-posta yazışmalarında yer aldığını ileri sürmüştür.
Sözleşmenin, davalı tarafından kendisini bağladığı inkar edilmeyen asıl metninin henüz başında bulunan “İçindekiler” bölümünde, “Tanımlar” başlıklı Ek-1'in; “Devredilen Varlıklar” başlıklı Ek-2'nin; “Devredilen Çalışanlar” başlıklı Ek-3'ün; “Devredilen Sözleşmeler” başlıklı Ek-4'ün; “Satın Alım Bedelinin Dökümü” başlıklı Ek-5'in; “... ve ... Sözleşmeleri” başlıklı Ek-6'nin; “Madde 4.5.3'te Atıf Yapılan Dokümanların Kopyaları” başlıklı Ek-7'nin; “Satıcı'nın Teminatları” başlıklı Ek-8'in; “Muaf Tutulan İşlere İlişkin Bilgiler” başlıklı Ek-9'un listelendiği görülmüştür. Davalıların bir yandan bu eklere ilişkin mutabakatın varlığını gösteren sözleşmenin asıl metninin kendilerini bağladığını kabul etmesi fakat diğer yandan eklerin kendilerini bağlamadığını iddia etmeleri çelişkili davranış teşkil etmektedir. Bu durum karşısında asıl sözleşme metninin yanı sıra eklerinin de davalıları bağladığı sonucuna varılmıştır.
Sözleşmenin 4.1 maddesi uyarınca, taraflar, Devredilen Varlıkların ve Devredilen sözleşmelerin değerinin KDV hariç 3.349.000 Euro olduğu konusunda mutabıktır. Fakat bu bedel, Sözleşmenin 4.2 maddesi uyarınca kesintilere ve Sözleşmenin 4.5 maddesinde belirtilen koşullara satıcının uygun davranmasına tâbidir. Sözleşmedeki Ek-5'te, Satın Alım Bedeli kalem kalem detaylandırılmıştır. Buna göre MIF değeri 1.190.000,00 Euro; Ofis Varlıkları 350.000,00 Euro; Müşteri stoku 79.000,00 Euro; ... Hükümet Sözleşmeleri 1.130.000,00 Euro; Bayi Sözleşmeleri ve peştemaliye 600.000,00 Euro (toplam 3.349.000,00 Euro) olarak değerlenmiştir.
2.07.01.2014 tarihli Stok Satış ve Devir Sözleşmesinin (Stock Sale and Transfer Agreement) 4.5 maddesi uyarınca, Nihai Stok Değeri 500.000,00 Euro'nun üstündeyse alıcı, aşan kısmı ... İnşaat Kollektif Şirketi'ne ödeyeceğinin, Nihai Stok Değeri 500.000,00 Euro'nun altındaysa satıcı ve garantörler, eksik kalan kısmı alıcının yapacağı mahsuplarla ilgili olarak 07.07.2014'e kadar alıcının elinde tutulmak üzere alıcıya ödeyeceğinin, alıcı Nihai Alım Fiyatının bakiyesini ... İnşaat Kollektif Şirketi'ne ödeyeceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir.
.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davalı ... Büro Makinaları Pazarlama Ltd. Şti., Davacı ... ...Ltd. Şti. aleyhine 500.000,00 Euro anapara ve 4.554,79 Euro faiz olmak üzere toplam 504.554,79 Euro karşılığı 1.469.869,01 TL için ilamsız icra yoluyla takip başlatmış olup takibin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
O halde tarafların iddia ve savunmaları ile istinaf mahkemesi kararına göre çekişme konuları; asıl davada menfi tespit isteminin yerinde olup olmadığı, birleşen davada davalıların sözleşmeden kaynaklanan devir yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, bunun sonucunda alacak talebinin yerinde olup olmadığı ve nihayet sözleşmeyi garantör olarak imzalayan davalılar ... ve ...'ın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Mahkememizce ... Hükumet Sözleşmeleri olarak adlandırılan sözleşmelerin nelerden ibaret olduğu konusunda hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında taraflardan açıklama istenmiş, açıklamalar doğrultusunda ilgili kurum ve kuruluşlara davalıların devir yükümlülüklerini yerine getirilip getirilmediği hususunda müzekkereler yazılmış, akabinde mahkememizce toplanan delillere, iddia, savunma ve istinaf kararı kapsamına göre dosya bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ... ve ...’e tevdi edilmiş olup, bilirkişiler heyetinden alınan 29.09.2023 tarihli rapora göre;
"Asıl davadaki talep yönünden;
Davacının Davalıya gönderdiği ihtarnamede açıkladığı ve dava dilekçesinde yinelediği iddiası ile güncel olarak ileri sürmekte olduğu iddia arasında bir çelişki mevcuttur. Şöyle ki, Davacı, .... Noterliği nezdinde Davalıya hitaben düzenletmiş olduğu 07.07.2014 tarihli ihtarnamede, davalının sözleşmeye aykırılık nedeniyle bedelin tamamına hak kazanamadığını ve bedelin 500.000,00 Euro'luk kısmının davacı tarafından ödenmeyip alıkonulduğunu beyan etmiştir. Ardından açtığı davada davacı, ihtarnameyi yinelemiş; davalı sözleşmeyle taahhüt ettiği edimleri yerine getirmediğinden davacının son takside ilişkin ödeme yükümlülüğünün doğmadığını belirtmiş ve 500.000,00 Euro tutarında borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Fakat davalının güncel iddiası, hem Varlık Satış ve Devir Sözleşmesinden hem de Stok Satış ve Devir Sözleşmesinden doğan satış bedeli ödeme borcunun tamamını zaten hâlihazırda ödemiş olduğu yönünde olup; buradan hareketle 500.000,00 Euro tutarında borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Bu çelişkinin hukuki sonuçları sayın Mahkemenin takdirindedir.
Ayrıca davacı, davalı tarafın sözleşmeye aykırı davrandığı yönündeki genel ve soyut iddiasını ... Hükümet Sözleşmelerinin hiç devredilmediği yönünde somutlaştırmış bulunmaktadır; dava dilekçesinde değinilen diğer sözleşmeye aykırılık iddiaları ise somutlaştırılmadığından değerlendirmeye alınamamaktadır. Şöyle ki, davacının verdiği 20.05.2022 tarihli dilekçede, ... Hükümet Sözleşmelerinin hiçbirinin devredilmediği açıkça belirtilmiştir; bununla birlikte diğer devir konusu değerler açısından yine somut bir açıklama yapılmamıştır: “Davalılar, müvekkil şirketten devir bedeli olarak 3.349.000,00 Euro tahsil ettikleri halde, Varlık Devir ve Satış Sözleşmesi ile müvekkil şirkete devredeceklerini kabul ve beyan ettikleri varlıkları (ki, bunların en önemlisi ... Hükümet Sözleşmeleridir) usulüne uygun olarak müvekkil şirkete devretmemişlerdir.” Buna göre bilirkişi raporundaki değerlendirme, ... Hükümet Sözleşmeleri devrinin gerçekleşip gerçekleşmediği meselesine odaklanacaktır.
Bu noktada asıl davadaki uyuşmazlığın çözülmesi bakımından ilk yapılması gereken, davacınn sözleşmelerde belirlenen satış bedellerinin tamamını ödeyip ödemediğini tespit etmektir. Varlık Satış ve Devir Sözleşmesinin 4.1 maddesi uyarınca, satış bedeli, Sözleşmenin 4.2 maddesi uyarınca kesintilere ve Sözleşmenin 4.5 maddesinde belirtilen koşullara Satıcının uygun davranmasına tâbi olmakla birlikte 3.349.000 Euro+KDV'dir. Stok Satış ve Devir Sözleşmesinin 4.1 maddesi uyarınca, satış bedeli, tahmini olarak 600.000 Euro+KDV olarak belirlenmiş; ancak çeşitli değerlendirmelerden sonra nihai satış bedelinin kesinleşeceği belirtilmistir. Buna göre davacının borcu en azından ilk etapta (olası kesintiler hesaba katılmaksızın) 3.949.000 Euro+KDV olarak gözükmektedir.
Diğer yandan dosya kapsamında bulunan dekontlar dikkate alındığında; davacı ... ...Ltd. Şti.'nin ... ... hesabına 07.01.2014 tarihinde 2.000.000,00 Euro; 24.03.2014 tarihinde 193.030,31 Euro ödediği (Davacı bu iki ödemenin Davalı ... Ltd. Şti.'nin ... International'a karşı olan borcunun ifası amacıyla, Varlık Devir ve Satış Sözleşmesinin 4.4 maddesine uygun olarak yapıldığını iddia etmektedir); ... ...Ltd. Şti., ... İnşaat Kollektif Şirketi hesabına 07.01.2014 tarihinde 1.276.430,31 Euro; 31.01.2014 tarihinde 602.820,00 Euro; 07.02.2014 tarihinde 1.130.139,38 Euro; 07.02.2014 tarihinde 315.108,00 Euro ödediği görülmektedir. Buna göre Davacının yapmış olduğu ödemelerin toplamı, 5.517.528 Euro'ya tekabül etmektedir.
Bu açıdan bakıldığında davacı tarafından yapılan ödemelerin toplamının, sözleşmelerdeki satış bedelinin toplamını karşıladığı görülmektedir. Fakat ilgili dekontlarda, ödemelerin hangi borca mahsuben yapıldığına ilişkin olarak herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Sonuç olarak bu ödemelerin sözleşmelerde belirlenen satış bedellerine mahsuben yapılıp yapılmadığı ve satış bedeli ödeme borcunu sona erdirip erdirmediği hususu sayın Mahkeme tarafından takdir edilmelidir. Sayın Mahkeme ödemelerin sözleşmelerde belirlenen satış bedellerine istinaden yapıldığı kanaatine vardığı takdirde, davacının davalıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını ve menfi tespit davası niteliği taşıyan asıl davanın kabulünün gerektiği sonucuna varılması gerekecektir.
Birleşen davadaki talep yönünden;
Birleşen davada davacı, Varlık Devir Sözleşmesi'nde devri kararlaştırılan ve değeri 1.130.000 Euro olarak belirlenip Satın Alım Bedeli içine dahil edilen ... Devlet Sözleşmeleri konusundaki devrin gerçekleştirilmemiş olması sebebiyle, bu devre ilişkin olarak davalıya ödemiş olduğu meblağın tahsili talebi ile dava açmıştır.
Devlet Malzeme Ofisi, Merkez Bankası, Milli Eğitim Bakanlığı, Türk Dil Kurumu, Havelsan, İçtaş ve Milli İstihbarat Teşkilatı'na mahkeme tarafından tezkere yazılmış; ilgili kurumun, ... ...Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... ... Tic. ve San. A.Ş. ile hangi dönemlerde çalıştığı sorulmuştur.
Yapılan değerlendirmede, Davalı “Devlet Malzeme Ofisi, Merkez Bankası, Milli Eğitim Bakanlığı, Türk Dil Kurumu, ..., ..., Milli İstihbarat Teşkilatı başta olmak üzere pek çok devlet kurumu ile çalışma olanağı sağlandığı” savunmasında bulunmuş olmasına rağmen;
(1) Taraflar arasındaki sözleşmenin kurulduğu 07.01.2014 tarihi bariyle, Davalı ile Devlet Malzeme Ofisi, Türk Dil Kurumu, Havelsan, Milli İstihbarat Teşkilatı arasında devredilecek herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı; (2) İçtaş ile ilgili sözleşmelerin zaten ... Hükümet Sözleşmeleri kapsamında değerlendirilemeyeceği; (3) Taraflar arasındaki sözleşmenin kurulduğu 07.01.2014 tarihli itibariyle, Davalı ... ile Milli Eğitim Bakanlığı ve Merkez Bankası arasında bazı sözleşmeler bulunmasına rağmen, bu mevcut sözleşmelerin Davacıya devredildiğine veya bu mevcut sözleşmeler devredilmeksizin tahsilatların Davacı hesabına ahz-u kabz edilip daha sonra Davacıya ine dair herhangi bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı tespit edilmiştir. Oysa ki Sözleşmenin 8.1 maddesi uyarınca, Satıcı-Davalı, Devredilen Sözleşmelerin devir ve temlikinin sözleşmelerin diğer tarafının muvafakatini gerektirmediğini ya da gerektirse dahi bu muvafakatin Devir Tarihinde alınmış olduğunu beyan ve tekeffül etmiştir. Yine Sözleşmenin 8.2 maddesi uyarın Satıcı-Davalı muvafakatin alınması için elinden gelenin en iyisini yaptıktan sonra muvafakat yine de alınamazsa, devre ilişkin engel ortadan kalkıncaya kadar, Satıcı her türlü müşteri ödemesini Alıcı için ahz-u kabz etmelidir. Bu çerçevede Davalı her ne kadar elinden gelenin en iyisini yapmakla ... Hükümet Sözleşmelerine ilişkin borcundan kurtulacağı savunmasında bulunmuş olsa bile, bu savunmaya itibar etmek mümkün gözükmemektedir. Böyle bir durumda Davacı devre ilişkin engel ortadan kalkıncaya kadar, müşteri ödemelerini Davalı hesabına ahz-u kabz etmekle yükümlü olacaktır. Öte yandan 07.01.2014 tarihinden sonra Davacı ... ile Milli Eğitim Bakanlığı ve Merkez Bankası arasında kurulan yeni sözleşmeler, dosyada mevcut evraklardan anlaşıldığı kadarıyla doğrudan Davacı ... ile kurulmuştur; Davalı ... tarafından devredilmiş değildir. Bu itibarla, ilgili sözleşmelerin, Davacı ... ile Davalı ... arasındaki Sözleşmenin ifası kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmamıştır. Sonuç olarak, nihai takdir sayın Mahkemeye ait olmakla birlikte, Davalının ... Hükümet Sözleşmelerinin devrine ilişkin borcunu ifa etmediği kanaati hasıl olmuştur.
Varlık Satış ve Devir Sözleşmesinin 4.1 maddesinde, satış bedelinin KDV hariç 3.349.000 Euro olduğu kararlaştırılmış; fakat bu bedelin, Sözleşmenin 4.2 maddesi uyarınca kesintilere tâbi olduğu belirtilmiştir. Nitekim madde 4.2.5 uyarınca, ... Hükümet Sözleşmelerine ilişkin olarak hükümetin temlike onay vermemesi durumunda bu sözleşmelerin bedeli Satın Alım Bedelinden düşülür. Sözleşmedeki Ek-5'te, satım bedeli kalem kalem detaylandırılmıştır. Buna göre MIF değeri 1.190.000,00 Euro; Ofis Varlıkları 350.000,00 Euro; Müşteri Stoku 79.000,00 Euro; ... Hükümet Sözleşmeleri 1.130.000,00 Euro; Bayi Sözleşmeleri ve Peştemaliye 600.000,00 Euro (toplam 3.349.000,00 Euro) olarak değerlenmiştir. Dolayısıyla sayın Mahkeme Davalının ... Hükümet Sözleşmlerinin devrine ilişkin borcunu ifa etmediği kanaatinde olduğu takdirde, 3.349.000,00 Euro'luk satış bedelinden 1.130.000,00 Euro'nun düşülmesi gerekecektir..." hususları tespit ve rapor edilmiştir.
Öte yandan çözümlenmesi gereken bir diğer husus da sözleşmede imzaları bulunan davalılar ... ve ...'ın garantör olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususudur. Bu husus yargılama esnasında taraflarca sunulan bilimsel mütalaarda da detaylı olarak değerlendirilmiştir.
...m.128; “Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.
Belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.” hükmünü içermekte olup, somut olayda davalının fiilinin üçüncü kişinin fiilini üstlenme (garantörlük) olduğu anlaşılmaktadır.
...m.603; "Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır."
Buna göre, üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmesinin de kefalet şekline, kefil olma ehliyeti ile eş rızasına tabi olduğu anlaşılmaktadır.
...m.583; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmüne yer verdiği, yine 584. Maddesinde; "Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır (...) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." düzenlemesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalardan sonra sözleşme incelendiğinde davalıların sorumlu olacakları azami miktarı ve garanti tarihini ve müteselsil sorumlu olma yönündeki iradelerini kendi el yazıları ile yazmadıkları, yasanın aradığı şekil şartlarının yerine getirilmediği, ayrıca incelenen Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre, davalıların 15.11.2013 tarihinde, yani sözleşmesinin imzalanmasından sonra şirket ortağı olduğu, kefalette eş rızasının gerekli olduğu, bunu içermeyen kefalet (garantörlük) sözleşmesinin geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda;
Asıl dava bakımından yapılan değerlendirme:
Bilirkişi raporundaki teknik veri ve hesaplamalara göre taraflar arasındaki Varlık Satış ve Devir Sözleşmesinin 4.1 maddesi uyarınca satış bedeli toplamı 3.349.000 Euro+KDV olup, davacının yapmış olduğu ödemeler toplamının ise 5.517.528 Euro'ya tekabül ettiği, davacı tarafından yapılan ödemelerin toplamının sözleşmelerdeki satış bedelinin toplamını karşıladığı, asıl davada davacı yanın davalıya bakiye borcunun bulunmamasına göre menfi tespit isteminin yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar bilirkişi raporunda, davacı yanın davalı yana gönderdiği ihtarnamede davalının sözleşmeye aykırılık nedeniyle bedelin tamamına hak kazanamadığını ve bedelin 500.000,00 Euro'luk kısmının davacı tarafından ödenmeyip alıkonulduğunu beyan edip açtığı davada da davalının sözleşmeyle taahhüt ettiği edimleri yerine getirmemesinden dolayı davacının son takside ilişkin ödeme yükümlülüğünün doğmadığını belirterek icra takibine konu 500.000,00 Euro tutarında borçlu olmadığının tespitini talep etmesine rağmen davacının yargılama aşamasında hem Varlık Satış ve Devir Sözleşmesinden hem de Stok Satış ve Devir Sözleşmesinden doğan satış bedeli ödeme borcunun tamamını hâlihazırda ödemiş olduğu yönündeki iddia ve açıklamalarının çelişki oluşturduğuna değinilmiş ve ilgili dekontlarda, ödemelerin hangi borca mahsuben yapıldığına ilişkin olarak bir açıklama bulunmadığı, bu ödemelerin sözleşmelerde belirlenen satış bedellerine mahsuben yapılıp yapılmadığı ve satış bedeli ödeme borcunu sona erdirip erdirmediği hususunun değerlendirilmesi mahkememize bırakılmış ise de, taraflar arasında dosyaya yansıyan başkaca bir ticari ilişki bulunmadığı, davacının fazladan yaptığı ödemenin başka bir borca istinaden yapıldığı hususununda ispat külfetinin davalı yanda olduğu, davalı yanın bir kısım ödemelerin başka bir borcun ifade kapsamında yapıldığını kanıtlayacak bir delil ileri sürmediği, buna göre davacının yaptığı tüm ödemelerin sözleşmelerde belirlenen satış bedellerine mahsuben yapıldığı sonucuna varılmıştır.
Birleşen dava bakımından yapılan değerlendirme:
Birleşen davada davacı, Varlık Devir Sözleşmesi'nde devri kararlaştırılan ve değeri 1.130.000 Euro olarak belirlenip Satın Alım Bedeli içine dahil edilen ... Devlet Sözleşmeleri konusundaki devrin gerçekleştirilmemiş olması sebebiyle, bu devre ilişkin olarak davalıya ödemiş olduğu meblağın tahsili talebi ile dava açmıştır.
Taraflara ... Hükumet Sözleşmeleri olarak adlandırılan sözleşmelerin nelerden ibaret olduğu konusunda hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında taraflardan açıklama istenmiş, açıklamalar doğrultusunda ilgili kurum ve kuruluşlara davalıların devir yükümlülüklerini yerine getirilip getirilmediği hususunda müzekkereler yazılmış, gelen cevabi yazılar ve bilirkişi raporu kapsamına göre davalı yanın ... Hükümet Sözleşmelerinin devrine ilişkin borcunu ifa etmediği, buna göre sözleşmedeki 3.349.000,00 Euro'luk satış bedelinden 1.130.000,00 Euro'nun düşülmesi gerektiği, davacının alacak talebini yasal deliller ile kanıtlamış olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalıların garantörlüğü ile ilgili yapılan değerlendirme:
Somut olayda davalıların fiilinin üçüncü kişinin fiilini üstlenme (garantörlük) olduğu, ...m.603; "Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır." hükmü gereğince üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmesinin de kefalet şekline, kefil olma ehliyeti ile eş rızasına tabi olduğu anlaşılmaktadır.
...m.583; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmüne yer verdiği, yine 584. Maddesinde; "Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır (...) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." düzenlemesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalardan sonra sözleşme incelendiğinde davalıların sorumlu olacakları azami miktarı ve garanti tarihini ve müteselsil sorumlu olma yönündeki iradelerini kendi el yazıları ile yazmadıkları, yasanın aradığı şekil şartlarının yerine getirilmediği, ayrıca incelenen Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre, davalıların 15.11.2013 tarihinde yani sözleşmesinin imzalanmasından sonra şirket ortağı olduğu, kefalette eş rızasının gerekli olduğu, bunu içermeyen kefalet (garantörlük) sözleşmesinin geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan tüm nedenlerle asıl davanın kabulüne, davacının .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası kapsamında davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, davacı yanın icra tazminatı talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı davasının davalılar ... ve ... yönünden reddine, birleşen davanın davalı ... ... LTD ŞTİ yönünden kabulüne, 1.130.000,00-Euronun dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-1-Asıl Davanın KABULÜNE, davacının .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası kapsamında davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, davacı yanın icra tazminatı talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
A-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 96.658,65-TL harçtan peşin alınan 24.164,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 72.493,95 -TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,
B-Davacı tarafından yapılan 25,20 -TL başvurma harcı, 24.164,70 -TL peşin harç, 3,80 -TL vekalet harcı, 19.853,61 -TL tebligat/ posta gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 44.047,31 -TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
C-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 185.200,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-A)Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı davasının davalılar ... ve ... yönünden REDDİNE,
B)Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı davasının davalı ... ... LTD ŞTİ yönünden KABULÜNE, 1.130.000,00 -Euronun dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
C)Karar tarihi itibariyle alınması gereken 223.188,03-TL harçtan peşin alınan 55.797,05 -TL harcın mahsubu ile bakiye 167.390,98 -TL harcın davalı ... ... LTD ŞTİ'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
D)Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 300.018,46-TL nispi vekalet ücretinin davalı ... ... LTD ŞTİ'den alınarak davacıya verilmesine,
E)Kendini vekille temsil ettiren davalılar ... ve ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 300.018,46-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak işbu davalılara verilmesine,
3-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/06/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!