WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

İSTANBUL 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/501 Esas
KARAR NO:2024/206

DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:11/05/2012
KARAR TARİHİ:19/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; vekiledeninin amcası ...'ün, vekiledenini 20.12.2010 tarihinde arayarak; arkadaşı ...'ın kendisini aradığını,167.000-USD para istediğini,iş bu paranın ...'ın yetkilisi olduğu ... ... ile ... ... şirketi arasındaki anlaşmaya istinaden ... Bankası A.Ş.... Şubesi'ne 1.000.000.000-€ ve 500.000.000- € para aktarılacağını ve iş bu paranın akabinde, tüm havalelerinde ... Bankası A.Ş. ... Şubesi üzerinden yapılacağını,bu işlem için 167.000-USD eksikleri olduğunu,833.000-USD'nin hazır olduğunu,bu anlaşmaya ilişkin tüm bankacılık işlemlerinin ... Bankası A.Ş.... Şubesi müdürü ... tarafından yürütüldüğünü,167.000-USD nin verilmesinin üzerine bir hafta ile 10 gün içinde paranın %15 faizi ile tarafına iade edileceğini,yapılacak işlemin hiçbir riski olmadığını, vekiledeninde para var ise banka müdürü ile görüşüp, faiz getirisi oldukça yüksek bu işe yatırabileceğini beyan ettiğini, vekiledeninin de amcası ... ile birlikte ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne giderek banka müdür ile konuştuğunu, banka müdürünün vekiledenine : '' ... Şubesi müşterisi ... ... ile ... ... arasındaki sözleşmeye istinaden şubelerine 1.000.000.000-€ ve 500.000.000-€ Para aktarılacağını, iş bu işlemin masrafı olan 833.000-USD lik bölümünün hazır olduğunu, geriye kalan masraf 167.000-USD nin kendileri tarafından yatırılması halinde iş bu paraya hiçbir zarar gelmeyeceğini, paranın yatırılmasını müteakip bir hafta ile 10 gün arasında %15 faizi ile paranın kendisine iade edileceğini, yatırılacak bu paranın banka güvencesinde olduğunu, banka müşterisi ... ... ile ... ... arasında anlaşma sağlanamamış olsa dahi yatırılacak paraların kendilerine iade edileceğini, yapılacak bu işlemin hiçbir riskinin olmadığını'' beyan ettiğini, vekiledeninin banka müdürüne güvenerek 167.000-USD sini bu işlem için yatırmaya karar verdiğini, davalı banka ... şube müdürü ...'nun ,banka müşterisi ... ile görüştüğünü ve karşılıklı mailleşerek ... adına ... TAIVVAN şubesinin : ... nolu hesabına ŞARTLI para havalesi işlemini gerçekleştirdiğini, vekiledeninden hiçbir havale bedeli talep etmediğini, sonrasında banka müdürünün vekiledenine havale işleminin şartlı yapıldığını.paranın muhabir bankaları kanalıyla ... ... Şubesine gönderildiğini, bankalarından anlaşmaya onay alınmadan kesinlikle paranın çekilemeyeceğini, banka müşterisi ... ile ... arasında anlaşma sağlanamaması halinde bankalarınca paranın geri isteneceği bilgisini verdiğini, bir hafta kadar sonra amcası ... tarafından arandığını ve dava dışı ... 'ın kendisini arayarak anlaşmanın olmadığını, havale edilen paranın iadesi konusunda davalı banka ... Şubesi müdürü ...' nun tam yetkili olduğunu beyan ettiğini, vekiledeninin bu bilgi üzerine amcası ile birlikte bankanın ... şubesine giderek müdür ile görüştüğünü, paranın iadesini talep ettiğini, iadenin gerçekleşeceği cevabını aldığını, sözlü başvuruya rağmen parasını iade alamayınca 19.01.2011 tarihinde para iadesinin yapılması için davalı banka ... Şubesi'ne yazılı başvuruda bulunduğunu, buna rağmen ... Şube müdürü ...'nun para iadesini gerçekleştirmeyince ... Bankası A.Ş. ... şubesine ve davalı ... Müdürlüğü'ne parasının iadesi için ....Noterliği'nin 11.01.2012 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen hiçbir cevap verilmediğini; vekiledeninin parasının banka tarafından iade edilmediğini ve vekiledenin büyük bir zarara uğradığını beyanla, vekiledeni tarafından banka kurumuna ve banka müdürüne olan güven sebebiyle şartlı olarak yatırılan 167.000-USD' nin 19.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; vekiledeni banka tarafından davacının talimatı doğrultusunda ve davacı talimatına uygun bir şekilde talep edilen para transferi işleminin gerçekleştirildiğini, davacı yanın havale işlemi gerçekleştikten, yani tutar alıcı hesabına aktarıldıktan sonra havale şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle havale bedelini bankadan istediğini, ancak davacının işbu talebinin vekiledeni bankaya yöneltilmesinin mümkün olmadığını, vekiledeni bankanın yapılan işleme yalnızca aracılık edebileceğini, havale edenin havaleyi geri almasının mümkün olmadığını, havaleyi geri almakta haklı bir nedene dayanıyorsa, havale alıcısıyla arasındaki temel ilişkiye dayanarak iade talebinde bulunabileceğini, dolayısıyla davacı talebi yönünden vekiledeni bankaya husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, gerek yapılan işlemde vekiledeni bankanın bir kusurunun bulunmaması, gerekse davacı yanın vekiledeni bankaya vermiş olduğu 24.12.2010 tarihli yazı ile yapılan işlemden dolayı bankanın herhangi bir sorumluluğu olmadığını kabul etmesi karşısında davalı bankaya husumet yöneltilemeceğini, beyanla davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
GEREKÇE:
Dava; 24.12.2010 tarihinde davalı banka aracılığı ile gerçekleştirilen 167.000-USD tutarındaki havale bedelinin faizi ile birlikte tahsili talebinden ibarettir.
Mahkememizden verilen 03/04/2018 tarih ve 2017/... Esas 2018/... sayılı kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19/04/2022 tarih ve 2019/...-... Esas 2022/... Karar sayılı ilamıyla bozulmakla işbu esasa kaydedilmiştir.
Davacı tanığı ... duruşmadaki beyanında; "...Davacıyı yeğenim olması nedeniyle tanırım, ...'in yetkilisi olan ...'ı ben bir arkadaşım vasıtasıyla tanıyorum, bu kişi bize Avrupa'da bir fonun yetkilisi olduğunu söylemişti, ...'la tanıtıktan bir süre sonra beni aradı ve ... Bankası'na fon aktaracaklarını ancak teminatlarının eksik olduğunu, 167.000,00 -USD kadar teminata ihtiyaçları olduğunu söyledi ve bu parayı bizden talep etti, 3 gün içerisinde bu parayı geri ödeyeceğini söyledi, bu parayı ... Bankası ... Şubesi Müdürü ...'na vereceğinizi söyledi ve fon parası yattığı an bankanın müdürü ... Bey yatırdığımız 167.000 -USD 'ın %15 karı ile birlikte bize geri ödeyeceğini, bu konuda banka şube müdürü ...'nun yetkili kılındığını, ... bana söyledi, hatta gidin banka müdürü ile görüşün, oda size gerekli açıklamayı yapacaktır dedi, bende bu tutarda para olmadığı için ben yeğenim olan davacı ...'e bu konuyu açtım, ... Bey'in bana anlattıklarını aktardım, daha sonra biz davacı ile birlikte ... Şubesine Müdür ...'na görüşmek için gittik, Müdür ile görüştük, burda bize Müdür bir takım dosyalar gösterdi, ... ile ... arasındaki sözleşmeye istinaden büyük miktarda bir para aktarılacağını söyledi, ancak aradan çok uzun zaman geçtiği için bu tutarı tam olarak hatırlayamıyorum, bu gelecek fonun teminat bedeli olarak 1.000.000 - USD istendiğini, 833.000 -USD'nin hazır olduğunu, ancak geriye kalan 167.000-USD'nin ellerinde bulunmadığını, bu parayı temin edemediklerini, bu bedeli yatırmak için kısa bir sürenin kaldığını söyleyerek bu bedeli bizim yatırmamızı istediler, ayrıca şube müdürü ... teminat tamamlandıktan sonra fon parasını yaklaşık 3 gün içerisinde geleceğini ve tekrardan bedeli yatıracak olan davacının hesabına bedelin %15 fazla tutarı ile yatırılacağını belirterek bize bu konuda ... verdi ve herhangi bir sorun olmayacağını söyledi, ayrıca bize bu fon parası gelmeden yatırılacak 167.000 - USD'yi serbest bırakmayacaklarını, kendi banka ukdelerinde tutacaklarını söyledi, davacı olan yeğenimi ve beni bu işte herhangi bir sıkıntı yaşamayacağını söyledi, ikna etmesi üzerine davacı bu parayı yatırdı, ... Şubesine yatırdı, ancak daha sonra davacının hesabına herhangi bir para yatırılmadı, bunun üzerine banka ile görüşmeye gittik, her seferinde bizi oyaladılar, görüştüklerine ilişkin bahaneler söylediler, daha sonra bankadan olumlu bir cevap alamayınca davacı iş bu davayı açtı, benim bildiklerim bu kadardır. Davacının bu parayı yatırmasında ...'nun şube müdür olmasında tabiki etkisi vardır, ayrıca ... bankaya görüşmeye gittiğimizde ...'ın yetkilisi ...'ın imzasını taşıyan ve ... tarafından bu iş için ve gelecek paranın tarafımıza ödenmesi için yetkili kılındığına dair belgeyi de bize gösterdi bizde bunun üzerine ikna olduk..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Yargıtay bozma ilamı da gözetilerek Toplanan tüm deliller, dosya kapsamı , iddia ve savunmalar doğrultusunda taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve mevcut durum denetlenerek davacı tarafından verildiği belirtilen talimat kapsamı talimata aykırı davranılıp davranılmadığı davacı tarafın bu nedenle uğradığı zararı bulunup bulunmadığı varsa miktarı hususlarında rapor aldırılmak üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği;
Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 25/07/2023 tarihli heyet raporunda özetle; "...Dava dilekçesinde Banka Şube Müdürünün davacıya yanlış bilgi ve tavsiyelerde bulunduğu belirtilmiş olmasına rağmen dava sürecinde Şube Müdürü ...’nun ve dava dışı ... ...’ın tanıklığı veya beyanının bulunmadığı ve bu itibarla dava sürecinde sadece davacının beyanları üzerinden gidilmekte olduğu,
-Banka Şube Müdürü, Dava dışı ... ... ve tüm şüphelilerin ifadeleri ve beyanları ile sorumluların durumun daha net açığa çıkarılabileceği,
-... ... T.C. .... Ağır Ceza Mahkemesi ...Esas sayılı dosyasında sanık olarak yargılanmaktadır. Bu dosyada müşteki ... BANK A.Ş olarak görülmektedir. ... ...’ın 11.04.2006 tarihinde ... ... Şubesini sahte teminat mektubu ile dolandırmaya çalıştığı ve ilk vakası olmadığı,
-. ... Bankası A.Ş. Teftiş Kurulu’nun bu dava hakkında teftiş raporu hazırladığı ve Şube Müdürü ve çalışanların ifadelerinin alındığı düşünülmektedir. ... Bankası A.Ş. Teftiş Kurulu’ndan teftiş dosyasının istenmesinin faydalı olacağı,
-Dava dosyasına sunulan belgelerde banka kaşesi ve çalışanların imzası ve/veya el yazısı bulunmadığı,
-... tarafından ... Bankası A.Ş. ve ... ibaresi ile 24.12.2010 tarihinde 5 adet, 23.12.2010 tarihinde 2 adet ve 21.03.2011 tarihinde 1 adet faks gelmiştir. Bu işlemlerin niteliğinin belirlenmesi gerektiği,
-Davalı bankanın davacının talimatlarına uygun bir şekilde transfer işlemlerini gerçekleştirdiği ve Yurt Dışı Transfer SWIFT Mesajı 70 Details of Payment (Açıklamalar) kısmına ... ile ... arasındaki sözleşmeye istinaden ANLAŞMA ŞARTLARININ YERİNE GETİRİLMESİ DURUMUNDA GEÇERLİ OLACAKTIR açıklamasını eklediği,
-26.01.2011 tarihinde ... Bankası A.Ş. muhabir bankası ...’dan 167.000 USD’ın geri iadesini istemiş ve iade talebini ... Bankasına ilettiği,
-Davacı dilekçesine göre; taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğuna göre davalı Banka 818 sayılı BK’nın 100. (6098 sayılı TBK’nın 116.) maddesi gereğince ifa yardımcısının eyleminden doğan zarardan sorumlu olacağı, ancak bunun için ifa yardımcısı olan Banka Şube Müdürünün davacıya yanlış bilgi ve tavsiyelerde bulunduğunun ortaya konulması gerektiği, oysa yukarıda da belirtildiği üzere dava sürecinde sadece davacının beyanları üzerinden gidilmekte olduğu,
Borçlar Hukuku Açısından Sonuç:
1. Davalı vekilinin yukarıda anılan dilekçesinde, “bankacılık uygulamasında "şartlı havale " gibi bir hususun mevcut olmadığı da herkesçe bilinmektedir…..” ifadeleri karşısında, eğer “şartlı havale”nin mevcut olmadığı herkesçe, mesela eldeki olayda havaleyi gerçekleştiren davalı Bankanın çalışanlarınca biliniyorsa, davacı tarafından bu yönde yapılan talebin reddedilmesi gerekirken reddedilmeyerek havalenin yapılması, başka bir ifadeyle davacının “şartlı havale”nin mevcut olmadığı, en azından davalı Banka tarafından yapılamayacağı, konusunda bilgilendirilmemesi, banka havalelerinde, kural olarak, havale eden ile banka arasında, vekalet sözleşmesi (TBK m.502 vd.) hükümlerinin uygulanacağı bir sözleşmenin varlığı karşısında, bu bilgilendirmemenin, üstlenilen iş ve hizmeti sadakat ve özenle yürütme yükümlülüğüne (TBK m.506) aykırılık teşkile edeceği; diğer yandan davacının talimatına uymamanın, vekalet verenin talimatına uyma yükümlülüğünün (TBK m.505) de ihlalini oluşturacağı, TBK m.505'nin, "Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. ... (f.1) Bunun dışındaki durumlarda vekil, talimattan ayrılırsa, bundan doğan zararı karşılamadıkça işi görmüş olsa bile, vekâlet borcunu ifa etmiş olmaz. (f.2)" hükmünü içerdiği;
2. Davacıya karşı davalı Bankanın sorumluluğunun, kural olarak, TBK m.116’ya dayandığı;
3. Davalı vekilinin, davacının“….24.12.2010 tarihli yazıyı vererek yapılan işlemde müvekkil bankanın sorumlu olmadığını açık ve net bir şekilde kabul etmiştir. Bu hususta müvekkil bankanın herhangi bir müdahalesi sözkonusu değildir.” açıklamalarındaki, sorumsuzluk anlaşmasının geçerliliği noktasında, TBK m.115 f.3’ün, “Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.” maddesinin açık olduğu..." kanaati bildirilmiş;
Bilirkişi heyetinin 17/01/2024 tarihli ek raporunda ise; "...Dava sürecinde sadece davacının beyanları üzerinden gidilmekte olduğu”, “Banka Şube Müdürünün davacıya yanlış bilgi ve tavsiyelerde bulunduğunun ortaya konulması gerektiği, oysa yukarıda da belirtildiği üzere dava sürecinde sadece davacının beyanları üzerinden gidilmekte olduğu...." ve “T. ... Bankası A.Ş. Teftiş Kurulu’nun bu dava hakkında teftiş raporu hazırladığı ve Şube Müdürü ve çalışanların ifadelerinin alındığı düşünülmektedir. ... Bankası A.Ş. Teftiş Kurulu’ndan teftiş dosyasının istenmesinin faydalı olacağı" hususlarını tekrar ediyoruz.
 Raporumuzun 6.2. Değerlendirmeler bölümündeki “167.000,00 USD verilmesi üzerine bir hafta ile 10 gün içinde % 15 faiz elde etmek rasyonel bir yatırımcı davranışı değildir ve aşırı riskli bir yatırımdır. ABD Dolarına % 10 günlük % 15 faiz normal hayatın akışına aykırıdır.” hususunu tekrar ediyoruz.
 “Şube müdürüyle makamında görüşme yapan ve her türlü zararının banka garantisi altında olduğu doğrultusunda KANDIRILAN müvekkilin banka teminatında olan bu yüksek getirili yatırımdan faydalanmak istemesi de hayatın olağanı gereğidir.” şeklindeki davacı vekilinin beyanı konusunda nihai takdirin Sn. Mahkemenize aittir.
 24.12.2010 tarihinde ... Bankası A.Ş.’nin muhabir bankası ... 167.000 USD’ı yukarıda belirtilen açıklamalar ile ... Bankasına aktarmıştır. 19.01.2011 tarihinde ... EL YAZISI ile ... Bankası A.Ş ... şubesinden 24.12.2010 tarihinde göndermiş olduğu 167.000 USD’ı geri iadesini talep etmiştir. 26.01.2011 tarihinde ... Bankası A.Ş. muhabir bankası ...’dan 167.000 USD’ın geri iadesini istemiş ve iade talebi ... Bankasına iletilmiştir. 02.02.2011 tarihinde. ... lehdara ulaşılamadığını ... Bankası A.Ş.’na iletilmiştir. ... Bankası A.Ş. havalenin iadesi için gerekli olan işlemleri yerine getirmiştir.
 T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/11-173 Esas 2022/570 Karar sayılı dosyasında ise bozulma gerekçelerinden biri olarak “Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğuna göre davalı Banka 818 sayılı BK’nın 100. (6098 sayılı TBK’nın 116.) maddesi gereğince ifa yardımcısının eyleminden doğan zarardan tamamen sorumlu olmaktadır.” hususu bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunu 115/ 3 maddesi 3. Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk kısmı ise “Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.” şeklindedir. Bu durumda davalı Banka Şube Müdürü davacıya yanlış bilgi ve tavsiyelerde bulunmak ve davacının talimatına rağmen talimata aykırı davranmak suretiyle bir zarara sebebiyet vermiş ise güven sorumluluğu kapsamında bu zarardan davalı Banka sorumlu olacaktır. Banka ile müşteri arasında geçerli bir hizmet sözleşmesi bulunmaktadır. 24.12.2010 tarihinde ise ... EL YAZISI ile ... Bankası A.Ş ... şubesi nezdindeki dolar hesabından ... adına ... şubesinin ... nolu hesabına YATIRIM amacıyla yapılacak 167.000 USD transferden Bankanın sorumlu olmadığını açıkça kabul etmiştir. Bu konuda nihai takdir Sn. Mahkemenize aittir.
Borçlar Hukuku Açısından Sonuç: Davalı Bankanın sorumluluğu kabul edilirse, eldeki olayda bu sorumluluğun, kural olarak, TBK m.116’ya dayanabileceği; Sorumsuzluk anlaşmasının geçerliliği noktasında, TBK m.115 f.3’ün uygulama alanı bulup bulmayacağının takdirinin de Sayın Mahkemede olduğu..." tespit ve rapor edilmiştir.
Mahkememize açılan dava üzerine yapılan yargılama sonunda, mahkemenin 2012/132-2014/322 E.K. sayılı 23.10.2014 tarihli kararı ile:''... Alıcının hesabına girmiş olan havale tutarının, banka tarafından havalenin geri alındığı gerekçesiyle, tek taraflı olarak çekilmesi ve havale edenin hesabına geri gönderilmesinin mümkün olmadığı, havale edenin havaleyi geri almakta haklı bir nedene dayanıyorsa, havale alıcısıyla arasındaki temel ilişkiye dayanarak havale alıcısından iade talep edebileceği, (TBK 559/2(BK 461/2)) bu nedenle davacının talebini ancak havale alıcısına karşı ileri sürebileceği , davalı bankaya husumet yüklenemeyeceği .'' gerekçesiyle HMK 114(1)-d maddesi uyarınca iş bu davada davalı yanın taraf ehliyeti (husumet) bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş,
Davacı vekilinin temyizi üzerine Mahkememiz kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/5769-13116 E. K. sayılı, 08.12.2015 tarihli ilamı ile ;''..Dava, Banka Müdürü'nün yaptığı işlem nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı 24.12.2010 tarihli talimat yazısına göre havaleyi şartlı yaptığını, Banka Şube Müdürü'yle de görüştüğünü, şart gerçekleşmeden paranın karşı yana ödenmemesi gerekirken davalı Banka'nın talimatı tam olarak yerine getirmemesi nedeniyle kendisini zarara uğrattığını iddia ederek temyize konu işbu davayı açmıştır. 818 sayılı B.K 100. ve 6098 sayılı TBK'nın 116. maddesi gereğince davalı Banka ifa yardımcısının eyleminden doğan zarardan tamamen sorumludur. Bu nedenle, Banka Şube Müdürü, davacının talimatına rağmen talimata aykırı davranmak suretiyle bir zarara sebebiyet vermiş ise, bu zarardan davalı Banka sorumludur. Bu durumda, mahkemece davalı Bankaya davada husumet düştüğü gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı" gerekçesiyle bozulmuştur.
Bu kez davalı vekilinin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/3078-2017/6515 E.K. Sayılı 23.11.2017 tarihli ilamı ile davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce 03/04/2018 tarih 2017/1100 Esas 2018/253 Karar sayılı kararı ile verilen 23.10.2014 tarihli kararda direnilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19/04/2022 tarih 2019/11-173 Esas 2022/570 Karar sayılı kararı ile özetle ; "Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğuna göre davalı Banka 818 sayılı BK’nın 100. (6098 sayılı TBK’nın 116.) maddesi gereğince ifa yardımcısının eyleminden doğan zarardan tamamen sorumludur. Başka bir deyişle davalı Banka Şube Müdürü, davacıya yanlış bilgi ve tavsiyelerde bulunmak ve davacının talimatına rağmen talimata aykırı davranmak suretiyle bir zarara sebebiyet vermiş ise güven sorumluluğu kapsamında bu zarardan davalı Banka sorumludur. Bu itibarla mahkemece, davacının yukarıda belirtilen iddiaları karşısında davalı Banka’ya husumet yöneltilebileceği kabul edilerek işin esasının incelenmesi gerekmektedir. " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ve iş bu esası almıştır.
Tarafların iddia ve savunmaları , toplanan deliller , dinlenen tanık beyanları,mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda ; 24.12.2010 tarihinde davacının , ... Bankası A.Ş ... şubesindeki .../... nolu hesabına 167.000 USD yatırdığı , 24.12.2010 tarihinde davacı el yazısı ile ... Bankası A.Ş ... şubesinden ... ile ... arasındaki sözleşmeye istinaden anlaşma şartlarının yerine getirilmesi durumunda geçerli olmak kaydıyla şartlı olarak gönderilmektedir açıklama ile ... adına ... şubesinin ... nolu hesabına yatırım amacıyla 167.000 USD’ın transferini talep ettiği ve 24.12.2010 tarihinde ... Bankası A.Ş. davacının talimatı ile 167.000 USD’ı SWIFT üzerinden yurtdışındaki alıcıya aktardığı, yurt dışı transfer SWIFT Mesajı 70 Details of Payment (Açıklamalar) kısmına ... ile ... arasındaki sözleşmeye istinaden anlaşma şartlarının yerine getirilmesi durumunda geçerli olacaktır ibaresinin eklendiği 24.12.2010 tarihinde ... Bankası A.Ş.’nin muhabir bankası ... 167.000 USD’ı yukarıda belirtilen açıklamalar ile ... Bankasına aktardığı, 19.01.2011 tarihinde davacı el yazısı ile ... Bankası A.Ş ... şubesinden 24.12.2010 tarihinde göndermiş olduğu 167.000 USD’ı geri iadesini talep ettiği , 26.01.2011 tarihinde ... Bankası A.Ş. muhabir bankası ...’dan 167.000 USD’ın geri iadesini istemiş ve iade talebi ... Bankasına iletildiği ,02.02.2011 tarihinde ... lehdara ulaşılamadığını ... Bankası A.Ş.’na iletildiği ,davacı ... para iadesinin yapılması için davalı banka ... Şubesi'ne yazılı başvuruda bulunduğunu, ancak para iadesi yapılmayınca, .... Noterliği'nden 11.01.2012 tarihli ... yevmiye no ile. ...ürlüğü ve ... Bankası A.Ş. ... Şubesine ihtarname göndererek parasının iadesini istediği ancak olumlu yanıt alınamaması üzerine mahkememize iş bu davanın açıldığı , dava dilekçesinde açıklanan gerçekleşmeyen işlemler için parasının iadesini istediği ; davacı tarafça sunulan tercüme edilen evraklar ,mailler, dinlenen tanık beyanları ve alınan raporda da tespit edildiği üzere ; davacı ...'ün ... Bankası A.Ş ... şubesindeki hesabına 167.000 USD yatırdığı , 24.12.2010 tarihinde davacı el yazısı ile ... Bankası A.Ş ... şubesinden ... ile ... arasındaki sözleşmeye istinaden anlaşma şartlarının yerine getirilmesi durumunda geçerli olmak kaydıyla şartlı olarak gönderildiği , bu haliyle davacının şartlı para transferi gerçekleştirdiği , yargılama aşamasında davalı vekilince her ne kadar ... ... arasındaki sözleşme uyarınca, sözleşme koşulları uygulanıp uygulanmadığının davalı Bankaca belirlenebilecek bir husus olmadığı şartlı para transferi yapılmasının mümkün olmadığı belirtilse de , sonuç olarak bu para aktarımının gerçekleşmiş olduğu , davalının dilekçesinde, “bankacılık uygulamasında "şartlı havale " gibi bir hususun mevcut olmadığı da herkesçe bilinmektedir…..” ifadeleri karşısında, eğer “şartlı havale”nin mevcut olmadığı herkesçe, mesela eldeki olayda havaleyi gerçekleştiren davalı Bankanın çalışanlarınca biliniyorsa, davacı tarafından bu yönde yapılan talebin reddedilmesi gerekirken reddedilmeyerek havalenin yapılması, başka bir ifadeyle davacının “şartlı havale”nin mevcut olmadığı, en azından davalı Banka tarafından yapılamayacağı, konusunda bilgilendirilmemesi, üstlenilen iş ve hizmeti sadakat ve özenle yürütme yükümlülüğünün yerine getirilmediği ,davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığı , bilindiği üzere davalı bankanın sözleşmeye göre üstlendiği edimlerinden bir çoğunu çalışanları aracılığıyla yerine getirdiğinden, ilgili havale işlemini gerçekleştiren çalışanları ifa yardımcısı olarak (TBK m.116) nitelendirileceği , davalı banka, yardımcı kişilerin, yani çalışanlarının fiillerinden sorumlu olduğu , davacının davalı banka şube müdürü ile diğer banka çalışanlarının verdiği bilgiler doğrultusunda, banka kurumuna güvenerek, parasını şartlı olarak gönderdiği , ancak şartın gerçekleşmemesine karşılık davacının parası kendisine iade edilmediği , davacının banka müdürünün verdiği bilgi ve belgeler doğrultusunda yapılan ve güven kurumu olan bankaya güven ile banka yetkililerinin kusuru nedeniyle zarar uğradığı , Türk Borçlar Kanunu 115/ 3 maddesi 3. Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk kısmı ise “Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.” şeklindedir.Dosya kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda ; davalı banka Şube Müdürü davacıya yanlış bilgi ve tavsiyelerde bulunmak ve davacının talimatına rağmen talimata aykırı davranmak suretiyle davacının zararına sebep verdiği güven sorumluluğu kapsamında bu zarardan davalı bankanın TBK 116 maddesi kapsamında sorumlu olduğu anlaşılmakla ; davacının davasının kabulü ile 167.000,00-USD alacak üzerinden 19/01/2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına kamu bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Mahkememizce verilen 19/03/2024 tarihli kısa kararda sehven faizin başlangıç tarihi belirtilmemiş olmakla ; 167.000,00-USD alacağın 19/01/2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına kamu bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair ; kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki hasıl olmaması açısından 6100 sayılı HMK 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanması yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davacının davasının KABULÜ İLE;
2-167.000,00-USD alacak üzerinden 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına kamu bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 17.558,81-TL harçtan peşin alınan 3.817,15-TL harcın mahsubu ile bakiye 13.741,66 -TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 21,15 -TL başvurma harcı, 3.817,15-TL peşin harç, 3,30 -TL vekalet harcı, 489,20-TL tebligat/ posta gideri, 8.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.330,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 40.556,90-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/03/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır