T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/224 Esas
KARAR NO :2024/383
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:04/04/2022
KARAR TARİHİ:24/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkil şirket, 25 Aralık Mah. ... Cad. No:159 ... ... adresinde bulunan, tapuda ... İli, ... İlçesi, ... Mah., 96 pafta, 1799 ada, 4 parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonunda davalı şirket ile 14.02.2015 tarihinden itibaren 5 yıl süreli Çerçeve Protokol, Bayilik Sözleşmesi, Kira Sözleşmesi ve Ticari Koşullar Sözleşmesi akdedildiğini, Davalı, taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi ve tüm bağlı sözleşmeleri "Taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin aslında 4 yıl 10 aylık bir süre için yapıldığı, sözleşme içerisine ise sehven 5 yıllık olarak yazıldığı, sözleşme süresinin 14.02.2020 tarihinde bitmesinin Rekabet Kurumu kararlarına aykırı olacağı, bu nedenlerle bayilik sözleşmesinin 14.12.2019 tarihi itibariyle sona erdiği, bu tarih itibari ile bayimiz olarak faaliyette bulunmayacağı" iddia ve ihtarı ile ... 4. Noterliğinin 12.12.2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile süresinden önce tek taraflı ve haksız olarak feshettiğini, Davalı tarafın ihtarnamede yer alan iddiaları yerinde olmadığı gibi, dosyaya dava dilekçemiz ekinde sunulan tüm bayilik ve sair sözleşmelerde görüleceği üzere sözleşmelerin bitiş tarihi şüpheye mahal vermeyecek şekilde 14.02.2020' tarihidir. Bu durumda TTK Madde 18 gereği davalı, basiretli bir tacir gibi davranmalı ve sözleşmesel edimlerini sözleşme süresi bitimine kadar yerine getirmeli iken süre dolmadan haksız olarak sözleşmeyi erken feshettiğini, Taraflar arasında akdedilen Çerçeve Protokol'ün 'Protokol Hükümlerinin İhlali' başlıklı 13. Maddesinde;"Bayi, işbu protokol, Standart Bayilik Anlaşması ve eklerinin ... tarafından yukarıda açıklanan şekilde feshedilmesi ve/veya işbu Anlaşma ve eklerini süresinden önce feshetmesi veya fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket etmesi halinde; ...'e, Standart Bayilik Anlaşmasından kaynaklanan tüm hakları ve diğer cezai şartları talep hakları saklı kalmak kaydıyla fesih tarihinde 350.000-USD miktarında cezai şartı ifa tarihinde uygulanmakta olan TC Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı olarak ödemeyi kabul etmiştir." düzenlemesi yer aldığını, HMK'nın 109. Maddesine göre; "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir." İşbu kanun hükmü çerçevesinde fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 350.000-USD miktarındaki cezai şart alacağımızın şimdilik 1000-USD'sini talep ettiğini, Yine Çerçeve Protokol'ün 'Yatırım Katılım Bedeli' başlıklı 7. maddesi uyarınca; "İşbu anlaşmaya konu akaryakıt ve otogaz satış İstasyonunun ... markası altında fiilen akaryakıt ve doğalgaz satışına başlamasını müteakip toplam 315.000-USD+KDV miktarında "yatırım katılım bedeli"ni ödeyeceğini, bayi, işbu ödemenin söz konusu akaryakıt istasyonunda ... markası altında 5 yıl süreyle ticari faaliyette bulunulacağı esasıyla ödendiğini kabul ve taahhüt ettiğini, Bayi, işbu akaryakıt bayilik sözleşmesi ve/veya eklerini 5 yıllık anlaşma dönemi içerisinde süresinden önce feshettiği veya ihlal etmek suretiyle süresinden önce feshine sebebiyet verdiği ve/veya ...'in esas gayesi olan akaryakıt ve otogaz satış faaliyetinin her ne sebeple olursa olsun anlaşmaların hitam tarihinden önce kısmen veya tamamen kesintiye uğraması veya gerçekleştirilmemesi ve/veya akaryakıt istasyonunun faaliyetine ilişkin gerekli izin ve ruhsatların her ne sebeple olursa olsun temin edilmemesi hallerinde, işbu yatırım katılım bedelinin 5 yıllık anlaşma dönemi için tespit edilen miktarının, işlememiş anlaşma dönemine tekabül eden kısmını ödeme tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte ...'in bu husustaki ilk yazılı ihbar/ihtarını müteakip derhal, nakden ve def'aten ...'e iade etmeyi/ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir." düzenlemesi yer aldığını, yine HMK'nın 109. Maddesi çerçevesinde 10.500-USD+KDV miktarındaki yatırım katılım bedeli iade alacağının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000-USD'sini talep ettiklerini, Taraflar arasında akdedilen Ticari Koşullar Sözleşmesi gereği; "..., yukarıda yazılı tanımlara ve formülasyona uygun olarak belirlenmiş "Toplam Dağıtım Kâr"ının, Bayinin beyaz ürünlere ilişkin peşin ödeme yapmak suretiyle ilk bir yıllık anlaşma dönemi içerisinde 105 ton ürün miktarına kadar gerçekleştireceği ürün alımlarında % 50'sini, her bir sözleşme yılı için belirtilen miktarı aşması halinde ise, ilave alım miktarına şamil olmak üzere %10'unu "dağıtıcı kârı" olarak uhdesinde tutmak üzere, bayiye ürün bedelini fatura edeceğini, ancak ..., bayinin her bir sözleşme yılında gerçekleştireceği benzin alımlarına şamil olmak üzere öncelikle dağıtıcı kârının 9610'unu uhdesinde tutacak olup; bayinin her bir sözleşme yılı sonunda 105 tona kadar gerçekleştirmiş olduğu alımlarında yukarıdaki kâr paylaşımı çerçevesinde ...'e iade etmesi gereken bedeli bayiye fatura edeceğini, Bayi söz konusu bedeli faturanın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 10 gün içinde ödemeyi yahut ...'in nezdindeki alacaklarından resen mahsup edilerek tahsil edilebileceğini beyan, kabul ve taahhüt etmiştir." İşbu Ticari Koşullar Sözleşmesine göre davalı, her yıl 105 ton benzin için 50-5096 kâr marjı ile 90-1096 kâr marjı arasındaki fiyat farkını müvekkiline ödemekle yükümlü olup işbu ödeme yükümlülüğünün tüm sözleşme dönemi boyunca hesaplanmış toplam tutarının 172.543,99-TL+KDV oludğu, bu husus müvekkil şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile somut olarak ortaya çıkacağını, izah edilen tüm bu hususların müvekkili şirket tarafından davalı yana ....Noterliğinin 11.12.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar edildiğini, söz konusu ihtarname ile; "Muhatap ... Mahallesi ... Caddesi No:159 (Ada 1799, Pafta 96, Parsel 4) ... ... adresinde kurulu akaryakıt ve otogaz İstasyonunu Müvekkiller ile akdettiği 14.02.2015 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmeleri çerçevesinde işlettiğini, söz konusu bayilik sözleşmelerinin hitam tarihinin 14.02.2020 olduğunu, hal böyleyken muhatabın, ... 4. Noterliği aracılığıyla gönderdiği 29.11.2019 tarih ve ... yevmiye no'lu fesih ihbarı ile herhangi bir haklı ve hukuki gerekçe olmaksızın söz konusu bayilik sözleşmesini 14.12.2019 tarihi itibariyle feshettiğini ihbar ettiğini, müvekkillerinin kanundan ve yukarıda anılan sözleşmelerden kaynaklanan tüm fazlaya ilişin hak ve alacakları ile sair talep hakları saklı kalmak kaydıyla, muhatabın söz konusu haksız ve hukuksuz feshi nedeniyle 14.12.2019 tarihinden itibaren 3 gün içinde; haksız ve hukuksuz feshi nedeniyle 14.02.2015 tarihli Çerçeve Protokol'ün 13. Maddesi kapsamında ödemeyi taahhüt ettiği 350.000-Amerikan Doları tutarındaki cezai şart borcunu, haksız ve hukuksuz feshi nedeniyle 14.02.2015 tarihli Çerçeve Protokol'ün 7. Maddesi kapsamında tahakkuk eden 10.500-Amerikan Doları+KDV tutarındaki yatırım katılım bedeli iade borcunu, 14.02.2015 tarihli Ticari Koşullar Sözleşmesi çerçevesinde tahakkuk eden 172.543,99-TL+KDV tutarındaki fiyat farkı iade borcunu ödeme günlerine kadar işleyecek ticari temerrüt faiziyle ve Amerikan Doları cinsinden borçları için kamu bankalarınca döviz tevdiat hesaplarına uygulanan en yüksek faiz oranında faiziyle birlikte nakden ve defaten müvekkillere ödenmesi" ihtar ve ihbar olunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 14.02.2015 tarihli Çerçeve Protokolün 13. maddesi uyarınca tahakkuk eden 350.000-USD cezai şart alacağının şimdilik 1000-USD'sinin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 14.02.2015 tarihli Çerçeve Protokolün 7. maddesi uyarınca tahakkuk eden 10.500-USD+KDV yatırım katılım bedeli iade alacağının şimdilik 1000-USD'sinin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 14.02.2015 tarihli Ticari Koşullar Sözleşmesi çerçevesinde tahakkuk eden 203.601,91-TL (172.543,99-TL+KDV)'nin şimdilik 1.000-TL'sinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yıllık reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile ... Petrol ... A.Ş. arasındaki ilk bayilik ilişkisi 2009 tarihinde başladığını, İlk 5 yıllık sözleşme döneminin sonu olan 14.12.2014 tarihinde taraflar yeni bir 5 yıllık sözleşme imzalama konusunda mutabık kalmış ve müvekkil şirket tarafından 15.12.2014 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt ve bayilik sözleşmeleri imzalanarak ... firmasına gönderildiğini, Akaryakıt sektöründe yerleşik uygulama, sözleşmelerin öncelikle bayiler tarafından imzalanması, sonrasında onay için dağıtıcı şirkete gönderilmesi ve şirket onayından sonra dağıtıcı firma tarafından imzalanması şeklinde işlediğini, ... firması yabancı sermayeli bir şirket olduğundan ve yatırım onayları Rusya'dan alındığından bu sürecin uzayabildiğini, müvekkili şirketin sözleşmeleri imzalayarak ...'e teslim ettiğini, ...'in yurtdışı onayı ilk 5 yıllık sözleşme süresinin sonra erme tarihi olan 15.12.2014 tarihine yetişmemiş, sözleşme süresinin sona ermesi durumunda 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu uyarınca dağıtıcı firmaların bayilere mal satması mümkün olmadığından, ... müvekkil şirkete akaryakıt veremez duruma geldiğini, bunun üzerine ... müvekkil şirkete yurtdışı onayları gelene kadar 2 aylık bir sözleşme imzalamayı, onaylar geldikten sonra ise sözleşme süresini 5 yıla tamamlayacak şekilde yeni bir sözleşme imzalamayı teklif ettiğini, müvekkil şirket de bu teklifi kabul ederek ekte sunulu 2 aylık sözleşmeyi imzaladığını, bu süreçte yurt dışı onayları tamamlanmış, yeni sözleşmeler düzenlenmiş, 14.02.2015 tarihinde davacı tarafın da beyan ettiği gibi Bayilik sözleşmesi, çerçeve protokol ve kira sözleşmesi imzalandığını, müvekkilil şirket ile ... firması arasında 14.02.2015 tarihli kira sözleşmesi ve yine 14.02.2015 tarihli bayilik sözleşmesi ve çerçeve protokol akdedildiğini, ancak taraflar arasında akdedilen kira sözleşmesinin süresi davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği ve dava dilekçesi ekine eklediği ham ve gerçek durumu yansıtmayan kira sözleşmesinde yazdığı gibi 5 yıl değil, 4 yıl 10 ay olduğunu, tarafların imzası olan kira sözleşmesi ve tapu tescil belgesi ile bu durumun sabit olduğunu, zira kira sözleşmesinde açıkça ve davacı tarafın da parafını içerir şekilde sözleşme süresinin 4 yıl 10 ay olduğu yazdığını, ilgili kira sözleşmesi bizzat ... tarafından, bayilik sözleşmesi ve çerçeve protokol tarihinden sonraki bir tarih olan 20.02.2015 tarihinde 4 yıl 10 ay şeklinde tapuya şerh edildiğini, yani ... bizzat Tapu Müdürlüğü nezdinde sözleşme süresinin 4 yıl 10 ay olduğu şeklindeki açık iradesini kabul ettiğini, ayrıca ilgili kira sözleşmesinin 7. Maddesinde işbu kira sözleşmesine konu akaryakıt/otogaz satış ve servis istasyonunun işleticiliği/ bayiliği, Lukoilin takdirinde olmak üzere taraflar arasında imzalanacak " Bayilik Anlaşması" ile eklerine uygun işletilmek üzere 4 yıl 10 ay süreyle Kiralayana veya Kiralayanın bağlantılı bulunduğu gerçek veya tüzel kişiliğe tevdi edilecektir " yazdığını, ayrıca taraflar arasında akdedilen Çerçeve Protokolün 1. Maddesinde " İşbu protokol, ... 'in münhasıran kullanım hakkına sahip olduğu akaryakıt ve otogaz satış ve servis istasyonunda Abayilik/işleticilik faaliyetinde bulanmasına ilişkin, tarafların hak ve yükümlülüklerini düzenlemek amacıyla imzalanmıştır." yazdığını, yani ... bu çerçeve protokolü münhasıran sahip olduğu kullanım hakkına dayanarak imzaladığını, ...'in münhasıran sahip olduğu kullanım hakkının dayanağı kira sözleşmesi olup süresi 4 yıl 10 ay olduğunu, yani tarafların 2 aylık sözleşme süresi sonunda kurulacak bayilik ilişkisinin süresinin 4 yıl 10 ay olacağı konusunda karşılıklı olarak mutabık olduklarını, ancak dosya kapsamında da görüldüğü üzere taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin süre kısmında 5 yıl yazdığını, bu 5 yıl ibaresinin sehven yazılan bir ibare olup tarafların karşılıklı ve gerçek iradesini yansıtmadığını, aslında hazırlanan sözleşmenin süresini sehven 5 yıl olarak düzenlemek akaryakıt sektöründe çok olası bir durum olduğunu, çünkü Rekabet mevzuatı ve Rekabet Kurumu kararları uyarınca akaryakıt sözleşmelerine süre yönünden bir kısıtlama getirilmiş ve maksimum 5 yıllık olarak düzenlenebileceği hüküm altına alındığını, mevzuat uyarınca getirilen 5 yıllık sınırlama 18.09.2003 tarihinde getirilmiş, 2 yıllık bir geçiş süreci öngörülmüş ve dağıtıcı firmaların iki yıl içinde sözleşmelerini mevzuata uygun hale getirmeleri gerektiği hüküm altına alındğını, dağıtıcı firmalar o dönemde sözleşmelerini mevzuata uygun hale getirmiş ve akaryakıt sektöründe 5 yıllık sözleşme yapmak kemikleşmiş bir uygulama haline geldiğini, Rekabet Kurumu 12.03.2009 tarihin de aldığı bir kararında da kira sözleşmeleri ve intifa sözleşmeleri ile bayilik sözleşmelerinin bağlı sözleşme olduğunu ve taraflar arasında kurulan ilişkinin 5 yılı aşamayacağının hüküm altına alındığını, aynı şekilde kira sözleşmelerinin ve intifa sözleşmelerinin mevzuata uygun hale getirilmesi için 18.09.2010 tarihine kadar geçiş süreci tanıdığını, bu doğrultuda sektörde faaliyette bulunan bütün dağıtıcılar 18.09.2010 tarihine kadar sözleşmelerini mevzuata uygun hale getirdiğini ve sonrasında da 5'er yıllık sözleşmeler yapmak suretiyle faaliyetine devam ettiğini, ... firmasının son 2 vıl içinde veya Mahkemenin uvgun göreceği bir döneme iliskin vaptığı sözleşmelerin süreleri hem EPDK'ya hem de davacıya sorulursa bu sözleşmelerin %99' unun süre maddesinin 5 yıl olduğu görüleceğini, bir sektör bilirkişisinden rapor alınması durumunda da ilgili bilirkişi de bu durumu ayrıntılı şekilde izah edeceğini, yani davacı tarafın matbu sözleşmelerinde süre maddesi 5 yıl olduğunu, davacı taraf müvekkili şirkete sehven matbu sözleşmesini imzalattığını, davacı tarafa güvenen müvekkil şirket de sözleşmeleri sorgusuz sualsiz ve süre maddesinin 4 yıl 10 ay olduğu düşüncesi ile imzaladığını, ...'in ...'e devir sürecinde 08.03.2018 tarihinde ... saha müdürü ... tarafından bayilik sözleşmesinin mail atılması ile müvekkil şirket süre maddesinin 5 yıl olduğunu fark ettiğini, ... ile sözleşmesinin süre maddesinin hatalı olduğunu görüştüğünü ve düzeltilmesini istediğini, sonrasında ... 28.03.2018 tarihinde sözleşmenin süre maddesinin düzeltilmiş halini müvekkile mail attığını, Müvekkil şirketin de bu sözleşmeyi imzalayarak davacıya ilettiğini, ilgili maili içerir ekran görüntüsünde de görüldüğü üzere ... maile " tarihleri düzelttim " ibaresini yazdığını ve mail ekinde " 14.12.2019 tarihine kadar süreli bayilik sözleşmesi" ibaresini içeren sözleşmeyi müvekkile ilettiğini, davacı tarafın sözleşmenin süresi yönündeki gerçek iradesi 14.12.2019 olmasaydı eğer 2018 yılında müvekkili şirkete bu sözleşmeyi iletmeyecek olduğunu, müvekkili şirketin "... petrol©hotmail.com" uzantılı mail adresi üzerinde bir inceleme yaptırılması durumunda ...'ın mail adresi olan "atekbaş©....com.tr" adresinden gönderilen mailler ve eklerinin ne olduğu daha net bir şekilde görüleceğini, zaten müvekkil şirket ... 4. Noterliği'nin 29.11.2019 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesinde "Muhattaplar ile Şirketimiz Arasında İmzalanmış Akaryakıt ve LPG otogaz sözleşmesi süre maddesine istinaden 14.12.2019 tarihinde sona erecektir....sözleşme şirketimizce yenilenmeyecektir." demek suretiyle sözleşmenin süre maddesine ilişkin bilgisinin ve iradesinin ne olduğunu ortaya koyduğunu, dosya kapsamında mevcut sözleşmelere bakıldığında aynı tarihte imzalanmış birden fazla sözleşme olduğu ve bu sözleşmelerde yer alan sözleşme sürelerinin birbiri ile çeliştiği görüldüğünü, bu noktada tarafların gerçek iradesinin ne olduğunun tespiti gerektiğini, çünkü Borçlar Kanununun "Sözleşme Kurulması" başlıklı 1. Maddesinde açıkça Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir." yazdığını, 19. Maddesinde ise "Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır." denildiğini, aynı tarihte imzalanmış ve tapuya şerh edilmiş 4 yıl 10 aylık bir kira sözleşmesi bulunduğunu, taraflar arasında ilgili kira sözleşmesi dayanak alınmak suretiyle imzalanmış bir bayilik sözleşmesi bulunmadığını, Rekabet Kurumu akaryakıt sektörüne ilişkin almış olduğu belki de yüzlerce kararında bayilik sözleşmeleri ile kira sözleşmelerinin bağlı sözleşme olduğunu hüküm altına aldığını, bu durumda bayilik sözleşmesi ve kira sözleşmesi bağlı sözleşmelerken, aynı tarihte 4 yıl 10 aylık kira sözleşmesi imzalarken, bayilik sözleşmesini 5 yıllık imzalamakta tarafların nasıl bir amacı ve iradesi olabileceğini, tabi ki hiç bir amacı ve iradesi olamayacağını, Bayilik sözleşmesinde yazan 5 yıl ibaresi, tip sözleşmelerde yer alan ve sehven yazılmış bir ibare olduğunu, tarafların ortak ve gerçek iradesinin 14.12.2019 tarihi itibariyle toplamda 5 yıllık bir dikey ilişki kurulması olduğu ve aynen öyle yaptıklarını, zira taraflar öncelikle prosedürler tamamlanana kadar 2 aylık bir sözleşme imzaladığını, sonrasında da bu sözleşmenin süresini 5 yıla tamamlayacak şekilde 4 yıl 10 aylık bir sözleşme imzaladıklarını, ayrıca müvekkil şirket karşı tarafın iddia ettiği gibi sözleşmeyi 14.12.2019 tarihinde süresinden önce feshetmediğini, zaten müvekkil şirketin ekte sunulu ... 4. Noterliği'nin 29.11.2019 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesinde feshettiğini değil, 14.12.2019 tarihinde sözleşmenin süresinin sona erdiğini ve sözleşmeyi yenilemeyeceğini ihtar ettiğini, ilgili ihtarda yer alan " fesih" ibaresi o tarihte EPDK'nın dağıtıcı tadili yapıyorken ihtarlarda "Fesih" ibaresinin yazması koşulunu aramasından kaynaklandıını, yoksa müvekkili şirketin sözleşmenin 14.12.2019' da sona erdiğini ve yenilenmeyeceğini açıkça yazdığını, kaldı ki hiç kimse sözleşmenin bitmesine sadece 2 ay varken, fesih halinde 350.000 USD cezai şart düzenlenen bir sözleşmeyi feshetmeyeceğini bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 14.12.2019 tarihinde sona erdiği ...'in ...'e devri aşamasında, 27.03.2018 tarihinde bizzat ... saha müdürü ... tarafından, ... uzantılı mail adresi ile imzalaması için müvekkile gönderdiği ... bayilik sözleşmesi ile de sabit olduğunu, ilgili sözleşmede açıkça "...14.12.2019 tarihine kadar süreli standart bayilik sözleşmesi " yazdığını,bizzat bütün görüşmeleri yapan, sözleşmeyi düzenleyen, imzalayan ve şirket yetkililerine imzalatan ...'ı şahit olarak dinlemeniz durumunda tarafların gerçek iradesinin ne olduğu açıkça ortaya çıkacağını, zaten müvekkilinin ...'in ...'e devir sürecine kadar bayilik sözleşmesinin sehven 5 yıllık düzenlendiğinin farkında değildir ve sonrasında da sözleşmedeki maddi hatanın düzeltildiğini düşündüğünü, bu nedenle de sözleşmenin sona erme tarihinin 14.12.2019 olduğu konusunda hiç tereddüte düşmediğini, müvekkilin sözleşmeyi süresinden önce feshetmesinin söz konusu olmadığını, bu durumda davacı tarafın cezai şart talebinin de bakiye yatırım katılım bedeli talebinin de hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, davacı taraf kötüniyetli bir şekilde sebepsiz zenginleşmeye çalıştığını, zira sözleşmenin 14.02.2015 tarihinde sona ereceğini kabul etmemekle birlikte, sözleşmenin sona erme süresinin tartışmalı olduğu bir ticari ilişkide 2 ay gibi tartışmalı bir süre için 350.000 usd cezai şart talebi hakkaniyete ve iyiniyet kuralına aykırı olduğunu, davacı taraf taraflarca imzalanan ticari koşullar başlıklı sözleşmede yer alan " Ancak ... bayinin her bir sözleşme yılında gerçekleştireceği benzin alımlarına şamil olmak üzere öncelikle "dağıtıcı karı" nın %10'unu uhdesinde tutacak olup; bayinin her bir sözleşme yılı sonunda 105 tona kadar gerçekleştirilmiş olduğu alımlarda yukarıda kar paylaşımı çerçevesinde ...'e iade etmesi gereken bedeli bayiye fatura edeceğini, Bayi söz konusu bedeli faturanın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 120 gün içinde ödemeyi yahut ...'in nezdindeki alacaklarda resen mahsup edilerek tahsil edilebileceğini beyan ve kabul eder." hükmüne dayanarak geriye dönük 5 yıllık talepte bulunduğunu ancak davacı taraf 5 yıl boyunca yıl sonunda kesmesi gereken faturaları kesmeyerek, müvekkilden talepte bulunmayarak talep hakkında zimmen vazgeçtiğini, müvekkilinin de bu 5 yıl içinde davacı tarafın talep hakkından vazgeçmiş olmasına güvenerek hareket etmiş ve indirimli olarak piyasaya yakıt sattığını, aslında davacıya iade etmediği bedeli müşterilere yansıttığını daha çok yakıt satmayı sağladığını ve dolayısıyla davacının da daha çok kazanmasını sağladığını davacı tarafın her yıl kesmesi gereken faturayı kesmeyerek vazgeçtiği bedeli 5 yılın sonunda sözleşme yenilenmeyince talep etmesinin iyiniyet kurallarına da hakkaniyete de aykırı olduğunu, ayrıca davacı tarafın bu hareketiyle yıl bazlı olarak müvekkilinin vergi ziyanına uğramasına sebep olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davanın; 14/02/2015 tarihinde taraflar arasında bayilik sözleşmesinin akdedildiği, bayilik sözleşmesi kapsamında davalıdan cezai şart, yatırım katılım bedeli, iadesi, fiat farkı iade talebinden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili davada; Çerçeve Sözleşme, Bayilik Sözleşmesi, Kira Sözleşmesi, Ticari Koşullar Sözleşmesi, Cari Hesap Ekstresi, Fesih İhtarnamesi, taraflar arasındaki tüm sözleşme, ihtarname, ödeme dekontu ve fatura, makbuz ve sair ticari kayıt, Müvekkil Şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, bilirişi incelemesi, keşif, yemin, isticvap ve her türlü yasal delile dayanmıştır.
Dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti 07/10/2022 tarihli kök raporlarında özetle; davacı tarafından sunulan muhtelif sözleşmelerde sözleşme süresinin beş (5) yıl süreli olduğu ve sözleşmenin 14.02.2015 tarihinde; buna karşın davalı tarafça sunulan birtakım sözleşmelerde ise sözleşme süresinin iki (2) ay süreli olduğu ve sözleşmenin 15.12.2014 tarihinde akdedildiğinin yazılı olduğu, Mahkemece dosya münderecatından taraflar arasındaki sözleşmenin davacı yanın sunduğu sözleşme suretleri uyarınca 5 yıl süreli olduğu kanaatinde olunması halinde davalının sözleşmeyi süresinden önce (iki ay kala) feshetmiş olduğunun ifade edilebileceği, buna karşın Mahkemece davalının sunduğu tapu sureti ve tescil istem belgesi uyarınca sözleşme süresinin 4 yıl 10 ay olabileceği kanaatinde olunması halinde ise davalının sözleşmeyi süresinden önce feshetmiş olduğundan bahsedilemeyeceği, tapu sicilinin güvenilirliği ve dolayısıyla ana taşınmaza ait tapu kaydında davacı şirket lehine şerh işlemi uygulandığı ve bu belgede başlama tarihinin 14.02.2015; süresinin ise 4 yıl 10 ay olduğu husus nazara bir arada değerlendirildiğinde sözleşme süresinin esasında 4 yıl 10 ay olduğunun düşünüldüğü, şayet Mahkemece sözleşme süresinin beş (5) yıl olduğu, bu nedenle 14.02.2020 tarihinde sona ereceği kanaatinde olunması halinde davacı şirketin yatırım katılım bedelinin kalan iki aya tekabül eden karşılığını talep etme hakkının gündeme gelebileceği; bu kapsamda davacı şirketin 10.500 USD + 1.890,00 USD KDV = 12.390 USD. karşılığı ( 1 USDz 14.7127 TL - 182.290,35 TL) tutarı talep edebileceği hesap edilmiş olup, Davacı tarafından 10.500 USD alacağa dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması gerekeceği, şayet Mahkemece davanın tarafları arasında akdedilen sözleşmenin davalı şirket tarafından süresinden önce haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiği kanaatinde olunması halinde davacı tarafın, sözleşmenin 13. Maddesinin (c) bendi uyarınca 350.000-USD'lik cezai şart talep edebileceği, Davacı tarafından 350.000 USD ( 5.149.445,00TL) alacağa dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması gerekeceği, taraflar arasındaki sözleşme gereği davacı şirket tarafından fatura kesildiği tarihten itibaren 10 gün içinde ödeme yapılacağı kararlaştırıldığı, bu durumda faturanın kesilmesi muacceliyet açısından ön koşul niteliğinde olduğu; davacı şirketin kâr marjına ilişkin talep hakkının mevzu bahis olabilmesi için “bayiye ürün bedelini fatura” etmesi gerektiği, ancak bu yükümlülüğü yerine getirmemesi nedeniyle davacı şirketin kâr marjı talebi yönünden sözleşme hükümlerine riayet etmediği, buna karşın Mahkemece davacı şirketin kâr marjı talebine ilişkin alacağının muaccel hale geldiği ve talep edilebilecek durumda olduğu kanaatinde olması ihtimalinde ise bu kez davalı şirketin zamanaşımı def'inde bulunduğunun tespit olunduğu, Mahkemece davacı şirketin kâr marjı talebine ilişkin alacağının muaccel hale geldiği ve talep edilebileceği kanaatinde olması halinde gerek davanın 04.04.2022 tarihinde ikame edilmiş olduğu gerekse de zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu hususları nazara alındığın 14.02.2015- 14.02.2016 ile 14.02.2016 — 14.02.2017 tarihlerine tekabül eden 2 yıllık dönem için 5 yıllık zamanaşımı süresinin sona ermiş olduğu, en olası ihtimal ile 04.04.2017 ilâ 14.02.2020 tarihleri arasına tekabül eden 3 yıllık döneme ilişkin kâr marjının talep edebileceği, ancak uzun zaman talep edilmeyen sözleşmeden kaynaklı kar marjına sözleşme sona erdikten sonra geriye yönelik talep edilemeyeceği hususu tespit ve rapor edilmiştir.
Bilirkişi 06/06/2023 tarihli bilirkişi heyeti ekraporunda özetle; Davacı tarafından sunulan muhtelif sözleşmelerde sözleşme süresinin beş (5) yıl süreli olduğu ve sözleşmenin 14.02.2015 tarihinde; buna karşın davalı tarafça sunulan birtakım sözleşmelerde ise sözleşme süresinin iki (2) ay süreli olduğu ve sözleşmenin 15.12.2014 tarihinde akdedildiğinin yazılı olduğu, Mahkemece dosya münderecatından taraflar arasındaki sözleşmenin davacı yanın sunduğu sözleşme suretleri uyarınca 5 yıl süreli olduğu kanaatinde olunması halinde davalının sözleşmeyi süresinden önce (iki ay kala) feshetmiş olduğunun ifade edilebileceği; buna karşın Mahkemece davalının sunduğu tapu sureti ve tescil istem belgesi uyarınca sözleşme süresinin 4 yıl 10 ay olabileceği kanaatinde olunması halinde ise davalının sözleşmeyi süresinden önce feshetmiş olduğundan bahsedilemeyeceği, Tapu sicilinin güvenilirliği ve dolayısıyla ana taşınmaza ait tapu kaydında davacı şirket lehine şerh işlemi uygulandığı ve bu belgede başlama tarihinin 14.02.2015; süresinin ise 4 yıl 10 ay olduğu husus nazara bir arada değerlendirildiğinde sözleşme süresinin esasında 4 yıl 10 ay olduğunun düşünüldüğü, Mahkemece sözleşme süresinin beş (5) yıl olduğu, bu nedenle 14.02.2020 tarihinde sona ereceği kanaatinde olunması halinde davacı şirketin yatırım katılım bedelinin kalan iki aya tekabül eden karşılığını talep etme hakkının gündeme gelebileceği; bu kapsamda davacı şirketin 10.500 USD + 1.890,00 USD KDV = 12.390 USD karşılığı ( 1 USDz 14.7127 TL - 182.290,35 TL) tutarı talep edebileceği hesap edilmiş olup, davacı tarafından 10.500 USD alacağa 17.12.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması gerekeceği, Mahkemece huzurdaki davanın tarafları arasında akdedilen sözleşmenin davalı şirket tarafından süresinden önce haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiği kanaatinde olunması halinde davacı tarafın, sözleşmenin 13. Maddesinin (c) bendi uyarınca 350.000-USD'lik cezai şart talep edebileceği, Davacı tarafından 350.000 USD ( 5.149.445,00TL) alacağa 17.12.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması gerekeceği, taraflar arasındaki sözleşme gereği davacı şirket tarafından fatura kesildiği tarihten itibaren 10 gün içinde ödeme yapılacağı kararlaştırıldığı, bu durumda faturanın kesilmesi muacceliyet açısından ön koşul niteliğinde olduğu; davacı şirketin kâr marjına ilişkin talep hakkının mevzu bahis olabilmesi için “bayiye ürün bedelini fatura” etmesi gerektiği, ancak bu yükümlülüğü yerine getirmemesi nedeniyle davacı şirketin kâr marjı talebi yönünden sözleşme hükümlerine riayet etmediğini, buna karşın Mahkemece davacı şirketin kâr marjı talebine ilişkin alacağının muaccel hale geldiği ve talep edilebilecek durumda olduğu kanaatinde olması ihtimalinde ise bu kez davalı şirketin zamanaşımı def'inde bulunduğunun tespit olunduğu, Muhterem Mahkemece davacı şirketin kâr marjı talebine ilişkin alacağının muaccel hale geldi ği kanaatinde olması halinde gerek davanın 04.04.2022 tarihinde ikame edilmiş olduğu gerekse de zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu hususları nazara alındığın 14.02.2015- 14.02.2016 ile 14.02.2016 — 14.02.2017 tarihlerine tekabül eden 2 yıllık dönem için 5 yıllık zamanaşımı süresinin sona ermiş olduğu, en olası ihtimal ile 04.04.2017 ilâ 14.02.2020 tarihleri arasına tekabül eden 3 yıllık döneme ilişkin kâr marjının talep edebileceği, ancak uzun zaman talep edilmeyen sözleşmeden kaynaklı kar marjına sözleşme sona erdikten sonra geriye yönelik talep edilemeyeceğini, Mahkemece davacı şirketin kâr marjı talebine ilişkin alacağının muaccel hale geldiği ve talep edilebileceği yönde kanaatinde olması halinde davacının, 98.893,71 TL + % 18 KDV 17.800,87 TL - 116.694,58 TL'ye 17.12.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa gereği yıllık % 19,50 Oranından başlayacak değişen oranlarda faiz uygulanması gerekeceği hususu tespit ve rapor edilmiştir.
Davalı şirketin mail adresinin incelenmesi bakımından dosyanın bilirkişi elektronik ve haberleşme mühendisine tevdi edildiği, Bilirkişi 08/02/2024 tarihli raporunda özetle; Davalı şirkete ait mail adresinde yapılan incelemede; davacı şirket yetkilisi ...'ın e-posta adresi olan ... adresinden, davalının ... [email protected] adresine 27.03.2018 tarihinde “... Dönüşüm Sözleşmesi” konulu mail gönderildiği, mail içeriğinde gönderen davacı şirket yetkilisi tarafından “tarihlerin düzeltilmiş olduğunun” belirtildiği, mail ilişiğinde “... Standart Bayilik Sözleşmesi ... ...” isimli Word dosyasının yer aldığı, “... Standart Bayilik Sözleşmesi ... ....docx” isimli Word dosyasının 5.Maddesinde ve son bölümünde sözleşmenin 14.12.2019 tarihine kadar geçerli olduğunun belirtildiği hususu tespit ve rapor edilmiştir.
Davacının cari hesaba ilişkin herhangi bir talebinin olmadığı, davacının talebinin taraflar arasındaki sözleşmeye bağlı olarak erken fesih nedeni ile ceza-i şartın ve erken fesih nedeni ile yatırım bedeli alacağına ilişkin olduğu,
Davacı tarafından sunulan muhtelif sözleşmelerde sözleşme süresinin beş (5) yıl süreli olduğu ve sözleşmenin 14.02.2015 tarihinde akdedildiği ve sözleşmenin sona erme tarihinin 14/02/2020 tarihine tekabül ettiğinin iddia edildiği,
Davalı tarafça sunulan; ... ... Petrol A.Ş. Standart Bayilik Sözleşmesi'nin 5. madde hükmünde sözleşme süresinin iki (2) ay süreli olduğu ve sözleşmenin 15.12.2014 tarihinde akdedildiğinin, Kira Sözleşmesi'nin, “Kira Süresi” yan başlıklı 2. maddesinde yazılı olan “5(beş)” yıl süre ile ifadesinin üstü çizilerek hemen altında “4 yıl 10 ay” şerhinin; 3. madde hükmünde sözleşme süresinin beş (5) yıl süreli olduğunun ve 7.madde hükmünde yine 2. maddede olduğu gibi “5 (beş)” yıl süre ile ifadesinin üstü çizilerek hemen altında “4 yıl 10 ay” şerhinin eklendiği; sözleşmenin ise 14.02.2015 tarihinde akdedildiğinin yazılı olduğu, bu yönüyle her iki tarafın da sunduğu sözleşmelerin birbirinden farklı olduğu,
Ayrıca davalı vekili tarafından dosyaya sunulan eklerde ise taraflar arasındaki sözleşmenin 4 yıl 10 ay süreli olduğunu gösterir birtakım belgeleri ibraz ettiği, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1799 ada 4 parsel sayılı“Akaryakıt LPG ve Servis İstasyonu niteliğini haiz anataşınmaza ait tapu kaydında davacı şirket lehine şerh işlemi uygulandığı ve bu belgede başlama tarihinin 14.02.2015; süresinin ise 4 yıl 10 ay olduğu, ... yevmiye numaralı ve 20.02.2015 tarihli Tescil İstem Belgesi'nde şerh tarihinin 4 yıl 10 ay süre ile sınırlı olduğunun yazılı olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bayilik sözleşmesinden kaynaklandığı hususu nazara alındığında sözleşme süresinin şerhe konu olay sebebi ile 4 yıl 10 ay süreli olduğu, tapu sicilinin güvenilirliği ve dolayısıyla ana taşınmaza ait tapu kaydında davacı şirket lehine şerh işlemi uygulandığı ve bu belgede başlama tarihinin 14/02/2015, sürenin ise 4 yıl 10 ay olduğu,
Davalı şirketin mailinin bilirkişi marifetiyle incelettirildiğinde; mail yazışmalarında "... Dönüşüm Sözleşmesi” konulu mail gönderildiği, mail içeriğinde gönderen davacı şirket yetkilisi tarafından “tarihlerin düzeltilmiş olduğu, mail ilişiğinde “... Standart Bayilik Sözleşmesi ... ...” isimli Word dosyasının yer aldığı, “... Standart Bayilik Sözleşmesi ... ....” isimli Word dosyasının 5.Maddesinde ve son bölümünde sözleşmenin 14.12.2019 tarihine kadar geçerli olduğunun belirtildiği" hususu birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin süresinin 4 yıl 10 ay olduğu, bu hali ile davalının sözleşmeyi süresinden önce feshetmiş olduğundan bahsedilemeyeceği hususunun tespit ve rapor edildiği denetlemeye ve hükme elverişli bilirkişi raporuna göre davacının davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL harcının peşin alınan 518,73 -TL harçtan mahsubu ile fazla 91,13-TL harcın hüküm kesinleştiğinde davacıya iadesine,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 -TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!