WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

İSTANBUL 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2021/251 Esas
KARAR NO:2024/115

DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:12/04/2021
KARAR TARİHİ:15/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından müvekkil aleyhine 15/01/2018 tanzim tarihli 10/01/2020 vade tarihli 750.000-USD bedelli bonoya dayanılarak ihtiyati haciz talep edildiği,.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosyadan ihtiyati haciz kararı alındığını, müvekkilin davalıya böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkil şirketin ... ... ... ... ... ... ... ...Limited Şirketini 20/05/2019 tarihinde devraldığını, yani ..., ticari hayatına ... ... San ve Tic AŞ olarak devam ettiğini, davalının ihtiyati haciz kararı aldırdığı senedin tanzim tarihi 15/01/2018 olduğundan o tarihte senedin keşidecesi müvekkil tarafından devralınmamış olan ... olduğunu, ancak senedin vade tarihi olan 10/01/2020 itibariyle şirket ...'yi devraldığından senet bedeli müvekkil şirketten talep edildiğini, ancak senet 15/01/2018 tanzim tarihi olmadığını, gerçekte eski tanzim tarihi atılarak yeni yaratıldığını ve yaratılması dolandırıcılık kastı taşıdığını buna ilişkin olarak davalı ve senet üzerinde imzası bulunan kişiler ve tüm ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulacağını, zira müvekkil şirketin ...'yi devralma öncesinde tüm ticari defterlerini, alacaklarını, borçlarını ve şirketin mali durumunu incelediğini, bir senedin şirketin ticari defterlerine işlenmemiş olması TTK'da açıklanan "basiretli tacir" olma hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, ancak taraflarınca menfi tespit talebinin dayanağı ticari deftere işlenmeyen senedin geçersiz olacağı iddiası değil; davalı ve eski ... ortağı ... ... ... tarafından geçmiş tarihli senet düzenlenmiş olması iddiasına dayandığını, bu nedenle senede karşı yazılı ispat kuralından muaf olduğunu, menfi tespit talebinin konusu olan senedin ...'nin ticari defterlerine işlenmemesinin sebebi davalı ile ... ... ... arasında öyle bir senedin 15/01/2018 tarihinde tanzim edilmemiş olması olduğunu, davalı ve senet keşidecisi eski ... yetkilisi ... ... ... aralarında anlaşarak geçmiş tarihli senet düzenleyerek kaşe ve imza atmış olduğu, sonrasında davalı senedin ödenmediği iddiası ile müvekkil hakkında ihtiyati haciz kararı aldırdığı hakkında duyumlar alındığını, zira davalı ... senedin tanzim tarihinde ...'nin çalışanı olduğunu, ..., müvekkil şirket ile birleştiğinde davalı ..., müvekkil şirketin çalışanı haline geldiğini ve uzun bir süre de müvekkil şirkette çalıştığını, bir şirketin kendi çalışanına 750.000-USD borçlanması , bu hususun ticari defterlerine dahi geçirmemesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, öyle aykırı bir durum ki bu hususta ispat yükünü davalı üzerine çevirdiğini, ne zaman ki davalı, müvekkil şirketten ayrılmış, o zaman müvekkil şirket kendisini 750.000-USD dolar tutarlı bir senedin varlığı ile karşı karşıya bulduğunu, eski şirket çalışanı 750.000-USD 'lik şirket kayıtlarına işlenmeyen sözde senedin dayanağını ispatlamakla yükümlü olduğunu, senet üzerinde Adli Tıp Kurumunca inceleme yaptırılmasını talep ettiklerini, senet üzerindeki yazının kaç yıl önce yazıldığının tespiti oldukça zor hatta mümkün değil ise de, bu hususun tespit edilebilmesi halinde davadaki iddiaların tartışmasız şekilde kanıtlanacağını, zira iddialarının bu senedin 2018 yılında doldurulmadığı olduğunu, ayrıca senet üzerindeki imzanın ... ... ...'in kendi imzası olup olmadığının da incelenmesini talep ettiklerini, imzanın ... ... ...'e ait çıkmaması halinde de iddiaların kanıtlanmış olacağını, ancak imzasının kendisine ait çıkması halinde önemli olanın yazının yaşının belirlenmesi olacağı unutulmaması gerektiğini, ayrıca ... ilinde kurulu olan şirkette çalışan davalının lehine düzenlenen senedin dava yerinin İstanbul ili olarak belirlenmesi bir diğer şüpheli husus olduğunu, açıklanan işbu sebeplerle müvekkil şirketin davalıya 15/01/2018 tanzim, 10/01/2020 vade tarihli 750.000-USD bedelli senetten doğan hiçbir borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava ettikleri anlaşıldı.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle ; davaya konu senetten ötürü ihtiyati haciz kararının uygulanması ve fabrika makinelerinin muhafaza altına alınmasının yarattığı infialin etkisiyle alelacele dava açılmasının bir çok usuli işlemin eksik yapılmasına ve müvekkil lehine mevcut iddiaların ileri sürülememesine sebep olduğunu, müvekkil şirketin ... ilinde rüzgar tribün motoru başta olmak üzere her nevi ... ve ... parçası üretmek amacıyla dahili davalı ... ... ...'in yakın zamanda vefat eden babası ... ...'inde katkısı ile 2017 yılında fabrika kurduğunu, daha sonra 24/01/2018 tarihinde aynı anda ve aynı yerde davalı ...'nın yetkilisi ve ortağı olduğu ... Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş.ve dahili davalı ...'in yetkilisi ve ortağı olduğu ... ... ... ... ... ve Tic Ltd Şti'nin bütün hisseleri her iki davalının da aynı anda ve aynı masada attığı imzalar ile müvekkil şirkete devredildiğini, 20/04/2021 tarihinde fabrikaya hacze gelindiğini, müvekkil şirketin adeta şok etkisi yaratan haczin dayağının ihtiyati haciz kararı alınarak .... İcra Müdürlüğünün ... Esasında takibe konulan keşidecisi devralınan ... Enerji , lehtarı ise davalı ..., keşide tarihi 15/01/2018, vade tarihi 15/01/2020, bedeli 750.000-USD olan davaya konu senet oluşturduğunu, senet üzerindeki imzanın ise dahili davalı ... ... ...'e ait olabileceği / olduğu ve şirket birleşme gazete ilanının dosyaya konularak müvekkil şirkete borcun yöneltildiğinin görüldüğü, akabinde müvekkil şirketce...CBS'nın 2021/... sayılı dosyası ile sahtecilik ve dolandırıcılık şikayetinde bulunulduğunu, takibin açılmasını sağlayan gerek alacaklı görünen davalı ...'in gerekse senedi imzaladığı anlaşılan davalı ...'in senedin tanzim tarihi olarak görülen tarihten hemen sonra yapılan hisse devirlerinin yapıldığı sırada böyle bir borcu olmadığını beraberce taahhüt ettiklerini, alacaklı / davalı ...'in ... enerji hisse devrilerinin yapıldığı anda orada olmasına ve sözleşmeleri imza etmesine rağmen böyle bir alacağı olduğunu belirtmediği aksine böyle bir alacağının olmadığı yönünde sözleşme imzaladığını, davalı ...'in davalı ... ve ... ailesi kontrolünde olan bir kişi olduğunu, senedin geriye dönük olarak, ...'in imza yetkisinin olduğu bir döneme denk getirilerek sahte tanzim edildiğini, hayali bir borç yaratıldığı delilleri ile beraber izah edileceğinin, sözleşmelerin her ikisinin de davalıların isimleri haricinde noktasına ve virgülüne kadar tamamen aynı olduğu, her iki sözleşmenin de 4.1 maddesine hisse devir kapanış tarih ve saatine kadar belinlendiğini, her iki sözleşmenin 2.3 maddesinde müteveffa ... ...'in kefil olarak zikredildiğinin görüleceğini, ... ..., davalı ...'nın ortağı ve yetkilisi olduğu ... 'deki payı ve yetkisi olmadığı halde devirlerde sağlanan teminata kefil olduğunun zikredilmesi ve her iki şirketin de aynı anda ve aynı saatte kapanışının birebir aynı sözleşmelerle yapılması karşısında işbu sözleşmelerin davalı ..., davalı ..., müteveffa ... ..., diğer ortak ...ve müvekkil şirket yetkilisi ...'in bir arada ve birlikte imzaladığının sabit olduğunu, davalı ... ... sözleşme hükümlerini görmesine rağmen herhangi bir alacağı olduğunu belirtmediğini, çekince veya şerh koymadığını, sözle alacağını kimin ödeyeceğini sormadığını, sözleşmelerde de görüldüğü üzere ... hisselerinin tamamı 50.000-USD'ye ve yine ... hisselerinin tamamı 100.000-USD bedelle aynı anda davalıların birlikte katılımı ile devralındığını, bu devir imza eden davalı ...'in sözde senedinin sahteliği grofoloji incelemesine ispatlanamasa dahi 750.000-USD alacağı olduğunu belirtmemesi TMK m.2'de ki dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, nitekim böyle bir borç senedin varlığı gerçek olsa ve davalı ... bildirse idi müvekkil şirketin hisseleri devralmayacağının açık olduğunu, zira sözleşme bedelinin yedi katı ederinde bir borçtan söz edildiğini, en ince ayrıntısına kadar düzenlenen devir işlemlerinde 750.000-USD'lik bir senedin unutulmayacağı yahut bu konuda sessiz kalınmayacağının açık olduğunu, tüm bu hususların 24/01/2018 tarihinde yapılan hisse devri sırasında takibe konu 15/01/2018 tanzim tarihli sözde senedin sonradan tanzim edildiğine açıkça karine teşkil ettiğini, davalı ... müvekkil şirkete hisseleri devredilen ...'nın ortağı ve yetkilisi olarak görünse de aslen ... ailesinin akrabası, ... ailesinin bağlı şirketlerinin çalışanı ve ... ailesinin kontrolünde olan birisi olduğunu, bahsedilen tüm devir ve temlik işlemlerinden gün be gün haberi olan biri olduğunu, üçüncü kişi olmadığını, davalı ...'nın müvekkil şirketten ayrılışında tazminatını alarak müvekkili ibra ettiğine ilişkin 03/1/2019 tarihli ibraname, istifa beyanı ve önceden çalıştığı ... ...'e ait ... ... Ltd Şti'nin ticaret sicil gazetesi de ayrıca dosyaya sunulduğunu, ... hisselerinin devrinde müteveffa ... ...'in ... 'da resmi hiçbir ortaklığı ve yetkilisi olmadığı halde devirde kefil gösterildiği, ... A.Ş.'nin hisse devrinden sonra yapılan ... A.Ş.genel kurulunda ...'nın imzasının yanında ... ...'in de imza verdiği ve hatta divan başkanlığına müteveffa ... ...'in seçildiği, davalı ...'in müvekkil şirketten 03/12/2019 tarihinde ayrılmasına müteakip kendisine ödenen tazminatın ... ... hesabından düşülmesi yönünde 11/12/2019 tarihinde karar alındığı ve ... ...'in imza ettiğini, ... ve ... hisselerinin hemen devrinden sora ...'de yetki verilen müteveffa ... ...'in şirketin bir kısım işlerinin takibi için davalı ...'ya vekalet verdiğini, tüm bu resmi evraklara bakıldığında müvekkil şirkete devredilen ... ile ...'nin aslında kardeş şirketler olduğu, asıl söz sahibinin ... ailesi olduğu, ...'nın davaya konu senedi tanzim eden ... ve ailesinin bağlı çalışanı ve bunların kontrolünde biri olduğu, davalı ...'in ... hisselerinin borçsuz ve ileride borç çıkmayacağı taahhüdü veren kişilerle aynı safta olan biri olduğunu, davalı ...'in anılan taahhütlere iştirak ettiği sözleşmelerle sabit olduğunu, söz konusu senedin geçmişe dönük olarak sahte tanzim edildiği konusunda Adli Tıp Kurumu veya diğer İhtisas makan ve kişilerinden alınacak raporla ispatında tereddüt yaşansa dahi unutulmamalıdır ki takibe konu senet üzerine atılan tanzim tarihi ... ve ... hisselerinin müvekkil şirkete devrinden dokut gün öncesine ait olduğunu, davalıların hisse devir iradesi ortaya konulduktan sonra hisse devri aşamasında senet düzenledikleri, hisse devri sırasında da bu senedi müvekkil şirketten sakladıkları gerçeği ile karşılaşıldığını, nitekim ilgili senedin şirket defterlerine yer almadığı mali müşavirden alınan raporda da sabit olduğunu, dolasıyla takibe konu senedin sahteliği / imza ve yaşı yazı tespit edilemese dahi şirket devri iradesinin ortaya konulmasından sonra ve senette alacaklı görünen davalı ...'in anılan devir iradesini bilerek senedi aldığı ve davalı ...'in de hisseleri devredeceğini bilerek senet tanzim ettiği ve senedin müvekkil şirketten saklandığı gerçeği ortaya çıktığını, ... ... ... ile diğer davalı ... zorunlu dava arkadaşı olduklarını, imzanın gerçekten davalı ...'e ait olup olmadığı ancak davalı ...'in mahkeme huzurunda atacağı imzaların mukayese edilmesi ile anlaşılabileceğini, davanın ihbarı yolu ile davalı ...'in imza atmaya zorlanmasının mümkün olmadığını, ayrıca senedin geçmiş tarihli olarak düzenlendiği hususunda da sahtecilik ve dolandırılıcılık, muvazaa ve diğer haksız fiil halleri işbu iki davalının ortak iş güzarlığı vesilesi ile meydana geldiğini, sadece birinin katılımı ile değil beraberce hareketlerinin sonucu olduğunu, bu sebeple zorunlu dava arkadaşlığının maddi hukuka göre belirlenmesi karşısında müvekkilin karşı karşıya kaldığı takibin müsebbibi olan davalı ...'in davada taraf olmaması düşünülemeyeceğini, aksi takdirde senedi tanzim eden ... ... ...'in davaya dahil edilmesini talep ettiklerini beyanla 15/01/2018 tanzim, 10/01/2020 vade tarihli 750.000-USD bedelli senetten ötürü müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava ettikleri anlaşıldı.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı borçlu şirket tarafından ileri sürülen geçmiş tarihli senet düzenlendiği iddiasının gerçek olmadığını HMK m200 gereğince yazılı delile ispatı gerektiğini, ancak somut uyuşmazlıkta davacı borçlu vekili tarafından geçmiş tarihli senet düzenlenmiş olması iddiasına yönelik olarak herhangi bir yazılı delil ibraz edilmediğini, diğer yandan davacı borçlu şirket dava dilekçesinde açık bir imza inkarında bulunmadığını, zira davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü tüm beyanlar açık bir imza inkarı anlamına gelmediğini, ispat külfetinin karşı tarafta olduğunu, ileri sürdüğü iddialarını yazılı delillerle ispatlamasının zorunlu olduğunu, zira ... ... ... ile davalı alacaklı ... arasında bir anlaşma olduğu ve bu anlaşmaya dayalı olarak geçmiş tarihli senet tanzim edildiği iddiası, tarafların bu şekilde muvazaalı bir işlemde bulunduğu iddiası anlamına geldiğini, bu şekilde şirket yetkilisi ... ... ...'in davalı alacaklı ... ile anlaşarak muvazaalı şekilde davaya konu senedi keşide ettiği şeklindeki afaki iddia, HMK m. 200 gereğince yazılı delille kanıtlanmak zorunda olduğunu, davacı borçlu şirketin geçerli bir kambiyo senedi ile borçluluğu sabit iken borçtan kurtulma amacına yönelik olarak soyut ve afaki nitelikteki iddialar ile huzurdaki menfi tespit davası açılmış olup işbu davanın reddi gerektiğini, yargıtay kararları ile sabit olduğu üzere de imza yaşının tespiti günümüzde teknik olarak mümkün olmayıp davacı borçlu şirketin soyut ve dayanaksız nitelikte kalan iddialarına dayalı huzurdaki davanın reddi gerektiği, senetteki yazı ve imzaların yaş tayinine yönelik incelenmesi teknik olarak mümkün olmadığını, muvazaa iddiasına yönelik olarak ispat külfeti davacı yana düştüğünü, huzurdaki davaya konu olan bono, davalı alacaklı müvekkil ...'nın, davalı şirkete yapmış olduğu 750.000,00 usd'lik borç olarak verilen nakit ödeme karşılığında tanzim edildiğini, dava konusu senet müvekkil asile, eski ünvanı ... Enerji olan davalı şirkete yapmış olduğu 750.000-USD nakit ödeme (borç verme) karşılığında şirket yetkilileri tarafından verilmiş olup, senet bizzat ... Enerji' (... ...)nin ilgili tarihteki yetkilisi ... ... ... tarafından 15.01.2018 tarihinde tanzim edilerek alacaklı müvekkil ...'ya teslim edildiğini, Önemle belirtmek gerekirse davaya konu senedin üzerinde taraflar arasındaki ilişkiye uygun olarak yazılan "nakden" kaydı mevcut olduğundan dolayı senedin nakit ödeme karşılığında tanzim edildiği karine olarak kabul edilmekte olduğunu, dolayısıyla senedin nakit ödeme karşılığında tanzim edildiğinin ispat külfeti davalı alacaklı müvekkile düşmemekte olup bu karinenin aksini iddia eden tarafa ispat külfeti düşmekte olduğunu, dava konusu senedin düzenlendiği tarihte senedi tanzim eden şirket yetkilisi ... ... ... olup mezkur senette yer alan imza bu şirket yetkilisine aittir. dolayısıyla ortada hukuken geçerli şekilde tanzim edilmiş senet mevcut olup davalı şirketin kötü niyetli iddialarına itibar edilmesi hukuken mümkün olmadığını, Mahkemece gerekli görüldüğü takdirde alınacak bilirkişi raporunda da senet üzerindeki imzanın yetkili müdür ... ... ...'e ait olup imzanın ... ... ...'in eli ürünü olduğu hususları açıklığa kavuşacağını, davalı alacaklı müvekkil ... sadece ... enerji'nin çalışanı olmayıp aynı zamanda ... sanayi ve dış ticaret a.ş.'nin de kurucusu olduğunu, davaya konu olan senedin ticari defterlerde kayıtlı olmaması durumu senedin geçerliliğine etki etmediğini, davalı alacaklı asilin ticari defter tutma yükümlülüğü bulunmamakla birlikte, davacı borçlu şirketin ticari defterlerinde mezkur senedi kayıt altına almaması davalı alacaklı müvekkili bağlayan bir durum olmadığını, bono üzerinde istanbul mahkemelerinin yetkili kılındığının kararlaştırılmış olması, bononun sahte olarak düzenlendiği anlamına gelmediğini, yetki sözleşmesiyle taraflar, yetkili olmayan bir mahkemeyi yetkili kılarak o mahkemede dava açabilme imkânına sahip olduğunu, öyle ki, yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan mahkemenin sadece ticari muameleme merkezindeki mahkeme olma zorunluluğu da bulunmadığını, taraflar yetkili mahkeme olarak istedikleri herhangi bir mahkemeyi seçmekte özgür olduklarını, bu husus senedin sahte olarak tanzim edildiğinin bir göstergesi de olamayacağını, tüm bu nedenlerle huzurdaki haksız, kötü niyetli ve mesnetsiz davanın reddini talep ettikleri anlaşıldı.
Davalı vekilince ıslaha karşı sunulan cevap dilekçesinde özetle; ıslah ile taraf değişikliği mümkün olmayıp ... ... ...'in davaya "dahili davalı" olarak taraf olması mümkün olmadığını, her ne kadar davacı borçlu şirket tarafından ... ... ... ile ...'nın zorunlu dava arkadaşı olmaları nedeniyle ... ... ...'in davaya dahil edilmesi talep edilmiş ise de işbu talepleri hukuka aykırı olduğunu, somut uyuşmazlıkta ihtiyari dava arkadaşlığından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davalı alacaklı müvekkil ...'nın kambiyo senedinden doğan alacağı, davacı borçlu şirketin belirttiği hisse devirlerden tamamen bağımsız olan bir kambiyo borcu niteliğinde olduğunu, birleşmeye dair ilan metni incelendiğinde de görüleceği üzere, ... Enerji'nin, tüm aktif ve pasiflerinin külli intikal yoluyla ... ... San. ve Tic. A.Ş.'ye devrolması suretiyle birleşmesine karar verildiğinin görülmekte olduğunu, alacaklı müvekkil ..., işbu hisse devri açısından herhangi bir taraf sıfatını haiz olmayıp herhangi bir alacağının olmadığı taahhüdünde de bulunmamıştır. diğer yandan ... Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş. ile ... ... San. ve Tic. A.Ş. arasındaki hisse devir sözleşmesi ile huzurdaki davaya konu olan bononun tanzimi arasında herhangi bir bağ bulunmadığını, davacı borçlu şirket tarafından ileri sürülen geçmiş tarihli senet düzenlendiği iddiası gerçeğe aykırı olduğu gibi bu iddianın hmk m. 200 vd. gereğince yazılı delille ispatı gerektiğini, davacı borçlu şirketin şirket birleşmelerinde kanuni halefiyet ilkesinden hareketle muris muvazaasının uygulanabilir nitelikte olduğu yönündeki iddiası usul ve yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, yargıtay kararları ile sabit olduğu üzere de imza yaşının tespiti günümüzde teknik olarak mümkün olmayıp davacı borçlu şirketin soyut ve dayanaksız nitelikte kalan iddialarına dayalı huzurdaki davanın reddi gerektiğini, huzurdaki davaya konu olan bono, davalı alacaklı müvekkil ...'nın, davalı şirkete yapmış olduğu 750.000,00 usd'lik borç olarak verilen nakit ödeme karşılığında tanzim edildiğini, dava konusu senedin düzenlendiği tarihte senedi tanzim eden şirket yetkilisi ... ... ... olup mezkur senette yer alan imza bu şirket yetkilisine ait olduğunu, dosya kapsamında davacı yanın iddialarını destekler nitelikte hiçbir delil ibraz edemeyen davacı borçlu şirket, mezkur borcun ödenmesini geciktirme saikiyle, soyut ve afaki nitelikteki beyanlarıyla huzurdaki menfi tespit davasını ikame ettiğini, bu nedenlerle huzurdaki haksız, kötü niyetli ve mesnetsiz davanın reddini talep ettikleri anlaşıldı.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; 08/05/2019 tarihli Şirket Birleşmelerinde; Sermayenin Ödenip Ödenmediği, Karşılıksız Kalıp Kalmadığının, Özvarlık Ve Sicile Tescili Zorunlu Olan Varlıkların Tespitine İlişkin Smmm Rapor, Davalının sigorta dökümleri, Senet aslı üzerinde ve imza üzerinde ATK ve bilirkişi incelemesi, ticari defterler, bilirkişi, tanık, yemin, istivcap, içtihat delillerine dayanmışlardır.
Davaya dayanak .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında; alacaklı ... tarafından borçlu ... ... San ve Tic. A.Ş aleyhine 750.000,00 USD asıl alacak, 55.109,59 USD işlemiş faiz, 2.250,00 USD %0,30 komisyon olmak üzere toplam 807.359,59 USD alacağın tahsili için 06/04/2021 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe girişildiği anlaşılmaktadır.
Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre bilirkişiler ..., Prof.Dr.... ve Doç. Dr. ...'un hazırladığı 01/10/2023 tarihli raporlarında özetle; "...Tüm delillerin takdir ve değerlendirmesi sayın mahkemeye ait olmak üzere; Gerek davacı şirket ve gerekse davacı şirketle birleşerek münfesih olan ... ... ,..., ... Makine Üretim Pazarlama İhracat İthalat sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin ticari defterlerinde dava konusu 15.01.2018 tanzim tarihli 750.000,00 USD tutarındaki senetle ilgili olarak her hangi bir muhasebe kaydının bulunmadığı, ... ... Ltd. Şti. ticari defter kayıtlarına göre, gerek senet tanzim tarihi ve gerekse senet tanzim tarihinden hisse devir tarihine kadar geçen dönem içerisinde şirket açısından senet miktarınca borç para bulunmasını gerektiren bir mali durumun söz konusu olmadığı, Davalı tarafın 750.000,00 USD tutarında borç verebilecek ekonomik güce sahip olduğuna dair ikna edici herhangi bir delil sunamamış olduğu, Yukarıda yer verilen HGK kararı doğrultusunda davalıya 15.01.2018 tanzim, 10.01.2020 vade tarihli 750.000,00 USD bedelli senetten doğan borcun bulunmadığı..." tespit ve rapor edilmiştir.
Ayrık görüş sunan bilirkişi Doç. Dr. Murat Oruç ise; "...Dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde sonuç olarak; kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasında ispat yükünün davacı tarafta olduğu, muvazaalı işlemler ile geçmiş tarihli senet tanzim edildiği yönündeki iddianın HMK m. 200 vd. senede karşı senetle ispat kuralı çerçevesinde ispat yükü üzerine düşen davacı borçlu tarafından ispatlanamadığını..." tespit ve rapor etmiştir.
DAVACI TANIĞI ... DURUŞMADAKİ BEYANINDA; "...ben inşaat işleri ile uğraşırım, davacı şirket sahibi olan ... bey ile davacı şirketin kuruluş aşamasında tanıştım, ... bey ingilizce bilmediği için yapılan toplantılarda yer aldım, ancak davacı şirketin satın aldığı şirketler ile bir ilgim bulunmamaktadır, ben bu satın almalardan sonra davacı ile tanışmıştım, benim anladığım kadarıyla ... ... iki ayrı firmayı satın almış, bunlardan ... isimli şirketin gerçek sahibi ... ... olmasına rağmen resmiyette ... ... işletiyor, ancak işin başında ise Muzafferin oğlu ... bulunuyordu, diğer şirket ... Enerji ise yine ...'e ait olup, ... ... bu şirkette sigortalı olarak çalışıyordu, ben olaya dahil olduğum sırada durum böyle idi, dava konusu edilen senet hakkında hiç bir bilgim yoktur. Davacı vekilinin sorusu üzerine ; Ben ... bey ile tüm toplantılara katıldım, toplantılarda ... bey de bulunuyordu, bu toplantılarda dava konusu senede ilişkin bir konuşma olmadı..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVACI TANIĞI ... ... DURUŞMADAKİ BEYANINDA; "... ben ... motorda 2019 yılından 2022 yılına kadar finans ve muhasebe işleri ile ilgilendim ve çalıştım, 2019 yılından bu yana şirketin tüm defterlerine ve muhasebe işlerine hakimim, ben davacı şirket diğer şirketlerle birleştikten sonra çalışmaya başladım, benim çalıştığım süreç içerisinde dava konusu edilen senetten hiç haberimiz yoktu, bu senetten davalı yan hacze geldiğinde haberdar olduk. Davacı vekilinin sorusu üzerine; benim çalıştığım dönemde ... ... şirkete sürekli gelir giderdi, aynı zamanda şirket çalışanımızdı, satın alınan şirket sahibi ... bey'in manevi evladı gibiydi, ... bey çok varlıklı bir insan değildi, şirkette bordrolu çalışan biriydi, ... Motoru çalıştıran ve işleten kişi ... ...'in oğlu ... idi..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVACI TANIĞI ... DURUŞMADAKİ BEYANINDA: "...2019 yılından bu yana ... motorda Makine Mühendisi olarak görev yapmaktayım, dava konusu senedin ... bey tarafından sahte bir biçimde oluşturulduğunu düşünüyorum, ben davalı ile iki seneden fazla sürede aynı şirkette çalıştım, bu tutarda bir senede sahip olabilecek bir ekonomik durumda olduğunu düşünmüyorum, ... bey ... şirketinde normal bir personel olarak kaynak ve döküm işleri ile uğraşıyordu, ... bey ile samimi idi, onun manevi oğlu olarak biliniyordu, davalı ... sahibi olarak kaydı görünse de bura ile ... bey ilgileniyordu, 2020 yılında teknik bir problem nedeniyle ... bey bizi ...'a gönderdi, döndükten sonra davalı bize ne yaptığımızı sormadı, ... ile fiilen bir ilişkisi yoktu dedi.
Davacı vekilinin sorusu üzerine; yapılan toplantılardan haberdar idim, bu toplantılara yalnızca ... bey ile ... bey katılmakta idi, bu toplantılarda ... bey'i hiç görmedik, buna ilişkin görüntü kayıtları da mevcuttur , ayrıca ... bey'in şirketten alacağına dair bir söylemini bugüne kadar duymadım hiç..." şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı yan; takibe konulan 15.01.2018 tanzim, 10.01.2020 vade tarihli senedin keşidecisinin devraldıkları dava dışı ... Enerji olduğunu, adı geçen şirketi 20.05.2019 tarihinde devraldıklarını, devir tarihinde yaptırılan incelemede bu senedin devralınan şirketin pasifleri arasında yer almadığını, senedin sonradan devirden önceki bir tarih atılarak adı geçen şirket eski yetkilisi tarafından doldurulmuş olduğunu, davalı lehtarın devraldıkları şirketin devir tarihindeki çalışanı olduğunu, 750.000 dolarlık şirket kayıtlarına işlenmeyen senedin muvazalı olarak doldurulduğunu ileri sürerek menfi tespit davası açmış, bilahare ıslah dilekçesi sunarak ... ... ...'in davaya dahil edilmesini talep etmiş, ancak mahkememizin 07.03.2022 tarihli 1 nolu ara kararı ile ıslah ile tarafta değişiklik yapılamayacağından talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı yan; davalı alacaklı ...’nnı sadece ... Enerji'nin çalışanı olmayıp aynı zamanda davacı tarafından devralınan diğer şirket olan ... Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş.'nin sahibi olduğunu, ... Enerji'ye senet tutarı kadar borç verdiğini, 09.02.2018 tarihinde alınan yönetim kurulu kararı ile şirketi davacı ... ... San. ve Tic. A.Ş.ye devrettiğini, davalı alacaklının ticari hayatta da aktif rol aldığını, bono miktarınca borç para verebilecek ekonomik gücü haiz olduğunu savunmuştur.
Dosya kapsamına göre, 15.01.2018 tanzim, 10.01.2020 vade tarihli, 750.000,00 dolar tutarlı senedin keşidecisinin ... Enerji olduğu, adı geçen şirket adına yetkilisi ... ... ... tarafından imzalanmış olduğu, lehtarın ... olduğu, senet üzerinde NAKDEN kaydının bulunduğu çekişmesizdir.
24.01.2018 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi ile ... ... Ltd. Şti'nin tüm hisselerini ve işletmesinde bulunan tüm teçhizatı, makineleri, motorlu araçlar, kira sözleşmeleri ve fikri mülkiyet hakları ile beraber sözleşmeye Ek yapılan imzalı listeyle beraber davacı ... ... A.Ş'nin devraldığı ve bu devrin ticaret siciline 08.02.2018 tarihinde tescilinin yapıldığı, 24.01.2018 tarihli hisse devirleri ile beraber devralan davacı şirketin, devraldığı ... ... Ltd. Şti'nin yönetimini değiştirmek yönünde karar alarak 08.02.2018 tarihli hisse devir kararının tescili ile beraber ... ... ...'in temsil ve ilzam yetkisini sonlandırdığı anlaşılmaktadır.
Yine 24.01.2018 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi ile ... Müdürlüğü'ne kayıtlı dava dışı ... A.Ş'nin 19.01.2016 tarihli tesciline göre kurucu ve yetkilisinin davalı ... olarak tüm hisselerini ve işletmesinde bulunan tüm teçhizatı, makineleri, motorlu araçlar, kira sözleşmeleri ve fikri mülkiyet hakları ile birlikte sözleşmeye Ek yapılan imzalı listeyle davacı ... ... A.Ş'nin devraldığı, devre müteakip .... Noterliğinin 09.02.2018 tarih ve ... sayı ile onaylı yönetim kurulu kararı ile şirketin tek pay sahibi ve yetkilisinin devralan davacı ... ... A.Ş olarak ilan edildiği anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalardan sonra, somut olayda çekişme konuları; davaya konu senedin ... ... Ltd. Şti'nin davacı tarafından devralınmasından sonra, davaya konu senedin ... Enerji yetkilisi tarafından devir öncesi tarihi atılarak muvazaalı olarak tanzim edilip davalıya verilip verilmediği, ispat yükünün kimde olduğu ve nihayet davacının işbu senet nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Mahkememizce bilgi ve görgüsüne başvurulan davacı tanıkları birbirini teyit eden beyanlarında özetle; dava dışı ... şirketinin gerçek sahiplerinin ... ... ve oğlu ... ... ...'e ait olduğunu, davalının kayden bu şirketin sahibi olduğunu, şirketle ilgilenmediğini, ... şirketinin devir görüşmelerinin de ... ... tarafından yapıldığı, davalının ... ... ...'e ait ... ... Ltd. Şti'de sigortalı olarak çalıştığı anlaşılmaktadır.
Celbedilen SGK kayıtlarına göre davalının 01.11.2009 tarihinde ... ... Ltd. Şirketi'nde çalışmaya başladığı, birleşme sonrası ... ... A.Ş. bünyesinde çalışmaya devam ettiği, 03.12.2019 tarihinde işten ayrılmış olduğu, hizmet dökümlerine göre davalı ...’nın çalışma hayatının büyük kısmında asgari ücretle çalışmış olup, davacı şirketteki son brüt ücretinin 3.094,35 TL olup, bu tutarın ilgili dönemde geçerli olan 2.558,40 TL tutarındaki asgari ücretin yaklaşık %20 fazlasına karşılık geldiği görülmüştür.
Davalının celbedilen ve bilirkişi heyeti tarafından incelenen son beş yıllık banka dökümlerine göre hesap hareketliğinin 5-10 bin seviyelerini aşmadığı, hisse devir sözleşmelerine göre davalıya ait ... A.Ş. şirketinin devir bedeli 50.000,00 USD olmasına rağmen, devir tarihinden sonra da davalının banka hesaplarında her hangi bir artışın olmadığı tespit edilmiştir.
Mahkememizce hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök raporuna göre; dava konusu 750.000 USD tutarındaki senedin 15.01.2018 tanzim tarihli olup, tanzim tarihi itibarıyla TL cinsinden karşılığının yaklaşık olarak 2.825.000,00 TL'ye tekabül ettiği, dava dışı ... ... Ltd. Şti'nin gerek 2018 ve gerekse 2019 yıllarına ait tüm ticari defterlerinde söz konusu senetle ilgili her hangi bir kaydın bulunmadığı gibi, anılan meblağda veya bu meblağa yakın meblağlarda tahsilat ve ödemenin bulunmadığı, ödemelerin tamamına yakın kısmını banka hesapları üzerinden gerçekleştirmiş olduğu görülmüştür.
Her ne kadar bilirkişi raporunda bonoya ilişkin mücerretlik ilkesi ve ispat yükü konularında iki farklı görüş ortaya çıkmış ise de; bu hususlardaki hukuksal değerlendirme mahkememize ait olduğundan ve raporda yer alan mali veriler kanaat verici nitelikte bulunduğundan ek rapor alınması veya yeni bir heyete inceleme yaptırılmasına gerek duyulmamıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, tanık anlatımları, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti çoğunluk görüşü ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda;
Kambiyo senetlerinde sebepten mücerretlik ilkesi esas olmakla birlikte, bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2017/...-... K. 2019/... sayılı kararı).
Öte yandan bilirkişi raporundaki açıklamalara göre de; sebepten mücerretlik prensibi gerekçesiyle senet tanzimine sebep olan temel borç ilişkisinin hiç bir koşulda sorgulanamayacağının kabulü, özellikle tüzel kişi tacirler açısından ekonomik ve hukuki güvenliğin bütünüyle ortadan kalkması gibi ticari hayatın işleyişini temelinden sarsacak sonuçlar doğurur. Zira, her hangi bir şirket yetkilisinin, görevden ayrıldıktan sonra geçmişe yönelik olarak şirket adına bono düzenleyebilmesini engelleyebilecek hiç bir güvenlik mekanizması bulunmadığı gibi, güncel teknoloji de henüz imza yaşını tam olarak tespit edebilecek imkanlardan yoksundur. Bu koşullar altında sebepten mücerretlik prensibinin katı bir şekilde uygulanması, kötü niyetli şirket yetkililerine görevden ayrıldıktan sonra dahi şirket ile hiç bir ticari ilişkisi olmayan üçüncü kişilere karşı şirketi diledikleri zamanda, diledikleri miktarda borç altına sokabilme imkanı verecektir. Oysa ki, kambiyo senedinin düzenlenmesine sebep olan esas unsur borç - alacak ilişkisinin varlığı olup, her kambiyo taahhüdünün altında temel bir ilişki bulunur. Diğer bir anlatımla, temel bir ilişkiye dayanmaksızın, sebepsiz olarak kambiyo senedi düzenlenmesi düşünülemez. Bu itibarla mücerretlik ilkesi gereği, senet alacaklısının senet tanzimine neden olan temel ilişkiyi ispatlamak zorunda olmadığı kabul edilmeli, ancak sebepten mücerretlik ilkesi özellikle tüzel kişi tacirlerin sürekli olarak cebri icra tehdidi altında bırakılması sonucunu doğuracak şekilde katı ve hukuki güvenlik ilkesine aykırı yorumlarla kötü niyetin korunması sonucuna yol açmamalı, hile iddiasında bulunan tüzel kişi tacirin senet alacaklısı ile aralarında senet tanzimine dayanak olacak temel bir borç ilişkisinin bulunmadığını ispatlamak suretiyle ödeme yükümlülüğünden kurtulma imkanını ortadan kaldırmamalıdır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı borçlunun davalı ile olan borçlanma iradesini inkar ettiği, ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu sonucuna varılmış olup somut olayın değerlendirilmesinde, dava konusu bononun 15.01.2018 tanzim, 10.01.2020 vade tarihli olduğu, keşidecisinin dava dışı ... Enerji, lehtarın ise davalı olduğu, davacı yanın adı geçen ... ... Ltd. Şti.ni 24.01.2018 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi devraldığı, devir işleminin 08.02.2018 tarihinde tescil edildiği, davacı yanın iddiasını teyit eden bilirkişi raporu mali tespitlerine göre dava konusu 750.000 USD tutarındaki senedin dava dışı ... ... Ltd. Şti'nin ticari kayıtlarında yer almadığı, bono lehtarı olan ...'nın ... ... Ltd. Şti'nin devir öncesinde ve devir sonrasında çalışanı olduğu, davalının aynı zamanda ... A.Ş'nin sahibi olup bu şirketini de 24.01.2018 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi ile davacı ... ... A.Ş'ne devredildiği görülmüştür.
Merkezi İstanbul'da bulunan ... A.Ş. şirketinin vergi dairesi işe başlama yoklama tutanağının şirket yetkilisi sıfatıyla davalı ... tarafından değil, şirkette pay sahibi dahi olmayan ... ... tarafından imzalanmış olması, şirkette pay sahibi olarak görünmeyen ...'e şirket yetkilisi sıfatıyla davalı tarafından şirket adına her türlü işlemi yapmak üzere vekaletler verilmiş olması, şirkete ait çok sayıda fatura, antetli kağıt ve sözleşmelerde ...'in isim ve imzasının bulunması, ilk 6 aylık süre haricinde davalının çalışma hayatının tamamının ... ailesine ait şirketlerde geçmiş olması, şirketin 50.000 USD karşılığında devredilmiş olmasına rağmen davalının banka hesaplarına bu tutarda her hangi bir para girişinin olmaması gibi somut olgular, ... A.Ş. şirketinin gerçekte davalıya değil, ... ailesine ait bir şirket olduğu kanaatini doğurduğu, "... isimli şirketin gerçek sahibinin ... ... olmasına rağmen resmiyette ... tarafından işletildiği, ancak işin başında ...'in oğlu ...'in bulunduğu", "...'nın şirket çalışanı olup, şirkete sürekli gidip geldiği, ... beyin manevi oğlu gibi olduğu, çok varlıklı biri olmadığı, ...'u çalıştıran ve işleten kişinin ... ...'in oğlu ... olduğu", "Davalının ... ... şirketinde normal bir personel olarak kaynak ve döküm işleri ile uğraştığı, ... bey ile samimi olduğu, onun manevi oğlu olarak bilindiği, ...'un sahibi olarak görünse de, ...'la ... beyin ilgilendiği, davalının ... ile fiilen bir ilişkisinin olmadığı" yönündeki tanık beyanlarının da bu kanaati pekiştirdiği, kaldı ki, ... şirketi çalışanı olması hasebiyle ...'da ikmet etmek durumunda olan davalının, merkezi İstanbul'da bulunan ... A.Ş. şirketini sevk ve idare edebilmesi fiilen mümkün olmadığı, diğer taraftan ücret gelirleriyle bu ölçekte bir ekonomik güce ulaşmak mümkün olmadığı gibi, 750.000,00 USD tutarında borç verebilecek mali imkanlara sahip olan bir kişinin asgari ücretin biraz üzerinde bir ücret karşılığında hizmet akdiyle bağlı olarak çalışması da hayatın olağan akışına uygun düşmediğinden davacı yanın bononun geçmiş tarihli ve muvazaalı olarak doldurulduğu iddiasının yasal delillerle kanıtlandığı, davalı yanın taraflar arasında bono tanzimini gerektiren hukuki ilişkinin ispatına ilişkin ispat külfetini yerine getiremediği anlaşıldığından davanın kabulüne, davacının .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası kapsamında takibe konu 15/01/2018 tanzim, 10/01/2020 vade tarihli 750.000 Dolar bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte kötü niyetli olduğu kabul edildiğinden takip konusu alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla;
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
Davacının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası kapsamında takibe konu 15/01/2018 tanzim, 10/01/2020 vade tarihli 750.000 Dolar bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2-Takip konusu alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Yasal koşulları oluşmadığından davacı vekilinin teminatın iadesi talebinin reddine,
4-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 419.594,17-TL harçtan peşin alınan 59,30 -TL ve tamamlama harcı 104.839,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 314.695,63 -TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 59,30 -TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç, 8,50 -TL vekalet harcı, 104.839,24 TL tamamlama harcı, 2.163,80-TL tebligat/ posta gideri, 12.000,00 -TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 119.130,14 -TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 365.425,00 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/02/2024

Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır