T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/514 Esas
KARAR NO:2024/197
DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:28/09/2020
BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... E. - ... K. SAYILI DOSYASI
DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:06/11/2020
KARAR TARİHİ:18/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
ASIL DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ...Ş. ile aralarında bir ticari ilişki bulunmadığını, yeğeni ...’ın davalı şirketle olan ticaretine istinaden ...’a yardımcı olmak için, akrabalık ilişkileri çerçevesinde çeşitli senet ve çekler tanzim ettiğini, bu senetlerin ... tarafından ciro edilerek davalı şirkete ödeme aracı olarak teslim edildiğini, davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı vekilinin talebi üzerine teminat amaçlı 3 adet bono düzenlendiğini, 03/07/2020 vade ve 02/07/2020 tanzim tarihli 50.000 TL bedelli, (... Müdürlüğü'nün ...) 30/11/2020 vade ve 02/07/2020 tanzim tarihli 50.000 TL bedelli, 30/12/2020 vade ve 02/07/2020 tanzim tarihli 50.000 TL bedelli bonoların sadece geçici teminat olarak tanzim edildiğini ve bu senetlerde ...’ın cirosunun bulunmadığını, bir başka deyişle bu senetlerin illiyet bağı çerçevesinde davalı tarafa geçmediğini, Davalı şirket ile hiçbir ticari bağının bulunmadığını, alışverişinin olmadığını, şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde beyanının doğrulanacağını, Davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini ve 03/07/2020 vade ve 02/07/2020 tanzim tarihli 50.000 TL bedelli bonodan dolayı ihtiyati haciz kararı alıp menkul ve gayrimenkullerini haczettirdiğini, Davalı şirkete teslim edilen bonoların bedelsiz olduğunu ve iadesinin gerektiğini, Davalının şirket olarak TTK md.66-86 hükümleri gereğince ticari defter tutmak zorunda olduğunu, tüm senet ve evrakların kaydını tutması gerektiğini, bir senet alınmışsa bunun karşılığında bir hizmet ya da mal alınmış olması gerektiğini, şirket kayıtlarında herhangi bir mal girişinin bulunmadığını, hizmet alımının olmadığını, Senet metninden de anlaşılacağı üzere senetlerde davalı şirkete borçlu olan ...’ın cirosunun bulunmadığını, ... üzerinden şirkete geçmiş bir senet olmadığını ve davalı şirketin bu senetlerdeki kazanımının usulsüz olduğunu, davalıdan herhangi bir mal veya hizmet satın almadığını, Davalı şirketin bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediğini, ayrıca tazminat ödemesi gerektiğini, Bu senetlerden dolayı herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenlerle fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla davalıya teslim edilen ve yukarıda dökümü yapılan150.000,00 TL bedelli senetler nedeniyle borçlu bulunmadığımın tespiti ile davanın kabulüne, yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalı ...Ş.’nin dava dışı ...’dan 5 milyon Türk Lirası civarında alacaklı olduğunu, alacaklarına yönelik 2019 yılında ... ... ve ... İcra Daireleri’nde takip başlattığını, ayrıca bir kısım alacakları için, tahsilatta tekerrür olmamak kaydıyla ....İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, borçlunun ...’deki adresine hacze gidildiğini ve haciz mahallinde davacı ... ....’ın hazır bulunduğunu, davacı ... ...’ın haciz tutanağındaki beyanında haczedilen menkullere yönelik istihkak iddiasını bulunmadığını ve şirketlerine 3 adet senedi verdiğini, davacı ile borçlunun akraba olduğunu ve davacını akrabası üzerinden ticari işlerini yürüttüğünü, Davanın reddi ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, iddia etmiş ve asil sıfatıyla dilekçeyi yazdığını, vekilinin Corona olması sebebiyle onun imzasıyla gönderim yaptığını belirtmiş, davalı vekili tarafından 14/12/2020 tarihinde sunulan beyan dilekçesi isimli, özünde ise cevap dilekçesi mahiyetinde olan dilekçede özetle; Davacı ...’ın ...’ın dayısı olduğunu, davalı şirket ile ... arasındaki ticari ilişki dolayısıyla ...’ın borcundan dolayı bonodaki adresine haciz ve muhafaza yapıldığını, Haciz ve muhafaza işlemleri sırasında borçlunun adresine gidildiğini ve davacının işlem esnasında hazır bulunduğunu ve borçtan haberdar olduğunu ve istihkak iddiasında bulunmadığını, 3 adet bono verdiğini, Ayrıca çeşitli tarihlerde ...’ın borcuna istinaden icra dosyalarına ödemeler yaptığını, Davacının işyerini oğlu ...’a devrettiğini, haciz esnasında oğlunun sunduğu kira kontratında dükkan malikinin, ...’ın babası olan ... olduğunu, haciz tutanaklarında ...’ın ...’ın borcunu önce bildiğini sonra bilmediğini iddia ettiğini, Tüm tarafların akraba olduğunu, ticari ilişkileri bulunduğunu ve aralarında organik bağ bulunduğunu, Karşı tarafın gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, kötüniyetli olduklarını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalı şirket ile aralarında ticari anlamda alışveriş yapılmış ve bu nedenle davalı ... tahsil edemediği alacakları için icra takibi başlattığını, dayısı ... aşağıda açıklandığı üzere akrabalık ilişkileri çerçevesinde senet ve çekler tanzim ederek verdiğini, bu çekleri ciro etmek suretiyle davalı şirkete ödeme olarak teslim ettiğini, dayısı ...'ın davalı ile hiç bir borç alacak münasebetinin ticari faaliyeti olmadığını, davalı ile yaptığı görüşmeler sonrası ile dilekçe ekinde sunulan protokoller ile karşılıklı mutabakata varılarak imzalandığını, bahsi geçen protokoller gereği davalı ... ...'dan olan alacağını 2.650.000,00-TL ye indirdiklerini, tarafların bu miktarda mutabık kaldıklarını, şirket yetkilisi ... da işbu anlaşma metnini imzalayarak onaylandığını, tüm bu nedenlerle fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla 2.650.000,00 TL'yi aşan ödemeler ve buna ilişkin olarak verilen çek ve bonolardan dolayı borçlu bulunmadığının tespitine, telafisi güç zararların önüne geçilebilmesi açısından İİK nun 72/1 maddesine istinaden vadesi gelmeyen kıymetli evraklara dair ödeme yasağı ve icra takibine konu edilememesi hususunda tedbir kararı verilmesine, davanın kabulüne, yargılama giderlerinin davalı üzerin yüklenmesine karar verilmesini " talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin 18/11/2020 tarihli talep açıklama dilekçesi ile; Açılmış olan Menfi tespit davasının Netice ve Talep kısmında borçlu olmadığının tespiti talep edilen çeklerin ... Şubesine ait 902526612000 hesaptan keşide edilen,keşidecisi ... olan ve tarafımca ciro edilerek davalı şirkete verilen 5 adet çek (... cirolu)
25.11.2020 tarihli 100.000,00 TL bedelli -... çek seri no lu
25.12.2020 tarihli 100.000,00 TL bedelli-... çek seri no lu
30.03.2021 tarihli 100.000,00 TL bedelli-... çek seri no lu
30.05.2021 tarihli 300.000,00 TL bedelli-... çek seri no lu
30.06.2021 tarihli 300.000,00 TL bedelli-... çek seri no lu çekler olduğu,
İş bu çeklerin davalıya yapılan anlaşma gereği fazladan yapılan ödemeler olduğu, icra takibine konu edilmediği, ödeme günlerinin henüz gelmediği, fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, öncelikle telafisi güç zararların önüne geçilebilmesi için bu çekler hakkında icra takibine konu edilmemesi hususunda takdir ve tayin edilecek teminat karşılığında tedbir kararı verilmesi, dava dilekçesinde açıklanan nedenlerle 5 adet çek için borçlu bulunmadığının tespitine, yargılama giderlerinin davalı üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; " Yetkili mahkemenin takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, davanın icra takibinin başlatılmış olduğu İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılması gerekmekte olduğunu, mahkememiz tarafından 09.11.2020 tarihli ara karar ile dava talep sonucunu açıklaması istenmesi üzerine, işbu davayı açmaktaki amacı zaten müvekkilinin haklı alacağını engellemek amacı ile ödeme yasağı ve icra takibine kıymetli evrakların konu edilememesi olması sebebiyle, işbu talebinin reddedileceğini anlayarak davacının daha sonradan 18.11.2020 tarihli dilekçesi ile keşideci ... olan ve davacı tarafından cirolanarak müvekkiline verilen 25.11.2020 tarihli 100.000TL bedelli, 25.12.2020 tarihli 100.000TL bedelli, 30.03.2020 tarihli 100.000TL bedelli, 30.05.2020 tarihli 300.000TL bedelli, 30.06.2020 tarihli 300.000TL bedelli çekler yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olduğunu, mahkememiz tarafından 25.11.2020 tarihli ara kararı ile müvekkili şirket aleyhine işbu çeklere yönelik %15 teminat karşılığında ödeme yasağı konulmuş olduğunu, davacı borçlu ...'ın bunun üzerine 30.11.2020 tarihinde ödeme yasağının iyiniyetli 3. kişileri de kapsayacak şekilde genişletilmesini talep etmesi üzerine, mahkememiz 09.12.2020 tarihli ara kararı ile davacının işbu talebinin reddetmiş olduğunu, öncelikli olarak davacı ...'ın her ne kadar ...'ın müvekkili şirket ile ticari ilişkisinin olmadığını iddia etmiş ise de, esas dosyasının .... İcra Müdürlüğü ... e. sayılı dosyada talimat ile ... İcra Müdürlüğü ... talimat numarası ile çıkılan haciz ve muhafaza işlemleri sırasında, hiçbir istihkak iddiasında bulunmayarak davacı-borçlu ...'ın borcuna karşılık olarak ödeme yapmış, ödeme yapmakla kalmamış bizzat davacının borcuna istinaden kendisi borca karşılık 50.000TL bedelli 03.07.2020, 30.11.2020, 30.12.2020 tarihli senet keşide ederek dosya borcuna istinaden kıymetli evrak ile ödeme yapmış olduğunu ve bunun bir kez değil, tam 4 defa haciz mahallinde gerçekleştirmiş olduğunu, tarafınca dosya borcunun tahsili amacı ile 5. kez gidilen haciz mahallinde, ...'ın oğlu ... haciz mahalinde hazır olmuş ve 2 ay içerisinde işyerini kendisinin devraldığını, babasının işyeri ile alakasının kalmadığını iddia etmiş ve yine davacı ...'ın babası ... ile olan kira sözleşmesini dosyaya sunmuş olduğunu, muvazaalı ve kötüniyetli olarak alacaklıdan hukukun korumayacağı şekilde mal kaçırmaya çalışan davacı ..., davacının amcası ..., ve davacının kuzeni ... akraba olmaları ve bu şekilde birbirleri arasında gerçekleştirdikleri çek senet devirleri, ciroları ile iyiniyetli 3. kişi alacaklılarından mal kaçırmaya çalışmakta olduklarını, müvekkili şirket ile diğer şahısların hiçbir hukuki ve ticari ilişkisinin olmadığı iddia etmesinin özünde kötüniyetli olmakla beraber, her yönden borçluların elinde teker teker patlayan mal kaçırma planından bir adım öteye gitmemekte olduğunu, dolayısı ile davacı-borçlunun işbu hususa ilişkin yine yetkisiz mahkeme olan ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...e. sayılı dosyası ile 17.11.2020 tarihli haciz mahalinde borçlu ...'ın borcunu ödeyen ve istihkak iddiasınada bulunmayan ...'ın oğlu ... tarafından açılan istihkak davası devam etmekte olduğunu, yine İstanbul ...Ticaret Mahkemesi'nin ... e. sayılı dosyası ile de davacı-borçlu ...'ın borcunu istihkak iddiasında bulunmadan ödeyen ... tarafından menfi tespit davası açılmış ve devam etmekte olduğunu, izah ettiği üzere, karşı tarafın sunacağı delillere istinaden karşı delillerimizi sunma hakkı saklı kalmak kaydı ile; öncelikli olarak ilk itirazı olarak yetki itirazının kabulüne ve yetkili mahkeme olan İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dosyanın gönderilmesine, davacının haksız ve kötüniyetli işbu davasında hukuki yararı olmadığından dolayı usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, kötüniyetli olarak haksız şekilde istihkak davası açmış olan davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine, davacıya eksik harcın tamamlattırılmasına, mahkemeniz 25.11.2020 tarihli tensip zaptı g.d/21 uyarınca verilmiş olan müvekkil şirkete yönelik ödeme yasağı istenilen toplamı 900.000 tl'nin %15 i tutarında teminat yatırılması mukabilinde tedbir konulmasına" ilişkin ve müvekkili şirkete yönelik iş bu çeklere yönelik ödeme yasağı konulmasına ilişkin karardan dönülmesine ve tedbirin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; Senet fotokopileri,davalı şirkete daha önce teslim edilen çek ve senet fotokopileri,tanık beyanları, ... Md.nün ... esas sayılı dosyasına dayanmışlardır.
.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası sureti celp edilerek dosyamız arasına alınmış olup, takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ... borçlunun ... olduğu, 2.150.000,00 TL asıl alacak, 2.429,79- TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.152.429,79-TL alacak için 14/02/2020 tarihinde takibe girişildiği görülmüştür.
... Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası sureti celp edilerek dosyamız arasına alınmış olup, takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ... borçlunun ... olduğu, 50.000,00- TL alacak için 23/10/2020 tarihinde takibe girişildiği görülmüştür.
.... Asliye ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2022 tarih ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile, dosyasının mahkememizin iş bu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği ve dosyanın mahkememize gönderilerek işbu dosya arasına alındığı görüldü.
Asıl dava dosyası kapsamında; ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden talimat yolu ile aldırılan 13/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Mahkeme dosyasının, İddia, savunma, ve tarafların iliki dönemlerini kapsayan davacı ...'ın ticari defter ve dayanağı belgelerin incelenmesi ile;
1- Davacı Ticari defterlerinin mevcut olduğu, usulüne uygun tutulduğu,
2- Davacı ile davalı arasında, herhangi bir ticari ve cari ilişkinin mevcut olmadığı,
3- Davaya konu senetlerin Davacı ...'ın ticari defter kayıtlarında yer almadığı,
Nihai karar yüce mahkememize ait olmak üzere, ticari defter kayıtlarıyla sınırlı olmak üzere, davacının davalıya senetlerden doğan herhangi bir borcu olmadığı..." kanaati bildirilmiştir.
Asıl dava dosyası kapsamında; .... Asliye Hukuk Mahkemesinden talimat yolu ile aldırılan 01/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Mahkeme dosyasının, davalı şirketin ticari defter kayıtlarının, tarafların iddia ve savunmalarının, Davalı Şirketin yasal defter kayıtlarının incelenmesi ile;
1- Davalı ... ... A.Ş. nin 2017-2018-2019 ve 2020 yılı defterleri E Defter şeklinde tutulmuş olup, defterlerin usulüne uygun olarak düzenlendiği tespit edilmiştir. Kayıtlara ilişkin E Defter Beratları mevcuttur.
2- Davalı ...Ş. nin defter kayıtları üzerinde Davacı ... ile ilgili herhangi bir ticari ve cari hesap ilişkisi tespit edilememiştir.
Davaya konu edilen, ... tarafından imzalanarak Davalı ...Ş. ne verilmiş;
02/07/2020 tanzim, 03/07/2020 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli
02/07/2020 tanzim, 30/11/2020 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli
02/07/2020 tanzim, 30/12/2020 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli senetlerin Davalı Şirket Defter Kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiştir.
3- Davalı ...Ş. nin, Dava Dışı ... İle olan ticari ve cari hesap İlişkisinin incelenmesinde,
Dava Dışı ... tarafından Davalı Şirketten 28/01/2017 tarihinden itibaren 02/05/2019 tarihine kadar geçen süreçte yoğun bir şekilde mal alışı yapılmış olup,
2017-2018-2019-2020 yıllarında Dava Dışı ... tarafından, borcuna karşılık ödemelerini banka havalesi yolu ile çek vermek sureti ile ve senet vermek sureti ile yaptığı,
Bu ödemeleri karşılığında bir kısım senetlerin protestolu hale geldiği ve bedelinin ödenmediği, bir kısım çeklerin karşılıksız çıktığı ve ödenmediği tespit edilmiş olup, tüm bu yoğun ticari ve cari hesap İşlemleri neticesinde en son işlem tarihi 24/11/2020 itibarıyla davalı şirketin ...' dan bakiye 199.069 28 TL Alacaklı bulunduğu..." tespit ve rapor edilmiştir.
Asıl dava dosyası kapsamında; Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre bilirkişi Doç. Dr. ...'dan alınan 11/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda: ''...1- Davalı şirket ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığı ve bu durumun ticari defterlere yansımadığının, ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Tal. Sayılı dosyasından aldırılan 01/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda açıkça tespit edildiği ve raporda özetle davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı ortaya konulduğu,
2-Bununla birlikte -detayları raporda etraflıca açıklandığı üzere- dava dışı ... ile davacı ... arasında organik bir bağ olduğu,
3-Kıymetli evrakın sebepten mücerret olduğu, dolayısıyla herhangi bir borç ilişkisinin bulunmadığını ispat yükünün iddia eden tarafta olduğu, somut uyuşmazlık bakımından bonoların teminat için verildiğini ispata yarar herhangi bir belge sunulmadığı gibi bono üzerinde bu yönde bir ifade de bulunmadığı,
4-Tüm bu sebeplerle uyuşmazlık konusu bononun muteber bir kambiyo senedi olduğu..." tespit ve rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl Dava; ... Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası kapsamında 50.000,00-TL'lik senede ilişkin olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile girişilen takip nedeniyle 150.000,00-TL bedel üzerinden açılan menfi tespit davası, Birleşen dava ise; davacının lehtar cirosu ile ciro edip davalıya teslim ettiği çekler nedeni (keşideci ... olan ve davacı tarafından cirolanarak davalıya verilen 25.11.2020 tarihli 100.000TL bedelli, 25.12.2020 tarihli 100.000TL bedelli, 30.03.2020 tarihli 100.000TL bedelli, 30.05.2020 tarihli 300.000TL bedelli, 30.06.2020 tarihli 300.000TL bedelli çekler) ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Asıl dava kapsamında somut uyuşmazlık bakımından yapılan değerlendirmede, davalı şirket ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığı, bu durumun ticari defterlere yansımadığı hususları ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Tal. Sayılı dosyasından aldırılan 01/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda açıkça tespit edildiği, bununla birlikte davacı taraf söz konusu senetlerin teminat amacıyla verildiğini iddia etmekte olup, haciz baskısı altında keşide edildiğinin ifade edildiği, davalı taraf ise birleşen dosya kapsamında davacı ... ile davacının akraba olduğunu, tüm ticari faaliyetini birleşen dosya kapsamında davacı ... üzerinden yürüttüğünü ve taraflar arasında organik bağ olduğun iddia etmekte olduğu, bonolarda yer alan “borçlu adresi”nin Belediye cad. No:5 ... olduğu görülmüş, ... İcra Dairesi tarafından birleşen dosya kapsamında davacı ...'a yönelik icra işlemlerinde de aynı adresin kullanıldığı, söz konusu adres yapılan haciz ve muhafaza işlemlerinde davacı ...'ın da hazır bulunduğu, haczedilen malları yediemin sıfatıyla teslim aldığı, birçok haciz tutanağında isminin bulunduğu, istihkak iddiasında bulunmadığı, ... tarafından icra dosyasına sunulan muvafakatnamede dosyaya yatan paranın ... hesabına gönderilmesine muvafakat verildiği, dava dışı ... ile davacı ... arasında organik bir bağ olduğu kanaatine varıldığı, davacı taraf söz konusu senetlerin teminat amacıyla verildiğini iddia edildiği, Kambiyo senedinin teminat senedi olduğu ve teminata dayanarak hak talep etme şartlarının oluşmadığı, zira temin edilen riskin gerçekleşmediği öne sürülerek de menfi tespit davası açılabileceği anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu'nun 114/ll. maddesi uyarınca mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması yenileme (tecdit) sonucunu doğurmaz. Kambiyo senedi imzalanmakla temel borç ilişkisinden soyut ve bağımsız bir kambiyo taahhüdü doğar ve bu taahhüt kayıtsız ve şartsızdır. Böylece, temel borç ilişkisinden doğan talep hakkı ortadan kalkmamakta, bu hakkın yanı sıra onunla yarışan bir kambiyo talep hakkı ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucu, kambiyo senedinin “ifa yerine” değil, “ifa uğruna” verilmiş olduğudur. Dolayısıyla, her kambiyo taahhüdü, mevcut bir temel borç ilişkisinden doğan alacağın “ifasını teminen” “ifası uğrunda” düzenlenir. Bu durumda, teknik anlamda bir teminat senedinin varlığından söz edilemez. Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve bu sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüşse, bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, “ifa uğruna” verildiğinin kabulü gerekir. Çoğu halde, alacaklı, temel ilişkiden doğan alacağının ifası uğruna, kambiyo senedine dayalı alacağın takibi daha kolay olduğu için (Bkz., İİK. m. 167 vd.), ya da senedi iskonto ettirerek vadeden önce alacağına kavuşmak olanağını elde etmek için, borçludan bir kambiyo senedi vermesini ister. Bu senet ifa uğruna, temel borcun ifasını teminen düzenlenmiş olduğundan, alacaklı öncelikle bu senede dayanarak icra takibi yapmak isteyecektir. Teminat senedi verilmesi durumunda ise, ya temel ilişkide bir alacağın doğup doğmadığı kesin değildir, ya da senedi düzenleyen kişinin borcu, paradan başka bir edimdir. Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi, bir “teminat bonosu”ndan söz edilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir. Yargıtay uygulamasına göre bir senedin teminat senedi kabul edilip özel takip yoluna konu olamaması için sadece senedin ön yüzünde teminat senedi olduğunun belirtilmesinin yeterli olmadığı, ayrıca yazılı bir belgeden senedin teminat için verildiğinin anlaşılması gerektiği görüşünü savunmuştur. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi, bonoların teminat bonosu olmasının bunların karşılıksız olduğu anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir. Somut uyuşmazlık bakımından bonoların teminat için verildiğini ispata yarar herhangi bir belge sunulmadığı gibi bono üzerinde bu yönde bir ifade de bulunmamaktadır.Kıymetli evrakın sebepten mücerret olduğu, dolayısıyla herhangi bir borç ilişkisinin bulunmadığını ispat yükünün iddia eden tarafta olduğu, somut uyuşmazlık bakımından bonoların teminat için verildiğini ispata yarar herhangi bir belge sunulmadığı gibi bono üzerinde bu yönde bir ifade de bulunmadığı, tüm bu sebeplerle uyuşmazlık konusu bononun muteber bir kambiyo senedi olduğu anlasıldığından asıl dava bakımından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Birlesen dosya kapsamında;
Mahkememizin 16/02/2023 tarihli duruşmasının 1 ve 2 nolu ara kararı ile bilirkişi incelemesi yapılması ve bilirkişi isimlerinin ve talimata ilişkin ara kararın celse arası belirlenmesine karar verildiği, 06/06/2023 tarihli ara karar ile dosyanın re'sen ele alındığı, bilirkişi isimleri ve bilirkişi ücretlerine ilişkin ara karar kurulduğu, işbu ara kararın taraf vekillerine tebliğ edildiği ancak bilirkişi ücretlerinin yatmaması nedeniyle talimat işlemlerinin yerine getirilmediği, Davacı yana mahkememizin 06/06/2023 tarihli ara kararı ile belirlenen 6.000,00 TL gider avansını tamamlaması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde gider avansına konu olan bilirkişi incelemesi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, işbu duruşma tutanağının ihtar mahiyetinde davacı yana tebliğine karar verildiği, duruşma zaptının davacı vekiline tebliğ edildiği, ancak bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, bu sebeble davacı yanın birleşen davada karar altına alınan gider avansının kesin süre içerisinde yatırmadığı anlaşılmakla bilirkişi incelemesi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı yanın taleplerini dikkate alındığında, davacının lehtar cirosu ile ciro edip davalıya teslim ettiği çekler nedeni (keşideci ... olan ve davacı tarafından cirolanarak davalıya verilen 25.11.2020 tarihli 100.000TL bedelli, 25.12.2020 tarihli 100.000TL bedelli, 30.03.2020 tarihli 100.000TL bedelli, 30.05.2020 tarihli 300.000TL bedelli, 30.06.2020 tarihli 300.000TL bedelli çekler yönünden borçlu olmadığını iddia ederek menfi tespit davası açıldığı) ile borçlu olunmadığının tespiti bakımından davacı ve davalının ticari defter belgeleri üzerinden inceleme yaptırılarak ortaya koyulması hususunun teknik bir incelemeyi gerektirdiği, davacı ve davalı şirketin ticari kayıtlarının mali müşavir bilirkişi aracılığı ile incelenmesinin gerektiği, bu konuların mahkememizin bilgisi dahilindeki hukuki konulardan olmadığı, bu amaçla davacı ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi suretiyle, davacının bu çekler nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığının değerlendirilmesi ve tespiti için Mali müşavir ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişileri aracılığı ile inceleme yapılması yönünde ara kararı kurulmuş, davacı yanın verilen süre içinde gider avansını yatırmaması üzerine davacı yana yeniden 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş, ancak kesin süre içinde gider avansının yatmadığı görülmüştür.
İspat kuralına ilişkin MK.m.6 hükmüne göre: "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür". HMK.m.190/1 hükmüne göre: "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir". Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Dolayısıyla anılan hükümler uyarınca davacının kanunun tarif ettiği şekilde davacının lehtar cirosu ile ciro edip davalıya teslim ettiği çekler nedeni borçlu olmadığının bir şekilde ortaya koyması gerektiği, hu hususun dosyada mevcut deliller ile ortaya konulamadığı anlaşıldığından kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve aşagıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Asıl ve birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davalarının REDDİNE,
2-Birleşen davada ihtiyati tedbir nedeni ile alacağına geç kavuşan davalı yararına 699.650,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak birleşen dosya davalısına verilmesine,
ASIL DAVADA;
-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL harcın peşin alınan 2.561,63-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.134,03 -TL harcın davacıya iadesine,
-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 24.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
BİRLEŞEN DAVADA;
-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL harcın peşin alınan 3.415,50 -TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.987,90-TL harcın davacıya iadesine,
-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 32.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Yatırılan avanstan artan kısmın yatırana/ vekiline iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/03/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!