T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/632 Esas
KARAR NO :2024/272
DAVA:Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:09/07/2018
KARAR TARİHİ:25/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'un fatura tahsilat bayisi olarak çalışmaya başladığını, davalılar ... ve ... arasında 1.3.2015 tarihinde dağıtım merkezi sözleşmesi yapıldığını, davacının münhasıran ... ve ...'in sabit dağıtım merkezi olarak çalışmak üzere faaliyet göstermeye başladığını, münhasır olmayan işletmelere alt bayilikler vererek çözüm ortaklığı yaptığını, tüketicilere ... ve ...'in sabit telefon, internet ve TV gibi ürün ve hizmetlerini ulaştırdığını, bu konuda satış, dağıtım ve pazarlama faaliyeti gerçekleştirdiğini, satış öncesi ve sonrası destek hizmeti veren bir toptancı bayilik yapısına sahip olduğunu, davacının Türkiye'deki 28 sabit dağıtım merkezinden biri olduğunu ve ..., ..., ... ve ... illerinde hizmet verdiğini, sabit dağıtım merkezi olarak hizmet verdiği 2,5 yıllık süre içinde 100.000'in üzerinde yeni müşteriyi ... ve ...'e kazandırdığını, davacının sözleşmeden ve mevzuattan kaynaklanan tüm yükümlülüklerini basiretli bir tacir olarak yerine getirmesine rağmen, ...'un üst yönetimindeki değişikliklerden sonra davalı şirketler tarafından sözleşmenin sona ereceğinin sözlü olarak belirtildiğini, bu görüşme sırasında Sonlandırma Protokolü ve İbraname başlıklı metnin imzalanması gerektiğini, aksi halde teminat mektuplarının iade edilmeyerek bozdunulma riskinin olduğunun söylendiğini, davalı tarafça sözleşmenin 31.07.2017 tarihinde tek taraflı ve ibraname alınmak suretiyle haksız olarak feshedildiğini, davacıya verilen ... bayiliğinin ise yaklaşık 9 ay sonra sonlandırıldığını, bu sözleşme ile davalı ... A.Ş.'nin devreye girdiğini ve üç davalının sorumluluğunun gündeme geldiğini, davalının teminat mektuplarını iade etmediğini, yüzlerce bayinin mağdur olduğunu, bayiliğin sonlandırılması için haklı bir neden olmadığını, ibraname metninin geçersiz olduğunu, sözleşmenin süresinin 2 yıl olduğunu, ancak sona ermesinden 1 ay önce yazılı bildirim ile sona erdirilmediği takdirde aynı koşullarda bir yıl uzamış sayılacağını, sözleşme görüşmeleri sırasında ve sözleşmelerden sonraki söylemleri ile sözleşme sürelerinin 5 yıl iş ilişkisinin ise en az 10 yıl süreceği konusunda davacıya güven uyandırdıklarını, yapılan yatırım harcamaları dikkate alındığında sözleşme süresinin 10 yıl olarak kabulü gerektiğini, davacının 6 yıl 9 aylık süreç için ve ... bayiliğinin haksız feshedildiği 16.05.2018 tarihinden 15.08.2027 tarihine kadar olan dönem için kardan yoksun kaldığını, rekabetin korunması hakkındaki kanuna aykırılık nedeniyle davalıların zararın 3 katı oranında tazminat talep ettiklerini, müvekkiline haksız olarak kesilen ceza faturalarının hükümsüz olduğuna karar verilmesini talep ettiklerini belirtmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Taraflar arasında 01.03.2015 tarihinde dağıtım merkezi sözleşmesi imzalandığını, davalının bayilik organizasyonundaki değişiklik yapması sebebiyle 31.07.2017 tarihinde sonlandırma protokolü ile karşılıklı sözleşmenin sona erdirildiğini, bu sözleşme ilişkisi kapsamında 31.01.2018 tarihi itibariyle ibraname imzalandığını, taraflar arasında ticari hususlarda mutabık kalındığını davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının tazminat talebinin tefrikini talep ettiklerini, taraflar arasındaki ibraname ilişkisinin kesinleşmiş yargı kararı ile iptal edilmeden, davaya konu edilen tazminatların talep edilmesinin mümkün olmadığını, geçerli bir ibraname olduğunu, davacının tazminat talebinin reddi gerektiğini, davacının derdest dava ile ilgili olmayan delillerin dosyadan çıkartılmasını talep ettiklerini, taraflar arasındaki 01.03.2015 tarihli sözleşmenin 31.07.2017 tarihi itibariyle tarafların karşılıklı iradesi ile sona erdirildiğini ve davalıların ibra edildiğini, sözleşmenin feshinden yaklaşık 6 ay sonra tarafların bir araya geldiğini ve tarafların ibralaştığını, taraflar arasında 15.08.2017 tarihinde başlayan sözleşme ilişkisinin 16.05.2018 tarihinde karşılıklı sona erdirildiğini, davacının sözleşmenin 5-10 yıl devam edeceği yönünde güven yaratıldığını iddia ettiğini, hâlbuki tarafların 15.08.2017 tarihli sözleşmeyi 16.05.2018 tarihinde anlaşma yolu ile sona erdirdiğini, davacının ters satış suretiyle cihaz usulsüzlüğü yaptığını, bu hususun fesih nedeni oluşturduğunu, davacının talebi üzerine sözleşme, anlaşma ve devir yolu ile sona erdirildiğini, rekabetin korunması hakkındaki kanuna dayanarak tazminat talebi için öncelikle Rekabet Kurulu'na başvurulması gerektiğini, basiretli bir tacir olan davacının, iradesinin fesada uğratıldığını iddia etmesinin mümkün olmadığını, tarafların karşılıklı anlaşma ile sözleşmeyi feshetmesi sebebiyle davacının yoksun kalınan kar tutarını talep edemeyeceğini, sözleşmenin feshinin haksız olduğu kabul edilse dahi portföy tazminatı şartlarının oluşmadığını, dava konusu sözleşme ile münhasır yetkili bayi kılmmadığını, davacının müşteri portföyünün davalınm portföyü olduğunu, davacı şirketin portföyü olmadığını, bu bakımdan denkleştirme tazminatı talep edilemeyeceğini, dağıtım merkezlerinin yapıları gereği portföye hak kazanmalarının mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan sonlandırma protokolü ve ibranameler uyarınca davacının denkleştirme tazminatı talep etmeyeceğini kabul ettiğini, söz konusu talebin reddi gerektiğini, davacının ileri sürdüğü ceza bedellerinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak tahakkuk ettirildiğini, davacının prosedürlere aykırı davrandığının tespiti halinde ceza kesintisi yapılabileceğini, teminat mektubunun iadesi için dava tarihi itibariyle gerekli şartların oluşmadığını, hesap mutabakatı yapılıncaya kadar teminat mektuplarının iade edilmeyeceğinin sözleşmede yazılı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler, taraflar arasındaki yazışmalar, müvekkil şirketin ticarî defterleri, kayıtları ve bunlara ilişkin belgeler, faturalar, makbuzlar, müvekkil şirketin davalılara kazandırdığı abone sayısına ilişkin kayıtlar ve belgeler, müvekkil şirketin gerçekleştirdiği servis hizmeti sayısına ilişkin kayıtlar ve belgeler, müvekkil şirketin davalılardan aldığı yıllık ödemeleri gösteren kayıtlar ve belgeler, Sonlandırma Protokolü ve İbraname metin örnekleri, bilirkişi incelemesi, tanık beyanları, ticari defter ve kayıtlar, yıllık faliyet raporu, bilanço, mizan ve sair kanunî delillere dayanmışlardır.
DAVACI TANIĞI ... ... talimat yolu ile alınan BEYANINDA: ben davacı şirketi ve temsilcisini tanırım, benim de aynı şekilde 2 tane ... bayim vardı, bölge müdürlerimiz ve satış temsilcilerimiz aynı olmak kaydıyla aynı süreçlerden ben de geçtim, ben de devretmek ve kapatmak niyetinde olduğum için ben dava açmadım ama davacı şirketin temsilcisini tanırım, görüşmelerimiz de oldu, onun kapatma, devretme, işi bırakma gibi bir niyeti yoktur, istemediği halde dükkanını kapatacaklarını söylediler, kapatmaya alternatif olarak da devretme yolunu gösterdiler, bu noktada özgür iradesiyle istediği kişiye istediği suretle devredemeyeceğini, kendi belirledikleri kişiye ve kendi belirledikleri tutardan dükkanlarını devretme yolunu gösterdiler, bunu kabul etmeyecek olursa kapatılacağını, içeride prim alacakları, teminat mektubu gibi maddesel olarak zorluk çıkarılacağını, daha zararlı olarak bu işten ayrılacağının söylediler, aynı süreçleri ben de yaşadık, bizim işi bırakmak niyetinde olduğumuz için dava açmadım, bana da aynı şeyleri söylediler, şahıs ve tutarları onlar belirlediği için kabul etmek durumunda kaldım, kabul etmemem durumumda maddi olarak daha zararlı olacağımı, prim alacağımı alamayacağımı, teminat mektubumun ellerinde kalacağını ifade ettiler, ... Beyin elinden zorla istemi dışında alınmıştır, dediklerini yapmaması durumunda aynı tehditler ... Bey için de geçerli olmuştur, devretme noktasında ... devralacak kişiyi kendi belirliyor, tutarı da kendi belirliyor, tüm şartları kendi belirliyor, bayinin buna razı olmasını baskılıyor, bizim karşı gelme gibi bir durumumuz olmuyor, en sonunda sistemi kapatarak işlemez hale getiriyorlar, devirden kasıt daha önce belirlenen dekorasyon, demirbaş malzemelerin belirlenen fiyattan belirlenen bayiye satışıdır, şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVACI TANIĞI ... talimat yolu ile alınan BEYANINDA: ben davacı şirkette çalıştım, ancak şuan iş ilişkim sona ermiştir, 2018 yılının 5.ayının 2.haftasında ... şubesinin yöneticisi olan Volkan bey mağazamıza gelerek evrakın imzalanmasını, aksi takdirde cezai bedel uygulanacağını, teminat mektubunun yok sayılacağını, imzalanmadığı takdirde ekranların kapatılacağını, hiçbir iş alamayacağımız, alt bayiden farkımızın kalmayacağını beyan etti, 6. Ayın 2 haftasında da ekranlarımız kapatıldı, son bir hafta 10 günlük evrakı gönderememiştik, dilekçeyle gönderdik, zorla imza aldılar, imzalama dışında başka bir seçenek sunmadılar, bizim davacı şirket ilk başta başka şahıstaydı, davacı şirkete devredileceği zaman 4-5 mağaza daha açılacağı, zincirleme şubeler kurulacağı söylendi, benim de açık olduğu beyan edildi, çıktığım takdirde kara listeye alınacağımı beyan ettiler, ... Beyin yanında işe başlamıştım, kendisi iyi bir firma sahibiydi, Kayseri Düvenönü'nde ikinci mağazamızı bir ay içinde açtılar, sonrasında aniden ikisini de kapatma kararı geldi, yapılan işlemlerin kontrolü bendeydi herhangi bir evrak eksiğimiz yoktu, daha sonra devralacak firma ... tarafından belirlendi ve ücretini de ... belirledi, ücret olarak kastedilen mağaza içerisindeki dekorasyon ve malzeme bedelidir, şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVACI TANIĞI ... talimat yolu ile alınan BEYANINDA: ben davacı şirketi 2011 yılında tanımıştım, o dönemde davacı şirket davalı şirketin bayisi idi, ben de davalı şirketin bölge satış müdürüydüm, 2015 yılı Haziran ayına kadar da bu görevimi yaptım, o döneme kadar olan süreçte bizim başarılı bir bayimizdi, herhangi bir sıkıntısı, problemi olmadı, 2015 Haziran ayından sonra ... illerinin bölge satış müdürü olarak görevlendirildim, bu dönem zarfından şirketin yönetimsel değişikliği ile birlikte daha önce mobil ve sabit olmak üzere ayrı ayrı satış organizasyonları birleştirildi, davacı şirket temsilcisi ... Bey de sabit hizmetlerin toptan bayiliğine başladı, ilerleyen süreçte sabit ve mobil tarafın toptan bayiliklerinin birleştirilmesi kararı verildi, bölgedeki yöneticiler ve üst yönetimin aldığı karar ile mobil veya sabit bayiden biri toptan bayiliğe devam etme kararı verildi, bu süreç zarfında bayiliği sonlandırılma kararı alınan bayiler için parekende bayilikleri teklif edildi, teklif edilen yerleri yeri, konumu, potansiyeline göre 1, 2, 3 vs gibi parekende bayilikler verilecekti, davacı şirket de toptan kanaldaki bayiliği sonlandırılıp parakende bayilikleri verildi ancak kaç tane bayiliğe söz verildiğini bilmiyorum, o dönemde buranın yöneticisi değildim, kendisi ile telefon görüşmemizde bana ilettiğine göre 4-5 tane bayilik verilecekti, sonraki süreçte kendisine ... belirlediği lokasyonlarda mevcut bayilik devri ve/veya yeni açılmak suretiyle 2 adet bayilik verildiğini duydum, daha sonraki süreçte kapanış kararı alındığıyla ilgili duyum aldım, kapanışa neden olarak kesin bir bilgim olmamakla birlikte fraud işlemlerinin olduğunu duydum, ... hukuk tarafından veya üst yönetim tarafından kapanış kararı verilen bayilikler için yatırımcının daha az zarar görmesi için veya hiç zarar görmemesi için lokasyonları uygun verili ve potansiyel bir nokta ise başka bir yatırımcıya devredilmesi istenir, burada da anladığım kadarıyla mevcut davacı şirketin işlettiği bayiliklerin devredilmesi istenmiştir, bayilikler devredilirken yapılan dekorasyon giderleri (fatura bedelleri bellidir) ve mevcut elinde bulunan stoklar hesaplanıp ona göre devri yapılır, ancak dekorasyon haricindeki ürünlerin (cihaz stokları, aksesuar stokları) bedelleri devreden ve devralan kendi aralarında anlaşarak devri gerçekleştirirler, biz sadece dekorasyon bedelini net olarak belirleriz, onun üzerindeki miktar devralan ve devreden arasında belirlenir, burada da devir sürecinde yaşanmış yönetici-bayi arasındaki diyaloglara şahit olmadığım için sürecin nasıl işlediğini net bilmiyorum, devir işlemleri yapıldıktan sonra devir olan bayiliğin mutabakat süreci daha sonra bilahare yapılır, benim bildiklerim bunlardan ibarettir, ... hukuk birimi bayi kapanışı ağırlıkla olarak fraud işlemlerden dolayı gelir, fraud işlemleri kısaca daha önceden belirlenen usul ve kaidelere uygun olmaması, satış yapıldığı zaman hazırlanması gereken evrakların hazırlanmaması durumunda yanlış yada sakıncalı eksik satış denilebilir, üst yönetim (bölge müdürü, satış yöneticisi, grup müdürü, satış direktörü) tarafından bayinin performans veya lokasyonun verimsiz olmasından dolayı kapanışına karar verebilir, bayinin kapanışı sonrasında devir yoluyla anlaşma (devredilmesine karar verilmemiş ya da devredilişi sırasında anlaşılamamasından kaynaklı) sağlanamaz ise bayiye yapılmış olan dekorasyon maliyeti ilk yatırımcı tarafından yapılmış olur, ... bunun karşılamasını yapmaz, şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVALI TANIĞI ... talimat yolu ile alınan BEYANINDA: Ben davalı şirkette satış yöneticisi olarak çalışmaktayım, benim sorumluluğum altında davacı bayi ile kısa bir dönem çalıştık, bu süreçte bayinin ters cihaz dediğimiz nakit karşılığı müşterinin cihazını alma gibi işlemler bizim fraud birimimiz tarafından tespit edilmiş, bu durum ... ticari itibarını zedelenmesi, sanki ... bayi müşterilerine kredi veriyor algısı yarattığı tespit edilmiş, bunun akabinde bayinin devri gündeme geliyor, bayimizin 2 şubesi vardı, her bir şube için farklı yatırımcılar ile görüşülüyor, bahse konu bayi ile ilgili 2 farklı yatırımcı ile görüşüyor, bu görüşmeler devir konusunda müsbet sonuçlanıyor, bu görüşmeler sonucunda her iki yatırımcı ile de bayı tarafından anlaşma sağlanıyor, devir protokolü sonlandırma protokolü merkezden isteniyor, taraflar bu belgeleri imzalıyor, devir işlemi sonuçlanmış oluyor, herhangi bir zorlama, tehdit vs yok, imzalar atılıyor, her iki tarafında isteği ile gerçekleşiyor, aksi bir durum olsa bu durumu merkeze iletmekte yükümlüyüm, bildiklerim bunlardan ibarettir, davacı bayi başarı kriterlerini yükseltmeye çalışan bir bayi idi, fraud ekibinin sonlandırmaya ilişkin rapor içeriğini bilmiyorum, davacı şirketin yerine gelen yatırımcı firmalar bildiğim kadarıyla davacının daha önce aynı işi yapan aynı sektörde çalışan bayi sahipleriydi, süreci davalı şirketlerde takip ediyordu fakat bu yatırımcıları buluşturma noktasında biz de yardımcı olduk, bu devir konusunda en ufak bir etkimiz olmadı, iki yatırımcı karşılıklı anlaşarak bu süreci sonlandırdılar, devir bedelinin neye ilişkin olduğu konusunda bilgi sahibi değilim, bayilik sonlandırılırken davalı şirketlerin davacı şirkete bir ödeme yapıp yapmadığını bilmiyorum, davacı şirket davalıların onayı olmadan bayideki dekorasyon ürünlerini satıp satmayacağını konusunda bilgi sahibi değilim, sonlandırma protokolü aynı anda taraflarca imzalanıp imzalanmadığı konusundaki detayları hatırlamıyorum, her iki tarafın ben imzasını ben aldım, ben imzalattım, her iki tarafın özgür iradeleriyle imzaladılar, protokolün içeriği hakkında ve bu protokolün imzalatılan diğer bayilere aynı içerikte imzalatılıp imzalatılmadığı konusunda bilgi sahibi değilim, şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVALI TANIĞI ... talimat yolu ile alınan BEYANINDA: Ben davalı şirketlerin bayisiyim, davacıdan gelen bir işletmeyi ben devraldım, biz de süreç şu şekilde işler, ... olarak bir bayi devredilecek olup bir bayi devralınacak olup, devroluncak bayi ile önce ... konuşur, onlar şu fiyata devredilecek, şu fiyata devralınacak, şu kişi devralacak derler, fiyatı söylerler, bu şekilde sunulan teklif üzerine devralacak kişilerle görüşürler, ... Beyin 2 tane yeri vardı, birini başka bir ... bayisine devrettiler, diğerini de bana devrettiler, ... Beyle görüşmemizi istediler, biz ... Beyi aradık, biz bir kafede görüştük, zaten fiyat felan belliydi, biz sadece ... Beyle mutabakata vardık, mutabakata vardıktan 2 sonra gibi bayiyi devraldık, aramızda bir sözleşme gibi imzaladığım bişey var, ... beyin devrettiğine, bizim de devraldığımıza dair, ben şahıs olarak konuşuyorum ama temsilcisi olduğu ... Ltd. Şti. adına konuşuyorum, bu şirketler arasında anlaşma yapıldı, ... Beyle ... Bankasından para alıp verdik, bunlarında dekontları mevcut, benim gördüğüm bildiğim hususlar bunlardan ibarettir, ben zorlama, baskı, tehdit, aldatma görmedim ve bilgim de yok, bizim buna şahit olma gibi bir şansımız da yok, sadece devraldık, biz mağazayı içindeki her türlü malzeme ve dekorasyonla devraldık, bunların karşılığı olarak bedeli de elden nakit olarak ödedim, bunların belgeleri de elimizde var, ... bize böyle bir devralınacak bayi olduğunu ne zaman söylediğini tam hatırlamıyorum, ben 22/05/2018 tarihinde para ödemesi yaptım, benim bildiklerim bunlardan ibarettir, şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVALI TANIĞI ... talimat yolu ile alınan BEYANINDA: Ben ... şirketinin satış bölge müdürü olarak görev yapmaktayım, halen bu görevdeyim, yaklaşık 1,5 yıl önce bayimizin yaptığı usulsüz işlemler nedeniyle bayinin devri gündeme geldi, bayi sahibiyle konuştuğumuzda kendisi bunu kabul etti, kendi özgür iradesiyle sonlandırma protokolünü imzaladı, devralacak yatırımcılar devredene parasını ödedi, ... kasasına herhangi bir giriş çıkış yotur, yatırımcılar kendi aralarında özgür iradeleriyle anlaşıladılar, bildiklerim bunlardan ibarettir, sözleşmeye aykırı işlemler yapmış olduğu bana merkezden bildirildi, ben de sözleşmenin sonlandırılacağını sözlü olarak tebliğ ettim ve iyi niyet çerçevesinde isterse kapatılmayacağını, devrolabileceğini kendisine ilettim, davacı şirket te devri kabul etti ve bunun üzerine sonlandırma protokolünü imzalattım, mevcut yatırımcılar arasından seçtiğimiz ve ... olarak bu bölgede görev yapan mevcut bayiler arasından yatırımcıları devir görüşmesi için gönderdik, yatırımcılar anlaştı, eğer anlaşamasalardı başka yatırımcılar bulup görüştürecektik, bu belgenin altındaki imza bana aittir, bu devir sözleşmesi değildir, bayinin sonlandırma protokolü değildir, iki yatırımcı arasındaki bir anlaşma olup bizim tanık olduğumuzu gösterir belgedir, yatırımcılar arasında devirden kaynaklı ileride bir ihtilaf çıkmaması için bu tarz durumlarda tanık olduğumuzu gösteren yazılı belgedir, bayiler anlaştıktan sonra biz para almadık, hava parası almadık gibi ihtilaflar yaşanmaması için bizim aradaki devre tanık olduğumuzu, anlaştıklarını gösteren bir belgedir, imza da şahsıma aittir, ... herzaman uyguladığı bir sistem değildir, yatırımcıların istemesi durumunda yapılan bir işlemdir, davacı şirket ile çok kısa çalıştım, başarı kriterleri açısından orta sırada bir bayi idi, çok başarılı ya da başarısız bir bayi olarak nitelendirilemez, biz zaten başarısız olduğu için devrini istemedik, sadece usulsüz işlemler olduğu için devri gündeme gelmiştir, sonlandırma protokolünün baskı ve tehdit ile imzalatılmadı, bayi sahibinin hür iradesi ile imzalatılmıştır, sonlandırma protokolündeki ... adına imzalar daha sonra atılır, ilk olarak devreden bayinin imzaları alındıktan sonra bu belgeler genel müdürlüğe gönderilir, yetkili yönetici tarafından daha sonra imzalanır, öncelik sonralık ilişkisini bilmiyorum, önce ... yöneticisi tarafından imzalanıp daha sonra da devredecek bayinin imzası alınmış olabilir, ama imzalar aynı anda atılmadı, davacı şirketin ... sisteminin ne zaman kapatıldığını tarih olarak bilmemekle birlikte davacı şirketin temsilcisi olan ... Bey ve diğer devralan yatırımcılar anlaştıktan sonra bize bildirilir, bu bildirim üzerine sonlandırma protokololünün imzalanması üzerine devredenin sistemi bilgisi dahilinde kapatılır, davacı şirketten ... ait olan ve mutabık kalınamayan modemler talep edildi, sonraki süreci bilmiyorum, mutabakatsızlğın halen devam ediyor diye biliyorum, bir önceki kapanan dağıtım merkezi ile ilgili olduğu için ben o süreçte ne yaşanıldı bilmiyorum, bayimize modemler gönderildikten sonra eğer satılmamış ise iadesi istenir, her yılın sonunda mutabakat yapılır, burada mutabık kalamadılar, ondan sonraki süreci bilmiyorum, mutabakat ile ilgili şirketimizin başka bir muhasebe birimi ilgilenmektedir, benim bildiklerim bunlardan ibarettir, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Talimat yolu ile alınan bilirkişi ...'ın 29/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle davacıya ait ticari defterlerin incelenmesinden ulaştığımız bulgulara göre;
1. Davacının davalılardan taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında herhangi bir alacağının bulunmadığı, davacı talebinin de bu yönde olmadığı,
2. Davacının davalıdan kâr mahrumiyeti talep edebilmesi için sözleşmenin haksız feshedildiğinin ortaya konulması ve sektör uzmanı tarafından davacının aynı bölgede benzer bir sözleşme kurabilmesi için gerekli makul süre belirlenmesinden sonra hesaplanabileceği, bu hususun derdest davanın görüldüğü yerdeki mali müşavir bilirkişiye hesaplattırılabileceği,
3. Davacının davalıdan talep etmiş olduğu portföy tazminatı için öncelikle bilirkişi kurulu oluşturulması, portföy tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığının ortaya konulması, şartlarının oluşması durumunda davacının kurumlar vergisi beyannamesindeki verilerden hareketle portföy tazminatı tutarının bilirkişi kurulu tarafından hesaplanabileceği..." tespit ve rapor edilmiştir.
Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre bilirkişi Fatih Durmaz'dan alınan 10/11/2021 tarihli raporunda: ''...Dosyasına sunulu belgeler üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda,
A) Davacı tarafın ticari defterleri Yevmiye ve Defter-i Kebir ve belgeler ile yapılan incelemeler neticesinde, Ticari Defter ve Muavin Defter kayıtlarının detil olarak kabul edilip edilmeyeceğinin takdiri Sn. Mahkeme' ye ait olmak üzere,
B) Fesih bildirimlerinin haklı/haksız nedene dayanıp dayanmadı, denkleştirme tazminatına hükmedilmesi için koşulların bulunup/bulunmadığının takdiri Sn, Mahkeme” ye ait olmak üzere,
C) 01/03/2015 tarihli Dağıtım Sözleşmesi 31/07/2017 tarihinde tek taraflı ve ibraname alınmak suretiyle haksız olarak feshedildiği ve 15.08.2017 tarihli ... bayiliği 16/05/2018 tarihinde haksız ve tek taraflı olarak feshedildiği mahkemece haksız feshedildiği kabul edilirse, davacı yan taleplerinin yerinde olduğu değerlendirilmesi halinde her iki sözleşme için hesaplanan kar mahrumiyeti toplamda 1.237,195,70 TL,
D) Sayın Mahkemece denkleştirme tazminatı verilmesi yönünde kanaat oluşması halinde, her iki sözleşme için toplamda 1.837.100,04 TL olacağı,
E) Mahkemece Dağıtım Sözleşmesi ve ... bayiliği sözleşmesine ilişkin haksız feshedildiği kabul edilmesi halinde teminat mektubunun iptali ile iadesi takdiri Sn. Mahkeme'ye ait olduğu..." tespit ve rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyetinin 11/05/2022 tarihli raporunda özetle; "...-Taraflar arasındaki Dağıtım Merkezi Sözleşmesinin acentelik sözleşmesi niteliğinde olduğu zira davacının bu sözleşme ilişkisi kapsamında davalı ad ve hesabına faaliyette bulunduğu,
- Sayın Mahkemece somut olaydaki sözleşmenin bayilik sözleşmesi olarak nitelendirilmesi halinde davacının denkleştirme talebinde bulunamayacağı zira sözleşmede münhasırlık şartının bulunmadığı ve yerleşik Yargıtay kararları uyarınca münhasırlığı olmayan bayilerin denkleştirme talebinde bulunamayacağının kabul edildiği,
- Sayın Mahkemece somut olaydaki sözleşmenin acentelik olarak nitelendirilmesi halinde, TTK m. 122’deki şartların bir arada bulunması durumunda denkleştirme talebinde bulunulabileceği,
- Somut olayda sözleşmenin protokol ile sona erdirildiği ve protokolde davacının denkleştirme talebinde bulunamayacağının belirlendiği, bunula birlikte TTK m. 122/5 uyarınca denkleştirme talebinden önceden vazgeçilmesinin mümkün olmadığı bu nedenle protokoldeki bu hükmün geçersiz olacağı, dolayısıyla protokoldeki b hükme rağmen davacının denkleştirme talebinde bulunabileceği,
- Denkleştirme talebinde bulunulabilmesi için acentelik sözleşmesinin müvekkil tarafından haklı nedenlerle sona erdirilmemiş olması gerektiği, somut olayda davalı tarafın sözleşmenin sona erdirilme nedenini davacının yaptığı usulsüz işlemler olarak gösterdiği, bu usulsüz işlemlerin sözleşmenin sona ermesine gerekçe olabileceği ancak bu hususta ispat yükünün davalıda olduğu ve nihai takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Sayın Mahkemenizce haklı nedenin varlığının kabulü halinde denkleştirme talebinde bulunulamayacağı,
- Denkleştirme talebine ilişkin diğer şartın, acentenin müvekkile yeni müşteriler sağlaması ve bunların sözleşmenin sona ermesinden sonra da müvekkile önemli çıkarlar sağlamaya devam etmeleri olduğu, bu hususta ispat yükünün davacıda olduğu, ayrıca bir diğer şart olarak acentenin sözleşmenin sona ermesi sebebiyle bir ücret kaybına uğramış olması gerektiği, somut olayda davacı acentenin bu ilişkisinin sona ermesi nedeniyle ücret kaybına uğradığının kabulü gerekeceği,
- Davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 10 yıl süreceği hususunda kendisine güven aşılandığı ve fakat buna rağmen sözleşmenin çok öncesinde feshedildiği için mahrum kalınan kar talebinde bulunduğu, Bununla birlikte sözleşme süresinin azami 5 yıl olarak belirlendiği, sözleşme bu şekilde belirlenmişken davalı tarafın sözleşmenin en az 10 yıl devam edeceği yönünde davalıya nasıl bir güven verildiğinin ispatı gerektiği, ayrıca davacının müspet zarar kalemleri ile ilgili olarak da hukuka aykırılık, kusur, zarar ve illiyet bağının varlığını ispatla yükümlü olduğu,
- Davacının ayrıca RKHK hükümleri uyarınca da taleplerinin bulunduğu, bu kapsamda kendisine ayrımcılık yapılarak rekabet hukuku anlamında haksız bir eylemde bulunulduğunun ileri sürüldüğü, ancak bu kısımda doğru bir sonuca ulaşılabilmesi için dava dışı bayilerin kar elde edip etmediği, onların menfaatine uygulamaların gerçekleşip gerçekleşmediğinin de incelenmesi gerektiği, bu incelemenin huzurdaki dosya kapsamında yapılmasının mümkün olmadığı, sonuç olarak, Rekabet Kurulu tarafından konuya ilişkin yapılan incelemelerde, tüm dağıtıcılara ilişkin inceleme yapılmakta olup, huzurda dosyaya mübrez belgeler çerçevesinde heyetimizce bu yönde bir değerlendirme yapılamadığı..." tespit edilmiş,
Bilirkişi heyetinin 06/07/2023 tarihli ek raporunda özetle; "...-Sayın Mahkemenizce davalı tarafın davacıdan bir alacağının olmadığı sonucuna varılırsa teminat mektuplarının da iade edilmesine ilişkin şartların doğduğu sonucuna varılacağı, davalı tarafın davacıdan bir alacağının bulunup bulunmadığı hususu, yargılama sonucunda ortaya çıkacak olup bu hususta nihai kararın Sayın Mahkemenizde olduğu,
- Davacı tarafın 381 adet ... (...), 7 adet ... CİHAZI ve 76 adet ... (ADSL)’i ... ile davalı tarafa gönderilmek üzere kargo şirketine teslim ettiğinin anlaşıldığı, söz konusu ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediğinin ispat yükü davacı taraf üzerinde olup bu hususta nihai takdiri tamamen Sayın Mahkemenizdedir.
- Cari hesap ilişkisi olarak davacı tarafın borcunun bulunmadığı ve Davalı tarafın cari hesap ilişkisine ait kayıtlar sunmadığından incelenememesi üzerine, tutulan teminat mektubunun iade edilmesinin takdiri mahkeme’ye ait olduğu..." tespit ve rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davacı sözleşmenin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı ile yoksun kalınan karın tespit ve tahsili ile haksız olarak tahsil edilen teminat mektubu tutarının iadesine ilişkindir.
Davacı yan dava dilekçesi ile, taraflar arasındaki 01.03.2015 tarihli Sabit Dağıtım Merkezi Sözleşmesinin ve ... Dağıtım Merkezi Sözleşmesinin ve bayilik ilişkisinin davalılarca haksız olarak feshedildiğinin tespitine, davalıların sözleşmeyi haksız fesihleri yüzünden 31.07.2017 tarihinden 01.03.2025 tarihine kadar elde edebileceği 6 yıl 9 aylık yoksun kaldığı kârının ve yine ... Sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği tarih olan 16.05.2018 tarihinden 15.08.2027 tarihine kadar olan dönem için yoksun kalınan karın tespitiyle Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 58. maddesi uyarınca 3 katının tahkikat sonucunda tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere, 1.000 TL maddî tazminatın haksız fesih tarihi olan 16/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticarî temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilerek, müvekkil şirkete ödenmesine, bunun mümkün görülmemesi halinde (terditli olarak), 1.000 TL maddî tazminatın (yoksun kaldığı kârın), dava tarihinden itibaren işleyecek ticarî temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek, müvekkil şirkete ödenmesine, Türk Ticaret Kanununun 122. maddesi uyarınca, şirketin davalılardan olan denkleştirme tazminatı alacağının, tahkikat sonucunda tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere her bir davalıdan 1.000 TL olmak üzere 3.000 TL. denkleştirme tazminatının, dava tarihinden itibaren işleyecek ticarî temerrüt (avans) faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesini, müvekkiline kesilen ceza faturalarının haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespiti ile ödenen bedellerin müvekkilllere iadesine, kayda alınmayan faturalardan dolayı uğranılan zararın tespiti ile tahsiline, modemlerden dolayı davalı şirketlere herhangi bir borcunun olmadığının tespit edilmesine, bu zarar kalemine ilişkin belirsiz alacak olarak HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere 1.000 TL. nin davalılardan tahsiline, ...tarafından düzenlenmiş 28/07/2017 tarihli ... sayılı, 100.000 TL miktarlı kesin teminat mektubunun ve yine Türkiye İş Bankası tarafından düzenlenmiş 17.08.2017 tarihli ...-88815 sayılı, 110.000 TL miktarlı kesin teminat mektubunun ve yine ... A.Ş tarafından düzenlenmiş 31/01/2018 tarihli ... sayılı 175.000 TL miktarlı teminat mektuplarının teminat mektuplarının hükümsüz olduğunun ve söz konusu teminat mektuplarından dolayı müvekkil şirketin borçlu olmadığın tespiti suretiyle, müvekkil şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı yan savunmalarında özetle; taraflar arasında imzalanan 01.03.2015 tarihli Dağıtım Merkezi Sözleşmesinin 31.07.2017 tarihinde imzalanan sonlandırma protokolü ile sona erdirildiğini, sözleşmenin sona erdirilmesinden sonra 31.08.2018 tarihi itibariyle bir ibraname imzalandığını, bu sebeple davacının davalılardan talep edebileceği bir alacağının bulunmadığını, yine davacı taraf ile 31.07.2017 tarihinden sonra 15.08.2017 tarihinden yeni bir sözleşme imzalandığını, davacının bu aşamadan sonra ilk tarihli sözleşmeden kaynaklı taleplerde bulunmasının kötü niyet arz ettiğini, sözleşmelerin tek taraflı olarak sona erdirilmediğini, taraflar arasındaki protokollerin de bunun delili olduğu, RKHK hükümlerine başvurularak tazminat talep edilebilmesi için öncelikle Rekabet Kurumuna başvurulması ve Rekabet Kurumu'nun da belirtilen eylemlerle ilgili rekabete aykırılık durumunu tespit etmesi gerektiğini, davacının münhasır yetkili bayi olmaması nedeniyle denkleştirme talebinde bulunamayacağını, kaldı ki davacının bir önceki bayiin müşterilerinden faydalandığı ve bu müşterilerin de davacının değil davalının müşterileri olduğunu, müşterilerin bayi değil marka seçtiğini, dağıtım merkezlerinin müşterilerle bizzat iletişim kurmadığını, faaliyetlerini kendilerine bağlı alt bayiler aracılığıyla gerçekleştirdiğini, davacının portföy oluşturmak için alt bayilere yaptığı yardım ve desteklerin ticari hayatına devam edebilmek ve kazanç sağlamak için yaptığını, bunların davalı tarafın zarar kalemi veya portföy olarak görülemeyeceğini, taraflar arasında imzalan sonlandırma protokolü ve ibranameler uyarınca davacının denkleştirme alacağından feragat ettiğini, davacının tespitini talep ettiği ceza bedellerinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak tahakkuk ettirildiğini, davacının söz konusu faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediğini, bu durumun yapılan kesintilerin haklı olduğu ve bayi tarafından kabul edildiğini ortaya koyduğunu, sözleşme kapsamında teminat mektuplarının tamamının iade edilmediğini, bu hususun taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu ancak Dağıtım Merkezi Sözleşmesinden kaynaklı teminat mektuplarının iade edildiği, teminat mektuplarının süreli olması ve sürenin bitiminde hükümsüz kalacak olmaları nedeniyle davalı zararının önlenmesi için nakde çevrildiğini savunmuştur.
Taraflar arasındaki sözleşmelerin davalı tarafından feshedildiği hususunda çekişme bulunmamaktadır. Somut olayda çekişme konuları; sözleşmenin haklı/haksız nedenlerle feshi, taraflar arasındaki ilişkinin münhasırlık içerip içermediği, bayilik mi, acentelik mi, kapsamında bulunduğu, rekabetin korunması hakkındaki kanuna dayanarak tazminat talep edilip edilemeyeceği hususlarında toplanmaktadır.
Denkleştirme tazminatının düzenlendiği Türk Ticaret Kanunun 122.maddesi;
"(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b)Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c)Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2)Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3)Müvekkilin feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4)Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5)Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır."
Hükmünü içermekte olup, TTK.m.112, acentelik sözleşmesinin sona ermesi halinde müvekkilinin, ücret ödenmeksizin acente tarafından sağlanan iş ilişkilerini kullanarak kazanç elde etme olasılığına kavuşmasından, acenteye de, hakkaniyet çerçevesinde pay vermeye yöneliktir" (Sabih Arkan, Ticari işletme Hukuku, 26. Bası, Ankara 2020, s. 240 vd.).
Denkleştirme veya portföy tazminatının amacı, "acentenin veya tek satıcının sözleşme ilişkisinin sona ermesi nedeniyle müvekkiline veya yapımcı/sağlayıcıya kazandırdığı müşteri çevresini kaybetmesi nedeniyle doğan zararın, müvekkil veya yapımcı/sağlayıcının oluşturulmuş olan müşteri portföyünden yararlanmaya devam ederek elde edeceği kazanç ile denkleştirilmesi olarak açıklanmaktadır (Ercüment Erdem, Türk ve isviçre Hukuklarında Denkleştirme Talebi, isviçre Borçlar Kanunu'nun 80. Yılında İsviçre Borçlar Hukuku'nun Türk Ticaret Hukuku'na Etkileri, İstanbul 2009, s. 202).
TTK.m.122/1 uyarınca, denkleştirme talebinin şartları şu şekilde özetlenebilir:
(1) sözleşmenin acente (ya da dağıtım ağı mensubunun) denkleştirme talebine hak kazanmasını sağlayacak şekilde sona ermesi,
(2) acentenin (ya da dağıtım ağı mensubunun) sağlayıcıya yeni ve sürekli müşteriler kazandırmış olması,
(3) sağlayıcının bu yeni müşteriler nedeniyle önemli menfaatler elde etmesi,
(4) acente ya da dağıtım ağı mensubunun sağlayıcıya devrettiği bu müşteriler nedeniyle gelir kaybına uğraması
(5) denkleştirme talebinin somut olayın koşulları dikkate alındığında hakkaniyete uygun olmasıdır.
TTK.m.122 hükmünün somut olaya uygulanabilmesi için dava konusu sözleşmenin tek satıcılık ya da tekel hakkı veren benzeri başka bir dağıtım sözleşmesi olarak nitelendirilebilmesi gerekmektedir. Tek satıcılık ilişkisinde sağlayıcı, ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü artırmak için faaliyette bulunmayı üstlenir (Poroy/Yasaman, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2019, s. 302, Erdem, Tek Satıcılık Sözleşmesinde Denkleştirme Talebi, Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal Tekinalp'e Armağan, C. I, İstanbul 2003, s. 93). Bu itibarla, taraflar arasındaki Sözleşme'nin tek satıcılık sözleşmesi olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle davacı tarafın tekel hakkını haiz olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir.
28.07.2017 tarihli sözleşmenin "Yetkilendirme ve Kapsamı" başlıklı 5.1.. maddesinde;
"İşbu Sözleşme konusu faaliyetler kapsamında yer, bölge, zaman ve/veya satış faaliyetleri vb. Hususlarda Bayi, tek yetkili değildir, kendisine tekel hakkı tanınmamıştır. Şirketler, Sözleşme ile Bayi'ye tanıdığı tüm hak ve yetkileri her zaman, kısmen veya tamamen dilediği yer veya bölgede Bayi'den başka kişilere ve kuruluşlara da tanıyabilecektir."
İfadeleri kullanılmış, sözleşmenin 6.1. Maddesinde ise; "İşbu Sözleşme ile Bayi'ye (...) münhasır olmayan yetki verilmiştir." İfadelerine yer verilmiştir.
10.11.2021 tarihli Mali Bilirkişi Raporuna göre; "01.03.2015 tarihli Dağıtım Sözleşmesinin 31.07.2017 tarihinde tek taraflı ve ibraname alınmak suretiyle haksız olarak feshedildiği ve 15.08.2017 tarihli ... bayiliğinin 16.05.2018 tarihinde haksız ve tek taraflı olarak feshedildiğinin Mahkemece kabul edildiği ihtimalde her iki sözleşme için hesaplanan kar mahrumiyeti toplamının 1.237.195,70 TL olduğu; denkleştirme talebinin haklı olduğuna karar verilmesi durumunda her iki sözleşme için toplamda 1.837.100,04 TL olacağı, teminat mektuplarının iptal ve iadeleri ile ilgili nihai kararın Mahkemede olduğu,
Sözleşmenin süresinden önce haksız feshinden kaynaklanan karlılığa ilişkin mahrum kalınan 3 aylık karlılık tutarı olarak 118.269,26 TL olarak hesaplandığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır."
25.05.2022 tarihli bilirkişi heyeti kök raporu kapsamına göre;
Sözleşmenin feshi
"Somut olayda davalı taraf, tersine satışlar yöntemiyle zarara uğratıldığını ve bu eylemin özleşmenin feshi bakımından haklı neden teşkil ettiğini ileri sürmektedir. Haklı neden olarak ileri sürülen bu olgunun haklı neden teşkil edip etmeyeceği noktasında takdir Sayın Mahkemenizindir. Bununla birlikte davacının sözleşmenin süresinden önce sona erdirilmesi nedeniyle uğradığı zararların tazmini talep ettiği bu halde, feshin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığının tespiti noktasında ayrıca açıklamalarda bulunulması gerekecektir.
Haklı neden doktrinde, fesih hakkını kullanan taraf bakımından acentelik sözleşmesini devam ettirmesini dürüstlük kuralı uyarınca beklenemeyecek duruma sokan tüm şartlar olarak genel bir şekilde tanımlanmaktadır. Bu tanım esas itibariyle hizmet sözleşmelerinde haklı sebepler başlıklı TBK m. 435/2'de de benzer şekilde yer almaktadır. Bu düzenlemenin, sürekli edimli sözleşmeler için geçerli genel kural getirdiği ifade edilmektedir'*. Bu itibarla haklı sebep,sözleşmeyi fesheden taraf için sözleşmeye devamı çekilmez hale getiren şatlar olarak ifade edilebilir. Bir olayda haklı sebebin mevcut olup olmadığı hâkim tarafından takdir edilecektir. Hâkim önüne gelen uyuşmazlıkta haklı sebebin mevcut olup olmadığını değerlendirirken belirli kriterlerden hareket edecek olup bunların başında, haklı sebebin belirli bir ağırlık taşıması gelmektedir. Bu ağırlığın hem objektif olarak yani ortaya çıkan sebebin dürüstlük kuralına göre; hem de sübjektif olarak yani fesih hakkını kullanan taraf bakımından feshi haklı kılacak nitelikte olması gerekir”. Objektif değerlendirme yapılması haklı sebebin varlığının belirlenmesinde önemlidir. Salt sübjektif bir değerlendirme ile fesih nedeninin haklı olduğuna karar verilemeyecektir. Sübjektif ağırlığın tespitinde Somut olayın şartları, özellikle fesih iradesini ortaya koyanın davranışları belirleyicidir. Haklı nedenin varlığının ispatı buna dayanan taraf üzerinde olacaktır. Dolayısıyla haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesheden taraf sözleşmenin devamının çekilmezliğini ve haklı sebebin ağırlığını ispatlaması gerekmektedir."
Denkleştirme Tazminatı
"Bayilik sözleşmesi, üretici ile bayi arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen, çerçeve sözleşme niteliğinde, sürekli bir borç ilişkisidir. Bu sözleşme ile üretici, mallarının tamamını veya belirli bir kısmını belirli bir bölgede satılmak üzere bayiye göndermeyi (satmayı); bayi de sözleşme konusu malları ve hizmetleri kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü artırmak için faaliyette bulunmayı yükümlenir. Bayilik Sözleşmesinde belirli bir bölgeye veya belirli bir müşteri grubuna yönelik satış hakkının münhasıran bayiye bırakılması zorunlu değildir ancak bırakılmış ise sözleşme münhasır bayilik sözleşmesi veya tek satıcılık sözleşmesi olarak nitelendirilecektir.
Acente ise TTK m. 102'de “Ticari temsili, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi bağlı sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içerisinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerin tacir ile üçüncü kişi (müşteri) arasında kurulmasında aracılık eden veya bu sözleşmeleri müvekkili tacir nam ve hesabına (doğrudan temsil) yapan kimse...” olarak tanımlanmıştır.
Görüldüğü üzere acente ile bayi arasındaki temel fark, müvekkil ad ve hesabına hareket edip etmeme noktasında ortaya çıkmaktadır. Bayi müvekkilden aldığı mal veya hizmeti kendi ad ve hesabına kişilere sağlarken acente ise müvekkili ad ve hesabına işlem yapmaktadır. Taraflar arasındaki dağıtım merkezi sözleşmesi incelendiğinde ise sözleşmenin 8.6 maddesinde, “Sözleşme kapsamında satışına, pazarlamasına aracılık ettiği abonelik ve tarife hizmetleri içir tarifelerde belirtilen rakam ya da bedeller dışında Müşteriler/Abonelerden hiçbir nam altında ilave ücret, komisyon vb. ödeme, evrak, bilgi, belge talep etmemeyi, şart, usul ve esaslar ileri sürmemeyi...” düzenlemesi yer almaktadır. Bu düzenlemeden ve sözleşmenin genelinden de anlaşıldığı üzere sözleşmede bir aracılık faaliyeti, diğer bir anlatımla müvekkil ad ve hesabına bir işlemin yapıldığı görülmektedir. Gerçekten de davacı kendi ad ve hesabına değil, müvekkil ad ve hesabına işlem yapmakta, davalıların sunduğu hizmetleri onlar adına pazarlamakta ve abonelik işlemlerini de yine onlar ad ve hesabına gerçekleştirmektedir. Bu yönüyle taraflar arasındaki “Dağıtım Merkezi Sözleşmesi”nin bayilik değil bir acentelik ilişkisi olduğu düşünülmektedir.
Sayın Mahkemece somut olaydaki sözleşmenin acentelik olarak nitelendirilmesi halinde, TTK m. 122'deki şartların bir arada bulunması durumunda denkleştirme talebinde bulunulabileceği, somut olayda sözleşmenin protokol ile sona erdirildiği ve protokolde davacının denkleştirme talebinde bulunamayacağının belirlendiği, bunula birlikte TTK m. 122/5 uyarınca denkleştirme talebinden önceden vazgeçilmesinin mümkün olmadığı bu nedenle protokoldeki bu hükmün geçersiz olacağı, dolayısıyla protokoldeki bu hükme rağmen davacının denkleştirme talebinde bulunabileceği, denkleştirme talebinde bulunulabilmesi için acentelik sözleşmesinin müvekkil tarafından haklı nedenlerle sona erdirilmemiş olması gerektiği, somut olayda davalı tarafın sözleşmenin sona erdirilme nedenini davacının yaptığı usulsüz işlemler olarak gösterdiği, bu usulsüz işlemlerin sözleşmenin sona ermesine gerekçe olabileceği ancak bu hususta ispat yükünün davalıda olduğu,
Denkleştirme talebine ilişkin diğer şartın, acentenin müvekkile yeni müşteriler sağlaması ve bunların sözleşmenin sona ermesinden sonra da müvekkile önemli çıkarlar sağlamaya devam etmeleri olduğu, bu hususta ispat yükünün davacıda olduğu, ayrıca bir diğer şart olarak acentenin sözleşmenin sona ermesi sebebiyle bir ücret kaybına uğramış olması gerektiği, somut olayda davacı acentenin bu ilişkisinin sona ermesi nedeniyle ücret kaybına uğradığının kabulü gerekeceği sonucuna varılmıştır."
Kar Mahrumiyeti ve RKHK Hükümleri
"Davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 10 yıl süreceği hususunda kendisine güven aşılandığı ve fakat buna rağmen sözleşmenin çok öncesinde feshedildiği için mahrum kalınan kar talebinde bulunduğu, Bununla birlikte sözleşme süresinin azami 5 yıl olarak belirlendiği, sözleşme bu şekilde belirlenmişken davalı tarafın sözleşmenin en az 10 yıl devam edeceği yönünde davalıya nasıl bir güven verildiğinin ispatı gerektiği, ayrıca davacının müspet zarar kalemleri ile ilgili olarak da hukuka aykırılık, kusur, zarar ve illiyet bağının varlığını ispatla yükümlü olduğu,
Davacının ayrıca RKHK hükümleri uyarınca da taleplerinin bulunduğu, bu kapsamda kendisine ayrımcılık yapılarak rekabet hukuku anlamında haksız bir eylemde bulunulduğunun ileri sürüldüğü, ancak bu kısımda doğru bir sonuca ulaşılabilmesi için dava dışı bayilerin kar elde edip etmediği, onların menfaatine uygulamaların gerçekleşip gerçekleşmediğinin de incelenmesi gerektiği, bu incelemenin huzurdaki dosya kapsamında yapılmasının mümkün olmadığı, sonuç olarak, Rekabet Kurulu tarafından konuya ilişkin yapılan incelemelerde, tüm dağıtıcılara ilişkin inceleme yapılmakta olup, huzurda dosyaya mübrez belgeler çerçevesinde heyetimizce bu yönde bir değerlendirme yapılamadığı sonucuna varılmıştır."
06.06.2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu kapsamına göre teminat mektupları
"Sayın Mahkemenizce davalı tarafın davacıdan bir alacağının olmadığı sonucuna varılırsa teminat mektuplarının da iade edilmesine ilişkin şartların doğduğu sonucuna varılacağı, davalı tarafın davacıdan bir alacağının bulunup bulunmadığı hususu, yargılama sonucunda ortaya çıkacak olup bu hususta nihai kararın Sayın Mahkemenizde olduğu,
Davacı tarafın 381 adet ... (...), 7 adet ... CİHAZI ve 76 adet ... (ADSL)'i ... ile davalı tarafa gönderilmek üzere kargo şirketine teslim ettiğinin anlaşıldığı, söz konusu ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediğinin ispat yükü davacı taraf üzerinde olduğu,
Cari hesap ilişkisi olarak davacı tarafın borcunun bulunmadığı, davalı tarafın cari hesap ilişkisine ait kayıtlar sunmadığından incelenememesi üzerine, tutulan teminat mektubunun iade edilmesinin takdiri Sn. Mahkeme'ye aittir."
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti 25.05.2022 tarihli kök ve ek raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda;
Taraflar arasındaki 01/03/2015 tarihli Dağıtım Sözleşmesinin ve ... Dağıtım Merkezi Sözleşmesinin davacının tersine satışlar yöntemiyle davalı yanı zarara uğrattığı gerekçesiyle davalı yanca feshedildiği, ancak feshin haklılığı ve sözleşme ilişkisinin devamının kendileri açısından çekilmez hale geldiği hususlarının ispatı noktasında ispat külfetinin davalı yanda olduğu, davalı yanın bu hususu yasal deliller ile kanıtlamadığı, feshin haksız olduğu sonucuna varılmıştır.
Taraflar arasındaki ilişkinin acentelik ilişkisi olduğu, ancak sözleşmede açıkça davacının münhasırlık yetkisinin bulunmadığı hüküm altına alınmış olduğundan, TTK m. 122/5 hükmünün dava konusu olaya uygulanabilmesi ve davacıya denkleştirme talebinde bulunma hakkı tanınabilmesinin mümkün görünmediği, öte yandan denkleştirme tazminatı için TTK.m.122'deki şartların bir arada bulunması gerektiği, denkleştirme talebine ilişkin şartlardan birinin, acentenin müvekkile yeni müşteriler sağlaması ve bunların sözleşmenin sona ermesinden sonra da müvekkile önemli çıkarlar sağlamaya devam etmeleri olduğu, bu hususta ispat yükünün davacıda olduğu, ancak davacı yanın bu hususu kanıtlayamadığı, denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 10 yıl süreceği hususunda kendisine güven aşılandığı ve fakat buna rağmen sözleşmenin çok öncesinde feshedildiği için mahrum kalınan kar talebinde bulunmuş olup, sözleşme süresinin azami 5 yıl olarak belirlendiği, sözleşme bu şekilde belirlenmişken davalı tarafın sözleşmenin en az 10 yıl devam edeceği yönünde davalıya nasıl bir güven verildiğinin ispatı gerektiği, ayrıca davacının müspet zarar kalemleri ile ilgili olarak da hukuka aykırılık, kusur, zarar ve illiyet bağının varlığını ispatla yükümlü olduğu, bu hususların davacı yanca kanıtlanamadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının ayrıca RKHK hükümleri uyarınca da taleplerinin bulunduğu, bu kapsamda kendisine ayrımcılık yapılarak rekabet hukuku anlamında haksız bir eylemde bulunulduğunun ileri sürüldüğü, ancak bu hesaplamaların yapılabilmesi için dava dışı bayilerin kar elde edip etmediği, onların menfaatine uygulamaların gerçekleşip gerçekleşmediğinin de incelenmesi gerektiği, dosyaya mübrez belgeler çerçevesinde böyle bir değerlendirme yapılamadığı için davacının bu yöndeki talebinin kanıtlanamadığı sonucuna varılmıştır.
Davacı yan, ticari defter ve kayıtların incelenmesi suretiyle toplam ceza fatura bedellerinin tespitini, kendilerinden haksız olarak alınan bedellerin iadesini, kayda alınmayan faturalardan dolayı uğranılan zararın tespiti ile tahsiline karar verilmesini talep emektedir. Davacının bu zarar kalemine ilişkin belirsiz alacak olarak 1.000 TL. Talep ettiği görülmektedir. Davacı taraf, iadesini yaptığı tüm modem ve cihazların tesellüm fişlerinin dilekçe ekinde sunulduğunu, kesilen cezaların haksız olduğunun tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Buna göre davacının 381 adet ... (...), 7 adet ... CİHAZI ve 76 adet ... (ADSL)'i ... ile davalı tarafa gönderilmek üzere kargo şirketine teslim ettiği anlaşılmaktadır. Davalı ... A.Ş. tarafından kesilen bir kısım ceza kesintilerinin haklılığı ve yapılma sebebinin davalı yanca ispatlanması gerektiği, ancak davalı yanın ticari kayıtlarını incelemeye sunmaması davacının bu talebinin yasal deliller ile kanıtlandığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan teminat mektuplarının iadesine yönelik talebin değerlendirmesinde; davacı yanın cari hesaplara göre davalıya bir borcunun bulunmadığı, teminat senetlerinin ilanihaye davalı elinde bulunmasının hukuki bir dayanağının olmadığı, davalıların elinde bulunan teminat mektubunun alıkonulmasını haklı kılan bir neden kalmadığı, davalıların bir riskinin de kalmadığı, bu nedenle teminatın iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan tüm nedenlerle; davanın kısmen kabulüne, davacı yanın denkleştirme tazminatı ve kar mahrumiyetine ilişkin taleplerinin reddine, davacı yanın ceza faturaları nedeniyle ödemiş olduğu 1.000,00 TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, ...Bankası tarafından düzenlenmiş 17.08.2017 tarihli ...-88815 sayılı, 110.000 TL miktarlı kesin teminat mektubu ile ... A.Ş tarafından düzenlenmiş 31/01/2018 tarihli ... sayılı 175.000 TL miktarlı ve ...tarafından düzenlenmiş 28/07/2017 tarihli ... sayılı, 100.000 TL miktarlı teminat mektuplarından dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile 385.000,00 TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıya iadesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-DAVANIN KISMEN KABULUNE,
A-Davacı yanın denkleştirme tazminatı ve kar mahrumiyetine ilişkin TALEPLERİNİN REDDİNE,
B-Davacı yanın ceza faturaları nedeniyle ödemiş olduğu 1.000,00 TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
C-Türkiye İş Bankası tarafından düzenlenmiş 17.08.2017 tarihli ...-88815 sayılı, 110.000 TL miktarlı kesin teminat mektubu ile ... A.Ş tarafından düzenlenmiş 31/01/2018 tarihli ... sayılı 175.000 TL miktarlı ve ...tarafından düzenlenmiş 28/07/2017 tarihli ... sayılı, 100.000 TL miktarlı teminat mektuplarından dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile 385.000,00 TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıya iadesine,
2-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 26.299,35 -TL harçtan peşin alınan 6.660,23 -TL, ıslah harcı 2.005,00 -TL mahsubu ile bakiye 17.634,12 -TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 35,90 -TL başvurma harcı, 6.660,23 -TL peşin harç, 5,20 -TL vekalet harcı olmak üzere toplam 6.701,33 -TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 1.996,00 -TL davetiye gideri 10.500,00 -TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.496,00 -TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 9.484,03 -TL davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 59.750,00 -TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalılar duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 19.563,08 -TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde davacının / davalının gider avansından artan bakiyesinin talep halinde iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/04/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!