T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/620 Esas
KARAR NO:2024/758
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/08/2018
KARAR TARİHİ: 19/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında imzalanan ---- tarihli hizmet sözleşmesi kapsamında, müvekkili firmanın sözleşme süresi olan 3 yıl boyunca ------- sahası içerisinde, davalı firmaya 2 adet ----------- iş makinesi temin etmek ve bu makineleri kullanacak kalifiye personel hizmeti verme yükümlülüğü altına girdiğini, davalı tarafından sözleşmenin ağır şartlar içerecek şekilde tanzim edildiğini, müvekkilinin sözleşmeye konu yükümlülükleri ve hizmet edimlerini yerine getirdiğini, düzenlenen faturaların davalıya gönderildiğini, davalı tarafından ------ tarihli ihtarnamesi hizmet alımı sürecinde uygunsuzluklar yaşandığı gerekçesi ile kira sözleşmesini feshettiğini, müvekkili firma ihtarnameye karşı -------- tarihli ihtarnamesi düzenlendiğini, ihtarnamenin 16/12/2016 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, ihtarname ile sözleşmeye aykırılık ve uygunsuzluklarının bulunmadığını, sözleşmenin feshinin haksız olduğunu beyanla hizmet süresine ait alacaklarının ödenmesini talep ettiğini, buna rağmen davalı tarafından ihtarnamede bahsedilen cezai ödemeler ve zararlar bulunmadığından, müvekkiline yapılacak ödemelerde hiçbir kesinti yapılmadan, sadece işçi servisi ücretleri kesilerek ödeme yapıldığını, 01.01.2019 tarihine kadar bağıtlı sözleşmenin haksız olarak erken feshi nedeniyle, mahrum kalınan kar bedeli ile tüm müspet zararının tespiti ile temerrüt tarihinden itibaren ticari temerrüt (avans) faizi ile tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının talebini açık bir şekilde belirtmediğini, davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesini, esasa ilişkin, taraflar arasında ----- tarihli dava dışı------- içerisinde davacının 3 yıl süreyle 2 adet polip atışmanlı endüstriyel tip eksvatör iş makinası ve bu makinaları kullanacak personel hizmetini müvekkili şirkete vermesine ilişkin hizmet sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının sözleşmeyi ihlalleri her ay yaptığını, sözleşmenin müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini ve hükümsüz kaldığını, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshi sebebiyle uğranılan zararların davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Davacı, davalı ile aralarında -------sözleşme ile --------- sahası içerisinde, davalı firmaya 2 adet -------- iş makinesi temin etmek ve bu makineleri kullanacak kalifiye personel hizmeti verme yükümlülüğü altına girdiğini, sözleşmeye konu yükümlülüklerinin usulüne uygun olarak yerine getirilmesine rağmen davalının sözleşmeyi haksız olarak fesh ettiğini, sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak erken feshi nedeniyle, mahrum kalınan kar bedeli ile tüm müspet zararımızın tespiti ile temerrüt tarihinden (ihtarnamemizin davalıya tebliğ tarihi olan 16.12.2016 ) itibaren, ticari temerrüt (avans) faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın geçirmiş olduğu safahat incelendiğinde, davanın ilk olarak mahkememizin 2018/918 sayılı esasına kayıt edildiği, mahkememiz tarafından yapılan yargılama sonunda 30.05.2019 tarihinde verilen karar ile "...1-Görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, 2-HMK.'nun 20.maddesi uyarınca, iş bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık süre içerisinde başvuru halinde, dava dosyasının görevli ---------- SULH HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE..." karar verildiği, dosyanın ----- Hukuk Mahkemesine tevzi edildiği, ---- esas sırasına kaydı yapılmış, ------- sayılı karşı görevsizlik kararı üzerine dosya görev uyuşmazlığı yönünden ---- Adliye Mahkemesine gönderilmiş, ------kararıyla davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğundan bahisle yargı yeri olarak-------- Mahkemesi olarak belirlendiği görülmüş, mahkememizin----esas sırasına kaydı yapılmıştır.Mahkememizce yapılan yargılama ile ---- kararı taraflara tebliğ edilmiş, dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, 04.03.2024 tarihli bilirkişi ek raporu dosya arasına alınmış ve dava sonuçlanmıştır.Bilirkişi tarafından düzenlenen 04.03.2024 tarihli ek raporunda özetle, "...Elleçleme makinesinin tekrar işe koşulması veya satış süreci için 3 ay makul süredir. 1.5 aylık mehil süresi davalı firma tarafından verilmiştir. Davacın aylık kar mahrumiyeti : 35.000 T.L dir. Ve geriye kalan 1.5 ay için 52.500 TL tazminat hakkaniyetli olabilir. Sözleşme madde 18 Erken Fesih teki İşveren davalı ----- lehine yazılmış madde haksız fesihi ---------- yaptığından tersine işletilmesi uygun olursa tazminat bedeli : 3*90.000 = 270.000 T.L olabilir. Hesaplar sözleşmenin erken fesih tarihi olan 12.10.2016 tarihine göre yapılmıştır..." yönünde görüşlerini bildirmiştir.Davacı vekilinin 11.06.2024 tarihli ıslah dilekçesi sunduğu, eksik harcı ikmal ettiği görülmüştür.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak fesh edilip edilmediği sözleşmenin haksız olarak fesh edildiğinin tespiti halinde davacının yoksun kalınan kar ve müspet zarar taleplerinin yerinde olup olmadığının tespiti noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).Davacı tarafından davalının sözleşmeyi haksız olarak fesh ettiği ve sözleşmenin haksız feshi sebebiyle kardan yoksun kalındığı ve müspet zarara uğradığı iddia edildiğinden davacının anılan hususları yöntemince ispat etmesi gerekmekte olup ispat yükü davacı taraftadır.Burada müspet ve menfi zararın ne olduğunun açıklanmasına da fayda bulunmaktadır.Alacaklının borçlanılan edimin ifa edilmemesi yüzünden uğradığı zarara müspet zarar denir. Müspet zarar, alacaklının tam ve doğru bir ifaya olan menfaatini yansıtır, bu menfaat borçlanmış olduğu edimin vaktinde ifa etmiş olsaydı alacaklı hangi ekonomik durumda bulunacak idi ise o durumu ifade eder. Menfi zarar ise alacaklının sözleşmeden dönmesi üzerine uğramış olduğu zararı kapsar. Buna göre alacaklı sözleşme hiç yapılmamış olsaydı hangi durumda bulunacak idi ise o duruma getirilmesini ifade eder. -----Olayları anlatmak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir.------ Somut olay ele alındığında, taraflar arasındaki sözleşme fesh edildiğinden davacı taraf müspet zarar talebinde bulunamaz. Ancak menfi zarar talebinde bulunabilir. Her ne kadar davacı taraf aşamalarındaki ısrarlı beyanlarında müspet zarardan bahsetse de taleplerinin sözleşmenin feshi sebebiyle menfi zarara yönelik olduğu değerlendirilmiş, yargılamaya bu tespit üzerinden devam edilmiştir.Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; dosya kapsamında alınan 07/03/2022 tarihli bilirkişi kök raporu ve 04/03/2024 tarihli ek bilirkişi raporu dikkate alındığında davalı tarafından davacının sözleşmeye uymadığı belirtilmiş ve sözleşmede eksik veya ayıplı ifa halinde uygulanması gereken cezai müeyyideler olmasına rağmen davalı tarafça bu yola başvurulmaması, davacının hak edişlerinden herhangi bir kesinti yapılmadan ödeme yapılması dikkate alındığında davalı tarafça sözleşmenin haksız olarak fesh edildiği, bu hususun alınan teknik ve 07/03/2022 tarihli bilirkişi kök raporu ve 04/03/2024 tarihli ek bilirkişi raporu ile sabit olduğu, davacının sözleşmenin haksız feshi sebebiyle menfi zarar talebinde bulunabileceği, 07/03/2022 tarihli bilirkişi kök raporu ve 04/03/2024 tarihli ek bilirkişi raporu gereğince davacının dava konusu iş makinasını 3 aylık süre içerisinde başka bir işte kullanabileceği, satabileceği veya kiralayabileceği, teknik bilirkişi tarafından hesaplanan 3 aylık sürenin dosya kapsamına uygun olduğu, teknik bilirkişi tarafından yapılan kar kaybı hesabı ve davalının feshi ve fesihte tanıdığı 45 günlük ihbar süresi dikkate alındığında davacının 52.000,00-TL menfi zarar talebinde bulunabileceği anlaşılmış, 07/03/2022 tarihli bilirkişi kök raporu ve 04/03/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda yapılan tespit bu yönleriyle hükme esas alınmış, aksi yöndeki davacı ve davalı itirazlarına itibar edilmemiştir.Her ne kadar davacı tarafça sözleşmeye konu ekskavatörleri leeasing ile euro üzerinden aldığı ve zarar hesabının Euro üzerinden yapılması talep edilmiş ise de davacının dava dışı ----------- firması ile yaptığı anlaşma, davacı ile davalı arasındaki sözleşmeye bağlı olmadığı, anılan sözleşmenin davalıyı bağlamasının mümkün olmadığından davacının zarar hesabının Euro üzerinden yapılması talebine itibar edilmemiştir. Her ne kadar davalı tarafça zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de, uyumazlık sözleşmeye aykırılık sebebiyle menfi zarar talebine ilişkin olup 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğundan, eldeki davada davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı itirazına itibar edilmemiştir.
Cezai şart talebi yönünden;Taraflar arasındaki 22/12/2015 tarihli sözleşmenin 17 ve 18. maddelerinde davalıya erken fesih halinde erken fesih tazminatı talep etmek hakkı verildiği anlaşılmaktadır. Sözleşme hükümleri incelendiğinde sadece davalıya verilen bu hak TBK 179 maddesi kapsamında cezai şart niteliğindedir. Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaat ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Hemen belirtmek gerekir ki, taraflar arasındaki 22/12/2015 tarihli sözleşmenin 17 ve 18. maddeleri incelendiğinde cezai şart talebi yalnızca davalı şirkete tanınmış olup davacıya tanınmamıştır. Taraflar tüzel kişi tacir olup TTK 18/2 maddesi gereğince basiretli tacir gibi hareket etmeleri zorunludur. Bu itibarla sözleşmede kararlaştırılmayan bir hususun davacı tarafça talep edilmesi mümkün olmadığından davacının cezai şart (erken fesih tazminatı) yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir. Aksi yöndeki bilirkişi raporu tespitlerine ve davacı beyanlarına mahkememizce itibar edilmemiştir.Burada şu hususu da belirtmek gerekir ki davacı vekilinin dava dilekçesi ile cezai şart talebinde bulunmadığı (sadece sözleşmenin erken feshi sebebiyle mahrum kalınan kar bedeli ile tüm müspet zararların faizi ile birlikte tahsili talep edilmiştir.) yargılama başladıktan yaklaşık 6 yıl sonra 11/06/2024 tarihli dilekçesi ile cezai şart talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Olayları anlatmak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir.------ Davacı taraf 19/09/2024 tarihli dilekçesinde eldeki davanın belirsiz alacak davası olduğu ve HMK 107/2 maddesi kapsamında talep arttırım dilekçesi sunulduğunun beyan etmiş ise de dava ve cevap dilekçesinde açıkça eldeki davanın belirsiz alacak davası olduğuna ilişkin herhangi bir beyanı olmadığından davanın kısmi dava olarak açıldığı değerlendirilmiştir. Dosya kapsamı, davacı tarafından sunulan 11/06/2024 tarihli dilekçesi ve harç tamamlama iradesi dikkate alındığında davacının kısmi ıslah ile cezai şart talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından sunulan 11/06/2024 tarihli dilekçesi ile tam ıslaha yönelik herhangi bir talebi olmadığından davacının anılan talebinin kısmi olarak değerlendirilmesi gerektiğine mahkememizce kanaat getirilmiştir. Burada HMK düzenlenen ıslah müessesesi hakkında bilgi vermekte fayda bulunmaktadır. HMK'nun 176.(HUMK 83.) ve devam maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkanı sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Bu hale göre yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Islahta dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir. -----Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının cezai şart talebi yönünden usulüne uygun bir dava ile talepte bulunulmadığı, davacı vekilinin 11/06/2024 tarihli dilekçesi ile cezai şart talep etmesinin hukuken mümkün olmadığına mahkememizce kanaat getirilmiş, dosya kapsamında cezai şart talebi yönünden usulüne göre açılmış bir dava bulunmadığından davacının cezai şart talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜNE,
1-52.500,00-TL'nin 16/12/2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Dosya kapsamında cezai şart talebi bakımından usulüne göre açılmış bir dava bulunmadığından davacının 270.000,00-TL cezai şart talebi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Alınması gerekli karar harcı -TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 85,39-TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 5.425,00-TL olmak üzere toplam 5.510,39-TL'nin mahsubu ile bakiye -TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 85,39-TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 5.425,00-TL olmak üzere toplam 5.510,39-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 35,90-TL başvuru harcı, 5,20-TL vekalet harcı, 245,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 4.700,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.986,10-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13. maddesindeki esaslara göre belirlenen 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Cezai şart talebi yönünden; davacı tarafından usulüne uygun bir şekilde açılmış bir dava bulunmadığı dikkate alınarak taraflar lehine veya aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde -------Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.19/09/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!