T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/322
KARAR NO : 2024/513
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 04/05/2023
KARAR TARİHİ : 19/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Asıl işveren sıfatı ile ---- (TCKN:---- işçilik alacaklarına istinaden müvekkili banka tarafından ödenmiş olan brüt kıdem tazminatı tutarının, ödeme tarihinden itibaren tahsiline kadar işleyecek kanuni faizi ile birlikte, ayrıntıları verilen sorumluluk tutarları çerçevesinde; Brüt Kıdem Tazminatı Açısından Firma Bazında Çalıştığı Gün Sayısı Dikkate Alınarak Yapılan Hesaplama Çerçevesinde Sorumluluk Tutarları Yönünden 3.811,48 TL' nin ------ödeme tarihinden itibaren tahsiline kadar işleyecek kanuni faizi ile birlikte alt-işveren davalılardan tahsiline karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Hukuki durumun ve delillerin takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacı yanın rücuan talep hakkının bulunduğunun kabulü halinde: SON ALT İŞVERENİN KIDEM - İHBAR İZİN - SORUMLULUĞU : ------+11.536,85 TL, Toplam =106.786,01 TL" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava asıl işveren davacı kurumun davalı şirketler tarafından çalıştırılan işçiye yapılan ödeme sonrası ödediği miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından hizmet alımı ihaleleri kapsamından çalıştırılan ----- iş akdini tazminat almayı hak edecek şekilde sonra erdiğini, sigortalı işçiye kıdem tazminatı olarak 13.09.2019 tarihinde brüt 85.596,77 TL., ihbar tazminatı olarak brüt 7.235,35 TL. izin ücreti alacağı olarak brüt 3.359,27 TL. olmak üzere toplam brüt 96.191,39 TL.’nin net tutarı olan 93.872,10 TL. ödeme yapıldığını, taraflar arasında imzalanan teknik şartname hükümleri gereği, her bir davalının kendi dönemlerindeki süre sorumluluklarına göre, ödenen tutarın 83.658,73 TL. kısmını ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davaya konu uyuşmazlıgın sigortalı işçinin kıdem tazminatı, izin ücreti ve ihbar tazminatını hak edecek şekilde iş akdinin sonlandırılması sebebiyle, buna bağlı olarak kendisine ödenen kıdem tazminatı, izin ücreti ve ihbar tazminatından davalı alt işverenlerin sorumluluğu hususunda toplanmaktadır.Dava dosyasında mevcut SGK hizmet döküm cetveline göre sigortalı ---- toplam çalışma süresinin 01/08/1997-31/08/2019 tarihleri arasında 22 yıl 30 gün hizmet süresinin olduğu, en son çalıştığı işyerinin ----- işyeri sicil numaralı -----. Şirketi Bünyesinde 31/08/2019 tarihine kadar çalıştığı anlaşılmıştır.
Davacı şirketin dava dışı işçisine yaptığı ödemeyi davalı şirketlerden alt işveren sıfatlarından kaynaklı tahsil hakkının bulunup bulunmadığı, davalı şirketlerin sorumlu olacağı miktarın saptanması amacıyla dosyanın 18/07/2023 tarihli ve -----nolu celsesinin ara kararları uyarınca bilirkişiye tevdi edildiği, 01/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda ödenen bedelin tamamının rücusuna ilişkin hesaplama yapıldığı, sunulan rapordaki bir kısım eksikliğin giderilmesi için yeniden rapor hazırlattırıldığı, 09/11/2023 tarihli ek bilirkişi raporu düzenlendiği görülmüştür.4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.Benzer konuya ilişkin Yargıtay ----- Hukuk Dairesinin ----- esas ve ----- karar sayılı ilamında; "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır." şeklindeki açıklamalarından hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğunun bulunmadığı, davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu, kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumlu olduğu ve ihbar tazminatından ise son işverenin sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.Somut olayımızda, davanın tarafları arasında akdedilen hizmet alım sözleşmeleri ve eki teknik, idari şartnameler nazar alındığında sözleşme bedeline işçiye ödenecek tutarların dahil olmadığı, tüm personelin sorumluluğunun yükleniciye ait olduğunun sözleşme hükmü altına alındığı, bu haliyle dosyaya sunulan hizmet alım sözleşmeleri ve sözleşme eki mahiyetindeki şartnameler ve Yargıtay ----- Hukuk Dairesinin ---- esas ve ----- karar sayılı ilamı nazara alındığında dava dışı işçiye ödenmiş tazminat bedellerinin tamamının sorumlu oldukları dönemle sınırlı olmak üzere davalılardan alınarak davacıya verilmesinin gerektiği anlaşılmakla 01/08/2023 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar nazara alınara ödenen bedelin tamamına yönelik hesaplama esas alınmıştır.
Somut olayda tüm dosya kapsamından; Davacı tarafça dava dışı işçi ---- işçilik alacaklarına yönelik olmak üzere 13/09/2019 tarihli ödeme belgesi ile 96.191,39 TL ödeme yapıldığı, işçiye ödenen bedelin tamamından davalıların sorumlu olduğu ve davacı kurumun alt işverenlere karşı yukarıda değinilen ilkeler kapsamında rücu hakkının bulunduğu, 09/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda davalıların sorumluluk miktarının gerekçeli ve tutarlı olarak belirlendiği anlaşılmakla, bilirkişi raporunun hükme esas alınması gerekmiş, davacı tarafından bu ödemelerin ayrı bir temerrüt ihtarına gerek olmadan ödeme tarihi olan 13/09/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek yüklenicilerden tahsil edilebileceği kanaatiyle aşağıda yazılı olduğu şekilde davanın 83.658,73 TL üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar -----Şirketi hakkında talep edilen 16.742,51 TL hakkındaki davanın kabulüne ilişkin karar verilmiş ise de sehven reddine ilişkin hüküm kurulmuş olup, bu durum (kopyala yapıştır aşaması ile ilgili olmak üzere) gerekçeli yazım aşamasında fark edildiğinde dosyada karar verilip el çekildiği için çelişkiye mahal vermemek amacıyla her hangi bir değişiklik yapılmamakla beraber tam kabul üzerinden yargılama harç, masraf ve vekalet ücretine hükmedilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davanın KABULÜNE;
83.658,73 TL'nin
1) ------Şirketinden, 3.811,48 TL'nin ödeme tarihi olan 13/09/2019 tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2)----- Şirketi hakkında talep edilen 16.742,51 TL hakkındaki davanın reddine,
3)----- şirketi den (taleple bağlılık ilkesi gereğince) 4.349,82 TL'nin ödeme tarihi olan 13/09/2019 tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4)----- (taleple bağlılık ilkesi gereğince) 5.038,90 TL'nin ödeme tarihi olan 13/09/2019 tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5)----- Şirketi (taleple bağlılık ilkesi gereğince) 3.876,08 TL'nin ödeme tarihi olan 13/09/2019 tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6)----- (taleple bağlılık ilkesi kapsamında) 11.617,47 TL'nin ödeme tarihi olan 13/09/2019 tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine
7)------ (taleple bağlılık ilkesi kapsamında) 3.090,10 TL'nin ödeme tarihi olan 13/09/2019 tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-
8) -----(taleple bağlılık ilkesi kapsamında) 7.859,83 TL'nin ödeme tarihi olan 13/09/2019 tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9) ------ (taleple bağlılık ilkesi kapsamında) 1.862,67 TL'nin ödeme tarihi olan 13/09/2019 tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10)------ (taleple bağlılık ilkesi kapsamında) 7.741,39 TL'nin ödeme tarihi olan 13/09/2019 tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11)-----Ortaklığı adına -----. Şirketinden (taleple bağlılık ilkesi kapsamında) 13.609,35 TL'nin ödeme tarihi olan 13/09/2019 tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
12)------ Şirketinden (taleple bağlılık ilkesi kapsamında) 4.059,12 TL'nin ödeme tarihi olan 13/09/2019 tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
13)Davacı tarafın harçtan muaf olması nedeni ile başlangıçta alınmayan ve hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 5.714,72 TL karar ve ilam harcının davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
14)Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
15)21.159,50 TL (Bilirkişi Ücreti, Kep Reddiyatı, Posta Masrafı, Elektronik Posta Masrafı) olan yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
16)Arabuluculuk ücreti 1.440,00 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
17)Davalılar tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
18)Davacı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!