T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/496 Esas
KARAR NO :2024/284
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:22/10/2018
KARAR TARİHİ:03/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin çelik ham madde ithalat, imalat ve satışı işi yaptığını, davanın dönem dönem müvekkili firmadan çelik ham madde ürünleri sipariş ettiğini ve satın aldığını, yine dönem içinde müvekkili firmanın da davalıdan torna makine işleri yaptırdığını, davalı yaptığı işleri fatura ederek müvekkile olan borcundan düştüğünü, taraflar arasında işleyen mal hizmet alım satım ilişkisinin cari hesap şeklinde tutulduğunu, cari ilişkiye göre davalının müvekkili şirkete borcu bulunduğunu, bakiye borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhinde .... İcra Müdürlüğünde... sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının süresi içinde borca, ferilerine ve tüm alacağı itiraz ettiğini ve iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini belirterek davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin torna ustası olarak faaliyet gösterdiğini, davacı tarafından alınmadığı iddia edilen ve bahsi geçen her üç faturanın 14/08/2018 tarihinde tanzim edildikten sonra tek zarf içerisinde kargo şirketi vasıtası ile gönderildiğini, ancak müvekkilinin davacı şirketin iyi niyetine inanarak ve iş yaptığı piyasada da adet olduğu üzere daha önceki faturalarda da olduğu gibi söz konusu faturaları teslim ettiğini açıkça ispat edecek yöntemle gönderme veya belge talep etme ihtiyacı duymadığını, müvekkilinin faturaları kendi defterlerinde usulüne uygun olarak işlediğini ve vergi beyanında bulunduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
KARŞI DAVA:
Davalı/Karşı Davacı vekili karşı dava dilekçesi ile; müvekkilinin, davacının dava dilekçesinde belirttiği açık hesapta görünen faturalarına ilaveten davacı şirketin vermiş olduğu sipariş ürünleri üreterek davacı şirkete ve davacının fiili bütünlük içinde olduğu diğer şirketlere sevk irsaliyesi ile teslim ettiğini, dava dilekçesinde hesap listesinde görünmeyen 1.911,00 TL bedelli, 10.384,00 TL bedelli ve 8.566,80 TL bedelli faturaların toplam bedelinin 20.861,80 TL olduğunu, dava dilekçesinde görünen 17.020,72 TL'lik borcun mahsubu yapıldıktan sonra müvekkilinin 3.841,08 TL alacaklı olduğunu belirterek karşı dava bakımından müvekkilinin davacıdan (karşı davalıdan) 3.841,08 TL alacaklı olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı (karşı davalı)'ya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı/Karşı Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davalı tarafın yapmış olduğu itirazların haksız ve kötü niyetli olup, takibi geciktirmeye yönelik olduğunu, davacı ile dava dışı ... A.Ş.'nin aynı kişiye ait, grup şirketleri olduklarını, zaten bu sebeple davalının müvekkili nezdinde iki ayrı cari hesabının ve müşteri kodunun bulunduğunu, iki hesaptan olan alacağın da davacı tarafından talep edildiğini, davalının cevap dilekçesi ile esasen müvekkiline borçlu olduğunu kabul ettiğini, davalının iddia ettiği üç faturanın müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olmadığını beyan ederek karşı davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı-karşı davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, karşı dava cari hesaptan alacaklı olduğunun tespiti talebine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap / karşı dava dilekçesi, karşı davaya cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Asıl davaya konu .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 25.208,73-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce verilen 10/12/2020 tarihli 2018/... Esas, 2022/... Karar sayılı ilamının İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 13/07/2023 tarih, ... sayılı ilamı ile;
"Bu kapsamda Mahkemece, davalı-karşı davacının gerçek kişi tacir-esnaf kaydının bulunup bulunmadığı hususunun...Müdürlüğü ve...'ndan sorulması, takip ve dava tarihi itibariyle bağlı bulunduğu vergi dairesinden hangi esasa göre defter tuttuğunun, ikinci sınıf tacir (esnaf) olup olmadığının araştırılması, eğer ikinci sınıf tacir (esnaf) ise; gerekirse daha önce rapor düzenleyen mali müşavir bilirkişiden VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığına yönelik ek rapor alınarak, öncelikle uyuşmazlık yönünden görevli olup olmadığının değerlendirilmesi, görevli olduğunun tespiti halinde ise; daha önce rapor düzenleyen mali müşavir bilirkişiden davacı-karşı davalı şirketin ticari defterleri ile dava dışı şirketlerin ticari defterlerinin birlikte incelenmesi ile davalı-karşı davacının alacağına dayanak olarak gösterdiği üç adet faturanın dava dışı şirketlerin ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, üç şirketin davalı-karşı davacı ile olan ticari ilişkilerinde tek şirket gibi hareket edip etmedikleri ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin işleyişi yönünde böyle bir uygulamanın oluşup oluşmadığı hususunda rapor alınması, alınacak raporun davalı-karşı davacının alacak iddiası yönünden dinlenen tanıkların beyanları, irsaliyede geçen araç kayıtları, davacı-karşı davalının yukarıda açıklanan beyanı, davacı-karşı davalı şirket ile dava dışı şirketlerin sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilmesi, karşı davada talep edilen hususların asıl davada savunma olarak ileri sürüldüğü de gözetilerek asıl ve birleşen dava yönünden sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir." şeklindeki gerekçe ile kaldırıldığı dosyanın mahkememizin işbu esasına kaydedildiği görülmektedir.
Mahkememizce İstinaf karar kaldırma ilamı uyarınca düzenlenen tensip ara kararları uyarınca davalının esnaf / tacir / vergi kayıtlarının celbi hususunda ilgili kurumlara müzekkere yazıldığı, yazılan müzekkerelere yanıt verildiği, verilen yanıtlarda davalının tacir ve esnaf kaydının bulunmadığının bildirildiği, vergi dairesinden verilen yanıtta ise, davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve yıllık gelir beyannamelerinin gönderilmiş olduğu incelenmesinde; davalının 2022 yılı gayrisafi yıllık satış hasılatının 144.787,70 TL olduğu bu hali ile, davalının esnaf faaliyeti sınırları içerisinde kaldığı yıllık gayri safi satış hasılatının 2022 yılı beyannamesine göre 2023 yılı esnaf / tacir sınıf ayrımı yönünden 440.000,00 TL'yi aşmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda görev hususu dava şartı olarak düzenlenmiş olup, kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir.
Yukarıda da değinildiği gibi, TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için, ya her iki tarafın tacir ve işin de tarafların (her ikisinin birden) ticari işletmeleriyle ilgili olması (nispi ticari dava) ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir.
6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).
İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1).
5362 nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler, olarak tanımlanmıştır.
TTK 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
21.07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18.06.2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
Bu kapsamda, davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve 2022 yılı gelir beyannamesine göre 2022 yılı gayrisafi yıllık satış hasılatının 144.787,70 TL olduğu bu hali ile, davalının esnaf faaliyeti sınırları içerisinde kaldığı yıllık gayri safi satış hasılatının 2022 yılı beyannamesine göre 2023 yılı esnaf / tacir sınıf ayrımı yönünden 440.000,00 TL'yi aşmadığı anlaşılmış olup, davalı tacir olmadığından somut olayda nispi ticari dava ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda işbu davaya Asliye Ticaret Mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunmadığından mutlak ticari davanın da söz konusu olmadığı dolayısı ile uyuşmazlığın genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde çözümlenmesi gerektiği anlaşılmakla; asıl ve karşı davanın HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca görev dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca ASIL VE KARŞI DAVANIN GÖREV DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-HMK.nun 20. Maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birisinin başvurması halinde dava dosyasının görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, süresi içinde talep olmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılacağı hususunun ihtarına,
3-Harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, HMK 331/2. maddesi gereğince davaya başka bir mahkemede devam edilmediği taktirde talep halinde harç ve yargılama giderinin ve gider avansının harcanmayan kısmının Mahkememizce karar altına alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/04/2024
Katip ...
E-İmzalıdır
Hakim ...
E-İmzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!