WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

İSTANBUL 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/477 Esas
KARAR NO:2024/399

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:21/08/2015
KARAR TARİHİ:16/05/2024

Mahkememizden verilen 16/04/2019 tarih ve ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 31/05/2023 tarih ve 2020/... Esas 2023/... Karar sayılı ilamıyla BOZULMAKLA, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin havacılık sektöründe çok etkin bir internet sitesinin sahibi olduğunu, davalı ile 20/01/2014 tarihinde 3 yıl süreli reklam sözleşmesi imzaladıklarını, davalı şirketin genel müdür yardımcısı şirket yetkilisine 11/03/2014 tarihinde gönderdiği mail ile banner 4 ü beğendik sayfada yayınlayalım şeklinde mail attığını, buna istinaden bu bannerin sözleşme süresince internet sitesinde yayınlandığını, ancak davalının 6 aylık reklam bedeli olan 56.644,00 TL ana para tutarlı reklam bedellerini ödemediğini, bunun üzerine ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile alacağın tahsili amacı ile davalı aleyhine takip başlattıklarını davalının bu takibe itiraz ederek durdurduğunu, davalının tana para ve ferileri 63.340,20 TL yi ödediğini, takip öncesi ve sonrası faiz ile sözleşmede öngörülen %5 oranındaki tazminata itiraz ederek takibi durdurduğunu, huzurdaki davanın açılarak yapılan itirazın iptalini takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yapılan yargılama giderleri ve vekilat ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının takibe konu ettiği sözleşmenin müvekkili şirketi hukuki olarak bağlamadığını, esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyor ise anonim şirketlerinçift imza kuralı ile temsil edileceğinin hükme bağlandığını, dava konusu sözleşmenin iki yönetim kurulu üyesinin imzasını taşımadığını, müvekkilinin yayınlama bedellerini faizi ile birlikte icra dosyasına ödediğini borcunun bulunmadığını, davacının kötü niyetli olarak davayı açtığını, davanın reddine karar verilmesini, davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRME:
Mahkememizde açılan dava: İİK.nun 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.
İcra İflas Kanununun 67/1 maddesine göre 'Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Dava konusu ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 62.186,93 TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, davanın, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu ihtilaf; taraflar arasında bulunan reklam sözleşmesine dayanan ticari ilişki gereğince oluşan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılmış itirazın iptali noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce verilen 16/04/2019 tarih ve ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 31/05/2023 tarih ve 2020/... Esas 2023/... Karar sayılı ilamında "Mahkemece davanın kabulüne karar verilerek .... İcra Müdürlüğünün 2015/... esas sayılı dosyası ve bu dosya üzerinde birleştirilmiş olan .... İcra Müdürlüğünün 2015/... esas sayılı dosyalarına davalı tarafça yapılan itirazların iptali ile takiplerin aynı koşullar ile kaldığı yerden devamına, devamına karar verilen icra dosyaları toplam alacak miktarı olan 60.213,50 TL nin %20 si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili, delil olarak taraflar arasında imzalanan sözleşmeyi, faturaları, faturaların tebliğ edildiğine dair kargo evraklarını, hizmetin sunulduğuna dair çıktıları ve mail yazışmalarını sunmuştur.
Taraflar arasında imzalanan 20/01/2014 tarihli Reklam Sözleşmesinin ilgili maddeleri şu şekildedir.
Sözleşmenin konusu başlıklı 2. Madde; Reklam Alan'a ait ... resmi web sitesinde, Reklam Veren tarafından reklam banner yayınlanması işidir. Reklam verilecek yer; ... web sitesinin reklam Alan ile Reklam Veren arasında yapılan görüşmeler sonucu karar verdikleri ana sayfa veya diğer sayfalar veya ana sayfada uygun olana reklam alanına, reklam verme işidir. İş bu sözleşme karşılıklı olarak gerçekleştirilecek olan taahhütler sebebiyle bu sözleşme akdedilmiştir.
Ödemeler başlıklı 4. madde; Reklam Alan, ... sitesinde belirtilen alan ve belirtilen reklam ölçüsü için göndereceği 1(Bir) reklam bannerının Reklam Bedeli Aylık 10.000.00 (Onbin) Türk Lirası (TL)'dir. Reklam Veren'in yıllık, uzun vadeli ve kesintisiz işbirliğinden dolayı Reklam Ajan Aylık Reklam bedeline %20 indirim uygulayarak, Reklam Veren'in beyan etmiştir. Taraflar bunu kabul ve taahhüt etmiştir. İş bu sözleşme 3 yıl boyunca geçerli olacaktır.
2-Reklam Ücretlerine+KDV dahil edilecektir.
3-Belirtilen süreler içinde Reklam Veren Ödeme yapmaması halinde Reklam Alan her türlü menfi ve müsbet zarar ve ziyanı talep etmekle birlikte ayrıca aylık %5 gecikme faizi talep ve tahsil edebilecektir.
4-Tarafların anlaşması durumunda, Reklam Alan yıllık toplam reklam bedelini yıl sonunda faturalandırmak şartı ile yıllık toplam reklam bedeli üzerinden %5 indirim uygulaması şartı ile Reklam Veren'den hesaba toplu nakit veya çek olarak talepte bulunabilir.
5-Reklam veren adresine reklam fatura bedeli teslim edilmesiyle en geç 15 gün içinde, Reklam bedelini Reklam Alan şirketin YTL Nakit (Banka: ... - Hesap No: ...-Tl - Şube: 121/...: ...) ödeyeceğini kabul ve beyan etmektedir.
Davacı defterleri incelenerek düzenlenen bilirkişi raporunda " Davacı Şirketin Davalı şirkete takip tarihi olan 14.07.2015 tarihi itibarı ile toplam 58.442.86,-TL alacaklı olduğu, söz konusu tutar içerinde, Davacının takip dayanağı olan faturaların tutarlarını da kapsadığı tespit edilmiştir. Dava dosyasına mevcut bulunan davacının fatura teslimine ilişkin kargo gönderi evrakı incelenmiş olup kargo gönderi evrakında gönderilen kargo evrakında "dosya" açıklamasının olduğu, gönderildiği iddia edilen faturalarla ilgili herhangi bîr bilgi içermediği tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişki 2014 yılında başladığı görülmekle davalının aylık bazda yanı tutarlı faturlara karşılık ödemeler yaptığı görüldüğünden ve aynı şekilde davalının 18.6/02/2015 tarihinde davacıya toplam 50.000,00 TL ödeme yaptığı görülmüş olduğundan davacının kargo ile gönderlen faturalarını davalının teslim alıp almadığının almış ise yasal defterlerine kayıt edip etmediğinin tespitinin yapılması için davalı nezdinde bilirkişi incelemesi yapılması, davalı nezdinde inceleme yapılmayacaksa tarafların bağlı oldukları vergi dairelerinden 2014-2015 yıllarına ilişkin ba-bs formlarının celbi durumunda davalının ilgili faturaları yasal defterlerine kaydedip etmediğininde ayrıca tespitinin yapılabileceği, son olarak davacının dava dosyasına sunduğu delil listesindeki davalıya yapılan hizmetin internet çıktılarının değerlendirilmesi kurulumuz uzmanlık alanında olmadığından bu konuda bir değerlendirme yapılamamış olup, heyete bu konuda uzman bîr üyenin atanması gerektiği" şeklinde rapor sunmuştur.
Davalı defterleri üzerinde talimat yoluyla yapılan inceleme üzerine düzenlenen bilirkişi raporunda "Davalı Şirketin 2014 ve 2015 yılı Ticari Defterlerinin lehine delil olma niteliklerini taşıdığı.Davalı Şirketin Ticari Defter kayıt ve belgelerine göre; Davacı ... Yayıncılık San.Tic.Ltd. Şirketinin 14/07/2015 Takip tarihi itibarıyla 18.876,00.-TL tutarında Alacak bakiyesinin oluştuğu, 28/02/2017 Tarihli Bilirkişi Raporu ile tespiti yapılan davacı ticari defter kayıtlarına göre ise;Davacının 58.442,00.-TL alacak bakiyesinin oluştuğu.Tarafların ticari defter kayıtları arasında (58.442-18.876) 39.566,00.-TL cari hesap bakiye farkının meydana geldiği.Taraflar arasında meydana gelen 39.566,00.-TL cari hesap farkının; 32.922.00.-TL'sinin davacı kayıtlarında yer alan, ancak davalı kayıtlarında yer alamayan davacı faturalarından kaynaklandığı, 6.644.00.-TL'nin ise 56.644,00.-TL tutarındaki davalı ödemesinin, davacı kayıtlarına 50.000,00.-TL olarak 6.644.00.-TL tutarında eksik alınmasından kaynaklandığı,Taraflar arasında cari hesap farkına neden olan, ( davalı kayıtlarında yer alamayan) 02/09/2014 ve 16/12/2014 tarihli toplam 4.602,00.-TL bedelli faturaların, 2015 yılında ise 14/05/2015, 09/06/2015, 06/07/2015 tarihli toplam 28.320,00.-TL bedelli olmak üzere toplam 32.922.00.-TL tutarındaki fatura konusu hizmetlerin yerine getirilip/getirilmediğine ilişkin tespitin Bilirkişilik uzmanlık alanımıza girmediği.Yine Davacı şirket kayıtlarında yer alan,ancak davalı şirketin kayıtlarında yer almayan,Davacı tarafından düzenlenen Ağustos,Eylül.Ekim,Kasım,Aralık/2015 aylarına ait toplam 47.200,00.-TL tutarındaki fatura konusu hizmetlerin verine getirilip/getirilmediğine ilişkin tespitin Bilirkişilik uzmanlık alanımıza girmediğinden bir tespitin yapılamadığı,Dosya Kapsamında yer alan 28/02/2017 Tarihli Bilirkişi Raporunun 5.sayfasında,Davalı şirketin 56.644,00.-TL Asıl Alacak ödemesinin hesaplamalara 50.000,00.-TL olarak 6.644,00.-TL tutarında eksik dâhil edildiği.Davacı kayıtlarına eksik alınan 6.644,00.-TL'nin taraflar arasındaki cari hesap bakiye hesaplamalarına,davalı şirket ödemesi olarak dahil edilmesi gerektiği. Yönünde sonuç ve görüşe varılmıştır."şeklinde raporunu sunmuştur.
Bilirkişi heyetine bilgisayar mühendisi eklenmek suretiyle oluşturulan heyetten alınan raporda; "Dosyaya sunulan 11.03.2014 tarihli Kime kısmında ... isminin olduğu, Bilgi kısmında ... mail adresinin bulunduğu mail ekran görüntüsü (Resim 1) kontrol edildiğinde mail EKlnde bulunan ...Reklam'ın, yine dosyaya sunulmuş olan Şubat 2015, Hart 2015, Nisan 2015, Mayıs 2015, Haziran 2015, Temmuz 2015 aylarına a'ıt ekran çıktıları kontrol edilmiş olup banner reklamın ....com web sitesinde yayınlandığı, https://.../ web sitesinden kontrol sağlandığında Şubat 2015, Hart 2015, Nisan 2015, Mayıs 2015, Haziran 2015, Temmuz 2015 tarihlerinde ... web sitesinin aldığı yedekler kontrai edildiğinde dosyaya sunulan 11.03.2015 tarihli Kime kısmında ... İsminin olduğu« Bilgi kısmında ...)hotmail.com mail adresinin bulunduğu mail ekran görüntüsü kontrol edildiğinde mail EKlnde bulunan Banner reklamın olduğu görülmüştür. 2015 yılında https://.../ web sitesinin, ... web sitesí İte ilgili hangi tarihlerde yedek aldığını gösteren ekran görüntüsü eki'de sunulmuştur. Ayrıca 3 farklı tarih (6_Temmuz_2015 (EK2), 9_Nisan_2015 (EK3), 27_Mayıs_2015 (EK4)) yedeğinin ekran görüntüleri EK'lerde sunulmuştur. Dosyaya sunulan web sitesi ekran görüntülerinde bulunan banner reklamın www.... .... com web sitesinde yayınlandığı, Hal böyle olduğundan davacı yanın Temmuz/2015 döneminde de söz konusu hizmeti verdiği. Davalının da aynı şekilde bu hizmetten faydalandığı teknik incelemeye göre sabit olduğu,
Davalının 18.02.2015 tarihinde yapmış olduğu ödemenin 50,000,00.-TL olarak kabulü durumunda,
- Davacının 05.02.2015-04.03.2015 ve 07.04.2015 tarihli 3 adet fatura toplamı olan 28.320,00.-TL asıl alacak İçin ....İcra müdürlüğünde 22.04.2015 tarihinde ... Esas sayı ile açılan takipten dolayı, tarihi itibariyle 30.122,00.-TL alacaklı olduğu,
-Davacının 14.05.2015-09.06.2015 ve 06.07.2015 tarihli 3 adet fatura toplamı olan 28.320,00.-TL asıl alacak için ....İcra müdürlüğünde 14.07.2015 tarihinde ... Esas sayı ile açılan takipten dolayı, takip tarihi itibariyle 58.442,00.-TL alacaklı olduğu, o Her iki icra dosyasının ....icra Müdürlüğünce ... Esas sayılı dosyada birleştirildiği 03.08.2015 tarih itibariyle yine 58.442,00.-TL alacaklı olduğu,
-Her iki icra dosyasının ....İcra Müdürlüğünce ... Esas sayılı dosyada birleştirildiği 03.08.2015 tarih itibariyle yine 58.442,00.-TL alacaklı olduğu,
Davalının 18.02.2015 tarihinde yapmış olduğu ödemenin kabulü durumunda,
- Davacının 05.02.2015-04.03.2015 ve 07.04.2015 tarihli 3 adet fatura toplamı olan 28.320,00.-TL asıl alacak için ....İcra müdürlüğünde 22.04.2015 tarihinde ... Esas sayı ile açılan takipten dolayı, tarihi itibariyle 23.478,00.-TL alacaklı olduğu,
- Davacının 14.05.2015-09.06.2015 ve 06.07.2015 tarihli 3 adet fatura toplamı olan 28.320,00.-TL asıî alacak için ....İcra müdürlüğünde 14.07,2015 tarihinde ... Esas sayı ile açılan takipten dolayı, takip tarihi itibariyle 51.798,00.-TL alacaklı olduğu,
-Her iki icra dosyasının ....İcra Müdürlüğünce ... Esas sayılı dosyada birteştirildiği 03.08.2015 tarih itibariyle yine 51.798,00.-TL alacaklı olduğunun değerlendirilmesinin mali bakımdan mümkün görülebileceği...'' mütalaa olunmuştur.
Davalının yetkisiz temsil sebebi ile geçersiz olduğu olduğu iddiasının incelenmesi
Davalı taraf, ilgili sözleşmenin tek yetkili tarafından imzalandığını, davalı şirketin ilgili dönemde çift imza ile temsil edildiğini bu nedenle davacı şirketin, söz konusu sözleşmeye dayanarak davalı şirkete karşı hak iddiasında bulunulmasının söz konusu olamayacağını ileri sürmektedir.
Bir kimsenin, hüküm ve sonuçları başka bir kişinin hukuk alanında doğmak üzere o kişinin ad ve hesabına hukuki işlem yapma yetkisine temsil denir (Eren, F.; Borçlar Hukuk Genel Hükümler, 22. Baskı, Ankara 2017, s. 444). Temsil hâlinde işlem temsilci tarafından temsil olunanın nam ve hesabına yapıldığından hukuki işlemin tarafı, doğrudan doğruya temsil olunandır. Temsilci hukuki işlemi temsil olunanı hiç söylemeden kendi adına yaptıktan sonra bu işlemden doğan hak ve borçları temsil olunana nakledebileceği gibi (dolaylı temsil), hukuki işlemi yaparken bu işlemi doğrudan temsil olunan nam ve hesabına da (doğrudan temsil) yapabilir. Temsilin söz konusu olabilmesi için temsilcinin hukuki işlemi/muameleyi temsil olunan adına yapması, bunu diğer tarafa bildirmesi, temsilcinin temsil yetkisinin bulunması veya temsil olunanın sonradan yapılan hukuki işleme icazet vermesi gereklidir. Bu noktada, mümessil tarafından yapılan hukuki işlemden doğan hak ve borçların temsil edilene ait olabilmesi için gerekli en önemli unsur; mümessilin, temsil edilen adına hukuki işlem yapmaya yetkili olmasıdır. Temsil yetkisi, temsil olunanın temsilciye, kendisini üçüncü kişiler nezdinde temsile yetkili olduğunu bildiren bir irade beyanıdır. Temsil ilişkisinin meydana gelmesi için yetki beyanının temsilcinin hakimiyet alanına ulaşması yeterlidir. Doğrudan doğruya temsilin söz konusu olabilmesi için gerekli olan temsil yetkisinin olmaması hâlinde, temsil olunanın sonradan icazet vermesi bu noksanlığı tamamlar ve bu icazetle temsilci ile temsil olunan arasındaki temsil ilişkisi ispatlanmış olur. Temsil yetkisinin olmaması ve temsil olunanın icazet vermemesi hâlinde hukuki muamele kesin olarak hükümsüzdür. Temsil olunan ve temsilci, hukuki işlem ile bağlı değillerse de yetkisiz temsil ile işlem yapan temsilcinin üçüncü kişinin zararını karşılamak ile yükümlü olduğu açıktır (HGK'nun 22.09.2010 tarih ve 2010/13-414 E., 2010/412 K.).
Bu husus TBK'nun 46. maddesinde; "Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur." şeklinde ifade edilmiştir. Aynı yasanın 47. Maddesinde de temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması halinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden isteyebileceği düzenlenmiştir.
Temsil yetkisinin varlığını ispat külfetinin kimin üzerinde olduğu konusuna gelince: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” kuralı getirilmiştir. Olayımızda “kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça” şeklinde belirtilen ispat yükünün istisnası halleri bulunmadığına göre, davacı iddialarının dayanaklarını; davalı ise, savunmasını dayandırdığı olguları ispatlamalıdır.
Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı, 20/01/2014 tarihli reklam sözleşmesine dayanarak alacak talebinde bulunmuştur. Davaya dayanak sözleşmede davalı şirket adı altındaki imzanın ...'a ait olduğu, 28/06/2013 tarihli ticaret sicili gazetesinde davalı şirketin birinci derece imza yetkililerinin ... olduğu, ikinci derece imza yetkililerinin ... Ltd.şti olduğu, 100.000,00TL ye kadar ödeme ve alımlarda birinci veya ikinci derece imza yetkisine sahip kişilerin münferit imzalarının yeterli olacağı; 100.000,00TL ve üzeri ödeme ve alımlarda birinci ve ikinci derece imza yetkisine sahip kişilerin müşterek imzaları ile yapılacağı, ...'ın ... Vakfını temsilen yönetim kurulu başkanı olduğu görülmüştür.
Sözleşmenin yetkisiz temsilci ile yapıldığının kabulü halinde dosya kapsamından anlaşıldığı üzere taraflar arasında süregelen bir ticari ilişkinin mevcut olduğu, tarafların mail yazışmaları yaptığı, dava konusu sözleşmeye istinaden düzenlenen faturaların bir kısmının davalı tarafça ödendiği sabit olmakla; davalı şirket, yetkisiz temsil ile yapıldığını iddia ettiği sözleşmeye zımnen icazet vermiştir. Bu durumda yetkisiz temsilci ile yapılan sözleşme başlangıçtan itibaren geçerli bir sözleşmenin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracaktır.
Davalı tarafın yaptığı ödemenin mahsup edilmediği iddiası
Her ne kadar davalı taraf, icra dosyasında 56.644, 00 TL ana para borcu ödemesi yapıldığını ancak bahse konu ödemenin ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen alacaktan mahsup edilmediğini iddia etmiş ise de; davalı taraf davacı tarafından ilk olarak başlatılan ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında Şubat 2014-Haziran 2014-Eylül 2014-Kasım 2014-Aralık 2014-Ocak 2015 dönemine ait fatura toplamı 56.644,00TL asıl alacak ve bu borca isabet eden dosya harç, masraf ve vekalet ücreti toplamı 64.340,20TL ödeme yapmış, mahkemece davacı vekilinin beyanı da dikkate alınarak Şubat 2015-Mart 2015-Nisan 2015, Mayıs 2015-Haziran 2015-Temmuz 2015 dönemlere ilişkin fatura alacağına dayalı itiraz edilen diğer iki icra dosyasına yönelik olarak itirazın iptaline karar verilmiştir. Davalının ödemesinin, hükme bağlanan icra dosyaları ile ilgili olamadığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davalının ödemenin mahsup edilmediği iddiasına itibar edilmemiştir.
Alacağın doğup doğmadığı, hizmetin verilip verilmediği ve hususunun incelenmesi
6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.)....Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.)...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.
Davalı taraf, dilekçeler teatisi aşamasında; davaya konu faturaların taraflarına teslim edilmediğini iddia etmemiştir. Davacının adresi belirsiz olduğundan Nisan 2015 tarihli faturayı iade etmeye çalışmalarına rağmen ihtarın davacıya tebliğ edilemediğini iddia etmiştir. 15/05/2014 tarihli ticaret sicil gazetesinde davacının yeni adresi yayınlanmış olup, iade edilmeye çalışan faturadaki davacı kaşesinde de bu adres yer almaktadır. Davalının istinaf aşamasında faturaların taraflarına tebliğ edilmediği iddiasına itibar edilmemiştir. Yukarıda belirtilen Yargıtay içtihatları da dikkate alındığında; davalının dava konusu edilen faturalara süresinde itiraz etmediği, bu içeriği kabul etmiş sayılacağı, kaldı ki dosya kapsamında mevcut teknik bilirkişi raporu ile de davacının dava konusu faturalara ilişkin hizmeti verdiğinin de sabit olduğu anlaşılmakla mahkemece asıl alacak yönünden davanın kabul edilmesi doğru olmuştur.
Sözleşme gereğince aylık %5 sözleşme tazminatı talep edilip edilemeyeceği hususu;
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 4.4. Maddesinde fatura bedelinin faturanın teslim edilmesiyle en geç 15 gün içinde ödenmesine karar verilmiştir. 4.3 maddesinde ise belirtilen sürelerde ödeme yapılmaması halinde aylık %5 gecikme faizi talep edilebileceği belirtilmiştir. Bu düzenleme, temerrüt halinde uygulanacak akdi temerrüt faiz oranına ilişkindir. Sözleşmede cezai şarta ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. Mahkemece akdi temerrüt faiz oranına ilişkin maddenin, sözleşme tazminatı olarak değerlendirilmesi ve takibin işlemiş faize ek olarak sözleşme tazminatı talebi yönünden de devamına karar verilmesi hatalı olmuştur. Her ne kadar mahkemece temerrüt tarihi hesaplanırken davacının sunduğu kargo evraklarındaki teslim tarihleri dikkate alınmış ise de; kargo evraklarının içeriği anlaşılamamaktadır. Bir kısım teslim tarihi de takip sonrasına tekabül etmektedir. Mahkemece bilirkişi raporu alınarak faturaların defterlere kayıtları incelenmek suretiyle temerrüt tarihleri belirlenip, aylık % 5 gecikme faizi hesaplanarak asıl alacak ve gecikme faizi yönünden davanın kısmen kabulüne ve alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/... E. 2019/... K. Sayılı 16/04/2019 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA," şeklinde ilam kurulmuştur.
Taraflarca sulh porokolü imzalanacağı belirtilerek 1 nolu celsede süre talep edilmiş karar duruşmasında sulh olduklarını protokolü ibraz ettiklerini belirtmişlerdi.
Celse arasında davalı vekili dilekçesi ile tarafların sulh olduklarını davacı tarafın avukatlık ücreti ve yargılama gideri taleplerinin karşılandığını bildirmiştir.
Davacı vekili dilekçesi ile davacı taraf ile sulh olduklarını sulh protokolü hükümlerine göre avukatlık vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesini bildirmiştir.
Tarafların arasında sulh protokolü ile anlaşılmış olması ve davalı yanın yargılama giderleri vekalet ücreti taleplerinin olmaması davacı tarafın protokol uyarınca tüm masrafı davalıya yükletilmesi talebi kabul görmekle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Tarafların sulh olmaları nedeniyle konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Taraflar arasındaki sulh protokolü hükümlerine göre avukatlık vekalet ücreti ve Arabuluculuk ücreti dahil tüm yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine ,
3-Alınması gerekli 427,60-TL harcın peşin alınan 745,17-TL den düşülerek fazla alınan 317,57 TL harcın davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan 776,97 TL Toplam harç, 3.047,00 TL posta, tebligat ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam 3.474,60 TL masrafın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğininden karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davacıya ödenmesine,
6-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde taraflara iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin(e duruşma) yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/05/2024

Katip ...

Hakim ...