WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

İSTANBUL 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/407 Esas
KARAR NO :2024/243

DAVA:Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:10/04/2017
KARAR TARİHİ:21/03/2024

Mahkememizden verilen 15/11/2019 tarih ve 2017/348 Esas 2019/1071 sayılı kararı BOZULMAKLA, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak görülen yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılar ... ve ... ile dava dışı ... ..., davalı ... ... talebi üzerine türk danışman ve yatırımcı grubu adı altında ...e Türkiye de yapacağı yatırımların araştırılması konusunda danışmanlık yaptıklarını, ... ve türk danışman ve yatırımcı grubu Ekim-Kasım-Aralık 2007 de ...in türk danışman ve yatırımcı grubuna belirli bir aylık ücret ödenmesi ve ...in kendisine takdim edilmiş şirketlere yatırım yapması halinde türk danışman ve yatırımcı grubuna bir kısım haklar tanıyacağı hususlarında anlaştıklarını, bu durumun e-postalardaki yazışmalar ile de sabit olduğunu, anlaşmada türk danışman ve yatırımcı grubuna her bir yatırım özelinde yüzde 40a kadar yatırıma katılma hakkı ve kardan pay alma hakkının verildiğini, Türk danışman ve yatırımcı grubunun yönlendirmesi ile ... ... ... A.Ş. ye yatırım yapmaya karar verdiğini ve bu kararını 29 Ekim 2007 tarihli e-postasıyla türk danışman ve yatırımcı grubuna bildirdiğini, ... böylelikle 3.100.000 Amerikan Doları karşılığında... nin yüzde 20lik payını aldığını, 9 Nisan 2008 tarihli pay alım sözleşmesine göre ...in o dönemde yüzde 33 oranında pay sahibi olduğu ... unvanlı şirket 2.850.000 Amerikan Doları tutarında satış bedeli ile satın aldığını, Türk danışman ve yatırımcı grubu ise, Nisan 2008 deki yatırım kapsamında... sermayesinin yüzde 1,62 sini oluşturan 1.674 adet payı 250.000 Amerikan Doları satış bedeli karşılığında satın aldıklarını, Davalı EFF1, 9 Nisan 2008 tarihinde türk danışman ve yatırımcı grubuna kardan pay alma haklarının karşılığı olarak 150.000 Amerikan Doları tutarında ödemeyi yaptığnı, Aylık danışmanlık ücret bedelleri toplamı karşılığında 10.000 Avro EFF1 tarafından türk danışman ve yatırımcı grubu na ödendiğini, Davacıların ...'dan dava konusu işlerle ilgili adi ortaklık payının tamamını eşit oranda 16 Mayıs 2008 tarihi itibariyle devraldıklarını ve adi ortaklığı eşit oranda devam ettirdiklerini, 11 Eylül 2012 tarihinde üçüncü bir taraf olan .... şirketi... nin yüzde 5,32 sini 5.320.733 Amerikan Doları satış bedeli karşılığında satın aldığını, Davacılar, 11 Eylül 2012 de kardan pay alma hakları kapsamında herhangi bir talepte bulunmayarak ve kendi paylarını da satmadıklarını, 2015 yılında... payları ... şirketine satılmak istenmiş ve bu konuda gerekli tüm hazırlıkların yapıldığını pay sahiplerinden imza alınmış olmasına rağmen bu satış son anda iptal edildiğini, ... ... satışının iptal edilmesinin ardından kısa bir süre sonra bu defa... paylarının tamamı 575 milyon Amerikan Doları karşılığında ... şirketine satıldığını, ... ... CEOsu ...in 5 Mayıs 2015 tarihinde yaptığı “... ..., 2014 Yılı Sonuçları, 2014 Yıllık Sunumu” adlı sunum ile davacılar EFF1 in... ndeki yüzde 11,36 lık paylarının tümünün ... Internete devrolduğunu; 2015 yılındaki ilk... pay alımı denemesi arkasında ...in bulunduğunu; 4 Mayıs 2015 tarihli satıştan üç ay önce ... ... in ... ... yüzde 30 oranında iktisap ettiğini ve ... ...... alımında finansman olarak bu iktisaptan faydalanıldığını; Mayıs 2015 teki ikinci... yatırımının birinci... yatırımının tamamlayıcısı olduğunu öğrendiklerini,Davacılar, yaptıkları araştırmalar neticesinde ...en büyük pay ... ... olduğunu ve ...Mayıs 2015 teki yatırımda ... tarafından yönlendirildiğini, Nisan 2008deki... yatırımında elde edilen yüzde 11,36lık payın tamamının önce 2014 yılında ... ... e sonrasında ... ... devredildiğini tespit ettiklerini, ... tarafından gerçekleştirilen ikinci... yatırımının arka planında ... ... olduğunu ve davacılar anlaşma kapsamındaki yatırıma bağlı haklarını kullanmaktan bilinçli olarak mahrum bırakıldığını, Davacılar, anlaşma kapsamındaki yatırıma bağlı haklarını 22 Temmuz 2015 te e-posta ve 31 Temmuz 2015 tarihinde faks yoluyla ... e hatırlattıklarını ve anlaşacakları bir tutarı kendilerine 22 Kasım 2015 tarihine kadar ödemesi durumunda ilgili şirketleri ibra edeceklerini bildirdiklerini, ... in 22 Temmuz 2015 tarihli e-postaya cevap vermemesi üzerine davacılar Mart 2016 da e-posta ve iadeli taahhütlü posta ile tekrar anlaşma kapsamındaki haklarını ... e hatırlatmışlardır. ... bu yazılara cevap vermediğini, ..., davacılar ve diğer ilgili kimselerden birinci ve ikinci... arasındaki ilişkiyi ve şirket arasındaki bağlantıyı bilerek sakladığını, ..., ikinci... yatırımını ... üzerinden gerçekleştirerek bilinçli olarak davacıların elinden yüzde 40a kadar yatırıma katılma hakkını aldıklarını, Davalılar arasında sıkı bir organik bağ ve menfaat birliği bulunduğunu ve davalılar, davacıların anlaşma kapsamında sahip oldukları hakları engellemek için hukuka aykırı hareket ettiklerini, Davacılar yatırıma katılma haklarının ihlali sebebiyle uğradıkları zararı tazmin edilmesini talep etmektedirler. Tazminat tutarı davacılar tarafından tam ve kesin olarak tespit edilemiyor olup bilirkişi heyeti tarafından... defter ve kayıtları üzerinde şirket/pay değerlemesi neticesinde hesaplanabileceğini, davanın kabulüne karar verilerek yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar ... ve ... ... cevap dilekçelerinde özetle; ..., online ... siparişi hizmeti sunulması konusunda dünya çapında lider olan şirketlerden biridir ve Türkiye de bir yatırım yapma amacıyla Aralık 2014 te... hisselerinin satın alınmasına ilişkin ilk görüşmeleri başlattığını, ...... ... yatırımı tamamen bağımsız bir yatırım olduğunu, ... ve ... ... birbirinden bağımsız hatta rakip şirketler olduğunu, ...'in ... ... hiçbir yetki sahibi olmadığını, ... tarafından... hisselerinin satın alınması sürecinde ... genel müdürü... tarafından temsil edildiğini, ..., Mayıs 2015te... hisselerinin yüzde 88ini devraldığını,Davacılar da bu kapsamda hisselerini ... ... satarak devrettiğini, Nisan-Mayıs 2015 tarihinde ..., ... hisselerinin %100 sahibi haline geldikten sonra bu hisselerini Lüksemburgda yerleşik olan ... Investmenta devrettiğini, ..., ... görüşmelerine ilk başladığı tarih olan Aralık 2014te diğer davalıların hiçbiri ... ... ortak olarak bulunmadığını, Şubat 2015 tarihi itibariyle ise ... ... S.A. ... da yüzde 37,1 oranında azınlık hissedarı olduğunu, ..., ...ana rakiplerinden ... isimli şirketin çoğunluk hissedarı olduğundan menfaat çatışmasını önlemek adına ... ... ... oy hakkı yüzde 30 ile sınırlandırıldığını, ... adlı şirket, diğer davalı ... Internetin yavru şirketi olduğunu, ...diğer ortaklarının hiçbirinin ise diğer davalılar ... ..., ... veya ... ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığını, ... görüşmelerinin yapıldığı esnada, ...şirket genel kurul yetkileri şirket istişare kurulu tarafından yerine getirilmektedir ve şirket devralması gibi önemli kararlar için istişare kurulunun onayının gerekeceğini, ..., diğer davalılar ..., ... veya ... ... ise bu kurula üye belirleme yetkisini hiçbir zaman olmamışlar ve kurulun karar almasında da herhangi bir rolleri bulunmadığını, Davacılar ile ... ve ... ... arasında hiçbir ilişki bulunmadığını,..., ... hisselerini satın aldığı süreçte ... ve davacılar arasındaki bir anlaşmadan haberdar bile olmadıklarını, ... ...... hisselerini devralma sürecinde davacıların hiçbir rolü olmadığını, Usule ilişkin olarak işbu davanın görüldüğü davada mahkemenin yetkisiz olduğunu, Dava yabancılık unsuru taşıdığından yetki kuralları MÖHUK uyarınca belirlenmesini ve ... ve ... ... yurtdışında yerleşik olduklarından Türkiye de yetkili bir mahkeme bulunmadığını bu sebeple davanın reddine karar verilmesini, Dava konusu olayda belirsiz alacak davası açmanın şartları olmadığını, Davacılar iddia ettikleri anlaşma kapsamındaki yatırıma yüzde 40 oranında katılma haklarından bahsettiklerinden talep tutarlarını hesaplayabilecek düzeydedirler ve davalarını 10.000 TL gibi düşük bir meblağ üzerinden açmış olmalarında herhangi bir hukuki yarar olmadığından davanın reddini talep ettiklerini, Anlaşmaya aykırılık iddiası ile açılmış davada, davacılarla arasında hiçbir sözleşme bulunmayan ... ve ... ... a husumet yöneltilmesi mümkün olmayacağını, Davacılar, anlaşmanın var olup olmadığını eğer var ise taraflarının kimler olduğunu ispat edebilemediklerini, Davacılar, dava dışı ... ... hissesini devraldıklarını iddia ettiklerini ancak buna dair delil bulunmadığını, Davacılar dava dilekçesinde deliller olarak ileri sürdükleri belgeleri ellerinde bulunmasına rağmen hukuka aykırı olarak mahkemeye sunmadıklarını, ..., ... hisselerini yetkili organlarının kararıyla ve kendi organları aracılığıyla kendi yatırım planları çerçevesinde devraldığını, Davacıların bu devralmayı ... ve/veya ... ... in yönlendirdiği, yatırımı aslında ... ve/veya ... ... yaptığı yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, ... ... Mayıs 2015te ... tarafından devralınmasından önce ve halen günümüzde diğer davalılar ... ..., ... ve ... ...ortağı olmadığını, Davacılar, iddialarını ispatlamak için yalnızca üçüncü kişiler tarafından yapılmış sunumlara dayandıklarını, EFF1 ve ... ... 4 Mayıs 2015 tarihli hisse devir sözleşmesinin tarafı olmadığını, Bu nedenle 4 Mayıs 2015 tarihli hisse satış sözleşmesinde dava dışı ... hem alıcıyı hem de satıcıları temsil etmediğini, Davacılar iddia ettikleri yatırıma katılma hakkını nasıl kullanacaklarına ve bu hakkı kullanmalarının nasıl engellendiğine ilişkin hiçbir delil ortaya koyamadıklarını, Davacıların böyle bir finansman gücününde olmadığını, davanın reddini talep etmişlerdir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Türk mahkemeleri yargı yetkisini haiz olmadığı için işbu dava öncelikle usulden reddedilmesi gerektiğini,, ... ..., Almanya da mukim halka açık bir internet yatırım şirketi olduğunu, bu sebeple türk mahkemelerinin yetkili olamayacağını, Bu şirketin her yatırımı ve her hisse alımının bilgileri kamuya duyurulduğunu,2014 yılının sonlarına doğru ... ... CEO su ... ve... CEO su ... arasında gerçekleşen e-posta yazışmalarının ardından hisse satışına yönelik pazarlıkların başladığını, ... aynı dönemde ... nun ... ... almaya talipli şirketlerden biri olduğunu ...e bildirdiğini, Ocak 2015te ...... satışı müzakerelerini ... ... ile yürütmeye karar verdiğini bildirdiğini,... ..., ... şirketinde yaptığı hukuki ve mali incelemeler ışığında rekabet hukuku açısından sorun doğurabilecek bazı durumlar, döviz kurundaki dalgalanmalar gibi sorunların varlığı nedeniyle... ne yatırım yapmanın riskli olacağına karar vermiş ve... hisselerini almaktan vazgeçtiğini, ... CEO su ... vermiş olduğu yazılı beyanda bu hususlar teyit edildiğini, Davacıların, ... ... in ... ... satın almaktan vazgeçmesindeki tek amacın Davacıları işbu dava ile ileri sürdükleri haklarından mahrum bırakmak olduğu yönündeki iddiası asılsız ve dayanaktan yoksun bir iddia olduğunu, ... ... CEO su ... in bir pazarlama stratejisi olarak yaptığı bir power point sunumunda kullanılan birtakım ifadelerin davacıların tek dayanağı olması işbu davanın ciddiyetsizliğini ortaya koyduğunu, ... hisse alımına yönelik pazarlık veya müzakerelerini ... ... ten tamamen ayrı bir şekilde yürüttüğünü, Uyuşmazlık konusu dönem itibariyle ... ..., ... ... yalnızca azınlık bir pay sahibi konumunda ve yönetim veya denetim kuruluna aday gösterme hakkına dahi sahip olmadığını, ... ya yapılan satışın ... ... tarafından yönlendirildiği ya da ... ... in sağladığı finansman ile gerçekleştirildiği iddialarının asılsız olduğunu, Ayrıca ... ...... hisselerini devralmak istediğinde de zaten davacılar, ... Internetin planladığı hisse devir sözleşmesini hiçbir çekince veya itiraz belirtmeksizin imzaladıklarını, Dava, belirsiz alacak davasının şartlarını taşımamadığını ve hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddedilmesinin gerektiğini, Davacıların taraf ehliyetinin bulunmadığını, Davacılar ile ... ... arasında sözleşmesel bir ilişkinin bulunmadığını, Davacıların alacaklarına ilişkin iddiaları ... ile aralarındaki iddia edilen ortaklığa dayandığını ve Davacıların ilişkiyi ispat edemediğini (hiçbir yazılı delil sunmamışlardır) ve ... ...'in böyle bir ilişkiden haberdar edilmediğini, Davacılar ve ... arasında bir adi ortaklık ilişkisi olsa dahi bu durum ... taraf olduğu her sözleşmeye Davacıların da kendiliğinden taraf olacağı anlamına gelmeyeceğini, Davacılar ve ... arasında bir adi ortaklık mevcut olduysa bile bu adi ortaklık ... ortaklıktan ayrılmasıyla son bulduğunu, Davacılar ... platformu üzerinde kendileri tarafından hazırlanan şahsi özgeçmişlerinde davanın açıldığı tarihte adi ortaklık ilişkisinin temeli ... var olmadığını ikrar ettiklerini, İspat yükü davacı tarafta olmasına rağmen Davacılar taleplerini geçerli bir nedene dayandıramadıklarını,Davacılar, 2015 yılındaki... satışında yatırıma katılma haklarını kullanamadıklarını ileri sürerek ... ... e karşı işbu davayı açtıklarını ancak ... ...'in 2015 yılında hiçbir şekilde... hissesi satın almadığını ve davacılara karşı yükümlülük altına girmediğini, Davacılar ... ... in ... ... yatırım girişimi esnasında hiçbir şekilde davaya konu ettikleri yatırıma katılma haklarından bahsetmediklerini, bu durumda ... ... kendisi yatırım yaparken davacılar bir hak ileri sürmemişken ... ... bu yatırımı yapmayı gizlemek için ... ... kullandığını iddia etmesinin mahtıksız olacağını, Davacıların hak iddiası MK madde 2 de düzenlenen dürüstlük kuralının bir ihlali olup Davacıların mevcut iddiaları ile tutarsız olup çelişkili davranış yasağına aykırı olacağını, Davacılar, herhangi bir şekilde yatırıma katılmaya davet edilmiş olmaları halinde , ... hisselerini alabilmeleri için bu teklif 240 milyon Amerikan Doları a sahip olmalarını gerektirmekte olup bu teklifi kabul edebilecek durumda olmadıklarını, böyle bir finansmanları olduğunu ispat etmeye yönelik bir delilde sunmadıklarını, ... ..., ... üzerinde hiçbir kontrol hakkına sahip olmadığını, tam aksine online ... siparişi sektöründe ...rakibi olduğu nedenle, ... hissedarı olarak sahip olduğu hakların kısıtlandığını, 575 milyon Amerikan Doları değerinde işlemin sadece Davacıların yatırıma katılma hakkının kullanılmasını engellemek için kurulduğu iddiası gerçeklikten uzak olduğunu, davacılar, dava dilekçelerinde delil veya destekleyici belge sunmadıklarını, davanın reddine karar verilmesini, yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar EFF ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların taraf olmadıkları bir kurgusal sözleşmeye dayanarak hak iddiasında bulunduklarını, davacıların davaya dayanak olarak gösterdikleri görüşmelerin ilgili dönemde EFF nin müdürü olan ve EFF adına hareket eden ... ile ... arasında gerçekleştiğini, davacılar, ... ve EFF arasında gerçekleşen görüşmelere dahil olmadıklarını, ...'nın kendi adına hareket ettiğini, davacılar ile birlikte veya bir grup veya adi ortaklık hesabına veya adına hareket etmediğini, ... da yazılı beyanı ile bunları teyit ettiğini, ...'in hiçbir hukuki işleme kendi adına taraf olmadığını, kendisine karşı husumet yöneltilmesininde mümkün olmayacağını, tüm davalı taraflar yurtdışında mukim şirketler olduğunu Türk mahkemelerinin bu uyuşmazlık bakımından yetkisi bulunmadığını, davacıların belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığını, iddia ettikleri alacaklarının değerini belirleyebilecek olmalarına rağmen, keyfi bir miktar belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açtıklarını, ... yazılı beyanında davacıları sadece 2008 yılında kendisiyle beraber yatırım yapmaları için davet ettiğini belirttiğini,davacıların iddialarının dayanağı olarak bir sözleşme dahi sunamadıklarını, 2008 yılında da davacılara yapılan bir ödeme veya verilen bir hak olmadığını, EFF ... bir defaya mahsus olmak üzere 150.000 Amerikan Doları tutarında ödeme yaptığını ve ... ... EFF ile birlikte 250.000 Amerikan Doları tutarında yatırım yapma imkânı verildiğini, 2007 yılının son çeyreği boyunca ... tarafından EFFye önerilmiş diğer yatırım imkanlarına ilişkin danışmanlık hizmetleri karşılığında da EFF ... 10.000 Avro tutarında ödeme yapılarak ve bu hususlar ... yazılı beyanıyla teyit edildiğini, ..., EFF ile profesyonel ilişkisinin 2008 yılında sona erdiğini ve davacılara bu ilişkiye ilişkin hiçbir hak devretmediğini ifade ettiğini, ..., yazılı beyanında 2015 yılındaki ... satışında davacıları EFF, ... ... ve ... ile bir anlaşmalarının olduğunu görmediğini ifade ettiğini, davacılar ile EFF ve ... arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, ..., kendisi ve Davacıların dahil olduğu üç kişi adına bu kişileri temsil ederek EFF ile görüştüğüne dair EFF ye bir beyanda bulunmadığını, EFF'nin sadece ... ile ilişki kurarak davacılarla hiçbir anlaşma yapmadığını, ... nin ... tarafından satın alınması, EFF nin 2008 yılında yaptığı yatırımdan tamamen bağımsız bir işlem olduğunu, davacıların iradesi hiçbir zaman ... ... daha fazla yatırım yapmak yönünde olmadığını, davacıların mevcut olan hisselerini satmış kimseler olduğunu ve 575 milyon Amerikan Doları değerinde bu yatırıma katılacak maddi imkana sahip olduklarını kanıtlayamadıklarını tazminat taleplerinin bu sebeple reddedilmesinin gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRMELER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dava, davacılar ile davalılardan ... arasında davacıların da içinde bulunduğu adi ortaklık adına yapılan anlaşmaya göre sahip olunduğu iddia edilen Yatırıma Katılma Hakkı kapsamında, dava dışı.... AŞ hisselerine ilişkin 4 Mayıs 2015 tarihli ikinci yatırım işlemi kapsamında davalılar tarafından gerçekleştirilen işlem ve eylemler sebebiyle, ... ... AŞ'de %40 oranında pay sahibi olma imkanının ellerinden alınması sebebiyle uğranılan zararın tazmini için şimdilik HMK 107. Md kapsamında 10.000,00 TL nin davalılardan ticari faizi ile birlikte tahsili talebini içeren tazminat davasıdır.
Davalı tarafların cevap dilekçelerinde ayrı ayrı özetle; davanın reddini talep ettikleri, Türk mahkemelerinin yargı yetkisi olmadığını, davalıların şirket yerleşim ve işlem yerlerinin Almanya ve Lüksemburg olduğunu, mahkememizin yetkili olmadığını, yetkisizlik kararı verilmesini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, hukuki yararın olmadığını, belirsiz alacak olarak açılan davanın reddini, davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi halinde davacı tarafın belirleyebildiği asgari tutar üzerinden harç ikmali için kesin süre verilmesi gerektiğini, sözleşmeye aykırılık iddiasıyla açılan davada, davacılar ile davalılar arasında sözleşme bulunmadığından davanın taraf ehliyeti sebebiyle reddini, ayrıca haksız fiilin şartları oluşmadığından bu yönüyle de davanın reddini talep ettikleri görülmüştür.
Mahkememizden verilen 15/11/2019 tarih ve 2017/... Esas 2019/... sayılı kararı İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2020/... KARAR NO: 2023/... ilamı ile bozulmuş olup ilamda "Davacılar gerçek şahıs olup, tacir olup olmadıkları araştırılmamıştır. Öncelikle bu hususta araştırma yapılarak davacıların tacir olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Bu nedenle, davacıların varsa ticaret sicil kayıtlarının getirilmesi, yoksa bağlı oldukları vergi dairelerinden hangi usulde defter tuttuklarının sorulması, vergi kayıtları getirtilerek yukarıda yapılan açıklamalar ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177 nci maddesinde belirtilen hususlar (defter tutma ve sınıf değiştirme hadlerine dair vergi usul kanunu genel tebliğleri ile her yıl için ayrı ayrı belirlenen sınırlar) dikkate alınarak esnaf sınırını aşan ticari işletme sahibi olup olmadıkları ve tacir olarak kabul edilip edilmeyecekleri gerekirse bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilmelidir. Zira davacıların tacir ve ticari işletme sahibi olmadıklarının belirlenmesi halinde, simsarlık sözleşmesinin TBK 520.vd maddelerinde düzenlenmiş ve TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması yine danışmanlık sözleşmesinin ise TBK'da yada TTK'da özel olarak düzenlenmemiş hizmet niteliğinde bir sözleşme olup TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması nedeniyle, mahkemece görev hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacıların tacir veya ticari işletme sahibi olduğunun belirlenmesi halinde nispi ticari dava gündeme gelebilecek ise de, bu şartları taşımadıkları takdirde eldeki dava nispi ve mutlak ticari dava niteliğinde olmayacağından, bu durumda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olacağı nazara alınmalıdır. " olarak bozulmuştur.
Mahkememizce yeni alınan esas nosu üzerinden mahkememizce yargılaması 1 nolu celse zaptında taraf vekillerinin beyanlarında Davacılar vekilinin 25/12/2023 tarihli beyan dilekçesi ve eklerini sunduğu, davalılar ... ve ... vekilinin beyan dilekçesi ve ekinde Yargıtay Karar suretlerini sunduğu, davalılar ...ve ... vekilinin beyan dilekçesi ve ekinde Yargıtay Karar suretlerini sunduğu, davalı ... İnternet.. Vekilinin beyan dilekçesi ve ekinde Yargıtay Karar suretlerini sunduğu,
Davacılar vekilinden soruldu: tüm sunmuş olduğumuz dilekçelerimizi tekrar ederiz, dava konusu tek bir simsarlık sözleşmesine dayanmaktadır, müvekkillerimiz yönünden de ne bir esnaf işletmesi ne de bir ticari işletmesi söz konusu değildir, bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur, istinaf kaldırma kararı doğrultusunda yapılan araştırmalara göre dosyada görevsizlik kararı verilmesini ve İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep ediyoruz dedi.
Davalılar ... ve ... vekillerinden soruldu: dilekçemizi tekrar ederiz, BAM kararının görevsizlik yönüyle kesin niteliği yoktur, davacılar kendisi Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açmıştır, görevsizlik kararı verilmesi talebi davacının beyan ve savunmaları içerisinde kendi arasında çelişki yaratmaktadır, bu yönüyle bu beyanları kabul etmiyoruz, uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğindedir, uyuşmazlığın konusu simsarlık ücreti talebi değildir, karşı taraf simsarlık ücreti talep etmiyor, davacıların gelir durumu esnaf sınırının aşıp aşmadığı araştırılmalıdır dediler.
Davalı ... ... vekilinden soruldu: dilekçemizi tekrar ederiz, müvekkilimiz yönünden dava mutlak ticari davadır, haksız rekabet hükümlerine dayanmaktadır, davacılar tacirdir, uyuşmazlık konusu işlemden yüksek meblağlı gelirler elde etmiştir, mahkemenizin görevli olduğuna karar verilmesini talep ediyoruz dedi.
Davalılar ...ve ... vekillerinden soruldu: dilekçemizi tekrar ederiz, davacılar vekili tarafından sunulan 25/12/2023 tarihli beyan dilekçesi tarafımıza tebliğ edilmemiştir, bu dilekçeye karşı beyanda bulunmak üzere süre talep ediyoruz, müvekkilimize karşı haksız rekabete dayalı ticari dava yürütülmektedir, davacı tarafın bu celse ki beyanları daha önce sunmuş olduğu yazılı ve sözlü beyanlar ile çelişmektedir, mahkemeniz görevlidir toplanan delillere göre mahkemeniz uygun görmesi halinde istinaf ilamında da belirtildiği üzere tarafların tacir olup olmadığı hususunda tereddüt hasıl olacak ise bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ederiz dediler." şeklinde beyanları alınmıştır.
Mahkememizce yapılan araştırmalar, dosyanın geldiği aşama, dosyaya kazandırılan bilgi, belge ve deliller, taraf beyanları ve bozma ilamı hep birlikte değerlendirilmekle Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 2015/1506 esas 2015/5494 karar sayılı ilamına göre; "davanın ticarî niteliğinin ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu iş, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir." eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur. Yapılan araştırma, cevabi yazılardan davacıların tacir olmadıkları esnaf kaydının da bulunmadığının tespit edilidiği, her ne kadar davacılar şirket ortaklıkları bulunmuş ise de; davacıların şirket ortağı olmalarının tek başına davacıların tacir olmasını sağlamayacağı yapılan tüm araştırmalarda davacıların tacir olmadığı görüldüğünden davacının davasının görevsizlik nedeniyle reddine dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemeine gönderilmesine karar verilmiş, açıklanan tüm gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
G.D: Ayrıntıları Gerekçeli Kararda Açıklanacağı Üzere;
1-6100 sayılı HMK'nun 114/1-ç. ve 115/2. maddeleri uyarınca, Mahkememizin yetkisizliği nedeniyle, davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-6100 sayılı HMK'nun 20/1. maddesi uyarınca, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-6100 sayılı HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca, yargılama giderlerinin yetkili ve görevli Mahkemece ele alınmasına,
4-6100 sayılı HMK'nın 20/1. maddesi uyarınca, kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde dava dosyasının yetkili Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin, harç, vekalet ücreti, yargılama giderleri ve avans iadesi hususlarının Mahkememizce değerlendirileceğinin taraflara ihtarına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde bu konuda yapılacak başvurunun harç ve masrafı karşılanmak suretiyle mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Daireleri nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/03/2024

Katip ...

Hakim ...