WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

İSTANBUL 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/493 Esas
KARAR NO :2024/464

DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ:22/05/2017
KARAR TARİHİ:31/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, "... A.Ş.' nin TTK. Md. 531 Hükmüne göre feshi hususundaki davanın .... Asliye Ticaret Mahkemesinin... E. Sayılı dosyası ile devam ettiğini, adı geçen mahkemece kayyum ile yönetilmesine karar verildiğini, Kayyum heyetince davet edilen tüm paydaşların ve kayyum heyetinin ve hükümet komiserinin katılım ile 18/05/2017 tarihinde Genel Kurul toplantısının yapıldığını ancak tamamen usul ve yasaya aykırı bir emrivaki ile toplantının gerçekleştirildiğini, toplantının devamı esnasında orjinal belgelerin mahallinden getirilmesi için geçen sürede toplantıya başladığını ve toplantı divanı seçildiğini, akabinde orijinal belgeler sunulduğunu ancak divan başkanınca Haziruna imza atılmasına izin verilmediğini ve toplantıdan çıkmalarının istendiğini, öncelikle TTK.’nun 357 maddesinde yer alan eşit işlem ilkesi açıkça çiğnendiğini ve TTK 447/a maddesi gereği paydaş olan Müvekkil Şirketin “katılma ve oy kullanma hakkının” elinden alınarak “butlan”ı gerektiren kararlar alınarak genel kurulun gerçekleştirildiğini belirterek, öncelikle iptali talep olunan genel kurulda seçilmiş bulunan yönetim kurulunun tescil ve ilanının önlenmesi ve şirket yönetim kayyumluğunun dava sonucuna kadar devamı hususunda İHTİYATİ TEDBİR kararı verilmesini, aynı doğrultuda TTK md. 449 gereği iptali istenilen kararların yürütülmesinin yani Şirket Yönetim Kurulunun tescil ve ilanı işlemlerinin geri bırakılmasına karar verilmesini, bu çerçevede Şirket Kayyum Heyetinin görüşünün alınması, tarafımızdan 22.5.2017 tarihli TTK.411 kapsamında Noter vasıtasıyla Şirket yönetimine gönderilen toplantı talebinin gerçekleşmesinin beklenmesini; gerçekleşmediği takdirde olağanüstü toplantıya karar verilmesi, dava konusu genel kurul’un iptaline karar verilmesi, tazminata ve fazlaya ilişkin haklarımızın saklı tutulması, derdest bulunan fesih davası daha önce açılmış bulunduğundan, tarafımızdan yapılan asli müdahale talebi ile taraf olduğumuz ve davanın taraflarının aynı olduğu nazara alınarak uygun görüldüğü takdirde işbu davanın o dava ile birleştirilmesine karar verilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, Private Inc.isimli şirketin varlığının dahi şüpheli olduğunu, davalı şirkette ortak olduğu iddiasının bir dava açmış olsa bile bu davada atanan bilirkişi tarafından ortak olmadığına dair karar verdiğini bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Dava; davalı şirketin 18/05/2017 tarihli Genel Kurul Kararının iptali istemlidir.
Mahkememizin ... esasına kaydı yapılan dosyada, davacı vekilince dava dilekçesi ile talep edilen tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce iddia savunma ve tüm dosya kapsamı doğrultusunda bilirkişi raporu alınmıştır.
Bilirkişiler 18/12/2018 tarihli raporda, Davacı şirketin toplantıya katılmasının engellendiği, TTK md. 446 (1) b bendi kapsamında usuli bir kanuna aykırılık teşkil eden bu durum: karşında davalı şirket genel kurulunda alınan kararların iptali gerektiği, hususunda görüş bildirmişlerdir.
Yapılan yargılama neticesinde 20/05/2019 tarih, ... karar sayılı kararı ile" Açılan davada, davacı tarafın genel kurula katılmasının ve oy kullanmasının engellendiği sabit olmasına rağmen, 6102 sayılı TTK'nun 546/1-b maddesinin son cümlesindeki "...yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri" şeklindeki düzenleme uyarınca alınan karara davacı taraf katılmış olsaydı dahi etki edip etmeyeceğinin ve buna göre iptali gerekip gerekmeyeceği yasanın düzenleme şekline göre gerekli olduğu sabit ve davacı tarafın toplantıya katılsa bile hisse oranı dikkate alındığında alınacak kararlara etki edemeyeceği sabit olmasına rağmen açılan davada iptal talep edemeyeceğinin savunulması doğru ve hukuki olmayacaktır. Zira her ne kadar belirtilen etki ilkesi yasada ön görülmüş ise de burdaki amacın basit hatalar şeklindeki iptal olarak dile getirilen hususlar için düşünülmesi gerekir. Aksi hal ise ortak olan kişilerin toplantıya katılmasının engellenmesi nasıl olsa alınacak kararlara pay oranı itibariyle etki etmeyeceği gibi bu konumda olan şirket ve çoğunluk kısımlarına yasayı kötüye kullanma yolu açılabileceği gibi, alınacak kurallara pay oranı itibariyle etki edemeyecek olsalar bile, pay sahiplerinin genel kurula katılmalarının bir hak olduğu ve bu hakkın yasanın bu maddesi ile engellenemeyeceği, aksi halde bu subjektif hakkın pay sahibinin elinden alınmasına yol açacağı, bunun da aynı zamanda genel kurula katılma hakkı elinden alınan pay sahibinin genel kurula katılarak denetim hakkının , görüş bildirerek diğer ortaklar üzerinde karar alma süreci öncesinde etki etme ve görüşlerini değiştirebilme, alınacak kararlara dolaylı olarak etki edebilme imkanının da elinden alınmasına yol açacağı cihetiyle bu şekilde her dava dosyası için etki etme kuralının uygulanamayacağı, mahkememiz dosyası yönünden de davacının genel kurula katılmasının şirket pay defterine kayıtlı olması ve ortak olmasına rağmen haksız olarak önlenmiş olduğu, bu önlenmeden dolayı davacının genel kurula katılarak denetim hakkı ve alınacak kararlara diğer ortaklara görüşünü bildirmek suretiyle dolaylı etki edebilme imkanı da elinden alınmış olacağından dosyamız yönünden etki kuralının dikkate alınamayacağına, bu nedenle de davacının davasında haklı olduğuna ve alınan genel kurul kararlarının iptali gerektiği..." kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkememiz kararı, davalı tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 12/05/2022 tarih, 2019/2130 esas, 2022/68 karar sayılı kararı ile "...6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.
Aynı yasanın 447. maddesine göre ise; genel kurulun, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır.
Somut olayda; davacı şirketin 18.05.2017 tarihli genel kuruluna davacı şirketi temsilen ...'ın da katılmak isteyerek toplantıda hazır bulunduğu, bu kişinin davacı şirketi temsile yetkili olduğuna dair noter onaylı belge istenmesine rağmen fotokopi belgeler ibraz edildiği, toplantının devamı sırasında ... tarafından evrak asıllarını sunduğu, ancak toplantı başkanı tarafından bu belgelerin şüpheli bulunarak davacı temsilcisinin toplantıya katılmasına gerek olmadığına karar verildiği, davacı temsilcisi tarafından itiraz ve muhalefetleri tutanağa geçirtilmek suretiyle toplantının terk edildiği, toplantı bitiminde ise toplantı tutanağının imzalandığı, bu suretle davacı şirket temsilcisinin toplantıya katılamadığı ve oy kullanmadığı, kararların şirket sermayesinin %50'sine isabet eden oyların katılımıyla alındığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere genel kurul kararının iptali davasında, kararın iptalini talep eden ortağın ortaklık sıfatının bulunması ve dava süresince de devam etmesi gerekir. Uygulamada husumet olarak tanımlanan bu yetkinin, tüm dava sürecinde davacı üzerinde bulunması gerekmektedir. Dava açan kişinin ortaklık sıfatı mevcut değilse veya yargılama sırasında sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki menfaati de kalmaz. Bu kapsamda öncelikle davacının davalı şirkette pay sahibi olup olmadığının tespiti gerekmektedir.
Bu kapsamda; davalı şirket ortağı ... ile davacı şirket arasında, ...'ın davalı şirketteki 850.000 adet payının ... şirketine satışı konusunda 10.09.2015 tarihli hisse devri protokolü imzalandığı, aynı tarihli temlikname ile de ...'ın davalı şirketten olan alacağının ... şirketine temlik edildiği, hisse devrinin davalı şirket yönetim kurulunun 10.09.2015 tarih ve 2015/6 sayılı kararıyla şirket pay defterine kaydedilmesine karar verilerek pay defterine işlendiği; ancak yönetim kurulu kararında imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin davalı şirketin 29.06.2015 tarihli genel kurul kararlarının iptali istemiyle .... ATM'nin ... esas sayılı dosyasında dava açıldığı, mahkemece verilen ret kararının istinafı üzerine Dairemizin 2017/108 esas 2017/174 karar sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile davalı şirketin 29.06.2015 tarihli genel kurulunda alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Diğer yandan davalı şirket ortağı alacaklı ... tarafından şirketin eski ortağı ... aleyhine .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibin kesinleştiği, ...'a ait davalı şirket hisselerinin 20.11.2015 tarihinde haczedilerek şirket pay defterine haczin işlendiği, hisselerin icra dairesince yapılan ihalesinde 1.227.000-TL bedel üzerinden şirket ortağı alacaklı ...'ya ihale edildiği, ... tarafından, haczedilen hisselere ilişkin olarak istihkak iddiasıyla açılan ... esas sayılı davada, .... İcra Hukuk Mahkemesince hisse devrinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 21. Hukuk Dairesinin 2020/620-3137 sayılı ilamıyla davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, ilgili dosyanın UYAP üzerinden incelenmesinde ise kararın temyiz edildiği ve halen kesinleşmemiş olduğu görülmüştür.
Bu durum karşısında, davalı şirketin eski ortağı ...'a ait 850.000 adet payın mülkiyeti ihtilaflı olup, söz konusu hisselerin mülkiyetinin davacı şirkete ait olup olmadığı .... İcra Hukuk Mahkemesinde açılmış bulunan ... esas sayılı davada tespit edilecektir. Bu dosyada kesinleşecek karar sonucunda, söz konusu hisselerin mülkiyetinin davacıya ait olup olmadığı, buna bağlı olarak da davacının davalı şirkette ortak sıfatının bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla işbu dava bakımından aktif husumet ehliyetinin mevcut olup olmadığı tespit edilecektir. Bu nedenle mahkemece .... İcra Hukuk Mahkemesinde açılmış bulunan ... esas sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır..." kanaati ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı 20/05/2019 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)a-6 gereği kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma sonrasında Mahkememizin ... esasına kaydı yapılan dosyada, Bölge Adliye Mahkemesince, kaldırma kararında bekletici mesele yapılması gerektiği bildirilen ....İcra Hukuk Mahkemesinin (... bozma öncesi) ... esas dosyasının bir suretinin dosyamız içine celp edildiği, incelenmesinde kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. İstinaf kararında belirtildiği üzere kesinleşen .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında verilen davanın kabulü yönündeki karara göre, söz konusu hisselerin mülkiyetinin davacıya ait olduğu, buna bağlı olarak da davacının davalı şirkette ortak sıfatının bulunduğu ve dolayısıyla işbu dava bakımından aktif husumet ehliyetinin mevcut olduğu tespit edilmiş olmakla, istinaf kararı gereği yerine getirilmiştir. Bu haliyle de yargılamaya devam olunmuş ve mahkememizce araştırılacak başka bir husus olmadığından mahkememizin kaldırılan ... sayılı 20/05/2019 tarihli kararındaki aynı gerekçeler ile davacının davasında haklı olduğuna ve alınan genel kurul kararlarının iptali gerektiği kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile, davalı şirketin 18/05/2017 tarihli Genel Kurul Kararlarının iptaline,
2-Davalı vekilinin teminat yatırılmasına ilişkin talebinin reddine,
3-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 369,20 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 67,40 TL toplam harç ile yargılama aşamasında yapılan tebligat, posta ücreti 165,00 TL ve bilirkişi ücreti 1.300,00 TL olmak üzere toplam 1.532,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.31/05/2024

Başkan ...
E-İMZA
Üye ...
E-İMZA
Üye ...
E-İMZA
Katip ...
E-İMZA