T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/585 Esas
KARAR NO :2024/509
DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİH:21/06/2019
BİRLEŞEN BAKIRKÖY
DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:21/06/2019
KARAR TARİHİ:06/06/2024
Mahkememizce verilen 19/07/2019 tarih, 2019/... Esas ve 2019/... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 08/07/2021 tarih, 2020/2263 esas ve 2021/801 karar sayılı kararıyla KALDIRILMAKLA, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerden ... Ticaret Ltd. Şti. tarafından keşide edilen ve davaya konu ... ... Şubesi ... seri nolu 31.05.2019 keşide tarihli ve 50.000- TL bedelli çekin de aralarında bulunduğu toplamda 6 adet çek yaprağı, 1 nolu müvekkil şirket tarafından eksiksiz olarak düzenlenerek 2 nolu müvekkil ... İnş. Mühendislik Hizm. Paz. San Tic. Ltd. Ştine verilmiş ve müvekkil şirket tarafından da ticaretinde kullanılmak üzere ciro edilmiş ve şirket merkezinde muhafaza edildiği, alacaklı tarafından icra takibine konu edilen çekin de aralarında bulunduğu 6 adet çek, ödeme olarak 3. Şahıslara verileceği sırada, bu çeklerin işyerinde kaybolduğu anlaşıldığı, şirket merkezinde yapılan tüm aramalara rağmen bahse konu çekler bulunamadığı, bunun üzerine müvekkil şirket yetkilisi tarafından en yakın polis merkezine gidilerek olay hakkında bildirimde bulunulmuş ve tutanak tutulması istenmiş ise de görevli polisler tarafından, mahkemede çek iptali için dava açılması gerektiği, kendilerinin tutanak düzenleyemeyeceği bildirildiği, bunun üzerine müvekkillerden ... İnş. Mühendislik Hizm. Paz. San Tic. Ltd. Şti. tarafından, dava konusu çeklerin de aralarında bulunduğu 6 adet çek ile ilgili olarak 02.05.2019 tarihinde .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasından "çek iptali davası" dava açıldığı, bu çeklerle ilgili ödeme yasağı kararı verilmesi yönündeki talebimiz Mahkeme tarafından yerinde görülmüş ve dava konusu çeklerin de aralarında bulunduğu 6 adet çek için 06.05.2019 tarihinde "ödeme yasalğı kararı" verildiği, tarafımızdan, mahkeme tarafından verilen ödeme yasağı kararı, çekin keşide edildiği muhatap banka ... ... şubesine derhal elden teslim edildiği, çekin keşide gününde bankaya ibraz edilmesi üzerine ... ATM ... E. Sayılı dosyası gereğince işlem yapılmadığına dair kaşe çekin arka yüzüne vurularak davalı alacaklıya çek iade edildiği, dava konusu çek ile ilgili Mahkeme tarafından ödeme yasağı kararı verilmiş olmasına rağmen bir şekilde davalı alacaklı tarafından ele geçirilen ve bankaya ibraz edilen bu çek ile ilgili ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş Sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı verilmiş olup davalı alacaklı bu çeki .... İcra Md. ... E. Sayılı dosyasından icra takibine koyduğu, son ciranta ve çeki ibraz eden ise davalı .... Bu davalı, kendisinden bir önceki ciranta olan davalı ... şirketi hakkında icra takibi başlatmamış, ondan önceki ciranta olan davalı ... ise adresini ödeme emrine yazmadığı, Davalı ... ... şirketi hakkında hiç takip yapmaması ve yine bir önceki ciranta olan davalı ... da adresini takip talebine yazmamış olması, çekin meşru olmayan hamili olan davalı ... kötü niyetli olduğunu tüm davalıların birlikte hareket etmekte olduklarını kanıtladığı, TTK 757. Ve HMK 389. Maddesi gereğince çek bedelinin Mahkemeniz tarafından belirlenecek olan tevdi mahalline ödenmesi ve huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesi kaydı ile müvekkil şirketler aleyhinde .... İcra Md. ... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibinin durdurulmasına ve tüm hacizlerin kaldırılmasına, Yukarıda 1 nolu talebimizin kabul edilmemesi halinde İcra ve İflas Kanununun 72/3. Maddesi ve HMK 389/1. Maddesi gereğince, çek hakkında ödeme yasağı kararı verilmiş olması, davalıların çeki haksız olarak ele geçirmiş olmaları bir arada hareket etmeleri ve kötü niyetli olmaları karşısında, mümkün ise teminatsız olarak, değilse de Mahkemeniz tarafından belirlenecek olan teminat karşılığında, takip konusu borcun, davalı alacaklıya ödenmemesi kaydı ile icra dosyasına yatırılması ve mahkemeniz tarafından belirlenecek olan teminatın yatırılması durumunda dosyaya yatırdığımız paranın alacaklıya ödenmemesi ve icra dosyasından müvekkil şirketlere ait başta banka hesapları olmak üzere malvarlığı üzerine konulan hacizlerin kaldırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesine cevap vermediği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dosya kapsamı ile, dava konusu talebin taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalılara dava konusu bonodan dolayı borcu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası olduğu anlaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 08/07/2021 tarih, 2020/2263 esas ve 2021/801 karar sayılı kararıyla KALDIRILMAKLA "6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 Sayılı Kanun'la eklenen 5/A (1) maddesinde; "Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce ara bulucuya başvurulması dava şartıdır" düzenlemesine yer verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27/05/2021 tarihli, 2020/6050 Esas ve 2021/4519 Karar sayılı, 20/04/2021 tarihli, 2020/6031 Esas ve 2021/3835 karar sayılı, 01/04/2021 tarih ve 2020/4396 Esas ve 2021/3198 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; Bir ticari davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olabilmesi için bazı koşulların gerçekleşmesi gerekir. Öncelikle davanın konusunun, bir miktar paranın ödenmesi, ikinci olarak, dava konusu olan bir miktar paranın ödenmesi için yapılan talebin, bir alacak veya tazminat talebi olarak ileri sürülmesidir.
Kanun maddesinin metni ve gerekçesi açık ve net olup zorlamayla da olsa genişletici bir yorum yapılmasına elverişli değildir. İleri ve özgürlükçü hukuk düzenlerinde zorunlu ve emredici kuralların dar yorumlanması esastır. Menfi tespit davaları ticari dava olduğu için TTK’nun 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi sayısız hukuki sakıncalara da neden olacaktır. Bu itibarla kanun hükmünde öngörülen açık ifadelere rağmen dava şartı arabuluculuğun uygulama alanının genişletilmesi doğru değildir.
6100 Sayılı HMK'nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davasının özel bir şekli olan menfi tespit davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olarak nitelendirilemez. Menfi tespit davası sonunda, davcının borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulacaktır. Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü hâllerde dahi olumsuz tespit hükmü kurulması gerekir. Menfi tespit davasının niteliği gereği verilen kararlarda, yalnızca davacının borçlu olup olmadığı belirlenmekte, borçlu olmadığı kısma ilişkin olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Bu hüküm, herhangi bir alacağın tahsilini gerektirir nitelikte bir ilam olmadığından, İİK'nın 32. maddesi uyarınca doğrudan ilamların icrası yolu ile takibe konulamadığı halde, arabuluculuk sonucu verilen kararlar ilam hükmünde olup, cebri icra yoluna başvurulabilecek niteliktedir. Menfi tespit davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak cebri icraya konu edilip infaz edilemeyeceğinden, ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Bu hali ile menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı değildir.
Bu durumda İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/07/2019 tarihli ve ...sayılı kararında, TTK'nun 5/A maddesine dayanarak arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi usule aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf sebebinin kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, dosyanın davanın esası hakkında yargılama yapılmak üzere mahkemesine iadesine" şeklinde ilam hazırlanmıştır.
Taraflarca sunulan bilgi ve belgeler, mahkememizce celp edilen bilgi ve belgeler hep birlikte değerlendirilmiş, dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek dosya kapsamında rapor aldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememize sunulan 28/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Davacı ... Şirketinin her iki davaya konu toplam 4 adet çeki diğer davacı ... Şirketinden aldıktan sonra davalılardan herhangi birine ya da başka birine ödendiğine dair 2019 yılı ticari defterlerinde kayıt olmadığı gibi, davacı ... ile diğer davalılar arasında borç/alacak ilişkisi oluşturan bir kayıta da rastlanmadığı, şeklinde görüş ve kanaatini sunmuştur.
Dava ve cevap dilekçesi, birleşen dosya, davanın asıl ve birleşen dosya yönünden menfi tespit ve çek istirdatına ilişkin olduğu, mahkememizce daha önce verilen kararın BAM 44 HD'nin 2020/2263 Esas 2021/801 Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak iade edildiği, davacının talebinin 0010292 seri numaralı 31/05/2019 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli çekin de aralarında bulunduğu 6 adet çekin kaybolması nedeniyle 31/05/2019 keşide tarihli 50.000,00 TL bedelli çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve bu çekin istirdatına ilişkin olduğu, birleşen ... ATM'nin ... Esas sayılı dosyasında 27/06/2019 tarihli, 50.000,00 TL'lik çek 13/06/2019 tarihli 50.000,00 TL'lik çek ve 22/05/2019 tarihli 50.000,00 TL'lik çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu, her ne kadar davacı taraf bu çeklerin elinden kaybolduğunu ve bu çeklerle ilgili kıymetli evrak iptali davası açtığını ve iradesi dışında elinde çıkan bu çeklerle ilgili menfi tespit ve çeklerin istirdatını dava konusu etmiş ise de davacının bu çeklerin davalıların eline kötü niyetle geçtiğini ve davalıların kötü niyetli olduğunu ispatlayamadığı, ayrıca yapılan bilirkişi incelemesinde taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı sabit ise de çeklerin niteliği dikkate alındığında bu durumun çeklerin hukuki geçerliliğine bir helal getirmeyeceği illetten mücerret olma vasfı da dikkate alınarak ispatlanamayan davacının davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak düzenlendiği üzere;
1-Davacının asıl ve birleşen davasının reddine,
2-Alınması gerekli harç 427,60 TL olup, peşin alınan 947,30 TL den mahsubu ile fazla alınmış olan 519,70 TL harcın karar kesinleştikten sonra istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 06/06/2024
Katip ...
Hakim ...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!