WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Temmuz 2026

İSTANBUL 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2021/571 Esas
KARAR NO:2024/378

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:14/09/2021
KARAR TARİHİ:14/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı borçlu arasında başta 10.04.2020 tarihli Bayilik Sözleşmesi olmak üzere muhtelif başkaca sözleşmeler imzalandığını, bu anlaşmalar çerçevesinde davalı şirketin davacının bayisi olarak ... İli, ... İlçesinde bulunan ... ... Akaryakıt ve Servis İstasyonunda faaliyet stermeye başladığını, ancak davalının 16.09.2020 tarihli göndermiş olduğu ihtarla sözleşmeyi gördüğü lüzum üzerine ve tek taraflı olarak” feshettiğini bildirdiğini, dolayısıyla sözleşmenin davalı tarafından haksız şekilde ve sebepsiz yere feshedildiğini, bayilik ticari ilişki çerçevesinde davalı adına düzenlenen ancak bedeli ödenmeyen 5 adet muhtelif faturadan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe davalı tarafın haksız itirazı nedeniyle işbu itirazın iptali davası açılmasının zaruretinin hasıl olduğunu, Takip konusu 5 adet faturadan 2'sinin yakıt faturası, 2'sinin faiz faturası ve birinin ise Bayi Standart Katılım Bedeli Faturası olduğunu, düzenlenen faturalar ile faturalar için talep edilen faiz oranı ve miktarlarının sözleşmelere uygun olduğunu, tamamının davacı ticari defter ve kayıtlarında yer aldığını, e-fatura olarak düzenlendiğini, davalının ise bunlara karşı herhangi bir itirazı yahut iadesi gibi bir durumu söz konusu olmadığını, fatura konusu alacakların kesinleştiğini, taraflar arası sözleşmelerde yetki konusunda anlaşma bulunduğunu, doğabilecek tüm uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Merkez Mahkemeleri ve İcra Daireleri'nin yetkili olduğunun kabul edildiğini, yine sözleşmelerde Uyuşmazlıkların çözümünde ... A.Ş. defter ve kayıtlarının kesin ve münhasır delil teşkil edeceği konusunda taraflar arasında HMK 193/1 kapsamında delil sözleşmesi mevcut olduğunu, gerekli görülmesi halinde yalnızca davacı kayıtlarının incelenmesini, davalı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine muvafakatlarının bu sebeple bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davalı tarafın itirazlarının haksız ve mesnetsiz olduğunun, takipte talep edilen miktar kadar alacaklı olduklarının tespiti ile itirazların iptaline, takiplerin devamına dair karar verilmesi için işbu itirazın iptali davası açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile -Davalı borçlunun .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinde vaki itirazın iptali ile alacaklarının takip talebinde yazılı şartlarla tahsili için takibin devamına karar verilmesini, Davalının asıl alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesini, dava giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında hukuken geçerli bir sözleşme bulunmadığını, davacının davasına dayanak olarak sunmuş olduğu sözleşmenin taslak niteliğinde tamamen matbu hükümler içeren geçersiz bir sözleşme olduğunu, davalının davacı ile sözleşme yapmak üzere anlaştıklarında davacı tarafça bütün firmalara aynı metin imzalattıklarının belirtildiğini, bunun prosedür olduğunu, sonrasında düzenleme yapılarak maddelerinin taraflarca belirlenebileceği yeni bir sözleşme yapılacağının ifade edildiğini, ancak eldeki matbu evrak niteliğindeki sözleşmeden sonra yeni bir sözleşmenin akdedilmediğini, işbu nedenle sözleşme hükümlerinin davalıya yükümlülük getirmediğini, Münhasır bayilik ve bayilik sözleşmelerinin çerçeve sözleşme niteliğinde olduğunu, çerçeve sözleşmenin ileride yapılacak bütün münferit sözleşmeleri yapma yükümlülüklerini kapsadığını, Bayilik Sözleşmesinde iki ilişkinin bir arada yer aldığını, taraflar arasındaki birinci ilişkinin üreticinin bayiye sözleşme konusu malların satış hakkını tanıdığı ve bunun karşısında bayinin de malların sürümünü artırma faaliyetini üstlendiği ilişki olduğunu, Çerçeve Sözleşme olarak adlandırılan ilişkinin, bu ilişki olduğunu, Bayilik Sözleşmesinin temelini oluşturan ikinci ilişkiyi ise üreticinin bayiye mal teslim etmesi ile bayinin mal teslim alma ve bedeli ödeme borcunun oluşturduğunu, aynı zamanda bu ilişkinin taraflar arasındaki münferit satım sözleşmeleri kurma borcunu içeren ilişki olduğunu, bu münferit satım sözleşmelerini yapma yükümlülüğünün bayilik sözleşmesinin esaslı unsurlarından olduğunu, ancak somut olayda akdedilmiş münferit bir sözleşme bulunmadığını, yapılan bayilik sözleşmesinin taslak niteliğinde bir sözleşme olduğunu, çerçeve anlaşma dışında ayrıca sözleşme hükümlerinin taraflarca kararlaştırılmadığını, işbu sebeple davacının davasına dayanak olarak sunduğu sözleşmenin hukuken geçerliliğinin bulunmadığını, taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından davacı yanca fatura olarak gönderilen belgenin de hüküm ve sonuçlarını doğurmasının beklenemeyeceğini, davacı tarafın hukuken geçerliliği olmayan sözleşme hükmüne dayanarak fatura tanzim etmek suretiyle davalı aleyhine icra takibi başlattığını ve haksız yere alacak talebinde bulunduğunu, işbu faturaların davalının sözleşme feshinden sonra tanzim edildiğini, geçerliliği bulunmadığını, ayrıca geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığı durumlarda fatura olarak gönderilen belgenin de faturanın hüküm ve sonuçlarını doğurmasının beklenmeyeceğini, zira hüküm doğurabilmesi için faturanın taraflar arasında önceden yapılmış ve geçerli bir sözleşme ilişkisine dayanmasının şart olduğunu, davalı şirket tarafından davacı yana düzenlenen faturaya itiraz edilmemiş olmasının fatura içeriğini kabul ettiği anlamını taşımadığını, TTK m.21)2'de; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır” Hükmünün yer aldığını, buradaki kabul edilmiş sayılan içeriğin/münderecatın; satılan malın veya yapılan işin adedi, türü, tutar gibi faturaya yazılması olağan hususlar olabileceğini, işbu kanun hükmüne göre de itiraza uğramayan faturanın malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü vs. borcun ifa edildiğini göstermeyeceğini, yani sonuç olarak uyuşmazlık halinde malın teslim edildiğini, işin yapıldığını v.s borcun ifa edildiğini faturayı düzenleyip gönderenin usulüne uygun olarak ispat etmesi gereki bu durumda davacı tarafın tanzim etmiş olduğu faturalara itirazlarının olmadığından bahisle fatura konusu alacağın kesinleştiği iddiasının tamamen hukuka aykırı olduğunu, kabul edilemeyeceğini, faturanın, sözleşmenin kuruluş safhasıyla ilgili olmadığına ve TTK m.21/2 hükmündeki karinenin faturanın içeriğine dair olduğunu, sözleşmenin kuruluşuyla ilgili bulunmadığına göre, faturaya itiraz edilmemesinin de sözleşme ilişkisinin varlığını göstermeyeceğini, eğer faturayı alıp ta süresi içinde itiraz etmeyen tarafın sözleşme ilişkisini inkar ederse o zaman TTK m.21/2'deki karinenin uygulanabilmesi in aralarında faturanın dayandığı geçerli bir sözleşme ilişkinin bulunduğu ispat yükünün faturayı düzenleyip gönderen tarafın üzerinde olduğunu, (TMK m. 6; HMK m.190/1) Faturaya konu alacağın dayandığı bu sözleşmenin HMK m.200 (HUMK m.287) uyarınca senetle kesin delille ispatlamak durumunda olduğunu, yine faturayı düzenleyip gönderen tarafın fatura konusu borcunu ifa ettiğini de ispatlamak zorunda olduğunu, nitekim Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre süresi içinde itiraz edilmeyen faturanın, konusu olan malın teslim edilmiş, iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceği yönünde olduğunu, davacı yanın yargılama sırasında salt kendi ticari defterlerinin incelenerek hükme esas alınması talebinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın hukuken geçerliliği dahi bulunmayan sözleşme hükmüne dayanarak, uyuşmazlığın çözümünde kendi ticari defterlerinin delil teşkil edeceğini öne sürdüğünü ve yalnızca bu ticari defterlerin incelenmesini talep ettiğini, sözleşme hükmünün bir an için geçerli olduğu kabul edilse dahi sözleşme maddesine bakıldığında davacı yanın defter ve kayıtlarının delil teşkil edeceğinin belirtildiğini ancak bu kayıtların inceleneceğine dair bir hüküm konulmamış olduğunun görüleceğini, kaldı ki yalnızca karşı yanın ticari defterlerinin inceleneceğine dair bir hükmün yer alsa dahi bu sözleşme hükmünün hukuka aykırı olduğundan geçersiz sayılacağını, davalı şirket ticari defterleri üzerinde herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın salt davacı yanın ticari defterleri üzerindeki kaydın tek başına delil teşkil edeceği yönündeki talebin ilgili yasa maddesine de açıkça aykırılık teşkil ettiğini, dolayısıyla davacı yanın bu konudaki muvafakatına ihtiyaç duyulmayacağını, tüm bu nedenlerle davanın reddine, davalı aleyhine başlatılan ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibinin iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Mahkememizde açılan dava: İİK.nın 67. maddesi gereğince itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; davacının davalıdan sözleşme, faturalar kapsamında alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı ile alacağın likit olup olmadığı ve icra takibine yapılan itirazın yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Dosyamıza celp edilen ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde davacı tarafından davalı aleyhine toplam 58.136,07 TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflarca sunulan bilgi ve belgeler, mahkememizce celp edilen bilgi ve belgeler hep birlikte değerlendirilmiş, uyuşmazlık konusunun çözümünün uzmanlık görüşü gerektirdiği kanaati ile tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak dosya kapsamında rapor sunulmak üzere bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının ... ilinde olması nedeniyle ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak davalı tarafın ticari defter ve kayıtların usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığı, taraflar arasında ticari ilişki varsa ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü ve davalı kayıtlarına göre taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinin tespiti ile dosya kapsamında rapor alınmasına karar verilmiştir.
... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... talimat sayılı dosyası aracığı ile alınan raporda özetle; Davalı tarafa ait 2020 Yılı Ticari Defter kayıtlarına göre Davalı ... Ltd. Şirketi Davacı ... AŞ'den 51.975,70 TL alacaklı göründüğünü, davalı defter bakiyeleri mall müşavir değişimi esnasında usulüne uygun devredilmediğini, muavin defterde görünen 246.540,76 TL'lik bakiye dikkate alınmadığını, yok sayıldığını, 01.09.2020 tarihinden itibaren davacı taraf adına açılması gereken 320 Satıcılar hesabının açılmamış ve dava dosyasında bulunan ilgili faturaların ticari defterlere kaydedilmediği görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Talimat mahkemesince alınan raporda gözetilerek; davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle birleştirici rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından sunulan raporda özetle; Dava ve icra dosyası ile davacı şirket ticari defterlerinin incelenmesi ve davalı kayıtları ile talimat raporunun hep birlikte incelendiğini, netice itibariyle Huzurdaki dava tarihinin 14.09.2021 olduğunu, Dava esas değerinin 58.16,07 TL olduğunu,“Dava konusu .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip tarihinin 18.11.2020 olduğunu, “Davacı şirketin 31.12.2020 tarih itibariyle davalı şirketten 61.693,69 TL alacaklı olduğu, “Davacı şirketin 12.01.2021 ve 31.12.2021 tarih itibariyle davalı şirketten 55.798,25 TL alacaklı olduğunu, İcra takip talebinde talep edilen 5 adet fatura alacağından 3 adedi için takip öncesi işlemiş faiz talep edildiğini, işlemiş faiz denetlendiğinde; davacı tarafından talep edilen faizin faturalar üzerindeki vade tarihi ile icra tarihi arasındaki gün sayısına göre toplam 2.368.890 TL takip öncesi işlemiş faiz hesaplandığını, davacı tarafından talep edilen faizin ise davalı lehine 2.337,82 TL (2.368,89 TL-2.337,82 TL>)31,09 TL daha az olduğundan kabul edilebilir olduğunu, dava esas değerinin takip öncesi işlemiş faiz ile birlikte 58.136,07 TL olarak belirlendiği (55.798,25 TL 4 2.338,82 TI .136,07 TL Tespit edildiğini, davalı ticari defterlerinin incelendiği Bilirkişi Raporuna göre; davalı kayıtlarında icra ve dava konusu edilen 5 adet faturadan 2 adedinin kayıtlı olduğu, kayıtlı olan faturaların aşağıda gösterilen faturalar olduğu, davalı kayıtlarında icra ve dava konusu edilen 5 adet faturadan 3 adedinin kayıtlı olmadığını, davalı şirketin 320.001.109.00 hesap kodlu cari hesap ekstresinde 31.08.2020 tarih itibariyle davalı şirketin di şirkete 246.540,76 TL borçlu olduğunu, davalı şirketin ticari defterlerinin 31.08.2020 tarihine kadar Mali Müşavir ... tarafından tutulduğunu, 01.09.2020 tarihinden itibaren ise Mali Müşavir ... tarafından tutulduğunu, 01.09.2020 tarihinden sonra muhasebe programının da değiştirildiğini, bu programda olması gerektiği gibi 31.08.2020 tarihli bakiyelerin aktarımının yapılmadığı, 246.540,76 TL alacak bakiyesinin de bu şekilde devrinin yapılmadığını, 01.09.2020 tarihinden sonra ise yukarıda tabloda gösterilen 3 adet faturanın da kayıtlı olmadığını, 20.09.2020 tarihinde davacıya ilişkin tek kayıt bulunduğunu, ... no.lu cari hesap kodunda 51.975,70 TL tutar ile davalının davacıdan alacaklı olduğunu, 31.12.2020 tarihli kapanış fişinde davalının davacıdan 51.975.70 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, talimat raporundaki bilirkişi raporuna göre mali müşavir değişikliğinden sonra olması gereken devir kayıtlarının yapılmadığı anlaşıldığını, devir kayıtlarının yapılmış olması halinde davalının davacı şirkete 246.540,76 TL- 51.975,70 TL- 194.565,06 TL borçlu olması gerektiğini, bu tutarın davacının talep ettiği tutarın dört katı fazla olan bir tutar olduğunu, taraflar arasın Bayilik Sözleşmesi ve Ekleri incelendiğinde;8. Sair Hususlar başlıklı maddede; a)İşbu sözleşme ve eklerden ve bu sözleşme uyarınca imzalanan diğer sair sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların çözümünde Shell defter ve kayıtları kesin ve münhasır delil teşkil edeceği maddesinin yer aldığını, tarafların mutabık olmadığı, davalının kendi ticari defterlerine göre davacının talep ettiği tutarda neredeyse 4 katı davacıya borçlu olduğu tespitinden hareketle davacı kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği, hatta davalının adet takip konusu faturadan 3 adedini kayıtlara almamış olmasının dahi durumu değiştirmediğini, tespit ve görüşlerini sunmuştur.
Alınan bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiş, raporlara karşı beyan ve itirazlar alınmıştır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre, dağıtım lisansı sahibinin davacı şirket, bayilik lisansı sahibinin davalı şirket, istasyon adresinin “... Mahallesi, ... Sokağı No:45/2 (Ada 121, Pafta 4, Parsel 169) ... ..., olduğu, sözleşme başlangıç tarihinin 15.05.2020, sözleşme imza tarihinin 10.04.2020 olduğu, sözleşmenin 'Taraflar işbu sözleşmeden ve eklerinden doğabilecek tüm anlaşmazlıkların çözümünde İstanbul Merkez Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu kabul ederler. ' maddesi gereğince mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmış olup, davalının yetki itirazı reddedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 193. maddesinde düzenlenen delil sözleşmesi; ortaya çıkan uyuşmazlıkta belli bir hususun ne tür deliller ile ispatlanacağının taraflarca yazılı olarak saptanmasıdır. Buna göre "Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispat öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler" şeklindedir.
Bir davanın tarafları, dava açılmadan önce veya sonra, bir hususun yalnız belli bir delil ile ispat edileceği hakkında bir sözleşme yaparlarsa, buna münhasır delil sözleşmesi denir. Yani bu hâlde, o husus yalnız delil sözleşmesi ile kabul edilmiş olan delil ile ispat edilebilir; başka bir delil ile ispat edilemez. Bir hususun ispatı için münhasır delil sözleşmesi yapılmış ise delil sözleşmesinde kararlaştırılan delilden (veya delillerden) başka delil kabul olunmaz. Buna göre taraflar, delil sözleşmesi ile aynı zamanda delillerini hasretmiş olurlar, yani taraflar, delil sözleşmesinde kararlaştırdıkları deliller dışında başka delil gösteremezler (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, c. 3, s. 2881 vd.)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde 'a)İşbu sözleşme ve eklerden ve bu sözleşme uyarınca imzalanan diğer sair sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların çözümünde Shell defter ve kayıtları kesin ve münhasır delil teşkil eder.' şeklinde belirtildiği ve taraflarca imzalandığı görülmüştür. Yapılan bilirkişi incelemesinden, davacı şirketin incelemeye konu edilen 2020 ve 2021 yıllarına ait yevmiye defterleri ile defter-i kebirlerin V.U.K. 221 madde ile T.T.K. 64. madde hükümlerine göre yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığının tespit edildiği, sahibi lehine delil olma vasfı taşıdığı, davaya konu 5 adet faturanın davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirketin 31.12.2020 tarih itibariyle davalı şirketten 61.693,69 TL alacaklı olduğu, davacı şirketin 12.01.2021 ve 31.12.2021 tarih itibariyle davalı şirketten 55.798,25 TL alacaklı olduğu, icra takip talebinde 5 adet fatura alacağından 3 adedi için takip öncesi işlemiş faiz talep edildiği, işlemiş faiz denetlendiğinde; davacı tarafından talep edilen faizin faturalar üzerindeki vade tarihi ile icra tarihi arasındaki gün sayısına göre toplam 2.368,89 TL takip öncesi işlemiş faiz hesaplandığı, davacı tarafından talep edilen faizin ise davalı lehine 2.337,82 TL (2.368,89 TL-2.337,82 TL=)31,09 TL daha az olduğundan kabul edilebilir olduğu anlaşılmış olup davalının haksız itirazının reddi ile davanın kabulüne, alacak likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatı hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas Sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
2-Asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 3.971,27 TL karar harcından peşin alınan 702,14 TL'nin mahsubu ile geri kalan 3.269,13TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacının yaptığı 769,94 TL ilk masraf (vekalet harcı+başcurma harcı, peşin harç) ile yargılama aşamasına yapılan 3.332,10 TL tebligat, posta gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.102,104 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Tarafların zorunlu arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL'NİN DAVALIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
7-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 14/05/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır