WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

İSTANBUL 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2021/166 Esas
KARAR NO :2024/145

DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:08/03/2021
KARAR TARİHİ:28/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı arasında bulunan ticari ilişki nedeni ile tutulan cari hesap gereğince davacının davalıdan 71.056,90 TL alacaklı olduğunu, bu alacağın tahsili amacı ile 09.10.2020 tarihinde davalı şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatılmışsa da davalı tarafından 14.10.2020 tarihinde borcun tamamına, faize ve borcun tüm fer'ilerine haksız ve hukuka aykırı itiraz edildiğini, söz konusu itiraz neticesinde icra takibinin durmuş olduğundan dava şartı olan ticari uyuşmazlıklara ilişkin arabuluculuk alternatif çözüm yoluna başvurulmuşsa da müzakereler sonucunda anlaşma sağlanamadığından işbu davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini, davalı tarafın davacıya borçlu olduğunun taraflar arasında imzalanmış bulunan ve ekte bir sureti sunulan mutabakat mektubuyla sabit olduğunu, 24.09.2020 tarihli mutabakat mektubunda davalı tarafın davacı şirketin takip miktarı kadar alacaklı olduğunu, cari hesap konusunda mutabık olduğunu, ikrar ettiğini, mutabakat mektubunun HMK 'nun 199. Maddesi anlamında bir belge olduğunu, bu nedenle HMK 205. Maddesine göre kesin delil niteliğinde olduğunu, her ne kadar tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinden bilirkişi incelemesi ile davacının davalı taraftan alacaklı olduğunun açıkça ortaya çıkabilecek ise de sundukları belgenin kesin delil teşkil etmesinden dolayı ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasında hukuki yarar bulmadıklarını, Takip miktarı kadar davacıya borcu olduğunu mutabakat metni ile kabul eden davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunun bu belge ile sabit olduğunu, bu nedenle söz konusu itirazın iptaline karar verilmesi ve haksız ve kötü niyetle yapılan itirazdan ötürü davalı tarafın 96 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, borçlunun haksız itirazının iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmektedir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin varolan ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap gereğince alacaklı olduğunu, icra takibi başlatıldığını, itiraz edildiğini, itiraz üzerine itirazın iptali davasının ikame edildiğini ifade ettiğini, davacının icra takibi ve itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının haksız olduğunu, davacının davalıdan alacağının bulunmadığını, alacak talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu, dava ve takibe dayanak yapılan cari hesabı oluşturan faturalara konu hizmetlerin, ürünlerin davalı tarafa teslim edildiği ve faturaların davalıya tesliminin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, usulüne uygun yazılı delillerle ispat gerektiğini, bu yönde bir ispat vasıtasının dosyaya sunulmadığını, faturanın tek başına alacağın varlığını ispat için yeterli olmadığını, davacının cari hesabına kayıt ettiği faturaların davalıya teslim edildiği ve davalı kayıtlarına alındığı hususunun da ispata muhtaç olduğunu, davacı tarafın sunmuş olduğu belgeler ve delillerin iddia edilen alacağın varlığını ispat için yeterli olmadığı gibi davalının borcun/alacağın varlığına ve kabulüne dair bir beyanı da bulunmadığını, alacak iddiasının cari hesaba dayandığından tarafların ticari kayıt ve defterlerinin incelenmesi gerektiğini, ticari kayıt ve defterler incelendiğinde davacının haksız olduğu ve alacak kaydının bulunmadığının görüleceğini, davaya konu alacağın likit ve belirlenebilir olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu, alacak iddiasının inceleme ve yargılama gerektirdiğini, bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin yerinde olmadığını, davalı şirketin davacı tarafa cari hesaptan kaynaklı borcu bulunmadığından alacak istemi ve davanın haksız olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dosyamıza getirtilen .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 71.056,90-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
İddia, savunma, toplanan deliller ve tarafların ilişki dönemlerine ait taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu 05/12/2022 tarihli raporunda özetle;
"Davalı şirketin 2017 yılı ortalarından itibaren şahıs şirketinden Anonim Şirket'e dönüştüğü ve bu nedenle 2017 yılı davalı şirketin davacı şirket ile olan cari hesap ekstresinde devredilen mevcut bakiyenin davacı şirket kayıtlarında bulunmadığı yukarıda belirtilmiş idi.
Davacı şirketin 2017 yılı açılış fişinde 120.17 no.lu hesap kodunda davalı şirketin şahıs firmasından 18.487,60 TL alacaklı olduğu ancak bilahare kapanış fişinde bir bakiye bulunmadığı, davalı ile cari hesaba bir rakam devredilmediği saptanmıştır.
Bu noktada şahıs firmasından devredilen rakamın doğru olup olmadığı da denetlenemediğinden anılan tutar hariç tutularak çözüme varılmaya çalışılacaktır.
Dosyaya celp edilen;
T.C. .... İcra Dairesi"nin ... Esas sayılı dosyasında;
-09.10.2020 tarihinde dosyamız davacısı tarafından dosyamız davalısı aleyhine “Kambiyo Senetlerine (Çek, Poliçe ve Emre Muharrer Senet) Özgü Haciz Yoluyla Yapılacak Takipte Ödeme Emri” yolu ile takip başlatıldığı,
-Takip talebinde;
75.000,00 TL Asıl Alacak+19.523,22 TL Faiz+7.500,00 TL %10 Tazminat+225,00 TL %0,30 Komisyon=108.248,22 TL tutarında ki toplam alacağın icra gideri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren ana alacağa işleyecek yıllık 9e 10 avans faizi ile fazlaya dair ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep hakları saklı kalarak kısmi ödemelerde TBK. 100. Maddeye göre tahsilinin talep edildiği,
-Takip talebinin sebebi olarak 02.02.2019 tanzim tarihli 40.000,00 TL çek ile 16.03.2019 tanzim tarihli 35.000,00 TL miktarlı çekin gösterildiği,
35.000,00 TL tutarlı çekin muhasebe kayıtlarına göre davalı şirket tarafından davacı şirkete 25.04.2018 tarihinde ödendiği, 40.0000,00 TL tutarlı çekin ise muhasebe kayıtlarına göre davalı şirket tarafından davacı şirkete 16.08.2018 tarihinde ödendiği, Tespit edilmiştir.
Tarafların ticari kayıtlarında bu husus karşılıklı teyit edilmektedir.
Davalı şirketin karşılıksız çıkan 35.000,00 TL tutarlı çeki tekrar kayıtlarında 04.01.2019 tarihinde davacı lehine kayıtlarına giriş kaydını yaptığı ve 35.000,00 TL kadar davacıya tekrar borçlandığı, ancak 40.000,00 TL için böyle bir kayıt yapmadığı saptanmıştır.
Davalı tarafından davacı şirkete ayrıca ... no.lu 35.000,00 TL ve ... no.lu 45.000,00 TL tutarlı iki adet çek ödemesi yapılmıştır.
Her iki tarafın ticari defterlerinde bu iki çekin dışında 35.000,00 TL * 45.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL tutarlı çekleri iade ettiği, şeklinde kayıt bulunmaktadır.
Bu tespitlere davalının kayıtlarında sadece icraya konu olan 35.000,00 TL tutarlı çekin iade kaydı iden diğer bir 35.000,00 TL tutarlı çek ile eşleşmektedir.
Buna göre her iki şirketin ticari defterlerinde;
35.000,00 TL + 40.000,00 TL olmak üzere toplam 75.000,00 TL çekin davalıdan davacıya ödendiği ancak cari hesap ekstresinden çıkışının yapılmadığını kabul etmek gerekecektir.
Her iki şirketin cari hesap kayıtlarında toplam 75.000,00 TL tutarlı çekin yansıtılmadığı anlaşıldığından davaya konu olan ve davaya konu olmayan her iki icra takibinin mükerrer alacak için açıldığı sonucuna varılmaktadır.
Davacı şirketin iş bu davaya konu icra takip tarihi olan 09.10.2020 tarihinde davalı şirketten 71.057,60TL alacaklı olduğu, bu tutarın .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında talep edilen ana para alacağı ile eşleştiği,
Ancak davacı şirketin gene 09.10.2020 tarihinde takip başlattığı .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında 75.000,00 TL her iki çek toplamı ile diğer masraflar ile beraber toplam 123.327,66 TL tutarı tahsil ettiğini vekili vasıtası ile 18.11.2020 tarihli dilekçede icra dosyasına beyan ettiği, tahsil edilen ana para alacağının 75.000,00 TL olduğu,Davacı şirketin ticari defterlerinde bu tahsilatın kayıtlı olmadığı, davacı şirketin ticari defterlerinde ise bu ödemede cari hesaba yansıtılan tutarın 75.000,00 TL ana para olması gerekirken 123.327,66 TL toplam tutarın cari hesaba hatalı olarak yansıtıldığı, diğer yandan çek iade girişlerinin yapılmadan icra ödeme kaydının yapılmasının davalıyı alacaklı duruma hatalı olarak soktuğu,Davacı şirketin işbu davaya konu icra takip talebinde talep ettiği 71.056,90 TL yerinde aslında ana para olarak 75.000,00 TL tutarı tahsil ettiği, bu durumda dava konusu icra takip talebinin karşılıksız kaldığı sonucuna varılmaktadır." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Davacı vekilince rapora karşı itiraz edildiği mahkememizce, davacı vekilinin rapora karşı itirazları ve mükerrer takip iddiası yönünden takip dosyaları yeniden değerlendirilmek suretiyle dosyanın ek rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmesine karar verildiği, bilirkişi tarafından sunulan 19/09/2023 tarihli raporda özetle;" İcraya konu edilen iki adet çekten; Davalı şirketin 02.02.2019 vadeli ve ... no.lu ve 40.000,00 TL tutarlı çekin davacı şirkete 16.08.2018 tarih ve ... no.lu yevmiye maddesinde ödeme kaydının yapıldığı, Davalı şirketin 02.02.2019 vadeli ve ... no.lu ve 35.000,00 TL tutarlı çekin davacı şirkete 16.10.2018 tarih ve ... no.lu yevmiye maddesinde ödeme kaydının yapıldığı, Tespit edilmiştir.Her iki çekin karşılıksız çıkması nedeni ile iade kayıtlarının gerek davacı gerekse davalı tarafından kayıt edilmediği tespit edilmiş olup, kök raporun 11 no.lu sayfasında 35.000,00 TL tutarlı çekin davalı şirketin iade kaydını yaptığı 40.000,00 TL tutarlı çek için kayıt yapılmadığı şeklinde hatalı tespit yapılmıştır. Bunun nedeni ise 35.000,00 TL tutarlı bir başka karşılıksız çek
ile karıştırılmış olmasında kaynaklıdır. Şöyle ki; Her iki şirket tarafından 25.04.2018 tarihli kayıt ile davalı şirket tarafından davacı şirkete 25.04.2018 vade ... no.lu ve 35.000,00 TL tutarlı çek ödeme kaydının yapıldığı, ancak bu çekin karşılıksız çıktığı ve davacı şirket kayıtlarında 03.12.2018 tarihinde davalı şirket kayıtlarında ise 04.01.2019 tarihinde iade kaydının yapıldığı, Her iki şirket tarafından 26.07.2018 tarihli kayıt ile davalı şirket tarafından davacı şirkete 26.07.2018vade ... no.lu ve 45.000,00 TL tutarlı çek ödeme kaydının yapıldığı, ancak bu çekin karşılıksız çıktığı ve davacı şirket kayıtlarında 31.12.2018 tarihinde davalı şirket kayıtlarında ise 08.01.2019 tarihinde iade kaydının yapıldığı, Tespit edilmiştir.
Kök raporun 7 no.lu sayfasında yer aldığı üzere;
Davacı şirketin ticari defterlerinde;
-Davalı şirket ile olan ticari ilişkisini 120.143 no.lu hesap kodunda takip ettiği,
-31.12.2017 tarih itibari ile davacı şirketin davalı şirketten 38.149,56 TL alacaklı olduğu,
-31.12.2018 tarih itibari ile davacı şirketin 126.229,94 TL alacaklı olduğu,
-31.12.2019 tarih itibari ile davacı şirketin 71.057,60 TL alacaklı olduğu,
-31.12.2020 tarih itibari ile davacı şirketin 71.057,60 TL alacaklı olduğu,
-31.12.2021 tarih itibari ile davacı şirketin 71.057,60 TL alacaklı olduğu,
Tespit edilmiştir.

Davalı şirketin ticari defterlerinde;
Davacı şirket ile olan ticari ilişkisini 320.01.073 no.lu cari hesap kodunda takip ettiği
-31.12.2017 tarih itibari ile davacı şirketten 1.354,12 Tl alacaklı olduğu,
-31.12.2018 tarih itibari ile 3.446,76 TL borçlu olduğu,
-31.12.2019 tarih itibari ile 29.439,64 TL borçlu olduğu,
-31.12.2020 tarih itibari ile 54.390,76 TL alacaklı olduğu,

-31.12.2021 tarih itibari ile 54.390,76 TL alacaklı olduğu,
Tespit edilmiştir.
Buna göre;
31.12.2017 bakiye farkı 38.149,56 TL +1.354,12 TL=39.503,68 TL
31.12.2018 bakiye farkı 126.229,94 TL-3.446,76 TL=122.783,18 TL
31.12.2019 bakiye farkı 71.057,60 TL-29.439,64 TL=41.617,96 TL
31.12.2020 bakiye farkı 71.057,60 TL+54.390,76 TL= 125.448,36 TL
Olacaktır.

Kök raporun 7-8-9-10 no.lu sayfalarında yukarıdaki bakiye farklarına yol açan işlemler izah edilmiştir. Bu kez aşağıda bu farklar tablo halinde sunulmaktadır.
ü ü
Yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere davacı şirketin 2018 yılın kayıtlarındaki 35.000,00 TL ve 45.000,00 TL iade çek kayıtları (icra dışı çekler) davalı şirket defterlerinde 2019 yılına işlenmiştir. O
halde 31.12.2020 tarihli tüm genel bakiyede fark olarak düşünülmeyecektir. Benzer şekilde 2018 yılında 3.278,63 TL tutarlı fatura davalı kayıtlarında 2019 yılına işlenmiştir. O halde 31.12.2020
tarihli tüm genel bakiyede fark olarak düşünülmeyecektir.
Kalan farklar irdelendiğinde;
1-Davalı şirketin 2017 yılı içinde şahıs şirketinden A.Ş.’ne dönüştüğü, şahıs şirketi ile davacı şirket arasındaki bakiye tutarı olan 39.504,43 TL tutarın davalının kayıtlarında olduğu, ancak bir başka şirket
bakiyesinin davalı şirkete devredilmemesi gerektiği, zaten bu bakiyenin de davacı kayıtlarında olmadığı tespit edilmiştir.
2-Mayıs 2019 ayındaki 1.500,00 TL ve 620,00 TL tutarlı davalıdan davacıya yapılan iki ödeme davalı kayıtlarında çift işlenmiştir. Davalının buna itirazı olması halinde 4 ayrı banka ödeme belgesini
dosyaya ibraz etmelidir.
3-21.02.2019 tarihli ve ... no.lu fatura 4.516,14 TL iken (sureti görülmüştür.) davalı kayıtlarında 4.522,94 TL (4.516,14 – 4.522,94 =) 6,80 TL davalının kendi aleyhine hatalı kayıt edilmiştir.
4-Benzer şekilde 2017 yılındaki 13.505,73 TL fatura davalı kayıtlarında 13.505,00 TL olarak kayıt edilmiştir. Fatura görülemediğinden ve tutar 0,73 küsurat olduğundan önemsenmeyecektir.
5- .... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra dosyasına (çeklerden kaynaklı takip için) davalı şirket tarafından banka dekontu üzerinde icra dosyası numarası ile davacı vekili hesabına
17.11.2020 tarihinde 30.000,00 TL, Alıcı Av. ...
17.11.2020 tarihinde 79.000,00 TL, Alıcı Av. ...
17.11.2020 tarihinde 14.327,66 TL, Alıcı Av. ...
Olmak üzere toplam 123.327,66 TL ödeme yapılmıştır.

Davalı şirket tarafından işbu ödenen 123.327,66 TL tutar 17.11.2020 tarih ve ... no.lu yevmiye maddesinde davacı şirkete olan borcundan tenzil edilmiştir. Ancak 123.327,66 TL yapılan ödeme ile .... İcra Müdürlüğü’ndeki ... Esas no.lu dosya borcunun davalı tarafından ödenerek kapatıldığı saptanmıştır. Ancak davalı şirketin muhasebe kayıtlarında cari hesap borcundan iki çek toplamı olan 75.000,00 TL
tutar yerine icra dosyasındaki faiz, harç, vekalet ücreti vs. ödemelerinde davacıya olan borçtan hatalı olarak düşüldüğü saptanmıştır. Davalı bu şekilde 123.327,66 TL-75.000,00-TL=48.327,66 TL tutar borcu davacı aleyhine ödendi şeklinde muhasebe kaydı yapmıştır.
2020 yılında bu tahsilat davacı kayıtlarında bulunmamaktadır.
Doğru olan kayıt icra konusu edilen 35.000,00-TL ve 45.000,00 TL tutarlı davalının davacıya ödediği iki adet çekin karşılıksız çıkması ile her iki şirket tarafından kayıtlara işlenerek iş bu çek bedelleri
kadar tekrar davalının davacıya borçlanması ve bilahare icra dairesine ödeme yapılınca 123.327,66 TL tutardan sadece 75.000,00 TL tutarın cari hesaba işlenmesi ve davalının tekrar 75.000,00 TL borcunun
azalması ve 123.327,66 - 75.000,00 = 48.327,66 TL tutarın ise masraf olarak giderleştirilmesi gerekmektedir.
Her iki şirketin karşılıksız çekleri iade etmediği saptandığından bakiye tespitinde artık icra dairesine yapılan ödemenin de hesap dışı bırakılması gerekmektedir. Zira aksi halde davalı şirketin davacıya
icrada yapılan ödemenin diğer bir ödeme gibi borç azaltıcı unsuru olacaktır.
Açıklanan gerekçeler ile;
Davacı şirket tarafından 2021 yılı ticari defterleri ibraz edilmemiştir. İcra takip tarihi 2020 yılıdır.
Davacı şirketin 19.10.2020 ve 08.03.2021 dava tarihi itibariyle davalı şirketten cari hesap ekstresinde kaynaklı 71.057,60 TL alacaklıdır.
Davacı şirket tarafından dosyaya ibraz edilen Uzman Raporu irdelendiğinde; Dosya kapsamında hazırlanan Bilirkişi Raporlarının referans alınarak incelendiği belirtilmiştir. Netice
kısmına kadar da hazırlanan raporun adeta tarafımca hazırlanan raporun bir eşi olduğu görülmekle beraber, ancak uzman görüşündeki netice bölümündeki farka işbu ek rapor çalışması ile ulaşılmıştır.
Davacı şirket tarafından inceleme günü tarafıma sunulmayan 2017-2018-2020 yılları envanter defterlerinin ile Sn. Uzman görüşüne sunulduğu görülmektedir. Ancak uzman raporunda 2021 yılı defterleri incelenmeden 2022 yılı defterlerinin incelendiği görülmektedir. Tarafımca hazırlanan raporda dava tarihi ile sınırlı olarak en son 2021 yılı incelenmiştir.
-Davacı şirketin 09.10.2020 icra tarihi ve 08.03.2021 dava tarihi itibariyle davalı şirketten 71.057,60-TL alacaklı olduğu,
-T.C, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında ana para cari hesap alacağının 71.056,90 TL olduğu,
-Dava esas değerinin 71.056,90 TL olduğu,
-Takip öncesi işlemiş faiz talep edilmediği,
-Ticari defterlerdeki alacak icra takibi ile istenilen ana para alacağından (71.0S7,60 TL -71.056,90-TL-0,70 TL fazla olduğundan işbu takibin en fazla 71.056,90 TL tutar ile devam edebileceği
-Takip öncesi işlemiş faiz talep edilmediği
-Kök rapordaki hatalı sonucun yukarıda gerekçeleri açıklandığı üzere taraf itirazlarının irdelenmesi ve tekrar inceleme ile çözüme kavuştuğu," şeklinde görüş bildirdiği görüldü.
Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; davacı tarafça davalı aleyhine 71.057,60TL üzerinden .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine duran takibe devam edilebilmesi amacıyla işbu itirazın iptali davasının açıldığı, davalı tarafça davacının fatura konusu malların teslim edildiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiği, borcunun bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde sunulan kök raporda; her iki şirketin cari hesap kayıtlarında toplam 75.000,00 TL tutarlı çekin yansıtılmadığı anlaşıldığından davaya konu olan ve davaya konu olmayan her iki icra takibinin mükerrer alacak için açıldığı, davacı tarafından aleyhine .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında 75.000,00 TL her iki çek toplamı ile diğer masraflar ile beraber toplam 123.327,66 TL tutarı tahsil ettiğini vekili vasıtası ile 18.11.2020 tarihli dilekçede icra dosyasına beyan ettiği, tahsil edilen ana para alacağının 75.000,00 TL olduğu, davacı şirketin işbu davaya konu icra takip talebinde talep ettiği 71.056,90 TL yerinde aslında ana para olarak 75.000,00 TL tutarı tahsil ettiği, bu durumda dava konusu icra takip talebinin karşılıksız kaldığı bildirilmiş ise de; davacı tarafça rapora itiraz edildiği takip dosyası değerlendirilmek suretiyle ek rapor tanzimine karar verildiği, sunulan ek raporda; tarafların senelik kayıtlarına göre defterlerindeki bakiye farklarına yönelik tablo paylaşılmış olup, incelenmesinde, davacı şirketin 2018 yılı kayıtlarındaki 35.000,00 TL ve 45.000,00 TL iade çek kayıtları (icra dışı çekler) davalı şirket defterlerinde 2019 yılına işlenmiştir. O halde 31.12.2020 tarihli tüm genel bakiyede fark olarak düşünülmeyecektir. Benzer şekilde 2018 yılında 3.278,63 TL tutarlı fatura davalı kayıtlarında 2019 yılına işlendiği dolayısı ile 31.12.2020 tarihli tüm genel bakiyede fark olarak hesaba katılmayacağı, davalı şirketin 2017 yılı içinde şahıs şirketinden A.Ş.’ne dönüştüğü, şahıs şirketi ile davacı şirket arasındaki bakiye tutarı olan 39.504,43 TL tutarın davalının kayıtlarında olduğu, ancak bir başka şirket bakiyesinin davalı şirkete devredilmemesi gerektiği, zaten bu bakiyenin de davacı kayıtlarında olmadığı tespit edilmiştir. mayıs 2019 ayındaki 1.500,00 TL ve 620,00 TL tutarlı davalıdan davacıya yapılan iki ödeme davalı
kayıtlarında çift işlendiği, 21.02.2019 tarihli ve ... no.lu fatura 4.516,14 TL iken (sureti görülmüştür.) davalı kayıtlarında 4.522,94 TL (4.516,14 – 4.522,94 =) 6,80 TL davalının kendi aleyhine hatalı kayıt edildiği, dava konusu olmayan mükerrer takip olma ihtimali irdelenen .... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takip dosyasına dayanak çeklerden kaynaklı takip için davalı şirket tarafından banka dekontu üzerinde icra dosyası numarası ile davacı vekili hesabına 17.11.2020 tarihinde 30.000,00 TL, Alıcı Av. ... , 17.11.2020 tarihinde 79.000,00 TL, Alıcı Av. ... , 17.11.2020 tarihinde 14.327,66 TL, Alıcı Av. ... hesabına olmak üzere toplam 123.327,66 TL ödeme yapıldığı, 123.327,66 TL yapılan ödeme ile .... İcra Müdürlüğü’ndeki ... Esas no.lu dosya borcunun davalı tarafından ödenerek kapatıldığı, ancak hatalı şekilde davalı şirket tarafından işbu ödenen 123.327,66 TL tutar 17.11.2020 tarih ve ... no.lu yevmiye maddesinde davacı şirkete olan borcundan tenzil edildiği, yani davalı şirketin muhasebe kayıtlarında cari hesap borcundan iki çek toplamı olan 75.000,00 TL tutar yerine icra dosyasındaki faiz, harç, vekalet ücreti vs. ödemelerinde davacıya olan borçtan hatalı olarak düşüldüğü anlaşılmaktadır. Dolayısı ile davalı bu şekilde 123.327,66 TL-75.000,00 TL=48.327,66 TL tutar borcu davacı aleyhine ödendi şeklinde muhasebe kaydı yapmıştır.
2020 yılında bu tahsilat davacı kayıtlarında bulunmamaktadır. Kök Rapor ile ek rapor arasındaki çelişki gibi görünen ancak ek raporda aydınlatılmış olan esas önemli noktanın yani kök raporda davacının çek tahsilatları ile bakiye alacağının bulunmadığı yönündeki tespitin ek raporda; "Her iki şirketin karşılıksız çekleri iade etmediği saptandığından bakiye tespitinde artık icra dairesine yapılan ödemenin de hesap dışı bırakılması gerekmektedir. Zira aksi halde davalı şirketin davacıya icrada yapılan ödemenin diğer bir ödeme gibi borç azaltıcı unsuru olacaktır. " şeklindeki açık tespitin dosya kapsamına göre denetime elverişli olduğu anlaşılmıştır. Çünkü ek raporda izah edildiği üzere davalı tarafça bahse konu takip dosyasına dayanak yapılmayan ve karşılıksız işlemi sonrası iade edilen takip dışı farklı iki adet çekin bulunduğu, iade kayıtlarının farklı dönemlerde yapılması ve dava konusu olmayan takip dosyasına yapılan ödemede icra vekalet ve icra masraflarının da davacıya olan borçtan davalı kayıtlarında hatalı olarak düşülmüş olmasıdır. Açıklanan nedenlerle ek rapor doğrultusunda davacının icra takip tarihi ve dava tarihi itibariyle davalı şirketten cari hesap ekstresinden
kaynaklı 71.057,60 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, alacak likit olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE ; davalı tarafından .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 71.056,90-TL asıl alacak üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2- Alacak miktarı olan 71.056,90-TL üzerinden %20 oranında hesap olunan 14.211,38-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 4.853,90-TL karar ve ilam harcından 858,20-TL peşin harcın mahsubu ile geriye kalan 3.995,90-TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 926,00-TL yargılama gideri ile yargılama aşamasında yapılan 1.903,50-TL masraf olmak üzere toplam 2.829,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
6-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-1.320,00-TL Arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/02/2024

Katip ...

Hakim ...