T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/632 Esas
KARAR NO :2024/516
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:18/11/2020
KARAR TARİHİ:11/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ...'nin “...” adı altında ... adresinde uzun yıllardan bu yana eczacı olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkil takviye gıda alımlarını başka firmalardan yapmaktayken davalı şirketin bir kampanyası dikkatini çekmiş ve davalı şirket ile çalışmaya başladığını, kampanya broşüründe görülebileceği üzere davalı şirketin yapmış olduğu kampanya ile kendisini piyasada tercih edilen bir marka yapmaya çalıştığını, müvekkilin de meslektaşı diğer eczacıların bu kampanyadan faydalanarak daha yüksek oranlarda kar ettiklerini görerek Şubat 2020 itibariyle ... Ecza Depolarından davalı şirket ürünlerini satın almaya başladığını, 30.06.2020’ye kadar muhtelif tarihlerde toplamda 105 farklı fatura ile davalı şirket ürünlerinden KDV hariç 1.432.407,00 TL’lik ürün satın alan müvekkil 1. yarı yıl sona erdiğinde diğer meslektaşları gibi hak ediş primlerini davalı şirketten talep ettiğini, bu hak ediş primi ise davalı şirket tarafından belirlenen tarifeye göre satın alınan ürünlerin bedelinin %15’ine denk gelen 214,861.05 TL olduğunu, ancak davalı şirket temsilcileri tarafından müvekkilin bu hak edişleri çeşitli bahaneler öne sürülerek ödenmediğini, müvekkil ilk olarak davalı şirkete yönelik olarak .... Noterliği'nin 08.09.2020 tarihli 17900 yevmiye numaralı ihtarı ile davalı şirkete hak edişlerinin ödenmesini ihtar ettiğini, buna mukabil davalı şirket vekili aracılığı ile müvekkile .... Noterliği'nin 17.09.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap vermiş ve taraflar arasında karşılıklı bir irade beyanı bulunmadığı ve imzalı bir akit bulunmadığını bu nedenle taleplerini kabul etmediklerini beyan etmiş olduklarını, davalı şirket ek olarak ihtarnamesi'nde müvekkilin "temel eczane faaliyetlerinin dışına çıktığı, eczane dışında toptan satış yapıldığı, İnternet mecralarında satış faaliyetlerinde bulunduğu, nihai tüketiciye doğrudan satışın terk edilerek dolaylı ticaret faaliyetlerinde bulunduğun tespit edildiği" beyan etmekte olduğunu, davalı şirketin bu açıklaması ile beraber esasında müvekkile ödeme yapılmama sebebini öne sürerek bu şekilde bir prim sisteminin varlığını da ikrar ettiğini, davalı şirket bu zamana kadar diğer bütün eczacıların prim ödemelerini ecza depolarından düzenlenen faturalar ile ödediğini, herhangi bir gerçekliği bulunmayan davalı şirketin cevabi ihtarnamede yer alan iddiaları ile adeta müvekkilin hakkını araması halinde asılsız ithamlar ile karşılaşacağından endişe etmesi istendiğini, ancak müvekkilin yasal zeminde hakkını aramak adına kanun gereği zorunlu arabuluculuk başvurusu gerçekleştiğini, 17.09.2020 tarihinde gerçekleşen görüşmelerin 23.09.2020 tarihinde uzlaşmama yönünde tutanak düzenlenmesi ile sonlandığını, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nda da belirtildiği üzere sözleşme, iki ya da daha çok gerçek veya tüzel kişinin iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun şekilde açıklamalarıyla kurulan hukuki işlemdir. Sözleşmenin kurulması için tarafların bazı irade açıklamalarına ihtiyaç bulunduğunu, Bunların öneri ve kabul olduğunu, Borçlar Kanunu'nun 8. maddesinde "Öneren, önerisi ile bağlı olmama hakkının saklı olduğunu açıkça belirtirse veya işin özelliğinden ya da durumun gereğinden bağlanma niyetinde olmadığı anlaşılırsa, önerisi kendisini bağlamaz." hükmü yer aldığını, bu doğrultuda somut olayda davalı firmanın müvekkile mümessilleri aracılığı ile ulaştırdığı metnin öneri olduğu açık olduğunu, zira önerinin iki esaslı unsuru olan sözleşmenin esaslı unsurlarını içerme ve bağlanma iradesi taşıma somut olayda mevcut olduğunu, davalı firmanın söz konusu metinde önerileri ile bağlı olmama haklarını saklı tutmadıklarını, bu müvekkile kendisinin de bu öneri kapsamında olduğunu kaçınılmaz bir biçimde düşündürdüğünü ve müvekkilin bu doğrultuda hareket ettiklerini, bir iradenin ne zaman öneri, ne zaman öneriye davet olduğunun ayırt edilmesi oldukça önemli olduğunu, bu ayrımın yapılmasında açıklanan iradenin önerenin iki unsurunu (sözleşmenin esaslı unsurlarını içerme ve bağlanma iradesi taşıma) içerip içermemesi esas alınacağını, öneride sözleşmenin esaslı unsurları yer aldığı halde, öneriye davette çoğu zaman sözleşmenin esaslı unsurları yer almadığını, örneğin X isimli Bakanlık, ihtiyacı olan gıda maddelerini satın almak istemektedir. Bu amaçla, gıda üretici ya da satıcılarını, ihtiyacı olan nitelikteki gıda maddelerine ilişkin fiyatlarını bildirmelerini isterse, X'in açıkladığı iradesi öneri değil, öneriye davet olduğunu, zira, X'in iradesinde satım sözleşmesinin esaslı unsurları olan, mal ve bedel unsurları mevcut olmadığını, öte yandan öneride bağlanma iradesi olduğu halde, öneriye davette bu irade olmadığını, örneğimizde, X isimli bakanlık satın almak istediği malın miktarını, niteliklerini ve bedelini belirtebileceğini, ancak bunu açıklarken gıda malzemesi üreten ya da satan firmalardan kendisine teklifler getirmesini bunlar içerisinde kendisine en uygun olanı seçip kabul edeceğini bildirebileceğini, bu örnekte X'in iradesi satım sözleşmesinin esaslı unsurlarını içermekte fakat bağlanma iradesi bulunmadığını, öneriye davet bağlanma iradesi taşımaz. Bu nedenle öneriye davette bulunanın kendisine yöneltilen önerileri reddetmesi sözleşme sorumluluğuna neden olamayacağını, ancak burada koşulları varsa sözleşme öncesi sorumluluk (culpa in contrahendo sorumluluğu) gündeme gelebileceğini, Borçlar Kanunu madde 8 önerinin ne zaman bağlanma iradesi içermediğini "bağlayıcı olmayan öneri" kenar başlığı altında düzenlediğini, önerinin karşı tarafın kabulü ile sözleşmenin kurulmasının arzu edildiğini açıklayan bir irade beyanı olup, ş u halde bir irade beyanının öneri sayılabilmesi için onu yapanın karşı tarafın kabulü üzerine sözleşmenin kurulmasını arzu ettiğini açıklaması gerekeceğini, şayet irade beyanı sadece bir müzakereye girişmek amacını açıklıyorsa, bu irade beyanı bir öneri değil "öneriye davet olduğunu, öneri kural olarak olarak belirli bir veya birkaç kişiye yöneltileceğini, fakat bunun zorunlu olmadığını, kişisel özelliklerin ön plana çıktığı (intuitu personae) sözleşmeler açısından genele yapılan önerinin öneri olmayacağı öneriye davet olabileceği söylenebileceğini, netice itibariyle davalı firmanın kendisini piyasada rakiplerine karşı öne çıkarmak için açık bir öneri yaptığını, müvekkilin de bu öneriyi kabul ederek davalı firmadan KDV hariç 1.432.407,00 TL tutarında ürün satın aldığını, davalı firma önerisi gereği satın alınan ürünlerin bedelinin %15’ine denk gelen 214,861.05 TL'yi müvekkile ödemek zorunda olduğunu, ancak davalı firmanın çeşitli bahaneler öne sürerek bu ödemeyi yapmaktan kaçındığını, mahkemenizden belirtilen ecza depolarına müzekkere yazılarak davalı firma adına kesilen ve açıklamasında ... prim faturası ibareleri yer alan faturaların celp edilmesini, lüzum görülürse davalı firmanın mali bilançosunun incelenmesini sonuç olarak haklı davalarının kabulü ile müvekkilin hak etmiş olduğu prim ödemesi olan 214,861.05 TL'nin tahakkuk ettiği 2020 yılı birinci yarı yılı sonu olan 30.06.2020 tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile beraber davalı firmadan alınarak müvekkile ödetilmesine karar verilmesini ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında hiçbir nam ve ad altında ilişki bulunmadığını, davacının az sayıda eczaneye ödenen prim üzerinden kendine pay çıkarttığını ve bu doğrultuda imzasız-tarihsiz bir metin hazırlayarak hak iddia ettiğini, davacı, davalının müvekkilin prim anlaşması yaptığı eczacılar arasında olmadığını, davacının öncelikle kendisine öneri yapıldığını ileri sürdüğünü sonrasında ise genele yapılan bir öneriden bahsettiğini, ancak, ne davacıya yönelik bir öneri ne de genele yönelik bir öneri bulunmadığını, davalı müvekkilin, herkese prim vermek gibi bir zorunluluğu bulunmamakta olup, tanımadığı ve anlaşmasının olmadığı davacıya da prim ödemek zorunda olmadığını, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile; haksız ve hukuka aykırı talepler içeren davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, cevap ve sair evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Davanın alacak davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; taraflar arasında prim ödenmesine ilişkin sözleşme kurulup kurulmadığı, sözleşme kurulmuş ise davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı noktalarında toplanmaktadır.
Taraflarca sunulan bilgi ve belgeler ile mahkememizce celp edilen bilgi ve belgeler hep birlikte değerlendirilmiş, dava konusu uyuşmazlığın çözümünde uzman görüşü gerektiği kanaati ile dosyanın Eczane ve İlaç satışları konusunda uzman bilirkişi, SMM ve Sözleşme Bilirkişisinden oluşacak heyete dosyanın tevdi edilerek dosya kapsamında rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi heyetince sunulan raporda özetle; dava dosyası içeriğindeki belgelerin incelenmesi neticesinde;
Eczacılık Bakımından yapılan değerlendirme,
Firmaların ciro primi vermek için büyük çoğunlukla aidiyet anlaşması ve alım garantili anlaşmalar yaptığı bilinmekte olup davacı tarafından dosyada böyle bir sözleşmenin varlığı ispat edilemediğini, yine ekte sunulmuş olan firma broşürü 2019 yılına ait olup 2020 yılında şartların ne olduğu ispata muhtaç olduğunu, aracı depoların da davalı tarafı doğrular cevap vermiş olup ; ürünlerinden alım yapan her eczaneye ciro primi uygulanmadığı cevabı yazılardan görüldüğünü, yine davalı tarafın faaliyet alanı olan bölge sosyo ekonomik konjoktürü göz önüne alındığından bu ürünlerin eczane kanalıyla doğrudan tüketiciye satış yapmasının ürün fiyat aralığı göz önüne alındığında mümkün olmayacağı dolayısıyla internet satışı yapıldığı kanaatini güçlendirdiğini, bilindiği üzere 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler hakkında Kanun'un 24. Maddesinde "Eczanelerden zehirli ve müessir maddeler ile ilaçların toptan satışı yapılamaz ve eczaneler ihalelere giremeyeceğini, Eczaneler arası ilaç takası, toptan satış sayılmayacağını, ilaçların satışı, alındığı ecza deposuna veya mücbir sebep hâlinde diğer depolara iadesi, eczaneler arasındaki takası, miadı geçmiş ya da bozulmuş olanlarının imhası işlemlerinde ilaç takip sistemine bildirim yapılması zorunlu olduğunu, ilaçların internet veya başkaca herhangi bir elektronik ortamda satışı yapılamadığını, eczane eczacıları ve eczaneler adına internet sitesi açılamayacağını, eczacıların, kendilerine reçete gönderilmesine yönelik olarak her ne şekilde olursa olsun, kurumlar, hekimler, diğer sağlık kurum ve kuruluşları veya üçüncü şahıslar ile açık veya gizli işbirliği yapamadığını, simsar, kurye elemanı ve benzeri yönlendirici personel bulunduramadıklarını, reçete toplama veya yönlendirme yapamadığını, bu yollarla gelen reçeteleri kabul edemediklerini, bu fiillerin tespiti hâlinde eczacı ile aracı kişi veya kuruluşa beş bin Türk Lirasından elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceğini, fiillerin tekrarı hâlinde verilecek idari para cezası, daha önce verilen cezanın iki katı olarak uygulanır hükmünün yer aldığını, Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmelik'in 43. Maddesi; "İnternetten satış yasağı", MADDE 43 –(1)İlaçların ve 42 nci maddenin birinci fıkrasında belirtilen diğer ürünlerin internet veya başka herhangi bir elektronik ortamda satışı yapılamaz. (2) Eczane eczacıları ve eczaneler adına internet sitesi açılamaz." şeklinde düzenlendiğini, yukarıda sayılan eczacılıkla ilgili mevzuatta eczane sahibi eczacıların ve eczanelerin adına internet sitesi açılamayacağı, reklam yapılamayacağı açıkça belirtilmiştir. Kişisel sosyal medya hesapları aracılığıyla eczanenin ve eczanede satılan ürünlerin tanıtımının yapılması durumları da bu kapsamda değerlendirildiğini, takdir mahkemeye ait olmak üzere, davalı ... tarafından davacı taleplerinin yerine getirilmesinin uygun olmayacağı, ciro prim ödemesinin mümkün bulunmadığının değerlendirildiğini,
Genel Değerlendirme Bakımından
Somut olayda hukuki sorunun davacının varlığını iddia ettiği prim alacağının dayandığı bir borç ilişkisi bulunup bulunmadığı bu doğrultuda taraflar arasında öneri ve kabul ile kurulmuş bulunan bir sözleşmenin söz konusu olup olmadığının belirlenmesinden ibaret olduğu,
Davalının öneri olup olmadığı konusunda tartışma yaşanan broşürün, davacı tarafından üretildiğini ve bu belgenin kabul edilmediğini, belgede şirket unvanının dahi yanlış yazıldığını, her zaman üretilmesi mümkün bir belge olduğunu, imzasız bu belgenin hukuken kendileri bakımından bağlayıcı olduğunun iddia edilemeyeceğini beyan ettiği, Sayın Mahkemenin, broşürün davacı tarafından üretildiğini kabul etmesi halinde, broşürün öneri niteliğini haiz olup olmadığı hususunun tartışılmasının somut olay bakımından hukuki anlam ifade etmeyeceğinin açık olduğunu, bu halde belgenin bağlayıcılığından söz edilemeyeceğini, Mahkemenin, davacı tarafından üretilmediğini ve davalı tarafından eczanelere gönderildiğini kabul etmesi halinde (ki bu halde davacı mümessillerle kendisine getirildiğini beyan etmektedir), raporda içeriğine yer verilen metinde, davalının önerisi ile bağlı olmadığını anlatan bir beyanının ve/veya bu anlama gelen bir ifadenin bulunmadığı, bu halde 2019 yılına ait belirli dönemlere özgü prim vaadi içeren broşürün herkese yöneltilmiş bir öneri olarak değerlendirilebileceği, ancak bu sonuca, davalının bu broşürü davacının da içinde bulunduğu eczanelere gönderdiğinin kesin olarak belirlenmesi halinde ulaşılabileceği, ancak broşürde açıkça 2019 yılındaki dönemlerde alınan ürünler için prim vaad edildiğini, heyetlerinin sayın teknik ve mali konuda uzmanları tarafından yapılan değerlendirmelerde, satış pirimi istenen faturaların tamamının 2020 yılına ait olduğunun belirlendiği, söz konusu broşürün, davacı tarafından üretilmediği, davalı mümessilleri tarafından davacıya gönderildiği tespit edilmiş olsa bile, herkese açık öneri niteliği taşıyabileceği belirtilen broşür içeriğinin 2019 yılına ait dönemler için prim vaadi içermesi karşısında 2020 yılında yapılan satışların varlığının bu önerinin örtülü olarak kabul edildiği sonucunu doğurmayacağı, çünkü bu halde iradelerin uyuşmasından bahsetmenin mümkün olmayacağı,
Mali Bakımdan Değerlendirme
Gerekçeleri açıklandığı üzere yeni bir prim tutarı hesaplanmamış ya da talep edilen prim tutarı denetlenemediğini görüş ve kanaatini bildirmişlerdir.
Alınan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, rapora karşı beyan ve itirazlar sunulmuştur.
Taraflarca rapora beyan ve itirazlar değerlendirilmiş, Mahkememizin 01/04/2022 ara karar gereğince, önceki heyette yer alan eczacı bilirkişi ...'un heyetten çıkarılarak yerine ...'in heyete dahil edilmesi ile ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Heyete yeni eklenen eczacı bilirkişi tarafından ayrık rapor sunulmuş, davacı vekilince sunulan dilekçesinde dosyada rapor tanzim edilmesi istenilen bilirkişi ...'in geçmişte davalı ... firmasında çalıştığı, bu aşamada dosyada hakkaniyete uygun rapor sunulması açısından dosyanın bu bilirkişiden alınarak tarafsız bir bilirkişiye verilmesini talep ettiği, ayrıca bilirkişi ... hakkında Bilirkişilik Bölge Kurulunca disiplin soruşturması başlatıldığı, bu nedenle mahkemece vakit kaybedilmeksizin dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdiine karar verilmesini talep etmiş, mahkememizce bilirkişinin görevden azline karar verilmiş, eski heyete eczacı bilirkişi olarak ...'nun eklenmesine karar verilmiştir.
Sunulan bilirkişi raporunda özetle; Somut olayda hukuki sorunun davacının varlığını iddia ettiği prim alacağının dayandığı bir borç ilişkisi bulunup bulunmadığı bu doğrultuda taraflar arasında öneri ve kabul ile kurulmuş bulunan bir sözleşmenin söz konusu olup olmadığının belirlenmesinden ibaret olduğu, Mahkemenin, davacı tarafından üretilmediğini ve davalı tarafından eczanelere gönderildiğini kabul etmesi halinde, davalının önerisi ile bağlı olmadığını anlatan bir beyanı ve/veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadığı, bu doğrultuda somut olayda davalının 2019 yılına ait broşürü, herkese yöneltilmiş bir öneri olarak değerlendirilebileceğini,
Eczacılık yönünden; davalı tarafından 2019 öncesinde başlanıp günümüze kadar her yıl uygulanan ve dosyaya sunulmuş örnekte yer alan broşür ile de duyurulan "prim sistemi"nin varlığı; ispatlanabilir ve kabul edilmesi gereken bir husus olduğundan; davaya konu broşürün "gerçekliğinin sorgulanıp davacı tarafından üretilip üretilmediğinin tespitinin istenmesi"nin amacı ve davanın seyrine etkisinin Mahkemenin takdirinde olduğunu, davalı tarafından; 07/09/2020 tarihli .... Noterliği'ne sunulan ihtarda; davacı için "temel eczane faaliyetlerinin dışına çıkıldığı, eczane dışında toptan satış yapıldığı, internet mecralarında satış faaliyetlerinde bulunulduğu, nihai tüketiciye doğrudan satışın terk edilerek dolaylı ticari faaliyetlerde bulunulduğu" değerlendirmesi yapılmış olsa da; bu değerlendirmelere dayanak bilgi ve belgeler dosya içerisinde görülemediği ve davacı aleyhine konuyla ilgili olarak ...'nda yürütülen disiplin soruşturmasında toplu satış/internet satışı hususlarında herhangi bir idari/cezai işlem uygulanmadığının anlaşıldığını, davalı tarafın bahse konu prim sistemi için saha uygulamalarında başka eczanlerle, "Sayın eczacımız" hitaplı genel broşür haricinde, nasıl bir anlaşma içine girdiğini gösterir, ilan yoluyla prim sistemini duyurma haricinde örnek teşkil edecek imza altına alınmış sözleşme/protokol/vb evrak görülemediği, dolayısıyla davalının; eczaneler ile prim sistemi için "yazılı" bir akit imzalamadığı, ecza depoları üzerinden ... ürün çıkışlarının dökümlerini derleyerek, prim hakedişi olan eczaneleri belirleyip, hesaplanan kaynağı yine ecza depoları üzerinden belirledikleri eczanelere aktardığının anlaşıldığını, davalının davacı adına düzenlenmiş davalıya ait ürünlerin alım tutarlarınına itirazı dosya içerisinde görülemediğinden davacının alım yaptığını beyan ettiği ve fatura suretlerini ibraz ettiği, Şubat 2020 - Haziran 2020 döneminde KDV hariç 1.432.407,00 TL alım yaptığının doğru kabul edildiğini, yapılan saha araştırmasında 2019 yılında yürütülen prim sisteminin 2020 yılında da devam ettiği ve bu devamlılığın davalı firmanın Ecza Depoları ile yaptığı yazışmaların talep edilmesi ve sahada prim hakediş faturası düzenlenen eczacıların beyanları ile ortaya konulabilecek bir gerçek olduğu, broşür içeriğinin 2019 yılına ait dönemler için prim vaadi içermesi karşısında 2020 yılında yapılan satışların varlığının, ilgili prim sistemi 2020 yılında da devam ettiğinden dolayı, bu önerinin örtülü olarak kabul edildiği sonucunu doğurduğunu, talebe konu "Değerli Eczacımız" ifadesi ile başlayan broşürde; prim sistemine dair sadece "alış tutarı" ve bu tutarlara karşılık gelen "prim yüzdesi" tablosu yer almakta olduğu, prim sistemine kimlerin dahil olduğu, prim sistemindeki hakedişin ne şekilde aktarılacağı, katılım şartları, firmanın sorumluluk ve yükümlülükleri, cayma hakkı, vb başka herhangi bir hususta bir bilgi yer almadığı, "hangi eczanelere hangi koşullarda prim vereceği" hususunda dosyaya Ecza Depoları tarafından sunulan beyanlarda da görüldüğü üzere net bilginin mevcut olmadığı, davalının ticari bir işletme olduğu, dilediği yönetimsel kararı almakta özgür olduğu, dolayısıyla prim vereceği eczaneleri "belirleme" hakkının olup olmadığı hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu,
Mali İnceleme İle; nihai takdir Mahkemeye bırakılarak yapılan prim alacağı tutarının;
1-Dava dilekçesinde sunulan prim sistemi tablosunun esas alınması halinde; 191.421,05 veya 214.861,05 TL ,
2-Davacı vekili tarafından 22.03.2022 tarihli dilekçe ekinde sunulan ...'in 2021 yılı Ocak-Haziran dönemi prim sisteminin esas alınması halinde;187.711,05 TL veya 214.861,05 TL,
3-Davacı vekili tarafından 22.03.2022 tarihli dilekçe ekinde sunulan ...'in 2021 yılı Ocak-Haziran dönemi prim sisteminin esas alınması halinde;
168.998,84 TL veya 171.888,84 TL olarak hesaplandığı görüş ve kanaatini bildirmişlerdir.
Somut olayda hukuki sorunun davacının varlığını iddia ettiği prim alacağının dayandığı bir borç ilişkisi bulunup bulunmadığı, bu doğrultuda taraflar arasında öneri ve kabul ile kurulmuş bulunan bir sözleşmenin söz konusu olup olmadığının belirlenmesinden ibaret olduğu anlaşılmış olup, davalı vekiline bu husuta çaıklama yapmak üzere süre verilmiş, davalı vekilince sunulan beyan dilekçesinde davalı firmanın broşür dağıtımı yapmadğını, prim hakeden eczanenin kendileri tarafından belirlendiğini ve eczaneye haber verildiğini, isme özel prim hakediş hesabı gönderildiğini beyan etmiş, beyan dilekçesi ekine sunmuş olduğu maillerden prim hakeden eczanenin hak ettiği tutarın yine aynı ecza deposundan davalıya ait ürün alınması şeklinde kullandırıldığı, eczaneye ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce broşürün sahte olup olmadığı tespit edilmemişse de, davalının beyanlarından ve dosyaya gelen müzekkere cevaplarından davalının broşür dağıtmadığı, Talebe konu "Değerli Eczacımız" ifadesi ile başlayan broşürde; prim sistemine dair sadece "alış tutarı" ve bu tutarlara karşılık gelen "prim yüzdesi" tablosunun yer aldığı, prim sistemine kimlerin dahil olduğu, prim sistemindeki hakedişin ne şekilde aktarılacağı, katılım şartları, firmanın sorumluluk ve yükümlülükleri, cayma hakkı, vb başka herhangi bir hususta bir bilgi yer almadığı, hangi eczanelere hangi koşullarda prim vereceği hususunda dosyaya Ecza Depoları tarafından sunulan beyanlarda da görüldüğü üzere net bilginin mevcut olmadığı, davalının ticari bir işletme olduğu, dilediği yönetimsel kararı almakta özgür olduğu, dolayısıyla prim vereceği eczaneleri "belirleme" hakkının olduğu, pirim hakeden eczaneyi bizzat kendisinin belirlediği ve iletişime geçtiği anlaşılmış olup aksinin davacı tarafından ispat edilemediği birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıdan prim hakkını kazandığı, ve bu miktarın davalıdan tahsil edilmesi gerektiği yönündeki talepleri ispatlanamadığından reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 3.669,29 TL'den mahsubu ile artan 3.241,69-TL bakiye harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
6-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve taktir olunan 34.229,16 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
7-1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili (e duruşma)ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 11/06/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!