T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/334 Esas
KARAR NO :2024/32
DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:13/04/2018
KARAR TARİHİ:17/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların babası olan müteveffa..., "E5 Karayolu Üzeri ... Yol Kavşağı ... Benzin İstasyonu ... İstanbul" adresinde ... &... Petrol A.Ş. bayii olarak faaliyet gösteren benzin istasyonunu önce şahsı tarafından işletmiş, daha sonra, kurmuş olduğu... ... Ltd. Şti. adına bayilik sözleşmesi imzalayarak işletmeye devam ettiği, ... ...'nun 20.07.2012 tarihinde vefatından sonra varislerden ... ... eşi ile birlikte başka bir firmaya ortak olup, firmanın ismini ... ... ...İnşaat Nakliyat San. Ve Tic. Ltd. Şti. olarak değiştirdiği ve davalı Şirket ile yeni bir bayilik sözleşmesi yaptığı, davacılar ile davalı şirketin ticari ilişkisinin bitmesi sebebiyle davacılardan ... ..., miras yoluyla kendilerine intikal eden taşınmazlar üzerindeki teminat ipoteklerinin kaldırılmasına dair davalı şirkete şifahi taleplerde bulunmuş ancak talebi karşılık bulmadığı, bunun üzerine davacılar, 22/07/2016 tarihinde dava açarak ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasında söz konusu ipoteklerin fekkini talep ettiği, davanın açılmasından sonra davalı taraf mahkemenin sonucunu beklemeden mart ayında ipotekleri kendiliğinden kaldırmış ve dava bu sebeple 25/04/2017 tarihinde sonuçlandığı, belirtilen hususlar dolayısıyla, "... Mah. ... Nu:10 .../İstanbul" adresinde bulunan un fabrikalarının faaliyetini 01/01/2013 tarihinde durdurmak zorunda kaldığı, ayrıca kredi borçlarını ödeyememelerinden kaynaklı olarak, haklarında icra takipleri başlatıldığı, işbu takip dosyalarında 2013 yılları ile 2017 yılları arasında işlemiş olan faiz miktarları, bu rakamlar üzerinden hesaplanan yargılama gideri ve vekalet ücretleri açısından müvekkiller zarara uğradığı, söz konusu zarar miktarlarına, davalı şirket, bedelsiz kalan ipotekleri mesnetsiz olarak Mart 2017'ye kadar fek ettirmediğinden ağır kusuruyla sebebiyet verdiği, açıklanan nedenlerle müvekkillerin murisi olan...'na ait gayrimenkuller üzerinde davalı şirket lehine tesis edilen teminat ipoteklerinin bedelsiz kalmasına rağmen davalı şirket tarafından kaldırılmaması nedeniyle müvekkillerin uğradığı şimdilik tutarı belirsiz olan zararların tespiti ile 30.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkillere ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket lehine tesis edilen ipoteklerin taraflar arasında akdedilen yatırım protokolü ve bayilik sözleşmesi uyarınca yatırım bedeli olarak ödenen 1.500.000 usd+kdv'nin teminatı olarak alındığı bu nedenle 5 yıllık sözleşme süresi sona ermeden ipoteklerin terkin edilemeyeceği aşikar olduğu, müvekkil şirket tapuda İstanbul İli ... İlçesi ... Mah. ... Mevkii Pafta 12-16 Parsel 7857 olarak kayıtlı bulunan taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunun ... amblem ve markası altında işletilmesi amacıyla... Petrol Ltd. Şti. ile 01.08.2010 tarihli Yatırım Protokolü akdettiği, bu kapsamda da ilgili akaryakıt istasyonu için öncelikle 01.08.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesi ve akabinde de 16.08.2012 tarihli Bayilik Sözleşmesi akdedilmiş bulunduğu, ilgili yatırım protokolü uyarınca, müvekkil şirket tarafından 1.500.000 USD+KDV tutarında yatırım ödemesi yapılmış olup bu husus müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğu, ayrıca bu protokolün 2. maddesi uyarınca başta ödenecek bu bedeller olmak üzere sözleşme süresince müvekkil şirket nezdinde doğmuş ve/veya doğacak tüm borçların teminatı olarak 1.500.000 USD tutarlı teminat ipoteği verilmesi kararlaştırılmış olup dava konusu edilen ipotekler de ... tarafından gerek asaleten gerekse ilgili şirketin borçlarına kefaleten olmak üzere, müvekkil şirket lehine tesis edilmiş bulunduğu, herşeyden önce davacılar ile müvekkil şirketin bayisi olan şirketin ve hissedarlarının ya da ...'nun mirasçıları arasında yaşanan hukuki uyuşmazlıkların muhatabının müvekkil şirketi olamayacağı aşikar olduğu, dolayısıyla da müvekkil şirket amblem ve markası altında faaliyette bulunulacak istasyonda 5 yıllık süre boyunca müvekkil şirketin ticari riskinin haklı olarak devam ettiği ve bu nedenle bu süre için müvekkil şirketin ipoteklerini terkin ederek, protokol uyarınca kararlaştırılan teminatından olmasının beklenemeyeceği de ortada olduğu, yukarıda açıklandığı üzere müvekkil şirkete keşide edilen ihtarname tarihinde müvekkil şirketin dava konusu akaryakıt istasyonundaki ticari faaliyeti ve riskleri devam ettiğinden ipoteklerin terkin edilmemesi hukuken yerinde olmakla birlikte davacının buna rağmen suskun kaldığı 4 yıllık süre içerisinde iddia ettiği zararları için talepte bulunamayacağı da ortada olduğu, ayrıca dava dilekçesinde açıklanan icra dosyaları ile müvekkil şirketin haklı eylemi karşısında nasıl bir illiyet bağı kurulduğu da açıklanmadığı gibi bu nedenle nasıl bir zararın meydana geldiği de açıklanamadığı, zira davacıların ilgili takipler nedeniyle doğan bir borçları olması durumunda borcun zaten ödemesi gerektiği diğer taraftan teminat ipoteğinin sonuçlarının bilinmesi gerektiği bu nedenle taşınmazın satılmak istenmesi halinde ipoteğin mevcudiyetinin devamı ve sorumluluklarının kabulü gerektiği, un fabrikasının kapanması v.b soyut iddialar ile illiyet bağı ve zararın ortaya konamayacağı tüm bunların teminat olarak alınan ipotekler ile ne alakası bulunduğu ve bu nedenle, nasıl ve ne tutarlı bir zararın oluştuğunun ayrıca açıklanması ve ispatı gerektiği de ortada olduğu, yukarıda izah edilen nedenlerle huzurda görülen haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesi gereğince davalı lehine tesis edilen ipoteğin zamanında fek edilmemiş olması sebebiyle zarara uğranıldığı iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Davacılar tarafından, davalı ile aralarındaki akaryakıt bayilik sözleşmesi sebebiyle teminat olarak davalı lehine ipotek tesis edildiği, sözleşmenin sona ermesine rağmen davalı tarafça ipoteğin fek edilmemesi sebebiyle borçlarından dolayı aleyhlerine yapılan takipler sebebiyle zarara uğranıldığından bahisle maddi tazminat talebi ile işbu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 07/11/2019 tarihli raporda özetle;
"1) Somut olayda hukuki sorunun, 1.8.2010 tarihli bayilik sözleşmesinden doğan borcun teminatı olarak tesis edilen ipoteğin terkin edilmemesinden doğduğu iddia edilen zararın tazminine ilişkin olduğu, 01.08.2010 tarihli sözleşmenin, fesihname başlıklı belge ile sona erdirildiği, anılan belgenin bir ikale sözleşmesi olduğu, ikale sözleşmesinin tasarruf işlemi niteliği taşıdığı, sözleşmeden kaynaklanan tarafların alacak ve borçları doğrudan doğruya etkilediği ve sona erdirdiği, ipoteğin hukuki sebebini oluşturan sözleşme ve bu sözleşmeden doğan borçların sona erdiği, somut olayda doğmuş ve ileride doğacak alacaklar teminat altına alındığından üst sınır ipoteğinin bulunduğu, hukuki sebebin ise 01.08.2010 tarihli bayilik sözleşmesinde atıf yapılan yatırım protokolü olduğu, bayilik sözleşmesi ile yatırım protokolünün de sona erdirildiğinin kabulü gerektiği, davalının, teminatın kapsamında olduğunu iddia ettiği ikinci 16.8.2012 tarihli bayilik sözleşmesinin tarafları ... ... ...trol AŞ ve... ... Nakliyat LTD. ŞTİ olduğu, ... ... ...İnşaat Nakliyat LTD. ŞTİ'nin, Ticaret Sicili Gazetesinden elde edilen bilgiler uyarınca ... sicil no ile kaydedildiği, ortaklarının Şöhret ve ... ...'dan oluşan bağımsız ve farklı bir tüzel kişilik olduğu, davalının söz konusu bayilik sözleşmesinden doğan alacakların teminatın kapsamında olduğu yönündeki beyanlarının yerinde olmadığı, dosya kapsamında elde edilen bilgiler ışığında, davacıların dava dilekçesinde, .... Noterliğinin 30.11.2012 ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile haczin fekkini talep ettiklerini bildirdiğini ancak ipoteklerin kaldırılmadığını beyan ettiği, dosya kapsamında anılan ihtarnameye rastlanılmamakla beraber davalının cevap dilekçesinde bu ihtarnamenin varlığını inkar etmediği, davacıların anılan ihtarnamesinin haklı olmadığını beyan ettiği, İpoteklerin terkin edilmesinin şartlarının oluştuğu, ... Noterliğinin 30.11.2012 ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesine rağmen davalı tarafından terkin edilmediği, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan terkin davası sırasında talep edilen tarihten sonra davalı tarafından ipotekler geç terkin edildiği, dolayısıyla bu davranıştan doğan zararın tazmini için gereken ilk koşul olan hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği (TBK m. 49), davalı tacirin terkini geç yerine getirmesi konusunda kusurlu olup olmadığı hususunun hukuka aykırı davranış koşulunun ardından bu davranış sonucu zarar doğup doğmadığı ve doğan zarar ile geç terkin arasında uygun illiyet bağı bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği, davacının, ipoteklerin bedelsiz. kalmasına rağmen terkin edilmemesi nedeniyle taşınmazlar üzerinde satışa dair tasarrufta bulunmalarının engellendiğini, taşınmazların bu nedenle satılamadığını, bunun sonucunda un fabrikalarının faaliyetinin durdurulduğunu, kredilerini ödeyememeleri nedeniyle haklarınca icra takibi başlatıldığını beyan ettiği, taşınmaz üzerindeki ipotek hakkının varlığının malikin tasarruf yetkisini sınırlamadığı, ipotekli taşınmazın, malikin talebiile ipotek alacaklısının iznine bağlı olmaksızın devredilebileceği, ancak ipotekli taşınmazın devrinde genellikle satış bedelinin, taşınmazın rayiç değerinden ipotekli alacak değerinin düşülerek belirlendiği, ipoteğe konu taşınmazlara, davacıların mirasçı sıfatıyla malik olduğu dosyamın eki niteliğindeki...2. ATM 2014/... Esas sayılı dosyanın içerinde yer alan ... 6. SHM 2012/... E, 2012/... Karar, 27.7.2012 tarihli kararında miras bırakan...'nun geride eşi ve 5 çocuğunu bıraktığı, eşin miras payının 5; her bir çocuğun ise 3'er birim olduğunun belirlendiği, bu kapsamında zararın belirlenebilmesi için davacıların geç terkin edilen ipoteklerin konusu olan taşınmazlardaki paylarının, bu payların varsayılan ipotekli satış bedeli ile rayiç bedeli arasındaki farkın, dosya kapsamına ibraz edilen takiplerdeki borçların tutarımın belirlenmesi gerektiği, bu belirlemeye göre bu borçların ödenememesi ile geç terkin arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının değerlendirilebileceği," şeklinde görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce keşif icra edildiği, keşif sonucunda dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 04/08/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
"Heyetimiz ... İlçesi ... mahallesinde bulunan davaya konu 2877 parsel (Yeni 409 ada 23 parsel), 2306 parsel (Yeni 399 ada 125 parsel), 2302 parsel (Yeni 399 ada 122 parsel ), 2301 parsel (Yeni 399 ada 123 parsel ), 2291 parsel (Yeni 399 ada 106 parsel ), 2287 parsel (Yeni 399 ada 131 parsel ), 2489 parsel (Yeni 364 ada 46 parsel ), 5761 parsel (Yeni 431 ada 66 parsellerin; dava tarihi olan 13.04,2018 tarihi itibari davacıların hisselerin toplam değeri 3.660.821,55-TL, olacağı 22.12.2016 ipoteğin feshi tarihi itibariyle davacıların hisselerin toplam değeri 2.934.354,45 -TL, olacağı, 30.11.2012 İpoteğin Feki için İhtarname Tarihi itibaren Davacıların hisselerin toplam değeri 2.221,916,04-TL, olacağı, haciz tarihi olan 6.09.2010 tarihi itibari davacıların hisselerin toplam değeri 1.841.228,70-TL, olacağı" şeklinde görüş ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 18/04/2022 tarihli raporda özetle;
"Yatırım Protokolü başlıklı sözleşmede, bu sözleşmenin bayilik ilişkisi nedeniyle finansman desteği sağlayabilmek amacıyla tesis edildiği ve bu nedenle yatırım protokolünde yer alan düzenlemelerin, 1.8.2010 tarihli bayilik sözleşmesine bağlı olduğu, bayilik sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiği ihtimalde yatırım sözleşmesinin varlığının devam edeceğinin düşünülemediği, Yatırım Protokolü'nün 8. Maddesinin son kısmında esasen bayilik sözleşmesinin süresinden evvel sona ermesi ile yatırım protokolünde kararlaştırılan bedelin de iadesinin düzenlendiği, Şu hâlde bayilik sözleşmesinin sona ermesi ile yatırım protokolünün de sona ereceği ve yatırım protokolünde belirlenen yatırım bedelinin kıstelyevm hesabı ile iade edileceğinin anlaşıldığı ancak taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin bir hukuki işlem olan ikale ile sona erdirildiği, ikale niteliğinde olduğunu düşündüğümüz fesihname başlıklı belgede de 1.8.2010 başlangıç tarihli Bayilik Sözleşmesinin kayıtlara geçmiş hak ve borçlar baki kalmak şartı ile feshedildiğinin açıkça ifade edildiği, kayıtlara geçmiş hak ve borçlar ifadesi ile iade borcunun ileriye etkili olarak hüküm ifade edip etmeyeceği konusunda nihai takdirin Sayın Mahkemede olduğu, sayın Mahkemenin iade borcunun doğduğunu ve fesihname ile kaldırılmadığını kabul etmesi halinde ise bu borcun ifasının talep edilmiş olup olmadığının belirlenmesi bakımından dosya kapsamında yatırım bedelinin iadesinin talep edildiğine ilişkin bir belgeye rastlanmadığı, davalının, itiraz dilekçesinde de Fesihname imzalanması sırasında hak ve alacakların açık bir şekilde saklı tutulduğu bu nedenle de alacağın ortadan kalkmayacağı ve bayi şirketten alacağı bulunduğu, bu hukuki haklara rağmen iyi niyetli davranıldığı ve ipotek nedeniyle taşınmaz malikine karşı bir ipotek takibi başlatılmadığı hususunu ve ayrıca kiracılık hakkının ve istasyonun diğer bayi şirkete devri nedeniyle sonlandırılmak zorunda kalındığı ve bu nedenle yeni şirket ile bayilik sözleşmesine devam edildiğinin beyan edildiği, şu halde davalı tarafından ikale ile bayilik sözleşmesi sona erdirilmesine ve yatırım protokolü doğrultusunda ödenen yatırım bedellerinin geri kalan sürede kullanılmayan kısımlarının iade edilmesi gerektiği aynı zamanda da davacıların taraf olmadığı ve ipoteğin hukuki sebebi kapsamında yer almayan yeni bayilik sözleşmesi ile ticari ilişkinin devam ettiğinin iddia edildiği, başka ifade ile hem sözleşmenin sona erdiği ve bu nedenle iade borcu doğduğu hem davacıların tarafı olmadığı sabit olan yeni bayilik sözleşmesi ile kurulan ticari ilişki kapsamında davalı bakımından riskin devam ettiğinin ifade edildiğinin anlaşıldığı, iade edilmesi gereken yatırım bedelinin talep edilmeyip, davacıların taraf olmadığı yeni bayilik sözleşmesine dayalı olarak ticari riskin devam ettiğinin ileri sürülmesinin yerinde olup olmadığı hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, sayın Mahkemenin kabulü halinde iade alacağının var olduğu sonucuna ulaşılırsa, bu alacağın söz konusu ipoteğin sağladığı teminatın kapsamında olacağında şüphe olmadığı ancak dosya kapsamında iadenin talep edildiğine ilişkin bir belgeye rastlanamadığı, Kök raporda bayilik sözleşmesinin 5 yıllık süre dolmadan ikale ile sona erdirildiğinin sabit olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla yeni şirket ile kurulan bayilik sözleşmesi ile sona erdirilen bayilik sözleşmesine devam edildiğinden bahsedilmesinin Borçlar Hukukuna hâkim nisbilik ilkesi uyarınca nihai takdir Sayın Mahkemede olmak üzere mümkün görünmediği, ikinci sözleşmenin devamı sırasındaki ticari risklerin teminatın kapsamında olduğunun düşünülemediği, zira kök raporda da belirtildiği üzere ikinci 16.8.2012 tarihli bayilik sözleşmesinin tarafının bağımsız ve farklı bir tüzel kişilik olduğu, eş deyişle yeni bayilik sözleşmesinde davacıların taraf olmadığı, dolayısıyla ipoteğin kapsamında yeni bayilik sözleşmesi süresinde oluşan ticari risklerin değil ancak Sayın Mahkemenin kabulü halinde iade alacağının olabileceği ancak davalının yeni şirket ile bayilik sözleşmesinin devam ettiğini ve sürenin dolmasının beklendiğini ifade etmesi karşısında varılacak hukuki sonuçların nihai takdirin Sayın Mahkemede olduğu, bu beyanın yerinde bulunması halinde de yatırım protokolü m. 8’e göre sözleşmenin 1.8.2015 tarihinde sona ereceğini kabul edilmesi ile ipoteğin 4.8.2021 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 22.12.2016 tarihinde terkin edildiği gözetildiğinde, terkinin 16 ayı aşan bir süre gecikilerek talep edildiği sonucuna ulaşıldığı, son olarak kök raporda belirtildiği üzere zararın tazmini için yalnızca hukuka aykırı fiilin yeterli olmadığı TBK m. 49 uyarınca, davalının kusurunun ve (var ise) zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun nedensellik bağının varlığının belirlenmesi gerektiği," şeklinde görüş bildirilmiştir.
Bu itibarla, hukuki nitelendirme ve değerlendirmenin mahkememize ait olduğu gözetilerek, dava dosyasının ele alınarak incelenmesi neticesinde; davacılar tarafından davalı ile aralarındaki akaryakıt bayilik sözleşmesi sebebiyle teminat olarak davalı lehine ipotek tesis edildiği, sözleşmenin sona ermesine rağmen davalı tarafça ipoteğin fek edilmemesi sebebiyle borçlarından dolayı aleyhine yapılan takipler sebebiyle zarara uğranıldığından bahisle maddi tazminat talebi ile işbu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. İstanbul ili ... İlçesi ... mahallesi Parsel; 2877 olarak kayıtlı taşınmaz üzerinde 06/09/2010 tarih ve ... yevmiye numarası ile, İstanbul ili ... İlçesi ... mahallesi Parsel; 5761 olarak kayıtlı taşınmaz üzerinde 06/09/2010 tarih ve 8706 yevmiye numarası ile, İstanbul ili Sitivri İlçesi ... mahallesi Parsel; 2306, 2303, 2301, 2291, 2287 olarak kayıtlı taşınmaz üzerinde 06/09/2010 tarih ve 8702 yevmiye numarası ile, İstanbul ili ... İlçesi ... mahallesi Parsel; 2489 olarak kayıtlı taşınmaz üzerinde 06/09/2010 tarih ve ... yevmiye numarası ile davalı lehine ipotek tesis edilmiş olduğu görülmüştür.
(Dava konusu taşınmazların 21.01.2021 Tarihli 3402 S.Y. Kadastro Konunun Ek 1. Maddesi Gereğince Köy/Mahalle/Mevki/Ada Parsel bilgilerinin Düzeltilmesi İşlemi ile; 2877 parsel (Yeni 409 ada 23 parsel), 2306parsel (Yeni 399 ada 125 parsel), 2302 parsel (Yeni 399 ada 122 parsel ), 2301 parsel (Yeni 399 ada 123 parsel ), 2291 parsel (Yeni 399 ada 106 parset ), 2287 parsel (Yeni 399 ada 131 parsel ), 2489 parsel (Yeni 364 ada 46 parsel ), 5761 parsel (Yeni 431 ada 66 parsel) olarak düzenlenmiş olduğunu da belirtmek gerekir.)
Davacılar tarafından taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekki koşuları oluşmasına ve talep edilmesine rağmen davalı tarafından ipoteğin zamanında fek edilmemesi sebebiyle, fabrikalarının faaliyetini 01/01/2013 tarihinde durdurmak zorunda kaldıkları, ayrıca kredi borçlarını ödeyememelerinden bahisle haklarında;
-.... İcra Müdürlüğü ... (Alacaklı: ... Bank A.Ş)
-.... İcra Müdürlüğü ... (Alacaklı: ... T. A.Ş.)
-.... İcra Müdürlüğü ... (Alacaklı: ... A.Ş.)
-.... İcra Müdürlüğü ... (Alacaklı: ...)
-.... İcra Müdürlüğü ... (Alcaklı: ... Bankası A.Ş.)
-.... İcra Müdürlüğü ... (Alacaklı: ...Bankası A.Ş)'dir.
İcra dosyaları kapsamında takip yapıldığı, dosyalarda 2013 yılları ile 2017 yılları arasında işlemiş olan faiz miktarları, bu rakamlar üzerinden hesaplanan yargılama gideri ve vekalet ücretleri açısından zarara uğradıkları iddiası ile tazminat isteminde bulunulmuştur.
Davacılar murisi...'nun... Petrol LTD. ŞTİ'nin hissedarı olduğu, davacı mirasçı ... ... ve ... ...'nun da şirket hissedarı oldukları dönemde davalı ile 01.08.2010 tarihinde akaryakıt bayilik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 13. Maddesine göre sözleşmenin süresinin 5 yıl olarak belirlendiği dolayısı ile sözleşmenin 01.08.2015 tarihinde sona ereceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir.
Taraflar arasındaki bayilik ilişkisi nedeniyle finansman desteği sağlayabilmek amacıyla aynı tarihte akdedilen yatırım protokolünün 2. maddesinde taraflar; satıcının (bayii), ... (... ... Petrol) tarafından onaylanan bir taşınmaz üzerinde, kendisine ödenecek bedellerin ve doğmuş/doğacak bulunan tüm borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 1. Dereceden 1. Sırada ve en az 1.500.000 USD bedelli bir teminat ipoteği tesis edeceğini kararlaştırmışlardır. Aynı protokolün 7.maddesinde de satıcının protokolde kararlaştırılan işteri yerine getirmesinin karşılığında 1.500.000 USD, TCMB döviz alış kuru karşılığı TL#KDV'nin satıcıya ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Söz konusu hükümler doğrultusunda 1.500.000 USD yatırım bedelinin satıcıya ödendiği ve bunun karşılığında ... ... lehine ipotek tesis edildiği dosya kapsamındaki bilgiler ışığında sabit olup bu hususlarda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, söz konusu ipoteklerin, geç terkin edilip edilmediği, geç terkin edildiğinin tespiti halinde terkin edilmesinden doğan bir zararın doğup doğmadığı ve zararla neden arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı ve zarar var ise davalının zararın karşılanması bakımından sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Somut olayda, 01.08.2010 tarihli sözleşmenin, fesihname başlıklı belge ile sona erdirildiği görülmektedir. Belgede açıkça 01.08.2010 tarihli bayilik sözleşmesinin, bayi ile ... arasında yeni bir bayilik sözleşmesi akdedileceğinden tarafların karşılıklı talep ve muvafakatlarıyla feshedildiği ifadesi yer almaktadır. Geniş anlamda borç ilişkisinin karşılıklı anlaşma yolu ile sona erdirilmesi ikale sözleşmesinin varlığına vücut verir. Fesih ise bir tarafın bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeyi sona erdirmesidir. Şu halde anılan feshedilmiştir ibaresinin tarafların karşılıklı olarak anlaşmasıyla sona erdirildiği yani ikale sözleşmesi yapıldığı şeklinde yorumlamak gerekir.
İkale yolu ile sona erdirilen sözleşme yerine dava dışı... ...İnşaat Nakliyat LTD. ŞTİ. ile davalı arasında 16/08/2012 tarihinde yeni bir bayilik sözleşmesi akdedildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan EPDK' lisans sorgulamadan alınan belgeye göre Davacı mirasçıların murisine ait şirkete ait Lisans 28.08.2012 tarihinde iptal edilmiş olup, iptal ile ilgili açıklamada “Tesisin... ...İnşaat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine devredilmesi sebebiyle ve kendi talebi üzerine 28.8.2012 tarihli ve 2564 sayılı Başkanlık olur'u ile Lisans iptal edilmiştir.” bilgisi yer almaktadır.Bu kapsamda bakıldığında, ilk bayilik sözleşmesinin istasyonun işletilmesi ile ilgili olarak bayi ile ... arasında yeni Bayilik Sözleşmesi akdedileceğinden, tarafların karşılıklı talep ve muvafakatleriyle 16.08.2012 tarihinde feshedildiği, eski bayi şirket ile yeni
bayi şirketin hissedarları, yetkilisi ve müdürünün aynı olduğu ve ayrıca taşınmazdaki kiracı şirketin idare ile kiracılık haklarının sona erdirilmesi nedeniyle artık bayi değişikliğinin de ruhsat
ve EPDK lisansı açısından zorunlu açıktır.Dosya arasına alınan dava dışı bayi şirket ile davacıların murisine ait şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde, ... Petrol Enerji Ltd. Şirketinin hissedarlarının ..., ...
... ve ... ... olduğu 09.04.2012 tarihinde ... ...’nun hissesini ... ...'na devrettiği, 26/06/2012 tarihinde ise ... tarafından ... ...'na hisse devri yapıldığı ve netice itibariyle ... ...’nun 420000 pay, ...’nun 330000 paya sahip olduğu, ...’nin şirketteki payı %44 iken ...'ın ise payı % 56 ’a çıkmıştır. Şirket ortağı ...’nun 20.07.2011 tarihinde ölümü ile mirasçıları olarak ..., ... ...’nun kaldığı, davacı ... ...’nun miras hissesi nedeniyle şirket ortağı sıfatını kazandığı, dosya arasındaki veraset ilamı dikkate alındığında şirketteki payının 6,6 oranında olduğu, ... ...’nun payının ise miras hissesi de dikkate alındığında 62,6 oranına yükseldiği anlaşılmıştır. Yine
sicil kayıtlarının incelenmesinde, ... ...’nun 10 yıl süre ile münferit yetkili şirket müdürü olarak atandığı anlaşılmıştır. Dava dışı yeni bayi ... Nak. Şan. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin sicil kayıtlarının incelenmesinde; ortaklarının ... ve Şöhret ... olduğu anlaşılmıştır. Dosya arasında bulunan tüm belgelerin incelenmesinde, her iki şirkette de müdür olan ... ...’nun 20.07.2012 tarihinde ...Belediyesi’ne başvuru yaparak ... Ltd. Şirketinin taşınmazları üzerindeki karardan kaynaklanan haklarını, ... Nak. San. ve Tic. Ltd. Şirketine devretmek istediğini beyan ettiği, idarenin 30.07.2010 tarihinde devre onay verdiği ve devir sözleşmesi düzenlendiği, diğer davalı ...
Petrol A.Ş ile davalı şirket adına ...’nun 16.08.2018 tarihinde bayilik sözleşmesinin feshine ilişkin fesihname imzaladığı, aynı tarihte ise ... Nak. San. Ve Tic. Ltd. Sirkeli ile bayilik sözleşmesi imzaladığı anlaşılmıştır.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere dava dışı ikinci bayi şirket ile davacıların murisine ait ilk bayi olan şirket arasında organik bağ bulunduğu sabittir. Dolayısı ile yeni yapılan bayilik sözleşmesinde bayi farklı bir tüzel kişilik olsa da yeni yapılan sözleşmede de yatırım protokolünün uygulanma olanağının bulunduğu, davalı akaryakıt dağıtım şirketinin teminatı ikinci bayilik sözleşmesinin sonuna kadar elinde tutmasında hukuka ve taraflar arasındaki ilişki kapsamına aykırı bir yön bulunmadığı, bu sebeple davacının ilk sözleşmenin feshi tarihi itibari ile taşınmazlardaki ipoteklerin terkin edilmesi için şartların oluştuğu yönündeki iddiasına itibar edilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla; yatırım protokolü m. 8’e göre sözleşmenin 01.08.2015
tarihinde sona ereceğinin kabul edilmesi gerekmektedir. Davacı taraflarca bu tarihten önce (2012 yılında) ipoteğin fekki talep edilmiş ise de, mahkememizce fek koşullarının o tarih itibariyle oluşmadığı değerlendirildiğine göre, sözleşmenin sona erme tarihi olan 01.08.2015 tarihinden sonra da davacı taraflarca fek talep edilmediği bu sebeple de ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 22/07/2016 tarihinde ipoteğin fekki istemi ile açılan davanın ipoteğin fekki talebi olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, davalı tarafça davadan sonra yargılama sırasında 22.12.2016 tarihinde ipoteği terkin edildiği gözetildiğinde terkin hususunda bir gecikme bulunmadığı kanaatine varılmıştır. İhtarname ile ipoteğin fekki talep tarihi olan 30.11.2012 tarihi ile ipoteğin fekki için açılan dava tarihi olan 22/07/2016 tarihi arasındaki uzun zaman dilimi de mahkememizin bu yöndeki kanaatini destekler niteliktedir.
Kaldı ki; ipotek davacıların iddia ettikleri üzere 2012 yılında koşulları oluşmasına rağmen kaldırılmamış olsaydı dahi, davacıların bu ipotekler sebebiyle borçlarını ödemede güçlüğe düştükleri, fabrikalarını kapattıkları, icra takiplerine maruz kaldıkları yönündeki iddialarını, bu kapsamda uğradıkları zararları ve zarar ile davalının eylemi arasındaki uygun nedensellik bağını ispat etmelerinin zorunlu olmasına karşın; yapılan takiplerin tarihleri, takip taleplerindeki miktarlar, dosya kapsamında bulunan takyidatlı tapu kayıtları, dosya arasına alınan takbis kayıtlarına göre; davaya dayanak ipotek konusu taşınmazlar haricinde muris adına aynı ve farklı il ve ilçelerde, aynı ve farklı mevkiilerde, farklı nitelik ve büyüklükte pek çok taşınmaz bulunduğu, murisin vefatı üzerine taşınmazların miras hükümleri uyarınca kül'i halefiyet yolu ile davacıların da içinde bulunduğu mirasçılara intikal ettiği ve halen satılmadığı, mirasçılar adına kayıtlı olduğu yani, 2012 yılında olan borçların ödenmesi noktasında tek seçeneğin davalı lehine ipotek tesis edilen taşınmazlar olduğunun kabulünün de bu ihtimalde dahi mümkün olmadığı dosya kapsamına göre sabit görülmekle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-İspatlanamayan davanın REDDİNE,
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 427,60 TL ilam harcının peşin alınan 170,78-TL'den düşümü ile geriye kalan 256,82-TL eksik harcın davacılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Davacıların yaptığı yargılama giderlerinin üstünde bırakılmasına,
4-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 10.000,00-TL ücret takdirine, bunun davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, Tereke Tasfiye Memurunun yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/01/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!