WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

İSTANBUL 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2018/222 Esas
KARAR NO :2024/381

DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:06/03/2018
KARAR TARİHİ:14/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “02.06.2015 tarihinde müvekkilinin sevk ve idaresindeki at arabasına sol arka kısmına sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün çarpması ile yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilin kazadan sonra tedavisi ... İlçe Devlet Hastanesinde yapıldığını, kazadan sonra sakat kaları müvekkilin yapılan muayenesi sonucunda ... İlçe Devlet Hastanesinden verilen 30.06.2019 tarih- ... nolu 454 özürlü sağlık kurulu raporu bulunduğunu, ancak Vücut fonksiyonlarını daha büyük oranda yitiren müvekkilin Adli Tıp Kurumu'na sevki ile SGK Mevzuatına göre maluliyet oranının tespit edilmesi gerektiğini, kazaya sebebiyet veren aracın plakası tespit edilemediğinden muhatap olarak bu davanın ... hesabına açılması zorunluluğu doğduğunu, kazaya bağlı olarak davalı sigorta şirketine müracaatları neticesinde 19.12.2016 tarihinde 8.112.00 TL tazminat alındığını, fakat yapıları ödeme gerçek zararın çok altında olup gerçek değerin alınması için işbu davanın açılması zarureti doğduğunu, tüm bu nedenlerle müvekkilin mağduriyetinin giderilmesi için tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf her ne kadar Müvekkil Kuruma başvurmuş, bunun karşılığında da davacının Maluliyeti nedeniyle zararına karşılık gelen tazminatı ödemişse de davacı tarafın ek tazminat talebi ile Müvekkil Kuruma başvuru yapmadığını, Müvekkil Kurum tarafından Akiüer uzmanlarına hesaplatılan tazminat tutarını kabul ettiğini ve davacı tarafa ödeme yapıldığını, bunun akabinde davacı tarafın, kendisine ödenen tazminat bedelirin yetersiz olduğuna dair ya da davacı tarafın maluliyetinin arttığına dair herhangi bir belge ya da bilgi ileri sürmediğini, müvekkil kuruma bildirimde bulunmadan direkt dava yoluna gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın kendisine ödenen tutarın eksik olduğu konusunda herhangi bir itirazda bulunmadığını, bulunmadıkları gibi ödenen tazminatın eksik ya da yetersiz olduğ;una ilişkin herhangi bir rapor ya da belge de ibraz etmediklerini, bu aşamalar kaydedilmeden davacı tarafça direkt dava yoluna gidilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil kurumun tazminat ödeme hususunda herhangi bir temerrüdünün bulunmadığının kurumun yapmış olduğu ödemeden belli olduğunu, buna rağmen Kurum aleyhine faiz. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilecek olması kabul edilemeyeceğini, davacının mahkeme nezdinde ikame etmiş olduğu davanın 2918 sayılı Kanun 67. Maddesi uyarınca usulden reddedilmesini, başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın reddi gerektiğini, dosya münderecatında bulunan makbuz ve ihraname gereğince; davacı taraf tüm tazminat alacaklarına. ilişkin olarak müvekkil kurum'dan başka bir alacağının kalmadığını müvekkilim kurumu iş bu kaza ile ilgili olarak ibra ettiğini, ... Hesabının davacıya ödenen tazminatı uzman aktüer'e hesaplatarak ödediğini, Karayolları Trafik Kanunu'nun ıli. maddesi'ne göre davacı tarafın imzalamış olduğu ibranamenin geçersiz olabilmesi için Mahkemenin tespit edeceği tazminatı ile ibranamede belirtilen miktar arasında fahiş farkın olması gerekmekte olduğunu, müvekkil kurumun geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, davacı tarafın maluliyet ile ilgili tazminat ta4lebinde bulunabilmesi için öncelikle maluliyet oranlarını ve malül kaldıklarını tam teşekküllü hastane raporları ile belgelendirmesi gerektiğini, davacı tarafın kazaya karışan açısından ... sevk ve idaresindeki at arabası ile plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın kusurunu ve bunun sonunda bir zararın oluştuğunu ispatlaması gerektiğini, kurumumuz tarafından yapılan ödemenin güncellenerek hesaplanan tazminattan düşülmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle Başvuru şartını yerine getirmeyen davacının davasının usulden reddine, haksız, mesnetsiz, usul ve yasaya aykırı davanın reddine, Aksi durumda, kusur, maluliyet ve tazminat yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına; karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dava; geçici ve kalıcı sakatlık tazminata ilişkin davalının yapmış olduğu ödemeye dair verilen ibranın iptali davası olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilaf ise Meydana gelen kazaya ilişkin kazadaki kusur sakatlık oranı, tespit şekli, geçici sakatlıktan davalının sorumlu olup olmadığı, davalının daha önceden yaptığı ödeme ile sorumluluğunun sona erip ermediği, varsa davacının davalıdan talep edebileceği bakiye, geçici ve kalıcı sakatlık tazminat miktarı ile bunun tespit şekli, ve faiz tarihine ilişkin olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Taraflarca sunulan bilgi ve belgeler, mahkememizce celp edilen bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş, dava konusu uyuşmazlık konusunun uzman görüşü gerektiği kanaati ile dosyanın öncelikli olarak kusur ve maluliyet oranın tespit hususunda ATK'ya tevdine karar verilmiştir.
Adli Tıp Kurumundan alınan kusura ilişkin raporda özetle; tüm dosya kapsamına göre dava konusu kazada davacı sürücü ...'ın kusursuz, kimliği tespit edilemeyen sürücünün %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir.
Adli Tıp Kurumunca düzenlenen maluliyete ilişkin raporda özetle ise; dava konusu kaza nedeniyle davacı araç sürücüsü ...’ın 02.06.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak:
Gr1 VII (2Aa............30) A % 34x1/2= %17
Gr1XII (32a..............1)A%5
Balthazard formülüne göre:%21.1
E cetveline göre % 26.0(yüzdeyirmialtınoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı,
İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4(dört) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunmuştur.
Alınan raporlar taraflara tebliğ edilmiş, rapora karşı beyan ve itirazlar sunulmuştur.
Mahkememizce taraflarca sunulan rapora karşı beyan ve itirazlar incelenmiş, davalının rapora karşı itirazlarını karşılar nitelikte ve yönetmelik ve kaza tarihi bildirilmek suretiyle ek rapor alınmak üzere ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'na sevkine karar verilmiştir.
ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulunca düzenlenen raporda özetle; ... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler İkinci Üst Kurulca tekrar değerlendirildiğinde; mevcut belgelere ve İlgili İhtisas Kurulu tarafından 12.01.2022 tarihinde yapılan muayeneye bulgularına göre yeniden yapılan değerlendirmede; kişiye ait olay tarihli tıbbî belgelerde sağ fibulada kırık, sağ kalçada parçalı kırık tespit edildiği ve uzun bacak atel uygulandığının belirtildiği ancak omuz kırığından bahsedilmediğini, ilgili İhtisas Kurulu tarafından yapılan radyolojik incelemelerde 02.06.2015 tarihli akciğer grafisi görüntüleme alanına giren sağ omuzda sekel nitelikli olayla illiyetsiz lezyon olarak düşünüldüğü ve akut osseöz patoloji saptanmadığı dolayısıyla kişinin sağ üst ekstremitesindeki hareket kısıtlılıklarının dava konusu olayla illiyet bağı kurulamadığı, ayrıca yine kurul tarafından yapılan muayenede kişinin çocukken sağ bacağından iğne sonrası yaralandığını ifade etmesi nedeniyle sağ alt ekstremitedeki nörolojik sekellerin dava konusu olayla illiyet bağı kurulamadığı cihetiyle; ...’ın 02.06.2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanması sebebiyle;
A-) 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak;
Gr1XII (32a..............1)A%5
E cetveline göre %6.2 (yüzde altı nokta iki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı,
B-) 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı resmî gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmeliği dikkate alındığında; Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, eklem hareket açıklığı, kalça eklemi hareket kısıtlılığı, Tablo 3.8 ve Tablo3.8b’ye göre;
Kişinin tüm vücut engellilik oranının %3 (yüzde üç) olduğunu,
C-) Özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceğini,
D-) İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği,
E-) Başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 (bir) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği oy birliği ile mütalaa olunmuştur.
Alınan rapor taraflara tebliğ edilmiş, taraflarca rapora karşı beyan ve itirazlar alınmıştır.
Mahkememizce alınan ATK raporları da değerlendirilerek dosyanın aktüer bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamında rapor alınmasına karar verilmiştir.
Alınan Aktüer bilirkişi raporunda özetle; tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirildiğini, neticeten 02.06.2015 tarihli kazadan dolayı davalı ... Hesabının yapmış olduğu ödemenin eksik olduğu gerekçesi ile davacının taleplerine ilişkin olarak; ödeme tarihine göre hesap ve değerlendirme:
Davalı ... Hesabı tarafından davalıya 19.12.2016 tarihinde 8.112,00 TL ödeme yapıldığını,
Ödeme tarihi itibariyle bakıcı gideri dahil hesaplanan maddi tazminatın 26.562,32 TL olduğunu,
Poliçe teminat üst limitine göre bakiye tazminat miktarının 18.450,32 TL olduğunu,
Söz konusu tutarın fahiş olup olmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğunu,
Fahiş olduğu yönünde hüküm kurulması halinde;
Hesap Tarihine Göre Hesap ve Değerlendirme: Hesap tarihi itibariyle bakıcı gideri dahil hesaplanan maddi tazminatın 145.272,81 TL olduğunu,
Yapılan ödemenin güncellenmiş halinin mahsbu sonrası bakiye tazminat tutarının 131.948,24 TL olduğunu, söz konusu tutarın poliçe teminat üst limitini aşmadığını, söz konusu tutara bir kısım ödemenin yapıldığı 19.12.2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Davacı vekilince 19/03/2023 tarihli ıslah dilekçesi sunmuş, ıslah dilekçesinde özetle; işbu dava ilgili olarak dosyada daha önce fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak dava açmış olmaları nedeniyle gelen raporlar doğrultusunda dava dilekçesini ıslah etme zarureti hâsıl olduğuna buna göre tazminat için daha önce istenen 200.00 TL (İkiYüzTL)’nin 130.541.94 TL Arttırılmak suretiyle ıslahı ile toplam 130.741.94 TL tazminatın, yargılama gideri ve ücreti vekalet ile birlikte temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillime ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Motorlu bir aracın karayollarında işletilmesi sırasında, bir kimsenin zarara uğramasına neden olunması durumunda, o aracı işletenin üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli sınırlar içinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüne Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, ya da kısa adıyla Trafik Sigortası denilmektedir. Daha kısa bir anlatımla, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, KTK. m. 91’de belirtildiği üzere işletenin “üçüncü kişilere” verdiği zararları karşılamak amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türüdür. 2918 sayılı KTK.nun 91.maddesine göre: “İşletenlerin, bu Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” Zorunlu mali mesuliyet sigortasının yapılmamış olması veya kazaya karışan aracın tespit edilememesi halinde, üçüncü kişilere verilen zararlar açısından ... Hesabı devreye girmektedir. ... Hesabı, ... no’lu Sigortacılık Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortalarına ilişkin olarak koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde oluşturulmuştur. Somut olayda, davacının davasını davalı ... Hesabına yöneltmesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Dosya içeriği belgelerin incelenmesinde, davacıya 19.12.2016 tarihinde 8.112,00 TL ödeme yapıldığı ancak bu tutarın yeterli olmadığını belirterek bakiye tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 111.maddesi 2.fıkrasına göre, zarar görenler, sigorta şirketinden veya sorumlulardan aldıkları tazminatın “yetersiz” olduğunu ileri sürerek “iki yıllık hak düşürücü içinde” açacakları bir dava ile anlaşmanın iptalini ve kalan zararlarının ödenmesini isteyebilirler. 2918 sayılı KTK.111/2.maddesine dayanılarak anlaşma ve uzlaşmaların (sulhname, ibraname, feragatnamelerin) iptali için, ödenen tazminatın “yetersiz” veya “aşırı” olduğunun “açıkça belli olması” yeterli olup, ayrıca 818 sayılı BK’nun 21.maddesi ile 23,28,29 vd. maddelerindeki (6098 sayılı TBK'nun 28.maddesi ile 30,36,37 vd. maddelerindeki) yanılma, yanıltma, aldatma, korkutma, bilgisizlik, deneyimsizlik, parasal yönden darda ve sıkıntıda olmak gibi istenci (iradeyi) sakatlayan durumlara sığınılmasına ve bunların kanıtlanmaya çalışılmasına gerek yoktur. Yasa hükmünde, iptal nedeni olarak nesnel (objektif) bir ölçü kabul edilmiş; zarar gören yönünden yetersizliğin (eksik ödemenin) ve zarar sorumlusu yönünden aşırılığın (fazla ödemenin) “açıkça belli olması” yeterli görülmüştür. Yargıda geçerli olan ve Yargıtay’ca benimsenen yöntemlerle ve ödeme tarihindeki verilere göre (hesap unsurlarına göre) hesaplanıp, “yetersiz” olduğu saptanmışsa; bu ödemeler, en son verilere göre hesaplanan tazminattan indirilecektir. 11.HD. 12.07.2005, E.2004/11391 K.2005/7570 sayılı kararında özetle; “Ödenen meblâğ ile gerçek zarar arasında aşırı fark olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmelidir. 2918 sayılı KTK.’nun 111.maddesine göre, bu kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğu, tazminat miktarlarına ilişkin olan ve yetersiz veya fahiş olduğu “açıkça belli olan” anlaşmalar ya da uzlaşmaların, yapıldıkları tarihten başlayarak “iki yıl içinde” iptal edilebileceği öngörülmüştür…O halde mahkemece, ibranamede davacıya “ödendiği belirtilen meblâğ” ile “belirlenen gerçek zararın”, 2918 sayılı KTK.’nun 111.maddesi hükmü ve tarafların içinde bulunduğu durumlar da göz önüne alınarak, “aradaki farkın fahiş olup olmadığının” tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış ve kararın bozulmasını gerektirmiştir” şeklinde hüküm kurduğu görülmüştür.
Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden davalı vekilinin ıslah zamanaşımına ilişkin itirazının reddi gerekmiştir.(Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24.06.2019 tarih, 2016/20495 E.ve 2019/7842 K.sayılı kararı).
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı kararında Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunduğunu, KTK’nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna geçtiğini belirlemiş ancak geçici iş göremezlik ve tedavi gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiğini vurgulamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin itirazının reddi gerekmiştir (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6911 E. ve 2021/10351 K., 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararları).
Adli Tıp Kurumu’nun 09.07.2019 tarih ve 41229 sayılı Kusur raporunda; Kazanın
meydan gelmesinde sürücü ...'ın kusursuz, kimliği tespit edilemeyen sürücünün
%100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 08.08.2023 tarih ve 2171 sayılı Raporunda; Davacı kazalı ...’ın 02.06.2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanması sebebiyle; 01.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre meslekte kazanma gücünün %6.2 olduğunu, 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı resmî gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre tüm vücut engellilik oranının %3 (yüzde üç) olduğu, İyileşme (iş
göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, iyileşme süresi içerisinde 1 (bir) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği belirtilmiştir. Kazanın 02.06.2015 tarihinde meydana gelmiştir. Kaza olayının meydana geldiği tarihte sakatlık ve ölüm olaylarında ZMMS poliçe üst limiti 290.000,00 TL’dir. Davacı tarafın davalı ... Hesabından 31.07.2015 tarihli dilekçe maddi tazminat talebinde bulunduğu, talebe istinaden davalı ... Hesabı tarafından davacıya 19.12.2016 tarihinde 8.112,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacı taraf, hesaplanacak tazminata temerrüde düşülen tarihten sonra ticari faiz işletilmesini talep etmiştir. Zorunlu mali sorumluluk sigortalarında hasar miktarına faizin işletilmeye başlayacağı tarihi tespit ederken trafik kazaları esas itibariyle haksız fiil sayılmakla birlikte, ZMSS teminatı sunan sigortacı açısından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Zira sigortacının tazmin yükümlülüğünü düzenleyen KTK.m.98/1 ve 99/1 hükümlerinde sigortacının bu yükümlülüğünün durumun sigortacıya ihbarından itibaren sekiz işgününde ödenmesi gerektiği düzenlemesi yer almaktadır. Sigortacıya yapılan bu ihbar BK.m.117 hükmünde öngörülen ihbar niteliğinde olup, bu ihbarı müteakip öngörülen sekiz günlük sürenin sonundan itibaren sigortacı temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür. Sigorta şirketine hiçbir ihbarda bulunulmaksızın dava açılması halinde sigortacı davanın açıldığı tarih itibariyle temerrüde düşmüş sayılır. Dava dosyası incelendiğinde; kazanın 02.06.2015 tarihinde meydana geldiği, davanın 09.03.2018 tarihinde açıldığı, dava tarihinden önce davalı ... Hesabı tarafından davacı hesabına 19.12.2016 tarihinde bir kısım ödeme yapılmıştır. Hesaplanan tutara bir kısım ödemenin yapıldığı 19.12.2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde 02.06.2015 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında davacının kusursuz olduğu, davalının dava açılmadan evvel bir miktar ödeme yaptığı, davacının ödeme tarihi itibariyle hak kazandığı tazminat miktarına göre yetersiz olduğunun alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davacının ödemeden itibaren 2 yıllık süre içerisinde davayı ikame ettiği, dava tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığı anlaşılmış olup davacıya yapılan ödemenin güncellenmiş halinin hak edilen tazminattan mahsubu sonucunda 130.741,94 TL'nin davacıya kısmi ödeme tarhi olan 19/12/02016'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile 9.067,93 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 121.674,01 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 130.741,94 TL'nin 19/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 8.930,98-TL karar harcından peşin alınan 35,90 TL ve 446,00 TL ıslah harcının toplamı 481,90 TL'den mahsubu ile geri kalan 8.449,08-TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacının yaptığı 523,00 TL ilk masraf (vekalet harcı+peşin harç+başvurma harcı, ıslah harcı) ile yargılama aşamasına yapılan 3.532,35 TL tebligat, posta gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.055,70-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinden bırakılmasına,
5-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 20.918,71 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekilinin vekilinin yüzüne, davalı vekilinin yokluğunda karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 14/05/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır