T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/448 Esas
KARAR NO :2024/328
DAVA:Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:04/09/2020
KARAR TARİHİ:14/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket 1993 yılı Nisan ayından, davalı şirket ile akdettiği Yetkili Satıcı ve Yetkili Servis Sözleşmeleri’nin münfesih olduğu 01.05.2019 tarihine kadar, davalı şirketin hak sahibi olduğu “...” markasının, ... ili ve çevresinde bayiliğini ve bu vasıta ile tüketicilere ulaşması ve her türlü tanıtım faaliyetini yürüttüğünü, ... markasına ait araçların ... ili ve çevresindeki satış ve onarım işleri de, 1993 yılı Nisan ayından itibaren, ilk defa müvekkil şirketin bayi ve yetkili servisleri aracılığı ile müvekkil şirket tarafından gerçekleştirildiğini, bu anlamda, “...” markasının ... ili ve çevresinde varlığı ve kendisine bir satış pazarı elde etmesi müvekkil şirket aracılığı ile söz konusu olduğunu, davalı şirket müvekkili şirketin uzun yıllardan beri faaliyet gösterdiği ve müşteri portföyü nezdinde de bilinirliği haiz, ... ilinde de merkezi ve işlek bir konumda bulunan “... ... ...” olarak halkta yerleşmiş, “... Yolu Üzeri 3. Km, ... Mevkii ... ... ... Merkez, ...” adresindeki merkezini ve “...” bayini davalı şirketin 2015 yılından itibaren sözleşmenin feshi gibi tehdit unsurlarını münferit ihtarnameler ile öne sürerek zorlaması neticesinde “... Mah. ... Sok. No: 357/2 ..., ...” adresine 2018 yılı Ekim ayı itibariyle taşımak durumunda kaldığını, müvekkil şirket ilgili taşınma için, “...” adresinde 2016 yılında yeni bir arsa satın alarak plaza inşaatına başladığını, davalının yeni yatırıma zorlaması neticesinde, merkezini, konum olarak eski adresindeki konuma nazaran daha az bilinirliği olan, merkeze uzak işbu yere taşıdığını, müvekkil şirketin tüketici nezdinde bilinirliği haiz eski adresinden davalı şirketin yatırıma zorlaması nedeniyle en son adresine taşınması nedeniyle, piyasa koşulları ile de bağlantılı olarak satış ve onarım oranlarında gözle görülür bir azalma meydana geldiğini ve müvekkil şirket ekonomik olarak çok zor bir duruma düştüğünü, 2018 yılında Türkiye’de meydana gelen döviz kurundaki dalgalanmaları, özellikle müvekkil şirketin faaliyet gösterdiği otomotiv sektörünü olumsuz yönde etkilemiş ve davalı şirketin sözleşmeyi fesih tehdidi ile müvekkil şirkete yaptırdığı ve piyasa koşullarında karlılık anlamında geri dönüşü olmayacak yatırımların da etkisi ile müvekkil şirketin, faaliyetlerinde aksamalar meydana geldiğini, davalı şirketin ekonomik anlamda getirisi olmayacağı aşikâr olan ve yalnızca müvekkil şirketin ekonomik olarak zor duruma düşmesine sebep olacak dayatmalarından sonra, müvekkil şirketin, paralel olarak inşaat alanındaki faaliyetlerin de aksamalar meydana geldiğini, davalı şirket, müvekkil şirketin ... ilinde bulunan bayiliğini ...’ya devretmesine engel olmasaydı ve ticari ahlaka aykırı fiillerii ile tüketicilerde ... markası imajı aleyhine bilinç yaratmasaydı, müvekkil şirket, ekonomik olarak aciz durumuna düşmeyecek ve faaliyetlerini tatil etmek durumunda kalmayacağını, müvekkili şirketin 1993 yılından beri emeği ile oluşturduğu müşteri çevresinde bir daralma meydana geldiğini, aynı şekilde, müvekkil şirkete orijinal yedek parça temin imkânı tanınmaz ve fahiş fiyatla almak zorunda bırakılırken, davalı şirketin bağlı bulunduğu global ... grubu, ... şirketlerine, %35 indirimler gibi çok çok daha ehven şartlarda orijinal yedek parça temin imkânı tanımış, bu bağlamda kar ve müşteri kaybına bizzat kendisi yol açtığını, tüm yukarıda belirtilen hususlara dayalı olarak, 18.03.2020 tarihinde ticari davalarda dava şartı olarak getirilen zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş, ancak karşı taraf ile herhangi bir anlaşmaya varılamadığını, açıklanan tüm bu nedenlerle müvekkili şirket tarafından mahkeme nezdinde açılmış olan iş bu davanın kabulüne, alacak kalem tutarlarının, gerçekleştirilecek bilirkişi incelemesi ile birlikte belirlenmesi akabinde, talep belirleme dilekçesi sunma hakkı saklı tutulmak kaydıyla, belirsiz alacak niteliğindeki 1.000,00-TL maddi tazminat, 150.000,00-TL cari hesap alacağı, 1.000,00-TL portföy tazminatı ve işbununla birlikte 100.000,00-TL manevi tazminatın, akdin münfesih olduğu 01.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte ile birlikte davalı şirket’ten tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesine, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin, davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket davacının kötü performansına ve defalarca taahhütlerini yerine getirmemesine karşın bayilik sözleşmesini ayakta tutmaya çalışmış ancak en nihayetinde sözleşmeyi fesheden davacı taraf olduğunu, davacının yetkili satış sözleşmesine aykırı eylemleri 2019 yılında çekilmez bir hal aldığını, buna rağmen ihlalleri düzeltmesi için davacıya süre verildiğini, müvekkil şirketin davacıya gönderdiği .... Noterliğinin 24.05.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde sözleşmeye aykırılıkların sıralandığını, davacı yetkili satış sözleşmesinin 9,14,19,22,32 maddelerine aykırı davranışlar gerçekleştirdiğini, bu aykırılıklar her biri tek başına bayilik sözleşmesinin sona ermesi için yeterli hukuki gerekçeye haiz olduğunu, davacının zorla yatırım yaptırdığı iddiasının absürt olduğunu, davacının eski yerinde de satış hedeflerini tutturamadığı, devamlı olarak Türkiye ortalaması altında kaldığı görülmekte olduğunu, bir otomobil bayii otomobil satarak kazanacağını, davacının "...'nin gösterdiği yer tutmadı" iddiasının inandırıcılık taşıması için davacının önceki yıllar mükemmel bir satış performansı göstermesinin gerekeceğini, ne var ki yer değişmeden önce ve sonra davacının satış performansının iyi olmadığını, müvekkili şirket sözleşmenin devrine onay vermekle yükümlü olmadığını, aksine davacının sözleşmeden kaynaklanan devir yasağı bulunmakta olduğunu, TBK 205 vd.hükümlerine göre sözleşmenin devri sözleşmede kalanın rızasına bağlı olduğunu, müvekkili şirketin filo satışlarının davacıyı nasıl zarara uğrattığı anlaşılamadığını, davacının rekabetin korunması hakkındaki iddiaları rekabet hukukuyla ilgili olduğunu ve rekabet kurumu tarafından değerlendirilebileceğini, ayrıca davacı acente veya tek satıcı olmadığını, bu nedenle portföy tazminatına hak kazanamayacağını, davacı zaten sözleşmenin temelden sarsılmasına sebep olduğundan TTK 122/3 maddesi nedeniyle denkleştirme talebinde bulunamayacağını, davacı acze düştüğünü, ticareti terk ettiğini ikrar ettiğini, bu durumda müvekkil şirketin feshettiğini varsayılsa da davacının denkleştirme talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, aynı şekilde davacının sözleşmeyi haklı bir neden olmadan feshettiği de sabit olduğunu, sözleşmeye aykırılığın düzeltilmesi talebi haklı bir gerekçe olmadığını, davacının herhangi bir cari hesap alacağının bulunmadığını, bu alacağa konu edilen alacak kalemleri .... Noterliği'nin 24.05.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iade edilmiş ve kabul edilmediğini, davacının manevi tazminat talebinin belirli hale getirmesinin gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerle mesnetsiz davanın usul ve esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine arar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; cari hesap alacağı, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda taraflar arasında; 29/12/2006 tarihli "...-... ...( BİNEK VE HAFİF TİCARİ ARAÇLAR)" ile aynı tarihli "... ... OTOMOTİV SANAYİ VE TİCARET A.Ş YETKİLİ SERVİS SÖZLEŞMESİ- BİNEK VE HAFİF TİCARİ ARAÇLAR " sözleşmeleri imzalandığı, ilgili sözleşmeler ile davacının, davalı yana ait HUNDAI markalı araçların satın alınması, bulundurulması, teşhir edilmesi ve yeniden satışı ile ... markalı araçlara servis hizmeti sağlamayı yükümlendiği anlaşılmıştır.
Sözleşmenin Feshi Başlıklı 32. Maddesi (Yetkili Servis Sözleşmesinin benzer içerikte 31. Maddesi );
"a) İşbu sözleşme ve eklerinde (tavsiye niteliğinde olanlar hariç olmak üzere) bulunan hükümlerde belirtilen yükümlülüklerin tamamı ana yükümlülükler olup sözleşmenin devamı için zorunluluk arz etmektedir. Bu sebeple BAYİ'nin işbu sözleşme ve eklerinin (tavsiye niteliğinde olanlar hariç olmak üzere) herhangi bir hükmüne kısmen ya da tamamen aykırı harekette bulunması ve ŞİRKET'çe bu konuda yapılacak aykırı hareket ile ilgili objektif gerekçeleri içeren yazılı ihtarla verilecek 15 günlük süre içinde bu davranışına son vermemesi halinde, ŞİRKET, bu sözleşmeyi haklı sebeple feshetmeye yetkilidir. Bu durumda ŞİRKET, sözleşmeye aykırı iş ve eylemleriyle işbu sözleşmenin feshine sebep olan BAYİ'den, işbu sözleşmenin feshi nedeniyle uğramış olduğu, her türlü zarar, ziyan, satış ve kar mahrumiyeti gibi bilcümle kayıplarını talep edebilecektir.
b) BAYİ, işbu sözleşmeyi süresinden önce veya haksız olarak feshettiği takdirde, bu nedenle fesih tarihi ile sözleşmenin mutat bitim tarihi arasındaki sürede ŞİRKET'in ... araçlarının satışının aksamasından doğan her türlü kâr mahı e zararlarını karşılamayı, bu zararın hesaplanmasında 1 yıllık planda söz konusu süre için öngörülen satışların esas alınacağını kabul ve taahhüt eder." hükmünü havidir.
Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan ve davalı yan adına imzalı "Taahhütname" başlıklı 27/11/2010 tarihli belgede, davalı tarafından temmuz 2010 tarihinde ilan edilen yeni bayi tesis standartlarını davacının mevcut tesisinin sağlamadığı ve ekte yer alan yatırım planı uyarınca, standartlara uygun yeni bir bayilik tesis etmeyi taahhüt ettiği, Yeni Tesis Yatırım Planına göre tesisin 30/06/2013 tarihinde faaliyete geçeceği, taraflar arasında 10/03/2015 tarihinde imzalanan "PROTOKOL" başlıklı belgede ilgili sözleşmelerin davalı tarafından 11.03.2013 tarihli ve ... sayılı ihtarname ile 2 yıl ihbar öneli verilerek feshedildiği, sözleşmenin 11.03.2015 tarihi itibariyle sona ereceği, feshe ilişkin sonuçların 01/07/2016 tarihine kadar askıya alınacağı, davacının standartlara uygun tesisi bu tarihe kadar faaliyete geçirmeyi üstlendiği, taraflarca bu protokol ile sözleşmenin devamının amaçlandığı bu döneme geçiş dönemi adı verildiği, davacının yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda askıya alınan feshin sonuçlarını doğuracağının kararlaştırıldığı, davalı tarafından .... Noterliğinden gönderilen 13/07/2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile davacıya protokol ile üstlendiği yükümlülükleri 01/07/2016 tarihine kadar yerine getirmesi gerektiğinin ihtar edildiği, yine taraflar arasında imzalanan 31/03/2016 tarihli "PROTOKOL" ile geçiş süreci olarak belirlenen 01/07/2016 tarihine kadar tesisin faaliyete geçmesinin mümkün olmadığının anlaşılması nedeni ile davacı yana 30/06/2017 tarihine kadar süre verildiği, aksi halde fesih sonuçlarının geriye etkili olarak doğacağının kararlaştırıldığı, imzalanan SÜRE UZATIM PROTOKOLÜ ile 31/03/2016 tarihli protokol ile belirlenen sürenin 11 ay uzatılmasına ve sürenin 31/05/2018 olarak belirlenmesine karar verildiği, davalı tarafından .... Noterliği'nden gönderilen 24/05/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile özetle davacının sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiği, servis sözleşmesinin 32. maddesi ve yetkili satıcı sözleşmesinin 33. maddesi uyarınca bayinin faaliyetlerini tatil etmesinin sözleşmenin kendiliğinden münfesih olma sebebi olarak sayıldığının ve davacının sözleşmeye aykırılığı gidermesinin ihtar edildiği, yine davalı tarafından .... Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)'nin ... d.iş sayılı dosyası üzerinden yaptırılan tespitte, 30/05/2019 tarihli keşif tutanağında mahkeme gözlemi olarak, işletme kapısının kapalı olduğu, gece mesaisinde çalıştığını beyan eden ...'nın kapıyı açması üzerine işletmenin gezildiği, showroom içerisinde ve dışında hiç bir araç bulunmadığı, satış kabul odasında sadece müşteri evrakları bulunduğu, işletme vergi levhası bulunmadığı, servis bölümünde faaliyet bulunmadığı, işletmede ticari faaliyet bulunmadığı ve evrakların incelenmesinde 1 ay önce ticari faaliyete son verildiği tespit edilmiş, 13/06/2019 tarihli bilirkişi raporunda da benzer tespitlere yer verildiği anlaşılmıştır.
Sözleşmenin Feshi;
Davacı , davalının sözleşmenin feshi baskısı nedeni ile çevrede bilinen adresinden başka bir yere tesis inşaat ederek taşınmak durumunda kaldığını, bu taşınma sonrasında faaliyetlerinin aksadığını, dava dışı şirketin bayiliği devir almaya ilişkin teklifine davacının onay vermemesi nedeni ile faaliyetlerinin aksadığını ve 01/05/2019 tarihi itibariyle faaliyetlerini tatil ettiğini iddia etmiş, davalı ise olağan fesih hakkını kullandığını ve davacının faaliyetlerini tatil etmesinin sözleşmenin kendiliğinden sona erme nedeni olduğunu savunmuştur.
Öncelikle, sözleşme ile taraflara 2 yıl ihbar öneli verilerek sözleşmenin olağan yoldan feshi hakkı tanınmamıştır, tanınmış olsa bile davalının feshin sonuçlarını saklı tutarak sözleşme hükümlerinin uygulanması amacını taşıyan protokoller imzalayıp, davacı yana yatırım yaptırması iyi niyet ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz, başka bir deyişle sözleşmede 2 yıl önceden ihtar edilerek sözleşmenin fesih edilebileceğini ilişkin bir düzenlemenin bulunmamaktadır, bulunsa bile somut olayda davalının bu hakkını dürüstlük kuralına uygun olarak kullandığından söz edilemez. Kaldı ki tarafların sözleşmeyi devam ettirme amacı taşıdığı imzalanan protokoller ile sabit olup, davacının son uzatma tarihi içerisinde yeni tesise taşındığı sözleşmenin feshedilmeksizin yürürlükte kaldığı açıktır. Ancak sözleşmenin "İNFİSAH" başlıklı 33. maddesinde (Yetkili Servis sözleşmesinin 32. maddesinde);
"İşbu sözleşme :
a) ŞİRKET, infisah ederse,
b) BAYİ, iflas ederse veya iflasını isterse yahut konkordato talep ederse ya da faaliyetlerini tatil
ederse veya borçlarını ödemekte acze düşerse,
c) BAYİ, işbu sözleşme çerçevesinde yaptığı işi ilgilendiren bir suçtan mahküm olursa,
d) BAYİ, ŞİRKET'in dağıtım sistemi içerisindeki bir başka dağıtıcıya deviri hali hariç olmak üzere, ŞİRKET'in mevcut kontrol yapısı değişirse ya da ortaklarında sermayenin %50'si oranında değişiklik gerçekleşir ise ve bu hususta ŞİRKET'in onayı alınmamışsa kendiliğinden münfesih olur." kararlaştırıldığı, davacı yanın kabulünde ve .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... D.iş sayılı dosyasında tespit olunduğu üzere davacı yan faaliyetlerini tatil etmiş olup sözleşme kendiliğinden sona ermiştir.
Her ne kadar davacı, davalının yeni tesis yapımına zorlaması, bu nedenle yeni taşındığı yerde iş hacminin düştüğünü ve davalının bayiliği devir almak isteyen dava dışı şirkete onay vermemesi nedeni ile faaliyetlerine son verdiğini savunmuş ise de; yeni tesis lokasyonu davalı tarafından onaylanacak olsa da, yeni tesise ilişkin arsanın davacı tarafından belirlendiği, davacının yeni tesis yapımına ilişkin ilk olarak 27/11/2010 tarihinde imzalanan taahhütname ve protokollerle kendi isteği ile yükümlülük altına girip, bu konu da birden fazla protokol imzaladığı, kaldı ki davacının yeni bir adrese taşınmasının iş hacmini azaltığına dair dosyada somut bir delil bulunmadığı; SÖZLEŞMENİN DEVRİ başlıklı 26. maddesinde
"BAYİ, ŞİRKET'in yazılı izni olmadan ortak alamaz, tesis yerini ... seçici sistemi içerisinde satım ve dağıtım ile yetkilendirilmiş olmayan üçüncü kişilere devredemez. Ancak BAYİ, iş bu sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerini, yazılı olarak ŞİRKET'e bildirmek şartı ile ... seçici sistemi içerisinde yer alan ve sözleşmenin konusunu oluşturan dağıtım ve satım ile yetkili olan bir BAYİ'ye devredebilir." olarak kararlaştırıldığı üzere sözleşmede ... ağı içinde olmayan 3. kişilere devir yasağı bulunduğu, bu hali ile davacının iş hacminin azalmasına ve faaliyetini tatil etmesi nedeni ile sözleşmenin kendiliğinden sona ermesine davalı eylemlerinin neden olduğunun ispat olunamadığı anlaşılmıştır.
Müspet Zarar (Kar Kaybı) İstemi Yönünden;
Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Hâluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 426-427; Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, s. 591). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. ... Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.02.2023 tarih, 2021/(15)6-874 E., 2023/118K. sayılı ilamı).
Yukarıda açıklandığı üzere davacının müspet zarar talebinde bulunabilmesi için davalının sözleşmenin feshinde kusurlu olması gereklidir. Eldeki davada ise, yukarıda açıklandığı üzere dava konusu sözleşme, sözleşme hükümleri gereği kendiliğinden sona ermiş olup davalının kusurundan söz edilemez, bu nedenle davacının müspet zarar isteminin reddine karar verilmiştir.
Cari Hesap Alacağı Yönünden;
Davacı vekili, dava dilekçesi ile taraflar arasında bulunan cari hesap ilişkisi nedeni ile davalı yandan 150.000,00 TL alacağı bulunduğunu ileri sürmüş ise de, davacı yan ticari defter ve kayıtları incelenerek bilirkişi SMMM ... tarafından düzenlenen 07/02/2023 tarihli rapor ile davacının 2019 yılı defter ve kayıtlarına göre davalıdan alacağı bulunmadığı tespit edilmiş, mahkememizce alınan bilirkişiler Bağımsız Denetçi/ Mali Müşavir Prof.Dr. ... ile Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 09/08/2023 tarihli rapor ile 29/02/2024 tarihli ek rapor ile davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği cari hesap alacağına ilişkin bir veri bulunmadığı, davacının alacağına dayanak yaptığı faturalar ile cari muavinlerini sunması gerektiği rapor edilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur.
HMK 190/1 maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Davacı, davalıdan cari hesapta 150.000,00 TL alacaklı olduğunu ispat yükü altında olup, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan alacağının bulunmadığı, davacı tarafından alacağının varlığına ilişkin başkaca delil ve kayıtta sunulmadığı anlaşılmış ve ispat olunamayan cari hesap alacağı isteminin reddine karar verilmiştir.
Portföy Tazminatı Yönünden;
Davacının talebi denkleştirme istemine dayanmakta olup; denkleştirme istemi yönünden olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 122.maddesi; "(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır." hükmünü içermektedir.
Görüldüğü üzere belirtilen yasal düzenleme gereğince, denkleştirme isteminde bulunabilmek için öncelikle, taraflar arasında tekel hakkı veren bir tek satıcılık veya acentelik ilişkisi bulunması yasal zorunluluktur. Taraflar arasında bu tür bir ilişki bulunmuyor ise, denkleştirme isteminde bulunulamaz.
Yukarıda yapılan açıklamalar ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde, davacıya tekel hakkı veren bir sözleşme bulunmadığı ve bu nedenle davacının denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği anlaşılmakla davacının denkleştirme tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. (Bkz. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 14/02/2024 tarihli 2022/6966 Esas ve 2024/1092 Karar sayılı ilamı)
Manevi tazminat istemi yönünden;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58/1 maddesinde; " Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava konusu sözleşmenin sona ermiş olmasının davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı anlaşıldığından, davacının şartları oluşmayan manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilerek uyuşmazlığın bütünü hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda yazılı kararda açıklandığı üzere;
1-Davacının cari hesap alacağı, portföy tazminatı, maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin REDDİNE,
2-Maddi tazminat (maddi tazminat, cari hesap alacağı, portföy tazminatı) talepleri yönünden alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin olarak ödenen 2.595,78 TL harçtan mahsubu i ile bakiye 2.168,18 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana iadesine,
3-Manevi tazminat talebi yönünden alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin olarak ödenen 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.280,15 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği maddi tazminat (maddi tazminat, cari hesap alacağı, portföy tazminatı) istemleri yönünden hesap olunan 24.320,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
6-Manevi tazminat talebi yönünden, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
7-Gider avansının harcanmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!