WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

İSTANBUL 11. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/742 Esas
KARAR NO:2024/163

DAVA:Ticari Şirket
DAVA TARİHİ:17/11/2023
KARAR TARİHİ:07/03/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı gerçek kişinin davalı şirketin %50 oranında paya sahip birlikte müşterek temsile yetkili ortağı olduklarını, kentsel dönüşüm kapsamında davalı şirket ile taşınmaz malikleri arasında Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığını ve inşaata başlandığını, ruhsatın alınması sonrasında davalı ortak ...'nun şahsi borçlarını ödemek için, kat karşılığı/arsa payı karşılığı inşaatı üstlenilen taşınmazdan harici satış sözleşmesi ile daire satışı yapmaya çalıştığının öğrenildiğini, davalı gerçek kişi ortağın bu davranışının şirketi ve ortakları, ayrıca işin tamamlanmasını tehlikeye soktuğunu; davalı şirket ortağına ve ilgilere yapılan ihtarnameye rağmen müvekkiline bilgi verilmediğini, şirket müdürlüğüne müvekkili ile davalı gerçek kişinin atanmasına ve şirketi her hususta müşterek imzaları ile temsil etmek üzere yetki verilmesine rağmen davalı ortağın ortaklık toplantılarından kaçındığını, davalı şirket ortağına güven kalmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davalı gerçek kişinin yönetim/temsil yetkisinin kaldırılması ile müdürlük görevinden azline ve şirketin 3.kişilerle yaptığı ticari faaliyetleri konusunda bilgi ve hesap vermesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı gerçek kişi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının somut delillerle ispatlanamadığını, davacının söz konusu inşaat işine ilişkin tüm detayları bildiğini, davacının müvekkilinden herhangi bir bilgi ve inceleme talebinde bulunmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Dava; davalı şirkette davacı ile müşterek yetkili müdür olan davalının, yönetim hakkının ve temsil yetkisinin dilekçede ileri sürülen nedenlerle kaldırılması, yerine kayyım atanması, müdürlükten azli ve davalı ortağın, davacı ortağa bilgi ve hesap vermesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Davalı şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında (Fatih) olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine ve 6100 sayılı HMK'nın 14/2.maddesindeki düzenlemeye göre işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521.maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır.
Şirket müdürünün azli ve yerine kayyım atanması istemi yönünden taraflar arasındaki uyuşmazlığa uygulanması gereken TTK'nun 630.maddesi;
"Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir.
Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.
Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır." hükmünü içermektedir.
Yasal düzenlemedeki "haklı sebeplerin" nelerden ibaret olduğu açıklanmamış ancak, Yargıtay ve BAM kararları ile öğretide şirket müdürünün yetkilerinin geri alınması ve sınırlandırılması konusunda; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı şekilde toplantıya çağrılması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kar payının sürekli azalması, ortaklar arasındaki şiddetli geçimsizlik, şirketin devamlı olarak kar getirmemesi, şirketin amacının gerçekleşmesinde ekonomik ve hukuki imkansızlık, kanun esas sözleşme ve genel kurul kararlarının yerine getirilmemesi veya sürekli şeklinde ihlali, uzun yıllar ciddi bir faaliyetin olmaması gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilmektedir.
Bunun yanında, TTK'nun 630.maddesi gereğince davalı şirket müdürünün yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılması için haklı nedenlerin bulunup bulunmadığı konusunda kanıt yükümlülüğünün, iddiayı ileri süren davacı ortağa ait olduğu da kuşkusuzdur.
Somut olayda davacı taraf, davalı şirket ile taşınmaz malikleri arasında yapılmış Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi kapsamında yüklenilen işten şirket payına düşen dairenin davalı gerçek kişi tarafından harici olarak satışının yapıldığını ileri sürerek şirket müdürü davalı gerçek kişinin, şirket müdürlüğünden azli ile davalı şirkete kayyım atanması talep etmiş ise de;
Davalı şirketteki her iki ortağın müşterek temsil yetki durumuna göre, bu şekilde yapılan harici satışın geçersiz olduğu ve davalı şirketi bağlayıcı bir yönünün bulunmadığı dolayısıyla, şirket açısından bir zararın doğma olasılığının bulunmadığı anlaşılmakta olup, bu yönde ileri sürülen iddiaların, davalı müdürün azli için haklı bir neden olarak kabulü mümkün değildir.
Öte yandan davacı, işi yüklenen davalı şirketin diğer ortağı davalı gerçek kişi ile birlikte müşterek yetkilisi olup, işin gecikmesinde kendi sorumluluğu da bulunduğundan, bu konudaki diğer yetkiliye yüklediği iddiası da yerinde görülmemiştir.
Davacı tarafın talebine konu bir diğer husus olan, davalı şirketten bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin hükümlerin; ortaklık sıfatı yönünden 6102 sayılı TTK'nın 614.maddesinde, müdürlük sıfatı yönünden aynı yasanın 644.maddesinin yollamasıyla 392.maddesinde düzenlendiği; davacı tarafça, bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin yasada belirtilen prosedürlerin yerine getirilmediği anlaşıldığından, davanın reddine ilişkin aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından 269,85 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL harcın davacıdan alınarak maliyeye gelir kaydına,
3-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp bu davalıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harcı yargılama giderinin davacıdan alınıp davalı ...'na verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı. 07/03/2024

Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı