WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

İSTANBUL 11. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/362 Esas
KARAR NO:2023/802

DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:17/09/2014
KARAR TARİHİ:31/10/2023

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile müvekkili arasında 30.07.2012 tarihli “...” inşaatı taşeron sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye istinaden müvekkiline davalı tarafından yer teslimi yapıldığını ve inşaat işi halen devam etmekte olduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasındaki taşeron sözleşmesinin 09.02. maddesinde teminat olarak 200.000,00 (ikiyüzbin) TL bedelli keşidecisi müvekkili, lehtarı da davalı şirket olan tanzim tarihi ve vade tarihi açık imzalı senet verilmesine yer verildiğini, bu sözleşme çerçevesinde davalı şirkete 04.02.2013 tarihinde teslim edilmiş olup mezkur senet imzalı olarak verildiğini, davalı şirket ödemelerini sözleşme çerçevesinde düzgün bir şekilde yapmadığından kendisine karşı 25.02.2014 tarihinde .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, bunun üzerine davalı şirket yetkilisi tarafından hem mesaj yolu ile hem de dolaylı yollardan takibi durdurması , durdurmadığı takdirde teminat senedini icraya koyacağının bildirildiğini, bu bildirimden sonra davalı şirket tarafından .... Noterliğinin 11.03.2014 tarih ve ... yevmiye numarası ile teminat senetleri , tanzim tarihi 10.09.2012 vade tarihi de 10.03.2014 olmak üzere davalı şirket tarafından doldurularak bir ihtarname ile gönderildiğini, gerek taşeron sözleşmesinde, gerekse teminat senedi teslim evrakında da görüleceği üzere müvekkilinin böyle bir borcu davalı şirkete mevcut olmadığını, davaya konu senet bedelsiz olup teminat senedi olarak davalı şirkete 04.02.2013 tarihinde teslim edidiğini, bu husus taraflara ait ticari kayıtlar ile banka hesaplarının incelenmesinde açıkça görüleceğini, keza harici olarak da teslim alınan herhangi bir bedel söz konusu olmadığını, davalı şirket henüz davaya konu senedi icra takibine koymadığını, İİK. 72/2 ve ilgili maddeler çerçevesinde davalı şirket tarafından haciz tehdidi altında olması ve davalı tarafından senedin icraya konması halinde telafisi zor ve imkansız durumlar doğacağından borçlu olmadıklarının tespiti ile davaya konu senedin iptali ve dava sonuna kadar senedin icraya konulmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini isteme zorunluluğu doğduğunu, öte yandan davalı şirket tarafından tanzim tarihi ve vade tarihi kendileri tarafından doldurulmuş olup hukuki ve cezai hakları saklı kalmak kaydı ile senedin esas unsurlarından olan tanzim tarihinin yanlış yazılmış olması sebebiyle davaya konu senet asli unsurları bulunmadığırıdan yok hükmünde olmakla ve kambiyo senedi vasfında bulunmaması sebebiyle yine iptalinin gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerle yargılama yapılarak davalı şirkete borçlu olmadıklarının espitine , davaya konu 10.03.2014 vadeli 200.000,00 (ikiyüzbin) TL tutarlı keşidecisi müvekkillerimiz olan ve kambiyo vasfını taşımayan senedin iptaline , dava sonuna kadar henüz icra takibine konulmayan senedin icraya konulmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına , yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve müvekkili ticari bir işletme olup, uzun zamandan beri çeşitli işlerin yapılması sırasında birlikte çalışmışlar bu çalışmalar nedeniyle de zaman içinde karşılıklı bir alacak-verecek ilişkisine girdiklerini, bu ticari ilişki nedeniyle oluşan borç nedeniyle davacı müvekkili şirkete kambiyo senedi düzenleyip yolladığını, davalı şirket borcunu ödemek yerine işbu davayı açtığını, oysa müvekkili şirket, aradaki uzun yıllara dayalı ticari ilişkinin hatırına kambiyo senedini icra takibine koymak yerine noter yoluyla gönderdiğini, eğer davacının iddia ettiği gibi herhangi bir kötüniyet olsaydı, ihtiyati haciz kararı alır apar topar haciz işlemine geçilirdi ki, bunun yapılmayıp ihtar gönderilmesi müvekkili şirketin tamamen iyiniyetli olduğuna bir karinesi olduğunu, taraflar uzun zamandan beri birlikte iş yapmışlardır bu iş ilişkileri nedeniyle doğan borç karşılığı müvekkili şirkete davacı senedi düzenleyip yolladıklarını, dolayısıyla banka hesaplarında görülecek diye bir şey olamayacağını, ayrıca takdir edilecektir ki kambiyo senedi başlı başına borç ikrarını havi bir belge olduğunu, ayrıca başka bir delile ihtiyaç gerektirmeyeceğini, bu husus bile başlı başına davanın red nedeni olduğunu, müvekkilinin alacağını almasını engellemeye matuf kötüniyetli bir beyan olduğunu, kendileri tarafından imazalandığı kabul edilen senedi müvekkili tarafından doldurulduğu iddiası hiçbir gerçekle bağdaşmayacağını, ayrıca davacının tedbir taleplerinin usul ve yasaya aykırı olup kötü niyetli olduğundan reddi gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerle haksız, yersiz, usul ve yasaya aykırı, kötüniyetile olarak müvekkile alacağını engellemeye matuf işbu öncelikle tedbir talebinin akabinde davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMEMİZDEN VERİLEN İLK KARAR:
Mahkememizin 14/12/2021 tarihli ... karar sayılı karar "...Dava, teminat olarak verildiği ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ileri sürülen bono nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Somut olayda taraflar arasında 30.07.2012 tarihli ... İnşaatı Taşeron Sözleşmesinin imzalandığı, davacılar tarafından davalı yana 200.000 TL bedelli bononun imzalanarak teslim edildiği, tüm dosya kapsamı ve taraf beyanları ile sabit olup , ihtilaf konusu husus dava konusu bononun teminat senedi ve unsurları eksik olarak davalı yana teslim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
Dava konusu bononun ; 10.09.2012 düzenleme, 10.03.2014 vade tarihli olduğu, düzenleme yerinin İstanbul olduğu , 200.000 TL bedelli olup keşidecisi ... İnş. Tic- ... , lehtarı ... End. Isı Sist. İnş. Tur.San olduğu nakden kaydının bulunduğu, ...'in kefil olarak senedi imzaladığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacı ... bonoyu kefil olarak imzalamış olsa da, bononun ön yüzündeki keşideci imzası dışındaki diğer imzalar aval imzası olarak değerlendirilecek olup, davacı ... senette avalist konumundadır.
Davacı taraf senedi imzalı olarak davalı yana verdiğini dava dilekçesi ile açıkça beyan etmiştir. Senette imza inkarı bulunmamaktadır. Davacı senedin taraf arasında imzalanan sözleşmenin 9.2 maddesi gereği verildiğini iddia etmiş ilgili sözleşme maddesi incelendiğinde " Yüklenici kesin teminat olarak süresiz ve müteahhit'in kabul edeceği bir bankadan alınmış, sözleşme bedelinin %10 'u oranında teminat senedi (200.000 TL) verecektir. " , sözleşmede, sözleşme konusu işin teminatı olarak verilecek senedin bankadan alınacağının kararlaştırıldığı , anılan madde sonuna el yazısı ile senet sıra no.1/1 ibaresinin yazıldığı ancak tarafların parafların bulunmadığı görülmüştür.
Her ne kadar mahkememizce ....İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...E sayılı dosyası bekletici mesele yapılmışsa da, söz konusu dava imza inkarına dayalı olarak açılmış olup, mahkememiz dosyasında dava dilekçesi ile imzanın davacı ...'e ait olduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar senetteki keşideci imzası aval veren ... adına atılı imza ile bire bir aynı olsa bile bu husus davacının imzayı kabul etmiş olması nedeni ile ihtilaf konusu değildir.
Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davalı alacaklı da olup, alacaklının alacağı imzası inkar edilmemiş senede dayanması durumunda borçlu olunmadığını ispat yükü davacı borçluya düşmektedir. Davacı üzerinde bedeli nakten alınmıştır ibaresi bulunan senedin teminat amacıyla verildiğini iddia etmekle senedin veriliş amacını talil etmiş olup bu iddiasını ispat ile yükümlüdür.
Kural olarak bono “kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadini” içermektedir. Bunun aksini iddia eden tarafın bononun teminat amacıyla verildiğini HMK’nun 200’üncü maddesi uyarınca senetle ispat etmesi gerekir..(Yargıtay 19.HD’nin 27/01/2015 tarihli 2014/10822 E., 2015/1076 K. sayılı emsal kararı) Yine TTK hükümlerine göre açığa bono düzenlenmesi mümkün olup, bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden borçlunun bu iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerekir. (Yargıtay 19.HD’nin 17/11/2016 tarihli 2016/4254 E., 2016/14849 K. sayılı emsal kararı). Bu konuda tanık dinlenmesi mümkün değildir.
Öte yandan TTK’nun 702/2 maddesi “Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.” hükmünü içermektedir. Kanun hükmü gereği senet teminat amacıyla verilmiş olsa dahi bu durum davalı ...'in borcunu ortadan kaldırmamaktadır.
Her ne kadar davacı tarafça davanın ihbarı talep edilmiş ise de, mahkememizce ihbar talep edilene çıkartılan ilk tebligatın iade edildiği, davacı vekili tarafından bildirilen yeni adreste mahalle adının ve iç kapı numarasının eksik olduğu, ihbar nedeni ile yargılamanın başka bir güne bırakılamayacağı ve ihbarın mahkeme dışı yollarla da yerine getirilebileceği dikkate alınarak ihbar talebi yerine getirilmemiştir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacı yanın senedin teminat amacıyla verildiğini ve taraflar arasında ki sözleşmeye aykırı olarak doldurulduğunu yazılı belge ile ispat etmesi gerekmekte olup, davacılar tarafından nakden kaydı bulunan bononun teminat amacıyla verildiği ve sözleşmeye aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile ispat edilememiştir. Davacı yanın iddiasını dayandırdığı sözleşme metninde bankaca verilecek senedin teminat olarak kararlaştırıldığı, sözleşmede dava konusu bonoya açıkça bir atıf olmadığı, sonradan el yazısı senet sıra numarasının yazıldığı tarafların paraflarının bulunmadığı görülmüş, davacılardan ... dava konusu bonoda aval veren konumunda olduğundan, senedin teminat olarak verildiği ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yönündeki iddiaları dinlenemeyecek olup (Emsal: Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 20/09/2017 tarihli 2016/11415 E., 2017/6074 K. sayılı kararı; 20/03/2017 tarihli 2016/7655 E., 2017/2238 K. sayılı kararı; 21/11/2016 tarihli 2016/7157 E., 2016/14900 K. sayılı kararı) bu nedenlerle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilerek aşağıda ki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53. HUKUK DAİRESİ'NİN KALDIRMA İLAMI;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi' nin 03/05/2023 tarihli 2022/1690 Esas ve 2023/396 Karar sayılı ilamı; '' Dava, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, müvekkili Behice ile davalı arasında alt taşeron sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmenin teminatı olmak üzere davaya konu bononun imzalı ve boş olarak teslim edildiğini, davalının bonoyu anlaşmaya aykırı olarak doldurduğunu, teminat bonosu olması nedeniyle bononun bedelsiz olduğunu bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Borçlu bononun tarafların iradesi dışında düzenlendiğini veya teminat bonosu olduğunu yazılı delil ile ispatlamalıdır.
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olmakla, illetten mücerrettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak, senede “malen” veya “nakden” kaydı yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda kanıt yükümlülüğü yer değiştirir. Senedi talil eden, iddiasını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. (YHGK 17.12.2003 gün 2003/19-781 esas, 2003/768 karar sayılı ilamı)
Somut olayda, davaya konu bonoda nakden kaydı mevcuttur. Bonoda nakden kaydı bulunduğundan kural olarak bu kayda itibar edilmesi gerekmektedir. Ancak davalı vekili cevap dilekçesinde davaya konu bononun tarafların uzun zamandan beri birlikte iş yaptıklarını, bu iş ilişkisi nedeniyle doğan borca karşılık olarak bononun keşide edilerek müvekkiline teslim edildiğini belirterek bono metninde yer alan nakden kaydını talil etmiştir. Buna göre ispat yükü bonoyu talil eden davalı tarafa geçmiştir. Davalının bononun taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan borca karşılık keşide edildiğini ispatlaması gerekir. Her iki tarafta delil olarak tarafların ticari defter ve belgelerine dayanmıştır. Mahkemece de taraf ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair ara karar verilmiş ise de gerekçe belirtilmeden bu ara karardan vazgeçilmiştir. Mahkemece yapılacak iş davalı tarafça bono talil edildiğinden ispat külfetinin davalıya geçtiği kabulü ile davaya konu bononun taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı borçtan dolayı keşide edilip edilmediği konusunda taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonucu göre karar vermek olmalıdır.
Mahkemece bononun mücerret olduğu, nakden kaydı bulunduğu, bononun teminat bonosu olduğu veya bedelsiz kaldığı yönündeki iddianın davacı tarafça ispatlanması gerektiği, davacının bu iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2021 tarih, ... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE '' gerekçesi ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
HUKUKİ NİTELENDİRME DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, teminat olarak verildiği ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ileri sürülen bono nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Yukarıda gerekçesi yazılı kesin olarak verilen kaldırma ilamı ile ispat yükünün davalı yan üzerinde olup davalının savunması gereği bononun taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan borca karşılık keşide edildiğini ispatlaması gerektiği ve tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi raporu alınması gerektiği belirtilmiş olup, anılan ilam gereği mahkememizce inceleme yaptırılan bilirkişi ... tarafından sunulan 10/10/2023 tarihli rapor ile davacı defterlerinin .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında olduğu ancak dosya içerisinde yer alan davacı cari muavin kayıtlarına göre davacının davalıdan 12/02/2014 tarihi itibariyle 441.330,72 TL alacaklı olduğu, davalı kayıtlarının inceleme için ibraz edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesinin 3. fıkrasında " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.)..." düzenlemesine yer verilmiştir.
Mahkememizce taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde 07/07/2023 günü bilirkişi incelemesi yapılacağı ihtarını içerir tensip zaptının 06/06/2023 günü taraf vekillerine tebliğ edildiği, davacılar vekilinin davacı defterlerinin .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nden istenmesi yönünde 20/06/2023 tarihli dilekçesini sunduğu, davalı vekili tarafından defter inceleme tarihinden sonra 14/07/2023 tarihli dilekçe ile defterlerinin bulunduğu yerin bildirildiği bu hali ile davalının mahkememizce verilen kesin süre içerisinde defterlerini ibraz etmeyerek defter ibrazından kaçınmış sayılması gerektiği ve yukarıda yazılı HMK'nun 222/3 maddesi gereği davacı defterlerinin lehine delil teşkil edeceği ve davacı ...'in defter ve kayıtlarına göre davalı yana borçlu olmadığı, davalının üzerine düşen ispat yükünü yerine getiremediği anlaşılmış davacı ...'in davasının kabulüne dava konusu bono nedeni ile davalı yana borçlu olmadığına karar verilmiştir.
İİK 72/5 maddesindeki düzenlenmeye göre ; menfi tespit davası borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur, icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa talebi üzerine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Görüldüğü üzere; davalı alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davalı alacaklının icra takibini yapmakta haksız ve aynı zamanda kötüniyetli olması gerekir. Tüm dosya kapsamında; icra takibinin haksız olduğu ve davalının alacaklı olmadığını bildiği senet ile davacı ... aleyhine takip yaptığı anlaşılmış olmakla bu davacı lehine bono bedelinin %20'si oranında haksız takip tazminatına hükmedilmiştir.
Davacı ...'in davasına gelince, adı geçen davacı dava konusu bonoda avalisttir. TTK’nun 702/2 maddesi “...veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.” hükmünü içermektedir. Kanun hükmü gereği avalist ancak senette yer alan şekle aykırılık nedeni ile borçlu olmadığını ileri sürebilecek olup, keşidecinin borcunun bulunmadığı iddiası senedi elinde bulunduran alacaklıya karşı avalist tarafından ileri sürülemez bu nedenle bu davacının davasının reddine karar verilerek uyuşmazlığın tümü hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda yazılı kararda açıklandığı üzere;
1-Davacı ...' in davasının kabulü ile, davacının 200.000,00 TL bedelli 10/09/2012 düzenleme, 10/03/2014 vade tarihli, keşidecisi ... İnşaat Ticaret - ..., Lehtarı ... Sis. İnş. Tur. San.ve Tic. Ltd. Şti.olan bono nedeniyle bu davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-40.000,00 TL haksız takip tazminatının davalıdan alınarak ...' e ödenmesine,
3-Davacı ... ' in davasının REDDİNE,
4-Alınması gereken 13.662,00 TL karar ve ilam harcının 3.415,50-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 10.246,50 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı ... tarafından ödenen 3.415,50 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davacı ... tarafından bu yargılama nedeni ile ödenen 25,20 TL başvuru harcı ile 550,70 TL posta ve tebligat gideri toplamı 575,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak bu davacıya ödenmesine,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap olunan 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak bu davacıya ödenmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap olunan 32.000,00TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalı yana ödenmesine
10-Gider avansının harcanmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/10/2023

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır