T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/329 Esas
KARAR NO :2024/401
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:17/05/2023
KARAR TARİHİ:03/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27/06/2014 tarihinde müvekkilinin kullandığı ... plakalı aracın ... istikametinde seyretmekte iken ... sapağına geldiği sırada sağ şeritte bulunan ve plakasını hatırlayamadığı üzerine hızla gelen araca çarpmamak adına direksiyonu kırarak aracın hakimiyetini kaybederek orada bulunan yön tabelasına çarpması sonucu araç içerisinde feci şekilde sıkışan müvekkilinin yaralandığını belirterek, haklı davalarının kabulü ile, uzman kişiler marifetiyle yapılacak hesaplama ve bilahere sunulacak artırım dilekçeleriyle talep olunmak üzere davacı lehine şimdilik 100,00-TL sürekli tam/kısmi iş göremezlik nedeniyle, 100,00-TL geçici iş göremezlik nedeniyle, 50,00-TL tedavi ve iyileşme gideri, 50,00-TL bakıcı gideri olmak üzere toplamda şimdilik 300,00-TL maddi tazminat miktarının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Karayolları Trafik Kanunu madde 109 uyarınca motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl içinde zamanaşımına uğrayacağını, somut olayda, aynı kanun gereğince, daha uzun olan ceza zamanaşımı da olmuş olduğunu, kaza (27/06/2014) ve dava (17/05/2023) tarihi dikkate alınarak davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, plakası tespit edilemeyen aracın varlığı ve kazaya neden olduğu ispatlanamadığından davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, kaza tespit tutanağına göre de davacının %100 tek ve asli kusurlu olduğunu, KTK madde 97 ve 99 gereği dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, ispat yükümlülüğü yerine getirilmediği gibi müvekkili kuruma başvuru sırasında yönetmeliğe uygun sağlık kurulu raporu da sunulmamış olduğunu, davacının iddialarının ispata muhtaç olduğunu, olayda müvekkili kurumun sorumluluğunu gerektirir somut bir olgu olmadığını, kazaya %100 kusuru ile asli ve tam kusuruyla sebep olan davacı sürücü olduğunu, kazanın oluşundaki kusur oranlarının tespiti için keşif yapılarak bilirkişi raporu alınması gerektiğini, denetime elverişli ve ayrıntılı inceleme yapılmış bir rapor alınması gerektiğini, ancak tespit edilemeyen aracın kazaya neden olduğu, tespit edilemeyen araca atfı kabil bir kusur mevcut ise, müvekkili kurumun kaza tarihindeki teminat limiti ile sınırlı olarak, kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacının iddia ettiği kalıcı maluliyet oranının tespiti için sağlık kurulu raporu alınması gerektiğini, davacının iddia ettiği iş göremezlik halinin iddia edilen kaza nedeniyle gerçekleşip gerçekleşmediği hususu tespit edilmeli, ayrıca kalıcı maluliyeti varsa bunun oranı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tespit edilmesi gerektiğini, bu nedenle davacının gerek illiyet bağının tespiti gerekse maluliyet oranının tespiti hakkında Adli Tıp Kurumu'na sevki gerektiğini, zararın, sosyal güvenlik kurumları tarafından karşılandığı ölçüde müvekkili kurumun sorumluluğunun sona erdiğini, aksi halde davacı tarafından haksız kazanç elde edilmiş olacağını, tazminat hesaplamasının TRH Yaşam tablosu ve % 1,65 teknik faiz dikkate alınarak sicile kayıtlı aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, hesaplanan tazminattan en az %20 müterafik kusur indirimine gidilmeli ve emniyet kemeri kullanıldığı ispatlanamaması nedeniyle takdiri indirim sebeplerinin varlığı araştırılması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararından müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını, bakıcı gideri tazminatından müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını, tedavi gideri zararından müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını, davadan önce yapılan başvuruda müvekkilinin sorumluluğu ispat edilememiş ve mevzuata uygun sağlık kurulu raporu sunulmamış, mevcut koşullarda davacının talebinin değerlendirilmesi mümkün olmadığını, bu nedenle dava açılmasına sebep olunmaması nedeniyle temerrüt gerçekleşmemiş olup ayrıca müvekkili kurumun yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumluluğu bulunmadığını belirterek, davanın cevap dilekçesinde belirtilen nedenlerle, öncelikle pasif husumet yokluğundan ve başvuru şartlarının oluşmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, ayrıca zamanaşımı nedeniyle ve esastan reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
Davacı taraf delil olarak; kazadan sonra alınan müşteki ifade tutanağı, hastane evrakları, trafik kazası tutanağı ve soruşturma dosyası, epikriz raporu, adli tıp kurumu raporu, maluliyet raporu, tanık, bilirkişi incelemesi, keşif, yemin ve her türlü yasal delillere dayanmıştır.
Davalı taraf delil olarak; hasar dosyası, açılan savcılık soruşturma ve ceza kovuşturma dosyası, SGK kayıtları, SBM Tramer Kayıtları, Trafik Sicil Kayıtları, tanık, bilirkişi incelemesi, yemin ve sair yasal delillere dayanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava; yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan sürekli ve geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunmuş olup öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerekmiştir.
2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı Kanun'un 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başlaması için zarar görenin zararı ve onun failini öğrenmesi gerekmez. Ancak zarar ve onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise davanın, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açılması gerekir.
Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren 2918 sayılı yasanın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16/04/2008 Tarih 2008/4-326 E. 2008/325 K. sayılı kararı).
Eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza davası zamanaşımı süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.
Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/4765 Esas ve 2021/7355 Karar sayılı kararı).
Somut olayda kaza 27/06/2014 tarihinde gerçekleşmiş, dava ise 17/05/2023 tarihinde açılmıştır. Davacının dava açtığı tarihte, kaza tarihinden dava tarihine kadar sekiz yıldan fazla bir süre geçtiği ve bu şekilde uzamış zamanaşımı süresinin de dolduğu görülmektedir. Davacının olay nedeniyle uğradığı zararın kapsamını öğrendiğini belirttiği 11/07/2016 tarihli Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi sağlık kurulunca düzenlenen raporun 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi içerisinde alındığı sabittir. Ancak davacı uzamış zamanaşımı süresi içerisinde dava açmadığı ve öğrenme tarihi uzamış zamanaşımı süresi içerisinde olduğu için KTK'nın 109/2. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması olanağı da bulunmamaktadır. Öte yandan davacı.... İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan dava nedeniyle zamanaşımının 04/04/2017 tarihinde kesildiğini savunmuştur. İlgili dosyanın bir sureti UYAP sisteminden celbedilip yapılan incelemede; dosyanın davacısının dosyamız davacısı olduğu ancak dosyanın davalısının davacının iş vereni olan Teknik Yapı Teknik Yapılar San. Ve Tic. A. Ş. olduğu, o davanın farklı bir sorumluluk esasına dayandığı, anılan dosyada dosyamız davalısına yöneltilen bir husumet bulunmadığı, TBK'nın 153, 154, 156 ve 157. maddelerinde zamanaşımının durması, kesilmesi ve yeni sürenin başlaması hallerinin düzenlendiği, bu halde iş mahkemesinde açılan dava nedeniyle zamanaşımının durması, kesilmesi ve yeni sürenin başlaması şartlarının oluşmadığı, dolayısıyla zamanaşamı süresinin dolduğu anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklanan nedenlerle;
1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 300,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak maliyeye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup ana hatları ile anlatıldı. 03/06/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!