WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

İSTANBUL 11. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/296 Esas
KARAR NO:2024/369

DAVA:Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ:28/04/2022
KARAR TARİHİ:23/05/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın davalı şirketin %40 oranında payına sahip ortağı olduğunu, şirketin hisselerinin devri maksadıyla noterde sözleşmeler akdedildiğini ve şirketin münferiden temsil ve ilzama yetkilisi konumunda bulunan müdürünün aynı zamanda %60 hissedarı ... olduğunu, anılan kişinin bu görevi de 23.09.2013 tarihli genel kurul kararıyla üstlendiğini ve halen daha münferiden müdür olarak görev yaptığını; davalı şirkette her ne kadar müvekkili ... ortak olarak görünse de asıl ortağın müvekkili ... olduğunu, müvekkili tarafından tek ortaklı olan şirketin hissesi satın alınırken münferiden müdür konumunda bulunan ...'ın müvekkilini kandırdığını, şirketin herhangi bir borcu olmadığı yönünde aldatıcı hareketlerle müvekkiline hisse alım düşüncesini kuvvetlendirmiş ve münferiden müdür olan şahıs şirketten habersiz paralar aldığını, şirketi zarara uğrattığını ve basiretli bir tacirden ve özen yükümlülüğüyle bağlı yöneticiden beklenenin aksine şirketin gelirlerini şahsi menfaatleri doğrultusunda kullanıp bu gelirlerle şirket borçlarını ödemekten imtina ettiğini, şirketin borç batağında olduğunu, müvekkili tarafından ayıplı hisselerin satın alındığının tespit edildiğini, bu durumların taraflar arasındaki güven duygusunun temelinden çökmesine sebebiyet verdiğini; davalı şirketin son genel kurul toplantısının 11/03/2019 tarihinde yapıldığını, bu tarihten sonra herhangi bir genel kurul toplantısının yapılmadığını, şirket müdürünün ana sözleşmeden doğan yükümlülükleri yerine getirmediğini, bu durumunda kendi başına şirket hesi sebebi olduğunu; müvekkilleri ile şirketin aynı zamanda müdürü olan diğer ortağı arasında savcılık ve ceza dava dosyaları bulunduğunu, şirket orakları arasında anlaşmazlıklar olduğunu, ortaklığın devamının mümkün olmadığını; şirket sermayesinin tamamını kaybettiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davalı şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ortaklarının %60 paya sahip ... ve %40 paya sahip davacı ... olduğunu, aynı zamanda ...'ın şirket müdürü olduğunu, davacılardan ...'ın sicil kaydında ortak olarak ismi bulunmadığını, davacı ...'ın %40 hissesini satın alma aşamasında şirketin borca batık olduğunu bilmediği yönündeki beyanlarının asılsız olduğunu, müvekkili şirketin bulunduğu adresin değerli olması ve konumu ve işleyişi itibariyle kar oranlarının yüksek olması sebebi ile ...'ın yönlendirmeleri ile davacılardan ... önderliğinde şirketin hakim olduğu ...'a yönelik olarak öncesinde 2019 yılından itibaren ölüm tehditlerinde bulunulduğunu, bu nedenlerden dolayı ceza mahkemesinde yargılandıklarını, soruşturma dosyasında müvekkili şirketin yağmalanmak suretiyle iş yerinin işgalinin tespit edildiği, müvekkilinin şirketi olan ... Turizm İnş. San ve Tic. Ltd. Şti. halen ticari faaliyetlerine devam ettiğini, şirketin devamlılığının esas olduğunu, bu nedenle şirket feshi yerine alternatif çözüm yollarına gidilmesi gerektiğini, şirketin organsız kaldığı yönündeki iddiaların da yerinde olmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
Dava; davacı ...'ın ortağı olduğu davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Davalı şirketinin adresinin "Beyoğlu" olması nedeniyle, TTK'nın 636.maddesi gereğince mahkememiz işbu davaya bakmaya yetkili olup; adı geçen davacının davalı şirketteki payı dikkate alındığında eldeki davada davacılık sıfatı bulunmaktadır.
İddianın ileri sürülüş biçimine göre olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın TTK 636.maddesi "(1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer:
a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle.
b) Genel kurul kararı ile.
c) İflasın açılması ile.
d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde.
(2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.
(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.
(4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.
(5)Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır." hükmünü içermektedir.
Uyuşmazlığın niteliği itibari ile çözümü uzmanlık gerektirdiğinden, davalı şirketin fesih ve tasfiye koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda bilirkişi kurulu raporu alınmasına karar verilerek, davalı şirket ticari defter ve kayıtları, getirtilen-sunulan belgelerle birlikte dosya konusunda uzman bilirkişiler SMMM Prof. Dr. ...ve şirketler hukukunda nitelikli hesaplamalar konusunda uzman ...'ye tevdi edilmiş, adı geçen bilirkişi tarafından düzenlenen 26.02.2024 tarihli bilirkişi raporunun dosya arasında olduğu görülmüştür.
Alınan bilirkişi raporunda özetle; şirketin ticaret siciline son tescil işleminin 2019 yılına ait olduğu ve şirketin yıllardır gayri faal olduğunun vergi kayıtlarından anlaşılması neticesinde, TTK 636/3.md kapsamında haklı sebeple
fesih hakkının doğmuş olduğunun kabul edilebileceği, haklı sebeplerin varlığının kabulü halinde şirketin gayri faal olması ve aktiflerinin 2020 tarihi
itibariyle bir TL olması dikkate alındığında, şirketin feshi dışında; davacı ortağa payının gerçek
değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul
edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilmesine olanak bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Alınan bilirkişi raporu gerekçeli, denetlenebilir, dosya içeriğine uygun ve uyuşmazlığı çözmeye yeterli görüldüğünden, rapora yönelik itirazlar yerinde görülmemiş, davacı Ahmet'in talebi yönünden mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır.
Davacı ... tarafından açılan dava yönünden yapılan yargılama sonrasında;
Bilindiği üzere; 6102 sayılı TTK'nın 630/3. maddesi gereğince şirketin feshi yönündeki istem ancak pay sahibi tarafından açılabilen bir davadır.
Somut olayda incelenen sicil kayıtlarına göre davacı ...'ın davalı şirketin ortağı olmadığı dolayısıyla, TTK'nın 636/3 maddedeki açık düzenleme karşısında davalı şirketin feshini isteyemeyeceği anlaşıldığından, adı geçen davacı tarafça açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı ... tarafından açılan dava yönünden yapılan yargılama sonrasında;
Davacı taraf iddiası, alınan ve benimsenen bilirkişi raporu getirtilip-sunulan belgeler ve toplanıp değerlendirilen tüm delillere göre; davacı ...'ın ortağı olduğu davalı şirket genel kurulunun toplanamadığı ve herhangi bir karar alınamadığı, şirket ortağı davacı ile dava dışı diğer ortak arasında husumetin bulunduğu ve sözkonusu husumete ilişkin hukuk mahkemelerine açılmış dava ve savcılıkta yürütülen ceza soruşturma dosyalarının bulunduğu; bu durumda ortaklığın çekilmez hale geldiği, davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarında son tescil işleminin 2019 yılında yapıldığı ve davalı şirketin uzun süredir gayri faal olduğu, aktiflerinin 2020 tarihi
itibariyle bir TL olması dikkate alındığında, şirket feshi dışında başka bir çözüm arama yoluna da gidilemediği; dolayısıyla TTK 636. maddesinde sayılan haklı nedenle limited şirket feshi sebeplerinin bulunduğu anlaşıldığından davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davacı ... tarafından Açılan Davanın Reddine,
2-Davacı ... tarafından Açılan Davanın Kabulü ile;
a)...'nün ...-0 sicil numarasına kayıtlı ...'nin fesih ve tasfiyesine,
b)Davalı şirketin tasfiye işlemlerini yapmak üzere SMMM ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına,
c)Tasfiye memuru için takdir edilen aylık 3.500 TL'den şimdilik 6 ay peşin 21.000,00 TL ve ayrıca 10.000 TL tasfiye masraf avansı olmak üzere toplam 31.000,00 TL'nin karar kesinleştiğinde davacı tarafça mahkememiz veznesine yatırılmasına, bundan sonra tasfiye memuruna görevinin tebliğine,
d)Tasfiye memuru ücretinin ve tasfiye masraflarının, tasfiye memuru tarafından tasfiye giderlerine eklenmesine,
e)Kararın kesinleşmesinden sonra, TTK 283.maddesi uyarınca Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına,
3-Alınması gerekli 427,60 -TL karar ve ilam harcından 80,70-TL peşin harcın mahsubu ile geriye kalan 346,9‬0-TL harcın davalı şirketten alınıp maliyeye gelir kaydına,
4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalı şirketten alınıp davacı ...'a verilmesine,
5-Davacı ... tarafından açılan ve reddine karar verilen dava yönünden davalı şirket kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınıp davalıya verilmesine,
6-Davacı ... tarafından yatırılan 80,70 TL başvuru harcı, 80,70 TL peşin harç, 48,60 TL vekalet harcı, 5.500,00-TL bilirkişi ücreti ve 250,75-TL tebligat giderlerinin toplamı 5.960,75‬-TL yargılama giderinin davalı şirketten alınıp bu davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalanının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024

Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı